Behçet hastalığı

Çoğunlukla Akdeniz'den Uzak Doğu'ya uzanan topraklarda karşılaşılan Behçet hastalığının Türkiye'de görülme sıklığına ilişkin yapılan çalışmalara göre her 100 bin kişiden 20-420'si bu hastalıkla mücadele ediyor. Hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilen bir hastalık olmakla birlikte hastalığın önemli semptomlarından biri olan göz tutulumu bulgusuyla genç yaştaki erkeklerde daha sık karşılaşılıyor. Genellikle 20 ile 40 yaş aralığında ortaya çıkan hastalık, nadiren çocukluk veya yaşlılık döneminde de kendini gösterebiliyor. 

Behçet Hastalığı Nedir?

1937 yılında Dermatolog Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından tanımlanan Behçet hastalığı, üç farklı semptomun bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor. Bu semptomları oral aft, genital ülser ve hipopiyonlu üveit olarak sıralayabiliriz. Aslında bir damar iltihabı olan hastalık, iltihaplı damarın vücutta bulunduğu bölgeye bağlı olarak farklı belirtiler gösteriyor. Hastalığın nedenleri tam olarak bilinememekle birlikte, kalıtsal veya bulaşıcı özellik taşımıyor. Tanı aşamasında hastaya uygulanabilecek spesifik bir Behçet hastalığı testi bulunmuyor.

Behçet hastalığı tanısı konulurken paterji testi yapılsa da bu testin sonucuna göre kesin hastalık tanısı konulamıyor; bu test tanı konulması için gereken kriterlerden sadece birini temsil ediyor. Semptomlara ve her hastanın kendi durumuna göre teşhis koyuluyor. Vücuttaki diğer sistemleri direkt olarak etkileyen behçet hastalığı, kesin olarak tedavi edilemese bile semptomları dindiren çeşitli tedavi yöntemleri bulunuyor. Bu yöntemler uzman kontrolünde düzenli bir şekilde uygulandığında hastaların günlük yaşantılarının normale dönmesi sağlanabiliyor.

Behçet Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Behçet hastalığı belirtileri arasında; tekrarlayan ağız yaraları, iritis, iridosiklitis, hipopiyon gibi göz problemleri, genital bölge yaraları, eritema nodosum, yüzeysel tromboflebit, püstüller ve paterji reaksiyonları gibi deri hastalıkları bulunuyor.

  • Aftör Ülser (ağız yaraları) : Behçet hastalarında genellikle ilk rastlanan bulgulardan biri olup hastaların %75-90'ında aft oluşumları görülüyor. Bu aftlar yuvarlak veya oval şekilde ortaya çıkıyor. Ortası sarı-beyaz renkte etrafı kırmızı olan aftlar ağrılı yaralara dönüşüyor. Ağzında aft çıkan bazı hastalarda yemek yeme ve konuşmada zorlanma görülüyor. 0.5 cmden küçük aftlar dil, dudak ve yanak içinde görülürken bir hafta-on gün içinde iyileşiyor. Daha büyük aftlar ise bu bölgelerin yanı sıra damak ve boğaza da yerleşebiliyor ve daha uzun sürede iyileşiyor.  Zaman içinde tekrarlayan aftlar, aynı zamanda Behçet hastası olmasa da toplumun %20'sinde görülebiliyor. Dolayısıyla sadece tekrarlayan aftların olması, kişinin Behçet hastası olduğuna dair kesin tanı koymaya yeterli olmuyor.
  • Göz Tutulumu: Behçet hastalığı göz problemlerine yol açıyor. Bu problemler arasındaysa “üveit” adı verilen göz tutulumu öne çıkıyor. Hastaların %50'si ile %70'inde görülen bu durumda  göz ve göz çevresinde kızarıklık, bulanık görme, görememe, uçuşmalar ve gözlerde ağrı yaşanıyor. Hastadan hastaya değişmekle beraber, göz tutulumunun yerleşimine bağlı olarak da ağrı ve kızarıklık olmasa bile bazı durumlarda görme azlığı ve uçuşmalarla karşı karşıya kalınabiliyor.
  • Deri Bulguları: Behçet hastalarında eritema nodozum benzeri lezyonlar ve papülopüstüler lezyonlar en sık karşılaşılan deri bulguları arasında yer alıyor. Eritema nodozum, genellikle bacakların ön yüzünde kızarık ağrılı sertlikler şeklinde ortaya çıkıyor. Yuvarlak hatlara sahip bu bulgular fındık veya ceviz büyüklüğünde oluyor. Bazı hastalarda kalça ve kollarda da görülen bu lezyonlarda iltihap görülmüyor. Açık yaraya dönüşmeden 10-15 gün içinde iyileşerek, hastanın vücudunda iz bırakmıyor. Papülopüstüler lezyonlar ise bacak, kol, sırt ve yüzde sivilceye benzeyen oluşumlar şeklinde ortaya çıkıyor. Genellikle kızarık ve içi iltihaplı olan lezyonların gençlerdeki ergenliğe bağlı aknelerle karıştırılmaması gerekiyor. Önemli bir deri bulgusu da paterji reaksiyonudur. İğne ile travma uygulanan deride kızarıklık, irinli tomurcuklar oluşmasına paterji reaksiyonu, bunu göstermek için yapılan teste de paterji testi denir.
  • Genital Bölge Yaraları: Behçet hastalığının en sık görülen ikinci bulgusu olan genital bölge yaraları hastaların yaklaşık %80-90'ında ortaya çıkıyor. Görünüş itibariyle ağızdaki aftlarla benzerlik gösteren bu oluşumlar, ağızdakilerden farklı olarak daha derin ve iltihaplı oluyor. İyileşmesi biraz daha uzun süren genital bölge aftları, vücutta genellikle iz bırakıyor. Kadınlarda vajinanın iç kısmına yerleşerek akıntı ve ağrıya neden olabiliyor. Bu bölgede yer alan aftlar "behçet hastalığı cinsel yolla bulaşır mı?" sorusunu akıllara getiriyor. Ancak bu hastalığın cinsel yolla bulaşmadığı biliniyor.
    Aynı zamanda Lupus, Lyme, Crohn gibi hastalıkların belirtileri arasında da bu maddeler yer alıyor. Bu nedenle diğer hastalıklarla kolaylıkla karıştırılabilen "Behçet hastalığı nedir belirtileri nelerdir," diye araştırırken hastanın kendine tanı koymaya çalışmadan, vücutta görülen semptomlara ilişkin tıbbi destek alması gerekiyor.  Öte yandan, Behçet hastalığı hastadan hastaya değişiklik gösteriyor. Bazı hastalar uzun yıllar boyu sadece vücutlarındaki deri bulgularıyla yaşamını sürdürebilirken bazı hastalarda göz ve damar tutulumuna rastlanıyor. Dolayısıyla her Behçet hastasında yukarıda sıralanan semptomları bir arada görmek mümkün olmuyor. Bulguları farklı olan hastaların tedavi süreçleri de değişiklik gösteriyor. 

Behçet Hastalığı Tedavisi Nasıl Gerçekleşir? 

Kesin bir tedavisi bulunmayan Behçet hastalığında ortaya çıkan bulgulara göre farklı tedavi yöntemleri uygulanıyor.

Örneğin deri üzerinde görülen semptomlar için çeşitli kremlerden faydalanılırken, ağız yaraları için merhemler kullanılıyor. İçeriğinde siklosporin, siklofosfamid, azatiyopürin gibi bağışıklığı baskılayıcı maddelerin bulunduğu ilaçlar da Behçet hastalığı tedavisinde diğer organ tutulumlarının durumuna göre kullanılabiliyor.. Ancak yan etkileri nedeniyle, düzenli aralıklarla hastanın kan testleri kontrol ediliyor ve bu ilaçların uzun süreli kullanımından kaçınılıyor. Kolsisin ise daha uzun süreli, hastalığın deri, eklem tutulumları için kullanılabiliyor. Tedavi edilmediğinde vücuttaki birçok sistemi olumsuz yönde etkileyen Behçet hastalığı tedavisinde bu yöntemlerin yanı sıra fizik tedavi, rehabilitasyon, psikolojik önlemler ve cerrahi işlemler uygulanabiliyor.

Vücuttaki farklı sistemler üzerinde etki gösteren Behçet hastalığı tedavisinde, kadın doğum uzmanı, oftalmolog, dermatolog, romatolog-immunolog, nörolog, gastroenterelog gibi çeşitli branşlardaki uzmanlar bir araya gelerek uygulanacak yöntemleri, kullanılacak ilaçları ve dozlarını belirliyor. Böylece tedavi sırasında vücudun diğer bölümlerine verilen hasar minimuma indirilmeye çalışılıyor. 

Behçet Hastalığı Ölümcül Müdür?

Behçet hastalığı seyri ve şiddeti hastadan hastaya değişiyor. Bazı hastalarda sadece deri bulguları gözlemlenirken bazı hastalarda sindirim sisteminde ve vücudun başka bölgelerinde de sistem problemleri ortaya çıkabiliyor. Bazı hastalar ise şiddetli tutulumlara maruz kalıyor. Üveit adı verilen göz tutulumları gerekli önlemler alınmadığında görme kaybına neden olabiliyor. Ancak tedavi başlığı altında yapılan uygulamalar hastalığın negatif etkilerini azaltmaya yarıyor. Belli aralıklarla tekrarlayan ataklar halinde gözlemlenen bu hastalıkta, atakların şiddetini ve sayısını azaltmada uygulanan tedaviler büyük önem taşıyor. "Behçet hastalığından ölen var mı?" diye soracak olursanız, Behçet hastalığından ölüm oranı azdır. Büyük damar genişlemeleri ve yırtılmaları, damar trombozları, gastrointestinal kanama ve perforasyonları sebebiyle ölüm olabilir. Genç erkek hastalar özellikle damar tutulumu açısından risk altındadır ve daha güçlü ilaçlarla takip edilmelidir.

Behçet Hastalığına Ne İyi Gelir?

Behçet hastalığı tedavisinde ağrıları azaltmak ve komplikasyon sayısını minimuma indirmek hedefleniyor. Bu anlamda Behçet hastalığı bitkisel tedavi yöntemleri de kendi başınıza alabileceğiniz tedbirler arasında bulunuyor.

Örneğin elma sirkesi, yeşil çay, papaya, yaban mersini, brokoli, tatlı patates, zerdeçal, deniz yosunu gibi besin maddeleri içerdikleri vitamin ve mineraller, bağışıklığı güçlendirici etki gösteriyor. Bunların yanı sıra omega-3 ve C vitamini takviyesi de Behçet hastalığı ile savaşmada önemli rol oynuyor. 

Ayrıca Behçet hastalarının en büyük problemi olan üveit ataklarını stres, aşırı yorgunluk ve ateşli hastalıklar tetikliyor. Bu nedenle hastaların soğuk algınlığından korunmak için alacağı önlemler büyük bir önem taşıyor. Pek çok hastalıkta olduğu gibi stres ve yorgunluktan uzak durmak Behçet hastalarının da ataklarının artmasını engelliyor. Hastalarda sinüzit ve diş apsesi oluşması, üveit ataklarını tetikleyen unsurlar arasında yer alıyor. 

Belli bir kalıtsal veya çevresel nedeni olmayan Behçet hastalığı, hemen her yaştaki bireyde ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle genetik unsurları düşünmeksizin Behçet hastalığının belirtilerini taşıyanların ilk fırsatta muayene ve tanı işlemleri için doktora danışması gerekiyor. İyileşmeyen aftlar, deride geçmeyen yaralar ve görme bozukluğu olanların vakit kaybetmeden uzman hekime gitmesi eğer Behçet hastasıysa uygun tedavi ile iyileşme sürecine başlaması gerekiyor. Aksi takdirde Behçet hastalığı, vücudun geri kalanında da çeşitli sağlık problemlerine yol açabiliyor.

Güncellenme Tarihi: 03.05 2019

Paylaş

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz