Yararlı Bilgiler

  • Kilo almaktan kaçının.
  • Sigara kullanmayın.
  • Sert yatak kullanın.
  • Sırtüstü ya da yan yatın. Yüzükoyun yatmayın.
  • Yumuşak zeminlere oturmayın. Dik ve düzgün oturun, otururken sırtınızı destekletin.
  • Alçak yerlere oturmaktan kaçının.
  • Ağır taşımayın. Dolap itme-çekme gibi aktivitelerden uzak durun.
  • Uzun süre ayakta durmanız gerektiğinde bir ayağınızı bir destek üzerine koyun.
  • Rahat ve düz ayakkabıları tercih edin. Yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçının.
  • Yerden eşya kaldırmak için dizlerinizi bükerek çömelin. Eşyayı vücudunuza yakın tutarak kaldırın.
  • Günlük aktivitelerinizde belinizi zorlayacak rotasyon tarzı aktivitelerden kaçının. Gövdeyi blok halinde hareket ettirmeye çalışın.
  • Uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçının. (Çok fazla ayakta durmak, çok fazla oturmak, uzun süre araba kullanmak gibi...)
  • Binicilik tarzı sporlardan uzak durun.
  • Yaşamınızdaki stresi azaltın.
  • Çivi çakmak, matkapla delik açmak gibi aktivitelerden uzak durun.
  • Büroda çalışıyorsanız belli aralıklarla kalkıp dolaşın. Sık kullandığınız eşyaları vücudu döndürmeden rahat alabileceğiniz yerlere koyun.
  • Düzenli egzersiz yapın. Egzersizlerinizi yavaş yavaş yapmaya özen gösteri

Bel egzersizleri

bel-agrisi-hakkinda-yararli-bilgiler.jpg
  • Sırtüstü dizlerinizi bükün, ayaklarınızı yere basın. Karın ve kalça kaslarınızı kasarak belinizi yatağa doğru bastırın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin.

  • Sırtüstü pozisyonda, kollar vücudun yanında dizlerinizi bükün. Kollar ve omuzlar yerde, başınızı öne doğru kaldırın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin.

  • Sırtüstü pozisyonda, kollar yanda, dizleri bükün. Kollarınızı dizlerinize doğru uzatıp, başınızı ve omuzlarınızı öne doğru hafif kaldırın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin.

  • Sırtüstü pozisyonda, kollar yanda dizleri bükün. Kollarınızı sağ dizinize doğru uzatırken başınızı ve omuzlarınızı sağa doğru hafif kaldırın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin. Daha sonra aynı hareketi sol taraf için tekrarlayın.

  • Sırtüstü pozisyonda dizinizi büküp bacağınızı elinizle kendinize doğru çekin. (Bu sırada düz olmasına dikkat ediniz). 10'a kadar sayıp-gevşeyin.

  • Sırtüstü pozisyonda, dizlerinizi bükerek her iki bacağı elinizle kendinize doğru çekin. 10'a kadar sayıp-gevşetin.

  • Yüzükoyun pozisyonda, karnınızın altına ince bir yastık-rulo koyun. Kollar yanda başınızı ve göğsünüzü yataktan kaldırmaya çalışın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin.

  • Sırtüstü pozisyonda, havlu yada çarşaf ruloyu ayağınızın altından şekildeki gibi geçirin. Diğer bacak yataktan kalkmayacak. Ruloyu her iki taraftan tutarak bacağınızı düz olarak kaldırın. 10'a kadar sayıp-gevşeyin.

  • Eller ve dizler üzerinde emekleme pozisyonuna gelin. Bu pozisyonda önce sırtı tamamen çukurlaştırmaya çalışıp 10'a kadar sayıp-gevşeyin.

  • Egzersizlerinizi düzenli yavaş yapmaya özen gösterin. Egzersiz sırasında ağrı sınırınızı zorlamayın..




bel-agrisi.jpgEpidural enjeksiyonlar, son yıllarda bel ve bacak ağrılarını kontrol etmekte en sık kullanılan yöntemler arasındadır. Enjeksiyon tedavileri bel fıtıklarına bağlı sinir sıkışmaları ve omurilik kanalının daralması durumlarında kullanılır. Sıkışmış sinirlerdeki ödemi azaltarak ağrının kontrol altına alınmasını sağlar. Ağrının azalmasıyla birlikte hastanın fizyoterapi ve omurga güçlendirme programlarına katılımı kolaylaşır ve aktif günlük yaşamına dönmesi hızlanır. Hastanın ağrıya bağlı hareketsizlik dönemi kısalır.

Tedavinin amacı nedir ve hangi durumlarda uygulanır?

Enjeksiyon tedavileri, cerrahi önerilmeyen veya fıtığa bağlı olarak sinirlerinde hasar gelişmemiş hastalarda kullanılır. Ağrılara eşlik edebilen uyuşukluk ve güçsüzlüğü de tedavi edebilir. Enjeksiyon içeriği içinde düşük doz kortizon ve lokal anestetik madde bulunur. Kortizon çok güçlü bir antienflamatuar ilaçtır. Bu ilaç ödemli sinirler ve dokular üzerine enjekte edilirse ödemi alır ve inflamasyonu (şişlik) azaltır. İnflamasyon azalınca ağrı azalır. Ödem azalınca sinirler tekrar normal işlevlerini yapmaya başlar ve ağrı ile birlikte uyuşukluk ve güçsüzlük de azalır.

Enjeksiyonlar geçici etkiye sahip olabilir ve etkileri birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir. Burada asıl amaç vücudun normal fonksiyona dönmesini sağlayacak fizyoterapi programına kolaylıkla ve en erken dönemde başlanmasını sağlamaktır. Vücut, bu sırada kendi iyileşme mekanizmalarını kullanmaya başlar ve ağrı nedeniyle oluşan hareketsizlik kısır döngüsünden çıkar. Örneğin herniasyonların (fıtıkların) çoğu ilk oluştuğu dönemde büyük ağrı yaparlar. Ağrı diskin içinden akan kimyasal maddelerin, sinir üzerindeki kimyasal etkisine ve ödem yapıcı etkisine bağlıdır. Haftalar ve aylar içinde disk iyileşme gösterir ve kimyasalların akışı azalır. Eğer kortizon ilk zamanlarda belirtileri azaltırsa, kortizonun etkisi bittiği anda kimyasal irritasyon ortadan kalkabilir ve ağrı tekrarlamayabilir. Yani tam doğru noktaya yapılan kortizon, kendisi direkt olarak diski iyileştirmez ama hastanın ağrı-hareketsizlik kısır döngüsünü kırarak normal hayata geçişine yardımcı olur. Süreci hızlandırır.

Epidural enjeksiyonlar bazen şikayetleri kontrol altında tutabilmek için tekrarlanır. Çoğunlukla cerrahi girişim riskli ise veya hasta operasyon istemiyorsa izlenecek yol budur. Özellikle yaşlı hastalarda omurilik kanalının daralması ile seyreden bir tablo olabilir. Bu kişilerin yürüme mesafesi bacak ağrıları nedeniyle kısıtlanmıştır ve sık sık oturma ve öne eğilme ihtiyacı duyarlar. Buna Dar Kanal Hastalığı denir. Dar kanal sinirlerin omurilik kanalı içinde birbirlerine çok yakın seyrettikleri bir durumdur. Bu yakın komşuluk sinirlerde ve yumuşak dokuda ödeme yol açar. Ödem kanalı daha da daraltır. Sinirler bu durumda normal işlevlerini gerçekleştiremez ve ağrı, uyuşukluk, güçsüzlük ortaya çıkar. Bu kişilerde de Epidural steroid enjeksiyonu 6 ay arayla veya yılda bir uygulandığında kanal içi ödem azalır ve şikayetler geriler..

Epidural enjeksiyondaki hedef nokta neresidir?

Epidural Enjeksiyon yaparken doktorunuz iğneyi epidural boşluğa yönlendirir. Omurilik omurganın ortasındaki kanal içinde yerleşmiştir. Epidural boşluk, omuriliği saran zar şeklindeki kesenin (duranın) hemen dışındaki boşluktur.

Bel ağrılarında yaptığımız enjeksiyonlar şu şekilde isimlendirilmektedir;

İnterlaminer, kaudal, transforaminal enjeksiyonlar, faset eklem enjeksiyonları ve denervasyon, sakroiliak eklem enjeksiyonları. Hangi enjeksiyon şeklinin kullanılacağına doktorunuz teşhisinize göre karar verecektir.

İşlemin uygulanışı

Epidural Enjeksiyon işlemleri floroskopi (X ışını ile görüntüleme) cihazı ile veya bilgisayarlı tomografi ile yapılmaktadır. Cihaz doktorunuzun işlem sırasında omurganızın radyolojik görüntüsünü tam olarak almasını ve iğnesini doğru yere yönlendirmesini sağlayacaktır. Böylece işlem daha güvenli ve doğru yapılacaktır. Bundan sonra fizyoterapi ve omurga güçlendirme programına hemen başlayabilirsiniz.

Sağlıklı bir omurgaya arkadan bakıldığı zaman tüm omurların diziliminin aynı doğrultuda olduğu görülür. Ancak bu dizilimde herhangi bir nedenle sağa ya da sola doğru anormal bir eğrilik ortaya çıkması durumuna “skolyoz (omurga eğriliği)” denir.

Omurga eğrilikleri çok farklı yaş gruplarını etkileyen önemli bir sağlık sorunu. Özellikle kişinin gündelik yaşantısını üzerine yaratabileceği olumsuzlar ve yaşam kalitesinde düşme ve kişide yarattığı estetik kaygılar omurga eğriliklerinin gecikmeden tedavi edilmesi gerektirmektedir.

Yetişkinlik döneminde tanı konulan omurga eğriliklerinde altta yatan pek çok etken yer almaktadır. Daha erken yaşta oluşan eğrilik tanısı erişkin yaşa taşta konabileceği gibi, kişide daha önce hiç eğrilik olmamasına karşın farklı nedenlerle erişkin yaşında omurga eğrilikleri ortaya çıkabilmektedir. Sorunu ortaya çıkaran nedenler, kişinin fiziki durumu, yaşı, eşlik eden diğer hastalıklar gibi pek çok etken erişkin skolyozu tedavisinde gidilecek yolu belirler.

İlk tanı konduğunda birçok kişi konuyla ilgili daha az bilgi sahibi olması nedeniyle endişeye kapılabilmektedir. Ancak yetişkin skolyozu tedavisinde bilgi sahibi olmak güçlü olmayı da beraberinde getirecektir. İşte yetişkin skolyozu tedavinizde sizin de kendinize yardımcı olacağınızı düşündüğümüz 5 ilginç gerçek....

1. Yetişkin skolyozu tedavisinde cerrahi ilk seçenek değildir

Yetişkinlikte skolyoz tanısı almış bir kişi tedavi için tek seçeneğin cerrahi olacağını ve tanı alır almaz büyük bir ameliyat yaşayacağından korkar. Ancak durum böyle değildir. Skolyoz hastalarının sadece çok küçük bir kısmında cerrahi gerekir. Tedavide öncelikle cerrahi dışı yöntemlerden yararlanılır. Bu şekilde hastaların çoğunda semptomları kontrol altında tutmak mümkün olabilmektedir. Yetişkin skolyozu tedavisinde öncelikle omurgayı güçlendirmek ve dengede tutmak amacıyla fizik tedavi uzmanının eşliğinde çeşitli fizik tedavi yöntemleri uygulanır. Aynı zamanda ağrı kontrolünü sağlamak için ilaç tedavisinden yararlanılır. Gerektiğinde tedaviye, faset eklemlerdeki ya da sinir basısı sonucu olan irritasyon ve yangıyı gidermek için non-steroidal anti-inflamatuar (NSAİİ) ilaçlar da eklenebilir. Tüm bu tedavilere yanıt vermeyip eğrilik artışı devam eden ya da ağrısı giderilemeyen kişilerde cerrahi gündeme gelir.

