Arama

Üzgünüz, Aradığınız Sonuç Bulunamadı

Aramanızla eşleşen herhangi bir sonuç bulunamadı, lütfen arama terimlerinizi değiştirerek tekrar deneyiniz.

Dış Gebelik: Belirtiler, Nedenler, Tanı ve Tedavi Yöntemleri

image

Hamilelik süreci, anne adayları için hem heyecan verici hem de dikkatli olunması gereken bir dönemdir. Bu süreçte karşılaşılabilecek önemli sağlık sorunlarından biri de dış gebeliktir. Peki, dış gebelik nedir? Tıp dilinde ektopik gebelik olarak da bilinen bu durum, döllenmiş yumurtanın rahim iç zarı yerine, genellikle fallop tüpleri gibi rahim dışındaki bir bölgeye yerleşmesiyle ortaya çıkar.

Anne sağlığı için ciddi riskler taşıyan bu durum, erken müdahale gerektiren tıbbi bir aciliyettir. Olası komplikasyonları önlemek ve sağlığı korumak adına dış gebelik durumunda erken teşhis büyük önem taşır. Bu nedenle hamileliğin erken dönemlerinde olağan dışı semptomlar yaşayan kadınların vakit kaybetmeden bir sağlık uzmanına başvurması hayati bir adımdır. Bu yazıda, dış gebelik belirtileri, bu duruma yol açan nedenler, tanı yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında kapsamlı bilgiler bulacaksınız. Amaç, bu hassas konuda farkındalığı artırarak anne adaylarının bilinçli adımlar atmasına destek olmaktır.

Dış Gebelik Nedir?

Gebelik, döllenmiş yumurtanın rahmin iç duvarına başarıyla tutunmasıyla başlar. Ancak bu süreç her zaman planlandığı gibi ilerlemez. Tıp dilinde ektopik gebelik veya gebelik dışı gebelik olarak da bilinen bu durum, döllenmiş yumurtanın rahim dışında bir bölgeye yerleşmesidir. Normalde rahmin korunaklı ortamında büyümesi gereken embriyo, rahim dışında gelişmeye çalıştığında gebeliğin sağlıklı devam etmesi imkânsız hale gelir ve bu durum anne adayı için ciddi sağlık riskleri oluşturur.

Dış gebelik vakalarının %95'ten fazlası, döllenmiş yumurtayı rahme taşıyan kanallar olan fallop tüplerinde görülür. Bu nedenle bu durum, sıklıkla fallop tüpü gebeliği olarak da adlandırılır. Fallop tüpleri, büyüyen bir embriyoyu destekleyecek esnekliğe ve yapıya sahip değildir. Embriyonun büyümesiyle tüplerde gerilme ve yırtılma meydana gelebilir, bu da hayati tehlike yaratan iç kanamalara yol açabilir.

Dış Gebelik Belirtileri

Dış gebelik belirtileri, gebeliğin haftasına göre değişiklik gösterebilir ve çoğu zaman normal hamilelik semptomlarıyla karıştırılabilir. Bu nedenle belirtileri doğru yorumlamak, erken teşhis için hayati önem taşır. Başlangıçta hafif ve belirsiz olabilen bu sinyaller, durum ilerledikçe daha ciddi bir hal alabilir.

4 Haftalık Dış Gebelik Belirtileri Gebeliğin dördüncü haftası gibi çok erken bir dönemde dış gebelik belirtileri genellikle hafif seyreder veya hiç görülmeyebilir. Bu evrede yaşananlar, normal gebelik semptomlarıyla kolayca karıştırılabileceği için dikkatli olmak önemlidir. Hafif ve genellikle tek taraflı bir karın ağrısı, lekelenme şeklinde vajinal kanama, mide bulantısı veya halsizlik gibi belirsiz şikayetler ortaya çıkabilir. Bu noktada yaşanan rahatsızlık, henüz şiddetli bir dış gebelik ağrısı niteliğinde değildir.

Bu döneme özgü en önemli ipuçlarından biri, kan testlerinde Beta HCG hormon seviyesinin normal bir gebelikteki gibi düzenli aralıklarla katlanarak artmamasıdır. Beta HCG değerlerindeki bu anormal seyir, diğer dış gebelik belirtileri belirsiz olsa bile tanıyı güçlendiren en önemli bulgudur. Bu nedenle gebelik testi pozitif çıkar çıkmaz hekim kontrolüne gidilmesi ve kan değerlerinin takip edilmesi hayati önem taşır. 5 Haftalık Dış Gebelik Belirtileri Gebeliğin 5. haftasına gelindiğinde, dış gebelik belirtileri daha belirgin ve şiddetli bir hal alabilir. Bu dönemde en sık karşılaşılan şikayet, tek taraflı hissedilen keskin bir karın veya kasık ağrısıdır. Bu dış gebelik ağrısı, sürekli veya aralıklarla gelebilir ve genellikle batma ya da kramp şeklinde tarif edilir. Normal adet kanamasından farklı olarak görülen vajinal kanama veya kahverengi lekelenme de önemli bir işarettir. Genellikle hafif başlayan bu dış gebelik kanaması, düzensiz bir seyir izlediği için dikkatle takip edilmelidir.

Bazı dış gebelik belirtileri ise acil tıbbi müdahale gerektirir. İç kanamanın diyafram sinirini uyarması sonucu oluşan omuz ağrısı, bu tehlikeli durumlardan biridir. Benzer şekilde, şiddetli bir dış gebelik ağrısı ile birlikte yaşanan ani baş dönmesi, göz kararması veya bayılma hissi, fallop tüpünün yırtılmış olabileceğine işaret eder. Bu belirtiler fark edildiğinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Dış Gebelik Neden Olur? Risk Faktörleri

Dış gebeliğin kesin bir nedeni her zaman saptanamasa da döllenmiş yumurtanın rahme ulaşmasını engelleyen veya geciktiren durumlar bu riski artırır. Dış gebelik nedenleri genellikle, yumurtanın yolculuğunu tamamlayamamasına yol açan fallop tüplerindeki yapısal ve işlevsel sorunlarla ilişkilidir.

Fallop tüplerindeki hasar, en önemli dış gebelik risk faktörleri arasındadır. Geçirilmiş pelvik enfeksiyonlar, özellikle klamidya gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar, tüplerde yapışıklıklara neden olarak yumurtanın ilerlemesini engelleyebilir. Benzer şekilde, daha önce geçirilmiş karın veya tüp ameliyatları ile endometriozis gibi rahatsızlıklar da tüplerin anatomik yapısını bozarak riski yükseltir.

Hormonal dengesizlikler, tüp bebek (IVF) gibi kısırlık tedavileri, ileri anne yaşı (35 yaş üstü) ve sigara kullanımı gibi durumlar da bilinen dış gebelik risk faktörleri arasındadır. Bunların yanı sıra daha önce dış gebelik yaşamış olmak veya rahim içi araç (RİA) kullanırken hamile kalmak da dış gebelik nedenleri arasında gösterilir. Ancak bu risk faktörlerinden hiçbirini taşımayan kadınlarda da dış gebelik görülebileceği unutulmamalıdır.

Dış Gebelik Nasıl Önlenir?

Dış gebeliği tamamen önlemek mümkün olmasa da bu durumu tetikleyebilecek dış gebelik risk faktörleri azaltılarak olasılık en aza indirilebilir. Bu konuda atılabilecek en önemli adımlardan biri, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan (CYBH) korunmaktır. Klamidya ve gonore gibi enfeksiyonlar fallop tüplerine zarar vererek döllenmiş yumurtanın rahime ulaşmasını engelleyebileceği için güvenli cinsel ilişki ve düzenli taramalar kritik öneme sahiptir.

Düzenli jinekolojik kontroller de dış gebelik riskinin yönetilmesinde önemli bir rol oynar. Bu kontroller, olası risklerin erken belirlenmesini ve tedavi edilmesini sağlayarak ciddi komplikasyonların önüne geçebilir. Sigara kullanımı ise fallop tüplerindeki tüylerin (silia) işlevini bozarak döllenmiş yumurtanın hareketini yavaşlatır. Bu nedenle, sigarayı bırakmak veya hiç başlamamak, önemli dış gebelik risk faktörleri arasında yer alan bu etkeni ortadan kaldırmak için etkili bir adımdır. Sağlıklı yaşam tarzı seçimleri ve düzenli hekim kontrolü, üreme sağlığını korumanın temelini oluşturur.

Dış Gebelik Türleri Nelerdir?

Dış gebelik, döllenmiş yumurtanın rahim boşluğu dışına yerleşerek büyümesidir. Tıbbi adı ektopik gebelik olan bu durumda embriyo, gelişimini sürdüremeyeceği bir bölgeye tutunur ve bu durum anne adayı için ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Dış gebelik, embriyonun yerleştiği yere göre farklı türlere ayrılır ve her tür, kendine özgü riskler taşır.

Tubal Gebelik Dış gebeliklerin en yaygın görülen türü tubal gebeliktir. Bu durumda döllenmiş yumurta, rahme ulaşamadan fallop tüplerinin içine yerleşir ve burada büyümeye başlar. Fallop tüpü gebeliği olarak da adlandırılan bu tür, tüm vakaların yaklaşık %95'ini oluşturur. Fallop tüpü gebeliği; tüpün isthmus (dar kısım), ampulla (geniş kısım) veya fimbria (uç kısım) gibi farklı bölgelerinde meydana gelebilir. Tüpün yapısı büyüyen bir embriyoyu destekleyemeyeceği için bu durum, tüp yırtılması ve hayati tehlike yaratan iç kanama riski taşır. Ovaryan Gebelik Ovaryan gebelik, döllenmiş yumurtanın yumurtalık dokusuna yerleşmesiyle oluşan nadir bir dış gebelik türüdür ve tüm vakaların yaklaşık %1’ini oluşturur. Embriyonun yumurtalık içinde büyümesi ağrıya ve kanamaya neden olabilir. Bu türün teşhisi diğerlerine göre daha zor olabilir ve genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Abdominal Gebelik Karın boşluğu gebeliği olarak da bilinen abdominal gebelik, döllenmiş yumurtanın karın içindeki organlara (bağırsaklar, karın zarı vb.) yerleşmesidir. Tüm dış gebeliklerin %1’inden daha azını oluşturan bu tür, oldukça nadir ve risklidir. Embriyonun bu bölgede sağlıklı gelişim göstermesi neredeyse imkânsızdır ve iç kanama ile organ hasarı riski çok yüksektir. Servikal Gebelik Servikal gebelik, döllenmiş yumurtanın rahim ağzına (serviks) yerleşmesiyle ortaya çıkar. Tüm dış gebelik vakalarının yaklaşık %0.1'ini oluşturan bu nadir durumda, rahim ağzı dokusu gebeliği destekleyemez. Bölgenin kan damarları açısından zengin olması nedeniyle servikal gebelik ciddi ve hayatı tehdit eden kanama riski taşır. Cornual Gebelik İnterstisyel gebelik olarak da adlandırılan cornual gebelik, embriyonun rahmin fallop tüpleriyle birleştiği köşe kısmına (kornu) yerleşmesidir. Tüm dış gebeliklerin yaklaşık %2-4'ünü oluşturan bu tür, nadir olmasına rağmen oldukça tehlikelidir. Bu bölgenin kas yapısı daha kalın olduğundan, gebelik diğer türlere göre daha uzun süre belirti vermeyebilir. Ancak yırtılma gerçekleştiğinde, genellikle daha geç dönemde ve çok daha şiddetli kanama ile sonuçlanır.

Dış Gebelik Tanısı Nasıl Konulur? Uygulanan Testler

Dış gebelik, anne sağlığını tehdit edebilen ciddi bir durum olduğundan, şüpheli belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak hayati önem taşır. Özellikle karın ağrısı, anormal vajinal kanama ve omuz ağrısı gibi semptomlar dikkate alınmalıdır. Erken teşhis, komplikasyonları önleyerek hayat kurtarıcı bir rol oynar. Doğru ve hızlı bir dış gebelik tanısı koymak için hekimler, çeşitli test ve muayene yöntemlerini bir arada değerlendirir.

Dış Gebelik Tanısında Beta HCG Değerleri Gebeliğin varlığını gösteren Beta HCG hormonunun kan düzeyleri, tanı sürecinin ilk adımıdır. Sağlıklı bir rahim içi gebelikte, Beta HCG değerleri genellikle her 48 saatte bir yaklaşık olarak ikiye katlanır. Ancak dış gebelik durumunda bu artış ya daha yavaş seyreder ya da düzensiz bir patern gösterir. HCG seviyelerindeki bu anormal seyir, gebeliğin rahim dışında geliştiğine dair güçlü bir şüphe oluşturur ve hekimleri daha ileri tanı yöntemlerine yönlendiren en önemli ipuçlarından biridir. Ultrason Muayenesi Ultrasonografi, dış gebelik tanısında en güvenilir görüntüleme yöntemidir. Özellikle vajinal yoldan yapılan transvajinal ultrason, gebeliğin erken dönemlerinde rahim içindeki gebelik kesesini net bir şekilde görüntülemeyi sağlar. Beta HCG seviyeleri gebeliği işaret edecek kadar yükselmesine rağmen ultrasonda rahim içinde bir kese görülmemesi, dış gebelik ihtimalini ciddi şekilde artırır. Bu durumda hekim, fallop tüplerini, yumurtalıkları ve karın boşluğunu dikkatlice inceleyerek rahim dışına yerleşmiş gebeliği tespit etmeye çalışır. Transvajinal ultrason, kesin dış gebelik tanısı için kritik veriler sunar. Diğer Tanı Yöntemleri Beta HCG takibi ve ultrason muayenesine ek olarak farklı yöntemler de tanı sürecini destekler. Progesteron hormonu seviyesinin ölçümü, gebeliğin sağlıklı ilerleyip ilerlemediği hakkında fikir verebilir; normalden düşük progesteron seviyeleri, dış gebelik veya düşük riskini işaret edebilir. Fiziksel muayene sırasında hekimin tek taraflı hassasiyet veya kitle tespit etmesi de şüpheleri artırır. Tüm bu yöntemlere rağmen tanı kesinleşmezse laparoskopi yöntemine başvurulabilir. Bu minimal invaziv cerrahi işlemde, karın duvarından küçük bir kesiyle girilen kamera sayesinde karın içi organlar doğrudan gözlemlenir. Laparoskopi, hem kesin dış gebelik tanısı konulmasını hem de aynı seansta tedavi edilmesini mümkün kılan en net yöntemdir.

Dış Gebelik Tedavisi Nasıl Yapılır?

Dış gebelik, döllenmiş yumurtanın rahim dışına yerleşmesiyle ortaya çıkan ve anne sağlığını ciddi şekilde tehdit eden bir durumdur. Bu nedenle dış gebelik tedavisi için temel amaç, anne adayının sağlığını korumak ve olası komplikasyonları engellemektir. Uygulanacak tedavi yöntemi; gebeliğin haftası, belirtilerin şiddeti, beta-HCG hormonu seviyeleri ve hastanın genel sağlık durumu gibi faktörlere bağlı olarak hekim tarafından kişiye özel olarak belirlenir. Erken teşhis, çoğu zaman daha az müdahale gerektiren tedavi seçeneklerinin uygulanmasına olanak tanır.

İlaç Tedavisi Dış gebeliğin uygun vakalarda kullanılan tedavi yöntemlerinden biri ilaç tedavisidir. Bu yöntemde, hızla bölünen hücrelerin büyümesini durduran metotreksat adlı ilaç kullanılır. Metotreksat tedavisi, rahim dışına yerleşmiş embriyonik hücrelerin gelişimini engelleyerek gebeliğin sonlanmasını ve zamanla vücut tarafından emilerek yok olmasını sağlar. Bu tedavi; özellikle erken teşhis edilmiş, iç kanama bulgusu olmayan, hastanın genel durumu stabil ve beta-HCG seviyeleri belirli bir düzeyin altında olan vakalar için uygundur. Tedavi sonrası beta-HCG seviyeleri sıfırlanana dek düzenli olarak takip edilir. Cerrahi Tedavi (Laparoskopi veya Laparotomi) Cerrahi müdahale, özellikle ilerlemiş veya acil durumlarda en sık başvurulan dış gebelik tedavisi yöntemidir. Günümüzde genellikle minimal invaziv bir yöntem olan laparoskopi dış gebelik ameliyatlarında öncelikli olarak tercih edilir. Bu kapalı ameliyatta, karından açılan küçük kesilerden girilerek kamera ve cerrahi aletler yardımıyla dış gebelik dokusu temizlenir. Tüpün durumuna ve hasarın boyutuna göre, tüp onarılabilir (salpingostomi) veya tamamen alınabilir (salpenjektomi). Şiddetli iç kanama gibi acil durumlarda ise karın duvarının daha büyük bir kesiyle açıldığı laparotomi (açık ameliyat) gerekebilir. Bekleme ve Takip (Gözlem Tedavisi) Çok erken aşamada teşhis edilen ve beta-HCG seviyeleri zaten düşüş eğiliminde olan bazı özel durumlarda, bekleme ve takip yöntemi düşünülebilir. Hastanın herhangi bir belirti göstermemesi ve iç kanama bulgusunun olmaması gibi kriterler sağlandığında, vücudun gebeliği kendi kendine sonlandırması beklenir. Bu süreçte hasta, beta-HCG düzeylerinin tamamen düştüğünden emin olmak için düzenli kan testleri ve ultrasonografi ile yakından izlenir. Herhangi bir kötüleşme belirtisi veya beklenmedik bir durum karşısında diğer tedavi seçeneklerine derhal geçilir. Tedavi Sonrası Süreç Başarılı bir tedavi sonrası iyileşme süreci büyük önem taşır. Tedavinin tamamlandığını doğrulamak için beta-HCG seviyeleri, kanda sıfırlanana kadar düzenli aralıklarla takip edilir. Bu takip, gebelik dokusunun tamamen temizlendiğinden emin olmak için kritik bir adımdır. Fiziksel iyileşme süreci, uygulanan tedavi yöntemine göre değişir. Dış gebelik deneyimi, kadınlar için hem fiziksel hem de psikolojik olarak zorlayıcı olabilir, bu nedenle bu süreçte psikolojik destek almak önemlidir. Gelecek gebelik planlaması yapmadan önce doktorla detaylı bir görüşme yapmak, sağlıklı bir sonraki gebelik için atılacak en doğru adımdır.
Dış Gebelik Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Evet, dış gebelik idrar veya kan testlerinde pozitif sonuç verir. Çünkü bu testler, gebelik varlığını gösteren beta-HCG hormonunu tespit eder. Ancak testin pozitif olması, gebeliğin sağlıklı bir şekilde rahim içine yerleştiği anlamına gelmez. Kesin tanı, hormon seviyelerinin düzenli artış göstermemesi ve ultrason muayenesinde gebelik kesesinin rahim dışında görülmesiyle konulur.
Dış gebelik, döllenmiş yumurtanın rahme olan yolculuğunu tamamlayamayıp rahim dışında bir yere, çoğunlukla fallop tüplerine yerleşmesiyle oluşur. Bunun en yaygın nedeni, daha önce geçirilmiş enfeksiyonlar, ameliyatlar veya endometriozis gibi durumlara bağlı olarak fallop tüplerinde oluşan hasar ve yapışıklıklardır. Bu engeller, yumurtanın normal seyrini bozarak rahim dışına tutunmasına neden olur.
Belirtiler genellikle gebeliğin 6. ile 8. haftaları arasında fark edilir hale gelir. Bu dönemde adet gecikmesi, tek taraflı kasık ağrısı ve anormal vajinal kanama en sık görülen şikayetlerdir. Ancak bazı kadınlar, fallop tüpü yırtılması gibi ciddi bir komplikasyon yaşanana kadar belirgin bir semptom hissetmeyebilir. Bu nedenle gebelik şüphesi olan her kadının erken dönemde doktor kontrolüne gitmesi önemlidir.
Çok nadir durumlarda, gebelik çok erken bir aşamadayken ve beta-HCG seviyeleri zaten düşüşteyken vücut, gebeliği kendi kendine sonlandırabilir. Ancak bu durum öngörülebilir değildir ve asla tıbbi gözetim olmadan beklenmemelidir. Tedavi edilmeyen dış gebeliklerin çoğu, fallop tüpünün yırtılması gibi hayati tehlike yaratan iç kanamalara yol açabilir. Bu nedenle her dış gebelik vakası tıbbi bir aciliyet olarak değerlendirilmeli ve yakından takip edilmelidir.
Dış gebeliğin kendisi doğrudan karında gözle görülür bir şişliğe yol açmaz. Ancak en tehlikeli komplikasyonu olan fallop tüpü yırtılması meydana gelirse karın boşluğuna kan sızar. Karın içine dolan bu kan, periton zarını tahriş ederek şiddetli ağrıya, karında gerginliğe ve şişkinlik hissine neden olur. Bu durum, acil cerrahi müdahale gerektiren hayati bir tehlike işaretidir.
Eczanelerden alınan standart idrar testleri, dış gebeliği teşhis edemez. Bu testler yalnızca gebelik hormonu olan beta-HCG'nin varlığını saptayarak pozitif veya negatif sonuç verir. Gebeliğin normal yolda mı yoksa rahim dışında mı geliştiğini anlamak için hormonun kan seviyelerindeki artış hızı ve en önemlisi transvajinal ultrason ile gebelik kesesinin rahim içinde olup olmadığının teyit edilmesi gerekir.
Ağrı tipik olarak karnın veya kasığın tek bir tarafında hissedilir ve keskin, batıcı veya sürekli bir sızı şeklinde olabilir. Durum ilerledikçe bu ağrı şiddetlenir. Eğer iç kanama başlarsa karın boşluğuna sızan kan diyafram sinirini uyararak omuz başında yansıyan bir ağrıya neden olabilir. Bu omuz ağrısı, dış gebelik yırtılmasının en önemli uyarıcı belirtilerinden biridir ve acil tıbbi yardım gerektirir.
Evet, dış gebelik yaşayan kadınların büyük bir çoğunluğu ilerleyen dönemde tekrar ve sağlıklı bir hamilelik yaşayabilir. Şans, uygulanan tedavinin türüne ve fallop tüplerinin ne kadar hasar gördüğüne bağlıdır. Örneğin, tüpün korunduğu bir ameliyat sonrası şans daha yüksek olabilir. Bu travmatik deneyimin ardından tekrar hamile kalmayı planlamadan önce doktorunuzla konuşarak riskleri değerlendirmek ve sonraki gebelik için en doğru yolu belirlemek önemlidir.
Bu Makale Size Yardımcı Oldu mu?
Bu Makale Size Yardımcı Oldu mu?
Florence Nightingale Web Yayın Kurulu Tarafından Yazılmıştır.
OP.DR. BÜLENT FAKA
OP.DR. BÜLENT FAKA
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
OP.DR. BEGÜM KUSEYRİOĞLU
OP.DR. BEGÜM KUSEYRİOĞLU
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. BANU BİNGÖL GÜNENÇ
PROF.DR. BANU BİNGÖL GÜNENÇ
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
OP.DR. AYKAN ÖZÇELİK
OP.DR. AYKAN ÖZÇELİK
Kadın Hastalıkları ve Doğum
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
OP.DR. TANSEL ÇETİNKAYA
OP.DR. TANSEL ÇETİNKAYA
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. ÖZGÜR DÜNDAR
PROF.DR. ÖZGÜR DÜNDAR
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
OP.DR. UFUK BİŞAK
OP.DR. UFUK BİŞAK
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
OP.DR. BANU ÖNDEŞ
OP.DR. BANU ÖNDEŞ
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
PROF.DR. SİNAN BERKMAN
PROF.DR. SİNAN BERKMAN
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. A. CEM İYİBOZKURT
PROF.DR. A. CEM İYİBOZKURT
Kadın Hastalıkları ve Doğum
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
OP.DR. EMRAH KOL
OP.DR. EMRAH KOL
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Ataşehir
Florence Nightingale Hastanesi
Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi
OP.DR. ALİ KIZILATEŞ
OP.DR. ALİ KIZILATEŞ
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Ataşehir
Florence Nightingale Hastanesi
Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. TALAT UMUT KUTLU DİLEK
PROF.DR. TALAT UMUT KUTLU DİLEK
Kadın Hastalıkları ve Doğum
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
OP.DR. TÜLAY TOP
OP.DR. TÜLAY TOP
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Ataşehir
Florence Nightingale Hastanesi
Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi
İletişim Formu
Yukarı Kaydır
loading