Arama

Üzgünüz, Aradığınız Sonuç Bulunamadı

Aramanızla eşleşen herhangi bir sonuç bulunamadı, lütfen arama terimlerinizi değiştirerek tekrar deneyiniz.

Eko Nedir? Ekokardiyografi ile Kalp Sağlığınızı Nasıl Değerlendirebilirsiniz?

image

Kalbinizin sağlığını merak ediyor ve iç işleyişini yakından görmek istiyorsanız, tıpkı bir ultrason muayenesi gibi çalışan ancak kalbe özel bir yöntemi düşünebilirsiniz: kalp ultrasonu. Halk arasında kısaca "eko" olarak bilinen bu prosedürün tam adı ekokardiyografidir. Peki, bu önemli tanı yöntemi olan eko nedir ve kalp sağlığınız hakkında hangi değerli bilgileri sunar?

Ekokardiyografi, yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanarak kalbin canlı, hareketli görüntülerini oluşturan, tamamen güvenli ve radyasyon içermeyen bir tıbbi görüntüleme tekniğidir. Bu sayede doktorlar, kalbinizin odacıklarını, kapakçıklarını, duvarlarını ve büyük damarlarını detaylı bir şekilde inceleyebilirler. Kalbin kasılma gücü, kan akış yönleri ve hızı gibi hayati fonksiyonel bilgiler de bu yöntemle elde edilir.

Bu yazımızda, eko nedir sorusunu daha derinlemesine yanıtlayacak, ekokardiyografinin nasıl yapıldığı, hangi durumlarda gerekli olduğu, farklı türleri ve bu incelemenin kalp sağlığınız için neden bu kadar kritik olduğu gibi konuları ayrıntılı olarak ele alacağız.

Ekokardiyografi (EKO) Nedir?

Ekokardiyografi, halk arasında bilinen adıyla EKO veya kalp ultrasonu, kalbin yapısını ve işlevini detaylı bir şekilde incelemek için kullanılan, girişimsel olmayan bir tanı yöntemidir. Radyasyon içermeyen bu teknoloji, yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanarak kalbin canlı ve hareketli görüntülerini oluşturur. Bu sayede kardiyologlar, kalbin iç dinamiklerini gerçek zamanlı olarak değerlendirebilir. Güvenli yapısı nedeniyle her yaştan hastaya, hamilelere ve bebeklere dahi rahatlıkla uygulanabilir.

Yöntem, özel bir prob (transdüser) aracılığıyla gönderilen ses dalgalarının kalpteki dokulara çarpıp geri yansıması prensibine dayanır. Geri yansıyan bu dalgalara "eko" adı verilir ve cihaz, bu ekoları algılayarak anında bir bilgisayar ekranında kalbin detaylı görüntülerine dönüştürür. Bu görüntüler sayesinde doktorlar, kalbin hem anatomik yapısını hem de fonksiyonel durumunu kapsamlı bir şekilde analiz eder.

Ekokardiyografi ile kalbin hayati bölümleri ve fonksiyonları incelenir. Bu inceleme sırasında kalp odacıklarının (karıncıklar ve kulakçıklar) boyutları, şekilleri ve duvar kalınlıkları ölçülür. Kalpteki dört önemli kapakçığın (mitral, aort, triküspit, pulmoner) yapısı, açılıp kapanma hareketleri ve olası darlık ya da yetmezlik gibi sorunlar değerlendirilir. Kalp kasının kasılma gücü, kan akışının yönü ve hızı gibi kritik bilgiler de EKO sayesinde elde edilir. Ayrıca kalpten çıkan ana damarlar, kalbi saran zar (perikard) ve kalp içindeki olası pıhtılar da bu yöntemle tespit edilebilir.

Ekokardiyografi (EKO) Neden Yapılır?

Ekokardiyografi, kalbin yapısı ve işlevi hakkında detaylı bilgi sağlayan önemli bir tanı aracıdır. Doktorlar, hastaların çeşitli belirtileri veya rutin muayene bulguları doğrultusunda bu incelemeyi talep ederler. Özellikle potansiyel kalp hastalıkları teşhisi ve mevcut durumların takibi için EKO kritik bir rol oynar.

Bir hasta, aşağıdaki yaygın belirtilerden bir veya birkaçını deneyimlediğinde doktoru ekokardiyografi yapılmasını önerebilir:

  • Nefes darlığı: Efor sırasında veya dinlenirken ortaya çıkan açıklanamayan nefes darlığı, kalbin yeterli kan pompalayamadığına işaret edebilir. Ekokardiyografi, kalp kasının gücünü ve odacıkların boyutlarını değerlendirerek bu durumun nedenini anlamaya yardımcı olur.
  • Göğüs ağrısı veya sıkışma hissi: Bu semptomlar, kalp damar hastalıkları veya diğer kalp rahatsızlıklarını düşündürebilir. İnceleme, kalp kasının kasılma hareketlerini ve kan akışını inceleyerek olası sorunları belirler.
  • Çarpıntı: Düzensiz, hızlı veya güçlü kalp atışları hissedilmesi, ritim bozukluklarının ya da altta yatan yapısal kalp problemlerinin araştırılmasını gerektirebilir.
  • Bacaklarda, ayak bileklerinde veya karında şişlik (ödem): Vücutta sıvı birikmesi, kalp yetmezliğinin önemli bir göstergesi olabilir. Ekokardiyografi, kalbin pompalama fonksiyonunu ve genel işleyişini değerlendirerek bu durumu netleştirmeye yardımcı olur.
  • Baş dönmesi veya bayılma atakları: Bu durumlar, kalbin beyne yeterli kan gönderemediğini veya başka bir kardiyak sorunu işaret edebilir.
Bu belirtilerin yanı sıra, doktorlar fizik muayene sırasında saptadıkları bazı bulgular üzerine de ekokardiyografi isteyebilirler. Örneğin, stetoskopla kalbi dinlerken duyulan "üfürüm" sesi, kalp kapakçıklarında darlık veya yetmezlik gibi bir sorun olabileceğine işaret eder. Elektrokardiyogram (EKG) testinde görülen anormal bulgular da daha detaylı bir değerlendirme için bu yönteme yönlendirilme sebebidir. Bu durumlarda EKO, altta yatan yapısal problemleri ortaya çıkararak doğru kalp hastalıkları teşhisi konulmasına olanak tanır.

Mevcut kalp rahatsızlıkları olan hastalar için de ekokardiyografi hayati bir rol oynar. Kalp yetmezliği, kalp kapak hastalıkları, hipertansif kalp hastalığı veya doğumsal kalp anomalileri gibi durumların takibinde düzenli ekokardiyografi kontrolleri, hastalığın seyrini izlemek ve tedavi planının etkinliğini değerlendirmek için kullanılır. Kalbin büyüklüğü, kapakların durumu ve kasılma gücü gibi parametreler periyodik olarak ölçülerek hastanın durumu hakkında güncel bilgiler elde edilir.

Ekokardiyografi (EKO) Çeşitleri Nelerdir?

Kalbin sağlığını detaylı değerlendirmek için kullanılan ekokardiyografi, tek bir yöntemden ibaret değildir. Hastanın durumuna ve araştırılan probleme göre doktorlar, farklı EKO türlerinden birini tercih edebilir. Bu çeşitlilik, kalbin belirli bölgelerini veya fonksiyonlarını daha ayrıntılı inceleme imkânı sunarak teşhisin doğruluğunu artırır ve tedavi sürecine yön verir.

Transtorasik Ekokardiyografi (TTE) En yaygın kullanılan standart EKO türü olan transtorasik ekokardiyografi (TTE), kalbin göğüs duvarı üzerinden incelenmesidir. İşlem için hasta genellikle sol yanına yatırılır ve göğüs bölgesine ses dalgalarının iletimini kolaylaştıran özel bir jel sürülür. Uzman, prob adı verilen cihazı bu jel üzerinde gezdirerek kalbin farklı açılardan canlı görüntülerini alır. Bu görüntüler sayesinde kalbin odacıklarının boyutu, duvar yapısı, kapakçık hareketleri ve pompalama gücü gibi temel işlevleri değerlendirilir.

Transtorasik ekokardiyografi yönteminin en önemli avantajları, ağrısız olması ve genellikle özel bir ön hazırlık gerektirmemesidir. Bu nedenle, kalp sağlığıyla ilgili pek çok sorunun teşhis ve takibinde ilk başvurulan güvenilir yöntemdir. Transözofageal Ekokardiyografi (TEE) Transözofageal ekokardiyografi (TEE), standart ekokardiyografinin (TTE) obezite veya akciğer hastalıkları gibi nedenlerle yetersiz kaldığı ya da kalbin arka yapılarının detaylı incelenmesi gerektiği durumlarda başvurulan ileri düzey bir yöntemdir. İşlem sırasında, ucunda küçük bir ultrason probu bulunan ince bir tüp, ağız yoluyla yemek borusuna indirilir.

Yemek borusu kalbin hemen arkasında yer aldığı için prob kalbe çok yakın konumlanır. Bu yakınlık, göğüs duvarı ve akciğerler gibi görüntü kalitesini düşüren engelleri ortadan kaldırarak TTE'ye kıyasla çok daha net ve yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edilmesini sağlar. Bu sayede kalp kapakçıkları, kalp içindeki pıhtılar ve enfeksiyonlar gibi yapılar hassasiyetle değerlendirilebilir.

Transözofageal ekokardiyografi öncesinde, işlem sırasındaki bulantı riskini önlemek için hastanın genellikle 6-8 saat aç kalması istenir. Hastanın konforu için boğazı uyuşturan bir sprey ve hafif bir sakinleştirici de uygulanabilir. Stres Ekokardiyografi Stres ekokardiyografi, kalbin dinlenme anında belirgin olmayan sorunlarını, özellikle koroner arter hastalığı gibi durumları tespit etmek amacıyla yapılan özel bir incelemedir. Yöntemin temel amacı, kalbin fiziksel yük veya ilaç yardımıyla hızlandırıldığında nasıl tepki verdiğini gözlemlemektir. Kalpteki kanlanma sorunları gibi durumlar genellikle dinlenme halinde belirti vermediğinden, stres ekokardiyografi bu gizli riskleri ortaya çıkarmak için kullanılır.

İşlem iki temel aşamadan oluşur. Öncelikle hasta dinlenirken standart bir ekokardiyografi çekilerek kalbin o anki durumu kaydedilir. Ardından kalbe kontrollü bir stres uygulanır. Bu stres, hastanın koşu bandında yürümesi veya bisiklet çevirmesi gibi fiziksel eforla sağlanır. Efor sarf edemeyecek durumdaki hastalara ise kalbi hızlandıran ilaçlar damar yoluyla verilir. Kalp hedeflenen stres seviyesine ulaştığında hemen ikinci bir ekokardiyografi çekimi yapılır.

Kardiyoloji uzmanı, dinlenme ve stres anında elde edilen görüntüleri karşılaştırarak kalp kasının strese verdiği yanıtı değerlendirir. Bu karşılaştırma sayesinde kalp kasının hangi bölgelerinin zayıf kastığı veya kan akışının nerede azaldığı gibi önemli bilgiler elde edilir. Bu yöntem, koroner arterlerdeki darlıkların kalp kasını ne ölçüde etkilediğini göstererek tanı sürecine önemli katkılar sağlar. Doppler Ekokardiyografi Doppler ekokardiyografi, standart bir EKO incelemesinin ayrılmaz bir parçası olup kalbin sadece yapısını değil, aynı zamanda içindeki kan akışının hızını ve yönünü de ölçer. Bu gelişmiş teknik, ses dalgalarının hareket eden kan hücrelerinden yansıma prensibine dayanarak kan akımının dinamiklerini gerçek zamanlı olarak gösterir.

Bu sayede kalp kapakçıklarındaki darlıklar, yetmezlikler (kaçaklar) ve kalbin odacıkları arasında bulunan doğumsal delikler gibi sorunlar kolayca tespit edilir. Örneğin, dar bir kapakçıktan geçen kanın hızlanması veya yetersiz kapanan bir kapaktan kanın geri kaçması doppler ekokardiyografi ile net bir şekilde görülür. Kan akışını yönüne ve hızına göre farklı renklerde gösteren renkli doppler özelliği, bu değerlendirmeyi daha da anlaşılır kılar. Kardiyologlar için kalbin fonksiyonel durumunu anlamada vazgeçilmez bir araç olan doppler ekokardiyografi, kalp hastalıklarının teşhis ve takibinde kritik bir rol oynar. Kontrast Ekokardiyografi Kontrast ekokardiyografi, standart EKO görüntülerinin yeterli netliği sağlayamadığı veya belirli kalp yapılarının detaylı incelenmesi gereken durumlarda kullanılır. Bu yöntemde, genellikle kol damarından özel bir kontrast madde enjekte edilir. Bu madde, ses dalgalarını daha güçlü yansıtarak kalbin içindeki kan akışını ekranda çok daha parlak ve belirgin gösterir. Bu sayede kalp boşluklarının sınırları netleşir, bu da özellikle sol ventrikülün duvar hareketlerinin ve genel pompalama fonksiyonunun daha hassas değerlendirilmesini sağlar. Görüntü kalitesinin obezite veya akciğer hastalıkları nedeniyle düşük olduğu durumlarda kontrast ekokardiyografi, kalp kasının kanlanmasını (miyokardiyal perfüzyon) ve hasarlı bölgeleri tespit etmek için değerli bilgiler sunarak daha doğru teşhis konulmasına olanak tanır. 3D Ekokardiyografi Geleneksel iki boyutlu (2D) ekokardiyografi tekniklerinin ötesine geçen 3D ekokardiyografi, kalbin canlı ve hareketli üç boyutlu bir modelini oluşturarak incelemelere yeni bir boyut kazandırır. Bu ileri teknoloji, doktorlara kalbin anatomik yapıları hakkında kapsamlı ve gerçekçi bir bakış açısı sunar. Özellikle mitral kapak yetmezliği veya aort kapak darlığı gibi karmaşık kalp kapak hastalıklarının detaylı değerlendirilmesinde büyük avantajlar sağlar.

Bu yöntem sayesinde kapakçıkların hareketleri ve yapısal bozuklukları milimetrik hassasiyetle incelenebilir. Bu derinlemesine analiz hem tanı sürecini kolaylaştırır hem de tedavi ve cerrahi planlamalarını optimize eder. Doğuştan gelen kalp anomalileri gibi yapısal kusurların anlaşılması ve en uygun cerrahi müdahalenin belirlenmesi için vazgeçilmez bir araçtır. Kalbin sanal bir modelini oluşturarak cerrahların ameliyat öncesi olası zorlukları öngörmesine ve daha etkin stratejiler geliştirmesine olanak tanır. Fetal Ekokardiyografi Fetal ekokardiyografi, anne karnındaki bebeğin kalp sağlığını ve gelişimini detaylı olarak inceleyen özel bir ultrason yöntemidir. Genellikle hamileliğin 18-24. haftaları arasında yapılan bu ileri düzey görüntüleme, bebeğin kalbinin anatomik yapısını, kan akışını ve fonksiyonlarını değerlendirir. Bu sayede olası doğuştan kalp hastalıkları erken dönemde teşhis edilebilir.

Bu inceleme, rutin ultrason taramasında şüpheli bir bulguya rastlandığında veya belirli risk faktörleri mevcutsa istenir. Ailede kalp hastalığı öyküsü, annenin diyabet gibi kronik rahatsızlıkları veya gebelikte kullanılan bazı ilaçlar, fetal ekokardiyografi için yönlendirme sebepleri arasındadır. Doğumsal kalp hastalıklarının doğumdan önce teşhis edilmesini sağlayan bu yöntem, doğum sonrası tedavi sürecinin planlanması açısından kritiktir. Erken tanı sayesinde, bebeğin uygun donanıma sahip bir merkezde doğması sağlanabilir ve gerekli tıbbi müdahaleler için ön hazırlık yapılarak bebeğin sağlığı güvence altına alınır.

Ekokardiyografi (EKO) Nasıl Yapılır?

En sık uygulanan tür olan transtorasik ekokardiyografi (TTE), hastalar için genellikle ağrısız ve konforlu bir işlemdir. Bu test için özel bir ön hazırlık gerekmez, yalnızca işlem sırasında rahat hareket edebilmek için kolay giyilip çıkarılabilen kıyafetler giymek yeterlidir.

İşlem için hasta muayene masasına sol yanına doğru yatırılır. Bu pozisyon, kalbin göğüs duvarına yaklaşmasını sağlayarak daha net görüntüler alınmasına yardımcı olur. Sonrasında, kalp ritmini takip etmek amacıyla göğüs bölgesine EKG kaydı yapan birkaç küçük elektrot yapıştırılır.

Bu aşamadan sonra, ses dalgalarının iletimini kolaylaştıran özel bir jel göğüs bölgesine sürülür. Uzman, prob adı verilen ultrason başlığını bu jel üzerinde gezdirerek kalbin canlı ve hareketli görüntülerini ekrana yansıtır. Bu esnada kalbin kasılması, kapakçıkların çalışması ve kan akışı anlık olarak incelenir. Daha net görüntüler elde etmek için hastadan zaman zaman nefesini tutması veya farklı bir pozisyona geçmesi istenebilir.

İşlem boyunca herhangi bir ağrı hissedilmez, yalnızca probun göğse uyguladığı hafif bir basınç duyulabilir. Yaklaşık 15-30 dakika süren EKO işlemi sonrasında jel temizlenir ve hasta hemen günlük yaşantısına dönebilir. Radyasyon içermediği için hamileler de dahil olmak üzere her yaştan kişiye güvenle uygulanabilen bir yöntemdir.

Ekokardiyografi (EKO) Sonuçları Nasıl Değerlendirilir?

Ekokardiyografi raporu, kalbinizin yapısal ve işlevsel durumu hakkında zengin bilgiler sunar. Ancak bu verilerin doğru şekilde anlamlandırılması, uzmanlık gerektiren bir süreçtir. Rapor, sadece bir dizi sayıdan ve teknik terimden ibaret değildir; deneyimli bir kardiyolog tarafından hastanın şikayetleri, tıbbi öyküsü, fizik muayene bulguları ve diğer test sonuçlarıyla birlikte yorumlanmalıdır.

Raporda yer alan temel parametrelerden bazıları şunlardır:

  • Kalp Odacıklarının Boyutları ve Şekilleri: Kalbin dört odacığının (kulakçıklar ve karıncıklar) boyutları ile duvar kalınlıkları ölçülür. Örneğin, sol karıncığın genişlemesi veya duvarlarının kalınlaşması, hipertansiyon ya da kapak hastalıkları gibi durumların göstergesi olabilir.
  • Kalp Kapakçıkları: Kalbinizin içindeki dört kapakçığın (mitral, aort, triküspit, pulmoner) yapısı ve hareketleri incelenir. Kapakçıklarda daralma (stenoz) veya tam kapanamama (yetmezlik/regürjitasyon) gibi durumlar tespit edilebilir. Bu sorunlar kan akışını etkileyerek kalbe ek yük bindirebilir.
  • Pompalama Gücü (Ejeksiyon Fraksiyonu - EF): En kritik göstergelerden biri olan ejeksiyon fraksiyonu (EF), kalbin ana pompalama odacığı olan sol karıncığın her kasılmada içindeki kanın yüzde kaçını vücuda pompaladığını ifade eder. Sağlıklı bir kalpte EF değeri genellikle %50-70 arasındadır. Bu oranın düşmesi, kalp yetmezliği riskine işaret edebilir ve kalbin kasılma gücündeki azalmayı gösterir.
  • Kan Akışı (Doppler): Doppler tekniğiyle kalbin içindeki kan akışının hızı ve yönü analiz edilir. Bu analiz, kapak yetmezliklerinin şiddetini, kalp içi deliklerden (septal defektler) kaynaklanan anormal akışları veya büyük damarlardaki problemleri saptamada hayati önem taşır.
Bu parametrelerin her biri anlamlı olsa da gerçek bir kalp hastalıkları teşhisi koymak veya mevcut bir durumu takip etmek için tüm bulguların bir bütün olarak ele alınması şarttır. Örneğin, hafif bir kapak kaçağı olan ama hiçbir şikayeti bulunmayan bir hastada düzenli takip yeterli olabilirken, aynı kaçak şiddetli nefes darlığına neden oluyorsa daha ciddi tedavi yöntemleri gündeme gelebilir. Bu nedenle, bu sonuçları yorumlamak ve tedavi planını belirlemek için mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurulmalıdır. Uzman hekim, kişiye özel durumu göz önünde bulundurarak en doğru değerlendirmeyi yapacaktır.

