Arama

Üzgünüz, Aradığınız Sonuç Bulunamadı

Aramanızla eşleşen herhangi bir sonuç bulunamadı, lütfen arama terimlerinizi değiştirerek tekrar deneyiniz.

SMA Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

image

SMA, yani spinal musküler atrofi, kas kaybı ile zayıflığına yol açan genetik bir hastalıktır. Sinir hücrelerinin işlevini etkileyerek, vücuttaki kasların kontrolünü sağlayan motor nöronları hedef alır. Bu durum, özellikle yürüme, nefes alma ve yutma gibi temel fiziksel aktiviteleri ciddi şekilde etkileyebilir. Peki, tam olarak bu genetik rahatsızlık ve bu hastalıkla ilişkili belirtiler nelerdir? Bu makalede, SMA hastalığının nedenlerini, farklı tiplerini ve güncel tedavi yaklaşımlarını ayrıntılarıyla ele alacağız.

SMA hastalığı, genellikle erken çocukluk döneminde belirtilerini gösterse de nadir durumlarda ergenlik veya yetişkinlikte de ortaya çıkabilir. Hastalığın şiddeti ve ilerleyişi, tipine göre değişiklik gösterir. Kas hücrelerinin doğru çalışması için gerekli proteinin üretimindeki bir eksiklikten kaynaklanan bu durum, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir.

SMA Nedir?

SMA (Spinal Musküler Atrofi); omurilikteki motor sinir hücrelerini etkileyerek, kas kaybı ve zayıflığına yol açan genetik bir hastalıktır. Vücudumuzdaki istemli kas hareketlerini kontrol eden motor nöronlar, beyinden kaslara sinyal göndererek yürüme, nefes alma ve yutma gibi temel fiziksel aktiviteleri gerçekleştirmemizi sağlar. SMA hastalığında, bu sinir hücreleri yeterince işlev gösteremediği için kaslara yeterli uyarı gidemez.

Kaslara giden sinyal akışının bozulmasıyla birlikte kaslarda zamanla güçsüzlük, erime (atrofi) ve hareket kabiliyetinde azalma meydana gelir. Hastalığın temel nedeni, SMN1 genindeki bir mutasyondur. Bu genetik yapısal bozukluk, motor nöronların hayatta kalması ve sağlıklı bir şekilde işlev görmesi için gerekli olan SMN proteininin yeterince üretilememesine yol açar. Protein eksikliği, motor nöronların dejenere olmasına ve sonuç olarak kasların zayıflamasına neden olur. Hastalığın şiddeti, kişinin genetik yapısındaki farklılıklara ve SMN2 geninin kopya sayısına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bazı kişilerde hastalık daha hafif seyrederken; bazılarında belirgin kas güçsüzlüğü ve solunum problemleri görülebilir. Erken teşhis ve uygun tedavi yöntemleri, hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler. Bu hastalıkta zihinsel gelişim genellikle normal seyreder; hastalık, bireyin zeka seviyesini etkilemez.

SMA Neden Ortaya Çıkar?

SMA (Spinal Musküler Atrofi), omurilikteki motor sinir hücrelerinin işlev kaybına uğramasına neden olan genetik bir hastalıktır. SMA nedenleri incelendiğinde, hastalığın temelinde genetik faktörlerin bulunduğu görülür. Hastalığın ana sorumlusu, "survival motor neuron 1" anlamına gelen SMN1 genindeki mutasyonlardır. Bu gen, motor sinir hücrelerinin sağlıklı bir şekilde hayatta kalması için kritik öneme sahip olan SMN proteininin üretiminden sorumludur.

Sağlıklı bireylerde, SMN1 geni yeterli miktarda SMN proteini üretir ve bu protein, sinir hücrelerinin yaşamsal fonksiyonlarını sürdürmesini sağlar. Ancak SMA hastalarında, SMN1 genindeki mutasyonlar, yani değişiklikler veya eksiklikler nedeniyle bu proteinin üretimi ya yetersiz kalır ya da hiç gerçekleşmez. SMN proteininin eksikliği, motor sinir hücrelerinin zamanla zayıflamasına ve ölmesine yol açar. Bu durum da kasların beyinden gelen sinyalleri alamamasına, dolayısıyla kas güçsüzlüğü ve erimesi (atrofi) ile sonuçlanır.

SMA'nın ortaya çıkışında etkili olan bir diğer önemli faktör ise kalıtım modelidir. SMA, otozomal resesif bir kalıtım paterni gösterir. Bu, bir bireyin SMA hastası olabilmesi için, hastalığa neden olan mutasyonlu geni hem annesinden hem de babasından alması gerektiği anlamına gelir. Ebeveynlerin her ikisi de mutasyonlu geni taşıyıcı olarak barındırabilir ancak kendileri herhangi bir SMA belirtisi göstermeyebilir. Böyle bir durumda, her iki taşıyıcı ebeveynin çocuğunda SMA görülme riski %25'tir.

SMA nedenleri arasında, hastalığın şiddetini etkileyen bir diğer gen olan SMN2 geni de bulunur. SMN2 geni de SMN proteini üretir ancak SMN1 geni kadar etkili değildir, çünkü SMN2 geninden üretilen proteinin çoğu eksik ve işlevsizdir. Ancak bir bireyde daha fazla SMN2 gen kopyası bulunması, daha fazla işlevsel SMN proteini üretimine yol açabilir. Bu durum, hastalığın daha hafif seyretmesine veya semptomların daha geç ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle SMN2 gen kopya sayısı, SMA'nın klinik tablosunun şiddetini belirlemede önemli bir rol oynar. Özellikle akraba evliliklerinde, aynı mutasyonlu geni taşıma olasılığı arttığı için SMA nedenleri arasında akraba evliliği riski de vurgulanır. Bu durum, genetik danışmanlık ve taşıyıcılık testlerinin önemini bir kez daha ortaya koyar.

Genetik Olarak SMA Spinal Musküler Atrofi (SMA), temelinde genetik bir rahatsızlık olduğu için ebeveynlerden çocuklara kalıtım yoluyla geçer. Hastalık, otozomal resesif bir kalıtım modeline sahiptir. Yani bir çocuğun SMA hastası olabilmesi için hem annesinden hem de babasından hastalığa neden olan kusurlu geni alması gerekir. Ebeveynlerin her ikisi de genin yalnızca bir kopyasını taşıyorsa kendilerinde genellikle herhangi bir semptom görülmez; bu duruma taşıyıcılık denir.

Eğer her iki ebeveyn de SMA geni taşıyıcısı ise her gebelikte çocuklarının SMA ile doğma ihtimali %25'tir. Ayrıca her gebelikte %50 ihtimalle taşıyıcı, %25 ihtimalle de geni taşımayan sağlıklı bir çocukları dünyaya gelebilir. Bu risk oranları, ailelerin bilinçlenmesi ve gelecekteki gebelikler için hazırlıklı olması açısından önem taşır. Özellikle aile öyküsünde SMA bulunan veya akraba evliliği yapmış çiftler için genetik danışmanlık hizmetleri hayati bir rol oynar. Bu danışmanlık süreci, potansiyel risklerin değerlendirilmesine, taşıyıcılık testlerinin yapılmasına ve ailelere doğru bilgilerin sunulmasına olanak tanır. Böylece, SMA'nın genetik geçişinin etkileri hakkında detaylı bilgi edinilir ve gerekli önlemler alınabilir. SMA'nın genetik yapısını anlamak, hastalığın önlenmesi ve yönetimi için ilk adımdır.

SMA Belirtileri Nelerdir?

Spinal Musküler Atrofi (SMA), motor sinir hücrelerini etkileyen genetik bir hastalık olduğundan çeşitli belirtilerle kendini gösterir. Hastalığın türüne ve şiddetine göre belirtiler farklılık gösterebilir. Ancak genellikle kaslarla ilgili sorunlar ön plandadır. Bebeklik ve çocukluk döneminde ortaya çıkan ilk fiziksel işaretler, hastalığın teşhisinde kilit rol oynar.

Bebeklerde gözlemlenen en yaygın SMA belirtileri arasında kas gevşekliği (hipotoni), yani düşük kas tonusu yer alır. Bu durum, bebeğin vücudunda genel bir gevşeklik olarak kendini belli eder. Baş kontrolünü sağlamakta zorlanma, oturma veya yürüme gibi motor gelişim basamaklarında gecikme veya bu becerileri hiç kazanamama da önemli bulgulardır. Özellikle bacaklarda belirgin olan kas güçsüzlüğü, bebeğin hareket etme ve uzanma yeteneklerini kısıtlar. Emme ve yutma güçlüğü de sıkça karşılaşılan bir durum olup beslenme sorunlarına yol açabilir. Dilde görülen ince titremeler (fasikülasyonlar) de dikkat çekici bir SMA belirtisi olabilir.

Hastalık ilerledikçe solunum güçlüğü ortaya çıkabilir. Solunum kaslarının zayıflaması, sık akciğer enfeksiyonlarına ve zayıf öksürük refleksine neden olabilir. Çocuklarda ise düşme eğilimi, merdiven çıkmada zorluk, koşma ve zıplama gibi aktivitelerde zorlanma görülebilir. Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, SMA'nın genellikle zihinsel gelişimi etkilememesidir. SMA'lı bireylerin bilişsel yetenekleri normal seyreder. Bu ilerleyici hastalıkta erken tanı, tedavi ve destekleyici bakımlarla yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabilir.

SMA Türleri ve Özellikleri

Spinal Musküler Atrofi (SMA), başlangıç yaşına ve hastalığın şiddetine göre çeşitli klinik formlar halinde sınıflandırılır. Bu sınıflandırma, hastalığın seyrini ve bireylerin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini anlamak açısından büyük önem taşır. Her SMA türü kendine özgü belirtiler ve ilerleme hızı gösterir.

Tip 0, hastalığın en nadir ve en ağır formudur. Belirtileri doğum öncesinde başlar ve bebekler genellikle çok kısa süre yaşar. Solunum yetmezliği ve şiddetli kas güçsüzlüğü ile karakterizedir. Tip 1 (Werdnig-Hoffmann Hastalığı) ise genellikle 6. aydan önce belirtileri ortaya çıkan, en yaygın ve hızlı ilerleyen SMA türleri arasındadır. Bebeklerde baş kontrolü zayıftır, oturma ve yürüme gibi motor becerileri kazanamazlar. Emme ve yutma güçlükleri ile solunum problemleri ön plandadır.

Tip 2 (Dubowitz Hastalığı) genellikle 6-18 ay arasında belirtileri belirginleşir. Bu klinik form tip 1'e göre daha yavaş ilerler ancak hastalar desteksiz ayakta durma veya yürüme becerilerini genellikle kazanamazlar. Destekle oturabilirler, ancak solunum kasları zayıflayabilir. Tip 3 (Kugelberg-Welander Hastalığı) çocukluk döneminde, genellikle 18 ay sonrası veya ergenlik öncesi belirtileri görülür. Daha hafif bir form olup hastalar genellikle yürüyebilir, ancak yaş ilerledikçe kas güçsüzlüğü artabilir. Tip 4 (Yetişkin Başlangıçlı SMA) yetişkinlik döneminde başlayan en hafif formdur. Belirtiler genellikle 20'li veya 30'lu yaşlarda ortaya çıkar ve oldukça yavaş ilerler. Kas güçsüzlüğü genellikle hafif ve vücudun uç bölgelerinde başlar. Hastaların büyük çoğunluğunun yaşam kalitesi çok fazla etkilenmez, ancak ilerleyen yaşlarda hareket kısıtlılıkları yaşanabilir. Her form için farklı tedavi yaklaşımları ve destekleyici bakımlar, hastaların konforunu artırmak amacıyla uygulanır.

SMA Tip 0, Tip 1, Tip 2, Tip 3 ve Tip 4

Spinal Musküler Atrofi (SMA), motor nöronları etkileyerek kas güçsüzlüğüne yol açan genetik bir hastalıktır. Hastalığın seyri, başlangıç yaşı ve şiddetine göre farklı tiplere ayrılır. Bu tipler, bireylerin yaşam kalitesi ve beklentileri üzerinde önemli etkilere sahiptir. Günümüzde geliştirilen modern tedavi yöntemleri sayesinde, her bir tip için sunulan destekleyici yaklaşımlar ve genetik tedaviler, hastalıkla başa çıkma ve yaşam kalitesini artırma konusunda önemli adımlar atılmasını sağlamıştır.

SMA Tip 0
SMA Tip 0, prenatal (doğum öncesi) dönemde belirti vermeye başlayan ve hastalığın en ağır seyreden formudur. Anne karnında bebeğin hareketlerinde azalma ile fark edilebilir. Doğumdan sonra semptomlar hızla ilerler ve genellikle hayatın ilk aylarında solunum yetmezliği nedeniyle ciddi riskler taşır. Kaslarda şiddetli zayıflık, nefes almada zorluk ve beslenme güçlükleri bu tipin karakteristik özellikleridir. Yüz kaslarında zayıflık ve kalp problemleri de görülebilir. SMA Tip 0 bebeklerdeki bu şiddetli durum, erken dönemde yoğun tıbbi müdahale gerektirir ve ne yazık ki genellikle ölümcül seyreder.

SMA Tip 1 (Werdnig-Hoffmann Hastalığı)
SMA Tip 1, genellikle yaşamın ilk altı ayında ortaya çıkan ve hastalığın en şiddetli formlarından biri olan Werdnig-Hoffmann hastalığı olarak da bilinen tipidir. Bebeklerde kas gevşekliği (hipotoni), baş kontrolünü sağlayamama, bağımsız oturamama, emme ve yutma güçlüğü gibi belirtilir görülür. Solunum kaslarının etkilenmesi nedeniyle solunum problemleri sıkça yaşanır. Günümüzde mevcut olan gen tedavileri (örneğin, Onasemnogene abeparvovec) ve ilaç tedavileri (Spinraza, Risdiplam) sayesinde, Tip 1 hastalarının yaşam kalitesi ve süresi önemli ölçüde artırılmıştır. Erken tanı ve tedaviye başlama bu süreçte hayati önem taşır. Bu tedaviler sayesinde, eskiden genellikle ölümcül seyreden bu hastalığın prognozu önemli ölçüde iyileşmiştir.

SMA Tip 2 (Dubowitz Hastalığı)
SMA Tip 2, genellikle 6 ila 18 aylık dönemde belirtileri ortaya çıkan ve Dubowitz hastalığı adıyla da bilinen orta şiddetli bir formudur. Bu tipteki çocuklar, yardımsız oturabilir ancak bağımsız olarak ayakta durmakta veya yürümekte zorlanırlar. Kas zayıflığı genellikle vücudun merkezi kısımlarını ve bacakları daha fazla etkiler. Solunum problemleri riski devam etse de Tip 1'e göre daha hafif seyreder. Hastalar tekerlekli sandalye veya diğer destekleyici cihazlar yardımıyla hareket edebilirler. Fizik tedavi ve rehabilitasyon programları, kas gücünü koruma ve fonksiyonel kapasiteyi artırma açısından kritik bir rol oynar. Uygun tedavi ve bakım ile Tip 2 hastaları, genellikle yetişkinlik dönemine ulaşabilir ve daha uzun bir yaşam süresine sahip olabilirler.

SMA Tip 3 (Kugelberg-Welander Hastalığı)
SMA Tip 3, 18 aydan sonra çocukluk döneminde ortaya çıkan ve Kugelberg-Welander hastalığı olarak da bilinen daha hafif bir formdur. Hastalar genellikle bağımsız yürüyebilirler, ancak düşme eğilimi, merdiven çıkmada zorluk ve koşma yeteneğinde kısıtlılık yaşayabilirler. Kas zayıflığı zamanla ilerleyebilir ve bazı hastalarda yürüme yeteneği ergenlik döneminde veya daha sonraki yaşlarda kaybedilebilir. Skolyoz (omurga eğriliği) ve hafif solunum problemleri bu tipte de görülebilir. Fizik tedavi, rehabilitasyon ve uygun yardımcı cihazlar, hastaların bağımsızlıklarını daha uzun süre korumalarına yardımcı olur. Yaşam beklentisi genellikle normal veya normale yakın seyretmektedir ve mevcut tedavilerle yaşam kaliteleri artırılabilmektedir.

SMA Tip 4 (Geç Başlangıçlı SMA)
Yetişkinlerde SMA olarak da bilinen Tip 4, hastalığın en hafif formudur ve belirtileri genellikle 20-30 yaşlarından sonra ortaya çıkar. Kas güçsüzlüğü yavaş ilerler ve öncelikle bacak ve kalça kaslarını etkiler. Hastalar, yaşamlarının büyük bir bölümünde yürüme ve günlük aktivitelerini bağımsız olarak sürdürebilirler. Bu tip, diğer SMA formlarına göre daha iyi bir prognoza sahiptir. Solunum problemleri nadiren görülür ve genellikle hafif seyreder. Düzenli egzersiz, fizik tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleri ile hastalar aktif bir yaşam sürdürebilirler. SMA Tip 4, yaşam beklentisini genellikle etkilemez ve bireylerin mesleki ve sosyal hayatlarına devam etmelerine olanak tanır. Güncel tedavi yaklaşımları, bu tip hastaların kas gücünü korumasına ve yaşam kalitesini artırmasına yardımcı olmaktadır.

SMA Tanısı Nasıl Konulur?

SMA (Spinal Musküler Atrofi) tanısı, erken teşhisin tedaviye hızlı bir şekilde başlanması açısından kritik önem taşıdığı karmaşık bir süreçtir. SMA teşhisi genellikle bebeklik veya erken çocukluk döneminde başlasa da her yaşta ortaya çıkabilir.

Teşhis sürecinin ilk adımı, doktorun hastanın klinik belirtiler hakkında detaylı bilgi toplamasıyla başlar. Kas güçsüzlüğü, kas tonusunda azalma (hipotoni), motor gelişim gerilikleri (emekleyememe, oturamama, yürüyememe gibi), solunum güçlüğü ve yutma problemleri gibi belirtiler dikkatlice değerlendirilir. Fiziksel muayene sırasında bu belirtilerin varlığı ve şiddeti incelenir. Reflekslerin azalması veya kaybolması da sma teşhisi için önemli ipuçları sunar.

Klinik değerlendirmenin ardından kesin tanı için moleküler genetik test yöntemlerine başvurulur. Bu testler, SMA hastalığının temel nedeni olan SMN1 genindeki mutasyonları veya delesyonları (genetik materyalin bir kısmının eksik olması) tespit etmeyi amaçlar. Kan veya tükürük örneği alınarak yapılan bu genetik analizler, SMA tanısı için altın standart olarak kabul edilir. Ayrıca, SMN2 geninin kopya sayısı da hastalığın şiddetini öngörmede yardımcı olabilir.

Bazı durumlarda moleküler genetik test sonuçlarına ek olarak, tanıyı desteklemek veya diğer nöromüsküler hastalıkları dışlamak amacıyla elektromiyografi (EMG) ve sinir iletim çalışmaları gibi ek tetkikler de istenebilir. Ancak, SMA'nın tek başına genetik bir hastalık olması nedeniyle, genetik testler en kesin tanı yöntemini oluşturur. Ailede SMA öyküsü olan veya taşıyıcılık riski bulunan çiftler için gebelik öncesi veya sırasında prenatal tanı testleri de uygulanabilir. Erken tanı sayesinde, uygun tedavi stratejileri belirlenerek hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabilmektedir.

SMA Testleri

SMA tanısı, detaylı klinik değerlendirme sonrası çeşitli testlerle doğrulanır. Tanı sürecinde "altın standart" olarak kabul edilen yöntem, genetik testlerdir. Bu testler, Spinal Musküler Atrofiye (SMA) neden olan SMN1 genindeki mutasyonları veya delesyonları doğrudan tespit etmeyi sağlar. Özellikle kan örneğinden yapılan DNA analizi, bireyin SMA hastası olup olmadığını veya taşıyıcı durumunu yüksek doğrulukla ortaya koyar.

Genetik testlerin yanı sıra tanıyı desteklemek ve hastalığın şiddetini belirlemek amacıyla farklı SMA testleri de uygulanabilir. EMG (elektromiyografi), kasların elektriksel aktivitesini ölçerek sinir ve kaslardaki işlev bozukluklarını değerlendirmeye yardımcı olur. Nadiren, genetik testlerin sonuçsuz kaldığı veya ek bilgiye ihtiyaç duyulduğu durumlarda kas biyopsisi yapılabilir. Kas dokusundan alınan örnekler mikroskop altında incelenerek kas liflerindeki karakteristik SMA değişiklikleri araştırılır.

Ayrıca, yenidoğan tarama testleri, SMA'nın erken teşhisi için büyük önem taşır. Topuk kanı örneğiyle yapılan bu testler sayesinde, bebeklerde semptomlar ortaya çıkmadan önce genetik tanı konulabilir ve tedaviye hızlıca başlanarak hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir. Bazı durumlarda, kas ve sinir dokularının detaylı görüntülemesi için Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) gibi yöntemlere de başvurulur. Bu SMA testleri seti, hastalığın kapsamlı bir şekilde anlaşılmasına ve doğru tedavi stratejisinin belirlenmesine olanak tanır.

SMA Tedavisi ve Yönetimi

Spinal Musküler Atrofi (SMA), günümüzde tedavi edilebilir bir hastalık hâline gelmiştir ve hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artıran farklı tedavi yaklaşımları mevcuttur. SMA tedavisi, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı, semptomları hafifletmeyi ve motor fonksiyonları iyileştirmeyi hedefler. Bu kapsamda, güncel tıbbi gelişmelerle birlikte birçok umut vadeden yöntem uygulanmaktadır.

Tedavinin temelini genetik ve ilaç bazlı yaklaşımlar oluşturur. Gen tedavisi, hastalığa neden olan SMN1 genindeki eksikliği tamamlamayı amaçlayarak, motor nöronların doğru proteini üretmesini sağlar. Bu sayede, hastalığın kök nedenine müdahale edilerek kalıcı bir etki yaratılmaya çalışılır. Ayrıca, SMN proteini üretimini artıran ilaç tedavileri de yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu ilaçlar, vücudun kendi SMN2 genini kullanarak daha fazla SMN proteini üretmesini sağlayarak sinir hücrelerinin yaşam süresini uzatır ve kas aktivitesini destekler.

SMA tedavisi sadece ilaç ve genetik müdahalelerle sınırlı değildir. Multidisipliner bir yaklaşımla, hastaların genel sağlığını ve yaşam kalitesini desteklemek büyük önem taşır. Bu kapsamda fizik tedavi ile rehabilitasyon programları kritik bir rol oynar. Düzenli fizik tedavi uygulamaları, kas gücünün korunmasına, eklem hareket açıklığının sürdürmesine ve kontraktürlerin önlenmesine yardımcı olur. Uzman fizyoterapistler eşliğinde yapılan egzersizler, hastaların motor becerilerini geliştirmelerine ve günlük yaşam aktivitelerine daha bağımsız katılmalarına olanak tanır.

Sıkça Sorulan Sorular
SMA, omurilikteki motor sinir hücrelerini etkileyerek kas güçsüzlüğü ve kaybına yol açan genetik bir hastalıktır. Vücudun hareket etme, yutma ve nefes alma yeteneklerini ciddi şekilde etkileyebilir.
Hayır, SMA bulaşıcı değildir. Tamamen genetik kökenli olup, ebeveynlerden çocuklara kalıtım yoluyla geçer. Bu nedenle temas veya farklı yollarla bulaşması söz konusu değildir.
SMA, SMN1 genindeki mutasyon veya eksiklik nedeniyle oluşur. Bu gen, motor nöronların sağlığı için kritik olan SMN proteinini üretir. Eksiklik, sinir hücrelerinin işlevini yitirmesine yol açar.
Özellikle Tip 1 gibi ağır formlar tedavi edilmediğinde solunum yetmezliği nedeniyle ölümcül olabilir. Ancak modern ilaç ve gen tedavileriyle yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde artırılmaktadır.
Bebeklerde kas gevşekliği (hipotoni), baş kontrolü kaybı, emme-yutma güçlüğü ve motor gelişimde (oturma, emekleme) gecikme gibi belirtilerle fark edilebilir.
Hastalığı tamamen yok eden bir çözüm yoktur. Ancak Spinraza, Risdiplam ve gen tedavisi (Zolgensma) gibi yöntemlerle semptomlar hafifletilip hastalığın ilerleyişi durdurulabilir.
Kesin tanı için kan örneği üzerinden moleküler genetik test yapılır. Bu analizle SMN1 genindeki mutasyonlar incelenir. Ayrıca yenidoğan tarama programları ile topuk kanından da bakılabilir.
Her iki ebeveyn de mutasyonlu gen taşıyorsa çocukta hastalık riski %25'tir. Taşıyıcılar genellikle sağlıklıdır. Aile öyküsünde SMA olanlarda risk daha yüksektir.
Tanı genellikle belirtilerin başladığı bebeklik döneminde konulur. Erken teşhis, tedavi başarısı için kritiktir. Günümüzde yenidoğan taramalarıyla semptomlar başlamadan tanı koymak mümkündür.
Hastalık başlangıç yaşına göre Tip 0 (doğum öncesi), Tip 1 (0-6 ay), Tip 2 (6-18 ay), Tip 3 (18 ay sonrası) ve Tip 4 (yetişkinlik) olarak beşe ayrılır.
Bu Makale Size Yardımcı Oldu mu?
Bu Makale Size Yardımcı Oldu mu?
Florence Nightingale Web Yayın Kurulu Tarafından Yazılmıştır.
PROF.DR. BARIŞ TOPÇULAR
PROF.DR. BARIŞ TOPÇULAR
Nöroloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. YASEF ÖZSARFATİ
PROF.DR. YASEF ÖZSARFATİ
Nöroloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. FİGEN HANAĞASI
UZM.DR. FİGEN HANAĞASI
Nöroloji
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. SEMA ÖZTÜRK
UZM.DR. SEMA ÖZTÜRK
Nöroloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. BAHAR ERBAŞ
UZM.DR. BAHAR ERBAŞ
Nöroloji
Ataşehir
Florence Nightingale Hastanesi
Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi
İletişim Formu
Yukarı Kaydır
loading