Skolyoz (Omurga Eğriliği) Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Tıp dilinde skolyoz olarak tanımlanan omurga eğriliği, omurgaların sağa veya sola doğru yer değiştirmesi ve aynı zamanda kendi eksenleri etrafında dönmesi sonucu ortaya çıkan, omurganın göğüs ve / veya bel bölgelerinde görülebilen, yana doğru ve rotasyonel üç boyutlu eğriliğidir. Skolyoz bir hastalık değil, bir durumdur.

Tüm yaş gruplarında, omurganın çeşitli bölgelerinde oluşabilen omurga eğriliği, genellikle 10 ila 15 yaş aralığındaki kişilerde, büyüme atağının hemen öncesinde görülür. 

Skolyoz (Omurga Eğriliği) Nedir?

Normal ve sağlıklı omurgada omurgalar arkadan bakıldığında yukarıdan aşağıya düz bir hat şeklinde uzanır.
Sağlıklı omurga sistemi 12 tanesi hareketli olmak üzere toplam 33 kemik parçasından oluşan omurga, kemiklerin birbirine bağ dokusu, eklem ve disk dokularıyla bağlandığı bir yapıdır. Baş ile bacaklar arasında yer alan omurga, ön ve arkadan bakıldığında düz bir hat üzerinde görünür. Yanlardan bakıldığında ise boyun tarafında öne doğru, sırtta arkaya doğru ve son olarak bel bölgesinde tekrar öne doğru olan doğal kıvrıma sahiptir. Yandan bakıldığında "S" harfi şeklindedir ve fizyolojik kıvrımlara sahiptir. 

Fizyolojik kıvrımlar:

·    Boyunda öne doğru (lordoz)
·    Sırtta arkaya doğru (kifoz)
·    Belde öne doğru (lordoz) şeklinde adlandırılır.

Skolyoz varlığında ise omurgada 3 boyutlu bir deformite görülür. Çoğunlukla ergenlik döneminin hemen öncesinde ortaya çıkan omurga eğriliği hafif şiddettedir. Hafif vakalar çoğunlukla belirtiye yol açmaz. Ancak bazı vakalarda eğriliğin şiddeti kişinin büyümesi ile birlikte artar. Şiddetli vakalarda eğriliğe bağlı olarak iç organlar baskılanır. Özellikle kalp ve akciğerlerin etkilediği bu vakalarda organ fonksiyonlarında bozulmalar oluşabilir. 

Omurga Eğriliğinin Neden Olur?

Skolyoz, yapısal ya da farklı bir deyişle omurganın kendisinden kaynaklanan sorunlara bağlı oluşabileceği gibi tepkisel olarak yani omurgayı ilgilendiren farklı nedenlere bağlı olarak da gelişebilir. Doğumsal ya da kas ve sinir hastalıklarına bağlı olarak gelişebileceği gibi bazı kişilerde nedeni anlaşılamayan şekilde de omurga eğriliği oluşabilir.

Ergenlik döneminde kız çocuklarında daha sık görülen skolyozun nedeni tam olarak belli değildir. Gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar, diyabet ve bazı vitamin ve mineral eksikliklerinin, skolyoz oluşumunda rol oynadığı düşünülür. Kesin olarak ispat edilemese de hastalığın oluşumunda genetik faktörlerin rol oynadığı da bilinir. 

Tüm bunların yanı sıra, serebral palsi ve kas distrofisi gibi nöromüsküler hastalıklar, omurga gelişimini etkileyen konjenital kusurlar, omurga travmaları ve omurgayı etkileyen enfeksiyonların skolyoza yol açtığı düşünülür. 

Omurga Eğriliği Türleri Nelerdir?

Omurgada meydana gelen deformite, bazı vakalarda kamburluğun ya da bel çukurluğunun artması ile de oluşabilir. Skolyoz pek çok farklı sebepten dolayı oluşabilir. 

Yapılan sınırlı araştırmalar sonucunda rahatsızlığın, genetik olduğuna dair yeterli bulguya da rastlanmasa da kalıtsal faktörlerin hastalığın oluşumunda etkisi olduğu da göz ardı edilmemelidir. Omurga eğriliğinin sınıflandırılması da rahatsızlığın nedenine bağlı olarak yapılır.

İdiyopatik skolyoz: Genellikle çocukluk ya da ergenlik döneminde keşfedilen bu omurga eğriliğinin nedeni bilinmediği için idiopatik skolyoz adını alır. Bu tür erken yaşlarda başlamasına rağmen kişide ağrı ya da duruş bozukluğu şeklinde herhangi bir belirti vermeden gelişir. Ancak yaşın ilerlemesi ve büyümenin devam etmesiyle birlikte omurga eğriliğinin yarattığı sıkıntılar görülmeye başlar, hasta gövdelerinde oluşan denge bozukluklarını ve dejenerasyonlarını fark edebilir. Aynı zamanda hastada çocukluk döneminde görülmeyen ağrı şikayetleri de ortaya çıkar.

Genel olarak, ergenlik döneminde skolyoz omurganın göğüs veya göğüs kafesi kısmında oluşur. Bu bölgede ortaya çıkan deformiteler nedeniyle hastalar solunum sıkıntısından yakınır. Omurganın arka tarafında yer alan omurgaları birbirine bağlayan ve omurganın hareketinde önemli rol oynayan küçük eklemlerde yaşanan bozulmalar nedeniyle de hasta bel ağrısı ve hareket kabiliyetinde azalmadan şikayet eder. 

Konjenital Skolyoz: Konjenital skolyozun görülme sıklığına dair net bir veri bulunmamakla birlikte idiopatik skolyozdan daha nadir görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca, bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalarda konjenital skolyozda, genetik yatkınlığın varlığı da kanıtlanamamıştır.

Konjenital skolyoz anne karnındayken gelişir. Konjenital skolyozun oluşmasında anne karnındaki süreçte geçirilmiş olan enfeksiyonlar, annede daha önce bulunan veya hamilelik sırasında başlayan diyabet, kalp rahatsızlıkları, hipertermi, alkol kullanımı, valproik asit kullanımı, vücuttaki vitamin ve mineral eksiklikleri gibi farklı nedenler gösterilmektedir. Bunanla birlikte kalıtsal özelliğe sahip bazı hastalıkların konjenital skolyoza eşlik ettiği görülebilmektedir. Sıklıkla doğumdan sonraki ilk yıllarda hızlı bir ilerleme gösterir. 

Yapısal bozukluklar birkaç şekilde konjenital skolyozun oluşmasına sebep olabilir. Anne karnındayken meydana gelen yapısal problemler, omurgalarda oluşma kusurları ve ayrışma kusurları şeklinde kendini gösterir. Bazı hastalarda ise her iki kusuru bir arada görmek mümkündür. Anne karnındaki gelişim kusuruna bağlı olarak oluşan omurga eğrilikleri, genellikle birbirine kaynamış kaburgalar şeklinde görülür. 

Konjenital skolyozun bir diğer önemli özelliği spinal kord, böbrekler ve kalp anomalileriyle birlikte olmasıdır. Konjenital skolyozda omurilikte (%41), kalpte (%7-12) ve böbrekte de (%20) eşlik eden anormalliklerin görülebilmesidir.

Genelde ilerleyici olan konjenital skolyozda, bebek anormal omurgayla doğmasına karşın başlangıçta eğrilik gözlenmeyebilir. Çoğunlukla büyümenin devam etmesiyle eğrilik kendini gösterir. Bazı durumlarda ise eğriliğin seyri ergenlikteki hızlı büyüme evresine kadar son derece yavaş ilerler.