2. Omurgada eğriliğin konumu ve büyüklüğü yaşanacak semptomları belirlemez

Yaşlanmayla birlikte omurgada da bozulmalar görülür. Gittikçe zayıflayan omurgada eğrilik ortaya çıkar. Bazı kişilerde hiçbir belirtiye rastlanmazken, bazı kişilerde ise bacak ağrısı, özellikle yürüyüş sırasında bacaklarda uyuşma, karıncalanma ya da sırt ağrısı şeklinde şikayetler görülür. Omurgadaki bu bozukluklar zaman içinde bir omurganın altındaki omurgaya göre öne kaymasına (spondilolistezis) ya da arkaya kaymasına (retrolistezis) neden olabilir ve hastanın şikayetlerini ve sinir sıkışmalarını arttırıcı bir faktör olarak rol oynayabilir. Ancak semptomlar her hastaya göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle skolyoz tedavisinde hastanın hikayesi ve semptomlar ayrı ayrı değerlendirerek hastaya özgü bir tedavi yaklaşımı belirlenmektedir.

3. Yetişkinlerde skolyozun iki şeklinden biri görülebilir

Yetişkin dönemde ortaya çıkan skolyozun iki ana nedeni bulunur. Çocukluk ya da ergenlik döneminde başlayıp ilerlemesine devam eden idiopatik skolyoz yetişkinlik döneminde de en sık rastlanılan türdür. Erişkin idiopatik skolyozda da altta yatan neden tam olarak bilinmemektedir. Çoğunlukla erken dönemde hiçbir belirti vermeden ilerler ve yetişkinliğe kadar teşhis edilemez. Bazı durumlarda da eğri ilerledikçe yetişkinlik döneminde bazı belirtilerin görülmesine neden olur.
Yetişkin dönemde en sık görülen ikinci skolyoz tipi “yetişkin dejeneratif skolyoz”dur. Omurganın yaşlanmayla birlikte bozulması sonucu ortaya çıkan dejeneratif skolyoz en çok bel bölgesinde görülür.

4. Sigara içmek bel ve sırt problemlerine yol açarken, tedaviyi de olumsuz etkiler

Yetişkinlikte skolyoz tedavisi görenlerin bireysel olarak da bazı konulara dikkat ekmeleri gerekir. Bunların başında da sigara bırakmak gelmektedir. Sigara sırt ve boyun problemlerinin önlenebilir nedeni olarak gösterilirken tedavideki başarı şansını da yüzde 20 civarında düşürmektedir. Sigara kan dolaşımını önleyerek dokunun beslenme güçlüğü yaşayıp kendini tamir etme yetisini azaltmaktadır. Yani dokuda hızlı bir yıpranma ve biyolojik yaşlanma gözlenmektedir. Böylece tedavide de istenilen sonuca ulaşmak güçleşmektedir.

5. Skolyoz egzersiz yapmanıza engel değildir

Erişkinlerde skolyoz tanısı konması hastanın faaliyetlerini kısıtlayacağı anlamına gelmemektedir. Tam tersine, bir uzman kontrolünde gerçekleştirilecek egzersiz programlarıyla semptomların önüne geçmek ya da azaltmak mümkün olabilmektedir. Egzersiz sırt kaslarını da güçlendireceği için kişinin hareket kabiliyetinin artmasını sağlamaya yardımcı olacaktır. Bununla birlikte kilolu kişilerin egzersiz yardımıyla kilo kontrolü sağlamaları yine skolyoz belirtilerini azaltmaya yardımcı olacaktır. Hastada, yetişkin skolyozuna neden olabileceği gibi skolyozun artmasına da neden olabilen osteoporuz varsa ona yönelik tedavinin de yapılması gerekir.

Kaslar, kemikler, eklemler ve bu yapıları birleştiren bağlarda ağrı ve hareket kısıtlılığına, bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan hastalıklara genel olarak romatizma denilmektedir. Romatizmal hastalıklar genel olarak iltihabi olanlar ve olmayanlar olarak sınıflandırılabilir.

İltihabi olmayan romatizmal hastalıklar: Bu grup içerisinde en sık karşılaştığımız hastalıklar halk arasında kireçlenme olarak bilinen dejeneratif eklem hastalıkları (osteoartrit) ve boyun, sırt, kol, bacak yumuşak dokularında ağrı ile seyreden yumuşak doku romatizmalarıdır (miyalji, fibromiyalji, tendinit).

İltihabi romatizmal hastalıklar: Genellikle bağışıklık sistemindeki çeşitli nedenlere bağlı ( genetik yatkınlıklar, çevresel faktörler, infeksiyonlar, v.b.) bozukluklardan kaynaklanan eklemlerde ve bazen göz, kalp, akciğer, böbrek gibi organlarımızda da mikrobik olmayan bir iltihaplanmayla sonuçlanabilen sistemik bir grup hastalıklardır.

Başlıca şu şekilde sınıflandırılabilirler:

  • Romatoid artrit ve diğer bağ dokusu hastalıkları (sistemik lupus eritematozus, skleroderma, Sjögren sendromu, mikst bağ dokusu hastalığı, dermatomiyozit-polimiyozit, polimiyaljia romatika, antifosfolipid antikor sendromu)
  • Seronegatif spondilartropatiler( ankilozan spondilit, enteropatik artropatiler, psöriatik spondilartopatiler, Reiter sendromu ve reaktif artropatiler)
  • Behçet hastalığı
  • Damar iltihapları (vaskülitler)
  • Periodik ateş sendromları (ailevi akdeniz ateşi ve benzeri sendromlar)
  • Kristal artropatileri
  • Artrit, iltihabi romatizmal hastalıkların en belirgin özelliğidir. Artrit, oynar özellikteki eklemlerin iltihabı demektir. Artrit gelişen eklem şiş, sıcak, ağrılı, hareketleri kısıtlıdır; bazen kızarık görünümde olabilir.
  • Sistemik bazı hastalıklar (kronik iltihabi ve infeksiyöz hastalıklar, tümörler ) bazen iltihabi romatizmal hastalık bulguları verebilir. Yine hastalığın erken dönemlerinde, bu romatizmal bulgular esas hastalık ilişkili bulgulardan daha baskın olabilir.

Romatizmal hastalıklarda tedavi

İltihabi olmayan romatizmal hastalıklarda steroid (kortizon) olmayan antiinflamatuar ilaçlar, sıklıkla kullanılmaktadır. Bu hastalıkların tedavisinde fizik tedavi ve rehabilitasyon, nöroloji – nöroşirürji, ortopedi ve psikiyatri kliniklerinden destek tedaviler almak gerekebilmektedir.

İltihabi romatizmal hastalıkların bir kısmı tamamen iyileşmekle beraber büyük bir kısmı da iyileşme ve alevlenmelerle seyredebilmektedir. Hasta ve hekimin uyumu önemlidir. Tedavide amaç yakınmaların giderilmesi, olası organ tutulumlarının önlenebilmesi ve hastanın yaşam konforunun en üst düzeyde sürdürülmesini sağlamaktır. Erken ve uygun tedavi ile gelişebilecek eklem deformite ve sakatlıklarının önlenebilmesi mümkündür. Sistemik tutulum yapabilen hastalıkların erken tanı ve tedavisi doğrudan sağkalım üzerine etkilidir. Akut dönemde, iltihabı baskılamada kortizon tedavilerinden yararlanılmakta, uzun dönemde hastalık, temel bazı antiromatizmal ilaçlar ile tedavi edilerek hastaların kortizon alma süreleri mümkün olduğunca kısa tutulmaya çalışılmaktadır. Günümüzde temel antiromatizmal ilaçların yetersiz kaldığı hastalarda yeni biyolojik tedaviler ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Tüm hastalıklar gibi romatizmal hastalıkların da erken tanı ve tedavisi önemlidir.

Nöroloji Uzmanları çocuklarda görülen bel fıtığının genellikle "büyüme ağrısı" şikayetiyle karıştırıldığını, bu yüzden tedavide geç kalındığını söyledi. Bel ağrısının, toplumda insanların yüzde 80'inde bulunabileceğini belirten Kuday, şöyle devam etti: "Beli ağrımayan kişiye adeta 'anormal' denir. Bel ağrılarının sebebi her zaman bel fıtığı değildir. Yüzde 2'si bel fıtığıdır. Çocuklarda bel fıtığı, en sık ergenlik dönemi dediğimiz yaşlarda görülmektedir. Bu durum, ergenlik dönemindeki aşırı hareketlilik ve omurganın hızlı büyümesiyle izah edilebilir. Bu dönemdeki bir çocukta bel ağrısı olduğunda başka hastalıklar bakımından da değerlendirilmesi gerekir. Bazen ailelerin çocuklarında 'büyüme ağrısı' sandığı acı, bel fıtığı olabilir."

Tedavi nasıl uygulanıyor. Bel fıtığının birtakım hazırlayıcı etkenleri bulunduğuna işaret eden uzmanlar, bunlardan birinin yaşlılık olduğunu dile getirdi. Kuday, şunları kaydetti: Nadir de olsa çocuklarda bel fıtığıyla karşılaşıyoruz. Ağır bir şey kaldırmak ya da ısınmadan spor yapmak, ters hareket, fıtığa yol açabilir. Çocuklara spor yaptırırken dikkat edilmesi ve ağır çanta taşımaması gerekiyor.

Uzmanlar çocuklarda bel fıtığı tedavisini ise şöyle açıkladı: Fıtığı, çektiğimiz MR'da görsek bile çocuklan hemen ameliyat etmeyiz. İki hafta yatak istirahati veririz, geçmezse 6 haftaya çıkarırız. Bunlarla da geçmiyorsa ameliyat ederiz. Ameliyat edilmedikçe büyük bir ihtimalle ağrısı geçmeyecektir.

Ağır OKUL ÇANTASI TAŞIMAK skolyoza neden olur mu?

Ağır okul çantası taşımak skolyoz yapmaz. Ancak bel, sırt ağrısı ve duruş bozukluğuna neden olur.

Skolyoz EN ÇOK KİMLERDE görülür?

Skolyoz en sık 10 ile 16 yaş arasında kız çocuklarında görülür. Kızlarda 8-10 kat daha fazladır.

Son yıllarda skolyoz NEDEN artış göstermiştir?

Skolyozun görülme sıklığı %1 ile 3 arasındadır. Bu oranda değişiklik görülmemiştir. Ancak ailelerde skolyoz farkındalığı arttığı için tanıda artış saptanıştır.

KALSİYUM EKSİKLİĞİ skolyoza neden olur mu?

Kalsiyum eksikliği skolyoz yapmaz.

Gebelik skolyozun artışına NEDEN OLUR MU?

Neden olmaz.

Konjenital skolyozun BELİRTİLERİ nelerdir?

  • Yana doğru eğrilik,
  • Sırtta cilt anormallikleri,
  • Kıllanma artışı,
  • Deride renk değişikliği,
  • Anormal uzun kollar veya bacaklar,
  • Bacak- gövde orantısızlığı,
  • Denge bozukluğu,
  • Öne eğilmede sırt çıkıntıları

Konjenital skolyoz GENETİK midir?

Doğuştan (Konjenital) skolyozun genelde kalıtsal olduğu söylenemez. Konjenital skolyozun nedeni tam olarak açıklanamamaktadır.

Skolyoz HER YAŞTA görülebilir mi?

Evet, her yaşta skolyoz görülebilir. Sebepleri farklılık gösterir.

Skolyoz TEDAVİ EDİLMEZSE hangi sağlık sorunlarına neden olabilir?

  • Solunum problemleri
  • Kalp problemleri
  • Omurilik basısı ve nadiren felç
  • Ciddi kozmetik ve psikolojik sorunlar

Skolyoz ameliyatında "UZATILABİLEN ÇUBUKLAR SİSTEMİ" kullanmak ne demektir?

Çocuklarda omurgaya yerleştirilen vida ve çubuk sistemleri ile füzyon işlemi uygulamadan eğrilik düzeltilmeye çalışılır. Bu tedavi yönteminde kullanılan çubuklara ithaven "uzatılabilen çubuklar sistemi" denir.

Erişkin dönemde SKOLYOZ TEDAVİSİ nasıl olur?

Erişkin skolyoz tedavisinde seçilecek yöntem için, skolyozun ağrı yapıp yapmaması, eğrilik derecesi, eğriliğin ilerleyici olup olmaması önemlidir. İlk tedavi yöntemleri genellikle cerrahi olmayan tedavi yöntemleridir. Bir fizyoterapist eşliğinde kondisyon arttıracak egzersizler, stabilizasyon, kuvvetlendirme ve germe egzersizleri kas spazmını çözüp ağrıyı azaltabilir. Hastalarda eğrilik ile birlikte ciddi dar kanal veya sinir basısına bağlı idrar, büyük abdest kontrol kaybı veya kaslarda güçsüzlük varsa cerrahi tedavi önerilir.

Yatak, BEL ve SIRT AĞRILARINI etkiler mi?

  • Yatak vücut postürünü ideal pozisyonda tutar ise omurgayı oluşturan eklemlerde aşırı zorlanma olmaz ve ağrı engellenebilir. Vücudun çıkıntılı kısımlarının üzerinde oluşan yatmaya bağlı basınç ne kadar az olursa ağrı o oranda azalır. Sırt ağrısından nasıl korunabiliriz? Öncelikle masa başı, bilgisayar başında çalışanların ofis ergonomisi olarak adlandırılan önlemleri almaları gerekir. Sırtı yüksek, bel boşluğunuzu dolduran rahat sandalyeler tercih etmeli,  Bilgisayarın ekranı göz hizasına getirilmeli
  • 1,5-2 saatte bir beş-on dakika süreyle masa başından kalkarak yürümeli
  • Stresten kaçınmalı
  • Aşırı kilo alımının önüne geçilmelidir.
  • Düzenli spor ve egzersiz yapmalıdır. 

Sırt ağrılarından KORUNMAK İÇİN 9 temel öneri:

  • Düzenli spor yapın
  • Sigara içmeyin
  • Uygun vücut ağırlığınızı korumaya özen gösterin, kilo almayın
  • Karın ve sırt kaslarınızı güçlendirin
  • Ağır kaldırırken, eğilirken kurallara uyun
  • Bilgisayar ve tablet kullanırken duruşunuza düzenleyin
  • Stresinizi azaltın
  • Kalsiyum alımınıza özen gösterin
  • Hafta sonu tek bir gün sporda aşırı zorlanma ve yorulmadan kaçının. Bunun yerine hafta 3-4 kez düzenli spor yapın.