Prostat Kanseri Nedir?

Kanser, insan vücudunu oluşturan hücrelerin olağan dışı bölünmesi ve çoğalması ile organlarda ur adı verilen kitlelerin oluşmasıdır. Yapılan araştırmalar yüzden fazla kanser çeşidinin bulunduğunu kanıtlamıştır. Ancak bu kanser türlerinin hepsinin oluşması aynı şekilde gerçekleşir. Anormal hücreler kontrolsüz bir şekilde çoğalarak hastalığın oluşmasına neden olur. Kanser hastalığının tedavisinin başarı oranı erken teşhisle birlikte uygulanan tedavi ile artar. Geç kalınan kanser tedavileri ise insan hayatını riske atacak derecede tehlikelidir. Kanserler, insan vücudunda meydana geldiği organın ismine göre adlandırılır. Bu nedenle prostatta bir kanser başlangıcı söz konusu ise buna prostat kanseri denir. Deri kanseri ile prostat kanseri erkeklerde görülen en yaygın kanser türlerinden ikisidir. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi prostat kanserinde de erken tanı ve tedavi hayati önem taşır.

Prostat Kanseri Nedir?

Prostat; penis, prostat ve testisi içeren erkek üreme sisteminin bir parçasıdır. Prostat, mesanenin hemen alt kısmında, rektumun (kalın bağırsağın mesaneye bağlandığı son kısım) önünde yer alır. Boyutu hemen hemen bir ceviz kadardır ve üretrayı (idrarı mesaneden boşaltan tüp) çevreler. Spermin bir parçasını oluşturan seminal sıvının üretilmesini sağlar. Bir erkek yaşlandıkça prostat boyut olarak büyüme eğilimi içine girer. Bu durum da üretranın daralarak idrar akışının azalmasına neden olur. Halk arasında bu durum zaman zaman prostat kanseri ile karıştırılır. Ancak buna iyi huylu prostat hiperplazisi denir ve prostat kanseri ile aynı şey değildir. Prostatta meydana gelen kontrolsüz hücre çoğalmaları, prostat kanserinin oluşmasına neden olur. Bu kanser genellikle yavaş büyüme eğilimindedir ve başlangıçta yalnızca ciddi zarar veremeyeceği prostat beziyle sınırlı kalır. Bu tür yavaş ilerleyen kanserler bazı durumlarda tedavi gerektirmezken, daha agresif ve hızlı ilerleyen, tedavisinin çabuk yapılması gereken prostat kanserleri de vardır. Kanser, erken teşhis edilmiş ve henüz prostat beziyle sınırlıysa tedavisi büyük oranda başarılı olur. Ancak erken teşhis edilmeyen durumlarda risk diğer kanser türlerine göre daha yüksek olabilir. Çünkü prostat kanseri, diğer kanser türlerine göre vücutta bulunan diğer organlara daha hızlı yayılır. Bu nedenle kanserin ilerlemesi takip edilerek tedavisinin uygun şekilde yapılması gerekir.

Prostat Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Prostat kanseri çoğu zaman erken evrelerde hiçbir belirti veya semptom göstermez. Ancak ilerlemiş prostat kanserinin birçok belirtisi vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
  • Gece uykuya dalarken ve uykudayken sık sık idrara çıkma,
  • İdrar yapma esnasında akışın kesintili olması ve mesanenin tamamen boşalmadığı hissi,
  • Kanserin ilerleyen seviyelerinde idrarda kan görülmesi,
  • İlişki sırasında veya mastürbasyon sırasında açığa çıkan seminal sıvıda kan görülmesi,
  • Bütün hastalarda görülmemekle birlikte idrar yaparken yanma ve ağrı,
  • Prostatın genişlemesinden dolayı otururken rahatsızlık veya ağrı hissetmek.
Kanserin prostat bezinden diğer organlara yayılması halinde ise başka belirtiler ortaya çıkabilir. Bu belirtilerden bazıları ise şu şekilde sıralanabilir:
  • Sırt, kalça, uyluk, omuz veya diğer kemiklerde ağrı,
  • Bacaklarda veya ayaklarda hissedilen ağrı veya oluşan ödem,
  • Beslenme alışkanlıklarının ve günlük yaşamın değişmemesine rağmen istenmedik kilo kaybı,
  • Bağırsak alışkanlıklarında bozukluk ve yorgunluk.
Bu belirtiler prostat kanserinde veya kanserin diğer dokulara yayılması durumunda meydana gelebilir. Ancak bu her zaman kanser anlamına gelmez. Bu nedenle oluşabilecek belirtiler dikkate alınarak gerekli kontrolleri yaptırmak önemlidir.

Prostat Kanseri Nedenleri Nelerdir?

Yapılan bilimsel çalışmalar henüz prostat kanserine neyin neden olduğunu kesin bir şekilde ortaya koyamamıştır. Ancak prostatta meydana gelen anormal hücre artışının bu hastalığa neden olduğu bilinmektedir. Anormal hücrelerin DNA'sında meydana gelen değişimler, hücrelerin normal hücrelerden daha hızlı büyümesine ve bölünmesine neden olur. Vücudumuzu meydana getiren bütün normal hücrelerin belirli bir ömrü vardır ve zamanı geldiğinde ölür. Ancak kanser hücrelerinin DNA'sında bu kod değişmiştir ve hücreler ölmesi gerektiğinde ölmez. Bu nedenle anormal hücre artışları meydana gelir ve tümör oluşur. Genelde artan yaşla birlikte risk artar, 50 yaşın üzerinde hastalığın meydana gelme olasılığı daha da yükselir. Bilimsel çalışmalar, prostat kanserinin Afrikalı erkekler arasında Asyalı erkeklerden daha yaygın olduğunu göstermiştir. 60 yaşına gelmeden prostat kanseri teşhisi koyulmuş bir erkek kardeş veya baba olması, kanser riskini artırır. Ayrıca bazı çalışmalar meme kanseri teşhisi koyulmuş kadın bir akrabanın da riski artırdığını göstermiştir. Obezite ve modern yaşamın getirdiği hareketsizlik de prostat kanser riskinin artmasına neden olur. Bu nedenle düzenli egzersiz yapmak ve fazla kilolardan kaçınmak önem arz eder. Vücutta artan kalsiyum miktarının da prostat kanserine neden olabileceği düşünülür.

Prostat Kanseri Tanısı Nasıl Konulur?

Prostat kanserinin teşhisi için kesin bir tarama testi yoktur. Bu nedenle çoğu sağlık kuruluşu belirti göstermeyen erkeklerde tarama yapmaz. Çünkü yapılacak bu taramanın ilgili birey için faydalı olup olmadığı konusunda kesin bir çalışma yoktur. Ancak 50 yaşını aşmış olan ve bir kısım belirtiler gösteren erkeklerde gerekli taramaların yapılması önem taşır. Prostat kanserinin teşhisi için uygulanan yöntemlerden birisi rektal muayenedir. Bu muayenede doktor rektuma bitişik prostatı incelemek için rektumu el ile muayene eder. Muayene için doktor parmağını rektumdan sokarak prostat bezinin dokusunda herhangi bir anormalliğin olup olmadığı inceler. Bunun dışında prostat spesifik antijen (PSA) testi de uygulanabilir. Bu testte hastadan kan örneği alınır ve kanda prostat bezinin ürettiği PSA analizi yapılır. Analiz sonucunda kanda dolaşan az miktarda PSA bulunması beklenir. Ancak tam tersi durumlarda prostat enfeksiyonu, inflamasyon, genişleme veya kanser oluşma riski vardır. Bu iki yöntem, kanserin belirtileri olabilecek durumları saptamak için kullanılır. Bu sonuçlarda bir anormallik olması halinde ultrason, prostat dokusu örneği incelemesi ve MRG füzyonu gibi yöntemlerden faydalanılır. Transrektal ultrason ile prostatın yapısı daha ayrıntılı bir şekilde incelenir. Bu yöntemde rektumdan parmak kalınlığında küçük bir cihaz yerleştirilir ve prostat bezinin görüntüsünü oluşturmak için ses dalgaları kullanılır. Prostat dokusundan biyopsi ile örnek alınarak da inceleme yapılabilir. Bu yöntemde prostattan iğne yardımı ile bir parça alınır ve kanserli doku olup olmadığı incelenir. MRG füzyonu da biyopsiyi destekleyici görüntülenme tekniğidir. Bu yöntem de bazı doktorlar tarafından tercih edilebilir. Ayrıca PSA sonuçlarına göre MRI taraması da kullanılan teşhis yöntemlerinden biridir.

Prostat Kanseri Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Kanser tedavilerinde tıbbi onkologlar, cerrahlar ve radyasyon onkologları da dahil olmak üzere birçok uzman ortak bir çalışma yürütür. Prostat kanseri için de tedavi süreci çoğu zaman bu ortak çalışma ile yürütülür. Bu tedavi süreçlerinden birisi radyasyon tedavisidir. Bu tedavide amaç iyonlaştırıcı radyasyon veya fotonların kullanılarak kanser hücrelerinin öldürülmesidir. Uygulanan bu tedavide kanser hücrelerinin DNA'sına zarar verilerek yok olmaları sağlanır. Yapılan araştırmalar prostat kanseri tedavisinde radyasyon tedavisinin, cerrahi tedavi kadar etkili olduğunu göstermiştir. Cerrahi tedavide de radikal prostatektomi olarak bilinen ameliyatla tüm prostat bezini çıkartmak, kanserin henüz çevre dokulara yayılmadığı erkeklerde etkili bir çözümdür. İlerleyen veya tekrarlayan prostat kanserinde ise lenf düğümlerinin çıkarılması gibi diğer cerrahi tedaviler de uygulanabilir. Testosteron, prostat kanserlerinin büyümesi için gerekli ögeleri sağlar. Bu nedenle hastalara bazı ilaçlar verilerek testosteron üretiminin kısıtlanması sağlanır. Böylece kanser hücrelerinin çoğalmasının önüne geçilir. Ancak bu tedavide azalan testosteron hormonunun kilo alımı, ani ruh hali değişimleri, sıcak basması gibi yan etkileri vardır. Ayrıca kanser hücrelerinin daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla kemoterapi de sıkça uygulanan bir tedavi yöntemidir. Ancak kemoterapi hastalığın tam olarak ortadan kaybolmasını sağlamaz. Hücrelerin ilerlemesini durdurduğundan semptomatik iyileşme söz konusu olabilir. Çoğu zaman kesin iyileşme için kemoterapinin ardından diğer tedavi yöntemleri kullanılır.
Eğer sizin de ailenizde meme kanseri ve prostat kanseri varsa ve 50 yaşın üstündeyseniz unutmayın ki risk grubundasınız. Bu nedenle yukarıda belirtilen bütün semptomları dikkate alarak bir sağlık kuruluşundan muayene için randevu alabilir ve gerekli taramaları yaptırabilirsiniz.
Prostat kanseri ile ilgili merak ettiğiniz konuları Grup Florence Nightingale Hastaneleri’nin uzman ekibine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Bize ulaşmak için web sitemizde yer alan iletişim formunu kullanabilir ya da 444 0436 numaralı telefonu arayabilirsiniz.

İlgili Yazılar: