Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi

Obezite; tüm dünyada adeta salgın şeklinde görülen ve hayatı tehdit edebilen sorunlara neden olabilen bir hastalık. Bu nedenle de yakından takip ve tedavi edilmesi gerekiyor.

Tek bir nedene bağlı gelişmeyen obezitenin ortaya çıkmasında birçok etken önemli rol oynayabiliyor. Dolayısıyla obezitenin birçok bölümden klinisyenin katıldığı, multidisipliner yaklaşımla ele alınarak tedavi edilmesi gerekiyor. Hastalar; varsa altta yatan hastalıklarından beslenme alışkanlıklarına, yemek yemeğe teşvik eden psikolojik durum bozukluğunun varlığından hormonal dengesinin bozuk olup olmadığına göre değerlendiriliyor. Grup Florence Nightingale Hastaneleri Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezimizde, bu anlayışı benimseyerek hastalarımıza en iyi, kaliteli ve sonuç odaklı hizmeti vermek için çalışıyoruz.

Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi’nde Hangi Bölümler Yer Alıyor?


Obezite tedavisi, multidisipliner yaklaşım gerektiriyor. Bu klinik ve laboratuvar bölümlerinin uzmanları; hastanın ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve sonrasındaki takibinde birlikte hareket ediyor. Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezimizde yer alan bölümler şöyle sıralanıyor:

Genel Cerrahi Bölümü: Hastaların ameliyat öncesi değerlendirilmesinden ameliyat sonrası uzun süreli takibi, genel cerrahi uzmanı tarafından yapılıyor. Bu uzmanlar, obezite ve metabolik cerrahinin ekip lideri konumunda görev yapıyor. Hastalar, ameliyat öncesi birçok klinisyenin katıldığı geniş bir ekip tarafından değerlendiriliyor. Bu aşamalarda uyumu sağlayan, aynı şekilde ameliyat sonrası bakımı da koordine eden yine genel cerrahi uzmanları oluyor. Hastaların ameliyatları bu bölümde görevli endokrin ve metabolik cerrahi deneyimi olan genel cerrahlarca gerçekleştiriliyor.

Endokrin ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü: Obezite hastalarının değerlendirilmesinde olmazsa olmaz branşlardan biri de endokrinoloji. Çünkü bu kişilerde altta yatan hormonal dengesizlik söz konusu ise bu sorun giderilmeden yapılacak her türlü cerrahi işlem başarısız oluyor. Bu nedenle hastaların öncelikle hormonal ve metabolik yapısına bakılması, bir sorun varsa giderilmesi büyük önem taşıyor.

Endokrin ve Metabolizma Hastalıkları Kliniğimizde; her hastamızın hormonal sistemi kontrol ediliyor. Bir düzensizlik tespit edilirse, buna uygun tedavi uygulanıyor. Aynı şekilde endokrin ve metabolizma hastalıkları uzmanları, ameliyat sonrası takipte de aktif yer alıyor.

Beslenme ve Diyetetik Bölümü: Obez kişinin beslenme alışkanlığının ameliyat öncesi ortaya konabilmesi ve ameliyat sonrası yeni duruma adapte olabilmesi de ancak beslenme ve diyetetik uzmanının da bulunduğu multidisipliner yaklaşımla mümkün oluyor. Klinik tecrübelerimiz, hastaların ameliyat sonrası beslenme alışkanlıklarına adapte olmasında diyetisyen gözetiminin büyük kolaylık sağladığını gösteriyor. Ayrıca obez kişileri için izlenecek tedavi yönteminin belirlenmesinde diyetisyen tarafından değerlendirme de büyük önem taşıyor. Kişinin artık diyetle kilo veremediğine kanaat getirilmesi, tek çarenin cerrahi işlemden fayda görme olduğunun düşünüldüğü durumlarda, diyetisyen tarafından yapılacak değerlendirme bu açıdan gerekli oluyor. Hastaların ameliyat sonrası erken ve geç dönemde uygun bir diyetisyen desteğiyle takibi de önem taşıyor. Aksi halde verilen kilolar tekrar geri alınabiliyor.

Gastroenteroloji Bölümü: Gastroenteroloji uzmanları, hastanın ameliyat öncesi karaciğer de dahil gastrointestinal sistem açısından bir engelinin olup olmadığını kontrol ederek, ameliyat öncesi endoskopi ile midede herhangi bir bozukluğunun olup olmadığının belirlenmesi ve hastanın ameliyat sonrası takibinde görev alıyor.

Psikiyatri ve Psikoloji Bölümü: Obez kişinin psikolojik durumunun değerlendirilmesi her açıdan önem taşıyor. Öncelikle altta yatan psikiyatrik bir durum olup olmadığının belirlenmesi ve varsa tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun dışında; hastanın yapılacak ameliyatı hekimlerin anlattığı şekilde tam olarak kavradığının, ameliyat sonrası süreçte obezite merkezi hekimi ve çalışanlarıyla uyumlu olabileceğinin yani hastanın psikolojik durumunun bu ameliyata izin verdiğinin psikiyatri uzmanı tarafından onaylanması ya da buna yönelik ameliyat öncesinde gerekli tedavilerin ve görüşmelerin yapılması önem taşıyor. Merkezimizde, hastalarımıza ameliyat sonrası da psikoloji desteğe devam ediliyor.

Kardiyoloji Bölümü: Obez hastaların yaşları ne olursa olsun kardiyovasküler riski arttığından, ameliyat öncesi mutlaka kardiyoloji bölümü tarafından değerlendirilmesi ve gerekli testlerin yapılması önem taşıyor. Merkezimizde, hastalar bir kardiyoloji uzmanı tarafından ameliyat öncesi uygunluk açısından değerlendiriliyor. EKG, ekokardiyografi ve gerekirse diğer testlerin yapılması sağlanıyor.

Göğüs Hastalıkları Bölümü: Hastaların sıklıkla solunum problemleri de klinik tabloya eşlik ediyor. Bu grupta, en sık uyku apnesi sendromuna rastlanıyor. Dolayısıyla bu durumun ameliyat öncesi iyi değerlendirilmesi ve gerekli tedavilerin önceden belirlenmesi büyük önem taşıyor. Yine obezite kaynaklı diğer solunum sistemi bozukluklarının da hem muayene hem de solunum fonksiyon testleri gibi taramalarla değerlendirilmesi bu bölümde yapılıyor.

Anesteziyoloji Bölümü: Ameliyatı planlanan kişinin, ameliyatla ilgili risklerinin ortaya konması amacıyla anestezi uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Ameliyat aşamasına gelen kişilerin detaylı değerlendirilmesi, ameliyat sırasında ve sonrasında gelişebilecek komplikasyonları önleme ile en aza indirmeye büyük katkı sağlıyor.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü: Ameliyat için başvuran hastalarımız aynı zamanda fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı tarafından değerlendiriliyor. Hem ameliyat öncesinde hem de sonrasında, hastanede yatarken ve hastaneden çıktıktan sonra fizyoterapi ile medikal egzersiz uygulamaları yaptırılıyor.

Radyoloji Bölümü: Radyoloji uzman hekimlerinin, hastanın ameliyat öncesi hazırlığında ağırlıklı payı oluyor. Bu amaçla; hastaların ameliyat öncesi ultrasonografileri, dolaşım sorunlarının anlaşılması için venöz doppler incelemeleri, direkt grafileri gibi hazırlıklar dışında, hastanın ilk beslenmesinden önce mide pasaj grafisinin çekilmesi ve değerlendirilmesi de yapılıyor.

Laboratuvar Bölümü (Biyokimya ve Mikrobiyoloji): Hastaların obezite ameliyatları için değerlendirilmesi sırasında check-up’tan çok daha kapsamlı inceleme yapılıyor. Bu kapsamlı testlerin yapıldığı laboratuvarımızda; ameliyat öncesinde, hastanın yatışı sırasında ve sonrasındaki testler uygulanıyor.

Kaç Tür Obezite Ameliyatı Yapılıyor?


Tüp mide ameliyatı
Bu ameliyatla, mide hacminin küçültülmesi ve kişinin fazla yemesinin engellenmesi amaçlanıyor. Normalde 1500-2000 ml olan mide hacmi, tüp mide ameliyatı ile 50-100 ml hacme düşürülüyor. Tüp mide ameliyatını takip eden 1-2 yıl içinde istenmeyen kiloların yaklaşık %60’ının kaybedildiği gözleniyor.

Bu işlem, midenin tüp şekline getirilmesiyle yapılıyor. Tüp haline gelen mide büyük, geniş kısmını kaybediyor ve hasta bu işlemden sonra acıkmıyor. Yemek yediğinde, az miktar yemekle de doygunluk hissedebiliyor. Bu noktada devreye giren diyetisyen desteği ise günlük alınması gereken gıdaların organizasyonunu sağlayarak, hastanın beslenmesinde eksiklik yaşanmasını engelliyor.
Ülkemizde en sık yapılan obezite cerrahisi, tüp mide ameliyatı oluyor. 4-5 delik açılarak, kapalı yöntemle (laparoskopi) gerçekleştirilen bu ameliyat, cerrah açısından diğer ameliyata göre daha kolay oluyor.

Gastrik by-pass cerrahisi

Gastrik by-pass cerrahisinde, midenin büyük kısmı fonksiyonsuz bırakılıyor. Mide yukarıdan yemek borusuna, aşağıdan ise ince bağırsağa bağlanıyor. Bu ameliyatta, midenin yemek borusundan sonraki 25-30 ml’lik kısmı ince bağırsak bağlanarak, mide hacmi 25-30 ml’ye kadar düşürülüyor. Normalde mideden bağırsağa geçen sindirim ürünlerinin hemen hemen hepsi bağırsaklardan geri emilerek vücuda alınıyor. Su, şeker, yağlar, mineral ve vitaminler, bu maddeler arasında bulunuyor. Gastrik by-pass ameliyatında sadece mide küçültülmüyor. Aynı zamanda bağırsaklardan geri emilimin gerçekleşmesi için gerekli alan azaltılarak, şeker ve yağ gibi maddelerin vücuda girmesi engelleniyor.

Gastrik by-pass, Amerika Birleşik Devletleri’nde sıkça tercih ediliyor. Obezite sendromunda diyabet ön planda ise kişiler bu tür ameliyatlardan daha fazla fayda görüyor.

Bu cerrahinin dezavantajı ise hastalarda tüp mide ameliyatından daha fazla oranda mineral ve vitamin eksiklikleri görülebilmesi. Bunun nedeni de gastrik by-pass ameliyatı ile ince bağırsaktan besinlerin emiliminin engellenmesi oluyor. Dolayısıyla ameliyat sonrasında kişilerin, vitamin ve eser element eksiklikleri açısından daha yakından takip edilmesi gerekiyor.

Gastrik by-pass ameliyatlarının 2 tipi bulunuyor. Bunlar; R-Y gastrik by-pass ve mini gastrik by-pass. Temel mantığı aynı olan bu iki ameliyatta, midenin küçültülmesi ve ince bağırsaktan emilimin engellenmesi mekanizmaları uygulanıyor. Farklı yönleri ise uygulama tekniklerinde oluyor. Geri dönüşümsüz olan bu ameliyatlarda mideyi eski haline döndürmek neredeyse imkansız olduğundan, ameliyat öncesi değerlendirmede kişi için hangi ameliyatın faydalı olacağına karar verilmesi büyük önem taşıyor.

TIBBİ MERKEZE BAĞLI SAĞLIK REHBERİ YAZILARI