Kategoriler
Prostat nedir?Prostat, yaşlandıkça değişime uğrayan bir organdır.

Mesanenin çıkım noktasında, genç erişkin yaşlarda bir ceviz şekli ve büyüklüğünde, yaklaşık 18-20 gram ağırlığında bir organdır,  ve üretra adı verilen idrar yolu, mesaneden çıkar çıkmaz, prostatın içinden geçerek yoluna devam eder. 

50 yaşı geçince erkeklerin yaklaşık % 70-80’inde prostatta bir değişim başlamaktadır. Bu değişim, prostatın merkezinde, idrar yolunun çevresinde, “adenom” adı verilen bir fazlalığın oluşması şeklindedir. Oluşan bu “adenom” büyüdükçe prostat içindeki idrar yolu sıkışmaya başlar, ve mesanede biriken idrarın dışarı boşaltılması gittikçe güçleşir. Böylece “prostat şikayetleri” diye de adlandırılan yakınmalar oluşmaya başlar. Sık idrara gitme, idrarı zor başlatma, idrar süresinin uzaması ve kalibresinin incelmesi, gece idrara kalkma, tam boşalamama hissi, bazen tuvalete yetişemeyip idrar kaçırma gibi yakınmalar bunların başlıcalarıdır.

Bu aşamada pek çok hasta basit tedavilerle rahatlatılabilir. Ama, maalesef pekçok hastanın yaptığı gibi, kontrollardan ve doktordan kaçış neticesinde, hem hastalık daha ileri evrelere gider, hem de hasta bu süre zarfında “bir hiç uğruna” yaşam konforunu kısıtlamış olur.

Prostatın düzenli kontrolu yapılıp, “doğru tanı konmasını” takiben, ağızdan uygulanacak ve yan etki profili çok düşük ilaçlarla bu hastaların büyük çoğunluğu daha konforlu, daha mutlu bir yaşam sürebilir.

Cerrahi ve girişimsel uygulamalar, ciddi yakınmaları olmasına karşın ilaç tedavilerinden yanıt alınamayan hastalara uygulanmaktadır. Bu tedaviler de oldukça geniş bir yelpaze oluşturmaktadır. Hipertermi-termoterapi adı verilen “yüksek ısılarla”, veya TUNA adı verilen mikrodalga ile prostatın küçültülmesi uygulamaları, green light ve diğer laser yöntemleriyle prostatın bir bölümünün yakılarak buharlaştırılması, Transüretral Rezeksiyon (TUR) ile prostat içindeki (yaşlanmayla birlikte büyümüş olan) adenom dokusunun  küçük parçalar halinde çıkartılması, ve açık cerrahi ile prostat adenomunun tamamen çıkartılması belli başlı yöntemlerdir.

Bu yöntemlerin birbirine göre çeşitli kullanım alanları tanımlanmış olmakla birlikte, günümüzde tüm dünyada en kabul gören, en iyi bilinen ve denenmiş olan, bu nedenle Üroloji camiasında “altın standart” olarak kabul edilen tedavi biçimi TUR’dur. Zaman zaman karşılaşılabilen “reklam amaçlı” kötülemelere karşın, doğru cihaz ve doğru cerrah tarafından yapıldığında, TUR sırasında kullanılan plazma akımı gibi yüksek teknoloji ürünü enerjilerle, greenlight laser’dan daha etkin, güvenli ve mükemmel sonuçlar alınabilmektedir. Hastalar 1-2 gün sonra taburcu edilmekte, birkaç gün içinde işine başlayabilmekte, 15-20 gün sonra da her türlü aktivitesine geri dönebilmektedir.

Yan etkiler? 

Tabii ki her türlü tıbbi tedavide olduğu gibi, cerrahi tedavilerde de istenmeyen bazı etkiler olabilir. Ancak, bu noktada hastaların çoğu zaman yanlış yönlendirilebildiğini, bir yöntem kötülenip, diğeri yüceltilerek bir tür ticari reklam amacı güdüldüğünü üzülerek görmekteyim. Bunlardan en sık gündeme gelen cinsel fonksiyonlar üzerine yapılan iddialardır. Bu yöntemler, doğrudan cinsel fonksiyonları etkilemez, ancak dolaylı olarak bazı değişiklikler gözlenebilir, bunlara da kısa sürede uyum sağlanabilmektedir.




*Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için doktorunuza başvurmalısınız.

Tarih 23.7.2018 editor@florence.com.tr
Paylaş