Arama

Üzgünüz, Aradığınız Sonuç Bulunamadı

Aramanızla eşleşen herhangi bir sonuç bulunamadı, lütfen arama terimlerinizi değiştirerek tekrar deneyiniz.

Çocuklara Ölümü Anlatmak: Ebeveynler İçin Uzman Destekli Yol Haritası

image

Bir ebeveyn olarak, hayatın en zor gerçeklerinden biriyle yüzleşmek ve bunu çocuğunuza nasıl açıklayacağınızı bilmek büyük bir hassasiyet gerektirir. Ölüm, yetişkinler için bile kavraması güç bir konuyken, çocukların dünyasında karmaşık duygulara ve sorulara yol açabilir. Bu nedenle, çocuklara ölümü anlatmak üzerine hazırlanan bu rehber, ebeveynlerin bu süreci daha bilinçli ve destekleyici bir şekilde yönetmelerine yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Bu uzman destekli yol haritası, farklı yaş gruplarındaki çocukların ölüm algısını anlamaktan doğru iletişim stratejilerini belirlemeye, yas sürecinde onlara nasıl eşlik edeceğinize ve profesyonel yardımın ne zaman gerekli olabileceğine kadar pek çok kritik noktayı ele alacaktır. Amacımız, ebeveynlerin bu zorlu konuyu çocuklarıyla açık ve güvenli bir ortamda konuşabilmeleri için gerekli bilgi ve araçları sağlamaktır. Böylece, çocuklara ölümü anlatmak sürecinde hem kendilerinin hem de çocuklarının duygusal sağlığını desteklemeleri hedeflenmektedir.

Çocukların Gelişim Dönemlerine Göre Ölüm Algısı

Çocukların ölüm kavramını anlaması, yaş ve bilişsel gelişim düzeylerine göre farklılık gösterir. Küçük yaştaki çocuklar, ölümü geçici bir ayrılık veya geri dönülebilir bir durum olarak algılayabilir. Okul öncesi dönemdeki çocuklar, ölümün kalıcı olduğunu fark etmeye başlasalar da kendileriyle veya sevdikleriyle arasında bir ilişki kurmakta zorlanabilirler. Daha büyük çocuklar ve ergenler ise ölümü yetişkinlere yakın bir şekilde anlar, ancak duygusal tepkileri yaşa göre değişir. Ebeveynlerin bu gelişimsel farklılıkların farkında olması, çocuğa ölüm nasıl anlatılır sorusunun cevabını bulmaları ve çocuklarına uygun destek sunmaları açısından kritik rol oynar. Her çocuğun yas süreci, kişilik özelliklerine ve aile ortamına bağlı olarak farklılık gösterebilir.

0-3 Yaş Arası Dönem 0-3 yaş arasındaki bebekler ve küçük çocuklar, ölümü soyut bir kavram olarak algılayamazlar. Onlar için ölüm, daha çok birincil bakıcının yokluğu veya günlük rutinlerindeki ani bir bozulma biçiminde hissedilir. Bu yaştaki çocuklar, kaybı anlamaktan ziyade, bu kaybın getirdiği değişikliklere tepki verirler. Örneğin, bakıcının yokluğuyla birlikte beslenme, uyku veya oyun düzenindeki aksaklıklar, çocukta kafa karışıklığına ve endişeye neden olabilir.

Bu hassas dönemde, çocuğun güven duygusunu pekiştirmek çok önemlidir. Fiziksel temas, bu yaştaki çocuklar için iletişimin temelini oluşturur. Bol bol sarılma, kucaklama ve fiziksel yakınlık, çocuğun kendini güvende ve sevildiğini hissetmesine yardımcı olur. Aynı zamanda günlük rutinlerin mümkün olduğunca sürdürülmesi, çocuğa istikrar ve öngörülebilirlik hissi verir. Yemek saatlerinin, uyku düzeninin ve oyun zamanlarının bozulmaması, çocuğun yaşadığı karmaşık duygularla başa çıkmasına destek olabilir. Bu dönemde çocuklar, kayıp sonrası üzüntülerini ağlama, huzursuzluk, iştah değişiklikleri veya uyku sorunları gibi davranışlarla ifade edebilirler. Bu davranışlara karşı anlayışlı ve sabırlı olmak, çocuğun yas sürecini sağlıklı bir şekilde atlatmasına yardımcı olacaktır. 3-6 Yaş Arası (Okul Öncesi) Dönem 3-6 yaş arası çocuklar için okul öncesi ölüm kavramı, yetişkinlerin algısından oldukça farklıdır. Bu dönemdeki çocuklar, ölümü genellikle geçici, geri döndürülebilir bir olay olarak algılarlar. Tıpkı uykuya dalmak ya da uzun bir seyahate çıkmak gibi düşünebilirler. Soyut düşünme becerileri tam olarak gelişmediği için ölümün kalıcı ve son olduğunu kavramakta zorlanırlar. Örneğin, 4 yaş ölüm kavramı bir çocuk için, ölen kişinin sanki dönecekmiş gibi algılanabilir. Bu yaştaki çocuklar, ölen kişiye oyuncaklarını götürmek istemek gibi davranışlar sergileyebilir veya ölen kişinin ne zaman geri geleceğini sorabilir.

Bu hassas dönemde, çocuklara okul öncesi ölüm kavramı açıklanırken somut ve basit bir dil kullanmak hayati öneme sahiptir. Karmaşık tıbbi terimlerden veya dini açıklamalarından kaçınarak, çocuğun anlayabileceği düzeyde dürüst ve net bilgiler sunmak gerekir. Ölen kişinin "artık nefes almadığı", "yemek yemediği" veya "oynamadığı" gibi somut ifadeler kullanılabilir. Melek oldu gibi soyut ifadeler yerine, çocuğun gerçekliği daha iyi anlamasına yardımcı olacak, somut açıklamalar yapmak daha faydalıdır. Çocuğun 'Dedem ne zaman gelecek?' gibi sorularına, 'Biliyorum onu çok özledin ama deden artık geri gelemeyecek. Ama onu her zaman hatırlayabilir ve sevebiliriz' gibi şefkatli ve net yanıtlar vermek önemlidir. Çocuğun duygularını ifade etmesine izin vermek ve sorularını sabırla yanıtlamak, bu zorlu süreci atlatmasında ona destek olacaktır. 6-10 Yaş Arası (Okul Çağı) Dönem 6-10 yaş arası, okul çağı çocukları, ölüm kavramına yönelik daha gelişmiş bir anlayış sergiler. Bu dönemde çocuklar, ölümün kalıcı ve tüm canlılar için geçerli bir son olduğunu anlamaya başlarlar. Daha önceki dönemlerde ölümü geçici veya geri dönüşü olan bir durum olarak düşünebilirken, bu yaş aralığında biyolojik gerçekliğin farkına varma eğilimindedirler. Bu gelişmiş kavrayış beraberinde bazı kaygıları da getirebilir. Çocuklar, ölümün kaçınılmazlığını anladıkça, kendileri ve sevdikleri için endişe duymaya başlayabilirler. Özellikle aile üyeleri, arkadaşları veya evcil hayvanları söz konusu olduğunda, bu endişe belirginleşir.

Bu dönemde çocuklar, ölümle ilgili daha fazla soru sorma eğilimindedir. "İnsanlar neden ölür?", "Öldüğümüzde ne olur?", "Sevdiklerim de ölecek mi?" gibi sorularla ebeveynlerine veya güvendikleri kişilere başvurabilirler. Bu sorular, onların bilişsel süreçlerinin bir parçasıdır ve ölümü anlamlandırma çabalarını gösterir. Ebeveynlerin bu sorulara dürüst, yaşına uygun ve anlayabileceği bir dilde cevap vermeleri önemlidir. Ölümü inkâr etmek veya çocuğun sorularını geçiştirmek yerine, açık ve destekleyici bir iletişim kurmak, çocuğun bu zorlu kavramı sağlıklı bir şekilde işlemesine yardımcı olacaktır. Ölümün yaşamın doğal bir parçası olduğu ve tüm canlıların bu döngüden geçtiği gibi temel gerçeklerin açıklanması, çocuğun kaygılarını kontrol altında tutmasına ve kavramı kabullenmesine olanak tanır. Bu süreçte ebeveynlerin sabırlı olması, çocuğun duygularını yargılamadan dinlemesi ve ona her zaman güvende olduğunu hissettirmesi, kaygılarını yönetmesinde en büyük yardımcıdır. 10 Yaş ve Üzeri (Ergenlik) Dönemi 10 yaş ve üzeri çocuklar, yani ergenlik dönemindeki bireyler, ölüm kavramını yetişkinlere yakın bir düzeyde kavrarlar. Bu dönemde, ölümün geri dönülmezliğini ve evrenselliğini tam olarak idrak edebilirler. Ölümün herkes için kaçınılmaz olduğunu ve bir canlı öldüğünde geri gelmeyeceğini net bir şekilde anlarlar. Bu bilişsel gelişim, ergenlerin yaşadığı yas sürecini de derinden etkiler.

Ergenler, ölümle karşılaştıklarında felsefi ve varoluşsal sorular sormaya başlayabilirler. Hayatın anlamı, ölümden sonra ne olduğu, kendi ölümlülükleri gibi konular üzerine derin düşüncelere dalabilirler. Bu sorgulamalar, onların dünya görüşlerini şekillendiren önemli bir parça haline gelir. Yas tepkileri de yetişkinlere benzer şekilde karmaşık ve yoğun olabilir. Üzüntü, öfke, inkar, suçluluk gibi duyguların yanı sıra depresyon, kaygı ve yalnızlık hisleri de yaşayabilirler. Akran ilişkileri ve sosyal çevre, bu dönemde yasla baş etmelerinde hem destekleyici hem de zorlayıcı bir rol oynayabilir. Ergenlerin bu süreçte duygularını ifade etmelerine olanak tanımak ve destekleyici bir ortam sunmak kritik öneme sahiptir. Duyguları bastırmak veya ihmal etmek yerine açık iletişim kurmak, onların bu zorlu dönemde sağlıklı bir şekilde iyileşmelerine yardımcı olur. Bu yaş grubundaki gençlerin, hissettiği duyguların normal olduğunu bilmeleri ve kendilerini anlayan, yargılamayan bir ortamda bulunmaları büyük önem taşır.

Çocuğa Bir Kayıp Haberi Verirken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Çocuğa kayıp haberi verirken gösterilen hassasiyet, onun bu zorlu süreci sağlıklı bir biçimde atlatması için kritik öneme sahiptir. Böyle bir durumda, çocuğun güven duygusunu sarsmayacak, anlayabileceği bir dilde ve uygun bir ortamda iletişim kurulması esastır. Bu süreçte öncelikle dürüstlük ve açıklık ilkesi korunmalı, ancak yaş seviyesine uygun bir dil kullanılmalıdır. "Çocuğa ölüm haberi nasıl verilir?" sorusu, birçok ebeveyn ve yetişkin için hassas bir konudur. Bu tür bir kayıp haberi iletileceği zaman, çocuğun kendini güvende hissettiği bir ortam seçilmeli, sakin bir yaklaşım sergilenmelidir. Çocuğun duygularını ifade etmesine olanak tanımak ve sorularını sabırla yanıtlamak, kayıp sürecini anlamasına yardımcı olacaktır.

Kim, Ne Zaman ve Nasıl Söylemeli? Çocuğa ölüm haberini vermek, genellikle ebeveynler veya birincil bakıcılar için en zorlu deneyimlerden biridir. Bu hassas konuyu ele alırken dikkatli ve özenli olmak önemlidir. Çocuğa ölüm haberi, onun en çok güvendiği birincil bakıcı tarafından verilmelidir. Genellikle anne veya babanın bu görevi üstlenmesi, çocuğun kendini daha güvende hissetmesini ve üzüntüsünü daha kolay ifade etmesini sağlar.

Haberin verilme zamanı da büyük önem taşır. Olayın hemen ardından, ancak çocuğun sakinleşebileceği, güvende hissettiği bir ortamda konuşmak en doğrusudur. Uzun süre beklemek, çocuğun durumu çevresindekilerden yanlış yorumlamasına veya endişelenmesine neden olabilir. Mümkün olan en kısa sürede, ancak aceleci olmadan, sakin bir anın yakalanması gerekir.

Konuşma sırasında kullanılan dil ise kritik bir faktördür. Çocuğa ölüm haberi verilirken, açık, dürüst ve yaşına uygun basit bir dil kullanmak esastır. Metaforlar veya belirsiz ifadelerden kaçınılmalıdır ("uyuyakaldı", "uzun bir yolculuğa çıktı" gibi). Bu tür ifadeler, çocukta kafa karışıklığına, korkuya veya uyku bozukluklarına yol açabilir. Örneğin, "....... vefat etti/öldü, bu da onun artık nefes alamadığı ve bir daha geri gelemeyeceği anlamına geliyor" gibi net cümleler kullanılabilir. Çocuğun sorularına sabırla ve anlayışla yanıt vermek, duygularını ifade etmesine izin vermek ve her şeyden önce yanında olduğunuzu hissettirmek oldukça önemlidir. Kaçınılması Gereken Sakıncalı İfadeler Çocuklarla ölüm hakkında konuşurken kullanılan dil büyük önem taşır. "Uzun bir uykuya daldı" gibi metaforlar, çocuğun uykudan korkmasına veya uyumanın geri dönüşü olmayan bir ayrılık olduğu düşüncesine kapılmasına yol açabilir. Benzer şekilde, "melek oldu" veya "uzak bir yere gitti" gibi ifadeler, çocuğun sevdiği kişinin nerede olduğunu anlamakta zorluk çekmesine, onu beklemesine ve terk edilme hissi yaşamasına neden olabilir. Bu tür anlatımlar, çocuğun somut düşünme yapısına uygun değildir ve soyut kavramları anlamlandırmasını zorlaştırabilir.

Ölümün asla bir ceza veya kötü olmanın bir sonucu olarak sunulmaması gerekir. "Çok yaramazlık yaptı, o yüzden gitti" ya da "kötü bir şey oldu, o yüzden artık yok" gibi ifadeler, çocuğun kendisini suçlu hissetmesine, korkular geliştirmesine ve dünyanın adil olmayan bir yer olduğu algısına kapılmasına neden olabilir. Bu tür anlatımlar yerine, çocuğa ölüm nasıl anlatılır sorusunun cevabında dürüst, basit ve yaşına uygun bir dilin kullanılması temel prensip olmalıdır. Gerçekçi ancak hassas bir yaklaşım sergilemek, çocuğun bu zor süreci daha sağlıklı atlatmasına yardımcı olacaktır.

Çocuklarda Yas Süreci ve Gösterdikleri Tepkiler

Çocuklar da yetişkinler gibi kayıp ve ayrılık durumlarında derin bir hüzün yaşar ve bir çocuklarda yas süreci geçirirler. Bu süreçte gösterdikleri tepkiler yaşlarına, gelişim düzeylerine ve kayıp ile olan ilişkilerine göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, küçük çocuklar ölümü kalıcı olarak algılamakta zorlanabilirken, daha büyük çocuklar yetişkinlere benzer duygusal tepkiler sergileyebilir. Öfkeden üzüntüye, korkudan şaşkınlığa kadar birçok farklı duygu durumu gözlemlenebilir. Davranışsal olarak da içine kapanma, uyku düzeni bozuklukları veya okulda akademik başarısızlıklar gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu çocuklarda yas süreci, kimi zaman oyunlarında kaybı tekrar etme veya çizimlerinde üzüntülerini ifade etme şeklinde de kendini gösterebilir. Ebeveynlerin ve bakım verenlerin bu dönemde sabırlı, anlayışlı ve destekleyici bir yaklaşım sergilemesi önem taşır.

Duygusal Tepkiler Çocuklar, kayıp yaşadıklarında üzüntü, öfke, korku ve suçluluk gibi çeşitli duygusal tepkiler gösterebilir. Bu duygular, ölümün kalıcılığını anlamaya çalışmaları veya gelecekle ilgili belirsizlikler yaşamaları sonucunda ortaya çıkar. Örneğin, bazı çocuklar sevdikleri birinin kaybından kendilerini sorumlu hissedebilirler. Bu dönemde bu tür duyguların yaşanması oldukça doğaldır.

Ebeveynlerin veya bakım verenlerin, çocuğun bu duygusal iniş çıkışlarını anlaması ve ona destek olması büyük önem taşır. Çocukların hissettikleri güçlü duyguları açıkça ifade etmelerine izin vermek, onların bu duygusal yükü hafifletmesine yardımcı olur. Ağlamasına, öfkesini güvenli bir ortamda dile getirmesine olanak tanımak, onların başa çıkma süreçlerini destekler. Bu süreçte çocuğu yargılamayan, eleştirmeyen veya küçümsemeyen bir yaklaşım sergilemek, çocuğun kendini anlaşılmış ve güvende hissetmesini sağlar. Yargılanmadığını hisseden çocuk, duygularını daha kolay paylaşır ve bu zorlu dönemi daha sağlıklı atlatabilir. Davranışsal Tepkiler Çocuklar, yas sürecini yetişkinlerden farklı şekillerde deneyimleyebilir ve bu durum, çeşitli davranışsal tepkilerle kendini gösterebilir. Kaybın ardından çocuklarda, daha önce kazanılmış becerilerde gerileme gözlemlenebilir. Örneğin, tuvalet eğitimini tamamlamış bir çocukta alt ıslatma, parmak emme veya bebeksi konuşma gibi gerileme davranışları ortaya çıkabilir. Bu davranışlar, çocuğun yaşadığı stres ve güvensizlik hissinin bir ifadesidir.

Yas süreci, aynı zamanda çocuğun ruh halinde belirgin değişikliklere yol açabilir. Bazı çocuklar içe kapanma eğilimi gösterirken, sosyal aktivitelerden ve arkadaşlarıyla oynamaktan kaçınabilirler. İştahsızlık, kilo kaybı veya aşırı yemek yeme gibi yeme alışkanlıklarında değişiklikler yaşanabilir. Uyku düzeninde bozukluklar, kâbuslar görme, uykuya dalmada zorluk veya sık uyanmalar da sıkça karşılaşılan davranışsal tepkilerdendir. Ayrıca öfke patlamaları, diğer çocuklara veya yetişkinlere karşı saldırganlık, eşyalara zarar verme gibi tepkiler de yas sürecinin bir parçası olarak görülebilir. Bu tepkilerin her biri, çocuğun kaybı anlamlandırma ve yasla başa çıkma çabasının bir yansımasıdır. Bu davranışsal değişiklikler karşısında ebeveynlerin ve bakım verenlerin sabırlı, anlayışlı ve destekleyici bir tutum sergilemesi büyük önem taşır.

Yas Sürecindeki Çocuğa Nasıl Destek Olunur?

Bir kayıp yaşandığında çocuklara destek olmak, onların bu zorlu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmaları için kritik önem taşır. Öncelikle, çocuğun yaşına ve anlama düzeyine uygun bir dille durumu açıklamak gerekir. Ölüm gibi kavramlar çocuklar için karmaşık olabilir, bu nedenle dürüst ve anlaşılır yanıtlar vermek önemlidir. Çocuğun sorularını sabırla ve açık bir şekilde yanıtlamak, kafasındaki belirsizlikleri gidermeye yardımcı olacaktır.

Çocuklarda yas süreci kişiye özeldir. Bu süreçte rutinleri olabildiğince korumak, çocuğun kendini güvende hissetmesine yardımcı olur. Okul, oyun saatleri veya yatma zamanı gibi günlük rutinlerin devam etmesi, çocuğa istikrar ve öngörülebilirlik sunar. Oyun, çocuğun duygularını ifade etme ve anlamlandırma biçimidir. Oyun oynamaya teşvik etmek, içselleştirdiği acıyı dışa vurmasını sağlar ve terapötik bir etki yaratır. Sanat, müzik veya hikaye anlatımı gibi yollarla da kendini ifade etmesine olanak tanınabilir.

Çocuklarda yas süreci boyunca, acıyı aile içinde paylaşarak çocuğu dışlamamak önemlidir. Duyguları açıkça konuşmak, çocuğun yalnız olmadığını hissetmesini sağlar. Kendi duygularınızı da uygun bir şekilde ifade etmek, çocuğun duygularını normalleştirmesine ve kabul etmesine yardımcı olur. Ona sarılmak, dinlemek ve yanında olduğunuzu hissettirmek, en değerli destek biçimleridir. Profesyonel yardım almaktan çekinmeyin; bir uzmanın rehberliği, hem çocuk hem de aile için önemli bir destek sağlayabilir. Bu destek, çocuğun kaybı anlamasına ve bu süreçle sağlıklı bir şekilde başa çıkmasına yardımcı olacaktır.

Ne Zaman Profesyonel Destek Almak Gerekir?

Çocukların yas süreçlerini sağlıklı bir şekilde atlatmaları büyük önem taşır. Ancak bazı durumlarda, çocuğun yas tepkileri beklenenden daha uzun veya şiddetli seyredebilir. Bu gibi anlarda profesyonel destek almak, çocuğun bu zor dönemi daha sağlıklı atlatmasına yardımcı olabilir. Aşağıdaki belirtiler fark edildiğinde bir uzmana başvurmak önemlidir:

  • Okul başarısında belirgin ve kalıcı bir düşüş.
  • Sosyal izolasyon (arkadaş ve aile üyeleriyle iletişimden kaçınma).
  • Uzun süren depresif ruh hali (sürekli mutsuzluk, enerji kaybı, uyku veya yeme düzeninde bozukluklar).
  • Normalde keyif aldığı aktivitelere karşı sürekli ilgisizlik.
  • Sıklaşan öfke nöbetleri veya agresif davranışlar.
  • Yaşına uygun olmayan gerileme davranışları (parmak emme, alt ıslatma vb.).
Bu gibi durumlarda, bir çocuk psikoloğundan veya pedagog önerisiyle bir uzmandan destek almak, çocuğun duygusal ihtiyaçlarını anlamak ve ona uygun destek stratejileri geliştirmek için kritik öneme sahiptir. Uzman bir pedagog önerisi, hem çocuğun yaşadığı zorlukları tanımlamada hem de aileye yol göstermede çok değerli olabilir. Profesyonel bir yardım, çocuğun yaşadığı kaybı işlemesine, duygularını ifade etmesine ve geleceğe daha umutlu bakmasına olanak tanır.

Sıkça Sorulan Sorular
Çocukların bir cenaze törenine katılıp katılmayacağı kararı; çocuğun yaşına, olgunluk düzeyine ve vefat eden kişiyle olan ilişkisine bağlıdır. Küçük yaştaki çocuklar için cenaze törenleri kafa karıştırıcı ve korkutucu olabilir. Tören sırasında yaşanabilecek yoğun duygusal anlar, çocuğun kaldırabileceğinden fazla olabilir. Eğer çocuk katılmak isterse, tören öncesinde ona ne olacağı, kimlerin orada olacağı ve insanların nasıl hissedeceği açıklanmalıdır. Çocuğa her an yanında olacağınız ve istediği zaman törenden ayrılabileceği güvencesi verilmelidir.
Evcil hayvanların ölümü, birçok çocuk için ölüm kavramıyla ilk karşılaşma olabilir. Bu durumu açıklarken dürüst ve basit bir dil kullanmak önemlidir. "Uyuya kaldı" veya "çok uzaklara gitti" gibi ifadeler kafa karışıklığına yol açabilir. Bunun yerine, evcil hayvanın artık nefes almadığı, kalbinin atmadığı ve acı çekmediği gibi somut ifadelerle durumu açıklayın. Çocuğun üzülmesine izin verin ve duygularını ifade etmesi için alan tanıyın. Evcil hayvanın güzel anılarını konuşmak, çocuğun yas sürecini sağlıklı atlatmasına yardımcı olabilir.
Evet, aile yakınlarından biri ciddi hastaysa, çocuğun duruma hazırlanması önemlidir. Bu, çocuklara ölümü anlatmak konusunda atılacak önemli adımlardan biridir. Çocuğa, hastalığın ne olduğu, yakınının nasıl hissettiği ve tedavi süreci hakkında yaşına uygun bilgiler verin. Durumun ciddiyetini gizlemek, çocuğun güvensizlik hissetmesine veya daha sonra şok yaşamasına neden olabilir. Yakınının durumuna göre, vedalaşma fırsatı sunulup sunulmayacağını değerlendirin. Çocuğun sorularını sabırla yanıtlayın ve her zaman yanında olacağınız mesajını verin. Bu süreçte profesyonel destek almaktan çekinmeyin, özellikle bu gibi hassas bir konuda doğru yönlendirme çok değerlidir.
Florence Nightingale Web Yayın Kurulu Tarafından Yazılmıştır.
PROF.DR. MERAL BERKEM
PROF.DR. MERAL BERKEM
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
UZM.DR. MUHAMMED MEHTAR
UZM.DR. MUHAMMED MEHTAR
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. BURCU AHMET HAFIZ
UZM.DR. BURCU AHMET HAFIZ
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
İletişim Formu
Yukarı Kaydır
loading