Yararlı Bilgiler

Uykunun hayatımız içinde boşa geçen bir zaman dilimi olduğunu düşünmek yanlış bir kanıdır. Yaşam için, sağlık için ve vücudumuz için uyku, vazgeçilmez bir dönemdir.

Bir insan tüm hayatının yaklaşık üçte birini uykuda geçirir. Bu sürecin kaliteli, düzenli ve yeterli olması, günlük yaşamımızı en iyi şekilde geçirmemizi sağlar. Ruh ve vücut sağlığımızı korumada yardımcı olur.

Sağlıklı bir uyku, hayatımız için gereklidir. Peki, ne kadar süre uyumalıyız? Bu sorunun cevabı kişiden kişiye, yaştan yaşa değişir. Bebekler için 16-18 saat uyku gerekliyken, yetişkinlerde genellikle 7-8 saat, yaşlılarda ise 6 saat yeterlidir.

Uykumuzu düzenlemek ve sağlıklı bir uyku için özellikle uyku hijyenimize dikkat etmeliyiz.

Bunu sağlayabilmek için,

• Uyuyamazsak yatakta fazla vakit geçirmemeliyiz.
• Yatak odası çok sıcak ya da çok soğuk olmamalı, tercihen karanlık ve hafif serin olmalıdır.
• Yatak odası, çalışma odası ve televizyon odası olarak kullanılmamalıdır.
• Hafta sonu ve tatil süresince sabah kalkış saatleriniz çok değişmemelidir.
• Gün içinde uyumamalı, dayanamıyorsanız 1 saatten kısa süreli ve saat 15:00’ ten önce şekerleme yapılmalıdır.
• Alkol, kafeinli içecekler ve çikolata tüketimi uyku saatinden 4-6 saat öncesinde kesilmelidir.
• Yatmadan önce sigara içilmemelidir.
• Akşam yemekleri çok ağır yenmemeli, ancak yatağa da aç gidilmemelidir.
• Uyku öncesi ağır spordan kaçınmalı, egzersizler akşamüstü saatlerine kaydırılmalıdır.
• Yattıktan sonra günlük düşüncelerden uzak durulmalı, yatak odası dışında düşünülüp çözümlenerek yatağa yatılmalıdır.
• Uykuyu bozacak ilaçlar (Antidepresanlar, kortizon, grip tedavisinde kullanılan ilaçlar, bazı kalp ilaçları vb.) uykuya yakın saatlerde alınmamalıdır.

Sadece uykuda kendisini gösteren birçok hastalık vardır. Bu hastalıkların bir kısmını kişi uykuda fark etmez, vücuda yaptığı zararlar sonucunda dolaylı yollardan fark edilir. Örneğin; Kişi gece uykusunda horladığını, nefesinin durduğunu, bacaklarını devamlı hareket ettirdiğini, uykuda konuştuğunu, bağırdığını fark etmez. Ancak eşi ifade ederse ya da bu yakınmalar sonucunda oluşan kalitesiz bir gece uykusunun ardından gündüze yansıyan yorgun uyanma, halsizlik, gün içinde uyku hali, sinirlilik, dikkat azlığı gelişirse fark edebilir.

Bu durumu önemsemeden hayatına devam eden kişinin bir süre sonra metabolizmasında büyük değişiklikler başlar ve bu durum hipertansiyona, diyabete, kan kolesterolünde yükselmeye ve obeziteye zemin hazırlar.

Uyku ile İlişkili Hastalıklar Nelerdir?

Uyku ile ilişkili pek çok farklı hastalık bulunmaktadır. En sık rastlanan uyku hastalıklarını şu şekilde özetlemek mümkündür:

• İnsomni (Uykusuzluk): Uygun fırsat ve koşullara rağmen uykuyu başlatmada, sürdürmede güçlük çekme ya da erken uyanma
• Uyku ile ilişkili solunum bozuklukları: Uyku apne sendromları, uyku ile ilişkili hipoventilasyon hastalıkları, uyku ile ilişkili hipoksemi hastalıkları
• Hipersomnolans: Yeterli süre uykuya rağmen gün içi uyku hali ya da ani uyku atakları. Narkolepsi hastalığı, idyopatik hipersomni hipersomnolansın santral nedenleri arasındadır.
• Parasomniler: Kısmi uyanıklık ve uykuya geçiş sırasında veya uykuda ortaya çıkan bozukluklar. REM uykusu davranış bozukluğu, kabus bozuklukları, uyku ile ilişkili yeme bozukluğu, uyurgezerlik, uyku terörü parasomniler arasında sayılır.
• Uyku ile ilişkili hareket bozuklukları: Huzursuz bacak sendomu, uykuda periyodik bacak hareketleri, diş gıcırdatma uyku ile ilişkili hareket bozuklukları arasında yer alır.
• Sirkadiyen ritm uyku - uyanıklık bozukluğu: Uyumak istenilen saatlerde uyunamaması veya uyanık kalınması gereken saatlerde ise uyanık kalınamamasıdır. Jet Lag sendromu, kaymış uyku fazı bu bozukluklardandır.
• İzole semptomlar, normal varyantlar, çözümlenmemiş konular: Uykuda konuşma, uykuda sıçrama, basit horlama bu grubun içinde yer alır.

Yeterli uyku süresine rağmen sabahları yorgun uyanıyor, uykunuzu almamış hissediyorsanız, gün içinde uykunuz geliyorsa, geceleri nefesalamama hissi ile uyanıyorsanız, eşiniz horladığınızı ve düzensiz soluk alıp verdiğinizi söylüyorsa, geceleri boyun ve ensede terlemeniz oluyor ve çok sık uyanıp tuvalete gidiyorsanız, eşiniz siz in uykudayken konuştuğunuzu, bağırdığınızı, kol ve/veya bacaklarınızı oynattığınızı söylüyorsa, çok fazla kabus görüyorsanız, mutlaka “Uyku Bozuklukları Ünitesi” ne başvurmanız gerekmektedir.

Beş ana başlık altında toplanan hastalıkların tanısı ve tedavisi uyku bozuklukları merkezlerinde yapılmaktadır.
Konuyla ilgili uzman hekim, sizi değerlendirdikten sonra gerekli görürse uykuda olan bu bozuklukları tespit etmek için sizi bir gece boyunca uyku laboratuvarında yatırabilir.

Uyku laboratuvarında, gece uykusu boyunca beyin dalgalarına bakılarak uyku evrelendirmesi ve uyku kalitesinin değerlendirilmesi, uykuda solunum hareketleri ve uykuda nefes durmalarının tespiti, bu süreçte kan oksijen düzeyi kaydı, kalp ritminin takibi, periyodik bacak hareketlerinin kaydı yapılır.

Bu sayede hastanın ve/veya hasta yakınının fark edemediği uykuda gelişen hastalıklar ve vücut sistemlerindeki bozukluklar tespit edilir ve tedavisi planlanır.

Günde 10-20 dakikalık şekerleme, bedenimizi tazeler. Yapılan bilimsel çalışmalarda şekerleme yapanların konsantrasyonlarında ve özellikle iş performanslarında önemli bir artış saptanmıştır.
DAHA sağlıklı bir hayat için kaliteli bir uyku nefes almak, beslenmek kadar önemli... Uykunun hayatımız içinde boşa geçen bir zaman dilimi olduğunu düşünmek yanlış bir kanı. Zira uyku sağlığımız ve vücudumuz için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Bir insan tüm hayatının yaklaşık üçte birini uykuda geçirir. Bu sürecin kaliteli ve yeterli olması günlük yaşamımızı en iyi şekilde geçirmemizi sağlar. Ruh ve vücut sağlığımızı korumada yardımcı olur. Kaliteli bir uyku hayatımız için gereklidir.
Doğuştan programlanıyoruz
Ama bilmemiz gereken bir durum vardır ki o da uykumuzun doğuştan programlandığı ve isteğimize bağlı olarak çok fazla müdahale edemediğimizdir. Nasıl mı? Örneğin; Bebekler ilk 3 ay gece ve gündüze eşit olarak bölünmüş uyku uyanıklık periyodları halinde 16-18 saatini uykuda geçirirken, 6 aylıktan itibaren giderek gündüzü daha uyanık halde geçirirler. Yaş artması ile birlikte uyku periyodlarımız okul öncesi çağdan itibaren biz erişkinlerde de olan ama iş ve yaşam şartları nedeniyle genellikle yapamadığımız uzun gece uykusu ve kısa öğleden sonra uykusu olmak iki bölüm haline gelir. Kişinin uyku ihtiyacı ve uykuya dalma zamanları bireysel olarak değişiklik gösterir.
Kalitesiz uyku sağlığını bozuyor
Kalitesiz ve yetersiz uyku nedeniyle vücudumuzda birçok metabolik ve ruhsal bozukluklar ortaya çıkar. Birkaç örnek vermek gerekirse; bağışıklık sistemimiz bozulur, hastalıklara karşı direncimiz düşer, başağrısı, sersemlik hissi, iştah artışı olur, konsantrasyon azalır, olaylara karşı tolerans azalması ya da umursamazlık, durgunluk başlar. Uykusuzluk sonucu dikkatimiz azaldığı için iş ve trafik kazalarına neden olup çevremize de dolaylı olarak zarar veririz. Uyku yetersizliği okul çağındaki çocuklarda ders başarısında düşme, problem çözme becerisinde azalma, derslere olan ilgide azalma, dikkat ve konsantrasyon eksikliği gibi sorunlara yol açar.
Hafta sonunda açığı kapatın
Uyku yoksunluğunun ve eksikliğinin tedavisinde dikkat edilmesi gereken durumlar arasında çalışma süresinin azaltılması, dinlenme periyodları, kısa süreli şekerleme yapmak sayılsa da kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için en etkili tedavi ihtiyacımız olan eksik uyku süremizi tamamlamaktır. Hafta içi mümkün değilse hafta sonu mutlaka uyku açığımızı kapatmalıyız.
Şekerlemenin yaşamdaki yeri
Erişkin dönemde uykumuz uzun bir gece uykusu ve kısa bir öğleden sonra uykusu olarak iki bölümden oluşur. Ancak yaşam ve iş koşulları nedeniyle aslında fizyolojik olarak da vücudumuzun istediği öğleden sonraki uyku periyodumuzu ne yazık ki yapamayız sadece gece uykusu ile günümüze devam ederiz. Yapılan çalışmalarda gösterilen 10-20 dakikalık şekerlemenin niye faydalı olduğunu bu şekilde anlayabiliriz. Bahsedilen şekerleme öğleden sonra saat 15.00'ten önce 10-20 dakika ile sınırlı olması şeklindedir. Bu sayede aslında fizyolojik olarak ihtiyacımız olan öğleden sonraki kısa uyku periyodu ile bedenimizin kendisini tazelemesine fırsat yaratırız. Bu şekilde uyuyan kişilerde yapılan çalışmalarda konsantrasyonlarında ve iş performanslarında artış saptanmıştır. Günde 10-20 dakikalık şekerleme, bedenimizi tazeler. Yapılan bilimsel çalışmalarda şekerleme yapanların konsantrasyonlarında ve özellikle iş performanslarında önemli bir artış saptanmıştır.
Kaliteli bir uyku için :
  • Uykumuz gelince yatağa gitmeliyiz.
  • Uyuyamazsak yatakta fazla vakit geçirmemeliyiz.
  • Yatak odası çok sıcak ya da çok soğuk olmamalı tercihen karanlık ve hafif serin olmalı.
  • Yatak odası sadece uyku ve cinsel aktivite için kullanılmalı, çalışma odası ve televizyon odası olarak kullanılmamalıdır.
  • Hafta sonu ve tatil süresince sabah kalkış saatlerimiz çok değişmemelidir.
  • Gün içinde uyumamalı, dayanamıyorsanız saat 15:00' ten önce ve çok kısa süreli şekerleme yapılabilir.
  • Alkol, kafeinli içecekler ve çikolata tüketimi uyku saatinden 4-6 saat önce kesilmelidir.
  • Yatmadan önce sigara içilmemelidir.
  • Akşam yemekleri çok ağır olmamalı ancak yatağa da aç gidilmemelidir.
  • Yattıktan sonra günlük düşüncelerden uzak durulmalı, yatak odası dışında düşünüp çözümleyip yatağa yatılmalıdır.
  • Uykuyu bozacak ilaçlar (Antidepresan, kortizon vb.) uykuya yakın saatte alınmamalı.

Çoğu zaman horlamayı bir şikayet olarak görmez; gün içi yorgunluklarımıza, işimizin yoğunluğuna bağlar ve bu durumu doktora gitme nedeni olarak düşünmeyiz. Her gece düzenli horluyorsanız ve gün içinde kendinizi uykulu ve yorgun hissediyorsanız, sizde “uyku apnesi” olabilir. Uyku apne durumu toplumda astım ve şeker hastalığı kadar sık görülen bir hastalık olmasına rağmen tanısı konulmadığı için gizli kalmıştır. Doktorlar da bu konuda deneyimsiz olduklarından hastalarını yönlendiremezler. Ne yazık ki uyku tıbbı- uyku apne hastalığı, son 20 sene içinde tanımlanıp geliştiğinden doktorlar arasında da yeterli derecede bilinmemektedir.

Aşağıdaki sorularla uyku apnesinin diğer belirtilerini kendinize test edebilirsiniz:

Nefesinizin durduğu ya da iç çekme şeklinde düzensiz soluduğunuz eşinizin dikkatini çekti mi?

Genellikle sabah yataktan yorgun mu uyanıyorsunuz?

Gün içinde kendinizi aşırı yorgun, uykulu hissediyor musunuz?

Enerjiniz ve motivasyonunuz azaldı mı?

Cinsel arzularda azalma , isteksizlik oluyor mu ?

Konsantrasyonunuz azaldı mı?

Kilolu musunuz ve kilo verememekten mi şikayet ediyorsunuz?

Şiddetli horluyor musunuz?

Bu durumlardan herhangi birine evet diyorsanız , uyku apne riskiniz büyük bir oranda var demektir.

Yukarıdaki şikayetlerle birlikte aşağıdaki sorunlarınız da varsa uyku apne hastalığına bağlı komplikasyonlar oluşmuş ve bu konuda ciddi tıbbi yardım alma zamanınız gelmiş demektir.

Yüksek tansiyon

İnme

Kalp krizi

Düzensiz kalp atımları

Uyku Apnesi Tam olarak nedir?

Hayati sağlık sorunlarına neden olabilen uyku apnesinin belirtilerini hastanın kendisinin farketmesi zordur. Hasta genellikle uykudaki anormal durumlardan, eşi veya yakınlarının farketmesiyle haberdar olur.

Düzensiz solunum

Uyku apnesinin en önemli belirtisi uykuda ani solunum duraklamaları, çok gürültülü horlamalar ve iç çekmelerdir.

Normalde üst solunum yollarını kontrol eden kaslar (boğaz ve gırtlağı çevreleyen kaslar) uyku esnasında gevşerler. Eğer bu gevşeme çok fazla olursa üst solunum yolları daralır ve solunum esnasında giren çıkan havanın titreşimleriyle “horlama” sesleri oluşur. Horlama , uykuda nefes almak için zorlu, sıkıntılı, solumanın çıkardığı seslerdir.

Bazen de hava yolu uykuda tam tıkanır ve solunum geçici olarak kesilir. Bu durumuna “apne” adı verilir. Solunum durması (apne) olayında en az nefesin 10 saniye kesilmesi ve nefes durmalarının saatte en az 5 defa tekrarlaması “uyku apne hastalığı” olarak tarif edilir. Hastalar uykularında tekrarlayan nefes durmalarıyla adeta boğulurcasına uyuma çabalarlar. Her bir apne esnasında, oksijen düşer, beyinde ve kalpte stres oluşur.

Her gece tekrarlayan bu durum yaşamınızı etkiler: uykunuzu bozar; sabah yorgun, sersem gibi, uykunuzu alamamış uyanırsınız, gün içinde genel yorgunluk, isteksizlik hissedersiniz, bu durumlar yaşam kalitenizi, iş hayatınızı, sosyal ilişkilerinizi etkiler.

SAĞLIĞINIZI TEHDİT EDEN ÇOK ÖNEMLİ RİSKLER

Son yapılan araştırmalar, horlama ve uyku apnesinin çok önemli bir çok hastalıkla ilişkili olduğunu göstermiştir Uyku apnesi tedavi edilmezse aşağıdaki sorunlara yol açabilir:

Düzensiz Kalp atışları

Kalp büyümesi

Kalp krizi riskinin artması

Yüksek tansiyon

İnme

Aşırı yorgunluk ve gündüz uyku hali

Trafik kazaları(direksiyonda uyku gelmesi)

Cinsel arzuların azalması (iktidarsızlık)

Kontrol edilemeyen şişmanlama

Uykuda terleme, sık çişe kalkma

Aşırı sinirlilik, depresyon,canlılığın kaybolması

Uykuda ölüm

BU DURUM TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ? NASIL?

Evet! Uyku apnesi kesin olarak çok etkili bir şekilde tedavi olur. Dünyada en yaygın kullanılan uyku apne tedavisi “Kesintisiz Pozitif Nazal Basınç” tedavisidir. Uykuda baş ucuna konulan küçük bir cihaz ile burun yoluyla yansıtılan çok hassas pozitif basınç oluşturulur. Bu pozitif basınç, sanki bir hava yastığı yerleştirilmiş gibi hava yollarının ve gırtlağın uykuda sürekli açık kalmasını sağlar ve apne ve horlamaları ortadan kaldırır.

Bu tedavide ilaç kullanılmaz ve cerrahi işlem yapılmaz. Düzelmenin etkileri, tedaviden hemen sonra, ertesi günü görülür. Horlamalar kesilir, uykuluk hali düzelir, kendinizi dinç ve yeniden doğmuş gibi hissedersiniz.

Bir insan, hayatının yaklaşık üçte birini uykuda geçiriyor. Uyku hali, beyindeki elektrik aktivitesinin değiştiği ve etrafımızı algılamadığımız, ancak geri dönüşü olan bir çeşit bilinçsizlik hali olarak tanımlanıyor.

“Derin uyku döneminde iştah ve metabolizmayı düzenleyen hormonlar salgılanırken, rüya döneminde hafızamız düzenlenir ve psikolojik tazelenme yaşarız.” diyen Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi’nden Uzman Dr. Figen Hanağası, uyku bozukluğuna erişkin yaştakilerin dikkat emesi gerektiğini ve başka hastalıkların habercisi olabileceğini söylüyor. Uyku apne sendromunun uyku ile ilişkili hastalıklar arasında en çok dikkat edilmesi gereken ve tedavi edilmezse vücutta birçok bozukluğa neden olabilecek hastalıklardan olduğunu söyleyen Hanağası, şunları aktarıyor: “Uyku apne sendromunun görülme sıklığı yaklaşık yüzde 3 civarındadır.

Erkeklerde daha fazla görülür. Yaş, kilo ve eşlik eden hastalıklar ile görülme sıklığı artar. Hastalık ilerledikçe hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, kalp damar hastalıkları ve beyin damar hastalıkları ortaya çıkar.”

REM uykusu adı verilen uyku davranış bozukluğunda hastanın rüya sırasında konuşma, bağırma, eşine tekme ya da duvara yumruk atma gibi davranışlar gösterebileceğini aktaran uzman, “Genellikle ileriki yaşlarda ve erkeklerde daha sık görülen, parkinson, REM uykusu davranış bozukluğu ve bazı depresyon ilaçlarının gece alınması sonucunda da görülebilir.” diyor.

Kalitesiz ve yetersiz uyku nedeniyle vücudumuzda birçok metabolik ve ruhsal bozukluklar ortaya çıkar. Birkaç örnek vermek gerekirse; bağışıklık sistemimiz bozulur, hastalıklara karşı direncimiz düşer, baş ağrısı, sersemlik hissi, iştah artışı olur, konsantrasyon azalır, olaylara karşı tolerans azalmasıyla da umursamazlık, durgunluk başlar.

Uykusuzluk sonucu dikkatimiz azaldığı için iş ve trafik kazalarına neden olup çevremize de dolaylı olarak zarar veririz.

Uyku yetersizliği okul çağındaki çocuklarda ders başarısında düşme, problem çözme becerisinde azalma, derslere olan ilgide azalma, dikkat ve konsantrasyon eksikliği gibi birçok soruna neden olur.

Gecenin ilk yarısındaki daha fazla olan derin uyku sırasında büyüme hormonu ve iştahı baskılayan hormonlar salgılanır. Bu nedenle uyku kalitesi çeşitli sebeplerden dolayı bozulmuş ve derin uyku evresine girmeyen kişiler iştahını baskılayamaz ve kilo almaya başlarlar.

Özetle uykusuzluk pek çokhastalığın oluşmasında önemli rol oynar. Son olarak her zaman aklımızda kalması gereken sağlam vücudun sağlıklı bir uyku ile mümkün olabileceğidir.

Sağlıklı uyku ruh ve vücut sağlığımızı korumada yardımcı olur. Hafızamızın yenilenmesinden, bağışıklık sistemimize kadar vücudumuzun birçok sistemi sağlıklı bir uyku ile tazelenir ve ertesi güne hazırlanır.

Bir insan tüm hayatının yaklaşık üçte birini uykuda geçirir. Daha sağlıklı bir hayat için kaliteli bir uyku; nefes almak, beslenmek kadar önemlidir.

Uykunun hayatımız içinde boşa geçen bir zaman dilimi olduğunu düşünmek yanlış bir kanıdır. Yaşam için, sağlık için ve vücudumuz için uyku, vazgeçilmez bir dönemdir.

Bu sürecin kaliteli, düzenli ve yeterli olması, günlük yaşamımızı en iyi şekilde geçirmemizi sağlar.

Uyku tüm canlıların mutlaka yaşaması gereken, metabolizmalarının ve beyin fonksiyonlarının düzenlenmesinde rol oynayan sağlık için vazgeçilmez bir dönemdir.

Uyku süreci kendi içinde de bölümlere ayrılır. Uyku; Rüya (REM) dönemi ve rüya dışı (NREM) dönemi olarak iki bölümde incelenebilir.

Rüya dışı (NREM) dönemi ; derin uyku ve yüzeysel uyku olarak kendi içinde ayrılır.

Vücut için gerekli olan bu dönemlerin kendine özgü görevleri vardır. Örnek vermek gerekirse derin uyku döneminde iştah ve metabolizmayı düzenleyen hormonlar salgılanır. Rüya döneminde hafızamız düzenlenir ve psikolojik tazelenme yaşarız.

Uyku testine gelecek hastalarımızdan;

Gece uykuya dalma süresini etkileyebileceği için hastanın gün içinde uyumamasını istiyoruz. Akşam her zaman yediği tarzda yemek yemesini, uyku testi için günlük rutinini değiştirmemesini istiyoruz ki böylelikle evdeyken olan uyku ortamına en yakın durumu yaratalım.

Akşam aldığı ilaçlarını yanında getirmesini ve gelirken uyku kıyafetlerini almasını, sakalı ve bıyığı var ise çenesine elektrot yapıştırılacağı için bunları kısaltmasını ve saçlarının temiz olmasını istiyoruz

Kaliteli bir uyku için gerekli şartların oluşmasını sağlayan kurallara "uyku hijyeni" denir. Bunlar şöyle sıralabilir:

Uykunuz gelince yatağa gitmelisiniz
Uyuyamazsanız yatakta fazla vakit geçirmemelisiniz
Yatak odası çok sıcak ya da çok soğuk olmamalı tercihen karanlık ve hafif serin olmalıdır
Yatak odası sadece uyku ve cinsel aktivite için kullanılmalı, çalışma odası ve televizyon odası olarak kullanılmamalıdır
Hafta sonu ve tatil süresince sabah kalkış saatleriniz çok değişmemelidir
Gün içinde uyumamalı, dayanamıyorsanız 1 saatten kısa süreli ve saat 15:00’ ten önce şekerleme yapılmalıdır
Alkol, kafeinli içecekler ve çikolata tüketimi uyku saatinden 4-6 saat öncesinde kesilmelidir
Yatmadan önce sigara içilmemelidir
Akşam yemekleri çok ağır yenmemeli ancak yatağa da aç gidilmemelidir
Uyku öncesi ağır spordan kaçınmalı, egzersizler akşamüstü saatlerine kaydırılmalıdır
Yattıktan sonra günlük düşüncelerden uzak durulmalı, yatak odası dışında düşünülüp çözümlenerek yatağa yatılmalıdır
Uykuyu bozacak ilaçlar (antidepresanlar, kortizon, grip tedavisinde kullanılan ilaçlar, bazı kalp ilaçları vb.) uykuya yakın saatlerde alınmamalıdır

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.