Kategoriler

Erken tanı önemlidir

Doğuştan işitme kaybının erken tanı ve erken rehabilitasyonu giderek önem kazanmaktadır. Bu yüzden tüm dünyada evrensel bir yenidoğan işitme taraması gündemdedir. Yeni geliştirilen güvenilirliği yüksek testlerle ve taşınabilir cihazlarla işitme taramaları daha da kolaylaşmıştır. Yenidoğan işitme tarama programları 1993'de ABD’de, 1998'den bu yana da Avrupa Birliği ülkelerinde işitme engellilerin erken tanısı ve rehabilitasyonu için önerilen bir tarama programıdır. Bu programın amacı hayatın ilk 6 ayında işitme engelli çocukların tanılanmasını ve cihazlandırılmasını sağlamak, onların biyolojik, psikolojik ve sosyal gelişim sürecini yakalamalarına yardımcı olmak, diğer bireyler gibi eğitim olanaklarından yararlanabilmelerini mümkün kılmak ve üretken, mutlu bir birey olarak toplumdaki yerlerini almalarını sağlamaktır.

Risk grubuna giren yenidoğanlar öncelikli olmak üzere tüm yenidoğanların işitme tarama testlerinden geçirilmesi, erken tanı, tedavi ve rehabilitasyon için zorunludur.

İşitme nasıl olur?

İşitme zincirleme gelişen seri bir olaya bağlıdır. Ses kulak zarına erişir ve titreşim iç kulağa aktarılır. İç kulak, sesi oluşturan titreşimleri sinir uyarılarına çeviren hücrelere aktarılır. Binlerce sinir ses sinyalini beynin alt düzeylerine taşır. Burada sinyalin özellikleri ses olarak algılanır. Eğer sesler doğru olarak algılanırsa, biz de seslerin ne anlama gelmiş olduğunu algılamış oluruz.

İşitmede RİSK altında olan YENİDOĞANLAR şunlardır;

  1. Erken doğan bebekler.
  2. 37 doğum haftasından erken doğan yenidoğanlar.
  3. 1500 gramdan daha düşük doğum tartısı olan bebekler.
  4. 5 günden fazla yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kalmış yenidoğanlar.
  5. 10 günden fazla solunum desteği almış yeni doğanlar.
  6. Bakteriyel menenjit tanısı olan bebekler.
  7. Ailede kalıtsal olan, çocuklukta başlayan işitme kaybı hikayesi.
  8. Annenin hamileliği sırasında geçirilen kızamık, frengi, toksoplazma gibi enfeksiyonlar.
  9. Bebeğin yüz ve kafasında, kulak kepçesi ve kulak kanalında yüksek olması.
  10. Kandaki sarılık değerlerinin kan değişimini gerektirecek kadar yüksek olması.
  11. Doğumdan sonraki ilk dakikalarda 6’dan daha düşük apgar puanının olması.
  12. İdrar söktürücüler ile birlikte kullanılan bazı antibiyotikler ve ototoksik ilaçlar.
  13. Bir sendromu düşündüren diğer bulgular ile birlikte işitme kaybı.
  14. Tip 2 nörofibroma düşündüren diğer bulgular ile birlikte işitme kaybı.
  15. Yarık damak ve yarık dudak deformiteleri.
  16. Tekrarlayan ve ısrarlı devam eden orta kulak iltihabı.
  17. Bilinç kaybı ve kafatasında çatlakla birlikte görülen kafa travması.
  18. Ailenin, çocuğun işitme, konuşma ve lisan gelişiminde gerilik fark etmesi.

Tedavi ve terapi yaklaşımlarına bir an önce başlanabilmesi, işitme kaybının erken tanısı ile mümkündür ancak.

Emisyon tarama testi (OAE-OTOAKUSTİK emisyon)

Bu test en erken bebek doğduktan ilk 12 saat sonrasında yapılır. Bu test işitme kaybının derecesini göstermez, sadece sağ-sol iç kulaktaki dış tüylü hücrelerin işlevsel olup olmadığını gösterir. Otoakustik emisyon dış kulak yoluna yerleştirilen bir mikrofon aracılığıyla kolaylıkla yapılır. Bebeğe acı vermeyen, bebek uykuda iken yapılan basit, kolay bir testtir. Yapılan test sonucunda yeterli veri elde edilemez ise daha ileri tetkik olarak ABR testi uygulanmalıdır. O-ABR testi bebeğin kulak arkalarına, elmacık kemiği bölgesine ve alına yerleştirilen elektrotlar aracılığı ile yapılmaktadır. Riskli yenidoğanlar baz alınarak özellikle orta ses dalgası yayılım tarama testinden geçemeyen bebekler için uygulanan bir test yöntemidir.

Tarih 3.10.2016 editor@florence.com.tr
Paylaş
/*