Aort Anevrizması

Vücudun en büyük damarı olan aort, kalpten çıkan oksijen bakımından zengin kanı tüm vücuda gönderen ana atardamar olarak tanımlanabilir. Aort, kalbin sol karıncığından çıktıktan sonra önce kalbi besleyen koroner artere ulaşır. Ardından yukarı doğru bir kavis yaparak beyne ve kollara doğru daha dar damarlar dalları veren aort, bu noktadan sonra aşağı doğru dönerek göğüs, karın ve daha sonra bacaklara iner. Tüm iç organları beslemek için daha ince damarlara ayrılan aort damarı, temiz kanın tüm vücuda taşınmasını sağlar. Tıpta anevrizma olarak tanımlanan durum ise, damarlarda bölgesel balonlaşmalar olarak tanımlanabilir. Farklı bir deyişle anevrizma, vücuttaki atardamarların çapının %50 oranında genişlemesidir. Aort anevrizması ise aort duvarının nispeten zayıf olduğu alanlarda gelişen balonlaşma şeklinde açıklanabilir. Kalp tarafından basınçla gönderilen kan, aort damarının zayıf kısmının balon gibi dışa doğru genişlemesine neden olur. Aortun herhangi bir kısmında görülebilen aort anevrizması, anevrizmanın görüldüğü bölgeye göre farklı isimlerle adlandırılır. Aort anevrizmasının nedenlerine ve risklerine geçmeden önce sıkça merak edilen "Aort anevrizması nedir?" sorusunu yanıtlamak gerekir.

Aort Anevrizması Nedir?

Vücudun en büyük damarı olan aort, kalbin sol karıncığından çıkar. Akciğerlerde oksijenlenen temiz kanın kalp aracılığıyla tüm vücuda pompalandığı damardır. Kalpten çıktıktan sonra öncelikle kalbi besleyen damar olarak tanımlanabilen koroner arter damara ulaşan aort damarı, yukarı doğru devam ederek beyne ve kollara ulaştıktan sonra aşağı doğru kavis çizerek kasık bölgesinde çatallaşır ve bacaklara iner. Aort damarının çıkan aort, transvers aort, inen aort, torasik aort ve abdominal aort olmak üzere 5 farklı bölümü bulunur. Kalpten çıktıktan sonraki bölüm çıkan aort, beyin damarlarının çıktığı bölge transvers aort, sırt bölgesinden aşağı inen kısmı inen aort, göğüs boşluğundaki kısmı torasik aort ve son olarak karın içindeki bölümü abdominal aort olarak tanımlanır. Vücuda kanı dağıtan ana damar olarak da tanımlanabilen aort damarının kalpten çıktığı kısmının çapı yaklaşık 2.5 cm'dir ve aorttan dakikada ortalama 5 litre kan geçer. Aort anevrizması, aort damarının çapının %50 oranında balon şeklinde genişlemesi olarak tanımlanabilir. Damar duvarının zayıf olduğu bölgelerde gelişebilen aort anevrizması, aort damarının herhangi bir bölgesinde olabilir. Aortun kalpten çıktığı bölgede oluşan anevrizma, asendan aort anevrizması olarak tanımlanır. Göğüs boşluğu bölgesinde oluşan anevrizma, torasik aort anevrizması olarak adlandırılırken karın boşluğunda meydana gelen anevrizmalar ise abdominal aort anevrizması olarak bilinir. Anevrizmanın boyutu zaman içinde büyüyebilir. Başlangıçta belirti vermeyen bu durum, anevrizma genişledikçe bazı semptomlara yol açabilir. Aort anevrizmasına bağlı olarak gelişen belirtilere geçmeden önce "Aort anevrizmasının nedenleri nelerdir?" sorusunu cevaplamak gerekir.

Aort Anevrizması Nasıl Gelişir? 

Aort anevrizmasının oluşumu çoğunlukla yaşla alakalıdır. 65 yaş ve üzeri kişilerde daha sık görülür. Yıllar içinde damar yapısı değişime uğrayabilir, damar duvarı esnekliğini kaybedebilir ve bunlara bağlı olarak damar duvarının kan basıncına dayanıklılığı azalabilir. Aort anevrizması vakalarının yarıdan fazlasında neden, tıpta ateroskleroz olarak tanımlanan damar sertliği oluşumudur. Ateroskleroz geliştikçe damar duvarları kalınlaşmaya, hasarlanmaya başlar ve bu da damarın esnekliğini kaybetmesine yol açar. Ateroskleroza bağlı olarak hasarlanmış damar bölgelerinde aort anevrizması gelişebilir. Yüksek tansiyon hastalarında yaygın olarak görülen damar sertliği, kan basıncının yüksekliğine bağlı olarak damar duvarlarında gerilir ve bu durum da aort anevrizması oluşumuna zemin hazırlar. Farklı bir deyişle aort anevrizması için risk faktörlerinden biri hipertansiyondur. Aort anevrizmasının gelişiminde rol oynayan etkenlerden biri de bakteriyel enfeksiyonlardır. Kan damarlarında iltihaplanmaya yol açabilen bazı enfeksiyonlar, anevrizmanın gelişimini tetikler. Enfeksiyona bağlı olarak görülen anevrizmalar mikotik anevrizma olarak tanımlanır. Genetik bozukluklara bağlı olarak Marfan sendromu gibi bağ dokusu zayıflığına yol açan rahatsızlıklar, aort anevrizmasına yol açabilir. Sigara kullanımı da aort anevrizmasına yol açan nedenlerden bir diğeridir. Özellikle karın içindeki bölgesinde gelişen anevrizmaların sigara kullanımı ile direkt ilgisi bulunur. Sigara içenler, diğer bireylere kıyasla 8 kat daha yüksek riske sahiptir. Aşırı kilolu ya da obez olmanın yanı sıra göğüs bölgesine alınan darbeler (travma) de aort anevrizmasına sebep olabilir.

