Kategoriler

Kök Hücre Tedavisi

İnsanoğlunun hastalıkları yenme ve yaşlanmanın önüne geçme çabaları ilk zamanlardan günümüze dek sürdü. Bütün bu amaçlar, bugüne kadar tıp biliminin itici gücü oldu. 21.yüzyılda Tıp biliminin en önemli itici gücü kök hücre ve bu hücrelerle Hücresel Tedavi uygulamalarının oluşturulması ve rutin kullanıma geçirilmesine yönelik çalışmalardır. Hücresel tedavi; kök hücreler veya kök hücre ürünleriyle insanda hücre, doku ve organların fonksiyonlarının korunması, yenilenmesi veya onarımının sağlanmasıdır.

Kök Hücre Nedir, Nerede Bulunur?

Tanım olarak kök hücre; vücuttaki diğer tüm dokuları, organları, sistemleri oluşturan ana hücrelerdir. Çok sayıda bölünebilme ve kendilerini yenileyebilme yeteneğine sahiplerdir. Kök hücreler özelleşmemiş, yani, vücutta herhangi bir özel fonksiyonu (kas hücresi; kasılmak vb.) yerine getirme fonksiyonu olmayan, ancak kan hücresi, kas hücresi, sinir hücresi gibi özelleşmiş hücrelere dönüşebilen ve bu özelliğinden dolayı nakledilen hasarlı dokunun eski fonksiyonunu geri kazandırabilme özelliğine sahip olan hücrelerdir.

Kök Hücreler Neden Önemlidir ve Tedavi Amaçlı Nasıl Kullanılıyor?

İnsanoğlunun kök hücreler ile tanışıklığı 1960’lı yıllara kadar uzanmaktadır. O yıllarda kemik iliğimizde bulunan bir grup hücrenin kan sistemini oluşturan hücreleri yaptığının belirlenmesiyle, “kök hücre” terimi tıp terminolojisine girdi.

Sonraları, kemik iliğindeki bu hücrelerin tüm kan sistemi hücrelerini (kırmızı ve beyaz kan hücreleri gibi) oluşturma yeteneğinden oldukça yararlanıldı. Önceleri, başta lösemiler olmak üzere birçok kan hastalığının tedavisinde, bu hücrelerin sağlıklı bireylerden hastalara nakliyle (halk arasında “ilik nakli” olarak bilinir) başarılı sonuçlar elde edildi.

Kök Hücrelerden Kan Sisteminin Yeniden Oluşturulmasının Yanında Başka Amaçlarla Yararlanılabilir mi?

Bugün için tedavisi mümkün görünmeyen hastalıkların birçoğu, yaşam için vazgeçilmez olan bazı hücre-doku ve organların, bir daha asla normal yapı ve işlevlerine döndürülmeyecek şekilde hasarlanmış olması sonucudur. Kök Hücrelerin çeşitli hücrelere dönüşebilme yeteneğinde olmaları, vücutta veya laboratuvar koşullarında çoğaltılması ve özel hücre tiplerine dönüştürülmesi ve bu hücrelerin hasarlanmış organ veya dokuya nakledildiğinde, bozulmuş olan fonksiyon veya yapının tamir edilmesi, hücre esaslı tedavi protokollerinin temelini oluşturmaktadır.

Örneklersek;

• Otoimmün hastalıklar

• Metabolik hastalıklar

• Nörolojik hastalıklar

• Çeşitli kas hastalıkları,

Göbek Kordon Kanı Nedir?

Göbek kordon kanı dediğimiz kan; bebeğin damarlarında dolaşan kendi kanıdır. Gebeliğin başında oluşan embriyonik hücrelerin bir kısmı bebeği oluştururken diğer kısmı ise plasenta adını verdiğimiz yapıyı oluşturmaktadır. Plasenta bir anlamda toprağa kök salan bir ağaç gibi anne rahmine çok sayıda damar uzatır. Annenin damarları aracılığıyla taşınan besin maddeleri ve oksijeni alan bu damarlar plasenta ile bebeği birbirine bağlayan göbek kordonu içinden geçerek bebeğin gelişmekte olan dokularına bu maddeleri iletmek üzere bebeğin dolaşım sistemine dahil olur. Bu damarlarda maddeleri taşıyan ise, bebeğin vücudunda dolaşan kandır.

Kemik İliği ve Kan Kök Hücreleriyle Karşılaştırıldığında Kordon Kanı Kök Hücrelerinin avantajları var mıdır?

Bilim dünyasının bu hücrelerle ilgili olarak yaptığı ve yapmakta olduğu çalışmaların sonuçlarına göre bazı özellikler ortaya çıkarılmıştır.

Buna göre;

• Kordon kanındaki kök hücrelerin, kemik iliği kök hücrelerine oranla sayıca az olmalarına rağmen çoğalma potansiyeli açısından daha güçlü olduğunu,

• Doku reddi denilen verici hücrelerin alıcı hücrelerine karşı geliştirdiği ölümcül reaksiyonlarından sorumlu bağışıklık sistemi hücrelerinin yeni doğanda henüz tam olarak fonksiyonel olmamasından ötürü doku reddi reaksiyonlarının görülme sıklığının daha az olduğunu,

• Radyasyon, yaşlanma, kimyasallar ve enfeksiyonlar gibi etkenler nedeniyle ister istemez zarar gören kemik iliği veya periferik kan kök hücrelerinin aksine kordon kanı kök hücrelerinin bu tür zararlı etmenlerle karşılaşmamış olmasından dolayı, daha genç ve sağlıklı hücreler olduğunu söyleyebiliriz.

Toplanan Kordon Kanı Miktarı Önemli midir?

Alınan kan, ortalama 35–120 ml olmakla beraber, yapılan araştırmalar kan miktarı ne kadar çok ise -toplanacak kök hücre sayısını doğru orantılı olarak etkileyeceğindennakillerde o kadar başarılı sonuçlar alınabileceğini göstermiştir. Bu nedenle mevcut Kordon Kanı Yönetmeliği’nde de bir kriter olarak 60 ml’nin altında kalan kanların çalışma dışında tutulması belirtilmiştir.

Doğum Şekli Kordon Kanının Toplanmasında Önemli midir?

Hayır, doğumun normal (vajinal) veya sezaryen yoluyla olması ne toplanacak kan miktarında ne de kalitesinde bir fark yaratmaz

Her Alınan Kan Saklamaya Uygun Mudur?

Hayır. Tabii ki belli şartlar var. Ve bu şartları aileler bizimle temasa geçtiklerinde yazılı ve sözlü olarak belirtiyoruz. Örneğin; gebeliğin 35 haftayı tamamlamış olması, bebeğin 2000 gr’ın üzerinde olması,

Alınacak kanın 60 ml’nin üzerinde olması, kanın 36 saatten önce bankaya ulaşması gerek.Ayrıca kan laboratuvara geldiğinde ve işlem esnasında yaptığımız uygunluk testlerinden de geçmesi gerekiyor. Bütün bu ölçütler kanın saklamaya değer olup olmadığını ortaya koymak için yapılıyor. Aileler ister kendi adlarına isterse bağış olarak başkaları için bu kanları versinler, sonuçta bu işlemin tek amacı var: ihtiyaç olduğunda sağlıklı saklanmış ve canlılıkları mümkün olan en iyi şekilde korunmuş hücrelerin olması.

Kordon Kanındaki Kök Hücrelerle Tedavi Başarısı

Bugün için kordon kanındaki kök hücreler; Kemik iliği naklinde kullanılan rutin bir kaynak haline dönüşmüş olmasının yanı sıra; yeni ve deneysel bir uygulama olan “Rejeneratif Tıp” başlığı altında pek çok hastalığın tedavisinde kullanılabilecek değerli bir potansiyeldir. Ancak tüm kök hücrelere yönelik olarak; hangi hastalıkların tedavisi için uygun olduğu; yapılacak tedavinin şekli ve uygulanacak hücre dozu, uygulamanın tedavi başarısı ve hücresel uygulamaların diğer tedavilere oranla avantajlarının ne olacağı konusu tamamıyla tıbbi bilgi ve uygulamalarda zaman içinde olacak gelişmelere bağlıdır.

Ancak her ne olursa olsun; bu hücrelerin kullanımı; ilgili hekimin kararı ve tıbbi endikasyon ile tıp etiği, ulusal ve uluslararası yöntem, kural ve kanunlarına uygun olmak zorundadır.

Bugün için tedavisi mümkün görünmeyen hastalıkların birçoğu, yaşam için vazgeçilmez olan bazı hücre-doku ve organların, bir daha asla normal yapı ve işlevlerine döndürülmeyecek şekilde hasarlanmış olması sonucudur..

Kordon Kanı Saklanması

ABD, Avrupa ve yaklaşık 10 yıldır ülkemizde kordon kanı bankaları belli bir ücret karşılığı kişilerin kendi adına (otolog), veya bağış sonrası diğer hastalar için (allojenik kullanım) Kemik iliği nakillerinde veya ileride kullanılması muhtemel hücre tedavilerinde yararlanılacak bir potansiyel olarak -196 C ‘de sıvı azotta saklama işlemi yapmaktadır.

Kordon Kanı Yönetmeliği’nde de bir kriter olarak 60 ml’nin altında kalan kanların çalışma dışında tutulması belirtilmiştir.


Prof. Dr. Utku ATEŞ

Kordon Kanı, Hücre ve Doku Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü

Şişli Florence Nightingale Hastanesi


Tarih 19.9.2016 editor@florence.com.tr
Paylaş
Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.