Pet-CT

PET-CT nedir?

PET-CT vücutta hastalıklardan kaynaklanan metabolik değişikliklerin radyoaktif bileşikler  (radyofarmasötikler) kullanarak görüntülendiği bir moleküler görüntüleme yöntemidir. Kanser, kalp hastalıkları ve bazı nörolojik hastalıkların erken tanısı, uygun tedavinin belirlenmesi ve planlanması, tedavi yanıtının değerlendirilmesinde önemli katkılar sağlar. PET-CT görüntülemesinde fonksiyonel ve yapısal değişiklikler bir arada değerlendirilebilir.

PET-CT nasıl çalışır?

PET-CT tek seferde tek bir ekipmanla elde edilen Pozitron Emisyon Tomografi (PET) taraması ve Computed Tomography (Bilgisayarlı Tomografi) taramasının bir kombinasyonudur. PET taraması vücudun metabolik aktivitesi ve fizyolojisi hakkında önemli bilgiler sağlarken CT görüntüleri de vücuttaki anatomik değişikliklerin belirlenmesini sağlar. Kanser hücreleri normal hücrelerden daha yüksek metabolik hızlara sahiptir ve bunlar PET taramasında daha yoğun alanlar olarak ortaya çıkar. Kanser başta olmak üzere birçok nörolojik hastalık ve kalp hastalığı vücudun biyolojik süreçlerini değiştirir. PET bu değişiklikleri genellikle herhangi bir şikayet (semptom) oluşmadan önce erken evrelerde keşfedebilir. 

Tarama başlamadan önce bir radyofarmasötik hastaya enjekte edilir. 
Radyoaktif madde genellikle kanser türüne göre değişiklik göstermekle birlikte günümüzde kanser görüntülemesinde en sık kullanılan radyofarmasötikler Flor 18-Fluorodeoksiglukoz (18F-FDG)  ve Galyum-68 işaretli peptid bileşikleri (Ga-68 DOTA-TATE veya Ga-68 PSMA) dir.
PET tarayıcılar radyoaktif maddenin yaydığı sinyalleri algılar ve kaydeder. Bu sinyaller daha sonra bir bilgisayar aracılığıyla gerçek görüntülere dönüştürülür. Tarama çoğu hasta için yaklaşık 20 dakika sürer.

Onkolojide PET-CT

PET-CT, görüntülemede kullanılan radyoaktif bileşiklere afiniteli kanser türünün mevcut olup olmadığını, vücuttaki yayılımını belirlemede ve tedavi planlama ve yanıtı değerlendirmede etkilidir. Tek bir görüntüleme ile tüm vücudun görüntülenmesi önemli bir avantajdır.
Özellikle etkili olduğu kanser türleri arasında akciğer, baş ve boyun kanserleri, meme kanseri, kolorektal kanserler, özofagus, mide kanserleri, nöroendokrin kanserler, lenfoma, melanoma, jinekolojik kanserler, sarkomlar, mesane ve prostat kanserleri yer alır. Diğer birçok kanser türünde de hastalığın farklı grup ve dönemlerinde kullanılmaktadır. Kanser tedavisine en önemli katkısı hasta için en uygun tedavinin seçilmesinde yol gösterici olması ve gereksiz tedavileri önlemesidir.

1.Erken teşhis

PET-CT insan vücudundaki bazı kanser kuşkulu dokuların metabolik aktivitesinin değerlendirilmesini ve tümörlerin iyi huylu veya kötü huylu olarak karakterize edilmesini sağlar. Görüntülemede iyi huylu olarak tanımlanan dokularda gereksiz biyopsi işlemlerini engellerken, kötü huylu olma olasılığı yüksek tümörlerde biyopsiye rehberlik ederek tanıya katkı sağlar.

2. Kanserin evrelemesi

Birçok kanser türünde hastalığın tüm vücuttaki yayılımını belirlemede son derece etkindir. Metastatik hastalığın varlığının veya yokluğunun doğrulanması hasta için en uygun tedavinin de seçilmesini sağlar.

3.Nükslerin saptanması

Kanser tedavisi uygulanmış hastalarda nükslerin erken dönemde saptanmasında özellikle radyoterapi ve cerrahi tedavilerden sonra vücutta meydana gelen değişikliklerin kanser nüksünden ayırdedilmesinde en etkin görüntüleme tekniğidir. Takiplerinde tümör belirteçlerinde yükselme saptanan ancak konvansiyonel görüntüleme teknikleri ile nüks kaynağı saptanamayan hastalarda nüksün tesbiti ve uygun tedavinin belirlenmesinde önemli rol oynar.

4.Radyoterapi tedavisinin planlanması

Radyoterapi veya ışın tedavisinde radyasyon verilecek canlı tümör hücresi alanları PET-CT ile yapılacak görüntüleme ile en doğru şekilde belirlenebilmekte ve tedavi etkinliği artırılırken gereksiz olarak sağlıklı dokulara verilebilecek radyasyon engellenerek yan etkilerin azalması sağlanmaktadır. 

5.Tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi

PET-CT kanser tedavisi sonrası tedavi etkinliğinin BT veya MR gibi görüntüleme yöntemlerinden önce değerlendirilmesini sağlayan bir görüntüleme yöntemidir. Bu alandaki üstünlüğü kanser dokusunda yapısal olarak küçülme başlamadan önce kanserli hücre ölümünden kaynaklanan metabolik değişiklikleri saptamasından kaynaklanır. Tedavi öncesi, tedavi arasında ve sonrasında alınan görüntüler karşılaştırılarak kanser dokusundaki tedaviye bağlı değişiklikler ayırt edilebilir. 

Nöroloji'de PET-CT

PET-CT teknolojisinin metabolik değişiklikleri belirleyebilme kabiliyeti beyindeki epileptik odakların lokalize edilmesinde, Alzheimer hastalığının ve diğer demans türlerinin tanısında önemli rol oynar.

1.Kalp-damar hastalıklarında PET-CT

Miyokard dokusunda hem perfüzyonu hem de metabolik aktiviteyi göstererek koroner arter tıkanıklıklarının neden olduğu azalmış kan akımı olan bölgeleri tespit etmede ve kalp kasında meydana hasarı belirlemede kullanılabilir. Bu bilgi daha önce miyokard enfarktüsü geçirmiş ve tedavi planlanan hastalar için önemlidir.

2.Meme hastalıklarında PET-CT

Pozitron Emisyon Tomografi (PET) ile Bilgisayarlı Tomografinin (CT) İlk kez aynı anda en üstün iki görüntülenme sisteminin birlikte kullanılarak insan vücudunun ayrıntılı görüntülenmesinde ulaşılan en üstün teknoloji mucizesi olan PET-CT’de ilaç olarak kullanılan şey bildiğimiz şekerdir.
Şeker, çok küçük miktarda dışarıya sinyaller veren radyoizotoplarla bağlanır ve hastanın damarına verilir.
Radyoizotoplu şeker, meme de çok küçük de olsa kanser hücrelerinin içine girebilme özelliğine sahiptir. Çünkü kanser hücreleri çok şeker kullanırlar. Böylelikle kanser daha çok küçükken yakalanabilir ve tedavisi kolaylaşır.

CT’nin bu sistemdeki görevi, bir nevi harita gibi, çok küçük kanser hücrelerinin vücudun neresinde olduğunu göstermektir.
PET-CT, her iki yöntemin de en iyisidir. İki görüntüleme çeşidi bir arada olunca vücudun en ince ayrıntıları ortaya çıkmaktadır.

PET-CT randevu süreci

PET-CT taramaları için kullanılan radyofarmasötik her hasta için özel olarak hazırlanır ve kısa yarı ömürlü maddeler olduklarından zaman ile hızlıca yok olurlar. Bu nedenle taramanıza zamanında gelmeniz önemlidir. 
Taramanızdan önceki gün yorucu egzersiz veya fiziksel aktiviteden kaçının. 
Doktorunuz tarafından sıvı kısıtlaması olmadıkça en az 8-10 bardak su için.
Şeker hastalığı nedeniyle insülin ve oral anti-diyabetik ilaçlar kullanıyorsanız randevunuzu alırken doktorunuzu bilgilendirin. 
18F-FDG PET-CT çekiminden önce en az 6 saat aç kalmanız gerekmektedir. Bu sürede su içmenizde sakınca yoktur. Açlık süreniz randevu saatinize göre ayarlanacaktır.

Görüntüleme için gelirken soğuğa maruz kalmanız görüntü kalitenizi etkileyebilir. 
PET-CT hamilelerde uygulanmaz. Emziriyorsanız, hamileyseniz veya hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız lütfen randevunuzdan önce PET-BT bölümünü arayıp bilgilendirin. Randevunuza gelirken önceden yapılmış olan görüntülemelerinizin (CT, MR, PET-CT) rapor ve CD’lerini,  patoloji sonuçlarınızı getirmeyi unutmayın. 

PET-CT görüntüleme süreci

Nükleer tıp hemşiremiz sizi enjeksiyon odasına götürecek sizden çekime girebilmeniz için aydınlatılmış onay formunu okuyup imzalamanızı isteyecektir. Daha sonra tıbbi geçmişinizi öğrenmek amacıyla bazı soruları yanıtlamanız istenecektir.
Radyoaktif madde enjeksiyonunuz yapılmadan önce kan şekeri seviyesi ölçülür.

Kan glikoz seviyesinin 70mg / dL ve 200mg / dL arasında olması gereklidir. Kan şekeri seviyeniz önerilen seviyelerin dışındaysa veya testinizden önce özel talimatları izlemediyseniz (özel diyet, ilaçlar, açlık süresi, vb.), randevunuzun yeniden planlanması gerekebilir.
Enjeksiyon sonrası radyoaktif maddenin vücudunuzda dağılması için size ayrılan dinlenme odasında yaklaşık 60 dakika beklemeniz gereklidir.

PET-CT görüntüleme sonrası

PET-CT'de kullanılan radyofarmasötikler kısa ömürlüdür.  Bu nedenle ailenize ve çevrenizdekilere radyasyon güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturmaz. Ancak yaklaşık 12 saat boyunca radyasyon maruziyeti riskli olan özellikle küçük çocuklar ve hamile kadınlar ile gereksiz uzun süreli temastan kaçının.
Radyoaktif madde idrar yolu ile atıldığından görüntülemenin yapıldığı gün tuvaleti kullandıktan sonra sifonu birkaç kez çekin ve ellerinizi iyice yıkayın.
Görüntülemenizden sonra bol miktarda sıvı tüketin ve idrarınızı sık sık yapın. Bu uygulama vücudunuzda kalan radyoaktiviteyi vücudunuzdan temizlemenize yardımcı olur.

Paylaş

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz