Arama

Üzgünüz, Aradığınız Sonuç Bulunamadı

Aramanızla eşleşen herhangi bir sonuç bulunamadı, lütfen arama terimlerinizi değiştirerek tekrar deneyiniz.

Gebelik Şekeri (Gestasyonel Diyabet): Bilmeniz Gereken Her Şey

image

Gebelik şekeri, tıbbi adıyla gestasyonel diyabet, daha önce diyabet tanısı olmayan kadınlarda hamilelik sırasında ortaya çıkan geçici bir yüksek kan şekeri durumudur. Bu durum genellikle gebeliğin ikinci yarısında teşhis edilir ve anne adayının vücudunun insülini etkili kullanamaması veya yeterli düzeyde üretememesi sonucu oluşur. Özellikle hamilelik hormonları bu sürecin en önemli tetikleyicilerindendir.

Gestasyonel diyabet, yalnızca annenin değil, aynı zamanda bebeğin gelişimi ve gelecekteki sağlığı açısından da büyük bir önem taşır. Kontrol altına alınmadığında hem anne hem de bebek için ciddi komplikasyonlara yol açabildiğinden, gebelik şekeri dikkatle yönetilmelidir. Bu nedenle hamilelikte şeker takibini aksatmamak, erken teşhis ve doğru yönetim stratejilerini uygulamak kritik önem taşır. Bu yazımızda, gestasyonel diyabetin belirtilerinden risk faktörlerine, teşhis yöntemlerinden tedavi yaklaşımlarına kadar bilmeniz gereken her konuyu ele alacağız.

Gebelik Şekeri Nedir?

Gebelik şekeri, tıbbi adıyla gestasyonel diyabet, daha önce diyabet öyküsü olmayan kadınlarda hamilelik sırasında ilk kez teşhis edilen kan şekeri yüksekliğidir. Bu durum, genellikle plasentadan salgılanan hormonların vücudun insülin direncini artırması sonucu gelişir. Gebeliğin ikinci yarısında, özellikle 24. ile 28. haftalar arasında belirginleşen gestasyonel diyabet, hem anne hem de bebek sağlığı için erken teşhis ve doğru yönetim gerektirir.

Gebelikte diyabet tanısı konulduğunda, anne adayının hamilelikte kan şekeri seviyesini dengede tutması büyük önem taşır. Kontrol altına alınmayan yüksek kan şekeri, bebeğin aşırı büyümesi (makrozomi), doğum sırasında zorluklar ve yenidoğanda solunum sıkıntısı gibi riskler yaratabilir. Bu nedenle teşhis sonrası diyet düzenlemesi, düzenli fiziksel aktivite ve gerekli durumlarda insülin tedavisi gibi yöntemlerle kan şekeri seviyeleri dikkatle takip edilir.

Gestasyonel diyabet, genellikle doğumun ardından plasentanın vücuttan ayrılmasıyla kendiliğinden düzelen geçici bir durumdur. Hormon seviyeleri normale döndüğünde, annenin kan şekeri de genellikle eski dengesine kavuşur. Ancak bu durumu yaşayan kadınların gelecekte tip 2 diyabet geliştirme riski arttığından, doğum sonrası düzenli sağlık kontrolleri ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının sürdürülmesi önemlidir.

Gebelik Şekeri Neden Oluşur?

Gebelik şekerinin ortaya çıkmasındaki temel mekanizma, hamilelik hormonlarının vücut üzerindeki etkileridir. Bu sürecin merkezinde bebeği besleyen plasenta yer alır. Plasenta, büyüme için gerekli hormonları salgılarken aynı zamanda annenin vücudunda doğal bir insülin direnci oluşturur. Bu direnç, insülinin kan şekerini düşürme görevini zorlaştırır. Normalde pankreas, bu durumu telafi etmek için daha fazla insülin üretir. Ancak bazı anne adaylarında pankreas artan ihtiyacı karşılayamaz. Sonuç olarak, üretilen insülin yetersiz kalır, kan şekeri yükselir ve gestasyonel diyabet gelişir. Bu hormonal dengesizlik, en temel gebelik şekeri nedenleri arasındadır.

Hormonal faktörlerin yanı sıra genetik yatkınlık da önemli bir rol oynar. Ailesinde diyabet öyküsü bulunan, önceki gebeliğinde gestasyonel diyabet yaşamış veya polikistik over sendromu (PKOS) olan kadınlar risk grubundadır. Aşırı kilo ve ileri anne yaşı da vücudun insülin direnci ile başa çıkma kapasitesini düşürerek gebelik şekerine zemin hazırlayan diğer gebelik şekeri nedenleri olarak kabul edilir. Bu risk faktörlerinin bir veya birkaçına sahip olmak, hamilelikte kan şekeri takibinin önemini daha da artırır.

Kimler Gebelik Şekeri Riski Altındadır?

Gestasyonel diyabet her hamilelikte görülebilse de bazı durumlar gebelik şekeri riski taşıyan anne adaylarını daha belirgin hale getirir. Bu faktörler, erken teşhis ve doğru takip için önemli ipuçları sunar. Başlıca risk faktörleri şunlardır:

  • İleri Anne Yaşı: 35 yaş ve üzeri hamilelikler, vücudun insülin direncini yönetme kapasitesi zamanla azalabileceğinden gebelik şekeri riski artırır.
  • Ailede Diyabet Öyküsü: Birinci derece akrabalarda (anne, baba veya kardeş) tip 2 diyabet öyküsü bulunması, genetik yatkınlık nedeniyle riski yükseltir.
  • Aşırı Kilo veya Obezite: Hamilelik öncesi yüksek vücut kitle indeksine (VKİ) sahip olmak, vücuttaki insülin direncini artırdığı için önemli bir risk faktörüdür.
  • Polikistik Over Sendromu (PKOS): İnsülin direnciyle yakından ilişkili olan PKOS, gestasyonel diyabet görülme olasılığını artırır.
  • Geçmiş Gebelik Öyküsü: Daha önceki bir gebelikte gestasyonel diyabet yaşamış olmak, sonraki hamileliklerde de durumun tekrarlama ihtimalini önemli ölçüde yükseltir.
  • İri Bebek Doğurmuş Olmak: Önceki doğumlarda 4 kg veya daha ağır bir bebek (makrozomi) dünyaya getirmiş olmak, fark edilmemiş bir insülin direncinin göstergesi olabilir ve gelecekteki gebeliklerde riski artırır.
  • Etnik Köken: Asyalı, Hispanik, Afrikalı-Amerikalı gibi bazı etnik kökenlere mensup kadınlarda genetik yatkınlık nedeniyle riskin daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir.
  • Fiziksel Aktivite Eksikliği: Hareketsiz yaşam tarzı, vücudun insülin duyarlılığını azaltarak gestasyonel diyabet geliştirme olasılığını yükseltir.
Bu faktörlerden bir veya daha fazlasına sahip olmak gestasyonel diyabet gelişeceğini kesin olarak göstermez ancak düzenli doktor kontrolü ve tarama testlerinin önemini artırır. Hekiminiz, risk durumunuza göre size özel bir takip planı oluşturacaktır.

Gebelik Diyabeti Hangi Dönemlerde Ortaya Çıkar?

Gebelik şekerinin en dikkat çekici özelliklerinden biri, çoğu zaman belirgin gebelik şekeri belirtileri göstermemesidir. Bu durum sessizce ilerleyebildiği için hamilelik takibinde yapılan şeker tarama testleri, erken teşhis açısından kritik rol oynar. Pek çok anne adayı, kan şekeri düzeyleri yükselmiş olsa bile herhangi bir farklılık hissetmeyebilir, bu da düzenli doktor kontrollerinin önemini bir kez daha ortaya koyar.

Bununla birlikte, kan şekeri seviyeleri yükseldiğinde bazı kadınlarda olası gebelik şekeri belirtileri ortaya çıkabilir. Bu belirtiler, hamileliğin normal seyrindeki değişikliklerle kolayca karıştırılabileceğinden dikkatli olmak gerekir. Artan susuzluk hissi, ağız kuruluğu, normalden sık idrara çıkma ve geçmeyen yorgunluk hali, en yaygın işaretler arasındadır. Bulanık görme veya tekrarlayan vajinal mantar ve idrar yolu enfeksiyonları da gestasyonel diyabetle ilişkili olabilir.

Bu tür gebelik şekeri belirtileri fark edildiğinde durumu mutlaka doktorunuza bildirmeniz gerekir. Ancak bu belirtilerin varlığının tek başına tanı için yeterli olmadığı unutulmamalıdır. Kesin tanı, yalnızca kan şekeri ölçümü ve şeker yükleme testi (OGTT) gibi tıbbi yöntemlerle konulabilir. Bu nedenle doktorunuzun önerdiği tarama testlerini aksatmamak, hem sizin hem de bebeğinizin sağlığını güvence altına almanın en güvenilir yoludur.

Gebelik Şekeri Nasıl Teşhis Edilir?

Gestasyonel diyabet teşhisi, anne ve bebek sağlığını korumak adına kritik bir adımdır. Tarama, özel risk faktörü bulunmayan anne adaylarında genellikle gebeliğin 24. ile 28. haftaları arasında gerçekleştirilir. Ancak ailesinde diyabet öyküsü olan, obezite gibi riskler taşıyan kadınlarda bu süreç daha erken başlayabilir. Teşhis için en yaygın yöntem, vücudun şekere verdiği tepkiyi ölçen şeker yükleme testi yani Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) uygulamasıdır.

Teşhis süreci genellikle iki aşamalı bir yaklaşımla ilerler. İlk adımda, anne adayına 50 gram glikoz içeren bir solüsyon içirilir ve bir saat sonra kan şekeri ölçülür. Bu tarama testinin sonucu yüksek çıkarsa, kesin tanı için daha kapsamlı olan 100 gramlık şeker yükleme testi uygulanır. Bu testte, aç karnına alınan kan örneğinin ardından 100 gram glikoz içilir ve bir, iki, üç saat sonra kan şekeri tekrar ölçülür. Ölçüm sonuçlarından en az ikisinin belirlenen sınırların üzerinde olması gestasyonel diyabet tanısı koydurur.

Bazı sağlık profesyonelleri ise tek aşamalı bir yöntem olan 75 gramlık OGTT'yi tercih edebilir. Bu yöntemde aç karnına ve 75 gram glikoz içildikten bir ve iki saat sonra yapılan ölçümler değerlendirilir. Bu testte belirli bir sınırın aşılması, tanı için yeterli olabilir. Hangi testin uygulanacağına hekim, anne adayının risk durumuna göre karar verir.

OGTT (Şeker Yükleme Testi) OGTT (Oral Glikoz Tolerans Testi), halk arasında bilinen adıyla şeker yükleme testi, vücudun glikozu nasıl işlediğini ölçen bir yöntemdir. Özellikle gebelik şekerinin teşhisinde kullanılan bu OGTT, basit adımlarla gerçekleştirilir. Süreç, en az 8 saatlik açlığın ardından yapılan açlık kan şekeri ölçümüyle başlar. Daha sonra anne adayına belirli bir miktar glikoz içeren şekerli bir sıvı içirilir. Bu sıvının tüketilmesinden bir ve iki saat sonra kan şekeri seviyeleri tekrar ölçülür. Bu şeker yükleme testi sayesinde elde edilen sonuçlar, vücudun glikoza verdiği tepkiyi göstererek gestasyonel diyabet riskini erken teşhis etmeye olanak tanır. HbA1c Testi HbA1c testi, son 2-3 aylık ortalama kan şekeri seviyesini gösteren bir kan testidir. Genellikle tip 1 veya tip 2 diyabetin tanı ve takibinde kullanılır. Ancak, gestasyonel diyabetin birincil tanı testi değildir. Gebelik sırasında kan şekeri seviyeleri hızla değiştiği için HbA1c, gestasyonel diyabetin teşhisinde OGTT kadar güvenilir bir gösterge olarak kabul edilmez. Nadiren, gebeliğin başında pre-gestasyonel diyabeti veya prediyabeti tespit etmek için kullanılabilir. Açlık Kan Şekeri Testi Açlık kan şekeri testi, en az sekiz saatlik açlığın ardından sabah alınan kan örneğiyle yapılan basit bir ölçümdür. Gebelik şekeri tanısında kullanılan Oral Glukoz Tolerans Testi'nin (OGTT) bir parçası olarak değerlendirilir. Hamilelikte, gestasyonel diyabetin tanı kriterleri, genel diyabet tanı kriterlerinden farklıdır ve daha düşük eşik değerler kullanılır. Örneğin, 92 mg/dL ve üzeri açlık kan şekeri değeri gestasyonel diyabet tanısında önemli bir gösterge olabilir. Bu test, erken teşhis için kritik bir adımdır.

Gebelik Şekerinin Anne ve Bebeğe Etkileri

Gestasyonel diyabet olarak da bilinen gebelik şekeri, kontrol altına alınmadığında hem anne hem de bebek için ciddi riskler taşır. Bu durum genellikle doğumdan sonra düzelse de gebelik sürecindeki etkileri dikkatle yönetilmelidir. Bu sürecin doğru yönetilmesi, sağlıklı bir gebelik ve doğum sonrası anne bebek sağlığı açısından kritik önemdedir.

Anne Üzerindeki Etkiler Kontrol altına alınmayan gestasyonel diyabet, anne adayının genel sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bu etkiler, gebelik süreciyle sınırlı kalmayıp doğum sonrası döneme de uzanabilir ve genel anne bebek sağlığı üzerinde belirleyici rol oynayabilir.
  • Preeklampsi riski: Gebelik şekeri, kan basıncının tehlikeli düzeyde yükseldiği ve organ hasarına yol açabilen ciddi bir komplikasyon olan preeklampsi riskini artırır.
  • Sezaryen ihtiyacının artması: Gebelik şekerine bağlı olarak gelişen iri bebek (makrozomi) durumu, normal doğumu zorlaştırarak sezaryen ihtimalini yükseltir.
  • Gelecekte tip 2 diyabet riski: Gestasyonel diyabet yaşayan kadınların ileriki yıllarda tip 2 diyabet geliştirme riski, bu durumu yaşamayanlara göre daha fazladır.
  • Doğum travmaları: Bebeğin büyük olması, doğum sırasında annede yırtıklar gibi çeşitli travmaların yaşanma riskini artırabilir.
  • Enfeksiyonlara yatkınlık: Yüksek kan şekeri, vücut direncini düşürerek idrar yolu enfeksiyonu gibi durumlara zemin hazırlayabilir.
Bebek Üzerindeki Etkiler Gestasyonel diyabet, yalnızca anneyi değil, bebeğin gelişimini ve sağlığını da doğrudan etkiler. Annenin kan şekeri seviyesinin dengede tutulması, bu riskleri en aza indirmek ve bebeğin gelecekteki anne bebek sağlığı için temel oluşturmak adına hayati önem taşır.
  • İri bebek (makrozomi): Annenin yüksek kan şekeri plasenta yoluyla bebeğe geçtiğinde, bebeğin vücudu fazla glikozu yağ olarak depolar. Bu durum, bebeğin normalden büyük doğmasına yol açar ve iri bebek (makrozomi) olarak adlandırılır. Doğum sırasında omuz takılması gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir.
  • Doğum sonrası kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi): Doğumla birlikte anneden gelen şeker akışı kesilince bebeğin yüksek seviyedeki insülin üretimi devam eder. Bu durum, kan şekerinin tehlikeli seviyelere düşmesine neden olabilir.
  • Solunum güçlüğü: Gestasyonel diyabet, bebeklerde akciğer gelişimini geciktirerek doğum sonrası solunum sıkıntısı sendromu riskini artırabilir.
  • Yenidoğan sarılığı: Gebelik şekeri olan annelerin bebeklerinde sarılık daha şiddetli ve uzun süreli görülebilir.
  • İleriki yaşlarda diyabet ve obezite riski: Anne karnında yüksek şekere maruz kalan bebeklerin, ilerleyen yaşlarda obezite ve tip 2 diyabet geliştirme riski artar.
  • Doğum travmaları: Makrozomi, doğum esnasında bebeğin köprücük kemiğinin kırılması veya sinir zedelenmeleri gibi travmalara yol açabilir.

Gebelik Şekeri Varlığında Yönetim ve Yaşam Tarzı Önerileri

Gebelik şekeri tanısı konulduğunda doğru yönetim ve yaşam tarzı değişiklikleri, hem annenin hem de bebeğin sağlığı için büyük önem taşır. Sürecin temelini beslenme düzeni, fiziksel aktivite ve düzenli kan şekeri takibi oluşturur. Tüm bu adımlar, mutlaka doktor ve diyetisyen rehberliğinde kişiye özel olarak planlanmalıdır.

Beslenme Gebelik şekerinin yönetiminde beslenme düzeni kilit bir role sahiptir. Uzman bir diyetisyen tarafından kişiye özel hazırlanan gebelik şekeri diyet planı, kan şekerini dengede tutmanın en etkili yoludur. Bu planın temel amacı, kan şekerindeki ani yükselişleri önlerken bebeğin ihtiyaç duyduğu tüm besinleri eksiksiz karşılamaktır. Karbonhidrat alımı kontrol altına alınmalı, basit şekerler yerine tam tahıllı ürünler, sebzeler ve meyveler gibi lifli, kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Protein açısından zengin yağsız etler, tavuk, balık ve baklagiller ile sağlıklı yağlar da diyetin önemli bir parçasıdır. Öğünlerin düzenli aralıklarla ve küçük porsiyonlar halinde planlanması, kan şekerindeki dalgalanmaları önler. Gebelik şekeri varlığında bilinçli bir hamilelikte beslenme düzeni, süreci sağlıklı yönetmenin ilk adımıdır. Bu nedenle, doktor ve diyetisyeninizin önerdiği hamilelikte beslenme programına sadık kalmak kritik önem taşır. Fiziksel Aktivite Düzenli fiziksel aktivite, kan şekerini düşürerek gebelik şekerinin kontrolüne yardımcı olur. Herhangi bir egzersiz programına başlamadan önce mutlaka doktor onayı alınmalıdır. Genellikle tempolu yürüyüş, yüzme, hamile yogası veya pilates gibi düşük etkili egzersizler tavsiye edilir. Günde yaklaşık 30 dakika süren orta yoğunluktaki bir aktivite, vücudun insülin duyarlılığını artırarak kan şekerinin daha iyi yönetilmesine katkı sağlar. Egzersiz sonrası kan şekeri seviyesini kontrol etmek, programın size uygunluğunu değerlendirmek açısından önemlidir. Kan Şekeri Takibi Gebelik şekeri tanısı konulduğunda kan şekeri seviyelerini düzenli takip etmek hayati önem taşır. Ölçümler, doktorunuzun önerdiği sıklıkta, genellikle açlık ve yemek sonrası zamanlarda yapılmalıdır. Bu veriler, uygulanan diyet ve egzersiz planının ne kadar işe yaradığını gösterir ve gerekli durumlarda ayarlamalar yapılmasına olanak tanır. Kaydedilen değerleri düzenli olarak doktorunuzla paylaşmanız, belirlenen hedef aralıkların dışındaki durumların erken fark edilmesi açısından kritiktir. Bu disiplinli takip, olası riskleri en aza indirerek hem anne hem de bebek sağlığını korur.

Gebelik Şekeri Tedavisi

Gebelik şekerinin yönetiminde ilk adım, yaşam tarzı değişiklikleridir. Kan şekerini dengede tutmak için uzman bir diyetisyen tarafından hazırlanan beslenme planı ve gebeliğe uygun düzenli egzersiz programları uygulanır. Çoğu anne adayı için gebelik diyabeti tedavisi bu aşamada başarılı sonuçlar verir ve kan şekeri seviyeleri kontrol altına alınır.

Ancak diyet ve egzersizle kan şekeri hedeflenen aralıklara indirilemezse tıbbi tedaviye geçilir. Bu aşamada en güvenli ve etkili yöntem insülin tedavisidir. İnsülin, plasentayı geçerek bebeğe ulaşmadığı için hamilelikte güvenle kullanılır. Doktorun belirlediği dozda yapılan insülin enjeksiyonları, kan şekerini kontrol altına alarak anne ve bebek için olası riskleri en aza indirir.

Başarılı bir gebelik diyabeti tedavisi, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, dahiliye uzmanı (endokrinolog) ve diyetisyenin yakın iş birliğini gerektirir. Bu multidisipliner ekip, anne adayının sağlık durumunu ve bebeğin gelişimini sürekli izleyerek tedaviyi kişiye özel hale getirir. Gebelik diyabeti tedavisi sürecinde düzenli takip ve uzman tavsiyelerine uymak, sağlıklı bir gebelik için hayati önem taşır.

Gebelik Şekeri Doğum Sonrası

Gebelik şekeri tanısı alan anneler için doğum sonrası dönem, kan şekeri takibi açısından önemlidir. Çoğunlukla doğumun ardından plasentanın vücuttan ayrılmasıyla insülin direncine yol açan hormonlar ortadan kalkar ve kan şekeri kendiliğinden normale döner. Ancak bu durum, gestasyonel diyabet yaşayan kadınların gelecekte tip 2 diyabet geliştirme riskinin arttığı gerçeğini değiştirmez.

Bu nedenle doğumdan sonraki 6 ila 12 hafta içinde doktor kontrolü ve genellikle oral glikoz tolerans testi (OGTT) ile kan şekerinin durumu tekrar değerlendirilir. Test sonucu normal çıksa dahi gelecekteki diyabet riskini en aza indirmek için sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve ideal kilonun korunması gibi yaşam tarzı alışkanlıklarını sürdürmek kritik önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular
Evet, çoğu durumda gebelik şekeri olan anne adayları normal doğum yapabilir. Önemli olan, kan şekeri seviyelerinin gebelik süresince kontrol altında tutulmasıdır. Bebeğin kilosu ve annenin genel sağlık durumu, doğum şeklini etkileyen faktörler arasındadır. Eğer bebek normalden büyükse (makrozomi) veya başka komplikasyonlar mevcutsa doktor sezaryen doğum önerebilir. Düzenli kontroller ve uygun tedavi ile normal doğum şansı oldukça yüksektir.
Kontrol altına alınmazsa bu durum, bebek için bazı riskler taşıyabilir. Bu riskler arasında bebeğin normalden iri doğması (makrozomi), doğum sonrası kan şekerinin düşmesi (hipoglisemi), sarılık ve solunum problemleri yer alabilir. Ancak uygun diyet, egzersiz ve gerekirse insülin tedavisiyle kan şekeri seviyeleri kontrol altına alındığında bu riskler büyük ölçüde azalır ve bebek sağlıklı bir şekilde gelişebilir.
Kesinlikle evet. Gestasyonel diyabet yaşamış annelerin emzirmesi şiddetle teşvik edilir. Emzirme hem anne hem de bebek için çok sayıda fayda sağlar. Bebek için bağışıklık sistemini güçlendirir ve ileriki yaşamında obezite riskini azaltmaya yardımcı olur. Anne içinse emzirme, kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesine katkıda bulunabilir ve tip 2 diyabet gelişme riskini düşürebilir.
Bu durumda beslenme büyük önem taşır. Karbonhidrat alımı kontrol altında tutulmalı, basit şekerler ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmalıdır. Lifli gıdalar, tam tahıllar, sebzeler ve sağlıklı protein kaynakları diyete dahil edilmelidir. Öğünlerin günde 3 ana ve 2-3 ara öğün şeklinde, küçük porsiyonlarla planlanması önerilir. Kişiye özel bir beslenme planı oluşturmak için bir diyetisyenle çalışmak en doğru yaklaşımdır.
Önceki gebeliğinde gestasyonel diyabet yaşamış kadınların sonraki gebeliklerinde bu durumun tekrarlama riski daha yüksektir. Ancak bu her zaman tekrarlayacağı anlamına gelmez. Sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarını sürdürmek, ideal kiloyu korumak ve düzenli egzersiz yapmak riski azaltmada önemli rol oynar. Bu nedenle sonraki gebeliklerde daha dikkatli olunması ve kan şekeri takibine erken başlanması tavsiye edilir.
Bu durum genellikle doğumun ardından birkaç gün veya hafta içinde kendiliğinden düzelir. Doğumla birlikte plasentanın çıkması, insülin direncine yol açan hormonların seviyesini normale döndürür ve kan şekeri dengesi yeniden sağlanır. Genellikle doğumdan 6-12 hafta sonra yapılan glukoz tolerans testiyle durum kontrol edilir. Bu durum geçici olsa da gelecekte tip 2 diyabet riskinin arttığının bir işareti kabul edildiğinden, sağlıklı yaşam tarzını sürdürmek önemlidir.
Bu Makale Size Yardımcı Oldu mu?
Bu Makale Size Yardımcı Oldu mu?
Florence Nightingale Web Yayın Kurulu Tarafından Yazılmıştır.
DOÇ.DR. M. ZİYA GÜNENÇ
DOÇ.DR. M. ZİYA GÜNENÇ
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. BANU BİNGÖL GÜNENÇ
PROF.DR. BANU BİNGÖL GÜNENÇ
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. HALUK SARGIN
PROF.DR. HALUK SARGIN
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
PROF.DR. ÖZGÜR DÜNDAR
PROF.DR. ÖZGÜR DÜNDAR
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
PROF.DR. F. ELA TEMELOĞLU
PROF.DR. F. ELA TEMELOĞLU
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. SİNAN BERKMAN
PROF.DR. SİNAN BERKMAN
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. A. CEM İYİBOZKURT
PROF.DR. A. CEM İYİBOZKURT
Kadın Hastalıkları ve Doğum
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. SİNAN ÇAĞLAYAN
PROF.DR. SİNAN ÇAĞLAYAN
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
Ataşehir
Florence Nightingale Hastanesi
Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. TALAT UMUT KUTLU DİLEK
PROF.DR. TALAT UMUT KUTLU DİLEK
Kadın Hastalıkları ve Doğum
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. HAKKI KAHRAMAN
PROF.DR. HAKKI KAHRAMAN
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
İletişim Formu
Yukarı Kaydır
loading