Arama

Üzgünüz, Aradığınız Sonuç Bulunamadı

Aramanızla eşleşen herhangi bir sonuç bulunamadı, lütfen arama terimlerinizi değiştirerek tekrar deneyiniz.

Reflüye Ne İyi Gelir? Reflüyle Başa Çıkma Yolları

image

Reflü, modern yaşamın getirdiği stres ve beslenme alışkanlıkları nedeniyle toplumun geniş bir kesimini etkileyen yaygın bir sağlık sorunudur. Pek çok kişinin yaşam kalitesini düşüren bu rahatsızlık, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkar. Tıbbi literatürde gastroözofageal reflü olarak adlandırılan bu durum, kendini genellikle yemek sonrası veya yatarken hissedilen rahatsız edici bir mide yanması hissiyle belli eder. Şiddetli vakalarda ağızda acı bir tat bırakabilen ve uyku düzenini bozabilen bu şikayetler, günlük aktiviteleri olumsuz etkileyebilir ve uzun vadede daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir.

Bu nedenle, reflüye ne iyi gelir sorusu, çözüm arayan birçok kişi için büyük önem taşır. Bu kapsamlı rehber, reflü şikayetlerini hafifletmek ve yaşam kalitenizi artırmak için pratik çözümler sunmayı hedeflemektedir. İçeriğimizde beslenme alışkanlıklarınızda yapabileceğiniz temel değişikliklerden kaçınmanız gereken tetikleyici gıdalara, yaşam tarzı önerilerinden doğal yöntemlerle reflüye ne iyi gelir sorusunun yanıtlarına kadar pek çok konuyu detaylıca ele alacağız. Bu yazı sayesinde reflüyle başa çıkma yollarını keşfederek kendinize en uygun stratejileri belirleyebilir ve daha konforlu bir yaşama adım atabilirsiniz.

Reflü Nedir?

Reflü, tıp dilinde gastroözofageal reflü olarak adlandırılan yaygın bir sindirim sistemi rahatsızlığıdır. Bu durum, midedeki asidik içeriğin, yemek borusunu mideye bağlayan kas kapağının (alt özofagus sfinkteri) işlevini tam olarak yerine getirememesi sonucunda yemek borusuna geri kaçmasıyla ortaya çıkar. Normalde bu kas kapağı, yiyecekler mideye indikten sonra sıkıca kapanarak mide içeriğinin yukarı çıkmasını engeller. Ancak çeşitli etkenler nedeniyle bu mekanizma bozulduğunda koruyucu tabakası olmayan yemek borusu, aşındırıcı mide asidi ile temas ederek tahriş olur.

Bu durum, toplumda oldukça sık görülen bir sağlık sorunudur ve insanların büyük bir kısmı hayatlarının bir döneminde reflü semptomlarını deneyimler. Özellikle düzensiz beslenme, aşırı kilo, sigara ve alkol tüketimi gibi faktörler reflü nedenleri arasında gösterilebilir. Ayrıca hamilelik veya mide fıtığı gibi bazı fiziksel durumlar da reflü riskini artırabilir.

Tedavi edilmediğinde gastroözofageal reflü, kısa vadede şiddetli yanma hissi, göğüs ağrısı ve yutkunma güçlüğü gibi rahatsız edici semptomlara yol açabilir. Uzun vadede sürekli geri kaçan mide asidi, yemek borusunda iltihaplanma (özofajit), daralmalar ve hatta Barrett özofagusu gibi daha ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Barrett özofagusu, yemek borusu hücrelerinin yapısının değiştiği ve kanser riskini artırabilen bir durumdur. Bu nedenle reflü belirtileri yaşayan kişilerin bir uzmana danışması, hem semptomları kontrol altına almak hem de potansiyel hasarları önlemek için kritik rol oynar.

Reflü Neden Olur?

Reflü, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla ortaya çıkar ve temelinde birden fazla reflü nedenleri bulunur. Bu durumu anlamak için öncelikle yemek borusu ile mide arasındaki fizyolojik bariyerin işleyişini kavramak gerekir.

