Gırtlak kanseri

Daha yaygın görülen diğer kanserlere oranla nadir rastlanan gırtlak kanserleri, tüm dünyada sigara içme oranlarındaki artışa bağlı olarak daha fazla önem kazanmaya başladı.

Üst, orta ve alt olmak üzere üç bölümden oluşan gırtlak bölgesi, konuşma, nefes alma ve yutma işlevlerinde görev alır. Kanser, gırtlak bölgesindeki hücrelerin mutasyona uğrayarak kontrolsüz büyümesi sonucu gelişir. Gırtlağın herhangi bir bölgesinde ortaya çıkabilen kanserin neden kaynaklandığı kesin olarak bilinmemekle birlikte sigaranın hücrelerin mutasyona uğraması ve kanserin gelişmesinde çok büyük etken olduğu düşünülmektedir. Kadınlara oranla erkekleri daha fazla etkilediği bilinen gırtlak kanserinin sigara içen erkeklerde gelişme riski 5-35 kat arasında artabilmektedir.

Hızla ilerleme özelliğinde olan gırtlak kanserlerinin erken evrede tanı konması, tedavi şansını yükselttiği gibi hastanın yaşam kalitesini de korumak mümkün olabilmektedir.

Gırtlak kanseri için risk faktörleri nelerdir?

Tütün kullanımı: Gırtlak kanseri oluşmasında riski artırıcı birincil etken tütün kullanımı ve sigara. Araştırmalar, kanser tanısı almış kişilerin yüzde 90’ının sigara kullandığını göstermektedir. Tiryakilik süresi ne kadar uzunsa risk de o denli artmaktadır. Gırtlak kanseri dahil olmak üzere tüm baş ve boyun kanserlerinde sigara kullanımı ve tütün çiğneme kanser oluşumunda risk oluşturmakta ve riski artırmaktadır.

Alkol kullanımı: Kadın ve erkeklerin aşırı alkol kullanımı da gırtlak kanserinin gelişmesindeki risklerden biridir. Özellikle sigara ve alkolün bir arada kullanımı riskin yükselmesine neden olmaktadır.

Kötü beslenme: Meyve sebzeden yoksun sağlıksız ve kötü beslenme de gırtlak kanseri oluşumunda rol oynar.

Cinsiyet: Gırtlak kanseri erkekleri kadınlara oranla 5 kat daha fazla etkilemektedir.

Yaş: Birçok kanserde olduğu gibi gırtlak kanseri de yaşlanmayla birlikte özellikle 60 yaşın üzerindeki kişilerde daha fazla ortaya çıkmaktadır.

Kimyasal maddelere maruz kalma: Aspest, nikel ve sülfürik asit gibi kimyasal maddelerin yoğun olarak kullanıldığı, petrol ürünleri, boya sanayii gibi iş kollarında çalışanlarda gırtlak kanserine daha fazla rastlanmaktadır.

Ailede genetik yatkınlık, HPV enfeksiyonuna maruz kalma ve gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH)’nın da gırtlak kanserinin ortaya çıkmasında rolü olabileceği düşünülmektedir.

Gırtlak kanserinin belirtileri nelerdir?

Kanser larenks bölgesinde hangi alanda tutulduysa belirtiler de bu yönde farklılaşabilmektedir. Bazı durumlarda kanserin tutulum bölgesi ve yapısına bağlı olarak klinik belirtiler gözlenene kadar bir süre geçebilmektedir. Semptomlar kişiden kişiye değişmekle birlikte çok spesifik olmaması hastanın hekime gitmesini geciktirebilmektedir. Her ne kadar ortaya çıkan belirtiler gırtlak kanserinin kesin teşhisi için yeterli olmasa da, özellikle risk grubunda yer alan kişilerin aşağıda belirtilerden bir ya da birkaçını bir arada yaşadığında mutlaka bir KBB uzmanına görünmesinde fayda var.

Gırtlak kanserinin en sık görülen belirtisi ses kısıklığı, seste çatlama, ses kalitesinde değişikliktir. Kanserin türüne göre bu belirti erken ya da geç dönemde ortaya çıktığı için iki haftadan uzun süren ses kısıklığında mutlaka hekime başvurmak gerekir.

Yutma güçlüğü ve yutma sorunları.
Boğazda rahatsızlık yaratan takılma hissi ve kulaklara vuran ağrı ve öksürük.
Açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık ve halsizlik.
İleri evrelerde nefes almada güçlük, yutmada güçlük ve kanlı tükürük ya da balgam.
Özellikle lenf bezlerine yayılım göstermiş kanserlerde boğazda şişlik.

Gırtlak kanseri tanısı nasıl konur?

Gırtlak kanseriyle ilgili belirtiler gösteren kişilerde tanı hekim muayenesiyle başlar. Fizik muayeneyle birlikte hastanın tıbbi geçmişi ve yaşam alışkanlıklarının değerlendirdiği muayene sonrasında hekim şüphe duyarsa tanı için ayrıntılı testlere başvurulur. Boğazı yakından görmek ses tellerini incelemek için laringoskopi yöntemi kullanılır. Kuşku duyulacak herhangi bir durum ya da normal dışı bir oluşum saptanırsa lokal ya da genel anestezi altında biyopsi işlemi gerçekleştirilir. Kanser tanısı biyopsi sonrası patolojik inceleme ile kesinleşen hastalarda, bölgesel ve uzak organ tutulumu olup olmadığı görüntüleme yöntemleri ile tespit edilir. Boyun ultrasonu, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG), pozitron emisyon tomografisi (PET) gibi görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır.

Gırtlak kanseri nasıl tedavi edilir?

Tedavide tümörün boyutu, yerleşim yeri, yakın ya da uzak bölgelere yayılım gösterip göstermediği, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, eşlik eden hastalığı olup olmadığına göre farklı seçenekler kullanılmaktadır. Cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi tek başına ya de birlikte kullanılır.

Cerrahi: Tümörün yüzeyde ve ses telleriyle sınırlı olduğu erken evre gırtlak kanserinde tümör ağız içinden endoskopla girilerek lazer yardımıyla kesilir.

Tümörün yayılım durumuna bağlı olarak tümörle birlikte larenksin bir bölümü (parsiyel larenjektomi) ya da larenksin tümünün (total larenjektomi) alınması söz konusu olabilmektedir.

Gırtlak kanserinin boyun bölgesinin derinine yayıldığı durumlarda ise tümörün tamamı ve lenf bezleri de alınabilmektedir (boyun disseksiyonu).

Cerrahi işlem sonrasında hastanın daha rahat nefes almasını sağlamak için trakeostomi denilen işlem gerçekleştirilerek boynun ön kısmından nefes borusuna giden bir delik açılır. Genellikle ameliyat bölgesi iyileştikten sonra açılan delik kapatılır. Sadece total larenjektomi yapılan hastalarda delik kalıcıdır.

Kemoterapi: Gırtlak kanserinde kemoterapi, tümörü küçültmek veya cerrahi ya da radyoterapi işleminden sonra kullanılmaktadır. Kemoterapi genellikle diğer tedavilerle kombine şekilde kullanılır.

Radyoterapi: Gırtlak kanserinde radyoterapi tedavisinde yüksek enerjili ışınlar kullanılarak hücreleri öldürmek ve küçültmek hedeflenir. Özellikle erken evreli gırtlak kanserinde etkilidir. İleri evre kanserde ise cerrahi ile kombine şekilde kullanılır.

Tedavi sonrası rehabilitasyon

Gırtlak kanseri tedavisi sonrasında yaşanabilecek komplikasyonlar nedeniyle hasta destek tedavilerine ihtiyaç duyabilmektedir. Yeme ya da yutma zorluğu, konuşma problemleri, boyunda sertlik ve ağrı gibi sıkıntılarla karşılan kişiler bu konularda hekimden yardım istemelidir.

Tedavi sonrasında hastaların kendi bakımlarına dikkat etmeleri de çok önemlidir. Dinlenmeli, egzersiz yapmaya çalışmalı ve sebze ve meyve ağırlıklı sağlıklı bir beslenme rejimi uygulamalıdır. Tanı konduğu andan itibaren ve tedaviden sonra kesinlikle sigara ve alkol kullanılmamalı. Düzenli hekim kontrolleri de ihmal edilmemelidir.

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz

Kanserle İlgili Uzmanlarımıza Sorun
Güvenlik Kodunu Giriniz
Captcha
CaptchaResart