Kategoriler

Diyabet, dünyada en sık görülen kronik hastalıklardan biridir. Görülme sıklığı giderek artmaktadır.

Özellikle erişkin diyabeti olarak tanımladığımız ve obezite ile ilişkili olan diyabet ülkemizde de sıklıkla görülmektedir.  Diyabet hasta davranışının, tedavi sonuçlarını etkileme derecesi açısından diğer kronik hastalıklardan çok farklı yerdedir çünkü diyabetlilerin çoğu bakımlarını kendileri sağlamaktadırlar. Ancak çocukluk çağı diyabet hastalarında insülin ilacının yapılması, diyetlerin kontrolü anne veya baba tarafından yapılmaktadır. Diyabet her ne kadar fiziksel bir hastalık olsa da yarattığı psikolojik etkiler bakımından da önemlidir. Bugün dünyada kanserle birlikte en çok araştırma diyabet hastalığı için yapılmaktadır. 

Diyabet kandaki glukoz miktarının artmasıyla ortaya çıkan bir metabolizma hastalığıdır. İnsülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu oluşan ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Normal koşullarda besinlerden elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glukoz, pankreas tarafından salgılanan insülin  hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada kullanılarak enerjiye dönüşür. İnsülin eksikliği veya insülinin etkisindeki azalma sonucunda vucut glukozu kullanamaz ve kan şekeri yükselir. Diyabette organizma karbonhidrat, yağ ve proteinleri de yeterince kullanamaz. Kan şekeri yüksekliğinin kontrol edilememesi ölüme yol açabilir, uzun dönemde gelişen göz, böbrek, sinir, kalp ve damar sistemi bozuklukları da yaşam kalitesini bozar.

Diyabet tarihte bilinen en eski hastalıklardan biridir. Diyabetes mellitus eski yunanca sifon ve şeker kelimelerinin birleşimi ile oluşmuştur. Vucutta artan kan şekeri idrar miktarını arttırarak çok idrar çıkmasına sebep olur ve böylece hastalarda şekerli idrar yapımı oluşur. Glukozüri adı verilen idrarda şeker mevcudiyeti , glisemi denilen kandaki şekerin çok yüksek değerlere ulaşması sonucu meydana gelir. Yoğun susuzluk hissi ve aşırı miktarda idrar yapımı ile birlikte giden diyabet insipit adı verilen başka bir diyabet tipi daha vardır, ama bunun şekerli diyabetle ilgisi yoktur başka mekanizmalarla oluşur.

Dünya Sağlık Örgütü, diyabeti kan şekerinin en az iki kez aç karnına 126 mg/dl üzerine çıkması olarak tanımlıyor. Normal koşullarda açlık kan şekeri 110 g/dl’yi aşmamalıdır. Açlık kan şekerinin 110-126 mg/dl arasında olması ise ‘gizli şeker’ olarak yorumlanmaktadır. Bu hastaların bir kısmında ileride şeker hastalığı gelişebilir.

1921 yılında Kanadalı iki bilim adamı, Frederick Banting ve Charles Best, pankreas içinde Langerhans adacıkları denilen bir kısımdaki hücrelerin bir  hormon ürettiğini keşfettiler.Bu maddeye de latince adacık anlamını çağrıştıran insülin adını verdiler.Keşifleri ile nobel tıp ödülü alan bu bilim adamları sayesinde 1922 yılından sonra insülin ilaç olarak kullanılmaya başlandı ve o zamana kadar ortalama 22 ay yaşayabilen hastaların yaşamları değişti. İnsülinin keşfi ile artık diyabet tedavisinde bir çığır açılmış oldu.

*Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için doktorunuza başvurmalısınız.

Tarih 23.7.2018 editor@florence.com.tr
Paylaş