Ekokardiyografi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hayır, ekokardiyografi radyasyon içermez. Bu test, ses dalgaları (ultrason) kullanarak kalbin görüntülerini oluşturur. X-ışınları veya benzeri iyonlaştırıcı radyasyon kullanılmadığı için hamileler ve yeni doğan bebekler dahil olmak üzere herkese güvenle uygulanabilir. Bu özelliği, bu testi kalp incelemelerinde oldukça güvenilir bir yöntem hâline getirir.
Standart transtorasik ekokardiyografi (TTE) için genellikle aç olmaya gerek yoktur. Hastalar işlem öncesinde normal şekilde yiyip içebilirler. Ancak yemek borusu üzerinden yapılan transözofageal ekokardiyografi (TEE) gibi daha özel bir inceleme planlandıysa, işlemden en az 6-8 saat önce aç kalmanız istenecektir. Bu, yutma sırasında mide içeriğinin geri gelme riskini azaltarak daha net görüntüler elde etmeyi amaçlar. Doktorunuz, size hangi EKO türünün uygulanacağına göre gerekli talimatları verecektir.
En sık uygulanan transtorasik ekokardiyografi (TTE) işlemi genellikle 15 ila 30 dakika arasında tamamlanır. İşlemin süresi, incelenmesi gereken alanın kapsamına, hastanın durumuna ve elde edilmesi gereken detayların yoğunluğuna göre değişebilir. Transözofageal ekokardiyografi (TEE) veya stres ekokardiyografi gibi daha spesifik türler ise biraz daha uzun sürebilir.
Evet, bu test hamilelikte güvenle yapılabilir. Radyasyon içermemesi nedeniyle hem anne hem de bebek için herhangi bir risk oluşturmaz. Özellikle fetal ekokardiyografi adı verilen özel bir türü, anne karnındaki bebeğin kalbini detaylı olarak incelemek ve doğumsal kalp anormalliklerini erken teşhis etmek amacıyla yaygın olarak kullanılır.
Ekokardiyografi sonuçları genellikle tetkik yapıldıktan hemen sonra kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilir. Acil durumlarda sonuçlar anında hastaya bildirilirken, rutin kontrollerde raporlar aynı gün içinde veya en geç birkaç gün sonra hazırlanıp hastayla paylaşılır. Raporun içeriği ve yorumu, uzman hekim tarafından size detaylı olarak açıklanacaktır.
Bu yöntem, kalp hastalıklarının büyük bir çoğunluğunu teşhis etmede son derece etkilidir. Kalbin yapısal bozuklukları, kapak hastalıkları, kalp kası rahatsızlıkları, kalp yetmezliği ve kalp içi kitleler gibi birçok durumu net bir şekilde gösterir. Kalp yapısı ve işlevleri hakkında bu kadar detay sunması, eko nedir sorusunun cevabının neden önemli olduğunu açıklar. Ancak koroner arterlerdeki daralmalar (damar tıkanıklıkları) gibi bazı durumların kesin teşhisi için stres ekokardiyografi veya anjiyografi gibi ek testler gerekebilir.
EKG (Elektrokardiyografi), kalbin elektriksel aktivitesini ölçen bir testtir ve ritim bozuklukları, kalp krizi veya iletim sorunları gibi durumları tespit etmeye odaklanır. EKO ise ses dalgaları kullanarak kalbin fiziksel yapısını (odacık boyutları, kapakçık durumu, kas kalınlığı) ve pompalama fonksiyonunu gösterir. Kısacası, EKG kalbin elektriksel haritasını çıkarırken EKO, mekanik yapısını ve işlevini değerlendirir.
Standart EKO, kalbi besleyen koroner damarlardaki tıkanıklıkları doğrudan göstermez. Ancak damar tıkanıklığına bağlı olarak kalp kasında meydana gelen hasarı veya kasılma bozukluğunu dolaylı yoldan saptayabilir. Örneğin, kalp kasının bir bölgesinin yeterince kasılmadığı görülebilir. Koroner arterlerdeki tıkanıklık şüphesini ve ciddiyetini netleştirmek için genellikle stres ekokardiyografi veya koroner anjiyografi gibi daha ileri yöntemlere başvurulur.
Web ve Tıbbi Yayın Kurulu
PROF.DR. YİĞİT ÇANGA
PROF.DR. YİĞİT ÇANGA
Kardiyoloji
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. SABRİ KÜRŞAD ERİNÇ
PROF.DR. SABRİ KÜRŞAD ERİNÇ
Kardiyoloji
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. SELEN YURDAKUL
PROF.DR. SELEN YURDAKUL
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. FATİH MEHMET UÇAR
PROF.DR. FATİH MEHMET UÇAR
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. HÜSNİYE YÜKSEL
PROF.DR. HÜSNİYE YÜKSEL
Kardiyoloji
Ataşehir
Florence Nightingale Hastanesi
Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. MURAT GÜLBARAN
PROF.DR. MURAT GÜLBARAN
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. NURAN YAZICIOĞLU
PROF.DR. NURAN YAZICIOĞLU
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
DOÇ.DR. ÖZGE ÇETİNARSLAN
DOÇ.DR. ÖZGE ÇETİNARSLAN
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. BURCU ÇAKIR
UZM.DR. BURCU ÇAKIR
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
İletişim Formu
Yukarı Kaydır
loading