Sözlük

Kronik böbrek yetersizliği

Böbrekler, sağlıklı bir yaşam sürdürebilmemiz için gerekli olan çok sayıda işlevi yerine getirir.

Böbreklerin temel görevleri

Günlük metabolizma sonucunda oluşan üre ve kreatinin gibi zararlı artık maddeleri idrarla vücudumuzdan uzaklaştırmak

Gerek suyun, gerek sodyum ve potasyum gibi farklı yapıdaki tuzların fazlasını idrarla vücuttan atarak, organlarımızın yeterli işlev görmesine yardımcı olmak ve kan basıncımızı (tansiyonumuzu) dengede tutmak

Aldığımız ilaçlardan bazılarının idrarla vücuttan uzaklaştırılmasını sağlamaktır.

Böbreklerin idrar oluşturmak dışında başka önemli görevleri de vardır

Böbrekler, kemik iliğindeki kan hücrelerini olgunlaştıran eritropoetin adlı bir hormonun yapımından sorumludur. Bu sayede vücudu kansızlığa karşı korur.

D vitamininin sentez edilmesine katkıda bulunarak kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Bu da kemiklerimizin dirençli olmasını sağlar.

Bazı hormonların kan seviyelerini düzenler.

Böbreklerimizin yıllar içinde işlevinin bozulması ile kronik böbrek yetersizliği adı verilen tablo ortaya çıkar. Başlıca kronik böbrek yetmezliği nedenleri; şeker hastalığı (diyabet) ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) dur. Ayrıca kronik glomerülonefrit adı verilen böbreğin bazı iltihabi hastalıklarında da benzer klinik tablo oluşabilir. 

Kronik böbrek hastalarında yıllarca hiçbir şikayet ve belirti olmayabilir. Bazen altta yatan hastalığa özgü bulgularla karşılaşılabilir. Kronik böbrek hastalığınasıklıkla eşlik eden  hipertansiyonun tespiti için toplumda herkesin kan basıncını kontrol ettirmesi  ve periyodik olarak sağlık taraması yaptırması çok önemlidir. 

Kronik böbrek hastalığının yıllar içinde ilerlemesi ve böbrek işlevlerinin giderek azalması sonucunda bazı şikayetler ve bulgular ortaya çıkar. Böbreklerimizin atılması gerekli zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştıramaması ve bu maddelerin kanda birikmesi ile halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, kaşıntı ve uykuya meyil gibi şikayetler görülebilir. 

Kronik böbrek yetersizliğinin daha ileri aşamalarında ise vücudumuza alınan su ve tuz yeteri kadar atılamaz. Bunun sonucunda göz kapaklarımızda, ayaklarımızda ve bacaklarımızda şişmeler olabilir. Buna tansiyon yüksekliği eşlik edebilir. Akciğerlerimizde sıvı birikerek nefes darlığına yol açabilir. Ayrıca, vücuttaki potasyumun atılamamasına bağlı olarak halsizlik, felçler ve kalp durmasına kadar gidebilen ölümcül bir tablo ortaya çıkabilir.  

Kronik böbrek yetersizliği olan hastalarda böbreklerin işlevlerini yerine getirememesi sonucunda oluşabilecek önemli sorunlardan biri de anemi (kansızlık) gelişmesidir. Anemi, halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü, çarpıntı ve nefes darlığına neden olabilir. 

Ayrıca, bu hastalarda, D vitamininin yapılaması ve fosforun vücuttan atılamamasına bağlı olarak kalsiyum ve fosfor dengesinde bozukluk ortaya çıkar. Bunun sonucunda, boyundaki tiroid bezinin arkasında yer alan ve kalsiyum-fosfor dengesini düzenleyen paratiroid bezlerinin fazla çalışması ile ortaya çıkan bir tablo gelişir. Buna ikincil hiperparatiroidi adı verilir. Tüm bunlara bağlı olarak kemik yapımında bozulma, kemiklerin direncinde azalma ve kolay kırılmalarla karşılaşılabilir.   

Özellikle gelişmiş toplumlarda yaşam süresinin uzaması nedeniyle kronik hastalıklar da artmaktadır. Kronik böbrek hastalığının en sık nedeni giderek artmakta olan şeker hastalğıdır.

Kronik böbrek yetersizliğinin ikinci sıklıktaki nedeni hipertansiyondur. Ayrıca kronik glomerülonefrit adı verilen böbreğin bazı iltihabi hastalıkları ve irsi (genetik) olan polikistik böbrek hastalığı da kronik böbrek yetersizliğine yol açabilir.  

Kronik böbrek hastalığı açısından risk altında olan kişiler fazla kilolu olanlar, yüksek tansiyonu olanlar, diyabetikler ve ailesinde böbrek hastalığı olanlardır. Yaş ilerledikçe damarlar yaşlandığı ve böbrek yetersizliği riski de arttığı için ileri yaştakiler de kronik böbrek hastalığı açısından risk altındadır. 

Kronik böbrek hastalığının ilerlemesinin geciktirilmesinde yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önemi vardır. Böbreklerimiz kan damarlarından çok zengin olduğu için kalp ve damar sistemimizi koruyucu tüm önlemlerin böbreklerimizi de koruyucu etkisi vardır. 

Bu amaçla alınması gereken önlemler, düzenli egzersiz yapmak, ideal vücut ağırlığında olmak, asla sigara içmemek, tuz tüketimini azaltmak, yeterli sıvı almak, aşırı alkolden uzak durmak ve hekim tavsiyesi olmadan bilinçsiz ilaç kullanmamaktır. 

Toplumda, özellikle bazı ağrı kesicilerin bilinçsiz bir şekilde kullanılması böbrek fonksiyonlarındaki bozulmayı hızlandırmaktadır. Bazı bitkisel ürünlerin de böbrekler ve karaciğer üzerine zararlı etkilerinin olabileceği unutulmamalıdır.   

Türk Nefroloji Derneği tarafından yapılan CREDIT çalışmasının sonuçlarına göre, Türkiye’deki erişkinlerin %15,7’sinde çeşitli evrelerde kronik böbrek hastalığı vardır. Bu oran, ülkemizde 7,5 milyona yakın kronik böbrek hastası bulunduğu, yani her 6 – 7 kişiden birinin böbrek hastası olduğu anlamına gelmektedir.
Kronik böbrek hastalıkları çoğunlukla çok sinsi bir şekilde seyrettiği için birçok hastada hem tanının konmasında, hem de tedavide geç kalınmaktadır. Kan basıncının düzenli olarak ölçülmesi ve idrar tahlili yapılması gibi basit tetkiklerle kronik böbrek hastalığı erken dönemlerde teşhis edilebilir. Erken evrelerde tanı konulması ile hem kronik böbrek hastalığına özgün genel önlemler, hem de altta yatan ya da eşlik eden hastalıklara yönelik tedavi yaklaşımlarıyla, hastalığın ileri evrelere doğru seyri yavaşlatılabilir. 
Kronik böbrek yetmezliğinin en sık karşılaşılan nedenleri şöyle sıralanabilir:
Diyabet (şeker hastalığı)
Hipertansiyon (yüksek kan basıncı)
Kronik glomerulonefrit
Polikistik böbrek hastalığı
Kronik taşlı piyolelonefrit
Uzun süreli böbreğe zarar veren ilaç kullanımı (non-steroidantienflamatuar ilaçlar gibi)
Bunların yanı sıra, sigara kullanımı ve aşırı kilo da kronik böbrek yetmezliği riskini artıran faktörler arasındadır.

Kronik böbrek yetmezliği varlığında, böbrekler geri dönüşümsüz bir şekilde fonksiyonlarını yitirmeye başlar. 
Kronik böbrek yetmezliğinde tedavi yaklaşımı şu adımlardan oluşur:

Böbrek hastalığının ilerlemesinin durdurulması,  
Böbrek yetmezliği için destek tedavinin yapılması,  
Diyaliz kararı ve transplantasyona hazırlık   

Hastalığa neden olabilecek risk faktörlerini taşıyan kişilerde (şeker hastalığı ve hipertansiyon gibi) yakın takip ile böbrek fonksiyonları izlenmeli, risk faktörleri en uygun şekilde tedavi edilmeli, böbrek fonksiyonları korunmaya çalışılmalıdır. Bu süreç hastanın böbrek fonksiyonlarında gerileme saptanması durumunda, farklı tedavilere yönelik hazırlık yapılmasına fırsat verebilmektedir.

Hastalık Belirtileri

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.