Çocuklarda ergenlik psikolojisi

Çocuklarda ergenlik psikolojisi

Kategoriler

Ergenin ilgiyi üzerine çekme isteği, bu dönemin en önemli özelliklerinden biridir. Bir yandan içinden gelen dürtülerini dizginlemeye çalışırken, öte yandan çevresi ile çatışmaya girebilir.

Ergenlik döneminde hırçınlık neden artar? 

Ergenlik dönemi daha önce kanda seviyeleri çok düşük olan hormonların salgılanmaya başladığı, bu hormonların etkisi ile artık çocukluktan çıkılıp delikanlılığın yaşandığı özel bir dönemdir. Bu dönemde gençlerin en büyük uğraşları, bedenleridir. Daha önce mevcut olmayan memelerin büyümesi, kıllarda artma, akne oluşumu, hızla uzayan boy ve artan kilolar, ergenlerin kendi bedenleri içinde yabancılık çekmelerine neden olur. Ergenlerin çoğu vakitlerini ayna karşısında bedenlerini inceleyerek geçirirler. Ergen bu dönemde kendisi ile daha çok ilgilenmekte, giyim, saç gibi görüntüye karşı aşırı ilgi göstermektedir. Aile içinde bir ergen olması bütün aileyi etkiler. Ergende özgürlüğünü ailenin kısıtladığı, ailede ise çocuklarının serbestliğinin sınırlarının ne olacağı sıkıntıları vardır. Ergenle arkadaş olunamaması, onun dışa dönmesi ve belki de kötü alışkanlıklar elde etmesine neden olacaktır. 

Hırçınlıkla mücadele ailelere ne gibi görevler düşüyor?

Aileler, çocukları ile olan ilişkilerini çok iyi ayarlayabilmeli ve hem onların özgürlüklerine saygı duymalı, hem de çocuklarından haberdar olarak koruyuculuklarını sürdürmelidirler. Bazen aile ergendeki değişikliğe uyum sağlamada zorluk çeker ancak aile anlayışlı olduğunda ergenin değişikliklere uyumu daha kolay olur. Ergen, anne ve babasının kurallarına karşı çıkmakla kendini daha özgür hisseder.

Ergen neden daima kendini, kendi yaşından büyük hisseder?

Bu döneme has bir özelliktir. Ona çocuk muamelesi yapılmasından hoşlanmaz ve aslında da ona bu muamele yapılmamalıdır. Ergenin ilgiyi üzerine çekme isteği, bu dönemin en önemli özelliklerinden biridir. Bir yandan içinden gelen dürtülerini dizginlemeye çalışırken, öte yandan çevresi ile çatışmaya girebilir. Aradığı yeni kimlik için, “Ben kimim? Ben neyim? Ben nasıl bir insan olmalıyım?” sorularına yanıt ararken en doğal çevresi olan ailesine sarılır. Kendisine ve çevresine eleştirici gözlerle bakar.

Bu karışıklıkta fiziksel değişimin etkisi de var mı?

Tabi, ergenlerde oluşan fiziksel değişiklikler karışık duygulara yol açar. Ergen vücudunda olan hızlı fiziksel değişimlere karşı şaşkınlık ve endişe duyguları geliştirir. Vücudundaki bu değişikliklere uyum güçlüğü, etrafındaki kişilere karşı davranış ve tepkilerinde kendini gösterir. Ergenliğin erken dönemlerinde duygusal dalgalanmalar sık görülür. Bir gün depresif, ertesi gün keyifli olabilirler. Kendine güven duygusu azalabilir. Ergenler genellikle annelerine daha yakındır, babalar ile ilişkilerinde ise daha kapalıdırlar. Kızların baba ilişkileri daha da uzaktır. Babalar ergenin güncel uğraşlarının pek azı ile ilgilenirler. Dolayısıyla ergen ve babalar, birbirlerini kendilerine özgü kişiliği olan bireyler olarak pek az tanıyabilirler. 

Araştırmalar, kız ergenlerin en çok anneleriyle, erkek ergenlerinde babalarıyla aile içi çatışma yaşadığını göstermektedir. Anneler ise çocukları ile sürekli ilişki halindedirler, ergenin ilgi alanları ile yakından ilgilenir ve izler, sırdaşlık eder ve onlarla dost olurlar. Ergenlikte kuşak çatışması mutlaka olması gereken bir durum değildir. Yakın ve sıcak aile ilişkileri ergenin sağlıklı gelişimini hızlandırır. Genellikle dinlenen müzik ve giyim tarzı temel çatışmaları doğurur. Anne ve babasından beklentiler içinde olan ergenin, beklentilerinin karşılanması ve anne ve babadan yeterli cevap bulabilmesi onun kişilik gelişiminde önemli yer tutar.
 
