Arama

Üzgünüz, Aradığınız Sonuç Bulunamadı

Aramanızla eşleşen herhangi bir sonuç bulunamadı, lütfen arama terimlerinizi değiştirerek tekrar deneyiniz.

Katarakt Nedir? Katarakt Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

image

Katarakt, göz merceğinin zamanla şeffaflığını kaybederek matlaşması durumudur ve dünya genelinde görme kaybının en yaygın nedenlerinden biridir. Halk arasında “göze perde inmesi” olarak da bilinen bu rahatsızlık, genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Göz merceğinin saydamlığını yitirmesiyle ışığın retinaya net bir şekilde ulaşması engellenir, bu da renklerin soluklaşması, bulanık veya puslu görme gibi şikayetlere yol açar.

Bu durum sadece yaşlıları değil, çeşitli sağlık sorunları veya travmalar nedeniyle daha genç bireyleri de etkileyebilir. Bu nedenle erken teşhis ve doğru tedavi yöntemleri, uzun vadeli göz sağlığı için kritik önem taşır. Bu yazımızda, kataraktı derinlemesine incelerken aynı zamanda belirtileri, oluşma nedenleri, tanı yöntemleri ve güncel tedavi seçenekleri gibi merak edilen tüm konuları detaylı bir şekilde ele alacağız.

Katarakt Nedir? (Gözde Katarakt Tanımı)

Gözlerimiz, gelişmiş bir kamera gibi çalışır ve göz merceği bu sistemin en kritik parçasıdır. Normalde şeffaf ve esnek olan bu mercek, ışığı toplayarak retinaya odaklar ve net bir görüntü oluşmasını sağlar. Bu sayede renkleri canlı, detayları belirgin algılarız. Peki, katarakt nedir? Göz merceğinin çeşitli nedenlerle şeffaflığını yitirerek matlaşması durumu, gözde katarakt olarak tanımlanır.

Gözde katarakt, mercekteki protein yapısının zamanla bozulması nedeniyle ışığın retinaya ulaşmasını engelleyen puslu bölgelerin oluşmasıyla karakterize edilir. Bu matlaşma, göz merceğinin doğal saydamlığını bozarak görme kalitesini düşürür. Kişiler genellikle dünyayı "buzlu bir camın arkasından bakıyormuş" gibi bulanık ve soluk renklerde görmeye başlar. Bu durum; okuma, araba kullanma veya yüzleri tanıma gibi günlük aktiviteleri olumsuz etkileyebilir.

Katarakt, merceğin farklı bölgelerinde meydana gelebilir ve buna göre çeşitli türleri bulunur. Merceğin merkezinde (nükleus) oluşan bulanıklığa "nükleer katarakt" denir. Bu tür, genellikle miyopi derecesini artırırken yakın görmeyi geçici olarak iyileştirebilir. Merceğin dış katmanlarında (korteks) oluşan "kortikal katarakt", ışık saçılmalarına ve parlamalara yol açar. Merceğin arka kapsülünün hemen altında oluşan "arka subkapsüler katarakt" ise genellikle parlak ışıkta görme güçlüğüne ve hızlı görme kaybına neden olabilir.

Kataraktın Nedenleri Nelerdir? (Katarakt Oluşum Nedenleri)

Kataraktın oluşumu tek bir nedene bağlı olmayıp birden fazla etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkabilir. Göz merceğinin saydamlığını yitirmesine yol açan bu durumun altında yatan temel katarakt nedenleri, genellikle yaşlanma ile ilişkilendirilse de genç yaşlarda bile görülebilen farklı sebepler bulunmaktadır. Bu nedenleri anlamak, korunma ve tedavi stratejileri geliştirmek açısından kritik öneme sahiptir. Çeşitli katarakt risk faktörleri mevcuttur ve bu faktörlerin kombinasyonu hastalığın gelişimini hızlandırabilir.

En yaygın katarakt nedenleri arasında yaşlanma başı çeker. İnsan vücudundaki tüm dokular gibi göz merceği de zamanla doğal bir yaşlanma sürecinden geçer. Göz merceğinin yapısını oluşturan proteinler, yaş ilerledikçe kimyasal ve yapısal değişimlere uğrar. Bu proteinler zamanla kümelenerek merceğin saydamlığını kaybetmesine ve matlaşmasına yol açar. Bu matlaşma süreci, ışığın retinaya düzgün bir şekilde ulaşmasını engelleyerek bulanık görmeye neden olur. Bu tür katarakta "senil katarakt" adı verilir ve genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde daha sık görülür.

Genetik yatkınlık da önemli bir rol oynar. Aile öyküsünde katarakt bulunan kişilerde bu durumun ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir. Özellikle doğuştan gelen (konjenital) katarakt vakalarında genetik faktörler belirleyici olabilir. Bazı genetik sendromlar veya kalıtsal faktörler, bebeklerde veya çocuklarda katarakt oluşumuna zemin hazırlayabilir.

Diyabet (şeker hastalığı) gibi sistemik hastalıklar katarakt nedenleri arasında önemli bir yer tutar. Yüksek kan şekeri seviyeleri, göz merceğindeki şeker metabolizmasını bozarak merceğin şişmesine ve saydamlığını yitirmesine neden olabilir. Diyabetik katarakt genellikle daha hızlı ilerler ve özellikle kan şekeri kontrolünün iyi sağlanamadığı durumlarda daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir. Tiroid hastalıkları ve bazı metabolik bozukluklar da katarakt gelişimini hızlandırabilir.

Göz travmaları da katarakta yol açabilir. Göze alınan ciddi darbeler, delici yaralanmalar veya kimyasal yanıklar göz merceğinde doğrudan hasar oluşturarak katarakt gelişimine neden olabilir. Bu tür travmatik kataraktlar genellikle tek gözde görülür ve travmanın şiddetine bağlı olarak hızla ilerleyebilir.

Bazı ilaçların uzun süreli kullanımı da katarakt oluşumunu tetikleyebilir. Özellikle kortizon (kortikosteroid) içeren ilaçların uzun süreli ve yüksek dozda kullanımı, merceğin arka kapsülünde "arka subkapsüler katarakt" adı verilen bir türün gelişme riskini artırır. Bu durum, romatizmal hastalıklar, astım veya organ nakli gibi durumlarda kortizon kullanan hastalarda daha sık gözlemlenir.

Çevresel faktörler de katarakt oluşumunda etkilidir. Uzun süreli ve korunmasız güneş ışığına (UV radyasyonu) maruz kalmak, göz merceğinde oksidatif hasara yol açarak katarakt gelişimini hızlandırabilir. Sigara kullanımı da serbest radikallerin artmasına ve göz merceğinin yapısının bozulmasına neden olarak önemli bir katarakt risk faktörleri arasında yer alır. Ayrıca, radyasyona maruz kalma ve bazı kimyasal maddelerle temas da katarakt oluşumuna katkıda bulunabilir.

Katarakt Belirtileri Nelerdir? (Katarakt Hastalığı Belirtileri)

Katarakt, göz merceğinin şeffaflığını kaybederek ilerleyen bir göz rahatsızlığıdır. Bu durumun yol açtığı katarakt belirtileri, başlangıçta hafif olsa da zamanla kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Bu belirtileri erken dönemde fark etmek, doğru tanı ve tedavi sürecinin başlaması için hayati önem taşır.

En yaygın katarakt belirtileri arasında bulanık veya puslu görme yer alır. Hastalar bu durumu genellikle dünyayı "buzlu bir camın arkasından izlemek" gibi tanımlar. Bu bulanıklık, matlaşan göz merceğinin ışığı retinaya düzgün bir şekilde odaklayamamasından kaynaklanır. Başlangıçta yalnızca ince detaylar kaybolurken hastalık ilerledikçe okuma ve araç kullanma gibi günlük aktiviteler zorlaşır.

Işığa karşı hassasiyetin artması ve parlamalar da sık görülen şikayetler arasındadır. Özellikle gece araba kullanırken veya parlak ışıklara bakarken, ışık kaynaklarının etrafında haleler veya yıldız şeklinde saçılmalar oluşabilir. Bu durum, matlaşan merceğin ışığı düzensiz kırmasından kaynaklanır; ışık net bir noktada odaklanmak yerine dağılarak rahatsız edici parlamalara yol açar. Bu nedenle hastalar, güneşli günlerde veya aydınlık ortamlarda daha fazla rahatsızlık hisseder.

Renklerin soluklaşması veya sarı-kahverengi tonlarda görülmesi de gözde katarakt nedeniyle ortaya çıkan bir durumdur. Sağlıklı mercek ışığın tüm renklerini net bir şekilde geçirirken, katarakt geliştikçe mercek sarı veya kahverengi bir renk alabilir. Bu renk değişimi, retinaya ulaşan ışığı filtreleyerek renklerin daha soluk ve sarımsı görünmesine neden olur. Kişi, bu yüzden nesnelerin gerçek renklerini ayırt etmekte zorlanabilir.

Sık gözlük numarası değişimi, bir diğer önemli ipucudur. Katarakt ilerledikçe göz merceğinin ışığı kırma gücü sürekli değişir. Bu değişim, mevcut gözlükleri yetersiz kılar ve sık sık yeni reçete ihtiyacı doğurur. Özellikle nükleer katarakt türünde merceğin yoğunlaşması, miyopi derecesini artırarak yakın görmeyi geçici olarak iyileştiriyormuş gibi bir his yaratabilir.

Gece görüşünün zayıflaması, özellikle az ışıklı ortamlarda araç kullanmayı veya hareket etmeyi zorlaştırır. Tek gözle bakıldığında bile nesnelerin çift görülmesi, kataraktın daha ileri evrelerinde ortaya çıkabilen nadir katarakt belirtileri arasındadır. Bu belirtilerden herhangi biri yaşanıyorsa doğru tanı ve tedavi için bir göz doktoruna başvurmak kritik önem taşır.

Katarakt Kimlerde Görülür? (Katarakt Risk Faktörleri)

Katarakt, göz merceğinin şeffaflığını kaybederek bulanıklaşması durumudur ve belirli demografik gruplarda veya sağlık koşullarına sahip kişilerde daha sık görülür. Bu durum, bireylerin yaşam tarzı seçimleri, genetik mirasları ve genel sağlık durumları gibi çeşitli katarakt risk faktörleri ile ilişkilidir. Risk altındaki grupları bilmek, erken teşhis ve koruyucu önlemler açısından büyük önem taşır.

Yaşlanma, katarakt gelişimindeki en belirgin katarakt risk faktörleri arasında ilk sırayı alır. Göz merceğinin proteinleri zamanla doğal olarak bozulur ve kümelenir. Bu nedenle, özellikle 60 yaş üzeri bireylerde katarakt görülme sıklığı önemli ölçüde artar. İstatistiklere göre, 55-59 yaş arasında toplumun yaklaşık %9’unda katarakt görülürken bu oran 70-74 yaş arasında %35,5’e, 75-79 yaş arasında %49,9’a ve 80 yaş üzerinde %68’e kadar yükselmektedir.

Aile öyküsünde katarakt bulunması genetik yatkınlığın bir göstergesidir. Ailesinde katarakt hikayesi olan bireylerde bu durumun ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir. Ayrıca, doğuştan gelen (konjenital) katarakt vakalarında genetik faktörler belirleyici rol oynayabilir.

Diyabet (şeker hastalığı) gibi kronik sağlık sorunları, katarakt gelişimini hızlandıran önemli bir etkendir. Yüksek kan şekeri seviyeleri, göz merceğindeki şeker metabolizmasını bozarak merceğin erken yaşta matlaşmasına yol açabilir. Diyabetik katarakt genellikle daha hızlı ilerler ve kan şekeri kontrolünün sağlanamadığı durumlarda genç yaşlarda bile ortaya çıkabilir. Tiroid hastalıkları ve diğer metabolik bozukluklar da riski artırabilir.

Çevresel ve yaşam tarzı faktörleri de katarakt oluşumunda etkilidir. Uzun süreli ve korunmasız güneş ışığına (UV radyasyonu) maruz kalmak, göz merceğinde oksidatif hasara yol açarak katarakt gelişimini hızlandırabilir. Bu nedenle açık havada çalışan veya güneşli bölgelerde yaşayan kişilerde risk daha fazladır. Sigara kullanımı da serbest radikallerin artmasına ve göz merceğinin yapısının bozulmasına neden olarak önemli katarakt risk faktörleri arasında yer alır.

Kullanılan bazı ilaçlar ve geçirilen göz travmaları da riski artıran diğer faktörlerdendir. Özellikle kortikosteroid içeren ilaçların uzun süreli kullanımı, katarakt gelişimini tetikleyebilir. Astım, romatizmal hastalıklar veya organ nakli sonrası gibi durumlarda uzun süre kortizon kullanan hastaların katarakt riski artar. Benzer şekilde, göze alınan ciddi darbeler veya travmalar da doğrudan merceğe zarar vererek katarakta yol açabilir.

Katarakt Nasıl Teşhis Edilir? (Katarakt Tanı Yöntemleri)

Kataraktın doğru teşhisi, tedavi planını belirlemek için kritik öneme sahiptir ve bu süreç mutlaka bir göz doktoru tarafından yürütülmelidir. Belirtiler fark edildiğinde internetten edinilen bilgilerle hareket etmek yerine uzman bir hekime başvurmak, göz sağlığını korumak için atılacak en doğru adımdır. Doktor, hastanın şikayetlerini dinledikten ve genel göz sağlığını değerlendirdikten sonra detaylı bir muayene gerçekleştirir. Katarakt teşhisi sürecinde çeşitli yöntemler bir arada kullanılır. İlk olarak, görme keskinliği testi ile hastanın farklı mesafelerdeki harfleri ne kadar net okuyabildiği ölçülür. Bu temel test, kataraktın görme kalitesini ne ölçüde etkilediğini sayısal olarak ortaya koyar ve hastalığın ilerleme seviyesi hakkında önemli bir ilk izlenim verir. Ardından, biyomikroskobik muayene olarak da bilinen yarık lamba muayenesine geçilir. Bu yöntemde doktor, özel bir mikroskop kullanarak gözün ön kısmını büyütülmüş olarak inceler. Bu ağrısız inceleme, göz merceğindeki matlaşmanın yerini, boyutunu ve yoğunluğunu üç boyutlu olarak gözlemlemeyi sağlar, bu da kataraktın türünü ve evresini saptamada en güvenilir yöntemdir. Ayrıca göz içi basıncını ölçen tonometri testi de teşhisin önemli bir parçasıdır. Göz tansiyonu olarak da bilinen bu değerin ölçülmesi, katarakta eşlik edebilecek glokom gibi diğer göz hastalıklarının varlığını dışlamak için gereklidir. Son olarak doktor, göz bebeklerini damla ile genişleterek gözün arka kısmını, özellikle de retina ve optik siniri inceler. Bu retina muayenesi, görme kaybının tek nedeninin katarakt olup olmadığını anlamak ve makula dejenerasyonu gibi başka bir sorunun bulunmadığından emin olmak için hayati önem taşır. Bu testlerin tamamı sonucunda göz doktoru, kesin katarakt teşhisi koyar ve hastaya en uygun tedavi planını önerir.

Katarakt Tedavi Yöntemleri Nelerdir? (Katarakt Nasıl Tedavi Edilir?)

Katarakt, göz merceğinin saydamlığını yitirerek görme kalitesini düşüren bir hastalıktır. Bu durumun kalıcı çözümünde akla gelen ilk soru, katarakt tedavisi için ameliyat dışında bir seçeneğin olup olmadığıdır. Kataraktın ilerlemesini durduracak veya oluşmuş bulanıklığı giderecek herhangi bir ilaç, damla veya gözlük mevcut değildir. Erken evrelerde gözlük numarasının değiştirilmesi gibi yöntemler şikayetleri geçici olarak hafifletse de hastalığın ilerleyişini durdurmaz. Bu nedenle kataraktın tek kalıcı ve etkili katarakt tedavisi yöntemi cerrahi müdahaledir.

Modern tıp, katarakt cerrahisinde büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Günümüzde en yaygın ve güvenilir yöntem, FAKO (fakoemülsifikasyon) tekniğidir. Bu yöntem, halk arasında lazerli katarakt ameliyatı olarak bilinse de işlem ses dalgaları kullanılarak gerçekleştirilir. Operasyon, genellikle gözün damlalarla uyuşturulduğu lokal anestezi altında yapılır. Hasta ameliyat boyunca uyanık kalır ancak herhangi bir ağrı veya acı hissetmez.

FAKO tekniğiyle yapılan katarakt ameliyatı şu adımlarla ilerler: Öncelikle gözün kornea tabakasına yaklaşık 2-3 milimetrelik çok küçük bir kesi yapılır. Cerrah bu kesiden içeri girerek özel bir cihaz yardımıyla matlaşmış göz merceğini yüksek frekanslı ses dalgalarıyla parçalar ve temizler. Boşalan mercek yuvasına, hastaya özel olarak seçilmiş, katlanabilir yapıda şeffaf ve yapay bir göz içi merceği (intraoküler lens - IOL) yerleştirilir. Kesi boyutu çok küçük olduğu için genellikle dikiş atılmasına gerek kalmaz ve yara kendiliğinden iyileşir. Bu durum, iyileşme sürecini hızlandırarak hastanın aynı gün taburcu olmasına olanak tanır.

Bu katarakt tedavisi sonrasında hastanın görme yeteneği büyük ölçüde düzelir; renkler daha canlı, nesneler daha net hale gelir. Ameliyat sırasında yerleştirilen yapay mercekler, hastanın ihtiyacına göre monofokal (tek odaklı), multifokal (çok odaklı) veya torik (astigmatizma düzelten) özelliklerde seçilebilir. Böylece hastanın uzak, yakın veya her iki mesafedeki görüşü de düzeltilebilir. En uygun mercek tipine, hastanın yaşam tarzı ve beklentileri değerlendirilerek göz doktoruyla birlikte karar verilir. Başarılı bir iyileşme için ameliyat sonrası düzenli kontroller ve doktorun önerdiği damlaların kullanımı kritik önem taşır.

Katarakt Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir? (Ameliyat Sonrası İyileşme)

Katarakt ameliyatının başarısı, operasyon kadar katarakt ameliyatı sonrası uygulanacak doğru bakım sürecine de bağlıdır. Bu dönemde doktor tavsiyelerine uymak ve alınacak basit önlemler, gözün hızla ve sağlıklı bir şekilde iyileşmesini sağlar. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, doktorun reçete ettiği göz damlalarının düzenli kullanımıdır. Bu damlalar, enfeksiyon riskini azaltmak, iltihabı önlemek ve iyileşme sürecini hızlandırmak için kritik öneme sahiptir ve doktorun belirttiği sıklıkta, hijyen kurallarına uyarak kullanılmalıdır. Bunun yanı sıra, ameliyatlı gözü kesinlikle ovuşturmaktan kaçınmak gerekir, çünkü bu hareket lensin yerinden oynamasına veya enfeksiyona neden olabilir. Gözü olası darbelere karşı korumak için dışarı çıkarken güneş gözlüğü, uyurken ise koruyucu göz siperliği takmak önemlidir. İlk haftalarda ağır kaldırmaktan, öne doğru eğilmekten ve aşırı efor gerektiren aktivitelerden kaçınmak, göz içi basıncını artırarak iyileşmeyi olumsuz etkileyebileceğinden önemlidir. Hijyen de bu süreçte büyük önem taşır; yüz yıkarken veya duş alırken göze su ve sabun temasından kaçınılmalı, tozlu ve dumanlı ortamlardan uzak durulmalıdır. Özellikle ilk geceler, ameliyatlı gözün üzerine yatmamaya özen gösterilmelidir. İyileşme sürecinin yakından takip edilmesi için doktorun belirlediği kontrol randevularına mutlaka gidilmelidir. Bu kontrollerde, katarakt ameliyatı sonrası gözün durumu değerlendirilir ve olası komplikasyonlar erken tespit edilir. Son olarak, doktor onayı almadan araç kullanmaktan kaçınılmalı, okuma ve bilgisayar gibi yakın mesafe aktivitelerine gözü yormadan yavaş yavaş geri dönülmelidir.

Katarakt İlerlemesi Nasıl Yavaşlatılır? (Kataraktı Önleme Yolları)

Katarakt oluşumu kaçınılmaz bir yaşlanma süreci gibi görünse de hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak ve risk faktörlerini azaltmak mümkündür. Tamamen katarakt önleme mümkün olmasa da belirli yaşam tarzı değişiklikleri ve koruyucu önlemlerle kataraktın erken yaşta ortaya çıkmasını veya hızla ilerlemesini engelleyebilirsiniz. Bu adımlar, genel göz sağlığı için de kritik faydalar sunar.

Güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınları, katarakt gelişiminde önemli bir risk faktörüdür. Bu nedenle dışarıda vakit geçirirken UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak büyük önem taşır. Geniş kenarlı şapkalar da gözlerinizi doğrudan güneş ışınlarından korumaya yardımcı olur. Bu basit alışkanlık, uzun vadede göz merceğinizin maruz kaldığı zararlı ışın miktarını azaltarak etkili bir katarakt önleme stratejisi sunar.

Beslenme alışkanlıkları da kataraktın ilerleyişini yavaşlatmada kilit rol oynar. Antioksidan açısından zengin gıdalar tüketmek, göz merceğindeki oksidatif stresi azaltarak göz sağlığını destekler. Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, lahana), renkli meyveler (çilek, portakal, yaban mersini) ve balık gibi Omega-3 yağ asitleri içeren besinler bu konuda oldukça etkilidir. Özellikle C ve E vitaminleri ile lutein ve zeaksantin gibi karotenoidler, katarakt riskini düşürmeye katkıda bulunur. Dengeli ve vitamin açısından zengin bir diyet, gözlerinizi içeriden güçlendirir.

Sigara kullanımı, katarakt gelişimi için bilinen en önemli risk faktörlerinden biridir. Sigarayı bırakmak, yalnızca gözleriniz için değil, genel sağlığınız için de atılacak en önemli adımlardan biridir. Sigara içmek, vücutta serbest radikallerin artmasına neden olarak göz merceğinin protein yapısını bozar ve katarakt oluşumunu hızlandırır. Alkol tüketimini sınırlamanın da benzer olumlu etkileri vardır.

Kronik hastalıkların yönetimi de kritik bir konudur. Özellikle diyabet gibi hastalıklar katarakt oluşumunu hızlandırabilir. Kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmak, kataraktın ilerlemesini yavaşlatmada önemli bir faktördür. Düzenli sağlık kontrolleri ile mevcut hastalıkların takibi, katarakt dahil birçok göz problemine karşı koruma sağlar.

Düzenli göz muayeneleri, kataraktın erken evrelerde tespit edilmesine ve ilerlemesinin izlenmesine olanak tanır. Göz doktorunuz, yaşam tarzınıza ve risk faktörlerinize uygun kişiselleştirilmiş katarakt önleme tavsiyeleri sunabilir.

Sıkça Sorulan Sorular
Modern katarakt ameliyatı, genellikle 15-20 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanan bir işlemdir. Bu hızlı prosedür, hastaların aynı gün taburcu edilmesini ve günlük yaşamlarına daha çabuk dönmelerini sağlar.
Hayır, operasyon ağrılı bir işlem değildir. Ameliyat öncesinde göz, özel damlalarla uyuşturulur. Bu sayede hastalar işlem sırasında herhangi bir ağrı veya acı hissetmez. Bazı durumlarda hafif bir basınç hissi oluşabilir ancak bu genellikle kolayca tolere edilir.
Ameliyatın ardından hastaların çoğu, daha ilk günden görme netliğinde belirgin bir iyileşme fark eder. Bulanık görüş büyük ölçüde ortadan kalkar ve renkler daha canlı hale gelir. Ancak gözün tam olarak iyileşmesi ve nihai görme keskinliğine ulaşması birkaç hafta sürebilir. Bu süreçte doktorunuzun önerdiği damlaları düzenli kullanmak önemlidir.
Gerçek katarakt, yani doğal göz merceğinin matlaşması, başarılı bir ameliyat sonrasında tekrarlamaz. Çünkü bu operasyonla matlaşmış doğal mercek alınır ve yerine yapay, şeffaf bir mercek yerleştirilir. Ancak zamanla bu yapay merceğin arkasında bulunan kapsül zarında hafif bir matlaşma meydana gelebilir. Bu duruma halk arasında "ikincil katarakt" denir. Tedavisi oldukça basittir; poliklinik şartlarında birkaç dakika süren YAG lazer işlemi ile bu matlaşma giderilir ve görme netliği anında geri kazanılır.
Modern cerrahi yöntemler sayesinde bu ameliyat, komplikasyon riskleri son derece düşük olan güvenli bir prosedürdür. Her cerrahi işlemde olduğu gibi nadiren de olsa enfeksiyon, kanama, göz içi basıncında artış veya yapay merceğin konumunda değişiklik gibi riskler mevcuttur. Bu riskler, deneyimli bir cerrah ve uygun steril koşullar altında gerçekleştirilen ameliyatlarla en aza indirilir.
Katarakt ameliyatı için en uygun zaman, hastalığın kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başladığı noktadır. Okuma, araba kullanma, televizyon izleme veya yüzleri tanıma gibi aktivitelerde zorluk yaşamaya başladıysanız ameliyat zamanı gelmiş olabilir. Erken evrelerde, belirtiler rahatsız edici değilse ameliyat için acil bir durum söz konusu değildir. Göz doktorunuzla görüşerek yaşam kaliteniz için en uygun zamanlamayı belirlemeniz önemlidir.
Web ve Tıbbi Yayın Kurulu
PROF.DR. ERDAL YÜZBAŞIOĞLU
PROF.DR. ERDAL YÜZBAŞIOĞLU
Göz Sağlığı ve Hastalıkları
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. OSMAN ŞEVKİ ARSLAN
PROF.DR. OSMAN ŞEVKİ ARSLAN
Göz Sağlığı ve Hastalıkları
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. ELVAN ALPER ŞENGÜL
PROF.DR. ELVAN ALPER ŞENGÜL
Göz Sağlığı ve Hastalıkları
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
PROF.DR. GÜZİN İSKELELİ
PROF.DR. GÜZİN İSKELELİ
Göz Sağlığı ve Hastalıkları
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. MUSTAFA ERDOĞAN CİCİK
PROF.DR. MUSTAFA ERDOĞAN CİCİK
Göz Sağlığı ve Hastalıkları
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. ŞEHNAZ KARADENİZ
PROF.DR. ŞEHNAZ KARADENİZ
Göz Sağlığı ve Hastalıkları
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. DİĞDEM BEĞENDİ
UZM.DR. DİĞDEM BEĞENDİ
Göz Sağlığı ve Hastalıkları
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
OP.DR. İNCİ KOCA
OP.DR. İNCİ KOCA
Göz Sağlığı ve Hastalıkları
Ataşehir
Florence Nightingale Hastanesi
Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi
OP.DR. FERDA OĞUZ
OP.DR. FERDA OĞUZ
Göz Sağlığı ve Hastalıkları
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
İletişim Formu
Yukarı Kaydır
loading