Merkezimizi Yakından Tanıyın

Merkezimizde başarıyla uygulanan total eklem protezi, bozuk eklem yüzeyinin yapay materyallerle değiştirilerek ekleme tekrar fonksiyon ile stabilite kazandırılmasını ve mevcut ağrıların ortadan kaldırılmasını amaçlar. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda total eklem protezi uygulamaları giderek artan oranlarda yapılmaktadır. En çok uygulan eklemler diz ve kalça protezleridir.

Kireçlenme, enfeksiyonlar, romatizmal hastalıklar, travma ya da doğuştan yapısal bozukluklar nedeniyle, eklemlerin kıkırdak yüzlerinde oluşan bozulmalar zamanla ilerleyerek ciddi ağrılara ve hareket kısıtlılığına neden olabilir. Bu durum hastaların yaşam kalitelerini azaltabilir ve kronik bir mutsuzluğa dönüşebilir. Bu hastalarda kalça ve veya diz protezi tedavide kesin çözüm olabilir. 

Kalça ve diz protezi ameliyatı nasıl yapılır?

Kalça ve diz protezi ameliyatlarımızda genel anestezi ya da bölgesel anestezi (spinal ve/veya epidural) kullanılıyoruz. Seçimi hastamızla birlikte ortaklaşa yapıyoruz. Genellikle protez ameliyatı sonrası ilk 48 saat içinde hasta ayağa kaldırılarak yürütülmeye başlanır. Yük verme süresi kalça protezlerinde görülen bağzı özel durumlarda 3 ila 6 hafta kadar uzayabilir. Hastanede kalış süresi 3-6 gün arasındadır. 

Protez içeriği nedir?

Modern protezlerinin çoğu MR uyumlu metallerden imal edilmektedir. Bu nedenle ameliyat sahası dışındaki bölgelere MR çekilmesinde bir sorun yaşanmaz. Ameliyat sonrası metal dedektörlerinden geçerken oluşabilecek sinyallere karşı da ameliyat olduğunuzu ve kullanılan protezi açıklayan bir belge almanız uygun olacaktır.

Kalça protezi kemiğe nasıl tutturulabilir?

Kemik kalitesi çok iyi olmayan yaşlı hastalarda, protez kemik çimentosu adı verilen bir dolgu maddesi ile kemiğe tespit edilir. Kemik kalitesi iyi olan daha genç hastalarda ise, protezler, kemiğin içine sıkı bir şekilde yerleştirilir.  

Total kalça protezi kimlere uygulanır?

Kalça eklemi artrit, kalça çıkığı, kırık ya da damarlanma bozukluğuna bağlı olarak ileri derecede hasar görmüş kişilerde, denenmiş diğer tedavi yöntemleri (ilaçlar, fizik tedavi, eklem içi enjeksiyonlar, baston kullanımı) sonuç vermezse kalça protezi uygulanır. Aynı zamanda günlük yaşam aktivitelerini engelleyen şiddetli ağrı, hareket kısıtlılığı olan 60 yaş üstü hastalarda kalça protezi en iyi tedavi seçeneğidir. 

Total kalça protezi ömür boyu kalır mı? 

Total kalça protez parçaları hareket sırasında ortaya çıkan sürtünmeye bağlı olarak zaman içinde aşınır ve böylece protez tutunduğu kemikten ayrılmaya başlar. Hasta bu durumu ağrı ile hisseder. Aşınma durumunda protezin değiştirilmesi gerekir. Aşırı kilo ve tekrarlayan zorlayıcı aktiviteler aşınmayı artıracağı için protezin ömrünü kısaltacaktır.

Günümüzde protezlerin ömrü 15-20 yıla kadar uzamıştır. Yeni geliştirilen seramik ve metal ara yüzlü kalça protezlerinde bu sürenin daha uzun olması beklenmektedir. 

Total kalça protezi sonrası hangi komplikasyonlar olabilir?

Total kalça protezi ameliyatından sonra görülen çok düşük oranda komplikasyon oluşur.  En sık görülen sorun, bacağınızdaki kan akımının yavaşlamasına bağlı olarak toplar damarlarınızda pıhtı oluşmasıdır (derin ven trombozu). Önlem için cerrahiden sonra kanı sulandıracak ilaçlarla tedavi yapılır. Ameliyat sonrasında erken dönemde yürüyüşlere başlamak ve varis çorabı kullanımı da faydalı olabilir. 

Enfeksiyon yani protezin iltihaplanması %0.1 ile %1.5 arasında görülür. Enfeksiyon riskini önlemek için ameliyat öncesinde vücudun başka bir yerinde olabilecek enfeksiyonların tedavi edilmesi gerekir. Aynı zamanda cerrahi sırasında özel önlemler alınarak enfeksiyon riski azaltılır. 

Total kalça protezi sonrası, protezin yerinden çıkması ise %5-8 arasında görülür. Bunun için ameliyat sonrası özellikle ilk 6 hafta boyunca belirli hareketlerden kaçınılmak çok önemlidir. 

En sık sorun çıkartan eklemimiz, dizlerimizdir. Nedenleri ise; vücudumuzun en uzun iki kemiğine eklem yapması, hareket açıklığının çok fazla ve kemik yapılarının sığ olması ve  sağlamlığının sadece yumuşak dokularla sağlanmasıdır. 

Kıkırdak dokusundaki oluşabilecek hasar, ya da menüsküsteki yırtık ya da kopma, dizde  ağrı, şişlik, kilitlenmeler ortaya çıkar.

Diz cerrahisinde uygulamalar; açık ve kapalı (artroskopik) girişimlerden oluşur. Kapalı (artroskopik) yöntemlerle; eklem içi yapıları ekranda net bir şekilde görüntüleyip, müdahale etmek mümkündür. Hastaya verilen zarar daha azdır ve iyileşme süresi de daha hızlıdır.

Artroskopi en sık şu tedaviler için kullanılır;

Yırtık menüsküslerin tamir ve ortadan kaldırılması

Yırtık ön çapraz bağ tamirleri

Hasarlı eklem kıkırdak tıraşlamaları ve kıkırdak nakilleri

Eklem içi serbest kıkırdak ve kemik parçalarının alınması

İltihabi sinavial dokuların ortadan kaldırılması 

Gergin bağların gevşetilmesi

Diz cerrahisinde artroskopik olarak bozulmuş olan kıkırdağın temzilenmesi ve eklem içindeki eklemi bozan sıvıların yıkanması, diz ekleminde uyluk ve kaval kemiği arasında bir dizilim bozukluğu varsa kemiklerin yeniden şekillendirilmesi, yarım veya tam diz protezi ameliyatları ile bozulmuş olan kıkırdağın miktarına göre kıkırdak tranferi şeklinde özetlenebilir.

Diz Cerrahisi Tedavi Alanları

Diz sorunları, cerrahisi ve spor yaralanmaları

Diz bağ cerrahileri

Diz kıkırdak ameliyatları, kıkırdak üretimleri ve nakilleri

Menisküs cerrahisi, tamirleri

Diz çevresi kırıkları

Diz kısmi protez ve total protez uygulamaları

Diz Protezi Uygulaması

Total diz protezi, aşınmış olan eklem yüzlerinin, metal ve polietilenden imal edilmiş  özel parçalar ile kaplanarak yapay bir eklem oluşturulması sonucu oluşur. 

Total diz protezini kimlere uyguluyoruz?

Diğer tüm tedavi seçnekleri denenmiş olmasına rağmen diz ağrıları kontrol edilemeyen, yürüme, merdiven çıkma gibi günlük yaşam aktiviteleri ileri derecede kısıtlanmış, eklem kıkırdağında ileri harabiyet olan hastalarda total diz protezi uyguluyoruz. Hastanın 60-80 yaşları arasında olmasını tercih ediyoruz fakat romatoid artrit ve osteonekroz gibi bazı özel durumlarda daha erken yaşlarda da protez uygulamasını yapıyoruz. 

Total diz protezi ameliyatı ve sonrası süreç nasıl olur?

Ameliyat 1-2 saat arasında sürer. Ameliyat sonrası ağrı kontrolü için sıklıka epidural (belden yerleştirilen) veya damar yoluyla ilaç veren ağrı pompaları kullanılır. Ertesi gün diz hareketlerine başlanır ve yardımla ayağa kalkılır. Oda ve koridor içinde rahat yürüyebilir hale geldiğinizde hastaneden taburcu olabilirsiniz. 

Total diz protezinin bir ömrü var mıdır?

Uygun cerrahi teknik ve modern protez tasarımları kullanılarak yapılan diz protezlerinin ömrü günümüzde 15-20 yıla kadar uzamıştır.  

Kısmi (parsiyel, unikondiler) diz protezi nedir ?

Kısmi (parsiyel, unikondiler) diz protezleri, aşınmış olan diz ekleminin sadece bir kısmının protez ile yüzey kaplanmasının yapıldığı protezlerdir. Metal iki yüzey arasında plastik ara-parça mevcuttur. Ara parça hareketli veya sabit olabilir. 

Kısmi (unikondiler) diz protezi kimin için uygundur?

Eklemdeki aşınma sınırlı bir bölgede olan hastalarda bu protezler tercih edilebilir. Eklemdeki aşınma sadece bir bölgede olmalı, dizin eklem kıkırdağı, menisküsleri, çapraz ve yan bağları sağlam olmalıdır.

Diz ve kalçadan sonra kireçlenme yani artroz görülebilen üçüncü büyük eklem omuz eklemidir.

Bölümümüzde omuz artroz tedavisinde hastada eğer kol kemiğinin başı (humerus başı) veya yumuşak doku hasar görmüş ancak kürek kemiği kısmında bulunan glenoid sağlamsa, bazen sadece kemik başını değiştirmeyi uygun görüyoruz. Humerus başını çıkararak, kol kemiğini takılacak sapı tutabilmesi için hazırlıyoruz. Sap, kemiğe çimentoyla tutturulabilir. Bundan sonra metal baş, yeni sapa yerleştirilir. Bu yapı parsiyel (kısmi) eklem protezi olarak adlandırılır.

Hem kol kemiği başı hem de yuva yıpranmış ise, hem kemik başı yuvarlağını hem de yatağı değiştirme söz konusu olabilir. Önce, yıpranmış humerus başı çıkarılır ve kol kemiği takılacak sapı sağlam tutması için hazırlanır. Ardından yuva hazırlanır. Genellikle plastik çanak, çimentoyla yerine sabitlenir. En son olarak da, sap kol kemiğinin içine sokulur ve metal yuvarlak, yeni sapa sağlamca tutturulur. Bu işlem total eklem protezidir.

Ameliyat sonrası hastalar omuz eklem hareketlerini açıcı ve omuz çevresi kaslarını güçlendirici egzersiz programları ile desteklenmelidir. Protez ameliyatları uygun şekilde ve deneyimli cerrahlarca yapıldığında hastaların şikayetleri çok büyük oranda geçer. İyi bir takip ve fizyoterapi desteği ile hastalarımız ameliyat sonrası 1.5-2 aylık sürede eski aktivitelerine dönebilmektedirler. 

Diğer eklem kireçlenmelerinde olduğu gibi omuz eklemindeki artroz hastalıklarında da ilk olarak uygulanan tedaviler; ağrı kesici ilaçlar, eklem içi enjeksiyonlar ve fizik tedavi metodlarıdır. Bu tedavi seçenekleri hastalığın evresine göre başarı şansı yakalar. Eklem artrozları büyük oranda ilerleyici hastalıklardır. Kırıkdak hasarının ilerlediği evrelerde tedavi eklem protezi uygulanmasıdır.

Merkezimizde ayrıca omuzda tekrarlayan çıkıkların tedavisi, omuz çevresi kas sıkışmaları ve kopmalarının tamiri, donmuş omuzda hareket kısıtlılıklarının açılması, eklem içi kıkırdak sorunlarının tedavisi, sinovyal  dokuların temizlenmesi artroskopik olarak yapılmaktadır.

Omuz çevresi kas (Rotator manşet) yırtıklarının tedavisi 

İlaç tedavisi, kortizon enjeksiyonu ve fizik tedaviye rağmen ağrısı devam eden omuz çevresi kas yırtıklarında cerrahi tedavi yapılır. İlaç tedavisine cevap vermeyen kısmi kas yırtıklarında artroskopik tedavi altın standarttır. Yırtığın tipine göre sadece saçaklanmış bölgenin temizlenmesi ve sıkışmaya yol açan kemik çıkıntıların tıraşlanması işlemi yapılabileceği gibi, yırtık tam kat haline getirilip tam tamir de yapılabilir.

65 yaşın üzeri, kısmi kas yırtığı olan, kas gücü ve omuz hareket açıklığı iyi olan hastalarda ise ilk tedavi çoğunlukla cerrahi değildir. Tedaviye anti-inflamatuar ilaçlar, uygun egzersizler ve fizik tedavi ile başlanır. Gerek görülen durumlarda omuza tek doz kortizon enjeksiyonları yapılarak ağrı rahatlatılabilir. 

Yeterince ısınmadan egzersize başlamak, kas gruplarını aşırı zorlamak, spor sırasındaki rakip defansları sakatlıklara yani spor yaralanmalarına yol açabilir. Bu yaralanmalar hafif ve olabileceği gibi; kas yırtıkları, tendon, bağ kopmaları, kıkırdak yaralanmaları ve hatta kırıklar şeklinde olabilmektedir. 

En sık görülen spor yaralanmaları:

Kas - tendon yaralanmaları; Kas ezilmesi, kas liflerinde yırtılmalar ve tendon kopmaları (aşil tendon kopmaları, omuz rotator manşet yırtıkları, quadriseps tendon yırtıkları, kasıkta tendon kopmaları, hamstring adale yırtıkları)

Bağ (ligaman) yaralanmaları; Eklemlerde burkulma ve ayak bileği bağ yaralanmaları, dizde iç yan, dış yan, öne ve arka çapraz bağ yaralanmaları

Kıkırdak yaralanmalar; Sıklık sırasına göre diz, dirsek, omuz ve kalça eklemi kıkırdak yaralanmaları

Kırıklar ve çıkıklar; Temas sporlarında travmanın şiddetine, yönüne ve düşme şekline göre çeşitli kemik kırık ve çıkıkları şeklinde görülür.

Hafif düzeydeki yaralanmalarda; istirahat, bandaj ve atel uygulamaları genellikle yeterli olur. Non-steroid antienflamatuar ilaçlar, bölgesel kortizon enjeksiyonları ödemi ve ağrıyı giderdikleri için, fizik tedavi uygulamaları ile ilk tedavi seçenekleri olarak uygulanır. Trombositten zengin plazma (PRP) enjeksiyonu da doku iyileşmesinde etkili olmaktadır.

Bu yöntemler ile şikayetlerin azalmaması durumunda, yaralanma ağır ve hasar fazla ise  cerrahi tedaviyi düşünülür. Cerrahi uygulamalar; açık ve kapalı (artroskopik) girişimlerden oluşur. 

Kapalı (Artroskopik) yöntemlerle büyük eklemler (diz, kalça, omuz, ayak bileği, dirsek) ve çevresi dokular net bir şekilde görüntülenerek var olan hasar tedavi edilir. Bu şekilde hastada cerrahinin verdiği zarar ve iyileşme süresi ciddi şekilde kısaltılabilir.

Artroskopik girişimler şu bölgelerdeki yaralanmalarda kullanılır;

DİZ; 

Menisektomi 

Menisküs tamiri

Sinovektomi 

Ön ve arka çapraz bağ rekonstrüksiyonu

Tekrarlayan patella (diz kapağı kemiği) çıkığı cerrahisi

Mikrokırık ve diğer kıkırdak tanirleri

Otolog (kişinin kendisinden) kıkırdak nakli

OMUZ;

Rotator manşet tamiri

Tekrarlayan omuz çıkığı (insitabilite) cerrahisi

SLAP cerrahi tedavisi

Kalsifik tendinit cerrahisi

Sıkışma sendromu cerrahisi

Sinovektomi


KALÇA;

Labrum debridmanı

Labrum tamiri

Mikrokırık ve diğer kıkırdak tanirleri

CAM ve PİNCER tipi kalça eklemi sıkışma sendromu cerrahisi

DİRSEK;

Mikrokırık ve diğer kıkırdak tanirleri

Tenisçi dirseği (Lateral epikondilit) tedavisi

AYAK BİLEĞİ;

Mikrokırık ve diğer kıkırdak tanirleri

Otolog (kişinin kendisinden) kıkırdak nakli



Merkezimizde  kalça çıkığı, kalça displazisi, pes ekino varus (çarpık ayak), spina bifida (açık omurilik), pes planus (düz tabanlık) bölümüzde başarıyla tedavi edilmektedir. 

Kalça çıkığı ve yetersizliği yeni doğan ve çocukluk çağında görülen bir sorundur. Bazen tanın gecikmesi sonucu çocuklar topallayarak hekime gelirler. Bölümüzde çocuklarda kalça çıkığı, gelişimsel kalça displazisine (yuva yetersizliği) sahip hastalarda bozukluklar erken tanı ve uygun tedavi ile başarı ile düzeltilmektedir. 

Kalça ekleminin beslenme bozukluğu sonrası 2-12 yaş arasında topallama ile ortaya çıkan hastalık olan Perthes hastalığının başarılı operasyonu ve operasyon sonrası en az 2 yıl takibi bölümüzde başarı ile yapılmaktadır. 

Bölümüzde başarı ile yürütülen bir başka hastalık; pes ekino varus (çarpık ayak) olarak adlandırılan durumdur. Doğuştan çarpık ayak tek ya da çift taraflı olabilir. Bu vakalarda doğumdan sonra 6-7 kez tekrarlayan haftalık alçılarla düzelme sağlanır. %90  hastada tenotomi dediğimiz küçük bir müdahale gerekir. (Ponseti Yöntemi) Tedavinin başarısında aile, çocuk ve hekim uyumu çok önemlidir. 

Spina bifida (açık omurilik) tedavisinde ortopedik yaklaşım omurilik ve omurga sorunlarının tedavisi yanında alt ekstremitelerdeki şekil bozukluğunun giderilmesi ve cihaza uyumu sağlamaktır. Bu hastalarda kolay kırık oluştuğundan hastalık kemik iltihabı ile karıştırılır. Bazen ayak altında zor iyileşen yaralar açılabilir. Bu sorunlarda uygun ortopedik tedavilerle giderilebilir.

Pes planusta (düz tabanlık) fizyolojik olanda ameliyat nadiren gerekli iken, patolojik olanda sıklıkla gerekir. Yine içe ve dışa basma durumları zamanla düzelirken nadir bir kısmında ameliyat gerekebilir.

Merkezimizde ayak ve ayak bileği ile ilgili 

Kıkırdak ayrılmaları tedavisi

Burkulma sonrası meydana gelen yumuşak doku sıkışmalarının giderilmesi

Futbolcu ayak bileğindeki kemik çıkıntıların temizlenmesi

Eklem içi biyopsiler ve sinovyal zarın çıkartılması 

Ayak bileği artrodezi  

Eklemi ilgilendiren bazı kırıkların tedavisi artroskopi ile, ayak bileği çevresi tendonlarına yönelik bazı girişimler de endoskopik olarak yapılabilir.

Boy uzatmada kullanılan Eksternal Fiksasyon Metodu nedir?

Eksternal Fiksasyon Metodu tanımladığı “distraksiyon osteogenezi” yani kırık kemik uçları arasındaki tamire yardımcı dokuyu gererek yeni kemik oluşturma tekniğidir. Bu teknikle kemik boyunu uzatma, kemik boşluklarını yeniden yapılandırma, kemiğin kaynamama sorununa çözüm bulma mümkündür. 

Eksternal Fiksasyon Metodu ile hastanın günlük aktiviteleri kısıtlanmadan, eklem fonksiyonları korunarak kaynama gerçekleştirilmektedir. Kemik eğriliği düzeltilerek uzunluk yeniden sağlanmaktadır. Bu teknik sayesinde kemik boşluklarının kapatılması ve enfeksiyon giderilmekte, aynı zamanda kısalık telafi edilmektedir.Bu teknik kemiklerin ince teller ve çemberlerle tespit edildiği menteşeler ve çubuklar (rodlar) yardımı ile kemik parçalarına kontrollü hareket verebilen bir sistemdir. 

Cerrahi girişimler doğumsal hastalıklar, kemik kayıpları ve travmalar (büyüme kıkırdağının erken kapanması gibi) sonrası gelişen kol ve bacak eşitsizliği olan çocuk ya da erişkin hastalara uygulanabilir. 

Nasıl uygulanır?

Bu işlemde kemikte düşük enerjili bir kırık oluşturulur ve kemik tedrici olarak (1 mm/gün) uzatılır. Uzatma bölgesinde kemiğin orijinal uzunluğunun % 80’i kadar uzatma elde edilebilir. Uygun vakalarda gelişen implant teknolojisine paralel olarak ilizarov tekniğine alternatif yeni tekniklerin ve teknolojinin kullanımı da gerçekleştirilmektedir


Eksternal Fiksasyon Metodu Hangi Hastalıkların Tedavisinde Kullanılmaktadır?

Kemik uzatma tedavisinde (boy uzatma, çocuk felci sekeli, travma sonrası,enfeksiyon sonrası büyüme kıkırdağının erken kapanmasına bağlı kısalıklar ve  bacak boyu eşitsizliklerinde)

Kapalı ve açık kırıklarda

Kaynamayan kırıklarda 

Kol ve bacak eğriliklerinin düzeltilmesinde 

Tedavi görmemiş gelişimsel kalça çıkığının tedavisinde 

Ayak hastalıklarında 

Kemik enfeksiyonlarında 

Eklem hareket kısıtlılıklarında 

Metabolik hastalıklarda 

Kemik yapısal bozukluklarında

Kemik ve yumuşak doku tümörleri selim türde direkt grafiler ile tespit edilebilirken,  habis karakterli, yayılım potansiyeli yüksek olanlarda teşhis için bilgisayarlı tomografi, MRI, kemik sintigrafisi, PET tarama ve akciğer tomografisinden de faydalanabilir. 

Kemiksel ayrıntıları görmek için tomografi kullanılırken, yumuşak doku yayılımını görmek için MRI’dan faydalanılır. Kemik sintigrafisi bize metastaz olup olmadığını ya da tümörün aktivasyonu hakkında bilgi verir.  Biyopsi diğer bir örnek alma yöntemi olup esas cerrahi müdahalenin yapılacağı merkezde bu konuda uzman ortopedik onkolog tarafından yapılmalıdır. 

İyi  Huylu (benign) seyreden tümörler

Belirtileri Nelerdir?

Çoğu hastada istirahatte de geçmeyen künt ve sürekli ağrı mevcuttur. Ağrı aktivite ile ilgili değildir ve sıklıkla gece kötüleşir.

İyi Huylu Kemik Tümörlerinin Tedavisi

İyi huylu kemik tümörlerinin tedavisi tümörün tipine ve hastanın yaşına göre değişiklik göstermekle beraber çoğu vakada gözlem yeterlidir. Bazılarında tıbbi tedavi ağrıyı geçirir. Bazıları da zamanla kendiliğinden kaybolur (özellikle çocuklarda).

En sık görülenler iyi huylu kemik tümörleri;

Osteoid Osteoma

Basit kemik kisti

Anevrizmal Kemik Kisti

Pigmente villonoduller sinovit/Dev hücreli tendon tümörü (PVNS)

Fibröz displazi

Osteokondrom

Kötü huylu (malign) seyreden tümörler

Multipl Miyelom: Multipl miyelom en sık görülen birincil kemik kanseridir. Kemik iliğinin kötü huylu tümörüdür. Herhangi bir kemiği etkileyebilir ve 50-70 yaş arası hastalarda görülür.

Osteosarkom: Osteosarkom ikinci en sık görülen kemik kanseridir. Sıklıkla ergenlik çağında ve diz bölgesinde ortaya çıkar. Daha ender olmakla birlikte kalça ve omuz bölgesinde de görülebilir.

Ewing sarkomu: Ewing sarkomu sıklıkla 5-20 yaş arası görülür; geniş yumuşak bir doku kitlesi ile birlikte kemik harabiyeti vardır. Vücutta en sık üst ve alt ekstremite, pelvis ve kaburga kemiklerinde görülür. 

Kondrosarkom: Sıklıkla 40-70 yaş arasında kalça bölgesi, pelvis ve omuzda kitle ile ortaya çıkar.

Metastatik Kemik Tümörleri: Kemiğe başka organlardan sıçrayan kötü huylu tümörlerdir. Hastalar sıklıkla istirahat ile geçmeyen ağrı ya da patolojik kırık şikayetleriyle başvururlar. Prostat, akciğer ve meme kanserleri kemiklere en sık metastaz yapan kanser türleridir.

Kötü Huylu Kemik Tümörlerinin Tedavisi

Kötü huylu kemik tümörünün tedavisi multidisipliner çalışan ortopedik onkolog, tıbbi onkolog, radyolog, radyasyon onkoloğu ve patologların takım çalışması ile yapılır. Ekibin amacı  kanseri yenmek ve ilişkili olan organ ve /veya ekstremiteyi korumaktır. 

Tedavi seçenekleri; ilaçla tedavi (kemoterapi), ışın tedavisi (radyoterapi), cerrahi tedavidir.  Tedavi yaklaşımı kararında tümörün biyolojik davranışı (tipi) ve evresi ( diğer dokulara sıcraması) önemli rol oynar.  Ekstremite Koruyucu Cerrahide amaç hastanın onkolojik tedavisini sağladıktan sonra ekstremiteyi/uzvu işlevsel hâle getirmektir. Bunu yaparken rekonstrüktif cerrahi denen “yeniden yapılandırma” olarak da bilinen teknik gelişmelerden yararlanılır.

Sinovial kondromatozis vb yumuşak doku tümörleri tedavi

Yumuşak doku tümörlerinden en sık görüleni büyük eklemlerde sinovyal zarlarda çok sayıda hiyalin kıkırdak düğümcük oluşumuyla karakterize sinovial kondromatozisdir. Kimi olaylarda bu kıkırdak düğümcükler kopar ve eklem içinde yüzen cisimcikleri oluştururlar. Böylelikle  eklem zarında irritasyona yol açarlar.

En sık diz olmak üzere, omuz, kalça, dirsek ve ayak bileğinde yerleşim gösterirler. Sinovial kondromatozise orta yaş grubunda daha sık rastlanılır. 

Tedavisi nasıl yapılır?

Tedavisinde eklem içindeki serbest cisimler çıkartılır. Cerrahi bazen artroskopik olarak ta yapılabilir. 

Yumuşak doku sarkomları, vücudunuzdaki yumuşak dokularda baş gösteren kanserli (habis) tümörlerdir. Yumuşak dokular, vücuttaki diğer yapıları birbirine bağlar, onları destekler ve çevreler. Sarkomalar, kemiklerde ve kıkırdak, adaleler, tendonlar (kiriş), yağ gibi organ veya dokuları çevreleyen yapılardır. Yumuşak doku sarkomları yaygın değildir. Erkeklerde görülme sıklığı kadınlara göre biraz daha fazladır. 

Yumuşak doku sarkomu vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir. Ancak yaklaşık yarısı kollar, bacaklar, eller ve ayaklarda oluşur. % 40′ ı göğüs, sırt, kalça, omuzlar ve karında görülür. Tümör yumuşak dokuda büyüdükçe, şişme ya da yumrulara sebep olabilir. Daha sonra ağrı yaratabilir.

Sinoviyal sarkom olarak adlandırılan çeşiti, bağlantı noktalarında ve bacaklarda tendon koruyucularında meydana gelir.

Tedavileri cerrahi olarak rezeksiyon ve takibinde kemoterapi şeklindedir.

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.