Bu nedenle konjenital skolyozun erken tanısının saptanması açısından ebeveynlerin son derece dikkatli olmaları gerekmektedir. Aileler bebeğin boynunda, sırtında, belinde, herhangi bir dengesizlik ya da farklılık gördüğü anda zaman kaybetmeden hekime başvurmalıdır. Erken dönemde ortaya çıkan konjenital skolyoz tedavisi süreci küçük yaşlarda cerrahi müdahaleyi gerektirebilir.

Ayrıca konjenital skolyoz hastası olan çocuklarda omurga anormalliklerinin sebep olduğu eğriliklerin altında veya üstünde vücut bütünlüğünün ve dengenin sağlanması için ikincil omurga eğriliği gelişebilmektedir. Öyle ki, bu eğrilik zaman içerisinde birincil eğrilikten daha da büyük boyutlara ulaşabileceği için tanı konulduktan sonra da düzenli olarak eğriliklerin takip edilmesi gerekmektedir.

Konjenital skolyozda, maksimum omurga büyümesinin olduğu yaşlar 0-5 yaş ve 10-15 yaş dönemlerinde deformitenin gelişimini daha sık izlemek gerekir. 

Deformitenin artma potansiyeline göre tedavi şekline karar vermek gerekir.

Konjenital skolyozda belirtiler:

·    Özellikle bel bölgesinde kıllanmada artış, 
·    Cilt renginde değişiklikler,
·    Sırt bölgesinde elle tespit edilebilecek kemik çıkıntısı,
·    Gövdenin bacaklara oranla kısa olması,
·    Omurgaların arkadan bakıldığında düzgün sıralanmaması,
·    Denge bozukluklar görülür.

Konjenital skolyoz vakalarında eğrilikte bir artış olmadığı sürece belirli aralıklarla fizik muayeneler ve röntgen çekimleri yapılarak izlenir. Bu takip iskelet sistemi belirli bir olgunluğa erişene kadar ve cerrahi işlem yapıldıysa, işlemden sonra devam eder. 

Cerrahi tedavi, ilerleme ihtimali fazla olan ve takip sürecinde ilerleme saptanan vakalar için tek seçenektir. Vakaların çoğunluğunda eğiklik arttığı ve korse tedavisi başarılı olmadığı için cerrahi tedavi en sık başvurulan tedavi yöntemidir.

İdiopatik Skolyoz: Sebebi tam olarak anlaşılamayan skolyoz olarak da bilinen idiopatik omurga eğriliği türünde omurgadaki eğrilik, "S" ya da "C" harfi şeklinde olabilir. Yana doğru eğilmenin yanı sıra kişinin omurgaları kendi ekseni etrafında da dönebilir. Omurların kendi ekseni etrafında dönmeye bağlı olarak kişinin sırt ve bel bölgesinde asimetrik çıkıntılar oluşur. 

Sağlıklı bir omurganın nedeni bilinmeyen bir şekilde eğilmesiyle karakterize olan idiopatik skolyoz, başladığı döneme göre farklı isimlerle tanımlanır. Diğer bir deyişle, 0-3 yaş arasında görülen omurga eğrilikleri, infantil başlangıçlı, 4-9 yaş arasında oluşan türü juvenil başlangıçlı, 10-18 yaş arasında oluşan omurga eğrilikleri ise adolesan başlangıçlı idiopatik skolyoz olarak tanımlanır. En sık görülen omurga eğriliği türüdür.

Nöromusküler Skolyoz: İkinci en sık görülen skolyoz tipi olan nöromusküler skolyozun temel sebepleri arasında kas ve / veya sinir hastalıkları gelir. Çoğunlukla çocukluk dönemi ve sonrasında görülen kas hastalıklarının yanı sıra, beyin ve omurilik kaynaklı sinir hastalıklarından dolayı da gelişebilir. Nöromusküler skolyoz hastalarında solunum sıkıntısına ve duyu kusurlarına daha sık rastlanır.

Skolyoz Belirtileri Nelerdir?


Skolyozunda hastanın hekime gitmesini sağlayan belirti genellikle bel bölgesindeki ağrı ve güçsüzlüktür. Ancak ağrı gelişmesine rağmen erişkin skolyoz vakalarının çoğu, belirtilere neden olmaz. Bazı durumlarda vücutta değişiklikler yükseklik kaybı ve vücutta dengesizlik ortaya çıkar. Hasta, giysilerinin vücuduna olmaması ya da düzgün durmaması, boyundaki kısalma, eğildiğinde sırtında oluşan deformasyon gibi skolyoz belirtilerini genellikle kendisi fark eder.

Skolyoz hastalığı (omurga eğriliği) varlığında sık görülen belirtilerin bir kısmı şu şekilde sıralanabilir:

·    Omurgaya karşıdan bakındığında net olarak görülebilen kavis varlığı,
·    Sağ ya da sol yana doğru eğrilik ya da eğilme,
·    Kalça ve omuz seviyelerinde farklılık,
·    Vücut ile kollar arasındaki mesafede farklılık,
·    Vücut dengesinin bozuk olması,
·    Kaburgaların orantısız görünümü,
·    Göğüs kafesinde simetri bozukluğu,
·    Kürek kemiklerinin birinde tümsek varlığı,
·    Yürüyüş sırasında bir omzun önde olması,
·    Yürüyüş sırasında bir bacağın diğerine göre daha uzun olduğu hissi,
·    Sırt ve / veya bel ağrıları,
·    Nefes darlığı,
·    Hâlsizlik, yorgunluk,
·    Kıyafetlerin bedene tam uymamasıdır.

Skolyoz nedeniyle sinirler üzerinde basının artmasıyla bacak ağrısı, yorgunluk hissi, sırt ve bel kaslarda spazm görülebilir. Durumun ilerleyip sinir baskısı yoğunlaşan hastalarda bacaklarda güçsüzlük, uyuşma ve ağrı şikayetleri artar. Göğüs kafesinin skolyoz nedeniyle deforme olması durumunda ise kalp ve solunum problemlerine de rastlanır.

Skolyoz Dereceleri Nelerdir? 

Toplumda görülme sıklığı %2 ila %4 oranında olan skolyoz vakalarının büyük bölümünü düşük dereceli eğrilikler oluşturur. Farklı bir deyişle, omurga eğriliklerinin yalnızca %10'u tedavi gerektirecek boyuttadır. Özellikle 30 dereceyi geçen eğriliklerin kızlarda görülme olasılığı erkeklere kıyasla yaklaşık 10 kat fazladır.

Omurga eğrilikleri, geometrik derecelendirme ile değerlendirilir. 10 dereceden az olan omurga eğrilikleri spinal asimetri olarak adlandırılır ve skolyoz olarak tanımlanmaz. Farklı bir deyişle, kişiye omurga eğriliği tanısı koyulabilmesi için omurgadaki eğriliğin 10 derece ve üzerinde olması gerekir. Skolyoz dereceleri, hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç farklı türde gruplandırılır:
Hafif skolyoz: 10 ila 20 derece arasındaki omurga eğriliklerin bulunduğu bu gruptaki hastalara çoğunlukla cerrahi tedavi uygulanmaz. Fakat skolyozun ilerleme gösterip göstermediğinin anlaşılması için izlem gerekir. Bu hasta grubuna gövde kaslarının iyileştirilmesi, postürünün düzeltilmesi, gövde gergin yapılarının hareketliliğinin arttırılması amaçlanır.

Spesifik egzersizler ile karın duvar, gövde ekstansör kaslarının güçlendirilmesi, eğriliğin konkav tarafındaki yapıların gerilmesi, eğriliğin konveks tarafında bulunan gövdenin lateral fleksörler kaslarının güçlendirilmesi sağlanır. Hastalara ayrıca pulmoner fonksiyonu iyileştirmek için derin solunum egzersizleri uygulanır.

Orta düzeyde skolyoz: 20 ila 40 derece arasındaki omurga eğriliklerini tanımlamak için kullanılan orta düzeyde omurga eğriliği, çoğunlukla ergenlik döneminde tespit edilir. 

Korsenin amacı skolyoz eğim artışının engellenmesidir. Korse özellikle eğriliğin 25 derece den üstü ve büyümenin devam ettiği çocuklarda etkilidir. Korsenin etkisi 40 derece üstü eğriliklerde ve iskelet gelişimi tamamlanmasına uzun yıllar olan çocuklarda azalmaya başlar. Korse tedavisine rağmen de eğrilik artış gösterebilir. Bu artış oranı günümüzde tükürük örneğinden yapılan gen analizi çalışmaları ile %99 oranında tespit edilebilmektedir ve bu analiz Florence Nightingale Hastaneler Grubu Skolyoz ve Omurga Merkezinde yapılmaktadır.

Şiddetli omurga eğriliği: 40 derecenin üzerinde olan omurga eğrilikleri, kalp ve akciğerlerin etkilenmesine yol açabilir. 40 derecenin üzerindeki eğriliklerde ve büyüme potansiyelinin devam ettiği hastalarda cerrahi tedavi ilk seçenektir. 

Skolyoz (Schroth) Egzersizleri Nedir?


Skolyoza özel bir rehabilitasyon programı olan skolyoz egzersizlerinde 3 boyutlu yaklaşım içeren Schroth yöntemi ile bozulmuş vücut dengesini yeniden düzenlenir.

Egzersizler, terapist tarafından yönlendirmeler ile egzersiz barları ve aynalardan faydalanılarak yapılır. 

Yapılan egzersizler; germe, kolların ve gövdenin uygun pozisyonlanması ve kasların kuvvetlenmesi şeklindedir. Yer egzersizleri ve kum torbaları ile çeşitli vücut bölgelerine baskı uygulanarak eğriliklerin düzelmesi hedeflenir. Egzersiz aynı zamanda solunum tekniklerine yönelik egzersizleri de içerir. Asimetrik duruşun düzeltilmesi ve düzeltilmiş duruşun günlük yaşamda devamının sağlanmasını hedeflenir.

Schroth skolyoz egzersizleri bireysel veya grup terapileri şeklinde yapılabilir. Program ev egzersizleri ile desteklenir. Bu program skolyoza bağlı ağrıların azaltılmasında etkili olabilir.

Skolyoz (Omurga Eğriliği) Nasıl Anlaşılır? 


Skolyoz, erken dönemlerde müdahale edilmediği takdirde hem kozmetik hem de kalp ve solunum sistemi üzerinde telafisi zor hasarlara yol açabilir.

Skolyozda omurgada deformiteye bağlı olarak gelişen eğrilik tek başına olabileceği gibi eğriliğe, öne doğru eğilme ile karakterize olan kifoz (kamburluk) da eşlik edebilir. 

Skolyoz tanısı tüm omurgayı içine alan görüntüleme ve klinik muayene ile konur. Ayakta çekilen tüm omurganın ön-arka ve yan röntgen görüntülerinde, eğriliğin başladığı ve sonlandığı omurlar arasındaki açı ölçülür. Bu açının ilerlemesi aralıklı olarak takip edilir.

EOS, tüm vücudun ya da belirli bir bölgenin, önden-arkadan ve yandan, aynı anda 3 boyutlu olarak görüntülenmesini sağlar.
EOS, özellikle skolyoz ve kifoz gibi omurga hastalıklarının görüntülenmesinde kullanılır. Birçok ortopedi ameliyatı öncesinde de EOS ile görüntüleme sayesinde detaylı bilgi elde edilir.

Bazı hastaların, özellikle omurga eğriliği olan çocukların takibi için birçok defa görüntüleme işlemine başvurmak gerekir. Standart yöntemlerle sık sık incelemeye maruz kalan büyüme çağındaki çocuklarda, radyasyona bağlı bazı yan etkilerin artabileceğine dair endişeler bulunmaktadır. Bu noktada EOS, düşük radyasyon oranıyla ön plana çıkmaktadır.

Skolyoz Tedavisi Nasıl Yapılır?


Skolyozun tedavi süreci skolyoza neden olan hastalığa ve kişide oluşan skolyoza göre değişkenlik gösterir. Diğer bir değişle skolyoz için uygulanabilecek doğru ve tek bir tedavi seçeneği yoktur. Skolyozun tanısının konulduğu yaş, eğriliğin konumu ve derecesi, skolyozu oluşturan altta yatan sebep, radyolojik bulgular ışığında uygun tedaviye karar verilir.

Tedavide genelde 3 alternatif mevcuttur:

İzlem: İlk alternatif izlemdir ve 20-25 dereceden küçük eğrilikler belli aralıklar bu şekilde takip edilir. Kişi izlem süresince aynı zamanda sportif faaliyetlerde bulunmalı ve genel vücut kondisyonunu artırmalıdır.

Korseleme: Eğriliği 20-40 derece arasında olan ve büyüme potansiyeli olan kişilerde etkili bir yöntemdir. Düzenli korse kullanımı ameliyat olma ihtimalini azaltır. Korsenin etki göstermesi için günde 20-23 saat takılması gerekir.

Cerrahi Tedavi: Cerrahi genel olarak 40-45 derece üzerindeki eğriliklerde düşünülen yöntemdir. Akciğer gelişiminin tamamlandığı kişilerde skolyoz düzeltme ve dondurma (sabitleme) ameliyatları uygulanır. Solyoz ameliyatında tedavi sırt ve bele yerleştirilen implantlar (vida-çubuk) yardımıyla başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Cerrahi sırasında omurilik fonksiyonlarının monitorize edilmesi (nöromonitorizasyon) hasta ve hekim açısından işlemin güvenilirliğini artıran bir yöntemdir.

Skolyoz Cerrahisinde Yenilikler


Bant ile Gerdirme Yöntemi (Anterior Tethering)

Cerrahi tedavi gerektiren skolyoz olgularında standart tedavi olan vida ve çubuklarla uygulanan füzyon cerrahisine (sabitleme-dondurma) alternatif olarak bant ile gerdirme tekniği geliştirilmiştir. Minimal invaziv yaklaşım ile uygulanan bu teknikte minik kesilerle göğüs ya da bel boşluğuna ulaşılıp vidalar yerleştirilmekte, düzeltme ise özel tasarımlı polietilen bir bant üzerinden gerdirme tekniği kullanılarak yapılmaktadır. Özellikle halen büyüme potansiyeli olan olgularda “füzyonsuz cerrahi” tekniği ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Bu teknik kullanılarak eğrilikler düzeltilirken, esneklik tamamen korunmaktadır.

Yetişkin skolyozu tedavisinde öncelikle omurgayı güçlendirmek ve dengede tutmak amacıyla fizik tedavi uzmanının eşliğinde çeşitli fizik tedavi yöntemleri uygulanır. Hastalarda ağrı kontrolü ilaç tedavisiyle sağlanır. Bazı durumlardav faset eklemlerdeki ya da sinir basısı sonucu olan irritasyon ve yangıyı gidermek için non-steroidal anti-inflamatuar (NSAİİ) ilaçlar verilebilir. Tüm bu tedavilere yanıt vermeyip eğrilik artışı devam eden ya da ağrısı giderilemeyen kişilerde cerrahi gündeme gelir.

Omurga eğriliği (skolyoz) ile ilgili merak ettiğiniz konuları Grup Florence Nightingale Hastaneleri’nin uzman ekibine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Bize ulaşmak için web sitemizde yer alan iletişim formunu kullanabilir ya da 444 0436 numaralı telefonu arayabilirsiniz.