Arama

Üzgünüz, Aradığınız Sonuç Bulunamadı

Aramanızla eşleşen herhangi bir sonuç bulunamadı, lütfen arama terimlerinizi değiştirerek tekrar deneyiniz.

Sinüzit Nedir? Kapsamlı Rehber: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yolları

image

Sinüzit, burun ve göz çevresindeki hava dolu boşluklar olan sinüslerin iltihaplanması durumudur. Toplumda oldukça yaygın görülen bu sağlık sorunu, milyonlarca insanı etkilemektedir. Genellikle soğuk algınlığı, alerjik reaksiyonlar veya enfeksiyonlar sonrasında ortaya çıkarak günlük yaşam kalitesini düşüren belirtilere yol açar. Bu durum, akut veya kronik olarak farklı şekillerde seyredebilir ve her iki türü de belirgin rahatsızlıklara neden olur.

İçeriğimizde, hastalığın en yaygın sinüzit belirtileri, bu rahatsızlığa yol açan temel sinüzit nedenleri ve etkili sinüzit tedavisi yöntemleri gibi konuları detaylı bir şekilde ele alacağız. Sinüzitle mücadele edenler veya bu konuda bilgi edinmek isteyenler için hazırlanan bu rehber, bilimsel verilere dayanarak pratik ve anlaşılır bilgiler sunacaktır. Amacımız, sinüzit hakkında akıldaki tüm soru işaretlerini gidermek ve doğru adımlar atmanıza yardımcı olmaktır.

Sinüzit Nedir?

Sinüzit, burun çevresindeki kemiklerin içinde yer alan ve sinüs adı verilen hava dolu boşlukların iltihaplanmasıdır. Solunum sisteminin bir parçası olan bu sinüsler, solunan havayı ısıtıp nemlendirmek, sesin tınısını düzenlemek ve kafatası ağırlığını hafifletmek gibi görevler üstlenir. Sağlıklı sinüsler, ürettikleri mukusu burun boşluğuna akıtarak toz ve bakteri gibi yabancı partiküllerin temizlenmesini sağlar. Bu hassas denge bozulduğunda ve sinüs kanalları tıkandığında ortaya çıkan iltihaplanma, sinüziti oluşturur.

Sinüzit, sinüsleri kaplayan mukoza zarının soğuk algınlığı, grip veya alerjiler nedeniyle şişmesiyle başlar. Mukozanın şişmesi, sinüslerin buruna açılan kanallarını tıkar ve mukusun içeride birikmesine yol açar. Drenajı engellenen ve hava alamayan bu ortam, bakteri veya virüslerin üremesi için ideal bir zemin oluşturarak sinüs enfeksiyonu gelişimine neden olur. Bu durum, yüzde ağrı ve basınç hissi, burun tıkanıklığı, baş ağrısı ve öksürük gibi tipik belirtilerle kendini gösterir.

Sinüzit, süresine göre iki ana kategoriye ayrılır. Akut sinüzit, aniden başlayan ve belirtileri genellikle dört haftadan kısa süren iltihaplanmadır. Belirtileri oldukça şiddetlidir ve genellikle bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkar. Yüksek ateş, yüzde ve üst dişlerde hissedilen yoğun ağrı ve koyu renkli burun akıntısı bu dönemin tipik özelliklerindendir. Genellikle doğru yaklaşımlarla kısa sürede iyileşme gösterir.

Kronik sinüzit ise belirtilerin 12 haftadan daha uzun sürdüğü veya yıl içinde sık sık tekrarlandığı bir durumdur. Kronik formda belirtiler genellikle daha hafiftir ancak geniz akıntısı, koku alma duyusunda azalma ve sürekli bir yorgunluk hissi gibi kalıcı rahatsızlıklar yaratır. Bu tür, genellikle alerjiler, nazal polipler veya burun içindeki yapısal bozukluklar (septum deviasyonu gibi) nedeniyle sinüs kanallarının sürekli tıkalı kalmasından kaynaklanır. Tedavisi, altta yatan nedenin belirlenmesini gerektirdiği için akut sinüzite göre daha uzun süreli ve kapsamlı bir yaklaşım gerektirir.

Sinüzitin Belirtileri Nelerdir?

Sinüslerin iltihaplanmasıyla ortaya çıkan sinüzit, yaşam kalitesini düşüren belirgin şikayetlerle kendini gösterir. Bu rahatsızlığın en yaygın sinüzit belirtileri arasında yüz ve baş bölgesinde hissedilen ağrı, burun tıkanıklığı ve renkli burun akıntısı yer alır. Yüzdeki ağrı; iltihaplı sinüslerin konumuna göre yanak, alın veya göz çevresinde yoğun bir basınç hissi şeklinde ortaya çıkar. Bu ağrı, genellikle başı öne eğmekle artar. Burun tıkanıklığı ise sinüs kanallarının şişmesi nedeniyle nefes almayı zorlaştırarak uyku kalitesini olumsuz etkiler. Burun akıntısı genellikle sarı veya yeşil renkte ve yoğundur.

Sinüzite bağlı baş ağrısı, en sık karşılaşılan şikayetlerden biridir. Genellikle alın ve şakak bölgesinde zonklama veya basınç şeklinde hissedilen bu ağrı, özellikle sabah saatlerinde daha belirgindir. Bir diğer önemli belirti olan yoğun geniz akıntısı, biriken mukusun boğazın arkasına doğru akmasıyla meydana gelir. Bu durum sürekli boğaz temizleme ihtiyacı, tahriş ve ses kısıklığına yol açabilir. Özellikle gece yatarken artan geniz akıntısı, uyku düzenini bozarak yorgunluğa neden olur.

Bu temel semptomlara ek olarak farklı şikayetler de görülebilir. Geniz akıntısının boğazı tahriş etmesiyle tetiklenen öksürük, özellikle geceleri şiddetlenir. Sinüslerin tıkalı olması, koku alma duyusunun zayıflamasına veya tamamen koku kaybı yaşanmasına sebep olabilir. Tat alma duyusu da kokuyla yakından ilişkili olduğu için bu durumdan etkilenebilir. Vücudun enfeksiyonla mücadelesi nedeniyle halsizlik, yorgunluk, hafif ateş, kötü ağız kokusu ve kulaklarda dolgunluk hissi gibi genel belirtiler de sinüzite eşlik edebilir.

Sinüzit belirtileri, hastalığın süresine göre farklılık gösterir. Akut sinüzitte belirtiler aniden başlar, daha şiddetlidir ve genellikle dört haftadan kısa sürer. Kronik sinüzitte ise belirtiler on iki haftadan uzun sürer veya yıl içinde sürekli tekrarlar ancak genellikle daha hafif seyreder. Belirtilerin şiddeti veya süresi ne olursa olsun doğru tanı ve tedavi için bir sağlık uzmanına başvurmak, hastalığın ilerlemesini önlemek açısından büyük önem taşır.

Sinüzit Nedenleri Nelerdir?

Sinüzit, pek çok farklı faktörün tetiklediği yaygın bir sağlık sorunudur. Genellikle burun tıkanıklığı, yüz ağrısı ve baş ağrısı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durumun altında yatan çeşitli sinüzit nedenleri vardır. Bu nedenleri anlamak, doğru teşhis ve etkili tedavi için ilk adımdır.

Sinüzitin en sık rastlanan nedeni viral enfeksiyonlardır. Grip veya soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan virüsler, sinüs zarını iltihaplandırarak şişirir ve mukus üretimini artırır. Bu durum, sinüs boşluklarının tıkanmasına ve havalanmasının bozulmasına neden olur. Viral enfeksiyonlar genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçse de bazen bakteri üremesi için uygun bir ortam hazırlayabilir.

Viral enfeksiyonların ardından gelişen bakteriyel enfeksiyonlar, akut sinüzitin bir diğer önemli sebebidir. Tıkanan sinüslerde biriken mukus, bakterilerin çoğalması için ideal bir zemin hazırlar. Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae ve Moraxella catarrhalis gibi bakteriler, sinüslerde enfeksiyona yol açarak iltihaplanmayı şiddetlendirir. Kronik sinüzit durumlarında ise farklı bakteri türleri veya mantarlar da rol oynayabilir.

