Arama

Üzgünüz, Aradığınız Sonuç Bulunamadı

Aramanızla eşleşen herhangi bir sonuç bulunamadı, lütfen arama terimlerinizi değiştirerek tekrar deneyiniz.

20'lik Diş Ağrısı: Sebepleri, Belirtileri ve Nasıl Hafifletilir?

image

20'lik dişler (üçüncü molaryalar), genellikle 17 ila 25 yaşları arasında çıkan son azı dişleridir. Ancak bazı bireylerde bu dişler 30'lu yaşlara kadar çıkabilir veya hiç çıkmaması da mümkündür. Ancak bu süreç, pek çok kişi için yoğun bir 20'lik diş ağrısı ile birlikte seyreder. Bu ağrı, basit bir sızıdan öteye geçip yeme, içme ve konuşma gibi temel günlük aktiviteleri dahi zorlaştırabilir. 20'lik dişlerin çenede yeterli yer bulamaması, yanlış açıyla çıkması veya gömülü kalması, bu şiddetli ağrıların başlıca nedenlerindendir.

Bu dişlerin sürmesi sırasında yaşanan rahatsızlıklar oldukça yaygındır. Çenede yeterli alan olmadığında diş eti iltihabı, kist oluşumu veya komşu dişlere baskı gibi çeşitli komplikasyonlar meydana gelebilir. Bu durumlar, dayanılmaz bir 20'lik diş ağrısı yaratarak acil müdahale gerektirebilir. Bu yazıda, 20'lik diş ağrısının temel sebepleri, en yaygın 20'lik diş belirtileri ve bu rahatsız edici durumun geçici olarak nasıl hafifletilebileceğine dair kapsamlı bilgiler bulunmaktadır.

20'lik Diş Ağrısının Nedenleri

20'lik dişlerin neden olduğu rahatsızlıkların temelinde, çenenin gelişimi sırasında yeterli alanın olmaması nedeniyle yatar. Bu durum, dişlerin sürmesi için yeterli alan kalmamasına yol açarak çeşitli sorunları beraberinde getirir. Peki, 20’lik diş ağrısı neden olur? Bu sorunun cevabı, genellikle dişin çenedeki hatalı pozisyonunda ve bu pozisyonun yol açtığı komplikasyonlarda saklıdır.

Dişin çenedeki hatalı pozisyonlarının başında gömülü kalması gelir. Gömülü 20'lik diş, tamamen kemik içinde kalarak ağız boşluğuna hiç ulaşamaz. Yarı gömülü dişler ise diş etini kısmen yarmış ancak tam olarak çıkamamış dişlerdir. Bu tür dişler, komşu diş köklerine baskı yapabilir, yatay ya da açılı bir pozisyonda çıkarak diğer dişleri sıkıştırabilir. Böyle bir gömülü 20'lik diş, hem kendisi hem de temas ettiği komşu diş üzerinde yarattığı basınçla kronik ve şiddetli bir 20'lik diş ağrısı kaynağına dönüşür. Ayrıca, gömülü dişlerin etrafında kist oluşma riski de bulunur. Bu kistler zamanla büyüyerek çene kemiğine ve komşu dişlerin köklerine zarar verebilir.

20'lik dişlerle ilişkili diş eti iltihabı (perikoronitis), özellikle yarı gömülü dişlerin üzerindeki diş eti parçası (operkül) altına yiyecek artıkları ve bakterilerin dolmasıyla oluşur. Operkülün altında biriken mikroorganizmalar hızla iltihaplanmaya neden olur. Bu enfeksiyon; şiddetli ağrı, şişlik, kızarıklık ve ağzı açmada kısıtlılık gibi belirtilerle kendini gösterir. Perikoronitis, 20 lik diş ağrısı neden olur sorusunun en yaygın cevaplarından biridir ve acil müdahale gerektirebilir. Tedavi edilmediği takdirde bu lokal enfeksiyon, yanak ve boyun bölgelerine yayılan daha ciddi bir enfeksiyon olan selülite veya apse oluşumuna yol açabilir.

20'lik dişlerin ağızdaki en arka konumu, temizliklerini zorlaştıran bir diğer faktördür. Diş fırçasının ve diş ipinin bu bölgeye tam ulaşamaması, plak birikimine ve zamanla çürük oluşumuna zemin hazırlar. Tedavi edilmeyen bu çürükler zamanla ilerleyerek sinirlere ulaşır ve ağrının şiddetini artırır. Hatta bazen 20'lik dişin hatalı konumu, temizlenmesi zor alanlar yaratarak komşu dişte de çürükler meydana gelmesine neden olabilir.

20'lik Diş Ağrısının Belirtileri

20'lik dişlerin sürme süreci, bireyden bireye değişen şiddette ve çeşitlilikte birçok semptomu beraberinde getirebilir. Bu 20'lik diş belirtileri, genellikle dişin çenedeki konumu ve çevresindeki dokularla ilişkisine bağlı olarak ortaya çıkar. Ağızdaki en ufak bir rahatsızlık bile 20'lik diş kaynaklı bir soruna işaret edebilirken bazı belirtiler ise acil müdahale gerektiren ciddi durumların habercisi olabilir.

En yaygın belirti ağrının kendisidir. Bu 20'lik diş ağrısı, hafif bir sızıdan ziyade keskin, zonklayıcı veya çeneye yayılan sürekli bir baskı hissi şeklinde de hissedilebilir. Ağrı genellikle çenenin arka kısmında yoğunlaşır ve zamanla şiddetlenebilir. Hatta bu ağrı, sadece dişin bulunduğu bölgeyle sınırlı kalmayıp yansıyan bir karakter gösterebilir. "Yansıyan ağrı" olarak adlandırılan bu durum çene kemiğine, kulağa, şakaklara ve başın diğer bölgelerine yayılarak migreni andıran baş ağrılarına bile yol açabilir.

Diş eti iltihabı da önemli bir göstergedir. Diş etinde şişlik, kızarıklık ve dokunmaya karşı hassasiyet, enfeksiyonun tipik işaretlerindendir. Özellikle yarı gömülü dişlerin üzerindeki diş eti parçasının (operkül) altına yiyecek artıkları ve bakterilerin birikmesi, perikoronitis adı verilen iltihaba yol açar. Bu durum, ağızda kötü bir tat ve sürekli bir kötü ağız kokusuna (halitozis) ek olarak iltihaplı akıntıya neden olabilir. Enfeksiyon ilerlediğinde boyun veya çene altındaki lenf bezlerinde şişlik de görülebilir. Bu tür enfeksiyona bağlı 20'lik diş belirtileri, vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken ciddi sorunlar arasında yer alır.

Fonksiyonel güçlükler de yaygın bir şekilde görülür. Diş etindeki şişlik veya kas spazmları nedeniyle ağzı açmada kısıtlılık (trismus) yaşanabilir. Bu durum konuşma ve yemek yeme gibi temel aktiviteleri zorlaştırır. Çiğneme sırasında hissedilen keskin bir acı, etkilenen tarafta beslenmeyi neredeyse imkânsız hale getirebilir. Bazı vakalarda enfeksiyonun şiddetine bağlı olarak yutkunma güçlüğü ve ateş gibi genel belirtiler de ortaya çıkabilir. Bu tip fonksiyonel sorunlar da önemli 20'lik diş belirtileri arasındadır ve 20'lik diş ağrısı ile birlikte görüldüğünde mutlaka bir diş hekimi değerlendirmesi gerektirir.

20'lik Diş Ağrısını Hafifletme Yolları: Evde Neler Yapılabilir?

20'lik dişlerin çıkmasıyla ortaya çıkan ağrı, günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Bu dönemde birçok kişi "20'lik diş ağrısı nasıl geçer?" sorusuna yanıt arar. Unutulmamalıdır ki aşağıda belirtilen yöntemler yalnızca diş hekimine ulaşana kadar ağrıyı hafifletmeye yönelik geçici çözümlerdir. Kalıcı ve kesin tedavi için mutlaka bir diş hekimi muayenesi ve profesyonel müdahale gereklidir. Evde uygulanabilecek bazı pratik yöntemlerle bu rahatsız edici süreç daha yönetilebilir hale getirilebilir.

