Akalazya Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Bir besini yediğimizde besin, ağızdan başlayarak sırasıyla yemek borusu, mide, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan geçer. Besinin tüm bu süreç boyunca sorunsuz bir şekilde ilerlemesi peristaltik hareketinin düzgünce gerçekleşmesine bağlıdır. Peristaltik hareket; sindirim sisteminde yer alan yemek borusu, bağırsak gibi organlarda görülen dairesel hareketlerle organ içeriğinin ileri doğru itilmesidir. Bu sayede yediğimiz besinler biz farkında olmadan organlar arasındaki hareketini sürdürür. Bu hareketin düzenli olarak gerçekleşmesini sağlayan organları oluşturan katmanlar arasındaki sinir hücreleridir.

Yutma sırasında yemek borusu ile midenin birleşiminde bulunan ve alt özofagus sfinkteri adı verilen bileşkenin olması gerektiği gibi açılmaması, besinlerin mideye geçmemesine, yemek borusunda birikmesine neden olur. Yemek borusunda bu besinlerin birikmesi sonucunda genişleme meydana gelir. Yemek borusundaki kasların hareket bozukluğuna akalazya adı verilir.

 

Akalazya Kimlerde Görülür?


Akalazya nadir görülen bir hastalıktır. Her 100.000 kişiden 1 kişi bu hastalığa sahiptir. Akalazya her yaşta görülebilir. Ancak yaş arttıkça hastalığın görülme sıklığının da arttığı gözlenmiştir.
 

Akalazya Neden Olur?


Akalazya hastalığının birden çok sebebi olabilir. Bu nedenle spesifik bir sebep bulunması zor olabilir. Sebep genetik ya da enfeksiyona bağlı olabileceği gibi otoimmün bir durumdan da kaynaklanabilir. Enfeksiyona bağlı akalazyada herpes virüsünün rol oynadığı düşünülmektedir. Otoimmün hastalıklar vücuttaki bağışıklık sistemi (immün sistem) hücrelerinin sebep olduğu hastalıklardır. Normalde bağışıklık hücreleri zararlı virüs, bakteri gibi mikroorganizmalara karşı vücudu korur.

Mikroorganizmaları etkisiz hale getirir, onlarla enfekte olmayı engeller. Bu bağışıklık sistemi hücrelerinin yanlışlıkla vücudun kendi hücrelerini yabancı hücre olarak algılayıp etkisiz hale getirmek istemesi sonucu otoimmün hastalıklar ortaya çıkar. Akalazya’da da bağışıklık sistemi hücreleri, yemek borusunun hareketini sağlayan sinir hücrelerine saldırır ve bu sinir hücrelerinin fonksiyonlarının bozulmasına sebep olur.
 

Akalazyanın Belirtileri Nelerdir?


·    Hastalarda katı ve özellikle de sıvı besinlerin yutulmasında zorluk (disfaji),
·    Hastalığın ilerleyen evrelerinde; yemek borusunda biriken yiyeceklerin akciğere kaçması sonucu bronşit, ömoni (zatürre) gibi tekrarlayan  enfeksiyonlar,
·    Göğüs ağrısı,
·    Öksürük,
·    Geğirme,
·    Mide ekşimesi,
·    Boğazda dolgunluk hissi,
·    Kilo kaybıdır.

Regürjitasyon yani genişlemiş yemek borusunda biriken besinlerin yutma olmaksızın ağza doğru geri gelmesi sık görülen belirtilerdir. Regürjitasyon özellikle yatar pozisyonda, uyku sırasında ve yemek sonrası artar.
 

Akalazya Tanısı Nasıl Konur?


Hastalığın tanısı, belirtiler ortaya çıktıktan yaklaşık 5 sene sonra konabilir. Bunun sebebi hastalığın hafif başlaması ve çok yavaş ilerlemesidir. 

Tanı, baryumlu özofagus (yemek borusu) grafisi, endoskopi ve manometre (basınç ölçümü) ile konulabilir. 

Baryumlu grafide hastaya baryum içirilerek filmi çekilir. Filmde yemek borusu ile midenin birleşiminde bulunan kasın kasılı olduğu ve bu kasın yukarısında yer alan yemek borusunun genişlediği görülebilir. Bu genişlemeye göre hastalık 3 evreye ayrılır:

Evre I (minimal): Yemek borusu çapı <4 cm
Evre II (orta): Yemek borusu çapı 4-6 cm
Evre III (ileri): Yemek borusu çapı > 6 cm

Akalazyanın erken dönemlerinde yemek borusundaki genişleme belirginleşmemiş olabilir. Sadece bu yönteme bakılarak tanı konulması özellikle erken dönemdeki hastalarda mümkün değildir. 

Yemek borusu ve mideyi birleştiren bileşkeyi tutan ya da bu bileşkeye dıştan baskı yapabilecek tümörler de akalazya ile benzer belirtilere sebep olabileceğinden, endoskopi yapılarak belirtilerin akalazyaya bağlı olduğunun gösterilmesi gerekir.
Kesin tanı manometre yöntemiyle koyulur.

Manometre ölçümünde yemek borusunun yutma sırasındaki kasılma hareketleri izlenir. Peristaltik hareketin olmaması, alt özofagus sfinkterinin (yemek borusunu mideye bağlayan kas halkası) artmış basıncı ve yutma sırasında yeterli gevşeyememesi akalazyanın manometredeki tipik bulgularıdır. 
 

Akalazya Tipleri Nelerdir?


Yüksek çözünürlüklü manometre ile akalazya hastaları 
-    tip I (klasik), 
-    tip II (özofagal kompresyonun eşlik ettiği) ve 
-    tip III (spastik akalazya) olarak sınıflandırılır. Hastalığın klinik seyrinde ve tedaviye yanıtta hastanın hangi tip akalazya hastası olduğu önemlidir. 
 

Akalazya Nasıl Tedavi Edilir?


Akalazya tedavisinde başvurulan bazı yöntemler vardır:

1- Medikal tedavi: Hastalığın hafif seyrettiği akalazya hastalaınrda ilaç tedavisi başlanır. Nitrat grubu ve kalsiyum kanal blokerleri ilaçlar tercih edilebilir.

2- Botoks enjeksiyonu: Yemek borusu mide bileşkesine botulinum toksini enjeksiyonu yapılarak, bileşkedeki kasılmanın, dolayısıyla basıncın azaltılması da bir tedavi seçeneğidir. Ancak bu enjeksiyonun etkisi 6-12 ay gibi bir süre sonrasında kaybolacağından işlemin tekrarı gerekebilir.

3- Balon dilatasyonu: Endoskopik balon dilatasyonunda bileşkenin 30-40 mm çapındaki balon dilatörler (genişleticiler) ile gevşetilmesiyle yemek borusu mide arası geçişin düzelmesi amaçlanır. Hastaların yaklaşık %70'inde bu yöntemle düzelme sağlanır. 

İki kez dilatasyon işlemi uygulanmasına rağmen şikayetleri devam eder ya da ilk dilatasyon işleminin başarılı olmadığı genç hastalarda cerrahi işlem gerekir. Dilatasyon işleminin en önemli komplikasyonu yemek borusunun perfore olması yani delinmesidir. Perforasyon (delinme) riski yaklaşık %2'dir. Uygulama sonrası reflü riski ise cerrahi yöntemlere oranla daha azdır.

4- Cerrahi tedavi: Bir seçenek "Heller Miyotomi" adı verilen klasik bir tekniktir. Yemek borusunun ve midenin bileşkeye yakın kısımlarının dış tabakalarının kesilmesi işlemidir. Bu sayede bileşke etrafındaki kasılma azaltılarak besinler için normal geçiş yolunun açılması hedeflenir. Perforasyon (delinme) ve reflü önemli komplikasyonlardandır.

Cerrahide diğer bir seçenek de POEM'dir (per-oral endoskopik miyotomi). Bu yöntemin önemli bir avantajı vücutta herhangi bir kesi ya da delik olmadan tedavi sağlamasıdır. Bir endoskopun ağızdan girilerek ilerletilmesi, yemek borusunun orta tabakasından girilerek bileşkeyi oluşturan kalınlaşmış kas tabakasının kesilmesidir. 

Günümüzde akalazyanın tedavisindeki en başarılı ve güncel yöntemdir. Reflü gibi belli başlı riskleri olmakla birlikte tedavi oranı yüksektir. Merkezimizde bu tedavi yöntemi başarıyla uygulanmaktadır.
 

Akalazya Tedavi Edilmezse Ne Olur?


Akalazya tedavi edilmediğinde, hastanın zayıflaması gibi bir etkisi olabilir. Özellikle aşırı kilo kaybının bir sonucu olarak yetersiz beslenme (malnütrisyon) ortaya çıkabilir. Bu durum her yaştaki insan için ciddi bir durumdur. Yeterli kalori alınamamasına bağlı olarak günlük aktivitelerinin yerine getirilememesi, yorgunluk ve halsizlik ortaya çıkar. Vitamin ve minerallerin düzgün alınamamasına bağlı olarak da hastalarda enfeksiyonlara yatkınlıktan kemik erimesine kadar pek çok hastalık görülebilir.

Özellikle genç hastalarda yeterli protein alınamaması büyüme ve gelişmenin durmasına sebep olabilir. Yeterli sıvı alınamaması da ciddi bir problem olarak karşımıza çıkar. Tedavi edilmemiş hastalarda yemek borusunda biriken besinler özellikle yatar pozisyonda ağza geri gelir. Bu sırada besinlerin solunum yoluna kaçması (aspire edilmesi) akciğer enfeksiyonlarına ve aspirasyon pnömonisine (zatürre) sebep olabilir. Bunlar yaşamı tehdit edebilecek ölçekte, önemli sorunlardır. Bu yüzden akalazya tedavisi aksatılmamalı ve ertelenmemelidir.
 

Akalazya Hastaları Günlük Hayatlarında Ne Yapmalıdır?


·    Akalazya hastalarının yemeği iyice çiğneyerek ve yavaşça yemesi, yemeklerle birlikte bol su içmesi, gece yatmadan önce yemekten kaçınması gereklidir.
·    Baş kısmı kaldırılabilen yatakta ya da yüksek yastıkla yatılması fayda sağlayabilir.
·    Reflüyü de şiddetlendiren kahve, alkol, çikolata, turşu, soğan, sarımsak, domates gibi asitli sebzeler ve türevleri, gazlı içeceklerden uzak durulması hastalığın şiddetini azaltmada etkili olabilir.
 

Akalazya Kanser Riskini Arttırır Mı?


Mideye geçemediği için yemek borusunda biriken besinler burada mukozanın yani yemek borusunun en iç kısmının irritasyonuna sebep olur. İrritasyon ve beraberinde inflamasyon (iltihaplanma) özofagus kanseri için önemli bir risk faktörüdür. Bu da akalazya hastalarında kanser riskinin topluma göre 14 kat artmasına yol açar. Hastalığın tedavi edilmiş olması bu riski ortadan kaldırmaz. Bu yüzden hastalar düzenli olarak takip edilmelidir.

 Akalazya ile ilgili merak ettiğiniz konuları Grup Florence Nightingale Hastaneleri’nin uzman ekibine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Bize ulaşmak için web sitemizde yer alan iletişim formunu kullanabilir ya da 444 0436 numaralı telefonu arayabilirsiniz.

İlgili Yazılar: