Radyoembolizasyon Tedavisi Nedir? Nasıl Yapılır?

Karaciğer dokusunda var olan kanserin yanı sıra karaciğere metastaz yapmış farklı kanser vakalarının tedavisi için uygulanan radyoembolizasyon, mikroküre tedavisi olarak da bilinir. Çoğunlukla cerrahi tedavi seçeneği bulunmayan karaciğer kanseri vakalarında tercih edilen radyoembolizasyon, cerrahi girişim öncesinde, tümör boyutunu küçültmek için de uygulanabilir. 

 

Radyoembolizasyon Nedir?


Radyoembolizasyon, sistemik kanser tedavilerinden farklı olarak direkt olarak kanserli hücrelere etki eder. Sağlıklı hücre ve dokulara zarar vermez. 

Radyoembolizasyon tedavisinde çok küçük boyutlarda radyoaktif madde içeren mikroküreler kullanılır. Mikroküreler, kanserli dokuya dolaşım sistemi yardımıyla ulaşır ve kanserli dokunun olduğu bölgede radyoaktif enerji yayarak, kanserli hücrelerin oluşturduğu kitle olan tümörü yok eder. İşlem anjiyografi olarak tanımlanan teknikle yapılır. 

Hastaların %70 ila %80 oranında olumlu yanıt verdiği radyoembolizasyon işleminde amaç, karaciğer kanseri olan ya da karaciğer metastazlı hastaların hayat kalitesini artırmak ve yaşam süresini uzatmaktır.
 

Radyoembolizasyon Hangi Yöntemle Yapılır?


Radyoembolizasyon, anjiyografi işlemi ile çoğunlukla kasıktan karaciğer tümörünü besleyen damara girilerek, bölgedeki atardamara radyoaktif madde içeren mikrokürelerin enjekte edilmesi işlemi olarak tanımlanabilir. Mikroküreler içinde Y-90 radyonüklid ya da farklı bir deyişle Yttrium-90 adlı radyoaktif madde bulunur. Çok sayıda mikrokürenin karaciğeri besleyen damara bırakılmasıyla yapılan işlem, düşük yan etkiye sahip, karaciğer kanseri tedavisinde etkili bir yöntemdir. 

Mikrokürelerin, karaciğeri besleyen hepatik arter içerisine enjekte edilmesiyle radyoaktif madde, karaciğere ait damarlar aracılığıyla karaciğer tümörüne ulaşır ve tümör olan daha küçük damarlara yerleşir. 

Mikroküreler, kanserli dokuya radyoaktif enerji yayarak kanser hücrelerini yok eder. Bu sırada sağlıklı dokuya etkisi minimum düzeydedir. Bölgedeki kanser hücrelerinin ve dolayısıyla tümör dokusunun yok edilmesinin ardından mikroküreler birkaç hafta süreyle radyasyon yaymaya devam eder ve bir süre sonra etkisiz hâle gelir. 
 

Radyoembolizasyon Tedavi Planlaması Nasıl Yapılır?


Radyoembolizasyon tedavisinin kararı, onkoloji, nükleer tıp, radyoloji, genel cerrahi, gastroenteroloji ve patoloji gibi multidisipliner bir yaklaşımla verilir. Tüm bölüm hekimleri, hasta seçimi, tedavinin planlanması, hastanın takibi ve tedavinin değerlendirilmesin gibi konularda görev alır. 

Tedaviye başlanmadan önce yapılan anjiyografik işlemler, girişimsel radyoloji uzmanı tarafından yapılır. Nükleer tıp uzmanı hekim ise hastaya uygulanacak radyoaktif maddenin dozunun ayarlanması, tedavi sonrası yapılan girişimin değerlendirilmesinden sorumludur. 

Radyoembolizasyon uygulaması ise girişimsel radyolog ve nükleer tıp uzmanları tarafınca yürütülür. Bazı vakalarda radyoembolizasyon tedavisi öncesinde diğer tedavi türlerinin uygulanmasına son verilir. Diğer tedavi seçeneklerinin bırakılmasına ise onkoloji uzmanı karar verir. 

Radyoembolizasyon işleminden önce kişinin durumu ve tedaviye uygunluğu kanser konseyi tarafından değerlendirilir. Hastanın tedaviye uygun bulunması durumunda öncelikle kan tahlilleri yapılır. Radyoembolizasyon tedavi planlamasına BT (Bilgisayarlı tomografi) eşliğinde anjiyogram ile başlanır. 

Böylece kişinin karaciğer damarlarının tümü görüntülenerek haritalandırma yapılır. Tümörü besleyen atardamarlar saptanır. Karaciğeri besleyen atardamarın mide ya da bağırsak gibi diğer organlara gittiği saptanırsa bu damarlara spiral takılır. Böylece bu damarlar tıkanarak diğer organların zarar görmesi engellenir. 

Ardından tümörü besleyen atardamardan düşük dozda radyoaktif madde verilerek görüntüleme yapılır. Bu işlem sayesinde hekim, radyoaktif maddenin tümör tarafından ne kadar tutulduğunu ve sağlıklı dokulara ulaşıp ulaşmadığını saptar. Akciğere geçiş miktarının belirlenmesi de bu işlem sırasında yapılır. 

Radyoembolizasyon tedavisinin planlanması sırasında bu işlemle radyoaktif madde, tümör dokusuna ulaşır ve akciğerlere zarar verecek dozda geçmezse tedaviye geçilir. Bu aşamada nükleer tıp bölümü hekimi, hastaya tedavi için verilecek gerçek dozu belirler ve mikroküreler hazırlanır.
 

Radyoembolizasyon Tedavisi Nasıl Uygulanır?



·    Radyoembolizasyon planlama işlemini takip eden 15 gün içinde tedaviye başlanır. 
·    Kişinin rahatlaması için ağrı kesici ve sedatif nitelikte ilaçlar verilir.
·    Ardından kateter yerleştirilmesi için kasık bölgesine, çok küçük bir kesi yapılır. 
·    Femoral arter olarak tanımlanan kasık bölgesindeki atardamardan, karaciğer bölgesindeki hepatik artere doğru kateter yönlendirilir.
·    Radyoaktif madde içeren mikroküreler, tümörü besleyen atardamar içine yerleştirilen kateter aracılığıyla kan dolaşımına enjekte edilerek kanserli doku içine gönderilir. 
·    Mikroküreler, tümörü besleyen ince damarların içine yerleşir ve önceden nükleer tıp uzmanının belirlediği dozda radyoaktivite bölgeye salınır.
·    Mikrokürelerin içeriğindeki radyoaktif madde, tümör dokusunun etrafındaki sağlıklı karaciğer dokusuna son derece sınırlı etki yapar. Bu yüzden radyoembolizasyon tedavisinin tamamen hedefe yönelik olarak uygulandığı söylenebilir. 
Radyoembolizasyon Uygulaması Sonrası
·    Radyoembolizasyon tedavisinin uygulanmasının ardından hasta, bir gece hastanede yatırılarak gözlem altında tutulur ve işlemin ertesi günü taburcu edilir. 
·    Radyoembolizasyon işlemi tipik olarak 1 ila 1,5 saat kadar sürer. Tedaviden 2 hafta sonra poliklinik ziyareti planlanır ve hastanın kontrolleri yapılır. 
·    Hekimin gerekli görmesi durumunda radyoembolizasyon tedavisinden 1 ay sonra BT, MR ve / veya PET taramasının yanı sıra diğer laboratuvar testleri yapılır. 
·    Radyoembolizasyon uygulamasında tedavi bir seferde yalnızca karaciğerin bir lobuna uygulanır. Dolayısıyla karaciğerin diğer lobuna da tedavi uygulanması gerekiyorsa tekrar planlama yapılır. Karaciğerin diğer lobu için uygulanacak radyoembolizasyon aşamaları bir öncekinin aynısıdır.
 

Radyoembolizasyon Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?


·    Karaciğer ya da karaciğere metastaz yapan kanser vakalarının tedavisi için uygulanan radyoembolizasyon işlemi öncesinde verilen ilaçlar, kişinin bir miktar ağrı hissetmesine yol açabilse de işlemin kendisi genellikle ağrısızdır. 
·    Radyoembolizasyon tedavisi sonrasında kişide bulantı, kusma, düşük derecede ateş ve bitkinlik gibi grip benzeri yan etkiler görülebilir. 
·    Oluşan bu şikayetler destek tedavisi ile bir hafta içinde tamamen ortadan kalkar. 
·    Tedavinin ardından geçen 1-2 gün içinde hasta günlük aktivitelerine geri dönebilir. 
·    Radyoembolizasyon uygulaması yapılan ender vakalarda daha ciddi yan etkiler görülebilir. Bu gibi yan etkilerin azaltılması için ön değerlendirme, hasta seçimi ve planlama adımları dikkatle yapılmalıdır.
 

Radyoembolizasyon Tedavisinin Avantajları Nelerdir?


Karaciğer kanseri vakaları genellikle ileri evrede fark edilir. İlerlemiş vakalarda kesin tedavi seçeneği bulunmadığından tümörün yok edilmesi için radyoembolizasyon tedavisi son derece önemli bir yere sahiptir. Radyoembolizasyon tedavisinin avantajları şu şekilde sıralanabilir:

·    Cerrahi yöntemler ile tedavi edilmesi mümkün olmayan vakalarda hastanın yaşam süresini ve tedavisini arttırır.
·    Karaciğerde var olan tümör, radyoembolizasyon ile küçültülerek cerrahi tedavi ya da karaciğer nakli için olanak sağlar.
·    Tedavi hedefe yönelik olduğundan tümörün ortadan kaldırılması için kişiye uygulanan radyasyonun dozu güvenli şekilde arttırılabilir.
·    Tedavi sırasında açılan kesi son derece küçüktür.
·    İşlem gerektiğinde tekrarlanabilir.
·    Sistemik kanser tedavileri ile kıyaslandığında yan etkisi son derece azdır.

Radyoembolizasyon ile ilgili merak ettiğiniz konuları Grup Florence Nightingale Hastaneleri’nin uzman ekibine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Bize ulaşmak için web sitemizde yer alan iletişim formunu kullanabilir ya da 444 0436 numaralı telefonu arayabilirsiniz.