Böbrek Yetmezliği Nedir?


Çeşitli hastalıklara bağlı olarak böbreklerin görevlerini kısmen veya tamamen yapamaz hale gelmesine böbrek yetmezliği denir.

Böbrek yetmezliği akut veya kronik olabilir. 


Akut Böbrek Yetmezliği

Böbreklerin aniden işlevlerini kaybetmesine akut böbrek yetmezliği denir.

Akut böbrek yetmezliği, kendini böbrek işlevlerini günler, haftalar gibi kısa bir süre içinde azalma ve bunun sonucu kan üre azotu, kreatinin ve diğer üremik toksinlerin vücutta birikimi ile gösterir.

Akut böbrek yetmezliğinde idrar miktarı azalmasına oligüri (günde 400 ml'den daha az idrar) denir. İdrarın azalma miktarı kişiden kişiye değişkenlik gösterir.

Akut böbrek yetmezliği neden oluşur?

Akut böbrek yetmezliği genellikle hastanede yatarak tedavi alan hastalarda gelişir ve birçok nedene bağlı olabilir. Tromboz, emboli, vaskülit, hemolitik üremik sendrom, trombositopenik trombotik purpura, yaygın damar içi pıhtılaşması gibi küçük böbrek arterlerini ilgilendiren hastalıklar akut böbrek yetmezliği tablosuna neden olabilirler. 

Travmatik nedenlere bağlı olarak da akut böbrek yetmezliği gelişebilir. Uzun süre susuz kalmak ve ishal, kusma nedeniyle sıvı kaybı, ani ve çok kan kaybı, uzun süre göçük altında kalmak, ağır yanıklar, çocukluk döneminde sık tekrarlayan boğaz enfeksiyonları, prostat büyümesi sonucu uzun süre idrar yapamama gibi birçok neden akut böbrek yetmezliği oluşturabilir. 

Akut böbrek yetmezliği nasıl belirti verir?

Akut böbrek yetmezliği kendini; idrar miktarında azalma, ayaklarda, dizlerde sıvı birikimine bağlı ödem, yorgunluk, halsizlik, iştah kaybı, mide bulantısı ve kusma, göğüs ağrısı, nefes darlığı, ruhsal veya akli değişiklikler ve koma gibi belirtiler ile gösterebilir.

Akut böbrek yetmezliği tanısı nasıl konur?

Akut böbrek yetmezliği teşhisinde öncelikle hastanın fizik muayenesi yapılır ve muayenede hastanın öyküsü önemlidir. Detaylı alınan anamnezde hasta şikayetleri ayrıntılı olarak sorulur. 

Hastadan kan ve idrar tahlili, batın ultrasonorafi tetkiki, batın bilgisayarlı tomografi tetkiki, manyetik rezonans görüntüleme yöntemi gibi tetkikler istenerek, akut böbrek yetmezliği tanısı kesinleştirilir. 

Akut böbrek yetmezliği tedavisi nasıl yapılır?

Akut böbrek yetmezliği tedavisinde temel yaklaşım, altta yatan nedenin tedavi edilmesi ile hastanın sıvı ve elektrolit dengesini korumak, hastanın yeterli beslenmesini sağlayarak böbreklerin eski sağlığına geri döndürmektir. 

Akut böbrek yetmezliğinin tedavisi hastanede yatarak sağlanır. Akut böbrek yetmezliği sıvı ve kan kaybından dolayı oluşmuşsa serum yolu ile sıvı ve kan verilir. Bacaklarda şişlik (ödem) var ise idrar söktürücü ilaçlar kullanılır. Kandaki kalsiyum ve potasyum dengesinin sağlanması önemlidir. Kandaki atık maddeleri atmak için hastaya geçici diyaliz tedavisi uygulanabilir.

Kronik Böbrek Yetmezliği

Kronik böbrek yetmezliği 3 aydan uzun süreli böbrek hasar bulgularının (idrar ve kan tetkikleri, radyoloji bulgularının) olmasıdır. Tüm dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı yıllar içerisinde giderek artmaktadır. Böbrekler, sağlıklı bir yaşam sürdürebilmemiz için gerekli olan çok sayıda işlevi yerine getirir.

Böbreklerin temel görevleri

  • Günlük metabolizma sonucunda oluşan üre ve kreatinin gibi zararlı artık maddeleri idrarla vücudumuzdan uzaklaştırmak.
  • Gerek suyun, gerek sodyum ve potasyum gibi farklı yapıdaki tuzların fazlasını idrarla vücuttan atarak, organlarımızın yeterli işlev görmesine yardımcı olmak ve kan basıncımızı (tansiyonumuzu) dengede tutmak.
  • Aldığımız ilaçlardan bazılarının idrarla vücuttan uzaklaştırılmasını sağlamaktır.
Böbreklerin idrar oluşturmak dışında başka önemli görevleri de vardır.

Böbrekler, kemik iliğindeki kan hücrelerini olgunlaştıran eritropoetin adlı bir hormonun yapımından sorumludur. Bu sayede vücudu kansızlığa karşı korur.
D vitamininin sentez edilmesine katkıda bulunarak kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Bu da kemiklerimizin dirençli olmasını sağlar. Bazı hormonların kan seviyelerini düzenler.


Böbreklerin işlevlerini yerine getirememesi sonucunda vücudun işleyişinde ne gibi sorunlar ortaya çıkar?

Böbreklerimizin yıllar içinde işlevinin bozulması ile kronik böbrek yetersizliği adı verilen tablo ortaya çıkar. Başlıca kronik böbrek yetmezliği nedenleri; şeker hastalığı (diyabet) ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) dur. Ayrıca kronik glomerülonefrit adı verilen böbreğin bazı iltihabi hastalıklarında da benzer klinik tablo oluşabilir. 

Kronik böbrek hastalarında yıllarca hiçbir şikayet ve belirti olmayabilir. Bazen altta yatan hastalığa özgü bulgularla karşılaşılabilir. Kronik böbrek hastalığınasıklıkla eşlik eden hipertansiyonun tespiti için toplumda herkesin kan basıncını kontrol ettirmesi ve periyodik olarak sağlık taraması yaptırması çok önemlidir. 

Kronik böbrek yetmezliğinin belirtileri nelerdir?

Kronik böbrek hastalığının yıllar içinde ilerlemesi ve böbrek işlevlerinin giderek azalması sonucunda bazı şikayetler ve bulgular ortaya çıkar. Böbreklerimizin atılması gerekli zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştıramaması ve bu maddelerin kanda birikmesi ile halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, kaşıntı ve uykuya meyil gibi şikayetler görülebilir. 

Kronik böbrek yetersizliğinin daha ileri aşamalarında ise vücudumuza alınan su ve tuz yeteri kadar atılamaz. Bunun sonucunda göz kapaklarımızda, ayaklarımızda ve bacaklarımızda şişmeler olabilir. Buna tansiyon yüksekliği eşlik edebilir. Akciğerlerimizde sıvı birikerek nefes darlığına yol açabilir. Ayrıca, vücuttaki potasyumun atılamamasına bağlı olarak halsizlik, felçler ve kalp durmasına kadar gidebilen ölümcül bir tablo ortaya çıkabilir.

Kronik böbrek yetersizliği olan hastalarda böbreklerin işlevlerini yerine getirememesi sonucunda oluşabilecek önemli sorunlardan biri de anemi (kansızlık) gelişmesidir. Anemi, halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü, çarpıntı ve nefes darlığına neden olabilir. 

Ayrıca, bu hastalarda, D vitamininin yapılaması ve fosforun vücuttan atılamamasına bağlı olarak kalsiyum ve fosfor dengesinde bozukluk ortaya çıkar. Bunun sonucunda, boyundaki tiroid bezinin arkasında yer alan ve kalsiyum-fosfor dengesini düzenleyen paratiroidi bezlerinin fazla çalışması ile ortaya çıkan bir tablo gelişir. Buna ikincil hiperparatiroidi adı verilir. Tüm bunlara bağlı olarak kemik yapımında bozulma, kemiklerin direncinde azalma ve kolay kırılmalarla karşılaşılabilir.

Kronik Böbrek Yetmezliği Evreleri

Kronik böbrek yetmezliğinin evresinin belirlenebilmesi için kan tahlili yapılması gereklidir. Önce kan kreatinin düzeyi saptanır. Daha sonra bazı formüller aracılığı ile böbreklerin süzme hızı hesaplanır ve böbrek yetmezliğinin evresi belirlenir. Kronik böbrek hastalığı böbreklerin süzme fonksiyonlarına göre 5 evreye ayrılmaktadır. Hastalık evresinin artması böbreğin daha az çalıştığı anlamına gelir
  • Evre 1; Böbrekte hasara neden olan bir durum vardır. Böbreğin süzme işlevi: 90 ml/dk’nın üzerindedir
  • Evre 2; Böbrekte hafif derecede hasar vardır. Böbreğin süzme işlevi 60-89 ml/dk arasındadır.
  • Evre 3a; Böbrekte hafif ile orta derecede hasar vardır. Böbreğin süzme işlevi 45-59 ml/dk arasındadır.
  • Evre 3b; Böbrekte orta derece ile şiddetli hasar vardır. Böbreğin süzme işlevi 30-44 ml/dk arasındadır.
  • Evre 4; Böbrekte şiddetli derecede hasar vardır. Böbreğin süzme işlevi 15-29 ml/dk arasındadır
  • Evre 5; Son Dönem Böbrek Hastalığı olarak adlandırılır. Böbreğin süzme işlevinin ileri derecede bozulduğu (15 ml/dk’nın altına indiği) ve diyaliz veya böbrek nakli tedavisinin gerektiği evredir.
Kronik böbrek hastalıklarını önlemek veya ilerlemesini geciktirmek için bireysel olarak alınabilecek önlemler nelerdir?

Özellikle gelişmiş toplumlarda yaşam süresinin uzaması nedeniyle kronik hastalıklar da artmaktadır. Kronik böbrek hastalığının en sık nedeni giderek artmakta olan şeker hastalğıdır.
Kronik böbrek yetersizliğinin ikinci sıklıktaki nedeni hipertansiyondur. Ayrıca kronik glomerülonefrit adı verilen böbreğin bazı iltihabi hastalıkları ve irsi (genetik) olan polikistik böbrek hastalığı da kronik böbrek yetersizliğine yol açabilir.

Kronik böbrek hastalığı açısından risk altında olan kişiler fazla kilolu olanlar, yüksek tansiyonu olanlar, diyabetikler ve ailesinde böbrek hastalığı olanlardır. Yaş ilerledikçe damarlar yaşlandığı ve böbrek yetersizliği riski de arttığı için ileri yaştakiler de kronik böbrek hastalığı açısından risk altındadır.

Kronik böbrek hastalığının ilerlemesinin geciktirilmesinde yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önemi vardır. Böbreklerimiz kan damarlarından çok zengin olduğu için kalp ve damar sistemimizi koruyucu tüm önlemlerin böbreklerimizi de koruyucu etkisi vardır.
Bu amaçla alınması gereken önlemler, düzenli egzersiz yapmak, ideal vücut ağırlığında olmak, asla sigara içmemek, tuz tüketimini azaltmak, yeterli sıvı almak, aşırı alkolden uzak durmak ve hekim tavsiyesi olmadan bilinçsiz ilaç kullanmamaktır.

Toplumda, özellikle bazı ağrı kesicilerin bilinçsiz bir şekilde kullanılması böbrek fonksiyonlarındaki bozulmayı hızlandırmaktadır. Bazı bitkisel ürünlerin de böbrekler ve karaciğer üzerine zararlı etkilerinin olabileceği unutulmamalıdır.

Kronik böbrek hastalığı sıklığı nedir?

Türk Nefroloji Derneği tarafından yapılan CREDIT çalışmasının sonuçlarına göre, Türkiye’deki erişkinlerin %15,7’sinde çeşitli evrelerde kronik böbrek hastalığı vardır. Bu oran, ülkemizde 7,5 milyona yakın kronik böbrek hastası bulunduğu, yani her 6 - 7 kişiden birinin böbrek hastası olduğu anlamına gelmektedir.

Kronik böbrek hastalığının erken teşhisi mümkün mü?

Kronik böbrek hastalıkları çoğunlukla çok sinsi bir şekilde seyrettiği için birçok hastada hem tanının konmasında, hem de tedavide geç kalınmaktadır. Kan basıncının düzenli olarak ölçülmesi ve idrar tahlili yapılması gibi basit tetkiklerle kronik böbrek hastalığı erken dönemlerde teşhis edilebilir. Erken evrelerde tanı konulması ile hem kronik böbrek hastalığına özgün genel önlemler, hem de altta yatan ya da eşlik eden hastalıklara yönelik tedavi yaklaşımlarıyla, hastalığın ileri evrelere doğru seyri yavaşlatılabilir.

Kronik Böbrek Yetmezliği teşhisi

Kronik böbrek yetmezliğini saptamak için en temel olarak yapılması gereken testler; kan testleri (üre, kreatinin vb ), idrar testleri ve böbreklerin ultrasonografi ile görüntülenmesi gerekir. Erken dönem böbrek yetmezliği hastalarında kan testlerinde anormallik olmayabilir, idrar testlerinde protein kaçağı, kanama gibi anormal durumlar olabilirken  erleyen dönemlerde kan testlerinde anormal sonuçlar çıkmaya başlar. Böbreğin ultrasonografisi bize böbrek yetmezliğinin hem tanısında (böbreklerin normalden küçük olduğu saptanabilir) hem de neden olan hastalık hakkında (ailevi böbrek hastalıkları veya doğuştan yapısal hastalıklar gibi)  bilgi  verebilir.

Kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri nelerdir?

Kronik böbrek yetmezliğinin en sık karşılaşılan nedenleri şöyle sıralanabilir:

  • Diyabet (şeker hastalığı)
  • Hipertansiyon (yüksek kan basıncı)
  • Kronik glomerulonefrit
  • Polikistik böbrek hastalığı
  • Kronik taşlı piyolelonefrit
  • Uzun süreli böbreğe zarar veren ilaç kullanımı (non-steroidantienflamatuar ilaçlar gibi)
  • Bunların yanı sıra, sigara kullanımı ve aşırı kilo da kronik böbrek yetmezliği riskini artıran faktörler arasındadır.

Kronik böbrek yetmezliği nasıl tedavi edilir?

Kronik böbrek yetmezliği varlığında, böbrekler geri dönüşümsüz bir şekilde fonksiyonlarını yitirmeye başlar.

Kronik böbrek yetmezliğinde tedavi yaklaşımı şu adımlardan oluşur:

  • Böbrek hastalığının ilerlemesinin durdurulması,
  • Böbrek yetmezliği için destek tedavinin yapılması,
  • Diyaliz kararı ve transplantasyona hazırlık.

Hastalığa neden olabilecek risk faktörlerini taşıyan kişilerde (şeker hastalığı ve hipertansiyon gibi) yakın takip ile böbrek fonksiyonları izlenmeli, risk faktörleri en uygun şekilde tedavi edilmeli, böbrek fonksiyonları korunmaya çalışılmalıdır. Bu süreç hastanın böbrek fonksiyonlarında gerileme saptanması durumunda, farklı tedavilere yönelik hazırlık yapılmasına fırsat verebilmektedir.

Kronik Böbrek Yetmezliğinde Beslenme

Böbreklerimizin süzme işleminin aksadığı hastalıklarda besinlerimize özellikle dikkat etmemiz gerekmektedir. Yeterli ve dengeli beslenme, yaşamın her aşamasında olduğu gibi böbrek hastalarında da büyük önem taşımaktadır. Bireyin yaşam kalitesinin yükseltilmesinde, oluşabilecek komplikasyonların önlenmesi ve/veya geciktirilmesinde beslenme temel faktördür.

       Diyet tedavisi her zaman kişiye özgü olmalıdır. Kronik böbrek yetmezliğinin evrelerine, hastanın diyalize girip girmemesine, kişinin ağırlığına, idrar çıkışı olup olmadığına ve kan bulgularına (potasyum, fosfor, albumin vs.) göre değişiklik göstermektedir. Uygun miktarda enerji ve protein alımı, uygun vücut ağırlığının sağlanması ve/veya korunması, diyetteki diğer besin öğelerinin miktarlarının (sodyum, fosfor, potasyum, sıvı, vitamin ve mineraller) ayarlanması beslenme tedavisindeki önemli unsurlardır.

Proteinin vücutta kullanılması sonucunda ortaya çıkan üre, kreatinin, ürik asit gibi zararlı yıkım ürünleri hasta böbrekler tarafından dışarı atılamaz ve vücutta birikir. Böbrek hastalarında, hastalığın derecesine ve uygulanan tedaviye göre değişen protein alımı önerileri olacaktır. Bu nedenle diyalize başlamamış hastalarda üremik belirtileri hafifletmek için protein kısıtlaması yapılır ve alınması gereken protein miktarı 0,6-0,8 gr/kg/gündür. Bazı hastalar kan üre düzeylerini düşürebilmek amacıyla diyetlerindeki protein kaynaklarını tamamen kısarlar. Böyle bir davranış hastalarda ciddi beslenme bozukluğuna neden olacağı için çok yanlıştır, tam önerilen miktarda protein alınmalıdır.

Kronik böbrek yetmezliği sırasında böbreklerin süzme görevinde azalma olduğunda yeterli miktarda tuz atılamaz, buna ilave olarak tuzlu besinlerin yenmesiyle birlikte vücuttaki tuz yoğunluğu artar. Bu artış ile beyinde ilgili bölge uyarılarak susama hissi oluşur. Susama hissi ise su içme isteğini arttıracağından vücutta su fazlalığına yol açar. Tuz, yediğimiz çeşitli besinlerin kendisinde mevcuttur. Ayrıca yemeklere ve içeceklere fazladan eklenerek vücuda alınır. Kronik böbrek yetmezliği hastalarının tuzsuz yemeleri ve susadıkça su içmeleri tavsiye edilmektedir.

Düzenli egzersiz yapın. Egzersiz ayrıca stresi azaltır, yüksek tansiyonun normalleşmesini sağlar. Dünya sağlık örgütüne göre yetişkinler için haftanın üç günü 45 dakika egzersiz (yürüyüş, bisiklete binme, yüzme) önerilmektedir.