Arama

Üzgünüz, Aradığınız Sonuç Bulunamadı

Aramanızla eşleşen herhangi bir sonuç bulunamadı, lütfen arama terimlerinizi değiştirerek tekrar deneyiniz.

Akut Koroner Sendrom (AKS) Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Önleme Yolları

image

Akut Koroner Sendrom (AKS), kalp kasına kan akışının aniden ve ciddi şekilde azalmasıyla ortaya çıkan, hayati risk taşıyan bir durumdur. Bu sendrom, genellikle kalbi besleyen koroner arterlerden birinin tıkanması sonucu gelişir ve acil tıbbi müdahale gerektirir. Toplumda kalp krizi olarak da bilinen AKS, küresel çapta en önemli sağlık sorunlarından biri olup acil servis başvurularının önde gelen nedenleri arasında yer alır. Bu durum, anjina pektoris (geçici göğüs ağrısı) veya miyokard enfarktüsü (kalp krizi) gibi farklı klinik tabloları kapsar.

Bu yazıda, akut koroner sendrom nedir sorusunu yanıtlarken bu önemli sağlık sorununun nedenlerini, belirtilerini, tanı ve tedavi yöntemlerini ele alacağız. Ayrıca, kalp sağlığını korumak ve bu ciddi sendromu önlemek için alınabilecek tedbirlere de değineceğiz. Erken tanı ve doğru müdahale, AKS ile mücadelede yaşam kurtarıcı bir rol oynamaktadır.

Akut Koroner Sendrom (AKS) Nedir?

Kalp kasına giden kan akışının aniden azalmasıyla veya kesilmesiyle ortaya çıkan, hayati risk taşıyan durumlara Akut Koroner Sendrom (AKS) denir. Peki, bu sendrom tam olarak akut koroner sendrom nedir ve kalbi nasıl etkiler? AKS, genellikle mevcut bir koroner arter hastalığı zemininde, damar içindeki plakların yırtılması ve bu bölgede pıhtı oluşmasıyla tetiklenir. Bu pıhtı, kalbi besleyen arterleri tıkayarak kalp kasının oksijensiz kalmasına, hücre hasarına ve fonksiyon kaybına yol açar. Bu nedenle AKS, acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur.

AKS nedir sorusunu daha iyi anlamak için bu sendromun kapsadığı üç ana klinik durumu bilmek gerekir. Bu durumlar, koroner arterdeki tıkanıklığın derecesine ve kalp kasındaki hasarın boyutuna göre değişir. Bunlardan ilki, Kararsız Anjina (Unstable Angina) olarak bilinen durumdur. Bu, kalp kasına giden kan akışının ciddi ölçüde azaldığı ancak tam olarak kesilmediği bir anjina türüdür ve genellikle istirahat hâlindeyken ortaya çıkan göğüs ağrısı ile karakterizedir. Kalp kası hasarı henüz başlamamış olsa da kalp krizine dönüşme riski taşıdığından acil tedavi gerektiren bir uyarıdır. İkinci durum, ST Yükselmesiz Miyokard Enfarktüsü (NSTEMI) olup, kan akışındaki kısmi tıkanıklık nedeniyle kalp kasının bir kısmının hasar gördüğü bir kalp krizi türüdür. Son olarak, Akut Koroner Sendrom'un en ciddi formu olan ST Yükselmeli Miyokard Enfarktüsü (STEMI), koroner arterin tamamen tıkanması sonucu kalp kasının büyük bir bölümünün kalıcı hasar gördüğü kalp krizini ifade eder. Zamanında müdahale edilmezse ciddi fonksiyon kayıpları veya ölümle sonuçlanabilir.

