Ergenlikte fizyolojik ve psikolojik değişimler

Ergenlikte fizyolojik ve psikolojik değişimler

Kategoriler

Ergenlik dönemi, insanın tüm yaşamı dikkate alınacak olursa, aslında kısa bir dönemdir. Ancak çocuğun birkaç yıl içinde yoğun değişime uğraması nedeniyle çok çalkantılı geçer.

"Adölesan” dönemi nedir? “Adölesan” kimdir?

Adölesan dönemi en basit tanımıyla, çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Adölesan süreci içinde kazanılan özellikler, bireyin nasıl bir erişkin olacağını belirler. Bu dönemde hem fiziksel ve cinsel hem de psikolojik değişim ve gelişme gözlenir.

Adölesan yaş grubu için bazı yaş sınırlamaları getirilmeye çalışılmışsa da, dönemi kesin yaş ile ayırmak oldukça zordur. Bu dönemin kendine has özellikleri vardır. Bazı hastalıklar, hayatın diğer dönemlerinden daha sık gözlenir (kansızlık, guatr, çocukluk çağı diyabeti, bazı kemik tümörleri, bazı kan hastalıları, ortopedik sorunlar gibi). Psikolojik sorunlar ve bunlarla baş etmede zorluklar, yine adölesan döneminde sık rastlanılan durumlardır. Bu dönemde aileye, adölesanla ilişkileri yönünden oldukça fazla iş düşmektedir.

Dünyada geçerli olan adölesan tanımı farklı mıdır?

Dünya Sağlık Örgütü 10–19 yaş grubunu “adölesan yaş grubu”, 15–24 yaş arasını da gençlik dönemi olarak tanımlamaktadır. Ülkemiz genç bir nüfusa sahiptir. 10–19 yaş grubu, nüfusumuzun yüzde 21.6’sını oluşturmaktadır. Dünya nüfusunun da yüzde 50’den fazlası 25 yaşın altındaki insanlardan oluşmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 80’e ulaşmıştır. Genç nüfusun nitelikli bir eğitim alması, üretken ve verimli olması toplumun geleceği açısından çok önemlidir. Bu nedenle adölesan ve gençlere sağlıklı bir çevre sağlanması, kendilerini istedikleri alanlarda geliştirme olanağı verilmesi gerekmektedir. Böylece katılımcı, kendine güvenli ve etrafı ile barışık bireyler olarak toplumda yer almaları mümkün olur. Tıbbi anlatımlarda adölesan ifadesi kullanılırsa da Türkçemizde buna karşılık olarak ergenlik dönemi ve ergen ifadeleri yer almaktadır. Bu nedenle kitapta da ergenlik terimi kullanılacaktır.

Ergenlik döneminin özellikleri nelerdir?

Ergenlik dönemi, insanın tüm yaşamı dikkate alınacak olursa, aslında kısa bir dönemdir. Ancak çocuğun birkaç yıl içinde yoğun değişime uğraması nedeniyle çok çalkantılı geçer. Birey bu döneme çocuk olarak girer, dönemi erişkin olarak tamamlar. Çocuk hızlı fiziksel büyümeye kendini henüz alıştıramamışken, cinsel gelişimin başlaması ve yaşadığı psiko-sosyal değişimler nedeniyle kendisiyle ve çevre ile olan iletişiminde sorunlar yaşar.

Ergen kısa sürede oluşan bu değişimlere uyum sağlayabilir mi?

Ergen kimi zaman kısa sürede oluşan bu yoğun değişikliklere uyum sağlayamaz. Dönemin özelliği olan başlıca üç konuda da sorunlar yaşayabilir. Ergenliğin başında belirginleşen fiziksel büyüme ve gelişme ile ilgili sorunların yanı sıra, cinsel ve psiko-sosyal gelişim ile ilgili sorunlarla karşılaşır. Ergen bazen bu sorunları kendisi çözemez. Mutlaka aile desteğine ihtiyaç duyar. İnsan vücudunda çok önemli değişikliklerin olduğu bu dönemde, çocuğumuzda neler olup bittiğini anlamak ve ebeveynler olarak onlara yardımcı olmak zorundayız. Bu dönemde yaşanan sorunların kısa zamanda çözümlenmemesi durumunda, tüm yaşamı etkileyebileceği gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır. Ergenlikte gerçekleşen değişim süreçleri aşağıdaki gibi özetlenebilir:

1. Biyolojik değişim
Büyüme ve cinsel gelişim
2. Entelektüel gelişim
3. Psikolojik gelişim
4. Sosyal gelişim ve entegrasyon

Ergenliğe kızlarda memelerde tomurcuklanma ve büyümenin başlaması ile girilir. Erkeklerde ise ergenliğin ilk belirtisi testislerde büyüme ile birlikte skrotum (torba) derisinde kızarma ve kalınlaşmadır.

Ergenliğe girilmesinin nedeni nedir? Niçin vücutta birtakım değişiklikler oluyor?

Ergenliğin başlamasının nedeni, daha önce kanda çok az miktarda olan seks hormonlarının (kızlarda östrojen ve erkeklerde testosteron) kan düzeylerinin artmaya başlamasıdır. Doğumdan hemen sonra yüksek miktarlarda olan bu hormonlar, 6. aydan itibaren azalmaya başlarlar. Daha sonra kızlarda 10-11, erkeklerde ise 11-12 yaşlarında tekrar kan düzeyleri artmaya başlar. Bu yaşlara kadar kandaki düzeyleri laboratuar yöntemleri ile ölçülemeyecek kadar düşüktür. Seks hormonlarının salgılanmaya başlaması, beyindeki hipofiz bezinin uyarılması ile gerçekleşir. Ergenlik başlayıncaya kadar hipofiz bezi deyim yerinde ise, uykudadır.

Hipofiz bezi, kızlarda 10-11, erkeklerde ise 11-12 yaşlarında beynin uyarıları sonucunda uykudan uyanarak seks hormonlarının (erkeklerde testosteron, kızlarda ise östrojen) salgılanmasını arttıran hormonları salgılamaya başlar. Hipofizden salgılanan bu seks hormonlarını uyarıcı hormonlar, kızlarda overleri (yumurtalık) uyararak östrojen, erkeklerde ise testisleri uyararak testosteron salgılanmasına neden olurlar. Bu hormonların kan düzeyleri artar. Bunun sonucunda da ergenliği belirleyen cinsel ve fiziksel değişiklikler başlar.

Kızlarda 10-11, erkeklerde 11-12 yaşına kadar uyuyan hipofizin uyanmasına neden olan etken henüz tam olarak bilinmemektedir. Işık gibi çevresel uyaranlar, koku, vücutta belli bir yağ oranı (yağ/kas kitlesi toplam ağırlığın %22-24’ü) olması, değişik amino asitler, leptin gibi maddelerin hipofizi uyardığı bilinmektedir. Koku önemli bir uyarandır, özellikle hayvanlarda cinsel temasdan önce “pheramon” denilen kimyasallar salgılanır ve bunlar günümüzde cinsel uyarıcı olarak kozmetik sanayiinde de kullanılmaktadır.

Ergenliğin başlangıcında, fiziksel ve cinsel değişiklikler meydana gelmeden önce kızlarda östrojen, erkeklerde ise testosteron salınımı önce geceleri artmaya başlar. Ancak ergenliğin ortalarına doğru hem gece hem de gündüz salınırlar. Bu nedenle ergenliğe yeni girmiş bir çocukta sabah alınan kan örneklerinde testosteron ve östrojen düzeyleri düşüktür. Ancak ergenliğin ilerlemesi ile gündüz saatlerinde de kan düzeylerinde artış gözlenir. 15 yaşında ergenliğe girmiş bir erkek çocuğunda, kanda testosteron hormon düzeyi baktırmış ve düşük bulunduğunu görerek doktora panikle başvurmuş aile sayısı az değildir.


*Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için doktorunuza başvurmalısınız.

Tarih 23.7.2018 editor@florence.com.tr
Paylaş