Ergenlik Dönemi Hakkında Her Şey

Ergenlik (adölesan) dönemi en basit tanımıyla, çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Bu süreç içinde kazanılan özellikler, bireyin nasıl bir erişkin olacağını belirler. Bu dönemde hem fiziksel ve cinsel hem de psikolojik değişim ve gelişme gözlenir.

Ergenlik (adölesan) dönemi en basit tanımıyla, çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Bu süreç içinde kazanılan özellikler, bireyin nasıl bir erişkin olacağını belirler. Bu dönemde hem fiziksel ve cinsel hem de psikolojik değişim ve gelişme gözlenir.
Ergenlik dönemini için bazı yaş sınırlamaları getirilmeye çalışılmışsa da, dönemi kesin yaş ile ayırmak oldukça zordur. Bu dönemin kendine has özellikleri vardır. Kansızlık, guatr, çocukluk çağı diyabeti, bazı kemik tümörleri, ortopedik sorunlar hayatın diğer dönemlerinden daha sık gözlenir. 

Dünyada Geçerli Olan Adölesan Tanımları Farklı Mıdır?

Dünya Sağlık Örgütü 10–19 yaş grubunu “adölesan yaş grubu”, 15–24 yaş arasını da gençlik dönemi olarak tanımlamaktadır. Ülkemiz genç bir nüfusa sahiptir. 10–19 yaş grubu, nüfusumuzun yüzde 21,6’sını oluşturmaktadır. Dünya nüfusunun da yüzde 50’den fazlası 25 yaşın altındaki insanlardan oluşmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 80’e ulaşmıştır. Genç nüfusun nitelikli bir eğitim alması, üretken ve verimli olması toplumun geleceği açısından çok önemlidir. Bu nedenle ergen ve gençlere sağlıklı bir çevre sağlanması, kendilerini istedikleri alanlarda geliştirme olanağı verilmesi gerekmektedir. Böylece katılımcı, kendine güvenli ve etrafı ile barışık bireyler olarak toplumda yer almaları mümkün olur. 

Erkek Çocuklarının Ergenliğe Girdiği Nasıl Anlaşılır?

Erkeklerde ergenliğin ilk belirtisi testislerin büyümeye başlamasıdır. Ortalama yaş 12 olarak kabul edilmektedir. Çocuk endokrin polikliniklerinde “orşidometre” denilen aletle ölçüm yapıldığında, testis hacminin 4 ml’ye ulaşması, artık testosteron salgılanmasının başladığını ve ergenliğe girildiğini düşündürür. Testislerin büyümeye başlaması ile birlikte torba (skrotum) cildi kalınlaşır ve kızarmaya başlar. Genital bölgede kıllanma, testis büyümesinden 6 ay kadar sonra görülebileceği gibi eş zamanlı da başlayabilir. Sadece genital bölgede tüylenme görülmesi, ergenliğe girildiğini göstermez. Erkek çocuğun ergenliğe girmesi için mutlaka testislerin büyümesi gereklidir. Testislerin büyümesi 3-5 yıl devam eder. Erişkin testisler 20 ml hacmindedir. Genital bölgedeki tüylenme de yıllar içinde artar ve bacak arasına da yayılabilir. Koltuk altında tüylenme genital bölgedeki tüylenmeden ortalama 2 yıl sonra başlar ve genellikle 14–15 yaşlarında belirir. Yüz kıllarının çıkışı daha da geç dönemde gerçekleşir. Bir delikanlı her gün tıraş olmak zorunda kaldığında, genellikle artık tam erişkin olmuş demektir.

Erkek Çocukların Cinsel Organlarında Nasıl Bir Değişiklik Görülür?

Penis boyunun büyümesi, ergenliğin ortalarında en üst düzeydedir. Genellikle 13,5–14 yaş grubunda gözlenir. Penis gevşek durumda iken uzatılarak bir cetvel yardımıyla boyu ölçüldüğünde, ergenlik öncesi ortalama 6,2 cm. olan penis boyu erişkinde ortalama 13,2 cm’e ulaşır. Penis boyu kısa ise, penis boyunun kısa olmasına neden olan pek çok endokrinolojik hastalık gözden geçirilmeli ve çocukta bunların olmadığı saptanmalıdır. Penis boyunun uzaması, penisteki reseptörlere testosteronun etkisi ile gerçekleşir.

Erkek çocukta sperm yapımı 12–15 yaşları arasında başlar. “Ejakulasyon”, diğer bir ifade ile meni fışkırtma 13,5 yaş civarında genellikle mastürbasyon sırasında meydana gelir. Daha sonra uykuda devam eder. Ergenlikte erkeklerde prostat, salgı kanalları gibi iç cinsel organlarda 7 misline varan artışlar gözlenir.

Erkek Çocuklarında Ergenlikte Meme Büyümesi Neden Olur?

Erkek ergenlerdeki meme büyümesine jinekomasti diyoruz. 10–16 yaş arasındaki çocuklarda yüzde 40 civarında rastlanır. En sık 14 yaşında yüzde 65 oranında tespit edilmiştir. Pubertal jinekomasti, vakaların yüzde 75’inde 2 yılda, yüzde 90’ında 3 yılda kendiliğinden geçmektedir. Kalıcı oran yüzde 10’dan azdır. Bunun nedeni erkek çocuklarda düşük miktardaki östrojene karşı, meme dokusunun hassasiyetinin artması ve büyümesidir. Obezlerde daha sık rastlanır. Ergenlere kilo vermeleri tavsiye edilir, meme büyümesini önlemek ve küçültmek için bazı ilaçlar kullanılabilir. Çok fazla büyük ve psikolojik sıkıntı yaratan durumlarda, geç ergenlik döneminde plastik cerrahi operasyonu ile en son çare olarak yağ dokusu aldırılabilir. Ayrıca bazı ilaçlar, beyin tümörleri, karaciğer hastalığı gibi bazı kronik hastalıklar jinekomastiye yol açabilir. Bu durumları, ergenlik jinekomastisinden ayırt etmelidir.

Ergenlik Çağında Vücut Yapısında Ne Gibi Değişiklikler Olur?

Ergenlik döneminde vücut yapısında (kompozisyonunda) önemli değişiklikler meydana gelir. Vücut kompozisyonu başlıca üç bölümde düşünülebilir.
1. Vücuttaki kemik yapıların oluşturduğu iskelet kitlesi,
2. Özellikle deri altındaki yağ dokusundan oluşan yağ kitlesi
3. Kas yapılardan oluşan yağsız vücut kitlesi
Ergenlik tamamlandığında ise, erkeklerde yağsız vücut kitlesi artar. Bunun nedeni erkeklerdeki testosteron hormonudur. Kadınlarda ise farklılaşma yağ dokusu artışı şeklinde gerçekleşir. Ergenlik dönemi sonunda kadınlardaki yağ dokusu erkeklerin iki katıdır. Bunun da nedeni östrojen hormonudur. Kızlarda yağ dokusunda artma ilk adetten hemen önce başlar ve ondan sonra giderek hızlanır. Vücut ağırlığının genellikle yarısı ergenlikte kazanılır. Ergenlik çağındaki bir diğer önemli olay da boy uzunluğundaki artıştır. Ergenlikte kızlarda 20–25, erkeklerde ise 25–30 cm boy uzunluğu artışı olur.
Ergenlikte sesin kalınlaşması, erkek ergenlerde görülür. Genellikle 13 yaş civarında ses değişmeye başlar. Beraberinde yağlı saçlı deride kepekler de oluşmaya başlayabilir. Bunun nedeni testosteron hormon düzeyinin artmasıdır. Ergenlik döneminde sadece gece salgılanan testosteron hormonu, ergenliğin ortalarına doğru hem gece hem de gündüz salgılanmaya başlar. Kan düzeyi yükselen testosteron hormonu etkisiyle, ses tellerinde kalınlaşma olur, ciltte yağlanma artar.

Ergenlikte Aşırı Terleme ve Ter Kokma Normal Midir?

Ergenlik başlamadan önce, ortalama 6-8 yaşlarında, böbrek üstü bezinden zayıf androjenik etkiye sahip hormonlar salgılanır. Bu hormonlar testosteron kadar güçlü etkisi olmayan hormonlardır. Ancak cilt altındaki, özellikle koltuk altındaki ter ve yağ bezlerinin sayıca ve hacim olarak artmalarına neden olurlar. Terleme artar ve özel bir kokusu vardır.

Bu hormonlar alında, bazen burun üstünde ve göğüste az sayıda sivilce gelişimine yol açabilirler. Bu sivilceler eğer enfekte olmazlarsa kendiliğinden geçerler. Bu nedenle çocukların yüz ve vücut temizliği ile ilgili alışkanlıkları çok önemlidir.

Ergenlik Öncesi Genital Bölge Tüylenmesi Normal Midir?

Bazı çocuklarda 6–8 yaşlarında, böbrek üstü bezinden salgılanan zayıf androjen etkili hormonlar nedeniyle, genital bölgede hatta koltuk altında tüylenmeler görülebilir. Bu tüyler zayıf, ince tüylerdir ve ailelerin korkmasına gerek yoktur. Ergenlikle ilgili tüylenme de (testosteron etkisindeki tüylenme ) tüylerin özellikleri farklıdır. Bu tüyler kalın, kıvrımlı ve sert olurlar. Eğer erken yaşlarda genital bölge veya koltuk altı gibi vücudun başka yerlerinde, bu özellikte tüylenme görülürse mutlaka uzmanına danışılmadır. Çocuk endokrin uzmanı bu duruma neden olabilecek hastalık durumlarını araştırmalı, gerekli hormon incelemeleri yapılmalıdır.

Kız Çocuklarda Ergenlik Belirtileri Nelerdir?

Kız çocukları ergenliğe erkeklerden 2 yıl önce girerler. Ortalama yaş olarak 10–11 kabul edilmektedir. Anne-babalar genellikle ergenliğin ilk adetle başladığını düşünürler. Bu doğru değildir. Kız çocuğunun adet görmeye başlaması ile ergenlik tamamlanır. Ergenliğin başlangıcı, kızlarda memelerde tomurcuklanma ve büyümenin başlamasıdır. Memede büyüme bazen tek taraflı başlar, diğer meme daha sonra buna eşlik eder. Ancak genellikle her iki meme de birlikte büyümeye başlar. Meme tomurcuklanması ile birlikte, memelerde ağrı da olabilir. Ergenlik süresi boyunca memeler büyümeye devam eder. Meme ucu ve meme başı da (kırmızı-kahverengi alan) büyür. Erişkin meme boyutuna 3-5 yılda ulaşılır. Meme büyüklüğü daha çok genetikle ilgilidir. Halk arasında “memesi akranlarından küçük olan çocukların, hormon düzeyleri düşüktür” şeklinde düşünülür. Bu inanç yanlıştır. Bu çocukların anneleri başta olmak üzere, diğer aile bireylerinin de memelerinin küçük olması söz konusu olabilir. Kilo alınınca yağ dokusu arttığı için meme büyür. Doğumla birlikte meme büyümesinde daha da artış gözlenir.
Genital bölgede kıllanma genellikle meme gelişimi ile birlikte görülebildiği gibi, bazen meme gelişiminden 6 ay sonra da başlayabilir. Genital bölgedeki kıllanmada ergenlik süresince artar, kızlarda ters üçgen şeklinde ve hafif bacak aralarınada yayılacak şekilde gelişir. Koltuk altında kıllanma ise genellikle meme gelişiminin başlamasından 1-2 yıl sonra, ortalama 12-13 yaşlarında ortaya çıkar. Bazı çocuklarda daha erken yaşta da başlayabilir. Koltuk altında kıllanmanın, genital kıllanmadan önce başlamış olması nadir görülen bir durumdur.

Kızlardaki Değişiklikler Neden Genital Bölgede Yoğunlaşır?

Ergenlikte kızlarda cinsel organlarda meydana gelen değişiklikler östrojen etkisiyle gerçekleşir. Genital bölgede yağ birikir, vajen uzar, himen (kızlık zarı) kalınlaşır. Vajen içindeki hücrelerin glikojen içeriği artar. Bu durum genç kızlarda mantar enfeksiyonlarının sık görülmesine yol açar. İlk adet (menarş) öncesindeki aylarda, berrak ya da hafifçe beyaz yapışkan bir vajinal akıntı başlar. Ergenlikte uterusun (rahim) boyutları da büyür ve şekli değişir. Ergenlik öncesi 3 cm’den az olan uterus boyu 5 cm’i aşar. Overler (yumurtalıklar) genişleyerek hacimleri 1-2 ml’den 3-10 ml’ye ulaşır. Overler içindeki yumurta sayısı 6-7 milyona ulaşır, bu değer yaşam boyunca bir kadının sahip olduğu en fazla yumurta sayısıdır. Genellikle ilk adetten sonraki periyotların çoğu, yumurtalıklardan yumurta atılımı olmadan gerçekleşir (anovulatuar). Bu durum 1,5-2 yıl sürebilir. Daha sonra zaman içinde adetler düzene girer. İlk adetten sonraki 5 yıl içinde genç kızların çoğunda (%90’dan fazla) adetlerin düzene girdiği bilinmektedir.

Ergenlikte Vücut yapısında Ne Gibi Değişiklikler Olur?

Ergenlik döneminde vücut yapısında (kompozisyonunda) önemli değişiklikler meydana gelir. Vücut kompozisyonu başlıca üç bölümde düşünülebilir. 

1. Vücuttaki kemik yapıların oluşturduğu iskelet kitlesi,
2. Özellikle deri altındaki yağ dokusundan oluşan yağ kitlesi,
3. Kas yapılardan oluşan yağsız vücut kitlesi. 

Ergenlik öncesinde kız ve erkek çocuklarda  yağsız vücut kitlesinin yüzdesi, iskelet kitlesi ve yağ kitlesi eşit oranlardadır. Ergenlik tamamlandığında ise, erkekler de yağsız vücut kitlesi artar.  Bunun nedeni, erkeklerdeki testosteron hormonudur. Kadınlarda ise farklılaşma yağ dokusu artışı şeklinde  gerçekleşir. Ergenlik dönemi sonunda kadınlardaki yağ dokusu erkeklerin iki katıdır. Bunun da nedeni östrojen hormonudur. Kızlarda yağ dokusunda artma ilk adetten hemen önce başlar ve ondan sonra giderek hızlanır. Vücut ağırlığının genellikle yarısı ergenlikte kazanılır. Ergenlik çağındaki bir diğer önemli olay da boy uzunluğundaki artıştır. Ergenlikte kızlarda 20–25, erkeklerde ise 25–30 cm boy uzunluğu artışı olur.

Ergenlikte Vücut Temizliği ve Estetik Bakım Nasıl Olmalıdır?

Ergenlerde ter bezlerinin sayıca ve hacim olarak artmaları sonucu, ter kokusu bazen rahatsız edecek derecelere ulaşır. Bir ergenin kişisel temizliğinin artık kendisi tarafından yapılması gerekir. Tuvaletlerden sonra ve yiyeceklere dokunmadan önce ellerin yıkanması bir alışkanlık haline gelmelidir. Her sabah kalkıldığında yüzün su ve sabunla yıkanması, her gün yapılan işlere göre banyo yapmak bir başka temizlik uygulamasıdır. 
Vücut temizliği ile pek çok hastalığın önüne geçilmektedir. Soğuk algınlıkları, hepatit, ishalli hastalılar, cildin mantar hastalıkları, cildin mikrobik hastalıkları, paraziter hastalıklar bunlardan bazılarıdır. Ergenlerde ter bezlerinin sayıca ve hacim olarak artmaları sonucu, ter kokusu bazen rahatsız edecek derecelere ulaşır. Ter kokusunun kaynağı vücut yüzeyinde bulunan mikropların (bakterilerin) teri parçalamasıdır. Özellikle koltuk altı ve ayaklarda koku barizdir. Bu bölgelerin hafif sabun ve suyla yıkanması gerekir. Deodorant kullanılması önerilir. Deodorant temizlik aracı olarak değil, koku giderici olarak etkindir. En güzeli banyo yapmak veya yapılamıyorsa koltuk altını önce sabunlu bezle silmek sonra da su ile iyice yıkamak ve temizlemektir. Aktivitesi fazla olanlarda ter kokusu daha fazla olur.

Ergenlerin Saçtaki Kepek İçin Ne Yapılmalıdır?

Ergenlerde saçta yağlanma ve kepek oluşumu sık görülür. Sağlıklı saçlar için düzenli yıkanmak gerekmektedir. Haftada en az bir veya iki defa saçların yıkanması ve diğer günlerde de fırça ile taranarak saçların arasına giren tozlardan, kir ve ölü kıllardan arındırılması gerekmektedir. Saç kurutmak için kullanılan havlular sert olursa saç uçları çatallanabilir. Elektrikli kurutucu aletlerin saça çok yakın tutulmaması gerekir, saç ve saçlı deriye zararları dokunabilir, yanıklara sebebiyet verilebilir.

Kepeklenme için sık sık ve çok sıcak olmayan su ile saçları yıkamak faydalıdır. Ancak hekime danışmadan saçlar için yararlı olduğu düşünülen hiçbir madde kullanılmamalı, hiçbir uygulama yapılmamalıdır. Şampuanların esası, kolay çözünebilir yağ eritici bir madde ihtiva etmeleridir. Şampuanlara ayrıca koku, renk ve yoğunlaştırıcı maddelerde ilave edilir. Bu eklentiler saçlı deride tahrişlere ve alerjilere neden olabilir. Ergenlere aileleri tarafından saçlarının taranıp, düzenli olmaları gerektiği belirtilmelidir. Dış görünümün, insanlar arasındaki ilişkide ve kendini iyi hissetme de önemli etkisi vardır.

Kızlarda Makyaj Yapmak Zararlı Olur Mu?

Ergen kızlarda güzelliklerini daha belirgin hale getirebilmek için göz çevresi ve kirpiklere makyaj amacıyla sürülen maddelerin kaliteli olması gereklidir. Göz çevresinde ve yüzde alerjik ya da mikrobik sorunlarla karşılaşılabilir. Makyaj yapılıyorsa her akşam yatmadan önce muhakkak göz çevresinde ve yüzde kullanılan makyaj artıkları uygun solüsyonlar kullanılarak ya da su ve sabunla temizlenmelidir. Yüz temizliği, her sabah kalkıldığında yapılmalıdır. Sabunlar uygun PH içeren, kokulu olmayan düz sabunlar olmalıdır. Aknesi olanlar için sabah yüz temizliği daha da önemlidir.

Ergenlikte Aksesuar Kullanımında Nelere Dikkat edilmelidir?

Kulağa küpe takılacaksa alerji yapma özelliği çok az olan altın ya da gümüş tercih etmelidir. Kulak deliği açılırken kullanılan delici aletin ve ardından takılan ipin ya da halkanın mutlaka mikropsuz olması gerekir. Aksi takdirde kulak memesi iltihapları oluşabilir. Hepatit, AIDS gibi hastalıklar bulaşabilir.

Ergenlikte Genital Bölge ve Koltuk Altı Tüyleri İçin Ne Yapılmalıdır?

Genital bölgedeki kıllar testosteron etkisinde olup, sert ve kıvrımlı kıllardır. Kıllı deride ter bezleri çok fazla sayıdadır. Bu nedenle, terleme ve terleme sonrasında koku çok daha fazla rahatsız edici olabilir. Bundan başka terlemeden dolayı kirlenme ve cildimizde mikropların yerleşmesi çok daha kolay olmaktadır. Mikroorganizmaların bu bölgeye yerleşmesi ile kaşıntı, kızarıklık, ısı artışı gibi iltihabi belirtiler ortaya çıkabilir. Sık banyo yapılarak dış genital organ ve koltuk altı temizliği sağlanmalıdır veya su ile bu bölgeler temizlenmelidir. Uzamış tüyler temizlenmelidir.

Ergenlikte Kız Çocuklarında Kıllanma Artar Mı?

Kız çocuklarında, ergenlikte görülen tüylenmeye hirsutizm denilmektedir. Bu tüylenme, androjen fazlalığına veya etkisinin artmasına bağlı olabilir. Kız çocuklarındaki tüylenme ciddi psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklara neden olur. Tüylenme erkeksi karakterde olup bıyık, favori, göbek altı tüylenmesi söz konusudur. Ailede özellikle kadınlarda tüylenmeler fazla olabilir yani genetik yatkınlık söz konusudur. Genellikle kıl folliküllerinin daha fazla androjenle uyarılması veya androjene aşırı hassasiyet sonucu oluşan hirsutizmde, tüylenmeye neden olan hormon artışının overlerden mi yoksa böbrek üstü bezinden mi olduğu araştırılmalıdır. Sıklıkla herhangi bir neden bulunmaz ve ailesel yatkınlık düşünülür. Eğer hirsutizmle birlikte obezite ve adet düzensizliği de olursa polikistik over hastalığı düşünülür.
Bu şikayetleri olan hastalar mutlaka endokrinolojik incelemeden geçirilmeli, gerekli tetkikler yapıldıktan sonra tedavi edilmelidirler.

Ergenlerde Ayak Kokusu İçin Ne Yapılabilir?

Ayakların yıkanması terden dolayı kokunun önlenmesi ve mantar, bakteri gibi mikroorganizmaların  ve alerjik hastalıkların önlenmesi için gereklidir. Ayaklar düzenli olarak yıkanmalı ve her yıkamadan sonra havlu ile iyice kurutulmalıdır. Ayak sağlığı için pamuklu çoraplar daha uygundur. 

Banyo Yapmak Neden Önemlidir? 

Banyo yapmak deri yüzeyinde bulunan mikropların, kirlerin, terin uzaklaştırılması ve dökülen yüzeysel hücrelerin atılması için gereklidir. Banyo yaparak hem beden temizlenir hem de ruhsal temizlik sağlanır. Banyo zindelik ve mutluluk verir. 30–40 derece civarında sıcaklıkta, su ve sabun kullanılarak deri ovulmalı ve kir atılmalıdır. Her banyodan sonra iç çamaşırı değiştirilmelidir.

Giyim Konusunda Öneriler

Ergenlerin giyecekleri çok dar olmamalı ve mümkün olduğunca teri emebilen, alerji yapmayan doğal maddelerden yapılmalıdır. Dar giyecekler aşırı terleme ve hareket kısıtlılığına yol açarken, terin emilimini de önlerler. Giyecek katları arasında hava dolaşımının engellenmesi, bakteri ve mantar üremesini kolaylaştırır. Su geçirmeyen, nemi emmeyen giyeceklerin sürekli kullanılması da aynı etkiyi yapar.

Ergenlikteki Psikolojik Değişiklikler Nelerdir?

Ergenlik dönemi, insanın tüm yaşamı dikkate alınacak olursa, aslında kısa bir dönemdir. Ancak çocuğun birkaç yıl içinde yoğun değişime uğraması nedeniyle çok çalkantılı geçer. Birey bu döneme çocuk olarak girer, dönemi erişkin olarak tamamlar. Çocuk hızlı fiziksel büyümeye kendini henüz alıştıramamışken, cinsel gelişimin başlaması ve yaşadığı psikososyal değişimler nedeniyle kendisiyle ve çevre ile olan iletişiminde sorunlar yaşar.

Ergen Kısa Sürede Oluşan Bu Değişimlere Uyum Sağlayabilir Mi?

Ergen kimi zaman kısa sürede oluşan bu yoğun değişikliklere uyum sağlayamaz. Dönemin özelliği olan başlıca üç konuda da sorunlar yaşayabilir. Ergenliğin başında belirginleşen fiziksel büyüme ve gelişme ile ilgili sorunların yanı sıra, cinsel ve psikososyal gelişim ile ilgili sorunlarla karşılaşır. Ergen bazen bu sorunları kendisi çözemez. Mutlaka aile desteğine ihtiyaç duyar. İnsan vücudunda çok önemli değişikliklerin olduğu bu dönemde çocuklarda neler olup bittiğini anlamak ve ebeveynlerin onlara yardımcı olması gereklidir. Bu dönemde yaşanan sorunların kısa zamanda çözümlenmemesi durumunda, tüm yaşamı etkileyebileceği gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır. Ergenlikte gerçekleşen değişim süreçleri aşağıdaki gibi özetlenebilir:
1.    Biyolojik değişim
Büyüme ve cinsel gelişim
2. Entelektüel gelişim
3. Psikolojik gelişim
4. Sosyal gelişim ve entegrasyon.

Ergenlikte Sağlıklı Beslenme Nasıl Olmalıdır?
Günün büyük bölümünü evden uzakta geçiren ergenlerde öğün atlamak ve “fast-food”la hızlı ve hazır yemek yeme kötü alışkanlığı gelişir. Bu da gelişme çağındaki ergenin yeterli vitamin ve mineral desteğinden uzak kalması ve kalitesiz beslenmesine neden olur. 

Ergenlerin Diyet Ürünlerini Tüketmesi Doğru Mudur?

Sıkça sorulan bir soru yapay tatlandırıcıların kullanıldığı light (diyet) ürünlerin tüketimi ile ilgilidir. Meşrubatlar, yoğurt ve dondurma gibi gittikçe artan sayıda ürün artık şeker yerine sakarin ve aspartam gibi yapay tatlandırıcılar içermektedir. Bunlar kalori sağlamazlar. Bu ürünlerin çekiciliği daha az kalori içerip yine de şekerli ürünler gibi tatlı olmalarından kaynaklanmaktadır. Diyet ürünleri özellikle diyabetli çocuk ve ergenler tüketilebilirler. Ancak sürekli tercih edilmemeleri gerekir.
Bu tatlandırıcılar çocukları, tatlıları tercih eden bir damak tadı geliştirmeye ve fazla yemeye yönlendirebilmektedir. Yapılan araştırmalarda, diyet ürünlerin zararlı olduğuna dair herhangi kanıt bulunamamıştır ancak fazla miktarda tüketildiklerinde alerjiye sebep olabilirler ve özellikle aspartam türü tatlandırıcılar fazla miktarda tüketildiklerinde hafif unutkanlıklara neden olabilirler.

Hamburgerle Beslenmek Zararlı Mıdır?

Ülkemizdeki ergenlerin yüzde 50’den fazlasının “fast-food” tükettiği saptanmıştır. Bu besinler önceden hazırlanıp paketlendikleri için yağ, şeker ve tuz oranları yüksek, vitamin ve mineralleri düşük besinlerdir. Günün büyük bölümünü evden uzakta geçiren ergenlerde öğün atlamak ve “fast-food”la hızlı ve hazır yemek yeme kötü alışkanlığı gelişir. Bu da gelişme çağındaki ergenin yeterli vitamin ve mineral desteğinden uzak kalması ve kalitesiz beslenmesine neden olur.

Ergenlik Çağındaki Beslenmede Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Nelerdir?

1. Ergenlik yaş grubunun özelliğinin hızlı büyüme ve gelişme olduğu unutulmamalıdır.
2. Büyüme ve gelişme, başta karbohidrat ve yağ gibi enerji kaynakları ve protein olmaksızın uygun şartlarda sürdürülemez. Genetik potansiyelin maksimumuna ulaşılabilmesi için vitamin ve mineral ihtiyaçlarının da karşılanması gerekir.
3. Büyüme ve gelişmeyi sürdürebilecek enerji ve proteini içeren doğal besin kaynakları mineral ve vitamin ihtiyaçlarını da karşılar.
4. Önemli olan ve istenilen ergenin ihtiyacı olan enerji ve proteini dengeli şekilde tabii besin kaynaklarını tüketerek almasıdır.
5. Ergenlik yaş grubunda tercih edilen yiyecekler arasında yer alan “fast-food”lar bu nedenle çok sağlıklı değildir. Okul kantinlerinin ve okul yönetiminin bu konuda duyarlı olması gerekir.
6. Ergen beslenme tercihini yaparken tek yönlü enerji kaynaklarından (çikolata, şekerleme, cips, panço vb.) uzak durmalı, bunları beslenmesinde zaman zaman tercih etmelidir.
7. Ergen yaş grubunda beslenme ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda gelişecek olan büyüme geriliği ve boy kısalığının erişkin yaş grubunda tedavisi mümkün değildir.
8. Ergenlik döneminde beslenmenin karın doyurmanın ötesinde, yaşamın devamlılığı için gerektiği ve ergenlik döneminin ergenin genetik potansiyeline uygun olarak erişkin bir birey olarak son şeklini aldığı dönem olduğu unutulmamalıdır. Bu bilinç, ergene verilmelidir.
9. Ergenlikte yaşanan psikososyal değişim sırasında benlik saygısı ve değişik stresler zaman zaman bedene ve fiziksel özelliklere yönlendirilebilir. Bunun sonucunda da ergen kontrol edemediği ve beğenmediği pek çok fizik özelliği yerine denetim altında tutabileceğini düşündüğü vücut ağırlığına yoğunlaşabilir. Gereksiz ve denetimsiz diyet uygulamaya başlar.
10. Uygulanan bilinçsiz diyetler anoreksi ve bulimya denilen yeme bozukluklarına dönüşebilir,
11. Ergen yaş grubunda hiperfaji dediğimiz ve obeziteye neden olan yeme bozukluğu saptanabilir. Bunun nedeni, ihtiyaçtan daha fazla enerji alınmasıdır.
12. Beslenmede ihtiyacı belirleyen faktörler ise, büyüme ve gelişme kadar, harcanan enerji miktarıdır. Bu nedenle bütün ergenlere, yaşamın bir parçası olarak spor yapma alışkanlığı kazandırılmalıdır. Fizik aktivitelerini arttırmaya yönlendirilmelidirler.
13. Spor ile fizik aktivitenin arttırılmasını sağlamak amacı ile ergenlik çağındaki bireylerin düzenli spor yapmaları, tanınan olanaklarla mümkün kılınmalıdır. Okul programları ve imkânları bu yönden zenginleştirilmelidir.
Özellikle kız çocuklarında adetlerle kaybedilen kan nedeniyle demir alımına dikkat edilmelidir.

Ergenlik Dönemindeki Önemli Sorunlar Hangileridir?

a)    Boy kısalığı: Boy kısalığı, ihmal edilmemesi gereken, kronik hastalıkların habercisi olabilen ve genellikle tedavisi mümkün olabilen bir durumdur. Erken ergenliğe giren ve ergenlik dönemi kısa süren çocuklarda boy kısalığı gözlenmektedir. Tiroid hormonu, büyüme hormonu ve seks hormonları boyun uzamasını etkiler. Çocuk, akranlarından kısa ise, yılda 5 cm’den az uzuyorsa dikkatli olmak gerekiyor. Anne ve babanın boyunun kısa olması, çocuğun da boyunun kısa olacağı anlamına gelmez. 

Ergenlik döneminden önce büyümesi tamamlanan tek organ baştır. Genellikle baş çevresi 10 yaşından sonra büyümez. Baş dışında bütün vücut organları, ergenlik döneminde yaklaşık 2 misli büyür. 

Ergenlik döneminde kızlarda 20–25, erkeklerde 25–30 cm. boy uzunluğu artışı olur. Büyüme ergenlerde kol ve bacakların uç kısımlarından başlar. Diğer bir ifadeyle önce el ve ayaklar büyür. El ve ayakları, kol ve bacaklardaki büyüme takip eder. Son olarak da gövde, göğüs kafesi ve ardından omuzlar genişleyerek büyür. 

Ergenliğin ortalama 3–4 yıl sürdüğü düşünülürse, bu dönem içindeki 6–12 aylık kısa bir dönemde hızlı boy artışı olur. Ortalama 8–10 cm. civarında olan bu boy uzunluğu artışı, kızlarda hemen ilk adet başlangıcından önceki döneme rastlar ve ortalama 12 yaş civarında hızlı boy artışı gözlenir. Kızlarda boy uzaması adet gördükten sonra yavaşlar. Adetten sonraki dönemde boy 5–6 cm. kadar uzar. Erkeklerde ise en hızlı boy artışı testis hacmi 10 ml. civarında iken olur. Bu da 13–14 yaşlarına rastlar.

Ergenlikte normal boy artışını etkileyen temel faktörler doğum öncesi büyümenin yeterli olması, genetik özellikler, sağlıklı ve dengeli beslenme, insan vücudunda büyümeyi düzenleyen salgı bezlerinin yeterli derecede salgılanması, çocukluk döneminde fazla sayıda enfeksiyon geçirilmesidir.

Boy Kısalığı Nasıl Belirlenir?

Kısa boy, çıplak ayakla ölçülen boyun, o yaş ve cinse göre normal büyüme eğrilerinin alt sınırlarında (10 persentil altı) olmasıdır. Yıllık boy artışının yaşına göre normalden az olması durumunda, büyüme hızı yetersiz olarak değerlendirilir (yıllık büyüme hızı 1–2 yaşlar arası yılda 8 cm, daha sonra ise yılda 5–6 santimetredir). Bir çocuk, ergenlik öncesi yılda 5 santimetreden az büyüyorsa veya takip edildiği büyüme eğrilerinde aynı çizgide devam edemiyor ve alt çizgiye düşüyorsa, sorun var demektir. Bu durumun tetkik edilmesi gerekir. Aileler çocuklarının boyunun uzamadığını, kıyafetlerinden anlarlar. Sürekli aynı pantolonu giyiyor şeklinde hekime başvuruda bulunabilirler. Burada yapılan en büyük hata, anne ve babanın boyu örnek gösterilerek, ‘’çocuğunuzun da boyu size yakın olur, zaten sizin boyunuzda kısa’’ diyerek tetkikten kaçınmaktır.

Ailevi Boy Kısalığı Nedir?

Ailevi boy kısalığında, kısa boylu çocukların anne-babaları veya diğer yakın akrabaları da kısa boyludur. Bunun nedeni kalıtımdır. Bu çocuklar, büyüme eğrilerinin alt hudutlarında büyürler ancak bulundukları eğriden, daha alt eğriye düşmezler. Yapılan hormonal incelemelerinde, beslenme durumlarında herhangi bir sorun yoktur. Bu çocukların ergenlik çağında boyları uzar ve anne-baba ortalamalarına göre hesaplanan erişkin boylarına ulaşırlar.

b)    Cinsel gelişme yetersizliği: Özellikle ergenliğe geç giren erkek çocuklarda rastlanılan ve boy kısalığı ile birlikte görülen bir durumdur. Cinsel gelişme ergenlik dönemindeki hormonların salgılanması ile ortaya çıkıyor. Cinsel gelişmede yetersizlik gözlenirse, vakit geçirmeden mutlaka müdahale edilmesi gerekir. Özellikle mikropenis ne kadar erken müdahale edilirse, tedavi şansı o kadar iyi olan bir durumdur.

c)    Guatr: Tiroid bezinin büyümesine guatr denir. Tiroid bezi boynun aşağı, ön kısmında bulunan ve kelebeğe benzer şekli olan endokrin (hormon) üreten bir bezdir. Tiroid normal boyutta olduğu zaman görülmez ve elle hissedilmez. Büyüdüğü zaman elle hissedilir ve baş normal durumda ve geriye atıldığı zaman görünür hale gelir. Bezin bütünü yaygın bir şekilde büyüdüğü gibi bazen küçük bir parçası da büyüyebilir. Bezin küçük bir parçasının büyümesine tiroid nodülü denir. Tiroid nodülleri bir veya birden fazla olabilir. Tiroid bezinin vücuttaki görevi tiroid hormonları yapmak ve kana salgılamaktır. Tiroid hormonlarının büyüme ve gelişme, oksijen kullanımı ve ısı oluşumu, ilk üç yaşta beyin ve sinir sistemi gelişimi, şeker, yağ, protein ve vitaminlerin kullanımı üzerine etkileri vardır. Kanda hormon düzeyinin azalması veya artması durumunda hastalık belirtileri oluşur. Ergenlik döneminde tiroid hormonlarına ihtiyaç vücut metabolizması arttığından dolayı fazladır.  T3 ve T4 adlı tiroid hormonları tiroid bezinden, TSH adlı tiroid bezini uyararak tiroid hormonlarını salgılayan hormonda hipofiz adlı beyin parçasından salgılanır.

Ergenlerde guatr sık görülür. En önemli nedeni özellikle kızlarda görülen, Hashimato hastalığıdır.  Hashimato hastalığı, tiroid bezine karşı vücudun kendiliğinden antikor yapmasıdır. Tiroid hüzrelerine karşı yapılan bu antikorlar tiroid bezinin büyümesine neden olur. Endokrinolog takip ve tedavisi gerektirir. Ailesel yatkınlık vardır. İyot eksikliği de guatrın önemli bir nedenidir. İyot tiroid hormon yapımı için gereklidir. Besinler, su ve hava iyot kaynaklarıdır. Özellikle deniz ürünleri iyottan zengindir. İyot alımı yetersiz olursa tiroid bezinin çalışması bozulur ve bez büyür. İyot eksikliği bölgesel olduğundan o bölgede yaşayanların çoğunda guatr  olur. Yurdumuzda birçok bölgede iyot eksikliği vardır. Bunu önlemenin en etkin yolu iyotlu tuz kullanmaktır. İyot eksikliği bölgelerinde yaşayan çocukların zekâ düzeylerinde ve okul başarılarında düşüklük görülür. Eğer iyot eksikliği ileri yaşlara kadar devam ederse yetişkinlerin anlama ve kavrama yetenekleri bozulur, mesleki başarısızlık olur. 

Guatra neden olan yiyecekler hangileridir?

Bazı ilaçlar ve yiyeceklerde aşırı miktarda alındıklarında guatra neden olurlar. Bu yiyeceklere örnek olarak soya fasulyesi, karalâhana, karnabahar verilebilir.

Aileler hangi belirtilere dikkat etmeliler?

Guatr belirtileri; boynun ön kısmında yaygın veya nodül şeklinde şişlik, yuma ve nefes alma güçlükleri, eğer tiroid fazla çalışıyorsa ‘hipertiroidi’ zayıflama, sinirlilik, çarpıntı, ellerde titreme ve ishal belirtileridir. Tiroid bezinin az çalıştığı ‘hipotiroidi’ durumlarında çabuk yorulma, halsizlik, hareketlerde yavaşlama, üşüme, kabızlık, saçlarda kuruluk ve dökülme, uykuya meyil ve kavrama güçlüğü ortaya çıkar. Guatr için mutlaka çocuk endokrinoloji muayenesi gerekir. Hipotiroidi ve hipertiroidi varsa veya nodül gelişmişse mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavide ilaçla kontrol altına alınır. İyotlu tuz kullanımının yaygınlaşması iyot eksikliğine bağlı guatrın önlenmesi açısından çok önemlidir. 

Guatr ne zaman ameliyat edilmelidir?

•    Guatr çok büyük ve solunum ve yutma güçlüğü yapıyorsa, 
•    Tıbbi tedavi ile tiroid bezi büyümeye devam ediyorsa, 
•    Tıbbi tedavi ile cevap alınamayan hipertiroidi varsa, 
•    Tiroid bezinde çok sayıda ve uzun süre devam eden nodüller varsa, 
•    Tiroid kanseri varsa ameliyat edilmelidir.

d)    Anemi: Ergenlik çağında, özellikle kız çocuklarında görülen bir hastalık olan anemi, halsizlik, yorgunluk, solukluk ve iştahsızlık gibi belirtilerle kendini gösterir.

e)    Aşırı kıllanma: Kız çocuklarında, hormon bozuklukları nedeniyle oluşabilir. Özellikle adet düzensizliği ile beraber görülüyorsa vakit geçirmeden tetkik yapılıp tedavi edilmesi gerekiyor.

f)    Fiziksel sorunlar: Omurga eğrilikleri, bel ağrıları gibi ortopedik sorunlara ergenlik döneminde sıkça rastlanır.

Ergenlik dönemi hızlı büyüme dönemi olduğu için, hem kemiklerde hem de adele kitlesinde ani artışlar söz konusu olur. Ergenlik döneminde, omurga eğriliği yani skolyoza ergenlerin yüzde 0,5-3’ünde rastlanır. Nedeni tam olarak bilinmeyen ve idiyopatik skolyoz olarak adlandırılan bu durum 12 yaşından sonra ergenin hızlı büyüme döneminde başlar. Skolyozlu ergenlerin yüzde 2’sinde 10 derece ve üzerinde eğrilik varken bunların sadece %5’inde skolyoz ilerler. Hafif eğriliklerde kız, erkek oranı eşit olup, tedavi gerektiren eğrilikler kızlarda 2 misli fazla görülür. 

Ergenlikte duruş bozukluklarının nedeni nedir?

Nedeni tam bilinmemekle birlikte genetik faktörler, kas, kemik patolojileri gibi durumlar söz konusudur. Pek çok çalışma, skolyozu olan ailelerin ergen çocuklarında skolyoz gelişme oranının yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca omurgaların sağ ve sol tarafı arasındaki büyüme oranı farklılığı biyomekanik olarak yüklenmeye neden olmakta ve bunun sonucunda da skolyoz oluşmaktadır. Hormonların hızla kan seviyelerinde yükselme, bağ dokusu ve sinir sistemi bozuklukları gibi durumlar da skolyoza neden olur. Ailelerin, ergenlik çağındaki çocukların bel ağrıları konusunda dikkatli olmaları ve en ufak bir şüphede doktora başvurmaları gerekir.

Duruş bozuklukları omurga eğriliğini tetikler mi?

Ergenlik döneminde özellikle kız çocukları memelerini saklamak için, kambur duruş tercih ederler. Bu duruş şekli eğer düzeltilmezse, ileride kalıcı olur. Ergenlere kendine güven azlığını belirleyen bu duruşu düzeltmeleri gerektiği sürekli hatırlatılmalı ve gerekirse ayna karşısına geçirilerek kambur ve dik durduğundaki pozisyonları kendilerine gösterilmelidir.

g)    Obezite: Obezite hangi yaşta görülürse görülsün mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durum. Obez çocukların, özellikle ergenlikten sonra kilo vermeleri zorlaşır. Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri obezite ile doğrudan ilişkili hastalıklar arasında yer alır. Gerekli hormon çalışmaları yapıldıktan sonra tedavi yapılır.

Çocuk ve ergenlerde obezite neden önemlidir?

Çocuk obezitesi, erişkin obezitesine yol açtığı için önemlidir. ABD gibi gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde de artık ne yazık ki hem erişkin hem de çocuk obezitesi artmaktadır. Ülkemizin değişik bölgelerinde obezite sıklığı konusunda yüzde 15-20’ye varan oranlar bildirilmektedir. İstanbul’da orta ve ortanın üstü ekonomik seviyedeki çocukların devam ettikleri okullarda yapılan son bir çalışmada, 10–12 yaş grubunda erkeklerde yüzde 30’a varan oranlarda obezite saptanmıştır. Kızlarda obezite oranı yüzde 20 civarında bulunmuştur. Ancak kızlarda ergenlik döneminde adet öncesi yağlanma ve kilo artışı olduğundan daha ileri yaşlarda bu oranın artma ihtimali mevcuttur. Bu son çalışmanın oranları artık ülkemizde de ABD çocukları kadar sık oranda obezite görüldüğünü göstermektedir. Obezite hangi yaş da saptanırsa o yaş da tedavi edilmelidir  Ergenlik döneminde tedavi edilmemiş 10 çocuktan 7'si ileride erişkin obez olarak hayatını sürdürür. Ayrıca ergenlik döneminin iştah sorunlarının yoğun olarak yaşandığı bir dönem olduğu unutulmamalıdır.


h)    Adet düzensizlikleri: Adet düzensizlikleri ve ağrılı adetler, ergenlik çağındaki kız çocuklarda sık rastlanır. 

i)    Erkeklerde meme büyümesi: Ergenlik çağındaki çocuklarda görülür. Hormonal bir bozukluk olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

j)    İnsüline bağımlı diyabet: Çocukluk çağı diyabetinin en sık rastlanıldığı yaşlar okula başlama yaşları olan 6–7 yaşlar ve ergenlikteki en hızlı boy artımının olduğu 13–14 yaşlarıdır. Çok su içme, çok idrara çıkma, zayıflama gibi belirtiler ile hastalık ortaya çıkar.

k)    Kemik sağlığı: Vücuttaki kemik kitlesi en fazla ergenlik döneminde kazanılır. Genetik yatkınlık, beslenme, hormonlar ve egzersizler kemik kitle oluşumunu etkiler. İleri yaşlarda görülen osteoporozun temelleri çocukluk ve özellikle ergenlik yaşlarında atılır.

Çocukluk ve ergenlik dönemi kuvvetli ve sağlıklı iskelet oluşumunun gerçekleştiği önemli yıllardır. Kemiklerin büyüdüğünü boy uzaması ile anlarız, ancak kemiğin içyapısının kuvvetlenmesinin ve büyümesinin belirli bir dengesi yoktur. Kemik çok kuvvetli bağ dokusundan yapılmıştır. Kemiği sertleştirmek için bağ dokusunun üstünde kalsiyum depolanır. İskelet sisteminin birçok yerinde kemik parçalayan hücreler (osteoklast) eski kemiği yok ederken, kemik yapan hücreler (osteoblast) yeni kemik oluştururlar. İskeleti oluşturan kemiklerin kuvveti, genetik yapımızla ilgilidir, ancak yaşam şeklimiz oluşan kemik miktarını ve gücünü belirler. Kalsiyum içeren dengeli bir beslenme, kemiğe yük bindiren fiziksel aktiviteler, sağlam kemik yapımına yardımcıdır.

Çocuklarda yeni kemiği yapan hücreler çok hızlı çalışır, böylece iskelet yoğunluğu ve kuvveti artar. Genç erişkinlerde, yapılan ve yıkılan kemikler arasında bir denge vardır. Ancak 35–40 yaşından sonra kemik kaybı artar, kemik erimesine (osteoporoz) neden olabilir. Çocuk ve ergenlik çağında ne kadar iyi kemik kütlesine ulaşılabilirse, erişkin dönemde osteoporoz gelişme riski azalır. Kemik kütle artışı ve yoğunluğu en hızlı ergenlikte artar ve 18–20 yaşlarında maksimuma ulaşır. Bu olayda seks hormonlarının da rolü vardır.

Ergenlerin düzenli fizik aktivite yapmaları kemik sağlığı için gereklidir. Kemikler eğer kullanılmazlar ise sorun yaşarlar. Kemiklere kuvvet uygulayarak yapılan fizik aktiviteye ihtiyaç vardır.

Kalsiyum en çok hangi yiyeceklerde bulunur?

Çocukluk çağı ve ergenlikte, vücut kemik ve dişlerde yerleşecek şekilde kalsiyum biriktirir. Kalsiyumdan zengin kaynaklar süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleridir ancak kalsiyum yeşil yapraklı sebzeler ve pişmiş tahıllarda da bulunmaktadır. 3–12 yaş arasındaki çocukların günde ortalama 800 mg kalsiyum ihtiyacı vardır. Bu miktarı bir bardak süt, bir bardak yoğurt ve bir kibrit kutusu kadar peynirden elde edebiliriz. Gençlerin ise kalsiyum ihtiyacı yaklaşık 1300 mg’dır.

Kemiklerin gelişimi için sadece yiyecekler yeterli midir?

Ergenlerin düzenli fizik aktivite yapmaları kemik sağlığı için gereklidir. Kemikler eğer kullanılmazlar ise sorun yaşarlar. Kemiklere kuvvet uygulayarak yapılan fizik aktiviteye ihtiyaç vardır. Zıplamak, seksek atlamak, koşmak, ip atlamak kemiğe en yararlı egzersizlerdir. Yüzme, bisiklet kullanma gibi hareketler ise, kasları geliştirirken kemiğin kuvvetlenmesine katkıda bulunmamaktadırlar çünkü kemiğin üzerine uygulanan bir kuvvet yoktur. Kemik sağlığı bazı durumlardan olumsuz etkilenmektedir. Uzun süreli kötü beslenme, normalin üzerinde fiziksel aktivite veya sigara içmek kemik gelişimini olumsuz etkiler.

Dengesiz beslenmek kemik gelişimi üzerinde nasıl bir etki yaratır?

Uzun süreli gereğinden az miktarda beslenmek sadece kalsiyum alımının yetersizliğinden değil, hormon seviyelerini etkilemesinden dolayı da kemiği olumsuz olarak etkilemektedir. Ergenlik dönemi ve sonrasında kız çocukları kemik sağlığını koruyabilmek için yeterli miktarda cinsiyet hormonuna ihtiyaç gösterir. Kötü beslenme sonucu oluşan aşırı zayıflama ile östrojen salınımı yeterli derecede olmaz ve adet düzensizliği görülebilir. Yaklaşık altı ay kadar adet görmeyen kız çocuklarında, osteoporoz riski artmaktadır. Buna benzer olarak eğer ergenlik gecikmesi olursa, yine iskelet sistemi olumsuz etkilenebilir. Gereğinden fazla fiziksel aktivite eğer uygun beslenme sağlanamazsa, sorunlara yol açabilir. Ayrıca sigara kemiklerden kalsiyumu çalar ve büyüme için gerekli olan vitamin ve mineral kaybına neden olur. Gazlı içecekler (meşrubatlar) kemikten kalsiyum kaybına neden olur. Gazlı içecekler yerine süt, ayran ve su tüketilmelidir.

Ergenlik dönemindeki kemik gelişimi ileriki yıllara nasıl yansır?

Çocukluk ve tabii ki ergenlik döneminde kemik gelişiminin en iyi dereceye ulaşması ileri yaşlarda kemik erimesi hastalığı (osteoporoz) riskini azaltacaktır. Osteoporoz sonucunda kemikler küçük darbelerle bile kırılgan hale gelmektedir. Kalça, el bilek kemiği ve bel kemiği en sık kırıkların oluştuğu yerlerdir. Bel kemiğinde meydana gelen kırıklar boy kaybına, kamburluğa ve ağrıya neden olmaktadır. Osteoporoz, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ancak erken önlem alınmalıdır. Çocukluk ve ergenlikte kuvvetli kemik yapısı oluşması, ileri yaşlarda kemik kaybı ve osteoporozu engellemek için şarttır. Yaşamın erken döneminde iyi beslenme ve fizik aktivite alışkanlıklarının oluşması erişkin dönemde bunun devamının sağlanması, çocuğun ileride osteoporoz geliştiren yetişkinlerden olmayacağının göstergesidir. Aslında ergenlerde de osteoporoz, çok nadir de olsa görülebilir. Bazı ergenlerde kemik kaybı ve kırıklar başka sağlık sorunları sonucu ortaya çıkar ancak nedeni bulunamayan kemik erimeleri de gözlenebilir. Bu durum özellikle ergenliğe girişi fazla gecikmiş (örneğin 15–16 yaş) ve seks hormonları salgılanması olmayan çocuklarda daha sık gözlenir. Başka sağlık sorunları sonucu ortaya çıkan kemik erimeleri; barsak sisteminden gıdaların emilemediği barsak hastalıkları, uzun süre yatağa bağımlı kalmak, uzun süreli yüksek doz steroid (kortizon) almak, bilinçli olarak yapılan aşırı zayıflama çabası, tiroid hormonlarının fazla çalışması ve osteogenezis imperfekta da (cam kemik hastalığı) gözlenir. Doktor muayene ve tetkikleri sonucunda kemik erimesine neden olan hastalık saptanır.

Ergenlik Dönemindeki Aşılama Takvimi Nedir?

11-19 yaş grubu arasında olan birçok genç sadece küçük çocukların aşılanması gerektiğini düşünür. Oysa bu yaş grubunun da ciddi hastalıklara karşı aşılanmış olması gereklidir.
Hepatit B: Bu yaşa kadar tamamlanmadıysa yapılmalıdır.
Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak:  2 doz MMR aşısı yapılmış olmalıdır.
Tetanoz, Difteri, Boğmaca: 11-12 yaş arasında Tdap hatırlama dozu yapılmalıdır. Ayrıca her 10 yılda bir tetanoz aşısı tekrarlanmalıdır.
Polio (Çocuk Felci): Çocuk felci aşılama şemasını tamamlanmadıysa ve gencin yaşı 18'den küçük ise tamamlanmalıdır.
Suçiçeği: Daha önce aşılanmadıysa ve hala suçiçeği geçirilmediyse aşı yapılmalıdır. Bu aşı artık 2 doz olarak yapılmaktadır. Çocukken tek doz olarak yapıldıysa 1 doz daha yaptırılmalıdır.
Hepatit A: Birçok gencin Hepatit A'ya karşı aşılanma ihtiyacı vardır. Özellikle Hepatit A hastalık riski yüksek bir toplumda yaşıyorsanız veya bu bölgelerden birine seyahat edilecekse, kronik karaciğer hastalığına karşı risk faktörü varsa veya korunmak için 2 doz Hepatit A aşısı yaptırılmalıdır.
HPV: Bütün ergenlik dönemindeki genç kızların rahim ağzı kanserini ve genital siğilleri önlemek amacıyla tercihen 11-12 yaş arasında 3 doz olarak aşılanmalıdır. Bu aşıyı yaptırılmadıysa ve genç 26 yaşından küçükse aşı yaptırmalıdır.
Grip: Astım, diyabet, kalp hastalığı gibi kronik bir hastalığı olan ergenlerin her yıl gribe karşı aşılanması önerilmektedir. Ayrıca gribe karşı korunmak isteyen herkes her yıl aşılanabilir.
Pnömokok: Kronik rahatsızlığı olan ergenlerin pnömokok aşısına ihtiyacı olup olmadığı hekime danışılmalıdır.

Ergenlik ve Cinsel Yaşam

Ergenlerin cinsel ilişki, gebelik, korunma, düşük gibi konularda bilgileri yetersizdir ve ergen gebeliği hem ergene hem de bebeğe risk getirmektedir. 

Ergen gebeliği deyince akla 12–20 yaş arasında evlilikle veya evlilik  dışı, istemeden oluşan gebelikler gelmektedir. Bu sorun ergeni, aileyi ve toplumu ilgilendiren bir sorundur. Ergenlerin cinsel ilişki, gebelik, korunma, düşük gibi konularda bilgileri yetersizdir. 

Bu gebeliklerde gebelik ve doğum komplikasyonları yüzde 60 daha sık görülür. Örneğin, 15 yaşından önce doğum yapan kadınlarda anne ölümleri, 20–24 yaş arası doğum yapan kadınlara göre 2 misli daha fazladır. Kansızlık, hipertansiyon ve eklempsi sık görülür. Ayrıca gebenin içinde bulunduğu yalnızlık, psikolojik sorunların ortaya çıkmasına yol açar. 

Bu durumda hekime düşen sorumluluk artmış olmuyor mu?


Hekim, ergene anne olmanın sorumluluklarını anlatmalı, doğum ve gebeliğin komplikasyonlardan bahsetmeli ve okul kaybını ve eğitimini nasıl telafi edeceğini tartışmalıdır. Eğer ergen gebeliğin sonlanmasını tercih  ederse; yasal durum hatırlatılmalı, psikiatri konsültasyonu yapılmalı, ailesi ile konuyu tartışıp tartışmayacağı ile ilgili yasalar söylenmeli ve tüm seçenekler hatırlatılmalıdır. 

Ergenlik dönemi gebeliklerindeki artışın nedenleri nelerdir?


Ülkemizde adölesan gebeliklerin artmasının nedenleri arasında; aile yapısı değişiklikleri, anne ve babaların çalışmaları, ekonomik sorunlar, eğitimdeki hatalar ve ergenle ebeveynlerin yakınlık kuramamaları hatta birbirlerini dışlamaları gelmektedir. Adölesan gebeliği annede oluşturduğu risklerin dışında, bebekte de yeterli beslenememenin getirdiği prematür ve düşük doğum ağırlıklı bebek doğumuna yol açar.

Ergenlik Dönemi ve Kötü Alışkanlıklardan Korunma

Ergenler bu dönemde bağımsız olma isteği ile erişkinleri taklit etmeleri sonucu yeni bir şey denemek amacıyla alkol, sigara veya uyuşturucuyla tanışmaları mümkündür. Ergenlerin bir kısmı zararlı maddeleri deneyip, bırakabilir ancak diğer bir kısmında bu maddeler alışkanlık haline gelip, kendilerine ve çevrelerine zarar verebilecek şekilde kullanılmaya devam eder. Araştırmalar ilk uyuşturucuya başlama yaşını 14 olarak göstermektedir, ancak bütün dünyada bu yaşın daha erken yaşlara düşme eğilimi vardır. Alkol kullanımı ise 12 yaşından önce başlamaktadır. Alkol ve sigaraya erken başlayan çocuklarda daha sonra uyuşturucuya geçiş gözlenebilir.  

Ergenlerde madde bağımlılığı açısından bazı risk faktörleri vardır. Anne ve babayla ilişki kopukluğu, ailede sigara ve alkol kullanım mevcudiyeti, ailede çocuk istismarının olması, anti-sosyal kişilik mevcudiyeti, kendine güvensizlik, okul başarısızlığı ve yakın arkadaşlarının uyuşturucu veya alkol kullanıyor olması risk faktörleridir. Çevresel uyaranların özellikle medyanın alkol ve bağımlılık yapan maddelerin reklamlarında çok dikkatli olması ve özendiricilikten kaçınması gerekmektedir. Madde bağımlısı olan ergenler genellikle gergin, huzursuz ve etrafa karşı saldırgandırlar. Ders başarıları düşüktür, şiddete eğilimlidirler. 

Zararlı alışkanlıklarda ailenin tutumuyla ilgili uyarılarınız olacak mı?

Ergenlerin alkol kullanımında ailenin tutum ve davranışları önemlidir. Aile içinde başlayan alkol alma arkadaşların teşvikiyle sürdürülür. Çünkü alkolizme eğilimi olan çocuklar kendilerine benzer tutum ve davranış özellikleri gösteren arkadaş gruplarını seçme özelliğindedirler. Çocuk istismarı ve aile içi şiddetin yarıdan fazlası alkolik ailelerde olmaktadır. Özellikle baba alkolikse erkek çocuğun alkolik olma riski fazladır. Bu nedenle özellikle çocuklara alkol ikram edilmemeli, ergenlerin alkol alan yerlere gitmeleri özendirilmemeli ve ergenlere toplantılarda alkol verilmesi önlenmelidir. 

Tiner bağımlısı olanlarda ne gibi sorunlar ortaya çıkar?

Özellikle ana-babası olmayan veya ana-babası tarafından terk edilmiş sokak çocuklarının sorunu olan tiner gibi uçucu maddeler, kokuları hoş ve kolay bulunan maddelerdir. Kullanma yaşı 6’ya kadar inmiştir. Nefesle içe çekilirken genellikle naylon torba kullanılır. Ani ölümler özellikle kullanıma yeni başlayanlarda gözlenir. Uzun süreli kullanımda beyinde harabiyet olur, zekâ yetenekleri kaybolur. Kan kanseri riski artar. 

Aileler, ergen çocuklarında hangi belirtileri gözlemlerlerse madde bağımlılığı yönünden şüphelenmelidirler?
Eğer:
1. Ergende yakın zamanda kişilik değişikliği oluşmuşsa, kendine güvensizlik, içe kapanma, çevreye ilgisizlik, karar verememe varsa, 
2. Okula ilgi azalmış, derslerden ve okuldan kaçma varsa, 
3. Aile içinde sürekli kavga ediyor, evden kaçıyorsa, 
4. Sürekli öksürük, iştahsızlık göz kapaklarında şişlik varsa, 
5. Dinlediği müzik değişmiş, kıyafetleri farklılaşmış ve yakın çevresinden olmayan yeni arkadaşlar edinmişse, aileler madde bağımlılığından şüphelenmeli ve çocukları için profesyonel destek aramalıdır.

Ergenlik dönemi ile ilgili merak ettiğiniz konuları Grup Florence Nightingale Hastaneleri’nin uzman ekibine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Bize ulaşmak için web sitemizde yer alan iletişim formunu kullanabilir ya da 444 0436 numaralı telefonu arayabilirsiniz.
“Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.”
Ergenlik Dönemi Hakkında Her Şey biriminden
Uzman Görüşü Alın

Uzman Görüşü Alın

Adınız Soyadınız
GSM
Eposta Adresiniz