Alerjik reaksiyonlar da önemli sinüzit nedenleri arasındadır. Polen, ev tozu akarları veya hayvan tüyleri gibi alerjenler, burun ve sinüs mukozasında şişliğe yol açarak iltihabı tetikler. Bu durum, sinüslerin drenajını bozarak mukusun birikmesine ve sinüzit gelişimine zemin hazırlar. Özellikle mevsimsel ya da yıl boyu süren alerjileri olan kişilerde alerjik sinüzit daha sık görülür. Zaten alerjik rinit ile sinüzit arasında da yakın bir ilişki bulunur.

Anatomik sorunlar da sinüzit oluşumunda rol oynayabilir. Burun boşluğunu ikiye ayıran bölmedeki eğrilik olan burun eğriliği (septum deviasyonu), bir veya her iki burun geçidini daraltarak sinüslerin boşalmasını zorlaştırabilir. Benzer şekilde, burun veya sinüs içinde oluşan et parçaları olarak bilinen nazal polip, sinüs kanallarını tıkayarak mukus birikimine ve iltihaplanmaya neden olur. Bu gibi yapısal engeller, tekrarlayan veya kronik sinüzit vakalarında sıkça görülür.

Çevresel faktörler ve yaşam tarzı alışkanlıkları da sinüs sağlığını olumsuz etkileyebilir. Özellikle şehirlerde yaygın olan hava kirliliği, solunum yollarını tahriş ederek iltihabı tetikleyebilir. Benzer şekilde, sigara dumanı hem aktif hem de pasif içicilerde sinüslerin savunma mekanizmalarını zayıflatarak sinüzit riskini artırır. Kuru hava ve kimyasal tahriş ediciler de mukoza yapısını bozarak iltihaplanmaya zemin hazırlayabilir. Ayrıca, bağışıklık sisteminin zayıf olması da önemli bir risk faktörüdür. Şeker hastalığı, HIV gibi kronik rahatsızlıkları olan veya bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanan kişiler, enfeksiyonlara daha açık hale geldiği için sinüzit riskiyle daha sık karşılaşır. Tüm bu faktörler, çeşitli sinüzit nedenleri arasında yer alarak sinüslerin hassas dengesini bozar ve iltihaplanmayı tetikler.

Sinüzit Çeşitleri Nelerdir?

Sinüzit, altında yatan nedenlere ve belirtilerin süresine bağlı olarak farklı türlere ayrılır. Bu rahatsızlık tek bir durumdan ibaret olmayıp, hastalığın seyrine göre çeşitli şekillerde sınıflandırılır. Doğru teşhis ve tedavi planı için sinüzit çeşitleri arasındaki farkları bilmek kritik rol oynar. Her bir tür, kendine özgü belirtiler ve tedavi yaklaşımları gerektirir. Temel sinüzit çeşitleri; akut, kronik, alerjik ve fungal sinüzit olarak sıralanabilir.

Akut Sinüzit En yaygın görülen tür olan akut sinüzit, genellikle soğuk algınlığı veya grip gibi viral enfeksiyonlar sonrası ortaya çıkar. Belirtiler aniden başlar, hızla şiddetlenir ve dört haftadan kısa sürer. Bu dönemde burun tıkanıklığı, sarı-yeşil renkte burun akıntısı, yüzde basınç hissi, baş ağrısı, ateş ve öksürük gibi şikayetler yoğundur. Viral enfeksiyonlar zemin hazırlasa da bazen bakteriyel enfeksiyonlar da akut sinüzit tablosuna eklenebilir. Tedavide genellikle belirtileri hafifletmeye yönelik dekonjestanlar ve ağrı kesiciler kullanılır. Bakteriyel bir enfeksiyondan şüpheleniliyorsa hekim tarafından antibiyotik tedavisi de önerilebilir. Doğru yaklaşımla akut sinüzit genellikle tamamen iyileşir. Kronik Sinüzit Kronik sinüzit, belirtilerin 12 haftadan uzun sürdüğü veya yıl içinde sık sık tekrarlandığı inatçı bir durumdur. Yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren bu türde belirtiler daha hafif ancak kalıcıdır. Sürekli geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, koku alma duyusunda zayıflama ve yüzde dolgunluk hissi en sık görülen şikayetlerdir. Kronik sinüzit genellikle nazal polipler, burun eğriliği (septum deviasyonu), alerjiler veya bağışıklık sistemi sorunları gibi altta yatan bir nedene bağlı olarak gelişir. Bu nedenle tedavisi, bu temel sorunu çözmeye odaklanır. Kortikosteroidli burun spreyleri, uzun süreli antibiyotik kullanımı ve nazal yıkama, kronik sinüzit yönetiminde sıkça başvurulan yöntemlerdir. İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda ise sinüs kanallarını açmayı hedefleyen endoskopik sinüs cerrahisi gündeme gelebilir. Alerjik Sinüzit Alerjik sinüzit, polen, ev tozu akarları, küf sporları veya hayvan tüyleri gibi belirli alerjenlere karşı gelişen bir iltihaplanma türüdür. Alerjenle temas edildiğinde bağışıklık sistemi aşırı tepki verir. Bu tepki, sinüs mukozasının şişmesine, mukus üretiminin artmasına ve kanalların tıkanmasına yol açar. Alerjik sinüzit tablosuna genellikle hapşırma, burun ve gözlerde kaşıntı, şeffaf burun akıntısı gibi tipik alerji belirtileri eşlik eder. Tedavinin temelini alerjenlerden kaçınmak, antihistaminik ilaçlar ve kortizonlu burun spreyleri oluşturur. Belirtilerin kontrol altına alınamadığı durumlarda ise immünoterapi (alerji aşısı) uzun vadeli bir çözüm sunabilir. Bu durum, iltihabın sadece burunda kalmayıp sinüslere de yayılmasıyla alerjik rinitten ayrılır. Fungal Sinüzit Daha nadir rastlanan bir tür olan fungal sinüzit, sinüs boşluklarında mantarların çoğalmasıyla ortaya çıkar. Genellikle bağışıklık sistemi zayıf olan veya diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerde görülmekle birlikte sağlıklı bireylerde de gelişebilir. Kendi içinde alerjik fungal sinüzit, mantar topu (miçetoma) ve çevre dokulara yayılan invaziv fungal sinüzit gibi farklı alt tiplere ayrılır. Özellikle invaziv formu, bağışıklığı baskılanmış hastalarda hızla ilerleyerek hayati tehlike oluşturabilir. Belirtileri diğer türlere benzese de daha şiddetli ve inatçı olabilir. Teşhisi görüntüleme yöntemleri ve doku örneği incelemesiyle kesinleşir. Tedavisi ise antifungal ilaçların yanı sıra enfekte dokuların cerrahi olarak temizlenmesini gerektirir.

Sinüzit Tanısı Nasıl Konulur?

Sinüzit şüphesiyle doktora başvurulduğunda sinüzit tanısı koymak için detaylı bir değerlendirme yapılır. Hekim, ilk adımda hastanın yüz ağrısı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, baş ağrısı, koku alma güçlüğü ve ateş gibi şikayetlerini dinler. Ayrıca hastanın tıbbi geçmişi, geçirdiği enfeksiyonlar ve mevcut alerjileri de tanı sürecinde önemli ipuçları verir. Bu görüşmeyi, sinüs bölgelerinde hassasiyetin, burun içinde ise kızarıklık, şişlik veya akıntı olup olmadığını kontrol eden bir fiziksel muayene takip eder.

Fiziksel muayenenin yetersiz kaldığı durumlarda daha detaylı bir inceleme için nazal endoskopi yöntemine başvurulur. Bu işlemde, ucunda kamera bulunan ince ve esnek bir tüp olan endoskop ile burun boşluğuna girilerek sinüs girişleri ve burun içi yapılar doğrudan görüntülenir. Endoskopi sayesinde iltihabın derecesi, polip varlığı, yapısal bozukluklar ve akıntının kaynağı net şekilde saptanır. Bu yöntem, özellikle kronik sinüzit şüphesi taşıyan hastalarda değerli veriler sunar.

Kesin sinüzit tanısı koymak için genellikle görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Bunlar arasında en sık başvurulan yöntem sinüs tomografisi (Bilgisayarlı Tomografi - BT) olarak öne çıkar. Bu görüntüleme tekniği; sinüslerin kemik yapılarını, mukoza kalınlaşmalarını, kistleri ve polipleri ayrıntılı olarak gösterir. Böylece enfeksiyonun yaygınlığı, tıkanıklıkların yeri ve olası bir cerrahi müdahalenin planlaması için kritik bilgiler elde edilir. Manyetik Rezonans (MR) ise daha çok yumuşak doku lezyonları, tümör şüphesi veya mantar sinüziti gibi özel durumlarda tercih edilir.

Hastanın şikayetleri mevsimsel veya sürekli alerjik reaksiyonları düşündürüyorsa sinüzit tanısı sürecine alerji testleri de dahil edilir. Cilt prick testi veya kan testleri kullanılarak hastanın hangi alerjenlere duyarlı olduğu saptanır. Alerjik rinit, sinüslerin iltihaplanmasına zemin hazırlayan önemli bir faktör olduğu için bu testlerin sonuçları önemlidir. Bu testlerin sonuçları, alerjik sinüzitin yönetilmesi ve atakların önlenmesi için yol göstericidir. Hekim, tüm bu değerlendirmelerin ışığında en doğru teşhisi koyarak kişiye özel bir tedavi planı oluşturur.

Sinüzit Tedavi Yöntemleri

Sinüzit tedavisinde doğru yöntemlerin belirlenmesi, hastanın rahatlaması ve iyileşmesi için kritik öneme sahiptir. Tedavi seçenekleri; hastalığın şiddetine, tipine (akut veya kronik) ve temel nedenine göre farklılık gösterir. İlk etapta genellikle evde uygulanabilecek basit yöntemlerle başlanır, ardından ilaç tedavileri ve gerektiğinde cerrahi müdahale devreye girebilir.

Evde Uygulanabilecek Yöntemler Sinüzit belirtileri başladığında veya hafif seyrettiğinde evde uygulanabilecek bazı yöntemler semptomların hafifletilmesine yardımcı olabilir. Bol sıvı tüketimi, mukusun incelmesine ve sinüslerden daha kolay atılmasına olanak tanır. Vücudun enfeksiyonla savaşabilmesi için dinlenmek de önemlidir. Ayrıca, burun tıkanıklığını gidermek ve sinüsleri temizlemek amacıyla burun yıkama yöntemleri etkili sonuçlar verebilir. Tuzlu su solüsyonları (salin solüsyonları) ile yapılan nazal yıkamalar, burun içindeki iltihabı azaltıp mukusu temizleyerek rahatlama sağlar. Bu yöntemler burun geçişlerini nemlendirerek tahrişi de azaltır. Nemli hava solumak için buhar makineleri veya sıcak duşlar da sinüslerin açılmasına destek olabilir. İlaç Tedavileri Evde uygulanan yöntemlerle rahatlama sağlanamadığında veya semptomlar daha şiddetli hale geldiğinde ilaç tedavilerine başvurulur. Ağrı kesiciler ve ateş düşürücüler (parasetamol veya ibuprofen gibi) baş ağrısını ve genel rahatsızlık hissini hafifletmek için kullanılabilir. Dekonjestanlar burun tıkanıklığını azaltarak nefes almayı kolaylaştırır ancak uzun süreli kullanımları sakıncalı olabileceğinden doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Bakteriyel bir enfeksiyon şüphesi varsa doktor tarafından antibiyotik tedavisi reçete edilebilir fakat virüs kaynaklı sinüzitlerde antibiyotiklerin bir faydası olmaz. Enflamasyonu azaltmaya yönelik olarak doktorunuz kortikosteroid içeren burun spreyleri önerebilir. Bu spreyler, sinüslerdeki şişliği azaltarak hava akışını iyileştirir ve mukus drenajına yardımcı olur. Bu ilaçların tamamı, doktor tavsiyesi ve gözetimi altında kullanılmalıdır. Doğru uygulanan bir sinüzit tedavisi, kısa sürede iyileşmeyi sağlayabilir. Cerrahi Müdahale Kronik sinüzit vakalarında veya tekrarlayan akut sinüzit ataklarında, ilaç tedavileri yeterli gelmediğinde cerrahi müdahale gündeme gelebilir. Genellikle tercih edilen yöntem endoskopik sinüs cerrahisidir. Bu minimal invaziv prosedürde bir endoskop yardımıyla sinüs boşlukları görüntülenir ve tıkanıklığa neden olan yapılar (polip, kemik anomalileri veya iltihaplı dokular gibi) çıkarılarak sinüslerin doğal drenaj yolları açılır. Bu sayede sinüslerin havalanması ve mukus akışının sağlanması amaçlanır. Cerrahi, genellikle daha kalıcı bir çözüm sunarak hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir. Ameliyat sonrası dönemde de doktor kontrollerine ve önerilen tedavilere devam etmek, iyileşme sürecini desteklemek açısından önemlidir.

Sinüzitten Korunma Yolları

Sinüzit, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen rahatsız edici bir durumdur. Ancak alınacak bazı basit ama etkili önlemlerle bu iltihaplanmanın önüne geçmek mümkündür. İşte sinüzitten korunma konusunda yardımcı olacak pratik adımlar:

  • El Hijyenine Özen Gösterin: Ellerinizi düzenli olarak sabun ve suyla yıkamak, burun ve boğaz yoluyla vücuda girebilecek virüs ve bakterilerin yayılmasını engeller. Özellikle toplu taşıma araçlarını kullandıktan veya kalabalık ortamlarda bulunduktan sonra bu alışkanlık büyük önem taşır.
  • Tahriş Edicilerden Uzak Durun: Sigara dumanı ve yoğun hava kirliliği gibi çevresel faktörler, burun mukozasını tahriş ederek sinüslerin iltihaplanmasına zemin hazırlayabilir. Hem aktif hem de pasif içicilikten kaçınmak, sinüs sağlığı için kritik bir adımdır.
  • Alerjenleri Kontrol Altına Alın: Polen, toz akarları veya hayvan tüyleri gibi alerjenler, sinüslerde tıkanıklığa ve iltihaplanmaya yol açabilir. Alerjiniz varsa hekiminizin önerdiği ilaçları düzenli kullanmak ve alerjenlere maruziyeti azaltmak, sinüzitten korunma sürecinde etkili bir yöntemdir.
  • Ortam Havasını Nemlendirin: Özellikle kış aylarında kaloriferlerin etkisiyle kuruyan iç mekan havası, sinüs mukozasının tahriş olmasına neden olabilir. Evde veya iş yerinde buhar makinesi kullanarak ortamı nemlendirmek, sinüslerin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Yeterli nem seviyesi, mukozanın doğal koruma fonksiyonunu destekler.
  • Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirin: Bol sıvı tüketmek, mukusun incelmesine yardımcı olur. Dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve yeterince uyumak ise bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini artırır. Güçlü bir bağışıklık sistemi, sinüzit riskini de azaltır.

Sıkça Sorulan Sorular
Sinüzit, iltihabi bir durum olduğu için doğrudan bulaşmaz. Ancak sinüzite sıkça neden olan nezle veya grip gibi viral enfeksiyonlar bulaşıcıdır. Dolayısıyla sinüzitli bir kişiden hastalığın kendisini değil, hastalığa yol açan virüsü kapabilirsiniz. Bu virüs de sizde sinüzit gelişimini tetikleyebilir.
Tedavi edilmediğinde akut sinüzit, 12 haftadan uzun süren ve yaşam kalitesini düşüren kronik sinüzite dönüşebilir. İnatçı baş ve yüz ağrıları, burun tıkanıklığı ve yorgunluk kalıcı hale gelebilir. Daha nadir fakat tehlikeli bir risk ise enfeksiyonun göz çukuru veya beyin gibi çevre dokulara yayılmasıdır. Bu durum menenjit veya apse gibi hayati tehlike taşıyan komplikasyonlara neden olabilir.
Sinüzit şikayetleriniz için öncelikle aile hekiminize danışabilirsiniz. Hekiminiz, ilk değerlendirmenin ardından sizi bir Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanına yönlendirebilir. Özellikle belirtileriniz uzun sürüyorsa veya sık tekrarlıyorsa doğrudan bir KBB uzmanı ile görüşmeniz, tanı ve tedavi sürecini hızlandıracaktır.
Hamilelikte sinüzit tedavisi, anne ve bebeğin sağlığı gözetilerek planlanır. Genellikle ilk adım olarak tuzlu suyla burun yıkama, buhar soluma gibi ilaç dışı yöntemler önerilir. İlaç gerekliyse hekim, hamilelikte kullanımına onay verilmiş spreyleri veya antibiyotikleri reçete edebilir. Bu süreçte doktor onayı olmadan hiçbir ilaç veya bitkisel ürün kullanılmamalıdır.
Bu iki durum sıklıkla karıştırılsa da temel farklar belirtilerde yatar. Sinüzit ağrısı, yüze ve alına yayılan bir basınç hissiyle karakterizedir ve genellikle burun tıkanıklığı ile renkli akıntı gibi ek belirtiler eşlik eder. Migren ağrısı ise çoğunlukla zonklayıcı, tek taraflı ve şiddetlidir. Migrene bulantı, kusma, ışığa ve sese karşı hassasiyet gibi nörolojik belirtiler eşlik eder. Doğru tanı için bu belirti kümelerine dikkat etmek gerekir.
Doğal yöntemler, medikal tedaviyi destekleyerek belirtilerin hafiflemesine yardımcı olabilir. Tuzlu suyla burun yıkama, buhar soluma, bol sıvı tüketme ve dinlenme gibi uygulamalar rahatlama sağlar. Ancak bu yöntemler, özellikle bakteriyel enfeksiyonlarda tek başına bir tedavi değildir. Belirtileriniz şiddetliyse veya birkaç gün içinde iyileşme göstermiyorsa tıbbi tedavi için mutlaka doktora başvurmalısınız.
Web ve Tıbbi Yayın Kurulu
PROF.DR. CAHİT GAFFAR ASLAN
PROF.DR. CAHİT GAFFAR ASLAN
Kulak Burun Boğaz
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. ESRA ERYAMAN YEL
PROF.DR. ESRA ERYAMAN YEL
Kulak Burun Boğaz
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. MEHMET TINAZ
PROF.DR. MEHMET TINAZ
Kulak Burun Boğaz
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. BORA BAŞARAN
PROF.DR. BORA BAŞARAN
Kulak Burun Boğaz
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. MESUT SABRİ TEZER
PROF.DR. MESUT SABRİ TEZER
Kulak Burun Boğaz
Ataşehir
Florence Nightingale Hastanesi
Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi
DOÇ.DR. ALAETTİN ALİ OĞUZ
DOÇ.DR. ALAETTİN ALİ OĞUZ
Kulak Burun Boğaz
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
DOÇ.DR. ALİ OKAN GÜRSEL
DOÇ.DR. ALİ OKAN GÜRSEL
Kulak Burun Boğaz
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
DOÇ.DR. EMRE ALTUĞ YÜCEL
DOÇ.DR. EMRE ALTUĞ YÜCEL
Kulak Burun Boğaz
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
DOÇ.DR. MAZHAR ÇELİKOYAR
DOÇ.DR. MAZHAR ÇELİKOYAR
Kulak Burun Boğaz
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. ELÇİN ARITÜRK
UZM.DR. ELÇİN ARITÜRK
Kulak Burun Boğaz
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
OP.DR. SEYİT AHMET AYDOĞMUŞ
OP.DR. SEYİT AHMET AYDOĞMUŞ
Kulak Burun Boğaz
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
OP.DR. ERKAN AKTAN
OP.DR. ERKAN AKTAN
Kulak Burun Boğaz
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
OP.DR. AHMET BOZKURT
OP.DR. AHMET BOZKURT
Kulak Burun Boğaz
Kadıköy
Florence Nightingale Tıp Merkezi
Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi
OP.DR. TUĞÇE TÜRKER BOTANLIOĞLU
OP.DR. TUĞÇE TÜRKER BOTANLIOĞLU
Kulak Burun Boğaz
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
İletişim Formu
Yukarı Kaydır
loading