AIDS

Aids

AIDSAIDS, çoğu kişinin ismine aşina olduğu halde anlamını tam olarak bilmediği hastalıklardan biri. Sinsi bir şekilde vücuda bulaşıp ilerleyen HIV virüsü, önlemi zamanında alınmadığı takdirde hastaları ölüme kadar götürebiliyor. Hastaların %40’ının virüsün vücutlarında olduğundan haberlerinin olmaması, AIDS hastalığında erken teşhisin önemini bir kat daha artırıyor. 

Florence Nightingale Hastaneleri doktorlarının verdiği detaylı bilgi ile hazırlamış olduğumuz bu AIDS rehberi ile hastalık hakkında merak ettiğiniz her detayı gözden geçirebilirsiniz. 

AIDS Nedir? HIV ve AIDS Arasındaki İlişki Nedir?

Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu) yani AIDS, HIV virüsünün sebep olduğu bir hastalıktır. HIV virüsü ise insanlara hayvanlardan bulaşır. Açılımı Human Immmunodeficiency Virus (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) olan HIV, bağışıklık sistemini hedef alan tehlikeli bir virüstür. HIV’in tedaviyle kontrol altına alınmadığı durumlarda, insanların bağışıklık sistemine yerleştiği için AIDS hastalığı ortaya çıkarak bağışıklık sistemini çökertir. Vücut tamamen çökmeye başlar, cildin çeşitli yerlerinde AIDS yaraları oluşmaya başlar.

AIDS Nasıl Bulaşır?

Cinsel Yolla: HIV virüsünün en sık görülen bulaşma şekli cinsel ilişkidir. Prezervatif kullanımı HIV virüsünün önlemede etkin bir çözüm olsa da kesin bir korunma sağlamaz.

Kan Yoluyla: Enjektör ve kan nakliyle bulaşabilen HIV virüsünden korunmak için sağlık personelleri mutlaka steril malzeme ve eldiven kullanmalıdır. Özellikle enjektörle damar yoluyla alınan uyuşturucular, verdikleri zararın yanında HIV virüsünü de kolayca taşıyabilirler.

Anneden Bebeğe: HIV virüsü hastalığı taşıyan anneden bebeğe; doğum öncesinde, doğum esnasında veya doğum sonrasında bulaşabilir. Anne sütü bebeğe bu virüsü bulaştırabilir.

Tokalaşmakla Hastalık Bulaşmaz!

Yukarıdaki saydığımız durumlar dışında AIDS virüsü vücuda bulaşmaz. Toplum arasında hastalığa sahip bireylerle aynı havayı solumanın bile tehlikeli olduğu yönünde yanlış bir kanı var. Hastalığa sahip bireylerle tokalaşmak, yanak yanağa öpüşmek, aynı ortamda çalışmak ve aynı eşyaları kullanmak HIV virüsünün bulaşmasına neden olmaz. Ancak; HIV virüsünü taşıyan bireylerle cinsel ilişki ya da yaralanma anında kan bulaşması durumlarında önlem alınmalı, gerekirse bir doktora başvurulmalıdır. Başkalarına ait kanın vücudumuza bulaşabileceği jilet, traş bıçağı, manikür seti gibi kişisel eşyaları kullanmamak, AIDS hastalığından korunmanın başlıca yollarından biridir.

HIV virüsünün neden olduğu belirtiler şunlardır:

  • Baş ağrısı
  • İshal
  • Kusma
  • Yorgunluk, halsizlik ya da kuvvetsizlik gibi grip belirtileri
  • Kas ve boğaz ağrısı
  • Vücutta kaşınmayan kırmızı döküntüler
  • Ateş
  • Ani zayıflama
  • Uzun süren öksürük nöbetleri 
  • Koltuk altı, kasık ve ensedeki lenf nodüllerinin şişmesi
  • Menstrual döngünün bozulması ya da tamaman durması
  • Deri hastalıkları ve enfeksiyonları (mantar hastalıkları, bakteriyel enfeksiyonlar vs).
  • İyileşmeyen, aylarca süren uçuklar 
  • Egzama, döküntü, saç, tırnak ve derideki değişiklikler..

Ancak HIV'in ilk belirtisi yüzde, boyunda, gövde ve kollarda görülen 5 ile10 mm.'lik kabarıklıklardır. Genellikle 5-7 gün arası süren kabarıklıklara genital bölge ve ağızda yaralar eşlik eder. Virüs, bağışıklık sistemini çökertip hastalıklarla savaşmayı zorlaştırdığı için genel olarak basit hastalıkların bile kolay kolay iyileşemiyor olması AIDS belirtisi olabilir.

AIDS Testi Nedir ve Nasıl Yaptırılır? 

AIDSAIDS ya da HIV testi, vücutta virüsün olup olmadığını anlamakta kullanılan yaygın bir testtir. HIV testi yaptırmayı gerektirecek bir durum yaşandıktan sonra 6 hafta beklenilmesi gerekir. Bu süreçte mutlaka bir doktorla görüşülmelidir.

Eliza ismiyle bilinen test esnasında, kanda bulunan mikroba karşı vücudun kendini korumak için geliştirdiği antikorlara bakılır. Bu testin pozitif çıkması için süre gereklidir. Erken yaptırılan test yalancı negatif raporun çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle HIV şüphesinin olduğu durumlarda öncelikle p24 testi yaptırılmalıdır. P24, HIV virüsüne özgü bir proteindir. Tüm bu süreçler neticesinde virüsü doğrulamak için Western Blot testi uygulanır. Bu test ile vücudun antikorları hangi bölgede ürettiği tespit edilir. HIV virüsünü tespit etmede kullanılan en pratik ve sağlıklı çözüm PCR testidir. Pahalı bir yöntem olmasına karşın PCR ile antikorlar vücutta oluşmadan virüsü tespit etme şansı vardır.

AIDS Hastalığı Tedavi Edilebilir mi?

Ne yazık ki AIDS hastalığını tamamen tedavi edebilecek bir yöntem henüz yok. AIDS aşısı ise henüz geliştirilme aşamasında olan bir tedavi yöntemidir. Hastalık süresince kullanılan ilaçlar, HIV virüsünü kontrol altında tutarak hastanın yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlar. İlaçlarını düzenli kullanan hastaların yaşam süreleri uzar ve hastalığın etkilerinden daha az etkilenirler. HIV virüsünün tedavisinde virüsün çoğalmasını engellemek amacıyla antiretroviral tedaviden yararlanılır. Antiretroviral tedavi; ömür boyu süren, HIV’in yayılmasını önleyen ve virüslü hücrelerin sayısını azaltan bir tedavidir. Vücutta azalan virüsler neticesinde bağışıklık sistemi güçlenir. Ancak tedavinin başarılı olması için ilaçlar vücuda uyum sağlamalı, düzenli ve belirtilen zamanlarda kesinlikle verilen dozlarda kullanılmalıdır. 

Dünyada ve Türkiye’de Ne Kadar AIDS Hastası var?

Dünya üzerinde AIDS hastalarının oranı her yıl azalmaktayken ülkemizde artma eğilimi gösteriyor. İlk kez 1985 yılında AIDS vakası görülen ülkemizde resmi rakamlara göre 16 bin 644 hasta bulunuyor. 13 bin 127’si erkek olan hastaların gelecek yıllarda artması bekleniyor. Hastalığın en sık bulaşma yöntemi ise hiç kuşkusuz: Korumasız cinsel ilişki. Dünya üzerinde her yıl yaklaşık 3 milyon insan AIDS yüzünden ölüyor. Kimi zaman vücuda sinsice yerleşip uzun süre fark edilmeyen HIV virüsünü erkenden tespit edebilmek için mutlaka kontrol yaptırılması gerekiyor. Düzenli Check-Up yaptırılarak kan değerlerindeki değişimler, vücut fonksiyonlarındaki aksamalar kolayca belirlenebilir. Erken teşhis ile başlayan tedavi sayesinde hastalık kontrol altına alınarak; hastanın mümkün olan en az zararı görmesi sağlanabiliyor. Düzenli doktor kontrolü ve ilaç kullanımı ile hastalar, uzun yıllar yaşam kalitelerini koruyarak yaşamlarını sürdürebilirler. 

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz