Yararlı Bilgiler

Obezite kişinin yaşam konforunu bozarak bazı hastalık ve olumsuz sağlık durumlarının oluşmasına yol açar. Bu olumsuz durumlardan biri gebe kalmayı zorlaştırmasıdır.

Obezite kelime anlamıyla vücut kitle indeksinin (BMI) 30 kg/m2 ve üzerinde olmasıdır. Normal olarak vücut kitle indeksinin 25 kg/m2’nin altında olması gerekir. Eğer bu değerler 25 ile 29,9 arasında olursa bu şahıslara aşırı kilolu denmektedir.

Yapılan çalışmalar göstermiştir ki; üreme potansiyelinin maksimum oranda negatif etkilendiği BMI değeri, 32 ve üzeridir.

Fazla kilolu ve obez kadınlarda adet düzensizliği ve ovulasyon (yumurtlama) bozukluğu olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. Ayrıca polikistik over sendromu olan kilolu kadınların gebe kalmakta sorun yaşadıkları, fazla kilolarını verince önemli bir kısmının spontan gebe kaldığı bilinmektedir.

Obezite Cerrahisi Kimlere Yapılır, Sonuçları Nasıldır?

Vücut kitle indeksi (VKİ) 35 kg/m2’den yüksek olan kişiler ciddi obez olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) 2013 yılı raporlarına göre obezite oranı %30’un üzerinde, ciddi obezite oranı ise %17 civarındadır (VKİ hesaplaması: Ağırlık (kg)/kişinin boyunun karesi [kg/m2]).

Aşırı kilo kişilerin diyabet, hipertansiyon, inme, lipid metabolizması bozuklukları, metabolik sendrom, uyku apnesi, kanser, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gibi bazı hastalıklara yakalanma riskini artırır. Bunun önüne geçilebilmesi için diyet, tıbbi tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri önerilmekte, ancak bireyler kilo vermede her zaman başarılı olamayabilmektedirler. Bu nedenle kilo vermede ve yukarıdaki ciddi hastalıkların önlenmesinde ya da ilerlemesinin durdurulmasında etkili olduğu kanıtlanmış olan obezite cerrahisi ortaya çıkmıştır.

Tüp mide ya da mide by-pass ameliyatlarıyla hastalar ilk 6 ayda fazla kilolarının yaklaşık %50’sini vermektedirler. İlk 6 aydan sonra kilo verme yavaşlasa da 2 yıla kadar devam edebilmektedir.

Obezite Cerrahisi Olacak Kişilerde Şu Ölçüt Karşılanmış Olmalıdır

1. VKİ ≥ 40 kg/m2

2. VKİ: 35–40 kg/m2 arası ve eşlik eden hastalıkları varsa ve obezite cerrahisinin bu hastalıkları düzeltmesi bekleniyorsa (burada kast edilen her hastalık değil, kilo fazlalığından doğan metabolik bozukluklar, kalp damar hastalıkları, ciddi eklem rahatsızlıkları ve obeziteyle ilişkili psikolojik problemlerdir). Bu VKİ değerleri hastanın halihazırdaki değerleri ya da geçmişte ulaştığı en yüksek VKİ değerleri olabilir. Tedaviyle cerrahi için gereken VKİ’nin altına düşülmüş olması, planlanan obezite cerrahisinin yapılması için engel değildir (yani hastanın VKİ’si ameliyat için gerekli olan 35 ya da 40 kg/m2 değerine ulaşmış, ancak daha sonra diyet ya da başka tedavilerle daha aşağıya düşmüş, ancak tam tedavi edilememişse, yine de obezite cerrahisi yapılabilir).

Hastaların Ameliyat Öncesi Değerlendirilmesi

Bu hastalar multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. Ekipte laparoskopik ve obezite cerrahisinde deneyimli cerrah (ve cerrahi ekip), obezite yönetiminde deneyimli iç hastalıkları uzmanı, anesteziyoloji uzmanı, diyetisyen ve psikolog/psikiyatrist bulunmalıdır. Obezite cerrahisi yapılacak hastaların ameliyat öncesi değerlendirmeleri diğer herhangi bir büyük karın cerrahisi ameliyat öncesi değerlendirmesinden farklı değildir. Yapılacak tetkikler de aynıdır.

Bu tür hastalarda ayrıca obezitenin birlikte getirdiği sorunlar nedeniyle aşağıdaki ek değerlendirmeler gerekebilir:

  • Solunum fonksiyonları ve uyku apnesi sendromu
  • Metabolik ve endokrin bozukluklar (lipidler, TSH vb.)
  • Gastroözefageal bozukluklar (reflü, helikobakter pilori vb)
  • Kemik dansitesi ölçümü
  • Bazal enerji ölçümü

Obezite Cerrahisi ve Tip 2 Diyabet

Tip 2 Diyabet geri dönüşü olan bir hastalık olarak görülmelidir. Obezite cerrahisinin Tip 2 Diyabetin ilerlemesinin durdurulması için yararlı olduğu kesinlikle tespit edilmiştir.

Tip 2 Diyabette Obezite Cerrahisi Yapılmaması Gereken Özel Durumlar

1. Sekonder diyabet. Vücutta bulunan başka bir hastalık nedeniyle ortaya çıkan diyabet tipidir (Cushing sendromu, kistik fibroz, pankreatit, pankreas kanseri, hipertiroidi, akromegali gibi hastalıklar sekonder diyabete yol açabilir).

2. Antikorlar pozitif ise (anti-GAD ya da anti-ICA) ya da C-peptid < 1 ng/ml ise ya da karışık öğün testine cevapsızsa.

Obezite Cerrahishinin Yapılmaması Gereken Durumlar

1. Hastanın geçmişinde belirlenebilen bir tıbbi yönetim süresi olmaması.
2. Uzun süreli tıbbi takip ve tedaviye uyum sağlayamayacak hastalar.
3. Tedavi edilmemiş psikotik bozukluklar, ağır depresyon, kişilik ve yeme bozuklukları (obezitede deneyimli bir psikiyatrist tarafından özellikle önerilmezse).
4. Alkol ve/veya madde/ilaç bağımlılığı.
5. Kısa dönemde yaşamı tehdit eden hastalıklar.
6. Kendi kendine bakamayan ve uzun dönemde aile ya da sosyal desteği olmayan hastalar.

Obezite Cerrahisi Türleri

1. Tüp mide (Sleeve gastrektomi)
2. Roux-Y gastrik by-pass
3. Mide kelepçesi
4. Duodenal switch
5. Biliyopankreatik diversiyon
6. Laparoskopik gastrik plikasyon (uzun dönem etkisi henüz kanıtlanmamış, midenin içe katlanması)

Ameliyat Sonrası Takip

Hastalar ameliyat öncesi değerlendirmeyi yapan ekip tarafından takip edilirler. Hastalar aşamalı olarak öğünlerini ve miktarlarını artıracakları konusunda tekrar tekrar bilgilendirilmelidir. Metabolik ve beslenme açısından sık takip yapılmalı ve eksikliği saptanan mineral ve vitaminler ek olarak verilmelidir.

Tüp mide ya da mide by-pass ameliyatlarıyla hastalar ilk 6 ayda fazla kilolarının yaklaşık %50’sini vermektedirler. İlk 6 aydan sonra kilo verme
yavaşlasa da 2 yıla kadar devam edebilmektedir.

Cerrahi Tedavi İle Tip 2 Diyabette İyileşme Sağlandığını Söylemek İçin Şu Sonuçlar Gereklidir.

  • Ameliyat sonrası insülin dozu ameliyat öncesi dozun %25’ine ya da altına inmişse,
  • Ameliyat sonrası oral antidiyabetik dozu ameliyat öncesi dozun %50’sine ya da altına inmişse, HbA1c’de ameliyat sonrası 3 ay içinde %0.5’ten fazla azalma ya da %7’nin altına düşme olursa,
  • Tip 2 Diyabeti olan hastalarda VKİ 30 ve üzerinde ve 35 kg/m2’nin altında ise obezite cerrahisi yapılabilir, çünkü Tip 2 Diyabetin ilerlemesinin durdurulması ya da iyileşmesi açısından obezite cerrahisinin faydası kanıtlanmıştır.


Bu yazıda kullanılan VKİ (vücut kitle indeksi) hesaplaması: Ağırlık (kg)/boyun karesi (kg/m2)

Yukarıdaki bilgiler Avrupa ve Amerika Obezite Cerrahisi Birlikleri tarafından kılavuzlarda sunulan 2013 ve sonrasında ait bilgilerdir.

Diyabette menü planlama nasıl yapılır?

Diyabette menü planlaması,kişiye ana ve ara öğünlerde hangi çeşit yiyecekten ne kadar ve ne sıklıkla yemesi gerektiği konusunda yol gösterir. Sağlıklı beslenme planının kişinin yaşam düzeyini ve beslenme alışkanlıklarıyla uyum göstermesi gerekir.Doğru yapılan beslenme planının kan şekeri,kan basıncı ve kolesterol seviyeleri üzerinde olumlu etkileri bulunur.Bununla birlikte menü planlanması,kilo verilmesi veya kilonun korunması istenen durumlardada yardımcıdır.

Diyabetli kişilerin mutlaka tükettikleri besinlerle,aldıkları ilaç.insülin düzeyleri ve yapılan fiziksel aktiviteyle uyum göstermesi gerekir.

Bu başta çok karışık gözükebilir,fakat doktorunuz ve diyetisyeninizin iş birliği yardımıyla sağlıklı ve doğru beslenme planınız düzenlenecektir.Bu kurallara uyduğunuz taktirde ,kalp rahatsızlıkları, kanser, hipertansiyon, böbrek v. rahatsızlıkların ortaya çıkmasını önlemiş olacaksınız.

Diyabette menü planlamayı oluşturmada çeşitli yollar kullanılmaktadır; besin piramidi, değişim listeleri, tabak ölçümleri ve karbonhidrat sayımı gibi.Her biri birbirinden farklı durumlarda tercih edilen yöntemlerdir.Fakat mutlaka aralarından bir tanesi sizin için uygundur.

Sağlıklı Beslenme Nedir?

Sağlıklı beslenme,her türlü besin grubunu içermeli;sebze ve meyveler,tahıllar,et ve et ürünleri,süt grubu,kurubaklagiller.Sadece bir tane kaliteli,yaralı besin yoktur.Bu nedenle menünün çeşitli olması ve porsiyonların gözlemlenmesi önemlidir.tek taraflı beslenmek doğru değildir.Seçtiğiniz besinlerin besin kalitesinin yüksek olmasına,vitamin ve mineralden zengin olmasına özen gösterin...

Sağlıklı Besin Seçimi Önerileri

Sebze ve meyve ağırlıklı beslenin.
Tam buğday unundan yapılmış ürünleri tercih edin.Pirinç pilavı,makarna yerine bulgur pilavı,kepekli makarnayı tercih edin.
Haftada en az 1 defa kurubaklagil tüketiniz.
Haftada 2-3 defa balık tüketiniz.
Kırmızı et yerine sıklıkla beyaz eti tercih ediniz.
Tükettiğiniz süt,peynir,yoğurt türü besinlerin yarım yağlı veya yağsız olmasına dikkat ediniz.
Bol su için,diğer tükettiğiniz içeceklerin şekersiz veya diyet olup olmadığını kontrol edin.
Yemeklerde katı yağ kullanmayınız,onun yerine sıvı yağı tercih ediniz.Yağlar kalori açısından zengindir ve zayıflama diyetlerinde fazla önerilmemektedir.
Ara öğünlerde şekerli yiyecekler,cips,kurabiye,börek,çörek gibi besinleri tercih etmeyiniz.

Sağlıklı ve doğru beslenerek kilonuzu koruyabilir,şeker seviyenizi normal düzeylerde tutmayı başarabilirsiniz.

diyabette-beslenme.jpg















Diyabet Besin Piramidi besinleri 6 gruba ayırır.Burada beslenme mizdeki en alttaki geniş yeri tahıl grubu oluşturmaktadır.Bunun anlamı tahılların beslenmemiz üzerinde çok önemli bir yerinin olmasıdır.Piramitin en üstteki en dar alanını şekerli,yağlı yiyecekler ve alkol oluşturur. Bu grubun sınırlı tüketilmesi gerekir. Diyabet hastalarının şekerli yiyecekleri tüketmesi önerilmemektedir.

KARBONHİDRATLAR

Karbonhidratlar 3 grup altında toplanır:

Nişasta ve nişastalı yiyecekler
Şeker
Lifli besinler

NİŞASTA

Buğday, mısır,bezelye,patates,kurubaklagiller,arpa,çavdar.

Tahıl grubu kendi arasında gruplandırılır;öğütülmüş tahıl,öğütülmemiş tahıl. Tahıl 3 bölümden oluşur.Kepek,tohum ve endosperm.Kepek buğdayın en dış tabakası,lif ve B vitamini,minerallerden zengindir.Ondan sonra gelen diğer bölümü tohum oluşturur.Esansiyel yağ asitleri ve E vitamini içerir.Endosperm en yumuşak en alt,orta bölümü oluşturur.Öğütülmemiş tahıl,özü alınmamış demektir.
Eğer öğütülmemiş tahılları tercih ederseniz,bu üç bölümden bütün vitamin ve mineralleri almış olursunuz.Ayrıca içeriğindeki lif,uzun süre tokluk hissi veriri,glisemik indeksi düşük olduğundan kan şekerinin hızla yükselmesini engeller.

ŞEKER

Şekerin değişik isimleri bulunmaktadır.Sofra şekeri,çay şekeri,kahverengi şeker,bal vb...
Sofra diğer kimyasal adı sükrozdur.Meyve şekeri fruktoz,sütün içeriğindeki şeker ise laktoz olarak bilinir.Basit şeker dediğimiz bu gruptaki besinleri içeren gıdalar şeker hastaları(diyabet) hastaları için önerilmemektedir. Şekerli besinler tüketildiğinde kan şekeri çok hızlı yükselir.Bu nedenden dolayı kişilerde ani hipoglisemi komaları gerçekleşmediği sürece şeker önerilmemektedir.Ayrıca şeker yüksek kaloriye sahiptir.

LİF

Hayvansal ürünler lif içermez.(süt,yumurta,peynir,et,balık gibi...)
Lif bitkilerin sindirilemeyen bölümlerini oluşturur.Meyve ve sebzeler, öğütülmemiş tahıllar,kurubaklagiller lif içerir.Lifli besinler kabızlığı önler,kan şekerinin hızını dengeler.Lif,önemli vitamin ve mineralleri içerir.

EKMEK DEĞİŞİMLERİ


1 ince dilim(25 gr)
1 ince dilim(25 gr)
1 ince dilim(25 gr)
3 yemek kaşığı
3 yemek kaşığı
3 yemek kaşığı
1/2 adet
1/2 adet
1 kase(1 kepçe kadar)
1 küçük boy
4 yemek kaşığı
4 yemek kaşığı
2 adet
1 adet
3 adet
4 yemek kaşığı
4 yemek kaşığı
4 yemek kaşığı
4 yemek kaşığı
3 yemek kaşığı



(Bir değişimi 15 gr karbonhidrata gr protein içerir.)

Beyaz Ekmek 
Kepekli Ekmek 
Çavdar Ekmek 
Bulgur pilavı 
Pirinç pilavı 
Makarna 
Poğaça ( sade ) 
Simit 
Tüm Çorbalar 
Patates 
Patates yemeği 
Patates püre 
Kepekli grissini 
Kepekli galeta 
Kepekli diyet bisküvi 
Kuru fasulye 
Nohut 
Yeşil mercimek 
Barbunya 
Kısır


SEBZELER

Tüm sebzelerin düşük yağ ve kaloriye sahip olmaları tercih nedenidir. Sebzeler vitamin,mineral ve lif bakımından zengindir.
Ispanak, brokoli, karmbahar, brüksel lahanası, havuç, domates, salatalık, kıvırcık salata, kara lahana, kuzu kulağı, hindiba gibi...

SEBZE DEĞİŞİMLERİ (BİR DEĞİŞİM SEBZE 6 GR KARBONHİDRAT 1 GR PROTEİN İÇERİR)

 
1 küçük boy 
1/2 su bardağı 
4 orta boy 
10 orta boy
2 orta boy 
15 yaprak 
5-6 yaprak
1 küçük boy
5 orta boy 
1 orta demet 
3-4 orta boy 
1 orta boy 
1 küçük boy 
1/8 orta boy 
4 yemek kaşığı 
4 yemek kaşığı 
4 yemek kaşığı 
4 yemek kaşığı 
4 yemek kaşığı 
4 yemek kaşığı 
4 yemek kaşığı 
4 yemek kaşığı 
4 yemek kaşığı 
4 yemek kaşığı 
1 orta boy 
1/2 su bardağı 
1 orta boy 
4 yemek kaşığı 
4 yemek kaşığı 
4 yemek kaşığı 
1 orta boy

Domates 
Domates suyu 
Çarliston biber 
Yeşil sivri biber 
Yeşil dolma biber
Kıvırcık
Marul 
Salatalık
Kırmızı turp
Maydanoz 
Yeşil soğan
Kuru soğan 
Kereviz 
Kırmızı lahana
Lahana 
Karnabahar 
Taze kabak 
Patlıcan 
Ispanak 
Pazı 
Ebegümeci 
Bamya 
Taze fasulye 
Semizotu 
Havuç 
Havuç suyu 
Şalgam 
Bezelye 
Pırasa 
Bakla 
Enginar


MEYVELER

Piramidin,diğer bir kısmını ise içeriğinde karbonhidrat bulunan meyveler oluşturur. Meyveler vitamin,mineral ve lif içerirler.

1 küçük boy
3 adet
1 küçük - 1/2 büyük 
1 adet 
12 adet
14 adet 
1/2 adet
1 orta boy 
1 orta boy 
1 orta boy 
1 büyük boy
15 iri tane 
6 adet
10 adet 
3-4 adet 
6-7 adet 
1 orta boy 
1 orta boy 
1/4 orta boy 
1/2 küçük boy 
1 ince dilim 
1 ince dilim 
1 adet 
3 adet 
5 adet
1 yemek kaşığı dolu 
1 adet
1 çay bardağı 
1 çay bardağı 
1/2 su bardağı 
1/3 su bardağı 
1/2 su bardağı 
1/2 su bardağı
 

Elma 
Kayısı 
Muz 
Taze incir 
Kiraz 
Vişne 
Greyfurt 
Turunç 
Portakal 
Limon 
Mandalina ....
Üzüm 
Yeni dünya ...
Yeşil Erik 
Kırmızı Erik ..
Çilek 
Şeftali 
Armut 
Ayva 
Nar 
Kavun 
Karpuz 
Kuru incir 
Kuru kayısı ...
Kuru erik 
Kuru üzüm ....
Kivi 
Portakal suyu 
Greyfurt suyu 
Elma suyu .... 
Üzüm suyu ... 
Vişne suyu ... 
Nar suyu


SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ

Protein,kalsiyum ve diğer vitaminler açısından iyi bir besin kaynağıdır.
İçerisinde karbonhidrat bulunur.
Diyette tüketilecek süt ürünlerinin yağsız veya yarım yağlı olanları doymamış yağ içeriğinden tercih edilmelidir.

SÜT GRUBU

(BİR DEĞİŞİM 9 GR KARBONHİDRAT,6 GR PROTEİN,6 GR YAĞ İÇERİR)

1 SU BARDAĞI(200 mİ)
1 SU BARDAĞI(200 mİ)
2 SU BARDAĞI(400 mİ)
SÜT 1 SU BARDAĞI(200 mİ)
YOĞURT 1 SU BARDAĞI(200 mİ)
AYRAN 2 SU BARDAĞI(400 mİ)

ET VE ET ÜRÜNLERİ

Kırmızı et, tavuk, hindi, balık, yumurta, kuru fasulye,peynir,en iyi protein kaynakları olup,vitamin ve mineral içerirler.
Haftada 1-2 kez kırmızı et,onun dışında genellikle tavuk (derişiz) ,hindi, balık, yağsız ton balığı tüketilmelidir.
Pişirme yöntemi olarak; ızgara,haşlama,buğlama,fırında tercih edilmelidir. Kolesterol problemi yoksa haftada 1-2 kez haşlanmış yumurta tüketilebilinir.

ET GRUBU

(1 DEĞİŞİM 6 GR PROTEİN, 5 GR YAĞ İÇERİR)

1 kibrit kutusu kadar 
2/3 kibrit kutusu kadar 
2/3 kibrit kutusu kadar
1.5 kibrit kutusu kadar
1.5 kibrit kutusu kadar 
1 adet
160 gr(1/4 kutu)
1 adet(30 gr)
1 avuç içi büyüklüğünde 
3-4 parça
1 yumurta büyüklüğünde 
1 adet 
1 adet 
1 dilim

Beyaz peynir 
Kaşar peynir 
Tulum peynir 
Light beyaz peynir 
Light kaşar peynir 
Üçgen eritme peynir 
Diyet ton balığı 
Köfte 
Biftek 
Kuşbaşı 
Tavuk 
Yumurta 
Sosis 
Salam

Alkol hipoglisemiye neden olur.Alkol alınmadan önce kan şekeri ölçülmelidir. Alkol alındığı zaman, gece yatmadan önce kan şekeri kontrol edilmeli,eğer düşükse kanşekerini yükseltmek için birşeyler yenilmelidir.
Aç karnına alkol alınmamalıdır.Mutlaka yanında birşeyler atıştırılmalıdır. Alkol kana çabuk karışır.İçtikten 5 dk sonra kanınızda sayım yapılabilinir.30-90 dk sonra en yüksek seviyesine ulaşır.

GLİSEMİK İNDEKS NEDİR ?

Yiyeceklerin kan şekerini yükseltme hızlarına “ GLİSEMİK İNDEKS “ denir. Bir yiyeceğin glisemik indeksi nekadar yüksekse, yedikten sonra kan şekeriniz o kadar çok yükselecek demektir.

ŞEKER HASTALIĞINDA ÖNERİLMEYEN YİYECEKLER

Çay şekeri
Şeker ve şekerlemeler
Reçel ve marmelat
Pekmez , bal
Çikolata
Hazır meyve suları
Pasta ve tatlılar 
Meşrubatlar

Günde en az 8-10 bardak su içiniz.

Beslenmenin yanında fiziksel aktivite göz ardı edilmemelidir.

Günümüzün modern hayat tarzı obeziteye eğilimi attırıyor mu? Çocuklarımız egzersize gittikçe daha az vakit ayırıp televizyon, bilgisayar ve video oyunlarının karşısında daha uzun süreler mi oturuyor? Modern aileler hızlı yaşamlarında sağlıklı besleyici yemekleri hazırlamak için yeterli zaman bulamıyorlar mı? Yeni milenyumun hızlı yaşam tarzı bol elektronik, az hareket, bol abur cubur üzerine kurulmuş gibi...

Sonuç?... Daha sık, daha erken yaşta görülmeye başlayan obezite! Önlemenin tek yolu da ailece sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyip, sağlıklı beslenme ve egzersize mutlaka vakit yaratmak.

Obezite nedir?

Obezite vücut ağırlığındaki artış ve bunun sonucunda gelişen vücut yağı fazlalığı olarak tanımlanmaktadır. Obezitenin yarattığı problemler vücut ağırlığı veya kütle artışı değil vücuttaki yağ dokusu artışı sonucudur. Vücuttaki ana enerji deposu olan yağ dokusu sadece harcanan enerjiden fazla yiyecek (enerji ) alındığı durumda artar. Yani yağ boğazdan gelir!

Çocukluk çağında obeziteyi tanımak için yaşa göre kilo veya boya göre kilo büyüme eğrileri kullanılabildiği gibi Vücut Kütle İndeksi BMI( kg/boy m') de yaygın olarak kullanılmaktadır. Obezite sınırı için aşağıdaki değerler kabul edilmektedir.

Yaş(yıl)                                          BMI(kg/m')

14                                                 19-20

15                                                     25

16                                                     28

Obezite Nedenleri:

Obezitenin nedenleri konusunda pek çok teori vardır ama kolayca açıklanamayan çok etkenli bir durum olduğu düşünülmektedir. Genetik, endokrin, çevresel, besinsel faktörler ve aktivite miktarı obezite başlangıcı ve gelişimi ile ilişkilendirilmiştir. Bunlardan aktivite ve beslenme en önemli ve kesin obezite etkenleridir.

Beslenme:

Besin tüketim miktarı ve seçimi obeziteyi etkileyen önemli faktörlerdendir. Kilolu kişiler genellikle yemeği fazla kaçırdıklarını itiraf etmektedirler. Ayrıca yağ içeriği yüksek besinlerin tercih edilmesinin de bu besinlerin enerji ihtiyacı için değil depolar için öncelikli kullanılması nedeniyle etken olduğu görülmüştür.

Kilolu kişilerin birçoğu sürekli çok yemek yemezler; genelde sağlıklı ve normal miktarda beslenirler fakat zaman zaman yeme krizine girerler. Bu krizlerin duygusal nedenlerle kadınlarda daha sık görüldüğü zannedilir fakat erkeklerde de görülmektedir.

Aktivite:

Çocukların ve gençlerin erişkinlerden daha aktif bir hayat sürdürdüğünü gösteren birçok çalışma olmakla birlikte asıl önemli olan hem o günkü hem de gelecekteki sağlık durumlarına yararlı olacak düzeyde egzersiz yapmalarıdır.

Modern yaşam stili hem istemli hem de istemsiz yapılan aktivitelerde azalmaya yol açmaktadır. Son yıllarda kilo alma ve obezitedeki artışın önemli nedenlerinden biri budur.

Televizyon izlemenin de obeziteye iki şekilde katkısı olabilir. Birincisi TV seyretmek aktivitelerin yerini aldığından aktivite azalmasına neden olur . İkinci olarak da TV karşısında uzun süre oturmak metabolizma hızında azalmaya yol açar.

Sağlık Üzerindeki Etkileri:

  • Erişkinlerde obezite birçok hastalığa yakalanma riskini arttırır;
  • Kalp damar hastalıkları ve hipertansiyon
  • İnsüline bağımlı olmayan Tip II Diyabet
  • Safra kesesi hastalıkları
  • Meme, kolon,endometrium ve kolon kanserleri
  • Uyku apnesi
  • Hastalık ve ölüm riskinde artış
  • Osteoartrit (Eklem hastalığı)
  • Çocuklarda obezite çok ağır olmadıkça nadiren ciddi fiziksel komplikasyonlara neden olur. (Ortopedik sorunlar ve solunum problemleri gibi)

Adolesanlarda, obezite kalp-damar hastalıkları ve anormal glukoz toleransı riskini arttırır.

Obezitenin Sosyal Yaşam Üzerine Etkileri:

Obezitenin çocukluk ve gençlikte ilk olarak psiko-sosyal yaşam üzerine olan etkisi ortaya çıkar.

Genellikle üzerinde durulmayan sosyal etkiler obeziteyle ilgili başta gelen sorunlardır. Akademik başarısızlık, daha az iş imkanı ve kilo kaybetmeyi başaramamanın neden olduğu azalmış özgüven obez çocuk ve gençlerin sosyal olarak izole bir hayat sürmelerine neden olur.

Obez çocuklar boy olarak da yaşıtlarından iri olduklarından genellikle daha büyük yaşta oldukları zannedilir ve yaşlarına uygun olmayan sosyal becerileri yerine getirmeleri beklenebilir; bu da sosyalizasyon becerilerini kötü yönde etkiler.

Obezite Tedavisi:

Çocukluk döneminde obezite tedavisinde ideal yaklaşım kilo alımını düzenlerken büyüme ve gelişmeyi sürdürmeye yetecek beslenmenin de sağlanmasıdır.

Büyümenin hızlı olduğu küçük çocukluk dönemlerinde besin kısıtlaması önerilmez. Enerjisi fazla atıştırmalık besinler yerine besinsel değeri yüksek kalorisi az besinler tercih edilir.

Çocukluk döneminde bazı besinleri kesin yasaklamak aksine kısıtlanan yiyeceğe eğilimi arttırabilir. Besin seçiminde aşırı kısıtlamacı olmak yerine sağlıklı besin alternatifleri sunmak şeklinde bir yaklaşım benimsenmelidir.

Çocukluk döneminde öncelikli olarak fiziksel aktivitenin arttırılmasına önem verilmelidir. Egzersizle kilo belirgin şekilde azalmayabilir, vücuttaki yağ dokusu yerini kas dokusuna bırakır ve yağ-kas oranında değişim görülür. En iyisi yürüyüş gibi uzun süreli düşük yoğunlukta egzersizlerdir; fakat gençlerde hızlı sonuç almak için yoğun programlar da önerilebilir.

Anne babaların çocukluk dönemindeki obeziteyi engellemede ve düzeltmedeki rolü çok önemlidir çünkü besinleri sağlayan ve model oluşturan onlardır. Sağlıklı besinler ve ara öğün seçenekleri sunmaya ve beslenme ve egzersiz konusunda iyi örnek oluşturmaya özen göstermelidirler.

Erişkinlere göre pediatrik ve adolesanlarda obezite kontrolüne daha iyimser bakılabilir çünkü;

  • Aile desteği vardır
  • Çocukluk çağında beslenme ve aktivite problemleri erişkinlerdeki gibi uzun süreli değildir
  • Erken dönemde tedavi fazla yağ dokusu oluşumuna engel olur

Şu anda obezitenin ancak çok faktörlü, kişiye göre düzenlenmiş ve davranış kalıbı düzenlemeye dayalı bir programla başarıyla tedavi edileceği düşünülmektedir. Günümüzde artan yeme problemi sorunları göz önüne alınarak bir kilo hedefi belirlemekten kaçınmalıdır. Kilo fazlalığı çok değilse kilo kaybı hedeflemeyen bir program belirlemekte yarar vardır.

Beslenme alışkanlığının kısa süreli değiştirilmesi yani zayıflama diyetleri tek başına obezite kontrolünde yetersiz kalmaktadır, kilo kaybının kalıcı olması için beslenme davranışı düzenlenmesi ve takibi gerekmektedir.

Fiziksel aktiviteyi arttırmanın bir yolu ortamda yapılacak değişikliklerle sedanter etkinliklere ulaşım olanağını kısıtlamaktır. Fiziksel aktiviteyi arttırmak için destekleyici hatta ısrarcı olmak gerekebilir.

Obeziteden korunmak en etkili uzun süreli obezite kontrolü yöntemidir. Bunun için toplum bilincini eğitim yoluyla arttırmak gerekmektedir.

Obezite tüm dünyada giderek artıyor. Verilere bakıldığında durumun ne denli ciddi olduğu göz önüne serilmekte..

  • Günümüzde dünyada bulunan yaklaşık 670 milyon obezite hastası var.
  • Dünyadaki obez hastalarının yarısından fazlası; Amerika, Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Meksika, Mısır, Almanya, Pakistan ve Endonezya'nın içinde bulunduğu 10 ülkede yaşıyor.
  • Dünya gittikçe ağırlaşıyor: Araştırmalar 1980 yılından bu yana obez yetişkinlerin sayısının % 27 oranında arttığını gösteriyor.
  • Dünya çapında, yetişkinlerin% 37'si fazla kilolu veya obez, çocuklarda ise bu oran % 14.
  • Günde en fazla kalori tüketen ülke sıralaması:
    • Avusturya: 3784 kalori
    • Türkiye: 3680 kalori
    • ABD: 3639 kalori
    • Mısır: 3557 kalori
    • Almanya ve İtalya: 3539 kalori, (Normal şartlarda günlük fiziksel aktiviteye ve yaşa bağlı olarak değişmekle birlikte kadınların günde ortalama 1600- 2000 kalori, erkeklerin ise 2000-2500 kalori alması önerilir)
  • Amerikalıların %86'sı trafikte arabanın içinde oturuyor. Çin'de ise nüfusun neredeyse yarısı işse yürüyerek ya da bisikletle gidiyor. İsveç, Hollanda ve Fransa'da daarabasız ulaşım sıklıkla tercih ediliyor. Arabasız ulaşımı tercih eden toplumlarda obezite görülme oranı %20'nin altındayken, bu oran Amerika'da %33.
  • Hareket etmiyoruz: Dünyadaki yetişkinlerin yaklaşık %50'si iş, işe gidiş gelişler ve boş zamanları arasında en az 4 saatini oturarak geçiriyor.

Obezitenin tek bir nedeni ya da tek bir tedavi yöntemi yoktur. Birden fazla nedeni olan ve birden fazla tedavi seçeneği olan kompleks bir hastalıktır.

Vücudumuz hayatta kalmak için enerjiye ihtiyaç duyar ve bu enerjiyi de besinlerden sağlanan kaloriler ile karşılarız. Harcadığımız enerjiden daha fazla kalori alıyorsak kilo almaya başlarız. Ancak neden obez olduğumuzu sadece bu şekilde açıklamak mümkün değildir. Obeziteye etki eden diğer farklı etkenler de bahsetmek gerekir:

Alışkanlıklarımız:  Sağlıksız besinler yemek ve aşırı beslenme günümüzde edindiğimiz yanlış alışkanlıkların başında gelmektedir. Vakit kaybını önlemek için ayak üstü hızlı yenen gıdaları tercih etmek, hazır gıdalara her yerde ve her an ulaşabilmek bu durumu iyice kötüleştirmektedir. Günlük alışkanlıkların yanı sıra duygularımız da beslenme alışkanlıklarımızı etkileyebilmektedir.

Yaşam tarzlarımız: Modern hayatta karşımıza çıkan kolaylıklar; asansörler, arabalar, uzaktan kumandalı cihazlar.. basit işleri yaparken bile minimum enerji yakmamıza neden olmakta ve bizi giderek hareketsizleştirmektedir. Özellikle şehirlerde benimsenen bu yaşam tarzı obezitenin neden şehirlerde köylere oranla daha fazla gözlendiğinin nedenlerinden biridir.

Genlerimiz: Pek çok hastalıkta olduğu gibi obezite de kalıtsal faktörlerden etkilenmektedir. Eğer anne babanızdan biri obezse, ailesinde obez olmayan birine göre daha fazla risk altındasınız demektir.

Arkadaşlarımız ve ailemiz: Eğer sürekli birlikte olduğumuz arkadaşlarınız ve aile bireyleriniz yanlış beslenme alışkanlıklarına sahipse; sürekli kalorisi yüksek abur cubur tüketiyor, yanlış zamanlarda (gece geç saatler gibi) yemek yiyor, öğünleri atlıyorsa muhtemelen siz de bu durumdan etkilenirsiniz.

Aşırı kilo alımını etkileyen diğer faktörler ise şöyle sıralanabilir:

Güven eksikliği: Aşırı kilolu ya da obez olmak kendinize güveninizi azaltabilmektedir. Böyle  hissettiğinizde kendinizi rahatlatmak için yemeğe daha çok düşebilirsiniz. Bu da kısır döngüye neden olabilir. Ayrıca tekrar tekrar yapılan yanlış diyetler kalıcı bir yarar sağlamadıkları için bu durumu daha da kötüleştirebilmektedir.

Duygusal endişeler: Stres, anksiyete (kaygı bozukluğu) ya da depresyon, kronik ağrı  gibi bazı hastalıklar aşırı kiloya neden olabilmektedir. Bazı kişiler kendilerini sakinleştirmek, hoş olmayan durumlardan kaçmak, olumsuz duyguları azaltmak için  yemek yer.

Duygusal travmalar: Özellikle çocukluk çağında yaşanan, fiziksel, duygusal istismar, ebeveynlerini ya da sevdikleri birini kaybetmek, evlilik ya da aile problemleri yanlış beslenme alışkanlıkları edinmeye ve sonucunda obeziteye neden olabilmektedir.

Alkol kullanımı:  Alkollü içecekler yüksek kalori içerir. Eğer aşırı alkol tüketiyorsanız obeziteye yakalanma riskiniz ciddi oranda artabilir.

İlaç kullanımı ve sağlık sorunları: Bazı ilaçlar ve bazı hastalıklar aşırı kilo artışına neden olabilmektedir. Örneğin Cushing sendromu, hipotiroidi (tiroid bezlerinin az çalışması)  gibi sağlık sorunları metabolizma hızını düşürdüğü için kilo alımına neden olabilmektedir. Yine bazı antidepresan ilaçlar ve kortizonlar da kilo alımını tetikleyebilmektedir.

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.