Kategoriler

Obezite ameliyatı yapılabilmesi için, uygun cerrahi ve/veya cerrahi olmayan tıbbi bakım ile hasta kilo kaybında başarısız olmalı, ya da kilo verdiği halde bunu uzun süre koruyamıyor olmalıdır.

Obezite cerrahisi kimlere yapılır, sonuçları nasıldır?

Vücut kitle indeksi (VKİ) 35 kg/m2’den yüksek olan kişiler ciddi obez olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) 2013 yılı raporlarına göre obezite oranı %30’un üzerinde, ciddi obezite oranı ise %17 civarındadır (VKİ hesaplaması: Ağırlık (kg)/kişinin boyunun karesi [kg/m2]).

Aşırı kilo kişilerin diyabet, hipertansiyon, inme, lipid metabolizması bozuklukları, metabolik sendrom, uyku apnesi, kanser, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gibi bazı hastalıklara yakalanma riskini artırır. Bunun önüne geçilebilmesi için diyet, tıbbi tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri önerilmekte, ancak bireyler kilo vermede her zaman başarılı olamayabilmektedirler. Bu nedenle kilo vermede ve yukarıdaki ciddi hastalıkların önlenmesinde ya da ilerlemesinin durdurulmasında etkili olduğu kanıtlanmış olan obezite cerrahisi ortaya çıkmıştır.

Tüp mide ya da mide by-pass ameliyatlarıyla hastalar ilk 6 ayda fazla kilolarının yaklaşık %50’sini vermektedirler. İlk 6 aydan sonra kilo verme yavaşlasa da 2 yıla kadar devam edebilmektedir.

Obezite cerrahisi olacak kişilerde şu ölçüt karşılanmış olmalıdır

1. VKİ ≥ 40 kg/m2

2. VKİ: 35–40 kg/m2 arası ve eşlik eden hastalıkları varsa ve obezite cerrahisinin bu hastalıkları düzeltmesi bekleniyorsa (burada kast edilen her hastalık değil, kilo fazlalığından doğan metabolik bozukluklar, kalp damar hastalıkları, ciddi eklem rahatsızlıkları ve obeziteyle ilişkili psikolojik problemlerdir). Bu VKİ değerleri hastanın halihazırdaki değerleri ya da geçmişte ulaştığı en yüksek VKİ değerleri olabilir. Tedaviyle cerrahi için gereken VKİ’nin altına düşülmüş olması, planlanan obezite cerrahisinin yapılması için engel değildir (yani hastanın VKİ’si ameliyat için gerekli olan 35 ya da 40 kg/m2 değerine ulaşmış, ancak daha sonra diyet ya da başka tedavilerle daha aşağıya düşmüş, ancak tam tedavi edilememişse, yine de obezite cerrahisi yapılabilir).

Hastaların ameliyat öncesi değerlendirilmesi

Bu hastalar multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. Ekipte laparoskopik ve obezite cerrahisinde deneyimli cerrah (ve cerrahi ekip), obezite yönetiminde deneyimli iç hastalıkları uzmanı, anesteziyoloji uzmanı, diyetisyen ve psikolog/psikiyatrist bulunmalıdır. Obezite cerrahisi yapılacak hastaların ameliyat öncesi değerlendirmeleri diğer herhangi bir büyük karın cerrahisi ameliyat öncesi değerlendirmesinden farklı değildir. Yapılacak tetkikler de aynıdır.

Bu tür hastalarda ayrıca obezitenin birlikte getirdiği sorunlar nedeniyle aşağıdaki ek değerlendirmeler gerekebilir:

  • Solunum fonksiyonları ve uyku apnesi sendromu
  • Metabolik ve endokrin bozukluklar (lipidler, TSH vb.)
  • Gastroözefageal bozukluklar (reflü, helikobakter pilori vb)
  • Kemik dansitesi ölçümü
  • Bazal enerji ölçümü

Obezite cerrahisi ve Tip 2 diyabet

Tip 2 Diyabet geri dönüşü olan bir hastalık olarak görülmelidir. Obezite cerrahisinin Tip 2 Diyabetin ilerlemesinin durdurulması için yararlı olduğu kesinlikle tespit edilmiştir.

Tip 2 diyabette obezite cerrahisi yapılmaması gereken özel durumlar

1. Sekonder diyabet. Vücutta bulunan başka bir hastalık nedeniyle ortaya çıkan diyabet tipidir (Cushing sendromu, kistik fibroz, pankreatit, pankreas kanseri, hipertiroidi, akromegali gibi hastalıklar sekonder diyabete yol açabilir).

2. Antikorlar pozitif ise (anti-GAD ya da anti-ICA) ya da C-peptid < 1 ng/ml ise ya da karışık öğün testine cevapsızsa.

Obezite cerrahishinin yapılmaması gereken durumlar

1. Hastanın geçmişinde belirlenebilen bir tıbbi yönetim süresi olmaması.
2. Uzun süreli tıbbi takip ve tedaviye uyum sağlayamayacak hastalar.
3. Tedavi edilmemiş psikotik bozukluklar, ağır depresyon, kişilik ve yeme bozuklukları (obezitede deneyimli bir psikiyatrist tarafından özellikle önerilmezse).
4. Alkol ve/veya madde/ilaç bağımlılığı.
5. Kısa dönemde yaşamı tehdit eden hastalıklar.
6. Kendi kendine bakamayan ve uzun dönemde aile ya da sosyal desteği olmayan hastalar.

Obezite cerrahisi türleri

1. Tüp mide (Sleeve gastrektomi)
2. Roux-Y gastrik by-pass
3. Mide kelepçesi
4. Duodenal switch
5. Biliyopankreatik diversiyon
6. Laparoskopik gastrik plikasyon (uzun dönem etkisi henüz kanıtlanmamış, midenin içe katlanması)

Ameliyat sonrası takip

Hastalar ameliyat öncesi değerlendirmeyi yapan ekip tarafından takip edilirler. Hastalar aşamalı olarak öğünlerini ve miktarlarını artıracakları konusunda tekrar tekrar bilgilendirilmelidir. Metabolik ve beslenme açısından sık takip yapılmalı ve eksikliği saptanan mineral ve vitaminler ek olarak verilmelidir.

Tüp mide ya da mide by-pass ameliyatlarıyla hastalar ilk 6 ayda fazla kilolarının yaklaşık %50’sini vermektedirler. İlk 6 aydan sonra kilo verme
yavaşlasa da 2 yıla kadar devam edebilmektedir.

Cerrahi tedavi ile Tip 2 diyabette iyileşme sağlandığını söylemek için şu sonuçlar gereklidir.

  • Ameliyat sonrası insülin dozu ameliyat öncesi dozun %25’ine ya da altına inmişse,
  • Ameliyat sonrası oral antidiyabetik dozu ameliyat öncesi dozun %50’sine ya da altına inmişse, HbA1c’de ameliyat sonrası 3 ay içinde %0.5’ten fazla azalma ya da %7’nin altına düşme olursa,
  • Tip 2 Diyabeti olan hastalarda VKİ 30 ve üzerinde ve 35 kg/m2’nin altında ise obezite cerrahisi yapılabilir, çünkü Tip 2 Diyabetin ilerlemesinin durdurulması ya da iyileşmesi açısından obezite cerrahisinin faydası kanıtlanmıştır.


Bu yazıda kullanılan VKİ (vücut kitle indeksi) hesaplaması: Ağırlık (kg)/boyun karesi (kg/m2)

Yukarıdaki bilgiler Avrupa ve Amerika Obezite Cerrahisi Birlikleri tarafından kılavuzlarda sunulan 2013 ve sonrasında ait bilgilerdir.


*Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için doktorunuza başvurmalısınız.

Tarih 23.7.2018 editor@florence.com.tr
Paylaş