Aort Anevrizması Belirtileri Nelerdir?

Aort anevrizmaları oluşumundan sonra yıllar içinde büyüyebilir. Çoğunlukla hiçbir belirtiye yol açmayan anevrizma, genellikle farklı bir hastalığın tanısı için yapılan tetkikler ya da rutin sağlık kontrolleri sırasında fark edilir. Ancak bazı vakalarda semptomlar oluşabilir. Bu belirtiler genellikle göğüs ya da karın bölgesinde sürekli veya aralıklı ağrıdır. Ayrıca torasik aort anevrizmalarında sırt ağrısı, yutma güçlüğü ya da nefes darlığı gibi belirtiler de görülebilir. Bazı kişilerin karın bölgesinde nabız gibi bir atım hareketi hissettikleri de bilinir. Ancak anevrizmanın yırtılması durumunda çoğunlukla ani ve çok şiddetli ağrı oluşur ve kişi kısa süre içinde şuurunu kaybederek şoka girer. Bu durum çok acil tıbbi müdahale gerektirir.

Aort Anevrizması İle İlişkili Riskler Nelerdir?

Aort anevrizması, aort damarının zayıf olduğu bölgelerde damarın baloncuk şeklinde genişlemesiyle meydana gelir. Zaman içinde büyüyebilen bu baloncuk çoğunlukla belirtiye neden olmaz. Nadiren yemek ve / veya nefes borusuna bası yapabilir. Fakat aort anevrizması çok fazla büyüdüğünde aort yırtılabilir (Aort diseksiyonu) ve bu durum kişide hayati risk oluşmasına hatta ani ölüme neden olur. Ayrıca aort anevrizması varlığında damardaki kan akımı bozularak pıhtılaşmaya neden olabilir. Kan pıhtısı, zaman zaman kan akımına kapılarak vücut dolaşımına dahil olabilir. Eğer bu pıhtıların bir parçası; kol, bacak ya da ayak gibi bölgelerde kan akışını bloke ederse kişide güçsüzlük, uyuşma, karıncalanma, üşüme, sersemlik ya da lokal ağrı gibi belirtilere yol açabilir. Kan pıhtısının hayati öne sahip olan böbrek ve karaciğer gibi organlardaki damarları tıkaması durumunda ilgili organların fonksiyonlarında bozulmalara neden olabilir. Ancak aort anevrizmasından kopan kan pıhtısı, beyin ya da kalp damarlarına sıkışırsa kalp krizi ya da inme gibi çok ciddi sağlık problemlerine yol açabilir.

Aort Anevrizması Tanısı Nasıl Koyulur?

Aort anevrizmalarında erken tanı çok önemlidir. Bu yüzden sigara içen ve 65 yaş üzeri tüm bireylerin düzenli olarak sağlık taramalarını yaptırması gerekir. Aort anevrizması açısından hastanın değerlendirilmesi, ultrason incelemesi ya da göğüs filmiyle yapılabilir. Erken tanı alan kişilerde küçük boyutlu anevrizmalar yakın takibe alınır. Farklı bir deyişle anevrizmanın boyutu 3 cm'den az ise hasta, senede bir kez kontrol edilmek üzere takibe alınır. Aort anevrizması çapının 3 ila 4 cm boyutlarında olması durumunda ise kişi altı ayda bir kez ultrason muayenesine çağrılır. Çapı 5 cm'den büyük olan anevrizma vakalarında ya da yılda 1 cm'den fazla büyüme gösteren anevrizmalara en kısa süre içinde cerrahi müdahale yapılması gerekir.

Aort Anevrizması Tedavisi Nasıl Yapılır?

Aort anevrizmaları, anevrizmanın boyutuna göre farklı şekillerde yapılır. Küçük anevrizmalar tedavi uygulanmadan takip edilirken büyük anevrizmalar cerrahi olarak tedavi edilir. İlaçlı tedavide beta bloker ilaç türleri uygulanır. Kişinin sigara kullanımının kesinlikle bırakması önerilir. Ayrıca hipertansiyon ve hiperlipidemi gibi ek hastalıkların mutlaka kontrol altına alınması gerekir. Damar içinden müdahale olarak da tanımlanabilen endovasküler tedavi yönteminde tedavi, lokal anestezi altında atardamar bölgesine yapılan 2-3 cm'lik kesilerle yapılır. Daha büyük anevrizmaların varlığında ise tedavi genel anestezi altında cerrahi olarak yapılır. Genişlemiş damar yapısı çıkarılır ve yerine stent yerleştirilir.
Aort anevrizması ile ilgili merak ettiğiniz konuları Grup Florence Nightingale Hastaneleri’nin uzman ekibine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Bize ulaşmak için web sitemizde yer alan iletişim formunu kullanabilir ya da 444 0436 numaralı telefonu arayabilirsiniz.