Yararlı Bilgiler

Kronik böbrek hastalığı tüm dünyada ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Günümüzde çeşitli nedenlere bağlı olarak kronik böbrek hastalığında artış görmekteyiz. Özellikle gelişmiş toplumlarda yaşam süresinin uzaması nedeniyle kronik hastalıklar da artmaktadır. Kronik böbrek hastalığının en sık nedeni olan diyabetin artışı, kronik böbrek yetersizliği olan hastaların artmasına neden olmaktadır. Türkiye’de diyabet son 12 yılda %90 artarak, %7.7’den %13.7’ye çıkmıştır. Bunun en önemli nedeni şişmanlık (obezite) ve sağlıksız yaşam tarzıdır. Kronik böbrek yetersizliğinin ikinci sıklıktaki nedeni hipertansiyondur. Ayrıca kronik glomerülonefrit adı verilen böbreğin bazı iltihabi hastalıkları ve irsi (genetik) olan polikistik böbrek hastalığı da kronik böbrek yetersizliğine yol açabilir.

Kronik böbrek hastalığı açısından risk altında olan kişiler fazla kilolu olanlar, yüksek tansiyonu olanlar, diyabetikler ve ailesinde böbrek hastalığı olanlardır. Yaş ilerledikçe damarlar yaşlandığı ve böbrek yetersizliği riski de arttığı için ileri yaştakiler de kronik böbrek hastalığı açısından risk altındadır.

Kronik böbrek hastalığı ile ilgili önemli bir sorun, bu hastalığın bir çok hastada ileri aşamalara kadar herhangi bir belirti vermemesidir. Oysa, ucuz ve basit testlerle gerçekleştirilen taramalarla kronik böbrek hastalığı erken dönemlerde tanınabilmektedir. İdrar tahlili ve kanda kreatinin tayini erken tanıdaki en temel tetkiklerdir. Ayrıca kan basıncının ölçülmesi ile yüksek tansiyonun fark edilmesi önemlidir.

Kronik böbrek hastalığının ilerlemesinin geciktirilmesinde yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önemi vardır. Böbreklerimiz kan damarlarından çok zengin olduğu için kalp ve damar sistemimizi koruyucu tüm önlemlerin böbreklerimizi de koruyucu etkisi vardır. Ayrıca, kronik böbrek hastalarında, kalp ve damar hastalığı riski yüksektir. Bu nedenle, bu hastalara önerdiğimiz yaşam tarzı değişiklikleri ile hem kronik böbrek yetersizliğinin ilerlemesini geciktirmek, hem de kalp-damar hastalığı riskini azaltmak mümkündür. Bu amaçla alınması gereken önlemler, düzenli egzersiz yapmak, ideal vücut ağırlığında olmak, asla sigara içmemek, tuz tüketimini azaltmak, yeterli sıvı almak, aşırı alkolden uzak durmak ve hekim tavsiyesi olmadan bilinçsiz ilaç kullanmamaktır. Toplumda, özellikle bazı ağrı kesicilerin bilinçsiz bir şekilde kullanılması böbrek fonksiyonlarındaki bozulmayı hızlandırmaktadır. Bazı bitkisel ürünlerin de böbrekler ve karaciğer üzerine zararlı etkilerinin olabileceği unutulmamalıdır.

Kronik böbrek hastalarında kan basıncının kontrol altına alınmasının hem böbrek yetersizliğinin ilerlemesini geciktirici, hem de kalp ve damar hastalığı riskini azaltıcı etkileri vardır. Bu nedenle, tüm kronik böbrek hastaları hekimleri tarafından önerilmiş olan tansiyon düşürücü ilaçları düzenli olarak ve önerilen dozlarda kullanmalıdır. Ayrıca, tüm hastalar, hekiminin önerdiği sıklıkta kontrollerini yaptırmalıdırlar.

Çeşitli nedenlere bağlı olarak böbreklerimiz zarar görebilir ve böbrek işlevlerinde giderek azalmaya yol açan bir klinik tablo ile karşılaşılabilir. Böbreklerimizi yıllar içinde etkileyen ve müzmin (kronik) bir seyir gösteren bu tabloya kronik böbrek hastalığı adı verilir. Bir kronik böbrek hastalığının zamanla böbrek işlevlerini bozması durumuna da kronik böbrek yetersizliği denir. Kronik böbrek hastalığına yol açan nedenlerin başında şeker hastalığı (diyabet) ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) gelmektedir. Ayrıca kronik glomerülonefrit adı verilen böbreğin bazı iltihabi hastalıklarında da benzer bir tablo oluşabilir.

Kronik böbrek hastalarında yıllarca hiçbir şikayet ve belirti olmayabilir. Bazen altta yatan hastalığa özgü bulgularla karşılaşılabilir. Örneğin, kronik glomerülonefriti olanlarda idrarda kanama veya göz kapaklarında ve bacaklarda şişlikler görülebilir. Eğer araştırılacak olursa, kan basıncında (tansiyonda) yükseklik, idrar ve kan tahlillerinde bozukluklar saptanabilir. Hastalarda geceleri sık idrara çıkma görülebilir.

Kronik böbrek hastalıklarının erken dönemde fark edilebilmesi için toplumda herkesin kan basıncını kontrol etmesi ve periyodik olarak sağlık taraması yaptırması çok önemlidir. Kronik böbrek hastalığının yıllar içinde ilerlemesi ve böbrek işlevlerinin giderek azalması sonucunda bazı şikayetler ve bulgular ortaya çıkar. Böbreklerimizin atılması gerekli zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştıramaması ve bu maddelerin kanda birikmesi ile halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, kaşıntı ve uykuya meyil gibi şikayetler görülebilir. Kronik böbrek yetersizliğinin daha ileri aşamalarında ise vücudumuza alınan su ve tuz yeteri kadar atılamaz. Bunun sonucunda göz kapaklarımızda, ayaklarımızda ve bacaklarımızda şişmeler olabilir. Buna tansiyon yüksekliği eşlik edebilir. Akciğerlerimizde sıvı birikerek nefes darlığına yol açabilir. Ayrıca, vücuttaki potasyumun atılamamasına bağlı olarak halsizlik, felçler ve kalp durmasına kadar gidebilen ölümcül bir tablo ortaya çıkabilir.

Kronik böbrek yetersizliği olan hastalarda böbreklerin işlevlerini yerine getirememesi sonucunda oluşabilecek önemli sorunlardan biri de anemi (kansızlık) gelişmesidir. Anemi, halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü, çarpıntı ve nefes darlığına neden olabilir. Ayrıca, bu hastalarda, D vitamininin yapılaması ve fosforun vücuttan atılamamasına bağlı olarak kalsiyum ve fosfor dengesinde bozukluk ortaya çıkar. Bunun sonucunda, boyundaki tiroid bezinin arkasında yer alan ve kalsiyum-fosfor dengesini düzenleyen paratiroid bezlerinin fazla çalışması ile ortaya çıkan bir tablo gelişir. Buna ikincil hiperparatiroidi adı verilir. Tüm bunlara bağlı olarak kemik yapımında bozulma, kemiklerin direncinde azalma ve kolay kırılmalarla karşılaşılabilir.

Kronik böbrek hastalarında kullanılan bazı ilaçlar ve bunların atıkları vücutta birikebilir. Bu nedenle bu hastalarda ilaç tedavisi çok dikkatli bir şekilde planlanmalı ve bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınmalıdır.Böbrek hastalıklarını önlemek veya ilerlemesini geciktirmek üzere, bireysel olarak alınabilecek önlemler nelerdir?

Kronik böbrek hastalığı tüm dünyada ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Günümüzde çeşitli nedenlere bağlı olarak kronik böbrek hastalığında artış görmekteyiz. Özellikle gelişmiş toplumlarda yaşam süresinin uzaması nedeniyle kronik hastalıklar da artmaktadır. Kronik böbrek hastalığının en sık nedeni olan diyabetin artışı, kronik böbrek yetersizliği olan hastaların artmasına neden olmaktadır. Türkiye’de diyabet son 12 yılda %90 artarak, %7.7’den %13.7’ye çıkmıştır. Bunun en önemli nedeni şişmanlık (obezite) ve sağlıksız yaşam tarzıdır. Kronik böbrek yetersizliğinin ikinci sıklıktaki nedeni hipertansiyondur. Ayrıca kronik glomerülonefrit adı verilen böbreğin bazı iltihabi hastalıkları ve irsi (genetik) olan polikistik böbrek hastalığı da kronik böbrek yetersizliğine yol açabilir.

Kronik böbrek hastalığı açısından risk altında olan kişiler fazla kilolu olanlar, yüksek tansiyonu olanlar, diyabetikler ve ailesinde böbrek hastalığı olanlardır. Yaş ilerledikçe damarlar yaşlandığı ve böbrek yetersizliği riski de arttığı için ileri yaştakiler de kronik böbrek hastalığı açısından risk altındadır.

Kronik böbrek hastalığı ile ilgili önemli bir sorun, bu hastalığın bir çok hastada ileri aşamalara kadar herhangi bir belirti vermemesidir. Oysa, ucuz ve basit testlerle gerçekleştirilen taramalarla kronik böbrek hastalığı erken dönemlerde tanınabilmektedir. İdrar tahlili ve kanda kreatinin tayini erken tanıdaki en temel tetkiklerdir. Ayrıca kan basıncının ölçülmesi ile yüksek tansiyonun fark edilmesi önemlidir.

Kronik böbrek hastalığının ilerlemesinin geciktirilmesinde yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önemi vardır. Böbreklerimiz kan damarlarından çok zengin olduğu için kalp ve damar sistemimizi koruyucu tüm önlemlerin böbreklerimizi de koruyucu etkisi vardır. Ayrıca, kronik böbrek hastalarında, kalp ve damar hastalığı riski yüksektir. Bu nedenle, bu hastalara önerdiğimiz yaşam tarzı değişiklikleri ile hem kronik böbrek yetersizliğinin ilerlemesini geciktirmek, hem de kalp-damar hastalığı riskini azaltmak mümkündür. Bu amaçla alınması gereken önlemler, düzenli egzersiz yapmak, ideal vücut ağırlığında olmak, asla sigara içmemek, tuz tüketimini azaltmak, yeterli sıvı almak, aşırı alkolden uzak durmak ve hekim tavsiyesi olmadan bilinçsiz ilaç kullanmamaktır. Toplumda, özellikle bazı ağrı kesicilerin bilinçsiz bir şekilde kullanılması böbrek fonksiyonlarındaki bozulmayı hızlandırmaktadır. Bazı bitkisel ürünlerin de böbrekler ve karaciğer üzerine zararlı etkilerinin olabileceği unutulmamalıdır.

Kronik böbrek hastalarında kan basıncının kontrol altına alınmasının hem böbrek yetersizliğinin ilerlemesini geciktirici, hem de kalp ve damar hastalığı riskini azaltıcı etkileri vardır. Bu nedenle, tüm kronik böbrek hastaları hekimleri tarafından önerilmiş olan tansiyon düşürücü ilaçları düzenli olarak ve önerilen dozlarda kullanmalıdır. Ayrıca, tüm hastalar, hekiminin önerdiği sıklıkta kontrollerini yaptırmalıdırlar.

Böbrekler, sağlıklı bir yaşam sürdürebilmemiz için gerekli olan çok sayıda işlevi yerine getirir.

Böbreklerin temel görevlerinden biri, günlük metabolizma sonucunda oluşan üre ve kreatinin gibi zararlı artık maddeleri idrarla vücudumuzdan uzaklaştırmaktır. Bu sayede vücudumuzdaki tüm organların uygun bir şekilde çalışması sağlanmış olur. Ayrıca böbrekler, gerek suyun, gerekse de sodyum ve potasyum gibi farklı yapıdaki tuzların fazlasını idrarla vücuttan atar. Böylece hem organlarımızın yeterli işlev görmesine yardımcı olur, hem de kan basıncımızı (tansiyonumuzu) dengede tutar. Böbrekler, bunlara ek olarak, aldığımız ilaçlardan bazılarının idrarla vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar.

Böbreklerin idrar oluşturmak dışında başka önemli görevleri de vardır. Böbrekler, kemik iliğindeki kan hücrelerini olgunlaştıran eritropoetin adlı bir hormonun yapımından sorumludur. Bu sayede vücudu kansızlığa karşı korur. Buna ek olarak, D vitamininin sentez edilmesine katkıda bulunarak kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Bu da kemiklerimizin dirençli olmasını sağlar. Tüm bu sayılan işlevlere ek olarak, böbreklerimiz, bazı hormonların kan seviyelerini düzenler.

Romatizma gibi hastalıklarda özellikle yaşlı hastalar tarafından fazla olarak kullanılan ağrı kesiciler, damar sertliği, erken evre böbrek hastalığı olan kişilerde böbreklerde ani bozukluklara neden olmaktadır.

Yine yaşlı hastalarda antibiyotikler, anjiyo ve diğer radyoloji incelemelerinde kullanılan damardan verilen kontrast maddeler böbreklerde hasar oluşturabilmektedir.

Bitkisel ilaçlar ve zayıflama ürünlerinin böbreklere olan etkisi tartışmalıdır. Bu ürünler ilaç olmadığından yeterli kontrolleri yapılmamıştır ve bilinçsizce kullanılmaları böbrekler için risk oluşturabilir.

Böbrekler için zararlı olabilecek bir diğer ürün de kolonoskopi hazırlığında kullanılan bağırsak temizleyicilerdir. Böbrek hastalığı geçiren kişilerin bu tetkik öncesi hekimini bilgilendirmesi önemlidir.

Sigara, damar endotelinin fonksiyonlarını bozarak ateroskleroz gelişmesini hızlandırır. Kan basıncını artırıcı etkisine ek olarak, böbrek damarlarındaki direnci artırarak böbrek fonksiyonlarının azalmasına yol açar.

Epidemiyolojik çalışmalarda, sigaranın idrardaki albümin atılımını artıran güçlü bir faktör olduğu gösterilmiştir. İdrarla albümin atılımının artması, hem böbrek yetersizliğinin habercisidir, hem de kalp ve damar hastalığı riskinin arttığının güçlü bir göstergesidir.

Hipertansiyonu olan hastalarda yapılan bir çalışmada kan basıncının kontrol altına alınması durumunda bile sigara içilmesinin böbrek yetersizliği gelişmesinde en güçlü belirleyici faktör olduğu anlaşılmıştır.

Sigara içen tip 1 ve tip 2 diyabetik hastalarda, böbrek yetersizliği gelişme riskinin, sigara içmeyenlere göre daha fazla olduğu bilinmektedir. Kan şekeri ve kan basıncının iyi kontrol altına alındığı tip 1 diyabeti olan hastalardan sigarayı bırakanlarda böbrek fonksiyonlarındaki azalma hızının, içmeye devam edenlere göre belirgin olarak yavaşladığı bildirilmiştir. Bu bulgu, diyabete bağlı böbrek yetersizliği gelişmiş hastaların bile sigarayı bırakma ile yarar görebileceğini göstermesi açısından önemlidir.

Tip 2 diyabete bağlı olarak böbrek yetersizliği gelişmiş olan ve kan basıncının ve kan şekerinin iyi kontrol edildiği hastalarda yapılan bir çalışmada, sigara içenlerde içmeyenlere göre böbrek fonksiyonlarında daha hızlı bir azalma olduğu bildirilmiştir.

Sigara içilmesinin diyabete bağlı böbrek yetersizliği dışındaki diğer böbrek hastalıklarında da olumsuz etkilerinin olduğu bilinmektedir. Kronik glomerülonefritte ve polikistik böbrek hastalığında sigara içilmesinin böbrek yetersizliğini hızlandırdığı görülmüştür.

Sigara, böbrek arteri ve dallarında aterosklerozu kolaylaştırarak böbrek arterinde darlık ve buna bağlı kan basıncı yüksekliğine yol açabilir. Ayrıca, böbrek arterindeki darlık sonucu oluşan böbrekteki kanlanma azalmasına bağlı olarak böbrek yetersizliği gelişmesini hızlandırabilir.

Böbrek sağlığı için böbreğin fonksiyonlarını bozacak zararlı maddelerin kullanımından ve böbreği yoracak alışkanlıklardan uzak durmak gerekir.

Yeterli su içmek zorundayız
Yeterli su tüketilmediğinde vücutta toksin ve diğer atık maddeler birikir. Bu toksinleri atmak için böbrekler ekstra çalışmak zorunda kalır. Bu durum böbreklerin erken yıpranmasına neden olur.

Uzun süre idrar tutmamalıyız
Gün içinde alışılan ortam haricinde tuvalete girememek için idrarın uzun süre tutulması böbrek taşından böbrek yetmezliğine kadar pek çok soruna yol açabilir.

Tuz ve şeker tüketimini azaltmalıyız
Fazla tuz tüketmek, tansiyonu yükselterek böbreklere binen yükü arttırır. İdeal günlük tuz tüketimini 5 gram (bir çay kaşığı) kadardır. Yiyeceklerinizin üzerine fazladan tuz dökmeyiniz, tuz tüketiminize dikkat ediniz. Fazla şeker tüketen kişilerin idrarında protein atılımı artar. İdrarda proteine tespit edilmesi ise böbreklerin yeterince iyi çalışmadığının gösterir.

Dengeli beslenmek önemli
Kırmızı et başta olmak üzere fazla hayvansal protein tüketmek böbreklerin fazla çalışmasına neden olur ve böbrekleri yorabilir, sebze meyve ve proteinden dengeli beslenmek böbrek sağlığı içinde önemlidir. Vitamin ve mineral eksiklikleri de böbreklerde taş oluşmasına neden olabilir. Böbrek taşından korunmak için magnezyum ve B6 vitamin seviyesi önemlidir.

Aşırı kahve tüketiminden kaçınılmalı
Tıpkı tuz gibi kafeinin de tansiyonu yükseltici etkisi vardır ve böbreklerin yorulmasına neden olur.

Sigara Kullanımı sadece akciğerleriniz için değil böbrekleriniz için de çok zararlı:
Sigaranın üriner sistem üzerine karsinojenik etkileri vardır. Sigaranın böbrek, böbrek pelvisi, üreter ve mesane karsinomu gelişmesini kolaylaştırıcı etkisi uzun yıllardan beri bilinmektedir. Bunların dışında, son yıllarda, sigaranın böbrek fonksiyonları üzerine olumsuz etkilerinin olduğu ve böbrek hastalarında böbrek yetersizliği gelişmesini hızlandırabileceği anlaşılmıştır.

Alkol tüketimi:
Alkol böbreklere zararı dokunan başlıca toksinler arasındadır. Çok fazla tüketildiğinde hem böbrekler hem de karaciğere risk oluşturur.

Vücuda alınan sıvı miktarı ile tüketim belirli bir denge içinde olmalıdır. Bu dengenin sağlanamadığı durumlarda dehidratasyon, böbrek taşı ve daha bir çok sağlık sorunu ortaya çıkar. Sağlıklı erişkinler günde en az 2-2.5 litre sıvı tüketmelidirler.

Çay ve kahve tüketimi günlük alınması gereken sıvı yerine geçer mi?
Çay, kahve, kolalı içeceklerin diüretik (idrar söktürücü) özelliği olduğundan bu ürünler vücuttaki suyun atılmasına yol açar. Bu nedenle bu gibi içecekler asla su yerine tüketilmemelidirler. Su ve sıvı tüketimi hastalık durumu ve mevsime göre değişiklik gösterebilir. Yaz aylarında su kaybı daha fazla olmaktadır.

Sıvı gereksinimiyle gebelik ve bebeklik, çocukluk dönemlerinde artar.
Gebeler ve emziren anneler için sıvı gereksinimi artar. Emziren anneler sütle kaybettiği sıvıyı yerine koymalıdır. Bebeklerin ve çocukların harcadıkları enerji (kcal) başına su gereksinimi fazladır. Bunun nedeni; vücutlarında su yüzdelerinin fazla olması, metabolizmalarının hızlı çalışması, büyüme için proteinden zengin beslenmeleridir.

Yaşlılık döneminde su tüketimi.
Yaşlılarda, yaşa bağlı susama hissinde ve mekanizmalarında yavaşlamalar, gerilemeler görülebilir. Kişinin susama hissi zayıflayabilir, su tüketimi azalır. Yaşlıların su tüketimi dikkatle takip edilmelidir.

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.