Rejeneratif Tıp Merkezi

Rejeneratif Tıp Merkezi
Rejenerasyon kelimesi Türkçesi “yenilenme”, rejeneratif tıp ise “yenileyici tıp” anlamına geliyor. Bu adı; hasar almış doku ve organların tekrar yenilenmesini, bu sayede vücut fonksiyonlarının iyileşmesini sağlayabilmesi nedeniyle alıyor.
Bazı ciddi yaralanmalar ya da kronik hastalıklar, vücudun fonksiyonel dokularına önemli hasarlar verebiliyor. Öyle ki böyle durumlarda vücut kendini yenilemekte yetersiz kalabiliyor.

Rejeneratif tıp da bu hastalar için organ ve/veya doku fonksiyonlarının yenilenmesi amacıyla tıpta yeni gelişmiş önemli bir alanı oluşturuyor. Birçok hastalığın tedavi yöntemindeki yeni tıbbi ihtiyaçlar, rejeneratif tıp alanındaki teknolojilerin daha hızlı gelişmesi için önemli etkenler arasında yer alıyor.

Güncel rejeneratif tıp uygulamalarında; yaşlanma, hastalıklar veya doğumsal anormalliklere bağlı olarak vücutta hasar görmüş doku ya da organları yenilemek ve onarmak amacıyla “kök hücreler” kullanılıyor. Kök hücrelerin, vücuttaki bu hasarlı alanlara ulaşma gücü bulunuyor. Yenileme ve onarım sürecini başlatarak, oluşturdukları yeni doku ve hücreler sayesinde vücuttaki hasarlı bölgelerin fonksiyonlarını düzeltebiliyorlar.

Rejeneratif tıp; sadece problem geliştikten sonra hasarın tedavisinde değil, aynı zamanda problemlerin oluşmasını engelleyici koruyucu tıp alanında da önemli rol oynayabiliyor. Prof. Dr. Işık Akgün ve ekibinin görev yaptığı Rejeneratif Tıp Merkezimizde; kan, kemik iliği ve yağ dokusundan alınan materyallerden oluşturulan hücresel tedaviler ve hücre kültürü uygulamalarıyla hastalarımıza yeni başlangıçlar sağlanabiliyor.

Rejeneratif Tıp Merkezi Hangi Kısımlardan Oluşuyor?

Üretim ve Araştırma Laboratuvarı: Rejeneratif Tıp Merkezi bünyesindeki Üretim ve Araştırma Laboratuvarları’nda rejenerasyon mekanizmalarında kullanılan doku ve hücreler üretilebiliyor. Elde edilen bu hücresel ürünler; yanık, yara izleri, yaşlanma tedavileri, meme rekonstrüksiyonu, kıkırdak, tendon, yumuşak doku yaralanmalarının tedavileri gibi pek çok alanda kullanılıyor.

Klinik Uygulamalar Bölümü: Rejeneratif Tıp Merkezi’ne bağlı olarak faaliyet gösteren üretim ve araştırma laboratuvarında elde edilen hücresel ürünler, özellikle ortopedi ve plastik cerrahi başta olmak üzere pek çok alanda kullanılabiliyor.
Bölümümüzde, rejeneratif tıp alanında yapılan klinik uygulamalar;

- Kıkırdak doku problemlerin tedavisi,
- Tendon yaralanmalarının tedavisi,
- Aşırı kullanımdan doğan ağrıların yönetimi,
- Akut adale ve yumuşak doku problemlerinin giderilmesi,
- Dejeneratif eklem hastalıklarının tedavisi,
- Diyabetik ayak yaralarının tedavisi,
- Beslenmesi bozulmuş bacak ve iyileşmeyen yaraların tedavisi,
- Anti-aging uygulamalar (yaşlanma karşıtı tedaviler),
- Kapanmayan yaraların tedavisi,
- Yüz ve vücut dolgu tedavileri,
- Skar (yara izlerinin) tedavisi,
- Yanık izlerinin tedavisi,
- Meme rekonstrüksiyonu (yeniden yapılandırılması) olarak sıralanıyor.


Rejeneratif Tıp Hangi Branşlarda Öne Çıkıyor?

Ortopedi: Rejeneratif tıp uygulamalarında; vücudun hasar görmüş dokularını kendi kendine onarabilme yeteneğinin tetiklenmesi ve kök hücrelerin etkisi başrolde oluyor. Bu kapsamda; yaşlanma, hastalıklar, travma ya da doğuştan bozukluklar nedeniyle fonksiyonlarını yitiren dokuların tamiri ve yenilenmesi için canlı işlevsel dokular uygulanıyor.

Günümüzde hücresel tedavilerin gelişmesi ve kök hücre uygulamalarının gündeme gelmesiyle artık “kıkırdak hasarları iyileştirilebilir” hale geliyor. Kök hücreyle yapılan hücresel tedaviler, eklemde farklı iyileştirici özellikler oluşturabiliyor. Akut ve kronik yaralanmaların, menisküs yırtıklarının tedavilerinde, bağ zedelenmelerinde, kıkırdak kayıplarında ve dejeneratif eklem hastalıklarının ilerlemesini durdurmak için de hücresel tedaviler kullanılabiliyor.

Yapılan son klinik araştırmalara ve deneyimlerimize dayanarak, eklemlere hücresel tedavi/kök hücre uygulamalarının güvenli olduğunu söyleyebiliriz. Rejeneratif tıp; sadece problem geliştikten sonra hasarın tedavisinde değil, aynı zamanda problemlerin oluşmasını engelleyici koruyucu tıp alanında da önemli rol oynayabiliyor.

Rejeneratif tıbbın ortopedik hastalıklardaki başlıca kullanım alanları ise şunlar:

- Eklem kıkırdağı yaralanma ve yıpranmaları,
- Tendon yaralanmaları ve iltihabı,
- Yumuşak doku yaralanmaları,
- Bacak dolaşım bozuklukları ve iyileşmeyen kronik yaralar,
- Diyabetik ayak.

Estetik cerrahi: Vücudumuzda oluşan doku eksikliklerinin, hasarlarının fonksiyonel ve estetik olarak onarılmasıyla ilgilenen estetik cerrahi, rejeneratif tıp ile oldukça yakın ilişkide bulunuyor. Rejeneratif tıp alanındaki gelişmelerle birlikte estetik cerrahi uygulamalarında da yeni ufuklar açılıyor. Zamana, hastalıklara, kazalara bağlı olarak meydana gelen doku hasarlarının onarılması için kök hücreler kullanılabiliyor.

Kişinin kendisinden alınan hücreler, yüksek teknolojiye sahip laboratuvarlarda çoğaltılarak sorunlu olan bölgelere uygulanabiliyor.

Estetik cerrahide kullanılan bir diğer yöntem de uyuyan kök hücrenin en yoğun olduğu bölgeden faydalanmak... Vücudun yağ depoları olan bu bölgelerdeki hücreler, ameliyat ortamında yaklaşık 10 dakikada alınıyor ve 1,5 saat içinde gerekli bölgeye enjekte edilebiliyor. Bu yöntemde, hücreler manipüle edilmediğinden laboratuvar şartları gerekmiyor.

Estetik cerrahide rejeneratif tıbbın kullanım alanları ise şöyle belirtiliyor:

- Yaşlanmış bölgelerin yenilenmesi
- Kapanmayan yaraların tedavisi
- Yüz ve vücut dolgusu
- Yara izlerinin tedavisi
- Yanık izlerinin tedavisi
- Meme rekonstrüksiyonu


Merkezimizde Hangi Hücresel Tedavi Uygulamaları Yapılıyor?

PRP (Platelet Rich Plasma-Platelet) uygulaması: Damarlarımızda dolaşan hayati sıvı olan kan, vücut ağırlığımızın 1/3’ünü oluşturuyor. Kanın hücresel elemanları dışında kalan sıvı kısmını oluşturan plazma; aminoasitler, karbonhidratlar ve elementler gibi önemli maddelerin dokulara taşınmasını sağlıyor. Kandaki önemli hücrelerden biri de trombosit (platelet). Temel görevleri; damar bütünlüğü bozulduğunda kanamayı durdurmak ve iyileşmeyi başlatmak olan trombositler, içinde pek çok büyüme faktörleri ve sitokinler içeriyor.

Trombositler, bu özellikleri nedeniyle yaraların iyileşmesini sağlıyor. Söz konusu faydaları fark edildiğinden bu yana da tıp alanında pek çok şekilde kullanılıyor. Hasarlı dokuların normale dönmesini sağlamak için kullanılarak, başarılı sonuçlar elde ediliyor.

PRP nedir ve nasıl uygulanır?

FDA onaylı bir tedavi protokolü olan PRP ile hastanın kendisinden alınan bir miktar kan (8-10 cc) özel bir işlemden geçirilerek, hastanın hasarlı bölgelerine enjekte ediliyor. Kana uygulanan işlemle elde edilen plazmadaki trombosit yoğunluğu 2-8 kat arttırılarak hasarlı olan dokuların iyileşmesi sağlanıyor. PRP; iyileşmeyen yaralarda, ortopedik sorunlarda, vasküler problemlerde, diş hekimliğinde ve estetik amaçlı kullanılıyor.

Estetik amaçla; yüzde ince ve derin kırışıklıkların olduğu bölgelerde, izlerde, çatlaklarda, saç dökülmesinde, cilt tonunu sıkılaştırmada, dekolte, kol, el yaşlanma izlerini azaltmada kullanılabilen bir yöntemdir. PRP, estetik amaçla tek başına kullanıldığı gibi eş zamanlı olarak kimyasal peeling, dermabrazyon, lazer peeling’le beraber iyileşmeyi destekliyor ve daha iyi sonuç almak için de kullanılabiliyor.

2 hafta arayla 3-4 seans olarak uygulanan PRP, 10-12 ayda bir tekrarlanabiliyor. Uygulama seansları ortalama 30 dakika kadar süren PRP, dolgu maddesi gibi derin kırışıklıklara verilebildiği gibi mezoterapi olarak veya maske olarak da kullanılabiliyor. Her yaş grubuna ve cinsiyete uygulanabilen bu tedavi, kanser hastalarında ve trombosit sayısı düşüklüğü olması halinde uygulanmıyor. Kullanılan ürün otolog yani hastanın kendisine ait olduğundan bir yan etki görülmüyor.

Hücre kültürü yöntemi: Ortopedik hastalıkların tedavisinde uygulanan kemik iliği ve yağ dokusundan elde edilen kök hücre konsantrasyonları yöntemlerinde elde edilen hücresel ürünler tek bir tip hücreden oluşmuyor. Bu konsantrasyonlarda çeşitli hücre tipleri bulunuyor. Hücre kültürü yönteminde ise hastadan alınan doku, laboratuvar ortamında hücrelere ayrılıyor ve sadece kök hücreler izole edildikten sonra laboratuvar ortamda kültürle çoğaltılıyor. Bu işlem yaklaşık 3-4 hafta sürüyor. Oluşturulan hücre kültürü enjeksiyon veya membranlı nakil uygulamasına göre hazırlanıyor.

Hücre kültürü uygulaması 2 aşamalı oluyor. Birinci aşamada kemik iliği, yağ ya da eklemden (sinovyum) biyopsi yapılarak elde edilen doku örneği, özel izinlerle açılmış GMP (Good manufacturing practice=iyi üretim uygulamaları) laboratuvarlarına gönderiliyor. Orada steril ve son derece özel şartlarda hücreler ayrıştırılıp, çoğaltılıyor. Bu aşama, yaklaşık 3-4 hafta sürüyor. İkinci aşamada ise elde edilen bu hücre kültürü hastaya uygulanıyor. Kök hücreler, uygulandıkları yerin özelliğine göre değişime uğrayabiliyor ve bozuk olan doku yerini alabiliyor. Bu sayede doku hasarlarının giderilmesi, ödemin azaltılması, ağrının giderilmesi mümkün olabiliyor. Ayrıca kök hücreler bağışıklık sistemini ayarlayabiliyor. Bu özelliklerinden dolayı, başkasının kök hücresi bir başkasına uygulanması teorik olarak mümkün. Çok yakın bir zamanda, ülkemizde bu hücrelere yönelik doku bankacılığı kurulmuş olacağı öngörülüyor.

Kemik iliğinden elde edilen hücresel ürünler: Kıkırdak lezyonları, diyabetik ayak yaraları, beslenmesi bozulmuş bacak, ve iyileşmeyen yaraların tedavisinde, kemik iliğinden elde edilen hücreler kullanılabiliyor. Kemik iliği, önemli kök hücre kaynaklarından biridir. Hastaların kemik iliğinden alınan kök hücreleri de içeren progenitör (öncü) hücreler laboratuvarda özel işlemlerden geçiriliyor. Elde edilen hücre konsantrasyonu, hasarlı olan bölgelere enjekte ediliyor. Bu bölgelerde doku ve hücre iyileşmesi ile yenilenmesi sağlanarak, başarılı sonuçlar elde etmek mümkün oluyor.

Ortopedide PRP uygulamaları: PRP yani plateletten zenginleştirilmiş plazma özellikle; kıkırdak hasarları, tendon yaralanmaları, aşırı kullanımlarından doğan ağrılar ve akut adale yumuşak doku problemlerinde kullanılıyor. Hücresel tedavi yöntemi olan PRP’de plateletler, trombositler kullanılıyor. Elde edilen hücreler, enjeksiyonla hastanın problemli olan bölgelerine (kıkırdak, tendon, yumuşak doku) uygulanıyor. Böylece vücudun kendi iyileşme mekanizmalarına destek olarak hasarlı dokuda tamire yardım ediyor.

Pratik ve hızlı uygulanabilen PRP işleminin ardından, hastalar günlük işlerine büyük oranda sınırlama olmaksızın devam edebiliyor. İşlem bazen bir kez yeterli olurken, gerekli görülürse kıkırdak problemlerinde 15 günde bir 3 defa yapılması önerilebiliyor.

PRP; kronik tendinopatiler, diz bağ yaralanmaları, kas yaralanmaları, osteoartrit (kireçlenme), kıkırdak onarımına destek ve cerrahi sırasında yardımcı olarak kullanılabiliyor.

Yağ dokusundan elde edilen hücresel ürünler: Önemli kök hücre kaynaklarından olan yağ dokusundan elde edilen kök hücreler, özellikle kıkırdak hasarlarının tedavisinde kullanılıyor. Bu uygulama için hastanın karın ya da basen bölgesinden 150-200 cc yağ dokusu liposuction ile alınıyor. Alınan bu doku özel sistemlerle mekanik olarak işleniyor ve bir saat içinde kök hücreden zengin hücre konsantrasyonu elde ediliyor. Bu hücre konsantrasyonu, sorunlu olan alanlara enjekte ediliyor ve kök hücrelerin hasarlı doku ve yapıları iyileştirmesi bekleniyor. Yağ dokusundan elde edilen kök hücreler sadece kıkırdak hasarlarının tedavisinde değil, iyileşmeyen yaraların ve beslenme bozukluğu olan bacakların tedavisinde de kullanılabiliyor.

Birim Bulunan Hastanelerimiz
Rejeneratif Tıp Merkezi biriminden
Uzman Görüşü Alın

Uzman Görüşü Alın

Adınız Soyadınız
GSM
Eposta Adresiniz

Doktorlarımız