Göğüs ağrısı, nefes darlığı, terleme ve sol kola yayılan ağrı gibi belirtiler, bir AKS atağının habercisi olabilir. Bu semptomlarla karşılaşıldığında, durumun ciddiyeti göz önünde bulundurularak zaman kaybetmeden tıbbi yardım almak hayati önem taşır. Erken teşhis ve hızlı tedavi, kalp kasındaki hasarı sınırlayarak hastanın yaşamını kurtarmak için kritik rol oynar.

Akut Koroner Sendrom Nedenleri ve Risk Faktörleri

Akut Koroner Sendrom'un (AKS) temelinde yatan en yaygın sebep, koroner arter hastalığı olarak da bilinen aterosklerozdur. Ateroskleroz, kalbi besleyen arterlerin iç duvarlarında yağ, kolesterol ve diğer maddelerden oluşan plakların birikmesiyle karakterize bir durumdur. Bu plaklar zamanla damarları daraltıp sertleştirerek kan akışını kısıtlar. Ancak akut koroner sendrom nedenleri incelendiğinde asıl tetikleyicinin, bu plakların kararsız hâle gelip aniden yırtılması olduğu görülür.

Plak yırtıldığında vücut, bu bölgeyi onarmak için pıhtılaşma mekanizmasını devreye sokar. Yırtılan plağın üzerinde hızla bir kan pıhtısı (tromboz) oluşur ve bu pıhtı, koroner arteri kısmen veya tamamen tıkayabilir. Damarın tıkanmasıyla kalp kasına yeterli oksijen ulaşamaz, bu duruma iskemi denir. İskemi uzun sürerse kalp hücreleri ölmeye başlar ve bu durum, kalp kriziyle sonuçlanabilir. Dolayısıyla aterosklerozun ilerlemesi ve plakların yırtılması, AKS'nin ana mekanizmasını oluşturur.

AKS riskini artıran faktörler, değiştirilemeyen ve değiştirilebilir olarak iki ana grupta incelenir:

Değiştirilemeyen Risk Faktörleri:

  • Yaş: İlerleyen yaşla birlikte koroner arterlerde plak birikimi riski artar. Risk, özellikle 45 yaş üzeri erkekler ve 55 yaş üzeri kadınlar için daha belirgindir.
  • Cinsiyet: Erkekler, kadınlara oranla daha genç yaşlarda koroner arter hastalığı geliştirme eğilimindedir. Kadınlarda ise menopoz sonrası azalan östrojen seviyeleriyle birlikte risk artar.
  • Genetik ve Aile Öyküsü: Birinci derece akrabalarda (anne, baba, kardeş) erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunması, genetik yatkınlık nedeniyle AKS riskini artırır.
Değiştirilebilir Risk Faktörleri:
Bu faktörler, yaşam tarzı değişiklikleri ve tıbbi tedavilerle yönetilebilir. Bu gruptaki kalp krizi risk faktörleri kontrol altına alınarak AKS riski önemli ölçüde azaltılabilir:
  • Yüksek Kolesterol: Kötü kolesterol (LDL) seviyesinin yüksek olması, damar duvarlarında plak birikimini hızlandırır.
  • Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon): Kontrol altına alınmayan yüksek kan basıncı, damar duvarlarına zarar vererek plak oluşumunu kolaylaştırır ve önemli bir kalp krizi risk faktörü olarak kabul edilir.
  • Diyabet (Şeker Hastalığı): Diyabet, damar yapısını bozarak ateroskleroz sürecini hızlandırır ve kanın pıhtılaşma eğilimini artırır.
  • Sigara Kullanımı: Sigara, damar iç yüzeyine doğrudan zarar verir, kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırır ve iyi kolesterolü (HDL) düşürür. Sigara, akut koroner sendrom nedenleri arasında en önemli ve önlenebilir faktörlerden biridir.
  • Obezite ve Hareketsiz Yaşam: Aşırı kilo ve düzenli fiziksel aktivite eksikliği; yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi diğer riskleri tetikleyerek kalp sağlığını olumsuz etkiler.
  • Stres: Kronik stres, kan basıncını yükseltebilir ve vücuttaki iltihaplanmayı artırarak kalp hastalığı riskini dolaylı yoldan artırabilir.
Bu risk faktörlerinin farkında olmak ve değiştirilebilir olanları yönetmek, koroner arter hastalığı gelişimini yavaşlatarak AKS riskini azaltmada hayati önem taşır.

Akut Koroner Sendrom Belirtileri Nelerdir?

Akut Koroner Sendrom (AKS), kalbin acil yardım çağrısıdır ve bu sendroma ait belirtilerin erken fark edilmesi hayat kurtarır. En yaygın akut koroner sendrom belirtileri göğüs bölgesinde yoğunlaşsa da semptomlar kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bu nedenle her belirtiyi ciddiye almak ve doğru yorumlamak kritik önem taşır.

AKS'nin en sık görülen ve tipik belirtisi göğüs ağrısıdır. Bu ağrı, genellikle göğüs ortasında baskı, sıkışma, yanma veya "göğse fil oturmuş gibi" bir ağırlık hissiyle kendini gösterir. Tıpta anjina olarak adlandırılan bu durum, kalp kasına yeterli oksijen gitmediğinin en önemli işaretidir. Ağrı sadece göğüste kalmayıp sol kola, her iki kola, sırta, boyuna, çeneye ve mide bölgesine yayılabilir. Bu yayılım, klasik kalp krizi belirtileri arasında yer alır ve dinlenmekle geçmeyebilir.

Göğüs ağrısının yanı sıra dikkate alınması gereken diğer önemli semptomlar şunlardır:

  • Ağrıya eşlik edebilen veya tek başına görülebilen ani nefes darlığı.
  • Nedeni açıklanamayan soğuk terleme.
  • Özellikle alt duvar kalp krizlerinde sıkça rastlanan mide bulantısı ve kusma.
  • Kan basıncının düşmesine bağlı baş dönmesi, göz kararması veya bayılma hissi.
  • Ani başlayan ve açıklanamayan yoğun halsizlik veya yorgunluk.
Önemle belirtmek gerekir ki akut koroner sendrom belirtileri herkeste aynı şekilde ortaya çıkmaz. Özellikle kadınlarda, yaşlılarda ve diyabet hastalarında klasik göğüs ağrısı yerine daha belirsiz veya "atipik" semptomlar görülebilir. Kadınlarda sırta ve çeneye vuran ağrı, hazımsızlık, aşırı yorgunluk gibi belirtiler ön planda olabilir. Diyabet hastaları ise sinir hasarı nedeniyle ağrıyı daha az hissedebilir veya hiç hissetmeyebilir (sessiz iskemi). Bu atipik semptomlar da ciddi kalp krizi belirtileri olarak değerlendirilmelidir.

Göğüs ağrısı gibi tipik semptomlar veya nefes darlığı, soğuk terleme gibi diğer belirtiler aniden ortaya çıkarsa ve dinlenmekle geçmiyorsa, durumu hafife almamak gerekir. Bu durumda çeşitli göğüs ağrısı nedenleri üzerine düşünerek vakit kaybetmek yerine derhal 112 acil servisi aranmalı ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Unutmayın, kalp krizinde zaman kalp kasıdır ve hızlı müdahale hayat kurtarır.

Akut Koroner Sendrom Tanısı Nasıl Konulur?

Akut Koroner Sendrom (AKS) şüphesinde, kalpteki hasarı en aza indirmek ve uygun tedaviye derhal başlamak için hızlı ve doğru tanı konulması hayati önem taşır. Tanı süreci, hekimin hastanın şikayetlerini, tıbbi geçmişini ve risk faktörlerini içeren detaylı bir öykü almasıyla başlar. Bu ilk görüşme, belirtilerin ne zaman ve nasıl başladığı, ağrının karakteri ve yayılımı gibi kritik bilgileri ortaya çıkarır. Ardından yapılan fiziksel muayene ile hastanın genel durumu, kan basıncı, nabzı ve kalp sesleri gibi yaşamsal bulgular dikkatle kontrol edilir.

İlk değerlendirmelerin ardından tanı için temel araçlara başvurulur. Bunların başında gelen Elektrokardiyogram (EKG), kalbin elektriksel aktivitesini kaydederek kalp krizine veya oksijen eksikliğine (iskemi) işaret eden değişiklikleri saniyeler içinde tespit eder. Özellikle ST segmenti yükselmesi, koroner arterin tamamen tıkandığına (STEMI) işaret ederken, ST çökmesi gibi diğer EKG bulguları da kısmi tıkanıklık (NSTEMI veya kararsız anjina) hakkında önemli bilgiler verir.

EKG bulgularına ek olarak, kalp kası hasarını gösteren kan testleri yapılır. Troponin adı verilen kardiyak enzimler, kalp hücreleri hasar gördüğünde kana salınır. Kan troponin seviyesinin yüksek çıkması, kalp krizi tanısını kesinleştirir ve hasarın boyutunu anlamada yardımcı olur. Bu testler, hastaneye başvuru anında ve belirli aralıklarla tekrarlanarak durumun ciddiyeti hakkında net bilgi sağlar. Tanının belirsiz kaldığı veya tedavi planının netleştirilmesi gereken durumlarda ise ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Koroner anjiyografi, bu yöntemlerin altın standardıdır. İnce bir kateter yardımıyla koroner arterlere kontrast madde verilerek damarların röntgen altında görüntülenmesini sağlayan bu teknik, hangi damarda ne derecede tıkanıklık olduğunu net bir şekilde göstererek tedavi için kesin bir yol haritası çizer ve anjiyoplasti gibi acil müdahalelere olanak tanır.

Akut Koroner Sendrom Tedavi Yöntemleri

Akut Koroner Sendrom (AKS) teşhisi konulduğunda, tedavinin temel amacı kalbe giden kan akışını hızla yeniden sağlamak ve kalp kasında oluşabilecek hasarı en aza indirmektir. Bu acil durum yaşamı tehdit edebileceğinden, hastaneye ulaşır ulaşmaz zaman kaybetmeden müdahale edilmesi büyük önem taşır. Tedavi planı, hastanın genel sağlık durumu, AKS'nin türü (kararsız anjina, NSTEMI veya STEMI) ve koroner arterdeki tıkanıklığın derecesine göre kişiselleştirilir. Tedavi yaklaşımları genellikle ilaç tedavisi, anjiyoplasti ve stent uygulaması gibi perkütan girişimler ile bypass ameliyatı gibi cerrahi yöntemleri kapsar.

İlaç Tedavisi
AKS tedavisinde ilk ve en önemli adımlardan biri, pıhtı oluşumunu engelleyen ve kan akışını iyileştiren ilaçlardır. Aspirin ve klopidogrel gibi antiplatelet ilaçlar, kan pulcuklarının bir araya gelerek pıhtı oluşturmasını engellerken, heparin gibi antikoagülanlar mevcut pıhtının büyümesini durdurur. Göğüs ağrısını hafifletmek için morfin gibi güçlü ağrı kesiciler ve damar genişletici nitratlar kullanılır. Ayrıca beta blokerler kalbin oksijen ihtiyacını azaltırken, statinler kolesterol seviyelerini düşürerek uzun vadede yeni olayların riskini azaltmada kritik rol oynar.

Perkütan Koroner Girişim (PKG) / Anjiyoplasti ve Stent Uygulaması
AKS'nin en yaygın ve etkili tedavi yöntemlerinden biri, tıkalı veya daralmış koroner arterleri açmayı hedefleyen perkütan koroner girişimlerdir. Bu prosedürde, kasık veya bilekten girilen ince bir kateter yardımıyla kalbe ulaşılır ve anjiyografi adı verilen bir görüntüleme tekniği kullanılarak tıkalı damar tespit edilir. Ardından, kateterin ucundaki küçük bir balon tıkalı bölgeye ilerletilir ve şişirilerek damar açılır. Çoğu durumda, damarın tekrar daralmasını önlemek için açılan bölgeye metal bir kafes olan stent yerleştirilir. Bu stent damarın açık kalmasını sağlayarak kan akışının düzenli devam etmesini temin eder. Özellikle STEMI vakalarında balon ve stent uygulaması ilk 90 dakika içinde yapıldığında hastanın hayatını kurtarabilir ve kalp kası hasarını büyük ölçüde azaltabilir.

Koroner Arter Bypass Greftleme (KABG) / Bypass Ameliyatı
Bazı AKS vakalarında, özellikle birden fazla koroner arterde ciddi tıkanıklık varsa veya anjiyoplasti ile açılamayacak kadar karmaşık lezyonlar mevcutsa, bypass ameliyatı gündeme gelebilir. Bu cerrahi yöntemde, vücudun başka bir bölgesinden (genellikle bacak, göğüs veya kol) alınan sağlıklı bir damar parçası (greft), tıkalı koroner arterin ilerisine dikilerek kanın tıkalı bölgeyi aşarak akmasını sağlayan yeni bir yol (köprü) oluşturulur. Bu operasyon, özellikle diyabetli hastalarda veya sol ana koroner arter tıkanıklığı gibi durumlarda daha uzun vadeli faydalar sunabilir. Başarılı bir bypass ameliyatı, kan akışını kalıcı olarak iyileştirerek hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır.

Tedavi sonrasında hastaların ilaç tedavisine düzenli devam etmesi, yaşam tarzı değişiklikleri yapması (sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigarayı bırakma) ve kardiyak rehabilitasyon programlarına katılması, iyileşme sürecini desteklemek ve gelecekteki kalp sorunlarını önlemek açısından hayati önem taşır.

Akut Koroner Sendrom Sonrası Yaşam ve Rehabilitasyon

Akut Koroner Sendrom (AKS) geçiren bireyler için iyileşme süreci, sadece hastanede alınan tıbbi tedavilerle sınırlı kalmaz. Asıl önemli olan, bu deneyimden sonraki yaşam tarzı değişiklikleri ve uzun vadeli kalp sağlığı yönetimidir. AKS sonrası yaşam, kişinin kendisi ve yakınları için yeni bir başlangıç anlamına gelir. Bu süreçte atılacak doğru adımlar, gelecekteki kalp rahatsızlıklarının önlenmesinde ve yaşam kalitesinin artırılmasında belirleyici rol oynar.

Bu kapsamda, uzmanlar tarafından yönetilen kardiyak rehabilitasyon programları büyük önem taşır. Bu programlar; hastaların fiziksel kapasitelerini güvenli bir şekilde yeniden kazanmaları için denetimli egzersiz seansları, kalp hastalıkları hakkında eğitim, beslenme danışmanlığı, stres yönetimi teknikleri ve psikolojik destek gibi birçok bileşeni içerir. Bu bütünsel yaklaşım, hastaların özgüvenlerini yeniden kazanmalarını sağlayarak günlük yaşama adaptasyonlarını kolaylaştırır.

AKS sonrası dönemde ilaç tedavisine tam uyum, hayati öneme sahiptir. Hekim tarafından reçete edilen kan sulandırıcılar, kolesterol düşürücüler, tansiyon ilaçları ve diğer destekleyici tedavilerin düzenli ve eksiksiz kullanılması, yeni bir kalp krizi riskini minimize eder. Hastaların ilaçlarını aksatmadan almaları ve olası yan etkiler hakkında doktorlarıyla iletişimde olmaları gerekir.

Uzun vadeli kalp sağlığı için yaşam tarzı değişiklikleri de kritik rol oynar. Bu değişiklikler şunları kapsar:

  • Kalp Dostu Beslenme: Doymuş yağ, trans yağ ve kolesterolden fakir, lif açısından zengin bir diyet benimsemek önemlidir. Bol sebze, meyve, tam tahıl, az yağlı süt ürünleri ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağ kaynakları beslenme planının temelini oluşturmalıdır. Aşırı tuz tüketiminden kaçınmak da kan basıncını kontrol altında tutmak için elzemdir.
  • Düzenli Egzersiz: Hekimin onayı ve gözetimi altında düzenli fiziksel aktivite, kalbin güçlenmesine, kan basıncının düşmesine ve kolesterol seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur. Haftanın çoğu günü orta yoğunlukta yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi aktiviteler önerilebilir. Kardiyak rehabilitasyon süreci, bu egzersizleri güvenli bir ortamda öğrenme fırsatı sunar.
  • Sigarayı Bırakma: Sigara, kalp-damar hastalıkları için en önemli risk faktörlerinden biridir. Sigarayı tamamen bırakmak, kalp krizi riskini önemli ölçüde azaltır ve genel sağlık üzerinde anında olumlu etkiler yaratır.
  • Stres Yönetimi: Kronik stres, kalbi olumsuz etkileyebilir. Meditasyon, yoga, derin nefes egzersizleri gibi tekniklerle stresi yönetmek, psikolojik iyi oluşun yanı sıra kalp sağlığına da fayda sağlar. Hobiler edinmek ve sosyal aktivitelere katılmak da stresi azaltmada etkilidir.
  • İdeal Kilo Koruma: Sağlıklı bir vücut ağırlığını sürdürmek, kalp üzerindeki yükü azaltır ve diyabet, yüksek tansiyon gibi risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasına yardımcı olur.
Bu adımların titizlikle uygulanması, AKS sonrası hastaların daha uzun, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmelerini sağlar. Düzenli hekim kontrolleri ve verilen tavsiyelere uymak, bu sürecin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Akut Koroner Sendromdan Korunma Yolları

Akut Koroner Sendromdan (AKS) korunmak, büyük ölçüde proaktif yaşam tarzı değişikliklerine ve düzenli tıbbi takibe dayanır. Kalp sağlığını korumaya yönelik atılacak adımlar, bu hayatı tehdit eden riski önemli ölçüde azaltabilir. Bu adımların başında sağlıklı beslenme alışkanlıkları gelir. Özellikle Akdeniz diyeti gibi sebze, meyve, tam tahıl ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlardan zengin bir beslenme düzeni benimsemek faydalıdır. Damar sağlığını korumak ve kolesterol seviyelerini dengelemek için doymuş yağ, trans yağ, işlenmiş gıda, aşırı şeker ve sodyum tüketiminden kaçınmak kritik önem taşır.

Düzenli fiziksel aktivite, kalp sağlığı için vazgeçilmezdir. Haftanın çoğu günü en az 30 dakika orta yoğunlukta yapılan yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi egzersizler, kalbi güçlendirir ve kan dolaşımını iyileştirir. Aktivite, ideal kilonun korunmasına yardımcı olarak obezitenin tetiklediği yüksek tansiyon ve diyabet gibi kalp krizi risk faktörlerini de engeller. Benzer şekilde, sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmak da zorunludur. Sigara, damar yapısına doğrudan zarar vererek pıhtılaşmayı tetiklerken, alkolü sınırlamak da genel sağlığa olumlu katkı sağlar.

Stres yönetimi de AKS’den korunmada göz ardı edilmemesi gereken bir unsurdur. Kronik stres, kan basıncını yükselterek ve vücuttaki iltihaplanmayı artırarak kalbe zarar verebilir. Yoga, meditasyon, derin nefes egzersizleri veya doğada vakit geçirmek gibi yöntemlerle stresi kontrol altında tutmak, hem zihinsel hem de fiziksel sağlığa fayda sağlar.

Mevcut kronik hastalıkların kontrol altında tutulması ise korunma stratejisinin temelini oluşturur. Diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol, başlıca kalp krizi risk faktörleri arasında yer alır. Bu rahatsızlıklara sahip kişilerin düzenli doktor kontrollerini aksatmaması, hekimin önerdiği ilaçları titizlikle kullanması ve yaşam tarzı değişikliklerine sadık kalması, olası bir kalp krizini önlemek için en etkili yoldur.

Sıkça Sorulan Sorular
Bu sendrom, kalbe giden kan akışının aniden azalması veya kesilmesiyle ortaya çıkan, hayatı tehdit eden bir durumdur. Ancak ölümcül olup olmadığı, büyük ölçüde teşhisin ne kadar hızlı konulduğuna ve tedaviye ne kadar çabuk başlandığına bağlıdır. Erken tanı ve acil müdahale, kalp kasındaki hasarı en aza indirerek hayatta kalma şansını önemli ölçüde artırır. Zamanında müdahale edilmediğinde veya şiddetli bir tıkanıklık söz konusu olduğunda ölüm riski yüksek olabilir. Bu nedenle belirtiler hissedildiğinde vakit kaybetmeden tıbbi yardım almak hayati önem taşır.
Evet, bu sendromu geçiren bireylerde yeniden atak geçirme riski bulunur. Bu risk, hastanın yaşam tarzı değişikliklerine uyumuna, ilaç tedavisini düzenli kullanmasına ve altta yatan risk faktörlerinin (yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, sigara kullanımı gibi) ne kadar iyi yönetildiğine bağlıdır. Sigara içmeye devam etmek, sağlıksız beslenmek, düzenli egzersiz yapmamak ve ilaçları aksatmak gibi durumlar, tekrar riskini ciddi şekilde artırır. Kardiyak rehabilitasyon programlarına katılmak ve doktor önerilerine uymak, tekrarlama riskini en aza indirmede kilit rol oynar.
Anjina, kalp kasına yeterli oksijen gitmemesi durumunda ortaya çıkan ve genellikle göğüste sıkışma, baskı veya yanma hissi şeklinde kendini gösteren göğüs ağrısıdır. Bu ağrı, kalp krizi öncesi bir uyarı olabileceği gibi kalp kasında kalıcı hasara yol açmayan geçici bir durum da olabilir. "Kararsız anjina" ise dinlenmeyle geçmeyen veya daha şiddetli seyreden, kalp krizine dönüşme riski yüksek olan bir ağrı türüdür. Kalp krizi (miyokard enfarktüsü) ise koroner arterlerden birinin tamamen tıkanması sonucu kalp kasının bir bölümünün oksijensiz kalarak ölmesidir. Hem bu göğüs ağrısı hem de kalp krizi, akut koroner sendrom çatısı altında değerlendirilen durumlardır; aralarındaki temel fark, tıkanıklığın derecesi ve kalp kasındaki hasarın kalıcılığıdır.
Bu sendromun ortaya çıkmasında genetik yatkınlık önemli bir rol oynayabilir. Ailede (özellikle birinci derece akrabalarda) erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunması, bireyin bu durumu geliştirme riskini artırır. Ancak genetik yatkınlık tek başına yeterli değildir; çevresel faktörler ve yaşam tarzı seçimleri de bu riski tetikleyebilir veya azaltabilir. Genetik mirasınızı değiştiremezsiniz ancak sağlıklı yaşam alışkanlıkları benimseyerek ve düzenli sağlık kontrolleri yaparak genetik riskinizi yönetebilirsiniz.
AKS geçiren bireylerin dikkat etmesi gereken birçok önemli nokta vardır. Öncelikle doktor tarafından reçete edilen tüm ilaçların düzenli ve eksiksiz kullanılması zorunludur. İlaçların aksatılması ciddi sonuçlara yol açabilir. Bunun yanı sıra sigarayı bırakmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak (doktor kontrolünde), ideal kiloyu korumak ve stres yönetimi teknikleri geliştirmek gibi yaşam tarzı değişiklikleri de büyük önem taşır. Kan basıncı, kolesterol ve kan şekeri seviyeleri düzenli olarak takip edilerek kontrol altında tutulmalıdır. Ayrıca herhangi bir yeni veya kötüleşen belirti durumunda derhal doktora başvurmak kritik öneme sahiptir.
AKS belirtileri gösteren kişiler derhal en yakın acil servise başvurmalıdır. Acil serviste yapılan ilk müdahale ve değerlendirmelerin ardından, teşhis ve tedavi süreci için hastalar genellikle Kardiyoloji bölümüne yönlendirilir. Kardiyoloji uzmanları, kalp ve damar hastalıkları konusunda uzmanlaşmış hekimlerdir ve AKS tanısı ile tedavisi konusunda yetkili kişilerdir.
PROF.DR. YİĞİT ÇANGA
PROF.DR. YİĞİT ÇANGA
Kardiyoloji
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. SELEN YURDAKUL
PROF.DR. SELEN YURDAKUL
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. SABRİ KÜRŞAD ERİNÇ
PROF.DR. SABRİ KÜRŞAD ERİNÇ
Kardiyoloji
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. FATİH MEHMET UÇAR
PROF.DR. FATİH MEHMET UÇAR
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. NURAN YAZICIOĞLU
PROF.DR. NURAN YAZICIOĞLU
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. MURAT GÜLBARAN
PROF.DR. MURAT GÜLBARAN
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
PROF.DR. HÜSNİYE YÜKSEL
PROF.DR. HÜSNİYE YÜKSEL
Kardiyoloji
Ataşehir
Florence Nightingale Hastanesi
Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. ERHAN KABATAŞ
UZM.DR. ERHAN KABATAŞ
Kardiyoloji
Gayrettepe
Florence Nightingale Hastanesi
Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. RECEP ASİLTÜRK
UZM.DR. RECEP ASİLTÜRK
Kardiyoloji
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. ORHAN GEREN
UZM.DR. ORHAN GEREN
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. HAMİT KADRİ AŞKIN
UZM.DR. HAMİT KADRİ AŞKIN
Kardiyoloji
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. EMİNE RIZAOĞLU
UZM.DR. EMİNE RIZAOĞLU
Kardiyoloji
Kadıköy
Florence Nightingale Hastanesi
Kadıköy Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. MEFKÜRE PLATİN
UZM.DR. MEFKÜRE PLATİN
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. AFİFE BERKYÜREK
UZM.DR. AFİFE BERKYÜREK
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. ZEYNEP MEHMETOĞLU
UZM.DR. ZEYNEP MEHMETOĞLU
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. NECLA HÜSEYİNOĞLU
UZM.DR. NECLA HÜSEYİNOĞLU
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. MERT PALABIYIK
UZM.DR. MERT PALABIYIK
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. H. DEMET ERCİYES
UZM.DR. H. DEMET ERCİYES
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. FATİME EZHER ÇETİNKAYA
UZM.DR. FATİME EZHER ÇETİNKAYA
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. FUAT GENCER
UZM.DR. FUAT GENCER
Kardiyoloji
Ataşehir
Florence Nightingale Hastanesi
Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. CUMHUR LEBLEBİCİ
UZM.DR. CUMHUR LEBLEBİCİ
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. ÖZGE ÇETİNARSLAN
UZM.DR. ÖZGE ÇETİNARSLAN
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
UZM.DR. BURCU ÇAKIR
UZM.DR. BURCU ÇAKIR
Kardiyoloji
İstanbul
Florence Nightingale Hastanesi
İstanbul Florence Nightingale Hastanesi
İletişim Formu
Yukarı Kaydır
loading