Soğuk Kompres Uygulaması Ağrıyı ve beraberindeki şişliği azaltmanın en etkili yollarından biri soğuk kompres uygulamaktır. Bir buz torbası veya birkaç buz küpü temiz bir beze sarılarak ağrıyan dişin olduğu yanağa dışarıdan uygulanabilir. Bu kompres 15 dakika tutulup ardından 20 dakika ara verilerek bu döngü ihtiyaç oldukça tekrarlanabilir. Soğuk, kan damarlarını büzerek bölgedeki kan akışını yavaşlatır. Bu durum hem şişliğin azalmasına hem de sinir uçlarının uyuşmasıyla ağrının hafiflemesine yardımcı olur. Bu yöntem özellikle ilk çıkan ağrılarda hızlı bir rahatlama sağlayabilir ve diş ağrısı evde tedavi yöntemlerinin başında gelir. Tuzlu Su ile Gargara Yapmak Tuzlu su gargarası, ağız hijyenini sağlamanın ve enfeksiyon riskini azaltmanın basit ama etkili bir yoludur. Bir bardak ılık suya yarım çay kaşığı tuz eklenip iyice karıştırılır. Bu karışım ağızda nazikçe çalkalanıp tükürülür. Tuzlu su, doğal bir antiseptik görevi görerek ağızdaki bakterileri azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca iltihaplı bölgedeki mikroorganizmaları temizleyerek enfeksiyonun ilerlemesini yavaşlatabilir ve diş etindeki hassasiyeti hafifletebilir. Yemek artıklarının sıkıştığı durumlarda bu gargara, bölgenin temizlenmesine de katkıda bulunarak "20'lik diş ağrısı nasıl geçer?" sorusuna pratik bir cevap sunar. Reçetesiz Ağrı Kesiciler Ağrının şiddetli olduğu durumlarda eczanelerden temin edilebilen reçetesiz ağrı kesiciler geçici bir rahatlama sağlayabilir. İbuprofen gibi NSAİİ grubu ağrı kesiciler, hem ağrıyı hem de iltihabı azaltmada etkilidir. Parasetamol ise ağrıyı giderir ancak iltihap azaltıcı etkisi sınırlıdır. Bu ilaçları kullanmadan önce mutlaka bir diş hekimine veya eczacıya danışınız. Sağlık sorunlarınız için lütfen doktorunuz veya diş hekiminize danışın. Karanfil veya Karanfil Yağı Kullanımı Karanfil yağı, geleneksel uygulamalarında doğal bir ağrı hafifletici olarak kullanılsa da, bilimsel etkinliği tam olarak kanıtlanmamıştır. Bunun yerine diş hekimi önerilerine uymak daha güvenlidir. Ağız Hijyenine Özen Göstermek Ağrılı bölgeyi tahriş etmekten kaçınarak iyi bir ağız hijyeni sağlamak, enfeksiyonun yayılmasını önlemek için hayati önem taşır. Yumuşak kıllı bir diş fırçası kullanarak ağrıyan bölge çok nazikçe fırçalanmalıdır. Diş ipi kullanımı da sıkışan yiyecek artıklarını temizlemek için önemlidir ancak bu işlem hassas bir şekilde yapılmalıdır. Enfeksiyonun olduğu bölgeyi tahriş etmemek için aşırıya kaçmaktan ve alkol içeren ağız gargaralarından kaçınılmalıdır. Temiz bir ağız ortamı, iyileşme sürecine katkıda bulunur ve ağrının daha fazla kötüleşmesini engeller. Yumuşak Gıdalar Tüketmek 20'lik diş ağrısı çekerken çiğneme eylemi bile zorlayıcı olabilir. Bu dönemde dişe baskı yapmayacak, çiğnemesi kolay ve tahriş edici olmayan gıdaların tercih edilmesi gerekir. Çorbalar, yoğurt, püreler ve smoothie'ler gibi yumuşak ve ılık besinler idealdir. Çok sıcak veya çok soğuk içeceklerden ve yiyeceklerden kaçınmak da önemlidir, zira aşırı sıcaklık hassasiyeti artırabilir. Baharatlı ve asitli gıdalar da tahrişe neden olabileceği için bunlardan uzak durmak, ağrıyı kontrol altında tutmaya yardımcı olacaktır. Bu beslenme düzeni, diş hekimi randevusunu beklerken konforu artırır.

Ne Zaman Diş Hekimine Başvurulmalıdır?

Yirmi yaş dişlerinin neden olduğu rahatsızlıklar, evde uygulanabilecek yöntemlerle geçici olarak hafifletilebilir. Ancak bazı belirtiler, durumun ciddiyetini göstererek profesyonel müdahale gerektirir. Bu “kırmızı bayrak” olarak adlandırılan durumlar, enfeksiyonun veya diğer komplikasyonların ilerlediğine işaret eder ve evde beklemek yerine derhal bir uzmana başvurmayı zorunlu kılar.

Şiddetli, dayanılmaz ve yayılan bir 20'lik diş ağrısı hissediliyorsa bu durum ciddiye alınmalıdır. Ağrı kesicilerle bile geçmeyen; çeneye, kulağa veya boyuna yayılan zonklayıcı bir ağrı, altta yatan daha büyük bir sorunun belirtisidir. Bu tür bir ağrı, enfeksiyonun derinleştiğini veya dişin sinirlere baskı yaptığını gösterebilir. Geceleri uykuyu bölen veya günlük aktiviteleri engelleyen bir ağrı durumunda vakit kaybetmeden diş hekimine gitmek hayati önem taşır.

Yüzde gözle görülür bir şişlik fark edilmesi, enfeksiyonun çevre dokulara yayıldığının açık bir göstergesidir. Yanakta, çene altında veya boyunda ortaya çıkan şişlikler, enfeksiyonun ilerlediğini ve acilen kontrol altına alınması gerektiğini belirtir. Bu tür şişlikler hızla yayılabilir ve daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Ağzı açmada ciddi kısıtlılık (trismus) veya yutkunmada zorluk yaşanması da acil durum belirtilerindendir. Bu durumlar, enfeksiyonun çene kaslarını etkilediğini veya boğaza doğru yayıldığını gösterebilir. Özellikle yutkunma güçlüğü, enfeksiyonun hava yolunu etkileme potansiyeli taşıdığı için çok tehlikelidir ve derhal tıbbi yardım alınmasını gerektirir.

Diş etinde apse (iltihap dolu şişlik) oluşumu veya kontrol edilemeyen kanama da önemli belirtilerdendir. Apse, tedavi edilmediğinde vücudun diğer bölgelerine yayılabilen bir enfeksiyon odağıdır. Apse oluşumuna genellikle yemek yiyememe, ağızda kötü tat ve kötü koku eşlik eder. Aşırı kanama ise bir damar hasarını veya pıhtılaşma sorununu işaret edebileceğinden hekim kontrolü şarttır.

Ağrıya yüksek ateş, halsizlik, titreme veya genel bir kırgınlık gibi belirtiler eşlik ediyorsa bu durum, enfeksiyonun vücuda yayıldığını gösterir. Böyle bir durumda sadece diş hekimine değil, aynı zamanda genel sağlık durumu için bir tıp doktoruna da başvurulması gerekebilir. Şiddetli bir 20'lik diş ağrısı ile birlikte bu belirtilerden herhangi biri yaşanıyorsa evde çözümler aramak yerine profesyonel yardım almak için en kısa sürede bir diş hekimine başvurulmalıdır.

20'lik Diş Çekimi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Toplumda sıkça konuşulan ancak hakkında pek çok yanlış bilginin de dolaştığı 20'lik dişler, bazı durumlarda çekilmeyi gerektiren rahatsızlıklara yol açabilir. Ancak her 20'lik dişin çekilmesi şart değildir. Bir 20'lik diş çekimi kararı, genellikle detaylı bir muayene ve panoramik röntgen incelemesi sonucunda diş hekimi tarafından verilir. Dişin konumu, çene kemiğiyle ilişkisi, çevre dokulara yaptığı baskı ve enfeksiyon riski gibi faktörler bu kararı etkiler. Eğer diş sağlıklı bir şekilde sürmüş ve çiğneme fonksiyonuna katılıyorsa çekilmesi gerekmeyebilir. Diş hekimi, dişin durumunu değerlendirerek kişiye özel bir tedavi planı sunacaktır.

20'lik diş çekimi iki ana kategoriye ayrılır: basit çekim ve cerrahi çekim. Diş ağızda tam olarak görülebilen, normal bir pozisyonda sürmüş ve kolayca çıkarılabilecek durumdaysa "basit çekim" prosedürü uygulanır. Bu işlem, diğer diş çekimlerine benzer şekilde gerçekleştirilir. Ancak diş kemik içinde kalmışsa, kısmen sürmüşse veya komşu dişlere baskı yapacak şekilde açılı duruyorsa, bu durumlarda "cerrahi çekim" gerekebilir. Özellikle gömülü 20'lik diş vakalarında, diş etinde küçük bir kesi yapılması ve bazen dişi çevreleyen kemiğin bir kısmının alınması gerekebilir. Bu tür karmaşık vakalarda, cerrahi teknikler kullanılarak diş daha kontrollü ve güvenli bir şekilde çıkarılır.

İşlem sırasında hissedilecek ağrı konusunda endişelenmeye gerek yoktur. İster basit ister cerrahi olsun, 20'lik diş çekimi işlemi genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirildiği için tamamen acısızdır. Anestezi uygulandıktan sonra bölge tamamen uyuşur ve hasta sadece bir miktar basınç hissedebilir. Operasyon sırasında herhangi bir ağrı hissedilmesi durumunda diş hekimine bilgi verilmesi yeterlidir; ek anestezi uygulanarak rahatlama sağlanacaktır. Bu sayede hem hekim hem de hasta için konforlu bir süreç hedeflenir.

Çekim sonrası iyileşme sürecinin sağlıklı ve hızlı ilerlemesi için dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar bulunur. Bu kurallara uymak, olası komplikasyonları önlemek ve ağrıyı minimumda tutmak açısından büyük önem taşır:

  • Tampon Uygulaması: Çekim sonrası yerleştirilen steril tamponun, diş hekiminizin önerileri doğrultusunda 30-45 dakika boyunca sıkıca ısırılması gerekir. Bu, kanamanın durmasına ve iyileşmeyi başlatacak olan kan pıhtısının oluşmasına yardımcı olur.
  • İlk 24 Saat Kuralı: Çekimi takip eden ilk 24 saat içinde kesinlikle tükürülmemeli, pipet kullanılmamalı ve ağız çalkalanmamalıdır. Bu hareketler, pıhtının yerinden oynamasına ve "kuru soket" (alveolit) adı verilen ağrılı bir durumun oluşmasına neden olabilir. Pıhtının korunması, iyileşmenin temelidir.
  • Soğuk Kompres: Şişliği ve morarmayı azaltmak için çekim yapılan yanağa dışarıdan buz kompresi uygulanmalıdır. Kompres 15 dakika uygulanıp 15-20 dakika ara verilerek bu işlem ilk gün boyunca tekrarlanabilir.
  • İlaç Kullanımı: Diş hekiminin reçete ettiği ağrı kesiciler ve varsa antibiyotikler düzenli olarak kullanılmalıdır. İlaçların düzenli kullanılması, ağrı kontrolü ve enfeksiyon önleme açısından kritiktir.
  • Beslenme: İlk gün sadece sıvı ve ılık gıdalar tüketilmelidir. Çekim bölgesini tahriş etmemek için çok sıcak, çok soğuk veya sert yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Sonraki günlerde ise püre, çorba ve yoğurt gibi yumuşak gıdalara geçiş yaparak yavaş yavaş normal beslenme düzenine dönülebilir.
  • Sigara ve Alkol: İyileşme sürecini doğrudan etkilediği için sigara ve alkol kullanımından kesinlikle kaçınılmalıdır. Sigara, kan pıhtısının bozulmasına yol açarak iyileşmeyi yavaşlatır; alkol ise kanama riskini artırabilir ve ilaçlarla etkileşime girebilir. Özellikle gömülü 20'lik diş gibi cerrahi işlem gerektiren çekimlerden sonra bu kurala uymak, komplikasyonları önlemek için kritik öneme sahiptir.
Beklenmedik bir durumla karşılaşılırsa veya şiddetli ağrı, kontrol edilemeyen şişlik gibi belirtiler yaşanırsa mutlaka diş hekimiyle iletişime geçilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular
20'lik diş ağrısının süresi, altında yatan nedene göre değişir. Eğer ağrı, dişin sürme sürecinden kaynaklanıyorsa bu durum aralıklarla devam edebilir ve diş tamamen çıktıktan sonra hafifleyebilir. Ancak ağrının sebebi enfeksiyon, iltihaplanma, kist oluşumu veya komşu dişlere baskı gibi ciddi bir sorunsa ağrı sürekli ve şiddetli olabilir. Bu tür durumlarda rahatsızlık, diş hekimi müdahalesi olmadan kendiliğinden geçmez ve şiddetini artırabilir. Ağrının uzun sürmesi veya dayanılmaz hale gelmesi durumunda mutlaka bir diş hekimine başvurulmalıdır.
Günümüz diş hekimliği uygulamalarında, 20'lik diş çekimi sırasında hastanın acı hissetmesi önlenir. İşlemden önce uygulanan lokal anestezi sayesinde çekim yapılacak bölge tamamen uyuşturulur. Bu sayede hasta, işlem sırasında sadece bir miktar basınç hissedebilir ancak herhangi bir acı duymaz. Çekim sonrası dönemde anestezinin etkisi geçince bir miktar ağrı hissedilmesi normaldir. Diş hekimi, bu durumu kontrol altına almak için uygun ağrı kesiciler reçete edecektir. Bu ilaçların düzenli kullanımıyla çekim sonrası süreç daha konforlu geçirilebilir.
Hamilelik döneminde diş çekimi, acil durumlar dışında genellikle ertelenir. Ancak şiddetli enfeksiyon veya dayanılmaz 20'lik diş ağrısı gibi durumlarda çekim gerekli olabilir. Eğer çekim kaçınılmazsa bu tür dental işlemler için en güvenli dönem genellikle ikinci trimester (4-6. aylar) olarak kabul edilir. İlk trimesterde bebeğin organ gelişimi hassas olduğundan, son trimesterde ise anne adayının uzanma pozisyonunda rahatsızlık yaşayabileceğinden bu dönemler tercih edilmez. Her durumda, herhangi bir diş tedavisine başlamadan önce kadın doğum uzmanından onay almak ve diş hekimini hamilelik hakkında bilgilendirmek şarttır.
Hayır, 20'lik dişler her zaman çekilmek zorunda değildir. Eğer 20'lik dişler çene yapısında yeterli alana sahipse, düzgün bir şekilde sürmüşse, ağız hijyeni kolaylıkla sağlanabiliyorsa ve herhangi bir ağrı, enfeksiyon veya komşu dişlere zarar verme gibi bir sorun yaratmıyorsa çekilmelerine gerek yoktur. Bu dişler, diğer azı dişleri gibi çiğneme fonksiyonuna katkıda bulunabilir. Ancak dişin çenede yer bulamaması, gömülü kalması, yanlış pozisyonda sürmesi veya komşu dişlere baskı yapması durumunda 20'lik diş çekimi gerekebilir. Gömülü kalan 20'lik dişler zamanla kist veya tümör oluşumu riskini taşıdığından düzenli takip gereklidir.
20'lik diş ağrısı yaşandığında ağrı kesicilere başvurmadan önce mutlaka bir diş hekimine veya eczacıya danışmak önemlidir. Genellikle iltihap önleyici özelliklere sahip ibuprofen içerikli ilaçlar veya parasetamol içeren ağrı kesiciler geçici rahatlama sağlayabilir. Ancak mevcut sağlık durumu, kullanılan diğer ilaçlar ve alerjiler göz önünde bulundurularak doğru ilacın seçilmesi ve dozajının belirlenmesi gerekir. Yanlış veya aşırı ağrı kesici kullanımı, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
20'lik dişler çıkarken ağız hijyenine ekstra özen gösterilmelidir. Dişin çıkmaya çalıştığı bölge, yiyecek artıklarının birikmesine ve bakteri üremesine elverişli olabilir. Yumuşak kıllı bir diş fırçası kullanarak bu bölge nazikçe temizlenmeli ve tuzlu suyla gargara yaparak bölge dezenfekte edilmelidir. Ayrıca, sert ve çiğnemesi zor gıdalardan kaçınarak bölgeye daha az baskı uygulamak faydalı olacaktır. Eğer şiddetli ağrı, şişlik veya ateş gibi belirtiler yaşanırsa enfeksiyonun ilerlemesini önlemek için vakit kaybetmeden bir diş hekimine başvurulması gerekir.
PROF.DR. TAYFUN ÖZDEMİR
PROF.DR. TAYFUN ÖZDEMİR
Ağız ve Diş Sağlığı
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
Dt. Ş. BENAL ÖZDEMİR
Dt. Ş. BENAL ÖZDEMİR
Ağız ve Diş Sağlığı
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
 ELİF YERTÜRK
ELİF YERTÜRK
Ağız ve Diş Sağlığı
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
İletişim Formu
Yukarı Kaydır
loading