Yemek borusunun alt ucunda, alt yemek borusu sfinkteri (AÖS) adı verilen kaslı bir kapakçık bulunur. Bu kapakçığın görevi, yiyecekler mideye geçtikten sonra kapanarak mide asidi ve diğer içeriklerin yukarı çıkmasını engellemektir. Ancak AÖS'nin düzensiz gevşemesi veya zayıflaması gibi durumlarda koruyucu mekanizma bozulur, mide içeriği yemek borusuna kaçar ve reflü semptomları başlar. Bu işlev bozukluğu, reflünün en temel fizyolojik sebebidir.

Beslenme alışkanlıkları, reflü oluşumunda rol oynayan en önemli reflü nedenleri arasındadır. Özellikle yağlı, baharatlı ve asitli gıdalar; çikolata, nane, kahve ve alkol gibi besinler AÖS kasını gevşeterek mide içeriğinin yemek borusuna kaçışını kolaylaştırır. Tek seferde büyük porsiyonlar tüketmek veya yemek yedikten hemen sonra uzanmak, mide içi basıncı artırarak reflüyü tetikleyen diğer yaygın hatalardır. Benzer şekilde gazlı içecekler de mide hacmini artırarak geri kaçış riskini yükseltir.

Yaşam tarzı faktörleri ve bazı tıbbi durumlar da reflüye zemin hazırlayabilir. Obezite, karın içi basıncını artırarak mideye sürekli bir baskı uygular ve asidin yukarı itilmesine neden olur. Sigara kullanımı hem AÖS'nin zayıflamasına yol açar hem de asidi nötralize eden tükürük üretimini azaltır. Stres, sindirim sisteminin genel işleyişini bozarak semptomları ağırlaştırabilir. Hamilelik, artan hormonlar ve büyüyen rahmin mideye yaptığı baskı nedeniyle reflüye sıkça yol açar. Midenin bir kısmının göğüs boşluğuna kaydığı mide fıtığı (hiatal herni) da AÖS’nin işlevini bozan ve reflü riskini artıran önemli bir faktördür. Bu faktörlerin bir veya birkaçının bir araya gelmesi, reflü nedenleri arasında gösterilebilir ve şikayetlerin şiddetini belirler.

Reflü Belirtileri Nelerdir?

Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması olarak tanımlanan reflü, pek çok kişide rahatsız edici reflü belirtileri ile kendini gösterir. Bu belirtilerin en başında, göğüs kemiğinin arkasında hissedilen ve mide yanması olarak adlandırılan yanma hissi gelir. Bu durum, genellikle yemeklerden sonra, özellikle yağlı veya baharatlı gıdaların tüketimiyle tetiklenir ve yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir. Diğer bir temel reflü belirtisi ise ağza acı veya ekşi su gelmesidir. Midedeki asidik içeriğin yemek borusundan yukarı çıkarak ağza ulaşmasıyla yaşanan bu durum, özellikle yatarken veya öne eğildiğinde artış gösterebilir. Bu his, bazı kişilerde boğazda yanma veya tahriş hissine de yol açabilir.

Bunların yanı sıra, reflü hastalığında yaygın olarak görülen diğer belirtiler arasında göğüs ağrısı, şişkinlik, sık geğirme ve yemek borusunda takılma hissi bulunur. Mide asidinin yemek borusunu tahriş etmesiyle ortaya çıkan göğüs ağrısı, şiddetli bir mide yanması şeklinde hissedilebilir ve bazen kalp kriziyle karıştırılabilir. Şişkinlik, sindirim sistemindeki rahatsızlıklar nedeniyle karında dolgunluk ve gaz birikimi olarak ortaya çıkarken, sık ve kontrolsüz geğirme isteği de tipik göstergelerdendir.

Daha az bilinen ancak reflü ile ilişkili olabilecek atipik reflü belirtileri de mevcuttur. Bu belirtiler, hastalığın teşhisini zorlaştırabilir ve genellikle başka rahatsızlıklarla karıştırılabilir. Bunlar arasında özellikle gece artan kronik öksürük, mide asidinin ses tellerini tahriş etmesi sonucu oluşan ses kısıklığı, yemek borusundaki tahrişe bağlı yutma güçlüğü (disfaji), boğazda sürekli bir yabancı cisim hissi (globus farengeus) ve astım benzeri solunum semptomları sayılabilir.

Eğer bu belirtilerden bir veya birkaçını düzenli olarak yaşıyorsanız, doğru teşhis ve uygun tedavi için bir uzmana başvurmanız önemlidir. Tedavi edilmeyen reflü, uzun vadede daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Reflüye Ne İyi Gelir? Reflüyü Hafifleten Yöntemler

Mide yanması, ekşime ve göğüste rahatsızlık hissi gibi belirtiler, birçok kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiler.. Bu sorunun yanıtı; beslenme düzenlemeleri, yaşam tarzı değişiklikleri ve doğal çözümleri içeren bütünsel bir yaklaşım gerektirir.

Beslenme Önerileri Reflü semptomlarını yönetmede beslenme alışkanlıkları kritik bir rol oynar. Doğru bir reflü diyeti uygulamak, mide ekşimesi gibi şikayetlerin önüne geçmeye yardımcı olabilir. Yağlı ve kızartılmış yiyecekler sindirimi yavaşlatarak mide asidinin geri kaçma riskini artırır. Benzer şekilde, acı ve baharatlı gıdalar mide zarını tahriş ederek semptomları şiddetlendirebilir.

Domates ve turunçgiller gibi asitli gıdalar ile gazlı içecekler, doğrudan mide asidini yükselterek şikayetleri tetikleyebilir. Çikolata, nane, kahve ve çay gibi besinler ise alt yemek borusu sfinkterini gevşeterek mide içeriğinin geri kaçışına zemin hazırlayabilir. Bu tür gıdaları sınırlamak, etkili bir reflü diyeti için temel adımlardan biridir.

Peki, reflüye ne iyi gelir? Lifli gıdalar, sindirimi düzenleyerek mide boşalmasını kolaylaştırır. Bu açıdan yulaf ezmesi, tam tahıllar ve kök sebzeler oldukça faydalıdır. Özellikle brokoli, karnabahar, salatalık ve yeşil yapraklı sebzeler gibi alkali besinler mide asidini nötralize ederek rahatlama sağlayabilir. Tam tahıllar, kahverengi pirinç ve tam buğday ekmeği gibi seçeneklerin yanı sıra tavuk göğsü ve balık gibi haşlanmış veya buharda pişirilmiş yağsız proteinler de sindirimi kolaylaştıran ideal tercihlerdir.

Beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişiklikler de semptomların kontrolünde büyük fark yaratabilir. Büyük porsiyonlar yerine küçük ve sık öğünler tüketmek, mide üzerindeki baskıyı azaltır. Yemekleri yavaş ve iyice çiğnemek sindirim sürecini kolaylaştırır. Yemek yedikten sonra en az 2-3 saat boyunca yatay pozisyondan kaçınmak, mide içeriğinin yemek borusuna geri dönmesini engellemeye yardımcı olur. Bu basit ancak etkili adımlar, başarılı bir reflü diyeti için tamamlayıcı niteliktedir. Yaşam Tarzı Değişiklikleri Yaşam tarzında yapılacak düzenlemeler, ilaç kullanımına olan ihtiyacı azaltarak reflü tedavisi sürecinin temelini oluşturur. İdeal kiloyu korumak bu adımların başında gelir. Karın bölgesindeki fazla kilo, mideye baskı yaparak asidin yemek borusuna kaçışını kolaylaştırır. Bu nedenle sağlıklı bir kiloya ulaşmak, reflü şikayetlerini önemli ölçüde hafifletir.

Sigara ve alkol tüketimi, reflüyü tetikleyen en zararlı alışkanlıklardandır. Sigara, yemek borusu altındaki kas kapağını (AÖS) gevşetirken alkol hem bu kası zayıflatır hem de mide asidi üretimini artırır. Bu maddelerin bırakılması, semptomlarda belirgin bir iyileşme sağlar.

Yemeklerden hemen sonra uzanmak, yer çekiminin koruyucu etkisini ortadan kaldırır. Bu yüzden yemek sonrası en az 2-3 saat dik pozisyonda kalmaya ve akşam yemeklerini yatma saatinden uzak bir zamana planlamaya özen göstermek gerekir. Uyku sırasında başı 15-20 cm yükseltmek, özellikle gece reflüsü yaşayanlar için oldukça etkilidir. Yatak başının altına bir takoz yerleştirmek veya özel reflü yastıkları kullanmak, mide içeriğinin yemek borusuna kaçışını fiziksel olarak engelleyerek daha konforlu bir uyku sağlar. Evde Uygulanabilecek Doğal Çözümler Reflü şikayetlerini hafifletmek için evde uygulanabilecek bazı doğal reflü tedavisi yöntemleri bulunur. Bu yöntemler, yaşam tarzı değişiklikleriyle birleştirildiğinde daha etkili sonuçlar verebilir. Örneğin, reflü için bitkisel çözümler arasında popüler olan zencefil çayı, anti-inflamatuar özellikleriyle mide tahrişini azaltabilir. Benzer şekilde, papatya çayı da yatıştırıcı etkisiyle mide kaslarını gevşeterek sindirimi rahatlatır.

Yemeklerden sonra sakız çiğnemek, artan tükürük üretimi sayesinde yemek borusundaki asidi nötralize eden basit bir yöntemdir. Ancak nane aroması bazı kişilerde reflüyü tetikleyebileceği için meyve aromalı sakızlar tercih edilmelidir. Karbonatlı su anlık rahatlama sağlasa da midede gaz oluşturarak baskıyı artırabilir ve semptomları kötüleştirebilir. Bu nedenle bu tür yöntemlerden kaçınılmalıdır.

Bu gibi reflü için bitkisel çözümler ve yöntemler destekleyici olsa da her doğal reflü tedavisi uygulamasına başlamadan önce bir sağlık profesyoneline danışmak en doğrusudur.

Reflü İçin Hangi Durumlarda Doktora Başvurmalısınız?

Reflü, genellikle yaşam tarzı değişiklikleri ve basit tedavilerle kontrol altına alınabilen bir durumdur. Ancak "alarm belirtileri" olarak adlandırılan bazı durumlar, daha ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceğinden kesinlikle göz ardı edilmemelidir.

Şiddetli ve geçmeyen göğüs ağrısı, herhangi bir çaba göstermeden yaşanan istemsiz kilo kaybı veya yutma güçlüğü gibi şikayetler, mutlaka doktor tarafından değerlendirilmelidir. Benzer şekilde, kanlı kusma ya da dışkının siyah ve katran renginde olması, sindirim sisteminde bir kanamaya işaret edebilen ciddi reflü belirtileri arasındadır ve acil tıbbi müdahale gerektirir.

İlaç kullanımına rağmen şikayetleriniz devam ediyor, sıklaşıyor veya kötüleşiyorsa altta yatan nedeni belirlemek ve doğru tedaviye başlamak için vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmanız önemlidir.

Reflü Teşhisi Nasıl Konulur?

Reflü teşhisi, genellikle bir gastroenteroloji uzmanı tarafından yapılan detaylı bir değerlendirme süreciyle konulur. Bu süreç, doktorun hastanın şikayetlerini ve tıbbi geçmişini dinlemesiyle başlar. Doktor, hastanın anlattığı mide yanması, ağza acı su gelmesi gibi belirtilerin ne zaman ortaya çıktığını, sıklığını ve şiddetini öğrenir. Ardından yapılan fiziksel muayene ile karın bölgesi kontrol edilir ve diğer olası sindirim sorunları dışlanır. Ancak semptomlar tipik olsa bile kesin tanı için genellikle ileri tetkiklere başvurulur.

Kesin teşhis için kullanılan başlıca yöntemlerden biri üst gastrointestinal sistem endoskopisidir. Bu işlemde ucunda kamera bulunan ince, esnek bir tüp (endoskop) aracılığıyla ağızdan girilerek yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağı incelenir. Endoskopi, doktorun yemek borusunun iç yüzeyini doğrudan görmesini sağlayarak iltihaplanma, ülser veya Barrett özofagusu gibi reflüye bağlı hasarları tespit etmesine olanak tanır. Gerekirse bu işlem sırasında biyopsi için doku örnekleri de alınabilir.

Bir diğer önemli test olan 24 saatlik pH-metre, yemek borusundaki asit seviyesini ölçer. Hastanın yemek borusuna yerleştirilen ince bir prob, 24 saat boyunca asit düzeylerini kaydeder. Bu yöntem, gün boyunca asit seviyesini kaydederek reflü ataklarının sıklığını, süresini ve belirtilerle olan ilişkisini objektif olarak ortaya koyar.

Özofagus manometrisi ise yemek borusu kaslarının ne kadar iyi çalıştığını değerlendiren bir testtir. Bu test, mide içeriğinin geri kaçmasını önleyen kapakçık (alt özofagus sfinkteri) kasının basıncını ve yutkunma sırasındaki hareketlerini ölçer. Bu bilgi, reflüye neden olan mekanik bir sorun olup olmadığını anlamak için önemlidir. Tüm bu değerlendirmelerin ardından elde edilen verilerle doğru bir teşhis konulur ve kişiye özel bir reflü tedavisi planı oluşturulur.

Reflü Tedavi Yöntemleri Gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH), yaşam kalitesini olumsuz etkileyen yaygın bir sindirim sistemi rahatsızlığıdır. Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla ortaya çıkan bu durum, ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Etkili bir reflü tedavisi, genellikle hastanın semptomlarının şiddetine göre değişen bütüncül bir yaklaşımla planlanır. Tedavi seçenekleri arasında yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi ve bazı durumlarda cerrahi müdahale bulunur. İlaç Tedavisi Yöntemleri Reflü tedavisinde kullanılan ilaçlar, genellikle mide asidini nötralize etmeye veya üretimini azaltmaya yönelik etki gösterir. Antiasitler, mide asidini doğrudan nötralize ederek hızlı bir semptom giderimi sağlar ancak etkileri kısa sürelidir. H2 Blokerleri (Histamin-2 Reseptör Antagonistleri), midenin asit üretimini uyaran histamin reseptörlerini bloke ederek asit salgısını azaltır ve daha uzun süreli etki gösterirler. Reflü tedavisinde en etkili ilaçlardan olan Proton Pompa İnhibitörleri (PPI'lar) ise mide asidi üretimini sağlayan proton pompalarını doğrudan bloke ederek asit salgısını güçlü bir şekilde azaltır. Bu ilaçlar yemek borusundaki hasarın iyileşmesine yardımcı olur ve semptomları uzun süreli kontrol altında tutar. Cerrahi Tedavi Seçenekleri: Fundoplikasyon Ameliyatı İlaç tedavisine yanıt vermeyen veya semptomları çok şiddetli olan kişiler için cerrahi reflü tedavisi bir seçenek olabilir. En yaygın cerrahi yöntem "Fundoplikasyon" ameliyatıdır. Bu operasyonda midenin fundus adı verilen üst kısmı, yemek borusunun alt ucuna sarılarak mide içeriğinin geri kaçmasını önleyen kapakçık güçlendirilir. Bu sayede mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması engellenir. Genellikle laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılır ve iyileşme süreci nispeten hızlıdır. Ancak cerrahi müdahale her hasta için uygun değildir ve riskleri ile faydaları dikkatlice değerlendirilmelidir. Yaşam Tarzı Değişiklikleri İlaç veya cerrahi tedavinin yanı sıra yaşam tarzı değişiklikleri de reflü tedavisi için hayati öneme sahiptir. Bu değişiklikler, semptomların hafifletilmesinde ve hastalığın ilerlemesinin önlenmesinde temel bir rol oynar. Beslenme alışkanlıkları kapsamında baharatlı, yağlı ve asitli gıdalardan kaçınmak önemlidir. Yemek yeme şekli olarak azar azar ve sık sık yemek, yatmadan en az 2-3 saat önce yemeyi bırakmak gerekir. Kilo kontrolü, karın içi basıncını azaltarak reflüyü hafifletir. Uyku pozisyonu olarak başın ve gövdenin yüksekte tutulması, asit kaçağını engeller. Sigara ve alkol gibi diğer alışkanlıklardan vazgeçmek de tedaviye büyük katkı sağlar.

Tüm bu yöntemlerin doktor önerisiyle bütüncül bir yaklaşımla uygulanması, reflü semptomlarının etkin bir şekilde yönetilmesini sağlar.

Reflüden Korunma Yolları

Reflüden korunmak, doğru yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarını benimsemekle mümkündür. Öncelikli adım, beslenmeyi düzenlemektir. Ağır, yağlı ve baharatlı yiyeceklerden kaçınmak, küçük porsiyonlarla sık sık yemek yemek ve gece yatmadan en az üç saat önce son öğünü tamamlamak, etkili bir reflü diyeti için temel kurallardır. Ayrıca asitli içecekler, kahve, çikolata ve nane gibi mide asidini tetikleyebilen gıdaların tüketimini sınırlamak da semptomların önlenmesine yardımcı olur.

İdeal kiloyu korumak, reflüyü önlemede kritik bir diğer faktördür. Karın bölgesindeki fazla kilo, mideye baskı yaparak asidin yemek borusuna kaçmasını kolaylaştırır. Bu yüzden sağlıklı bir kiloda kalmak, semptomları büyük ölçüde azaltır. Beslenmenin yanı sıra stresi yönetmek de önemlidir. Stres, sindirim sistemini olumsuz etkileyen ve asit üretimini artıran temel reflü nedenleri arasındadır. Yoga, meditasyon veya düzenli hobiler edinmek gibi stres azaltıcı aktiviteler, reflü ataklarının sıklığını düşürmede etkilidir.

Düzenli fiziksel aktivite, reflüye karşı koruma sağlar. Ancak yemeklerden hemen sonra karın içi basıncını artıran ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır; bunun yerine yürüyüş gibi hafif aktiviteler sindirimi destekler. Ek olarak yatak başını yükseltmek, dar kıyafetler giymemek, sigara ve alkolü bırakmak da reflüyü önlemede oldukça etkilidir. Bu pozitif alışkanlıkları bir bütün olarak benimsemek, reflü riskini en aza indirerek yaşam kalitesini artırır.

Reflü Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Evet, hamilelikte hormon değişiklikleri ve büyüyen rahmin mideye baskı yapması nedeniyle reflü daha sık görülür. Progesteronun kapakçığı gevşetmesi asit kaçışını kolaylaştırır ve şikayetler genellikle doğumdan sonra azalır.
Tedavi edilmeyen reflü yemek borusunda iltihap, ülser ve darlık oluşumuna yol açabilir. Uzun vadede Barrett özofagusu ve buna bağlı kanser riski artabilir; ayrıca ses değişikliği, öksürük ve diş erozyonu gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
Reflüyü azaltmak için sol yana yatmak ve başı yükseltmek önerilir. Bu pozisyon mide asidinin yemek borusuna kaçmasını zorlaştırır; sağ yana yatmak veya düz sırtüstü yatmak şikayetleri artırabilir.
İlaç kullanım süresi hastanın durumuna göre belirlenir ve doktor takibi gerektirir. Hafif reflüde kısa süreli kullanım yeterliyken, kronik vakalarda PPI’lar genellikle 4-8 hafta uygulanır; komplikasyon varsa tedavi daha uzun sürebilir.
Reflü diyeti; yağlı, baharatlı, asitli ve kapakçığı gevşeten yiyeceklerden uzak durmayı içerir. Lifli, alkali ve sindirimi kolay besinler tercih edilmeli; gazlı içecek ve kafein sınırlanmalıdır. Kişiye özel tetikleyicileri belirlemek için beslenme günlüğü faydalıdır.
Evet, bebeklerde sindirim sistemi tam gelişmediği için reflü sık görülür ve genellikle 6–12 ay içinde kendiliğinden düzelir. Kilo alamama, huzursuzluk veya solunum sorunları varsa bu GÖRH belirtisi olabilir ve doktora başvurulmalıdır.
Web ve Tıbbi Yayın Kurulu
PROF.DR. LEVENT ERDEM
PROF.DR. LEVENT ERDEM
Gastroenteroloji
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. RESUL KAHRAMAN
PROF.DR. RESUL KAHRAMAN
Gastroenteroloji
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
PROF.DR. SÜLEYMAN URAZ
PROF.DR. SÜLEYMAN URAZ
Gastroenteroloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
DOÇ.DR. ÖZLEM ÖZER ÇAKIR
DOÇ.DR. ÖZLEM ÖZER ÇAKIR
Gastroenteroloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. REŞAT MEMİŞOĞLU
UZM.DR. REŞAT MEMİŞOĞLU
Gastroenteroloji
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. ADİL NİĞDELİOĞLU
UZM.DR. ADİL NİĞDELİOĞLU
Gastroenteroloji
Ataşehir
Florence Nightingale Hastanesi
Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. ŞENCAN ACAR
UZM.DR. ŞENCAN ACAR
Gastroenteroloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
İletişim Formu
Yukarı Kaydır
loading