Bütün kronik dejeneratif hastalıkların ortak paydası: Şeker ve insülin hormonu!

Bütün kronik dejeneratif hastalıkların ortak paydası: Şeker ve insülin hormonu!

Kategoriler

Sağlıklı ve doğal beslenip, fiziksel aktiviteler artırılırsa, kronik hastalıklardan kurtulmak mümkün...

Dejeneratif hastalıklara, "Kardiyo Metabolik Hastalıklar" ve "Dis-Metabolik Hastalıklar" diyebiliriz. Başta obezite olmak üzere, tansiyon yüksekliği, kalp krizi, felç, şeker hastalığı, "dis-metabolik hastalıklar"dır. Kronik tiroid, yani Hashimato hastalığı, kanser, depresyon, Alzhiemer, kronik artrit, eklem ve kas ağrıları, fibrokistik meme ve fibromiyalji gibi hastalıklar, "kronik dejeneratif hastalıklar" olarak kabul edilir.

Klinik belirtileri birbirinden farklı olsa da kronik dejeneratif hastalıkların ortak paydası, "kronik inflamasyon"dur.

İlaçla da tedavi edilemeyen kronik inflamasyon problemi yok olmadan, bu hastalıklar düzelmez.

Tedavi mümkün mü?

Bu hastalıklar önlenebilir. Kronik dejeneratif hastalıklardan kurtulmak, yalnız ve yalnız kendi elimizdedir. Eğer sağlıklı ve doğal beslenip, fiziksel aktiviteler artırılırsa, kronik hastalıklardan kurtulmak mümkündür.

Hastalıkların başlangıcı olan karaciğer ve pankreas yağlarından kurtulmak, araba tekerleği dediğimiz göbeği eritmek gerekir.

Ancak öncelikle bu hastalıklara neden olan insülin faktörünü de çok iyi anlamamız gerekiyor. Çünkü bütün kronik dejeneratif hastalıkların ortak paydası; şeker ve insülin hormonudur.

Karaciğer yağlanması neden olur?

Her türlü ekmek (tüm unlu mamuller) şeker, şekerli/gazlı içecekler ve alkol kullanımı karaciğer yağlanmasına neden olmaktadır.

Şeker en tatlı zehir!

Prof. Dr. Canan Karatay olarak, ekmeklerin, şekerli içeceklerin, rafine unların, yani her türlü nişastanın, şeker olduğunu; kitaplarımda binlerce bilimsel kaynak vererek yıllardır açıklıyorum. "Şeker en tatlı zehir! Hastalıkların asıl nedeni, transyağlar ve şekerdir" diyorum.

Şeker hastalığı genetik mi?

Şeker hastalığı, asla genetik değildir. Şeker hastalığı, aşırı düzeyde şeker tüketiminin sonucudur. Aileseldir, ancak ailesel olması, genetik olduğunu göstermez. Aynı ailede görülmesi, aynı aile içinde ne görüyorsak onu yapmamızın sonucudur. Annemizden ne görürsek onu yapıyoruz. Annemiz börek yapıyorsa, börek yapmayı öğreniyoruz. Babamız sigara içiyorsa, sigara içmesini öğreniyoruz. Şeker hastalığı bunun için aileseldir.

Hareket etmek şart!

Bol bol yiyip hareketsiz oturuyorsanız, olmaz! İnsan vücudunda hücrelerin yüzde 90'ı sudur. Her gün 2-2,5 litre su içilmesi gerekir. İbni-Sina diyor ki "Kuruluktan ve soğuktan korkun!" Günümüzde, kısırlıkta ciddi bir artış var.

Neden?

Çünkü vücuda sağlıklı yağ girmiyor. Onun yerine zararlı olan trans yağlar giriyor. Bu nedenle, korkmadan, doğal tereyağ, doğal sızma zeytinyağı ve omega-3 tüketilmelidir.

Şeker mi, kolestrol mü tehlikeli?

Kesinlikle şeker daha tehlikelidir! Kolesterol bir hastalık değildir. Kolesterol, yaşam için gerekli bir kimyasal formüldür. Bu nedenle, her vücutta kolesterol üretilir. Rafine olmuş şeker ise, dışarıda üretilerek vücuda giren zararlı bir kimyasaldır.

Şeker hastalığında organizma şu mesajı verir:

"Ben artık bu kadar fazla ve gereksiz karbonhidrat yükünü kaldıramıyorum, kullanamıyorum." işte bu hayati bir uyarıdır. Organizmada artık dis metabolik ve kardiyo metabolik bozukluk başlamıştır. Hücrelerimiz kanda yüksek olarak dolaşan glükozu, yani yüksek kan şekerini kullanamaz haldedir. Sonuç olarak da kanımızda
yüksek olarak dolaşan glükoz, dokularımıza zarar vermekte; dokuları ve hücrelerimizi tahrip etmektedir.

Şeker hastalarının kalp krizi geçirme olasılığı daha mı yüksek?

Evet. Damarları tıkayarak, kalp krizine ve inmeye neden olan, kolesterol değil, kan pıhtısıdır. Kanın pıhtılaşmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi ise insülin hormonudur.

Kandaki insülin hormonu yüksekliği,

•Kanın pıhtılaşmasını artırır.
•Trombositlerin birbirine yapışarak tıkaç meydana getirmelerine neden olur.
•Trombositlerin damar iç yüzeyini kaplayan hücre tabakasına yapışmasını artırarak; endotel tabakasından damarların genişlemesi için salgılanması gereken nitrik oksit gazının salgılanmasını önler.
• En kuvvetli sempatik sinir sistemi uyarıcısıdır. Yani damarları büzüştürür ve tansiyonu yükseltir.

Hastalanmadan yaşlanmak mümkün mü?

insülin hormonunu yükseltmeyen kişiler, kronik inflamasyon oluşmadığından dolayı, sağlıklı bir şekilde, hastalanmadan, uzun süre yaşayabiliyorlar. Sağlıklı olarak, aktif ve uzun yaşayabilmek için karaciğer yağlanmasını ve göbekteki yangını, yani kronik inflamasyonu söndürmek gerekir. Organizmada kronik inflamasyon düzelince, bütün kronik dejeneratif hastalıklar da geçiyor. Kişiler dinçleşiyor, gençleşiyor, bağışıklık sistemleri de güçlendiği için sık sık hastalanmıyorlar.

 İdeal ölçü nedir?

İnsülin hormonu kanımızda 5 IU/mt'nin üstüne çıkmaya başlamışsa kronik inflamasyonun temeli atılmıştır. Son zamanlarda bazı otoriteler bu değerin 3 IU/m'nin altında olması gerektiğini açıkladı.


butun-kronik-dejeneratif-hastaliklarin-ortak-paydasi-seker-ve-insulin-hormonu










*Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için doktorunuza başvurmalısınız.

Tarih 23.7.2018 editor@florence.com.tr
Paylaş