Bu dönemin en önemli konusu cinsel kimlik gelişimidir. Ergen, karşı cinsle ilişki kurmak, karşı cinsi tanımak ister, aynı zamanda da karşı cinsle ilişki kurmaktan korkar ve tereddüt eder.

Aileyle çatışan ergenin akranlarıyla ilişkisi nasıldır?

Akran ilişkileri ergenlik döneminde ayrı bir özellik kazanır. Kızların arkadaşlarından beklentileri daha yüksektir. Daha fazla bağlanır ve yakınlaşırlar. Arkadaşları ile daha sıkı ilişki kurar, onların dert ortağı olan ve sorunlarını paylaşırlar. Erkekler ise daha çok gruplar halinde arkadaşlık kurarlar ve kızlara göre daha az duygu paylaşımları vardır. 
15–18 yaş dönemi olgunlaşmanın hemen hemen tamamlandığı bir dönemdir. Bu dönemin en önemli konusu cinsel kimlik gelişimidir. Ergen, karşı cinsle ilişki kurmak, karşı cinsi tanımak ister, aynı zamanda da karşı cinsle ilişki kurmaktan korkar ve tereddüt eder. Beden gelişiminin tamamlanmasıyla birlikte her iki cins de kendilerini erkek veya kadın olarak tanımaya başlarlar ve karşı cins arkadaşlıklar daha önem kazanır. 

Akranlarıyla sorun yaşamaz mı?         

Akran ilişkilerinde en önemli sorun ergenlerdeki fiziksel gelişimin farklı olmasıdır. Daha erken gelişen erkek çocuklar,  fiziksel olarak daha güçlü ve popülerken daha geç gelişenler çocuk muamelesi görürler. Bu nedenle karşı cinsle ilişkilerinde güvensiz ve çekingen olurlar. Bu kendine güvensizlik, ergenlik döneminin sonunda  ortadan kalkar. Kızlarda ise tam tersi durum vardır, erken gelişen kızlar kendi akranları ile arkadaşlık etmekte güçlük çekerler ve kendilerinden büyük erkeklerle arkadaş olurlar. Bu tür arkadaşlıklar, cinsel deneyim ve madde kullanımı gibi deneyimlerin yaşanma riskini arttırır.  Araştırmalar ailelerin ergenlerin karşı cins arkadaş seçimlerinde ailelerinden yeterli desteği görmediklerini ortaya koymuştur. Özellikle kız çocuklarının erkek arkadaşlarının aileleri tarafından desteklenmemesi, kızların daha baskı altında olduğunu göstermektedir. Bu durum kırsal kesimde ve alt sosyoekonomik düzeyde daha bariz olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bazı çocuklarda ruhsal olgunluk fiziksel gelişimle paralel gitmeyebiliyor. Bu durumda ergen neler yaşar? 

Ergenlik döneminde yaşının olgunluğuna ulaşamamış ergenlerde, ruhsal sıkıntılar ve cinsel kimlik sapmaları gözlenebilir. Aslında homoseksüelliğin kökleri ergenlikten çok öncesine dayanır, hatta temelinin anne karnındaki hormonların durumuna göre atıldığı yönünde çalışmalar vardır. Ancak ergenlik veya ergenlik öncesinde yaşanmış cinsel tacizler, erkeklerde homoseksüel korkuların ortaya çıkmasına neden olur. Bu korkuları olan gençlere, bu korkuların homoseksüellik anlamına gelmediği, kendi kaygılarından kaynaklandığı anlatılmalıdır. Kızlardaki korkularda daha çok kızlık zarı ile ilgilidir. Kızlara mutlaka anne veya hala, teyze gibi yakın akrabalar cinsellik konusunda bilgi vermeli ve yanlış bilgi ve inanışlara kapılmasına mani olunmalıdır. Spor ve çeşitli sosyal aktivitelere yönlenme, ergenlik döneminin kendine özgü sorunlarının üstesinden gelme de gençlere çok yardımcı olur. 18 yaşından başlayıp 20’li yaşlarda devam eden gelişim dönemi geç ergenliktir. Artık psikolojik olgunluğa erişip, erişkin bir birey olunmuştur. Bu dönem ergenlik boyunca öğrenilen, gözlenen, deneyim kazanılan doğru ve yanlışların harmanlanarak kişiliğin oluştuğu dönemdir.

Ergenler bu dönemde artık kişiliklerini oluşturmuş, toplum içinde sorunları üstlenebilecek sorumluluğa sahip bireyler olurlar. 


*Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için doktorunuza başvurmalısınız.

Tarih 23.7.2018 editor@florence.com.tr
Paylaş