Menopoz

Menopoz, anlam olarak adet kanamalarının durması yani son adet demektir. Kadın hayatının ortalama üçte biri menopoz döneminde geçer. Menopoza girme yaşı; etnik köken, genetik ve yaşam şekli ile doğrudan ilişkilidir. Dünyada ortalama menopoz yaşı 50-55 iken Türkiye’de 46-51 arasındadır. Sigara, menopoz yaşını ortalama 2 yıl öne çeker.

Menopozda başta ateş basması olmak üzere uykusuzluk, duygu durum değişiklikleri, depresyon, cinsel istekte azalma, vajinal kuruluk, ağrılı cinsel ilişki, kemik erimesi, üst çenede diş kaybı, göz kuruluğu ve idrar kaçırma gibi şikayetler değişen derecelerde görülür.

Menopozal yıllar süresince kimi kadın hiç reaksiyon göstermez veya fark edilmeyen hafif reaksiyonlar gösterirken bazıları çok ağır ve çeşitli semptomlar yaşanabilir.
Yumurtalıklarda azalmış yumurta faaliyeti ve ona bağlı östrojen kaybıyla ilişkili olan en sık karşılaşılan menopoz semptomları şöyledir:
  • Menstrüel sikluslarda düzensizlik (adet düzensizliği)
  • Vazomotor semptomlar (ateş basmaları)
  • Ürogenital atrofi (idrar yolları, vajina ve etraf dokularda zayıflık ve hacim kaybı)
  • Östrojenin uzun vadede eksikliğine bağlı sağlık problemleri: osteoporoz (kemik erimesi) ve kardiyovasküler (kalp damar) hastalıkları

Menopoz Yaşı

Türkiye'de menopoz yaşı 45,6 + 5,63 olarak saptanmıştır. Türkiye nüfus ve sağlık araştırması verilerine göre Türk kadınının ortalama beklenen yaşam süresinin 67,3 yıl olduğu göz önünde bulundurulduğunda bir kadının ömrünün %24'ünün postmenopozal dönemde geçtiği söylenebilir.

Menopoz Belirtileri

Kadınların %70'inde görülen en sık menopoz belirtisi ateş basması ve gece terlemeleridir. 
Kafein ya da stres gibi herhangi bir stres faktörü olmadan aniden başlar. Yüz ve boyundan bazen de sırttan başlar, kızarma ve terleme eşlik eder. Yaklaşık 2-5 dakika sürer. Her gün ve günde 10-20 kez atak gelebilir. Ortalama olarak menopoz belirtisi 1 ve 4 yıl kadar sürer. Ancak 10 yıldan daha uzun süre devam eden olgular bildirilmiştir.

Menopoz Tedavisi

Menopozdaki temel problem östrojen kaybı olduğuna göre öncelikle onun yerine konması gerekmektedir.

İlk olarak kişinin risk profili değerlendirilerek, uygun görülürse hormon replasman tedavisi (HRT) önerilebilir. 

Menopozda hormon kullanımı, 2002’ de yapılan WHI (woman's health ınitiative) çalışmasında, tromboembolizm ( damar pıhtılaşması ) ve meme kanseri riskini arttırdığı sonucuna varıldığı için çoğu ülkede yasaklanmıştı. Ancak 2011-2014 yılında dünyada birçok bilimsel uluslararası kuruluş, hormon tedavisinin uygun hastalarda kullanımını onayladı. 'Sadece geçirilmiş damar pıhtılaşması hastalığı olan ve meme kanseri olan hastalarda kullanımı sakıncalı ve yasaktır' sonucuna varıldı.

40-50 yaşlarında genç, premenopoz ve düzensiz adetleri olan hastalarda doğum kontrol yöntemini de düşünmek gerekir. Şikayeti olmayan, kalp hastalığı ve osteoporoz riskleri çok düşük olan kadınlarda hormon tedavisinin kullanımı gereksiz olabilir. 

Birinci derece akrabasında premenopozal meme kanseri öyküsü olan kadınlarda hormon tedavisinin kullanılmaması gerektiğine dair kanıt olmasa da kar/zarar oranın çok iyi değerlendirilmesi ve ona göre karar verilmesi önemlidir. Ancak; düzensiz vajinal kanaması olanlar, meme, rahim kanseri, venöz tromboz, karaciğer hastalığı olanlar da kullanılamaz.

HRT başlanan hastalar ilk 3 ayda tedaviye devamı değerlendirmek için kontrole çağrılır, her şey normalse sonraki kontrol 6 ay sonra, daha sonra ise yılda bir gerçekleşir.

Tedavi yöntemleri hakkında detaylı bilgi almak için Grup Florence Nightingale Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Merkezi’nden randevu alın.

Menopoz Dönemi Hormon Tedavisi Kansere Neden Olur mu?

Günümüzde menopoz ve tedavisi oldukça güncel ve tartışmaların sürdüğü bir konudur. Hormon Replasman Tedavisi (HRT) yaşam süresini ve kalitesini artırmaktadır. Fakat günümüzde ve ülkemizde HRT alan kadınlar %1 civarındadır, bu oran gelişmiş ülkelerde %20'dir.
HRT kullanımında en önemli sorun kanser riski konusunda halkta ve pek çok hekimde yerleşmiş olan yanlış kanılardır.

Menopozda Östrojen Nedir?

Menopozda ve menopoz öncesi veya sonrası dönemde pek çok kadın ruh hali, davranış değişiklikleri ve libido (cinsel istek) da azalma yaşayabilir.

Bu semptomların hangi dereceye kadar östrojen azalmasının doğrudan sonucu olduğu ya da bunların vazomotor semptomlara (ateş basması, terleme gibi) ikincil olarak gelişip gelişmediği veya bu semptomların androjen yetersizliği ile ilgili olup olmadığı tartışmalıdır.

Belirgin olarak östrojen yetersizliğine bağlı olan menopozal semptomlar; vazomotor semptomlar (ateş basması ve terleme), vajinal kuruluk ve ürogenital atrofi'dir.

Postmenopozal hormon tedavisi genital anatomi üzerine direkt etkisiyle ve vajinal kuruluğu ortadan kaldırarak cinsel işlev üzerine olumlu etkiler sağlamakla birlikte östrojen kaybının menopozda cinsellikte görülen değişikliklerin tümünü açıklamadığı düşünülmektedir.

Kadının fiziksel, duygusal ve hormonal durumlarının tümü menopozdan etkilenir ve bu sayılanlardan herhangi biri veya bunların tümü cinsel uyarılma ve hazzı etkileyebilir.

Yaşlanmayla birlikte cildin kolajen bileşimindeki ve cilt kalınlığındaki azalma hormon tedavisiyle engellenebilir.

İleri yaşlarda en sık görülen kemik sorunu olan osteoporoz, normal mineral/matrtix oranıyla birlikte azalmış kemik kütlesidir ve kırıklara sebep olur. Azalmış kemik kütlesi bazen osteopeni olarak adlandırılırken osteoporoz, azalmış kemik kütlesiyle beraber kırıklar için kullanılır. Östrojen tedavisi osteoporozu engeller veya en azından durdurur.

Toplam kolesterol ve LDL seviyeleri premenopozal kadınlarda erkeklerden daha düşüktür ve yaşlanmayla kademeli olarak artar ve menopozla hızla yükselir. 60 yaş dolaylarında aterojenik lipid seviyeleri erkeklerden yüksek hale geldiğinde kadınlardaki koroner hastalık riski ikiye katlanır. Bu değişiklikler diyetle ve östrojen tedavisiyle azaltılabilir ve hatta geri döndürülebilir.

Menopoz Sonrası Osteoporoz Riski

Osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunun azalması ve önemsiz bir travmayla oluşabilecek kemik kırık riskinin artması ile karakterize bir hastalıktır. 

Menopozla birlikte östrojen kaybı; kemik yoğunluğunda azalmaya sebep olur. Bu azalma gerekli önlemler, tedbirler ve tedavi yapılmaz ise menopoz sonrası geçen her yıl artarak devam eder.Kemik yoğunluğunu ve mimarisini korumada yaşam şekli ve alışkanlıklar çok önemidir.

  • Sigara ve alkolden kesinlikle uzak durulmalıdır.
  • Kalsiyumdan zengin beslenmeye özen gösterilmelidir. Kalsiyum için en iyi kaynaklar emilebilen kalsiyumu en çok içeren besinlerdir. 1. sırada süt ve süt ürünleri (yoğurt, peynir vb.), 2. sırada pekmez, susam, fındık fıstık gibi yağlı tohumlar, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, kurutulmuş meyveler gelir. Orta derecede emilimi olan gıdalar ise yumurta, turunçgiller çilek gibi besinlerdir. Küçük balıklar kılçığı ile birlikte yenildiğinde kalsiyumdan zenginleşir, kaynatıldığında kalsiyum suyuna geçer. Bu yüzden kemik suyu yemeklerde kullanılarak kalsiyumdan yararlanılabilir.
  • Egzersizin de osteoporozun önlenmesi ve tedavisinde etkinliği kanıtlanmıştır. Haftada 3 gün 1 saat süre ile yapılan düzenli egzersizin özellikle kemik erimesini gösteren t skorlarını 2 yıl içinde normal düzeye çıkardığı ispatlanmıştır. Solunum, postür, germe egzersizleri yanında eklem hareket serbestliğini daha fazla kazandırdığı için su içi egzersizler de önerilmektedir. 
  • Osteoporozun önlenmesi ve tedavisi için 50 yaş üstü tüm kadın ve erkeklerde en az 1000 mg kalsiyum ve d vitamini önerilmektedir. Kalsiyumun 500 mg olarak 2 ayrı dozda alınması emilimini daha çok arttırır.
  • Osteoporoz tanısı almış hastalarda ilaç tedavisi ise hem kemik yıkımını azaltmak hem de kemik yapımını arttırmak için faydalıdır. Seçim yaparken hastanın var olan risk faktörleri, kullandığı ilaçlar, ek hastalıklar, tedaviye uyum ve sağlık sistemine ait özel koşulları değerlendirilmelidir.

Menopoz Dönemi Beslenme

  • Kafein, baharatlı gıdalar, alkol ve sigaradan uzak durun.
  • Eczanelerde satılan suplementleri değil, doğal olanları tüketmeye çalışın. Soya fasülyesi, nohut, mercimek, keten tohumu, tahıllar, fasulye, meyveler, kırmızı ve mor renkli sebzelerdir.

 Menopoz Dönemi Yaşam

  • Eğer kilonuz fazla ise kilo vermeye çalışın. Sıcak basmalarından daha az etkilenirsiniz.
  • Yaşadığınız yerin oda ısısını düşürün. Daha az ve pamuklu kıyafetler giyinin.
  • Her sabah 15 dakika karından alıp vererek derin solunum egzersizleri yapın.
  • Yatarken çorap giyin. Böylece merkezi vücut sıcaklığının düştüğü gösterilmiştir.
  • Uykusuzluğu önlemek için hemen ilaç almayın. Her gece ılık bir duş alın ve süt için. 
  • Depresif ruh halinden kurtulmak için başaracağınıza inandığınız bir aktivite yapın.
  • Akraba ve arkadaşlarınızla iletişimi koparmayın.
  • Yoga yapın.

Menopoz Dönemi Cinsellik

Menopoza dönemi, artık yaşlandığınız, cinsel hayatınızın sona erdiği ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı düşüncesine kapılmayın. 
Yaşanmışlık belirtisi olan kırışıklıklar hayatınıza girecektir. Hamile dönemi yaşamayacaksınızdır. Fakat, bu sadece korunma derdi olmadan yıllarca devam ettirilebilecek cinsel yaşam müjdesidir.

Menopoz Tetkikleri Nelerdir?

  • Jinekolojik muayene
  • Ultrason
  • Pap smear
  • Mamografi
  • Meme ultrasonu (gerekli görülürse)
  • Kan tahlilleri
Paylaş

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz