Yararlı Bilgiler

Yanlış: Memede farkedilen her kitle meme kanseri olduğu anlamına gelir.

Doğru: Her 10 kitleden 8'i kanser değildir. Kadın eğer memesinde bir kitle veya değişiklik hissederse, bir an önce doktoruna görünmelidir. Kadınlar çoğu zaman korkuları yüzünden düzenli sağlık kontrolü yaptırmaz; karşılaşacaklarından korktukları için tedaviden uzak dururlar. Aylık kendi kendine muayene, düzenli doktor kontrolü ve düzenli mamografi çekimleriyle meme kanserini çok erken yakalayabilirler.

Yanlış: Erkekler meme kanseri olmaz.

Doğru: Maalesef erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Erkeklerde meme dokusu çok gelişmemiş ve küçük olduğundan meme kanseri çok az sıklıkta görülür. Her 100 meme kanserinin sadece 1 tanesi erkekte, 99 tanesi kadınlarda görülür. Bu nedenle erkeklerde, 40 yaşından sonra ayda bir kez duş alırken memelerini kontrol etmelidirler.

Yanlış: Mamografi meme kanserinin yayılmasına yol açar.memekanseri

Doğru: Mamografi yaklaşık 50 yıldır gelişmiş ülkelerde meme kanserinin erken tanısı için başarı ile ve güvenle kullanılmaktadır. Ayrıca bir mamografi çekimi sırasında kadına verilen radyasyon dozu, 1 santigreyden daha azdır. Oysa meme kanseri tanısı konulan ve memesi korunan kadınlara verilen radyasyon dozu 6.000 – 6.500 santigrey kadardır. Bu rakamlar, mamografi sırasında verilen ışının ne kadar düşük olduğunu göstermektedir. Mamografi çekimi sırasında memeye uygulanan baskı, sadece kadınların az miktarda ağrı duymasına) neden olur, kanserin yayılmasına neden olmaz. Günümde, ülkemizde de kullanılan “Dijital mamografi” sayesinde kadınlar daha az ağrı duymaktadır.

Yanlış: Bir kişinin ailesinde meme kanseri varsa, bu durum, söz konusu kişinin de meme kanseri olacağı anlamına gelir.

Doğru: Ailesinde meme kanseri olan kadınlar yüksek risk grubunda olmalarına karşın, bunların hepsinin meme kanserine yakalanması söz konusu değildir. Meme kanseri olan kadınların yüzde 85’inde ailede meme kanseri yoktur. Annesi, kız kardeşi veya kızında meme kanseri olan kişi kanserli yakınlarının teşhis yaşından 10 yıl önce düzenli mamografi çektirmeye başlamalıdır. Örneğin, annesi 40 yaşında meme kanseri olan bir kadında 30 yaşında meme kanseri taraması başlamalıdır.

Yanlış: Meme kanseri bulaşıcı bir hastalıktır.

Doğru: Meme kanseri bulaşıcı bir hastalık değildir, insandan insana bulaşmaz. Meme kanseri, vücutta kontrol altına alınamayan ve normalden farklı bir şekil gösteren ve çoğalan hücre veya hücrelerin ortaya çıkması sonucu görülür.

Yanlış: Değişime uğramış BRCA1 ve BRCA2 genlerinin düzeltilmesi ile meme kanseri önlenebilir.

Doğru: Meme kanseri olan kadınların yüzde 5 kadarında mutasyona uğramış BRCA-1 ve BRCA-2 genleri vardır. Bu genleri taşıyan kadınların, meme kanseri olmaları yüksek bir ihtimaldir. Bu genlerin taşıyıcısı olan kadınlarda her iki meme dokusunun çıkarılması meme kanserini önleyebilir. Bunların tedavileri meme kanseri cerrahisi uzmanlarınca planlanmalıdır.

Fibrokistik Meme

  • Kadınların %80’inden fazlasında görülen meme yapısıdır.
  • Değişik sayı ve boyuttaki kistler (yuvarlak ince bir zar içinde sıvı birikimi) ve bağ dokusu artışı ile kendini belli eden nodüler yapılardan oluşur.
  • Kistler, genellikle takip gerektirmeyen özelliksiz basit kistlerdir:

1. Özellikle regl öncesi memedeki ödemin ve kistler içindeki sıvının artmasına bağlı batma, zonklama, dolgunluk tarzında ağrılar olabilir. Bazen bu ağrılar tüm ay boyunca devam edebilir. Meme ağrısı her zaman bir meme cerrahı tarafından değerlendirilmeli ve memede ağrıya neden olan farklı bir yapı olmadığı uygun radyolojik tetkiklerle belirlenmelidir.
2. Memede çok sayıda kist varlığında, yeni oluşan kitleler fark edilmeyebilir ya da kist olduğu zannedilerek ihmal edilebilir. Bu nedenle kadının kendi meme yapısını tanıması ve yeni oluşumları fark edebilmesi için ayda bir kendi kendine meme muayenesi yapması ve senede bir kez de doktor muayenesi ve radyolojik görüntüleme ile takip edilmesi önerilmektedir.

  • Bazen kist duvarında kalınlaşma, kist içinde farklı bir lezyon, ya da içindeki sıvının kıvamında artış tespit edilir. Komplike ve kompleks kistler olarak adlandırılan bu kistlerin varlığında daha yakın takip (3-6 ay gibi), biyopsi yapılması ya da lezyonun tamamının çıkartılarak histopatoljik değerlendirme yapılması önerilir.
  • Fibrokistik meme yapısında kistlerin iç yapısını en iyi ultrasonografi gösterir. Gerektiğinde manyetik rezonans görüntüleme (MRI) gibi ek tetkikler önerilebilir.

Benign (iyi huylu) Meme Lezyonları

  • Fibroadenom:

- Memenin en sık görülen iyi huylu tümörüdür. Kansere dönüşüm beklenmez.
- Çoğu zaman radyolojik görüntüsü tanı koymak için yeterlidir. Radyolojik ya da klinik şüphe halinde iğne biyopsisi ya da cerrahi biyopsi ile tanı konur.
- Hastanın yakın akrabalarında kanser varsa, fibroadenom boyutları büyükse, takipte büyüme ya da şekil değişikliği saptanmışsa, memede estetik kusur oluşturan deformiteye neden oluyorsa, ve hasta takip etmek istemiyorsa cerrahi olarak çıkartılır.
- Bunun dışında, biyopsiye gerek görülmeyen vakalarda 6 ay ara ile en az 2 yıl ultrasonografi ile kitlenin takip edilmesi, takipte büyüme ya da şekil değişikliği saptanması halinde cerrahi olarak çıkartılması önerilir.

  • Memenin filloid tümörü (sistosarkom filloides):

- Özel bir grup oluşturur. Hızlı büyür ve tüm meme dokusunun yerini alabilir. İyi huylu olanları geniş çıkartılmalıdır, yoksa tekrarlar. Kötü huylu olanlarda patoloji sonucuna göre risk analizi yapılır.

  • Duktal Ektazi:

- Süt kanallarının genişlemesidir. Başta emzirmiş kadınlar olmak üzere sık görülür.
- Eşlik eden lezyon ve genişleyen kanalın duvarında başka lezyonlar olup olmadığı ultrasonografi ile değerlendirilir.
- Meme başından akıntı ve ağrı gibi yakınmalara neden olabilir.
- Eşlik eden lezyon varlığında ve yakınması olan hastalarda, genişlemiş kanal ya da meme başı arkasındaki tüm kanallar çıkartılarak tedavi edilir.

  • Memenin İltihabi Hastalıkları (Mastit):

- Memede kızarıklık, şişlik, sıcaklık ile karakterizedir.
- Emziren kadınlarda süt birikimine bağlı gelişir. Çoğu zaman memenin pompa ve emzirme ile boşaltılmasını takiben tedaviye gerek kalmadan geriler.
- Emzirme ya da gebelik dönemi dışında gelişen mastitler mutlaka cerrah tarafından değerlendirilmeli ve radyolojik tetkiklerle nedeni ortaya konmalıdır. Çoğu zaman iltihabi hastalıklara bağlıdır ancak bazı durumlarda meme kanserinin bir bulgusu olarak karşımıza çıkabilir.

  • Jinekomasti:

- Erkekte meme büyümesidir.
- Vücutta östrojen/testosteron oranının bozulması ile ortaya çıkar.
- Çeşitli ilaçların yan etkisi olarak görüldüğünde ilacın kesilmesi ile kaybolur. Ancak bazen karaciğer hastalığı, testis tümörü ve tiroid bozuklukları gibi durumlarda da görülebilir.
- Erkekte meme büyümesi varsa mutlaka bir cerrah tarafından değerlendirilmeli ve bunun kitle nedeniyle olmadığı (erkek meme kanseri) anlaşılmalıdır. Gerektiğinde radyolojik tetkiklerle tanı doğrulanır. Sonrasında endokrin uzmanı tarafından nedene yönelik araştırma yapılır. Neden bulunursa tedavisine gidilir, neden yoksa operasyon önerilebilir.

  • Lipom/hamartom/radial skar/intraduktal papillom:

- Lipomlar (yağ bezesi) iyi huyludur, şüphe uyandırmıyorsa biyopsi yapılması ya da çıkartılması gerekmez.
- Hamartomlar memenin ender görülen iyi huylu tümörleridir. Kitle oluştururlar. İçinde meme dokusu bulunduğu için bu lezyonlarda kötüye dönüşüm olabilir. Tedavi, lezyon bütün olarak çıkartılmasıdır.
- Radial skar, memenin klinik ve radyolojik olarak meme kanseri ile karışabilen lezyonlarıdır. Meme kanseri ile birlikte görülebilir, Cerrahi olarak çıkartılması önerilir.
- İntraduktal papillom memedeki süt kanalları içinde oluşan ve çoğu zaman meme başından kanlı akıntı ile karakterize lezyonlardır. Genellikle iyi huyludur, ancak memede özellikle çevresel yerleşimli ve çok sayıda olanlarda eşlik eden kötü huylu lezyonlar olabilir. Klinik/radyolojik şüphe halinde ve meme başı kanamaları can sıkıcı bir hal aldığında cerrahi olarak çıkartılmalıdır.

Malign (kötü huylu) Meme Lezyonları

  • Proliferatif meme lezyonları

- Patolojik incelemede özellikle “atipi” saptanması halinde kanserleşme potansiyeli artar. Eşlik eden kötü huylu lezyonlar olabilir. Cerrahi olarak çıkartılmalıdır.

  • Lobuler karsinoma in situ

- Varlığında her iki memede ve herhangi bir odakta meme kanseri gelişme riski vardır. Meme taraması ve takibi iyi yapılmalıdır. Akrabalarında yoğun kanser hikayesi olan kişilerde kanser gelişimini önlemeye yönelik ilaç kullanımı ya da cerrahi (bilateral önleyici mastektomi) önerilebilir.

  • Duktal karsinoma in situ

- Çıkartılmazsa kansere dönüşür. Eşlik eden kanser yoksa cerrahi olarak çıkartılması yeterlidir.
- Tedaviye radyoterapi eklenmesi tekrarlamayı önler.

  • Meme kanseri

- Meme kanserinin en sık bulgusu memede kitledir. Bu nedenle her kadın ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapmalı ve memesini tanımalıdır. Memesinde farklılaşma hissettiğinde mutlaka muayene için cerraha başvurmalıdır.
- Meme kanseri taramasına 40 yaşında başlanır. Bazı özel durumlarda daha erken yaşlarda başlanabilir. Taramada mamografi kullanılır. Mamografi ile elle muayenede ve ultrasonografide tespit edilemeyen meme kanserinin öncü lezyonları henüz kansere dönüşmeden ya da kanser çok erken evrede saptanabilir.
- Kanser tanısı biyopsi ile ya da çıkartılan lezyonun ameliyatta ya da ameliyat sonrası histopatolojik incelenmesi ile konabilir.
- Klinik ya da radyolojik şüphe varlığında iğne biyopsisi sonucu temiz de çıksa memedeki lezyon cerrahi olarak çıkartılmalı ve tamamı incelenmelidir.
- Uygun cerrahi yöntemle tedavi edilir. Ameliyat öncesi kitleyi küçültme amaçlı kemoterapi uygulanabilir, cerrahi sonrası ışın tedavisi ve/veya kemoterapi ve/veya hormon tedavisi uygulanması gerekebilir.
- Tedaviler bittikten sonra hastalık nüksünü değerlendirmek için belli aralarla takibe devam edilir.

Memede Kanser Taraması 

- Memede kanser taraması mamografi ile yapılır.
- Yüksek riskli kadınlarda 40 yaşından önce taramaya başlanabilir. Tarama yöntemi olarak genç ve yoğun meme yapısı olan kişilerde manyetik rezonans görüntüleme (MRI) kullanılabilir.
- Risk faktörü olmayan kadınlarda taramaya 40 yaşında başlanır, senede bir uygulanır. Klinik ya da radyolojik gereklilik halinde mamografiye diğer radyolojik tetkikler eklenebilir.
- Öncesinde mukayese amaçlı baz mamografi çekilebilir.
- Senede bir kez mamografi çekilmesi ile alınan radyasyon oranı düşüktür.
- 20 yaşından itibaren her kadın ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır ve 30 yaş üzerinde doktor muayenesine başlanmalıdır.
- Meme kanseri riski yaşla arttığı için kişi tarama merkezine gelebildiği sürece taramaya devam edilmesi önerilmektedir.

 

Göğüste kist oluşması oldukça yaygın görülen bir rahatsızlıktır. Yapılan araştırmalar kadınların yüzde 90'ında fibrokistik meme görüldüğünü ortaya koydu. Ancak bu her zaman endişe etmeyi gerektiren bir durum değildir.

Öncelikle fibrokistik meme nedir?

Fibrokistik meme, kadınların %90’ında görülen ve yarısında memede kitle, ağrı, akıntı gibi yakınmalara neden olabilen histolojik değişikliklerdir. Değişik boyutlarda kistler, bağ dokusu artışı ve çeşitli lezyonlarla karakterizedir.

Kistlerden korkmalı mıyız?

Kistler içi sıvı dolu, ince bir zarla çevrelenmiş yuvarlak oluşumlardır. Ultrason görüntülerine göre basit, komplike ve kompleks kistler olarak sınıflanır. Basit kistler, memede çok yaygın olduğunda, altta oluşabilecek diğer lezyonların fark edilmesini engelleyebileceği için memenin radyolojik yöntemlerle takibini gerektirir. Kanser gelişme riski komplike kistlerde %2’den az iken kompleks kistlerde bu oran %25 civarındadır. Kompleks kistlerin biyopsi ile değerlendirilmesi önemlidir.

Kist içindeki sıvı ne zaman boşaltılır?

Basit kistlerde çoğu zaman bir işlem yapılması gerekmez. Çok büyük boyutlara ulaşıp ağrı ve estetik görünümde sıkıntı yaratıyorsa iğne ile boşaltılabilir. Tekrarlaması halinde cerrahi olarak çıkartılabilir.

Fibrokistik memede oluşabilen lezyonlar tehlikeli midir?

Klasik fibrokistik değişikliklerde tehlike yoktur. Ancak tabloya eşlik eden hücre çoğalması alanları ve bu alanlarda görülen bazı patolojik değişimler memede kanser gelişme riskini arttırır. Şüpheli lezyonların radyolojik yöntemlerle erken tespit edilmesi ve geniş olarak çıkartılması hayat kurtarıcıdır. Bu nedenle fibrokistik meme varlığında, özel durumlar hariç, hastalara 6 ay ara ile ultrasonografi uygulanır, 40 yaşından sonra senelik mamografi de takip yöntemine eklenir. Ailede meme kanseri bulunması ve memede şüpheli lezyon varlığı gibi bazı özel durumlarda tetkik süresi değişebilmekte ve manyetik rezonans inceleme (MRI) de önerilebilmektedir.

Fibrokistik memede, meme ağrısı kanser gelişimini mi düşündürmeli?

Meme ağrısı kadınlarda, özellikle fibrokistik meme varlığında, sık görülen bir yakınmadır. Sadece meme ağrısı ile başvuran kadınların %10’dan azında kanser saptanır. Ağrı, her iki memede, yaygın veya belli kadranlarda, adet öncesi dönemde ya da ay boyu düzensiz aralıklarla olabilir. Önce bir cerrah tarafından iyi bir muayene ve uygun radyolojik yöntemlerle hastada patolojik lezyon olmadığı gösterilmelidir. Sonrasında yağ oranı düşük diyet ile kola, kahve, çikolata gibi gıdaların azaltılması önerilir. Pomat veya tablet şeklinde ağrı kesici ilaçlar, şiddetli vakalarda ise çeşitli hormonal ilaçlar kullanılmaktadır, ancak yan etkileri rutinde kullanımlarını engellemektedir.

Meme başı akıntıları her zaman tehlikeli midir?

Meme başı akıntısı, sıkmakla değil kendiliğinden oluyorsa altta yatan patolojinin araştırılması gereklidir. Akıntı, süt görünümünde, yeşil, berrak ya da kanlı olabilir. Süt kanallarındaki genişleme ya da iltihabi durumlar, hormonlar ve kullanılan çeşitli ilaçlara bağlı olabileceği gibi memenin bazı iyi huylu ve kötü huylu lezyonları da akıntı nedeni olabilir. Tek memeden olması, muayenede akıntının tek kanaldan geldiğinin tespiti, akıntının berrak ya da kanlı olması kanala yerleşmiş bir lezyon varlığını düşündürür. Meme başı akıntıları, bir meme cerrahı tarafından mutlaka değerlendirilmeli ve uygun radyolojik tetkiklerle neden araştırılmalıdır.

Fibrokistik memede cerrahi ne zaman uygulanır?

Memeden bütün kistleri temizlemeye yönelik bir girişim yoktur. Kadınların uygun radyolojik yöntemlerle ve meme muayenesi ile belli aralıklarla takibi önemlidir. Ağrı, hassasiyet, estetik kusur gibi yakınmalar varlığında, kist içinde ya da duvarında şüpheli lezyon görülmesi halinde, meme başı akıntısı kanaldaki patolojiye bağlı ise ve takipler esnasında memede şüpheli lezyon tespit edilmesi durumunda cerrahi uygulanır.

Çoğu kadın ev ile iş arasındaki yoğunlukta kendi sağlığını unutur. Genellikle çevresindeki genç bir arkadaşının meme kanserine yakalandığını, hem de ileri bir evrede olduğunu öğrendiğinde panik halde doktora başvurur. Oysaki ayda bir kez kendi kendine uygulayacağı meme muayenesi için 10 dakika ve senede bir kez doktor kontrolü için birkaç saat ayırması ile meme kanseri erkenden tanınabilir.

Peki, meme kanseri gelişimini önlemek mümkün müdür?

Kadın olmak meme kanseri için başlı başına bir risk faktöründür. Erkeklerde meme kanseri sıklığı son yıllarda artmakla birlikte % 1 oranında görülür. Kadınlarda yaşın ilerlemesi ile risk artar. Bu nedenle radyolojik taramalara 40 yaşında başlanır. Ancak Türkiye gibi genç nüfusun yoğun olduğu ülkelerde 40 yaş altı meme kanseri sıklığı batılı toplumlara göre daha yüksektir. Bu nedenle 30 yaşından itibaren, kişiye özel bir durum yoksa senede bir doktor muayenesi önerilmektedir.

Klasik bilgilere göre doğurganlık süresinin uzun olduğu kadınlarda (yani erken yaşta adet görmeye başlamış ve geç yaşta menopoza girmiş), östrojene maruz kalınan süre uzun olacağı için meme kanseri riski artar. Anlaşılacağı üzere östrojenin meme kanseri gelişimi üzerindeki etkisi nettir. Bu nedenle dışarıdan östrojen alımı (ilaç ya da gıda ile) meme kanseri gelişimi riskini arttırır. Menopoz için kullanılan hormon ilaçlarının meme kanseri ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Ancak çalışmalarda güncel doğum kontrol haplarının meme kanseri riskini arttırmadığı görülmüştür. İnfertilite tedavisinde kullanılan ilaçlar için elimizde net veriler yoktur.

Yağlar vücutta bir takım kimyasal reaksiyonlarla östrojene dönüştüğü için şişmanlık ve özellikle menopoz sonrası kilo alımı da meme kanseri riskini arttırır. Dolayısıyla yiyeceklerdeki yağ oranının yüksek olması da bir risk faktörüdür. Öte yandan düzenli egzersiz yapmanın meme kanserine karşı koruyucu etkisi vardır. Unutulmamalıdır ki düzenli spor yapanlarda, örneğin atletlerde meme kanseri hemen hiç görülmemektedir.

Hiç doğum yapmamış ve ilk doğumunu geç yaşta yapan kadınlarda riskin daha fazla olduğu bilinmektedir. Buna karşılık 30 yaşından önce doğum ve emzirme yapabilmiş kadınlarda meme dokusunun olgunlaşması daha olumlu yönde olmakta ve meme kanseri riski azalmaktadır.

Ergenlik döneminde (10-14 yaşlarında), meme gelişiminin de aktif olduğu bir dönem olduğu için, farklı hastalıklar nedeniyle göğüs bölgesine radyasyon almak ileride meme kanseri gelişimi için risk oluşturur.

Sigara kullanımı ile meme kanseri arasındaki ilişki çok net olmasa da genel olarak riski arttırdığı düşünülmektedir. Alkol, vücutta östrojen düzeyini arttırarak meme kanseri gelişme riskini arttırır.

D, E ve C Vitaminleri ile beta karoten ve selenyum gibi antioksidanların meme kanserine karşı koruyucu etkisi olduğu son yıllardaki çalışmalarda gösterilmiştir.

Mamografide meme yapısı çok yoğun olanlarda meme kanseri riskinin daha fazla olduğu bildirilmiştir. Ayrıca daha önceki meme biyopsilerinde hücre çoğalmasına yol açan iyi huylu patolojiler de genel bir risk artışına yol açar.

Tüm meme kanserlerinin %10’unu oluşturan kalıtsal meme kanserlerinde ise başta BRCA 1 ve 2 genlerinde olmak üzere meme ile ilişkili çeşitli genlerde mutasyon vardır. Ailesinde birden fazla kişide meme kanseri olması, genç yaşta meme kanseri görülmesi, meme kanserinin iki memede birden tespit edilmesi, ailede meme dışında yumurtalık kanseri, karın zarı kanseri ve erkek meme kanseri görülmesi durumlarında uyanık olunmalı ve doktor tarafından önerildiği takdirde genetik analiz yaptırılmalıdır.

Tüm bu saydıklarımız dışında henüz adını koyamadığımız ya da üzerinde çalışılmakta olan başka etkenler de meme kanserine neden oluyor olabilir.

Meme kanserini tamamen önlemek günümüz şartlarında mümkün olmasa da alabileceğimiz kişisel tedbirler vardır: erken yaşta doğum yapmak ve emzirmek, östrojen alımından çok gerekmedikçe vazgeçmek, kilo almamak ve düzenli spor yapmak, diyette yağ ve alkol alımını azaltmak, buna karşılık vitamin ve antioksidan alımını arttırmak gibi.

Meme kanseri önlenememişse, erken tanı esastır. Bunun içinde yapılması gerekenler:

  • 25 yaşından itibaren kendi kendine meme muayenesi yapmak ve kendi meme dokusunu tanımak,
  • 30 yaşından itibaren senede bir kez meme cerrahi muayenesi,
  • 38 yaşında referans amaçlı bir kez ve 40 yaşından itibaren senede bir mamografi.

Kansere yakalanma riski yaşla artar. Ancak Türkiye gibi genç nüfusun yoğun olduğu ülkelerde 40 yaş altı meme kanseri batı toplumlarından daha fazladır. Bu nedenle 30 yaş üstü her kadına ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapması ve senede bir meme cerrahı tarafından muayene önerilmektedir. Kendi kendine meme muayenesi için en uygun dönem regl başladıktan sonraki 5. - 7. günlerdir. Ayna karşısında meme cildinde ya da meme başında çekinti, kabarıklık, kızarıklık gibi değişiklikler olup olmadığı araştırılmalı ve ardından elle meme ve koltuk altlarında kitle aranmalıdır.

40 yaştan itibaren yılda 1 kez mamografi yapılmalı!

Tarama mamografisi 40 yaşından itibaren senede bir kez yapılmalıdır, 38 yaşında referans amaçlı bir kez çekim önerilmektedir. Özel risk faktörleri varlığında mamografi yaşı daha erkene çekilebilir, mamografi dışı yöntemler taramaya eklenebilir ya da mamografi yerine başka yöntemlerden yararlanılabilir.

Ailesel meme kanseri, kanser vakalarının yaklaşık %10’undan sorumludur. Genetik testlerle kanser geliştirme riski olan kadınlar tespit edilip cerrahi ya da medikal tedavilerle kanser gelişimi önlenebilmektedir. Diğer meme kanseri vakalarında ise, çok fazla değiştirilme imkanı bulunmayan kişisel ve çevresel faktörler rol oynamaktadır.

Meme kanseri, 40-59 yaş grubundaki kadınlarda kansere bağlı ölümlerin ana nedenidir. Ancak kanser taramalarında mamografinin yaygın kullanımı ile 50 yaş üstü kadınlarda meme kanserinden ölümlerde %35 azalma sağlanmıştır. Elli yaş altı kadınlarda ölüm oranındaki azalma daha fazladır. Bu durum senede bir çekilecek mamografi ile hem kanserin çok erken evrede yakalanabilmesine hem de öncü lezyonların tespit edilip kanserleşmeden çıkartılmasına bağlanmaktadır.

Çoğu vakada lezyonun kendisinin çıkartılması yeterlidir, bazı özel durumlarda memenin alınması gerekebilir. Koltuk altındaki lenf düğümleri ameliyat esnasında özel bir yöntemle değerlendirilir ve gerekmedikçe lenf düğümleri temizlenmez. Sonrasında hastalığın tekrarlamasını önlemek için kemoterapi, radyoterapi ve hormonoterapi gibi ek tedaviler uygulanabilir. Sağ kalım çok iyidir.

Hamilelik ve emzirme döneminde de meme kanseri ortaya çıkabilir!

Çalışmalarda 30 yaş altında gebe kalmanın ve emzirmenin meme kanserine karşı koruyucu olduğu gösterilmiştir. Ancak bu, gebelikte ve emzirme döneminde meme kanseri görülmez, demek değildir. Memede var olan ufak bir lezyon hormonların etkisi ile gebelikte hızla büyüyebilir ve çoğu zaman süt ile dolu irileşmiş memede fark edilmeyebilir. Bu durum gebelikte meme kanserinin ilerlemiş aşamalarda tespit edilmesine yol açar. Dolayısıyla gebelik ve emzirme döneminde kendi kendine meme muayenesi ve doktor takipleri aksatılmamalıdır. Ultrasonografi gebe ve emziren kadınlarda güvenle kullanılabilir ve lezyonlar bu dönemde de erken tespit ve tedavi edilebilir.

Erkek meme kanserinde son yıllarda % 25 artış tespit edildi!

Meme kanserinin 100 erkekten birinde, ortalama 65 yaşta, görüldüğü bilinmektedir. Ancak son yıllarda erkek meme kanseri görülme oranlarında %25 artış tespit edilmiştir. Geç başvuru nedeniyle genellikle ilerlemiş halde tespit edilmektedir. Bu nedenle erkeklerin de kendi kendine meme muayenesini öğrenmesi ve memede ya da koltuk altında bir sertlik fark etmeleri durumunda mutlaka cerrahi uzmanı tarafından değerlendirilmeleri önerilmektedir.

Unutulmamalıdır ki, meme kanseri erken tanı ile tedavi edilebilen bir hastalıktır. Sağ kalım çok iyidir. Erken tanıda önemli olan ise kendi kendine meme muayenesi ve meme cerrahı kontrollerinin aksatılmaması, istenen radyolojik tetkiklerin yapılmasıdır.

Kalıtsal meme kanseri sık mıdır?

Zannedildiği kadar sık değildir. Kalıtsal meme kanserleri tüm meme kanserlerinin yaklaşık % 10'unu oluşturur. Geri kalan grupta ise kanser gelişiminde çevresel ve kişiye özel faktörler rol oynar.

Kalıtsal meme kanserlerinin özellikleri daha mı farklıdır?

Meme kanseri sıklığı yaşla artar ancak kalıtsal kanserler genellikle erken yaşta ortaya çıkar. Kanserin genç yaşta görülmesi, iki memede birden olması, her iki yumurtalıkta ortaya çıkması, diğer kanser tipleri ile birlikte olması gibi durumlarda kalıtsal kanserler düşünülmelidir.

Kalıtsal meme kanseri gelişimi için kimler risk altındadır?

Yakın akrabalarda meme ya da yumurtalık kanseri tespit edilmesi, yakalanma yaşının 35 yaş altında olması, ailede erkek akrabada meme kanseri bulunması gibi durumlarda meme kanseri görülme riski artar.

Kalıtsal meme kanseri gelişme riskini belirlemede kullanılan genetik testi herkes yaptırmalı mıdır?

Belirli risk faktörleri varlığında, test sonucuna göre doktor tarafından önerilecek koruyucu girişimleri kabul eden kişilerde uygulanması önerilir. Test sonuçlarının kişinin psikolojisi üzerine olan etkileri göz ardı edilmemelidir.

Risk belirlemede en sık kullanılan genetik testler hangileridir?

BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonların meme ve yumurtalık kanseri gelişimi ile ilintili olduğu bilinmektedir. Kan örneği alınarak bu genler değerlendirilir. BRCA1 geninde mutasyon saptanması halinde bir kadının meme kanserine yakalanma riski %85, yumurtalık kanserine yakalanma riski ise %45-50 civarındadır. BRCA2 geninde saptanan mutasyonlarda ise meme kanserine yakalanma riski %40-45, yumurtalık kanserine yakalanma riski ise %15 olarak bildirilir. Ancak bu rakamlar hayat boyu riski belirler, kimse kanserin kaç yaşında ortaya çıkacağını öngöremez.

Meme kanseri gelişimine neden olan başka genlere ait mutasyonlar var mıdır?

BRCA1 ve BRCA2 dışında TP53, PTEN gibi başka genlerde oluşan mutasyonlar meme kanseri gelişimine neden olabilir, ancak daha az sıklıkta. Çok sayıda geni analiz eden testler de vardır.

Genetik testlerde risk olmadığı görülürse meme kanserine kesin yakalanmayacağımız söylenebilir mi?

Genetik testlerin negatif çıkması halinde sadece kalıtsal meme kanserine yakalanma olasılığı büyük ölçüde ortadan kalkar. Kişi bu durumda genetik dışı nedenlerle edinilen meme kanseri için toplumdaki bireylerle aynı riske sahiptir.

Genetik test kimlere önerilir?

Ailede bir kişide BRCA1/BRCA2 gen mutasyonunun tespit edilmesi halinde diğer aile fertlerine test yaptırması önerilebilir. Bunun dışında kabaca söylemek gerekirse, erkek aile ferdinde meme kanseri olması, 45 yaş altında meme kanseri tanısı alan bir kişinin yakında akrabalarında meme, yumurtalık ya da karın zarı kanseri hikayesinin olması, meme kanserinin yumurtalık, karın zarı kanserleri ile birlikte görülmesi ve birbirinden bağımsız iki meme kanserinin aynı kişide tespit edilmesi gibi durumlarda belirli kriterler gözetilerek hekim tarafından genetik test önerilebilir.

Genetik meme kanseri gelişme riski belirlenen kişilerde nasıl bir yol izlenir?

Genetik testlerle risk belirlenmesi halinde cerrahi girişim önerilir. Bu amaçla her iki memenin çıkartılması (mastektomi) ve hastanın kendi dokuları ya da protez kullanılarak yeni meme yapılması (rekonstrüksiyon) işlemleri uygulanır. Yumurtalık kanseri gelişimine karşı her iki yumurtalığın laparoskopik yani kapalı ameliyatla çıkartıldığı ooforektomi işlemi uygulanır.

Risk varlığında uygulanacak önlemler test öncesi konuşulmalıdır. Ameliyat istemeyen kişilerde test kararı alınırken, test sonuçlarının hastada yaratabileceği psikolojik sonuçlar iyi değerlendirilmelidir. Test yapılmamış fakat ailevi kanserler nedeniyle yüksek risk altında olduğu tespit edilen kişilerde yakın takip önerilir.

Test yerine yakın takibi tercih eden yüksek risk altındaki kişilerde nasıl bir yol izlenir?

Meme kanseri taramalarına normalde 40 yaşında başlanırken, genetik meme kanseri için yüksek risk altında olduğu belirlenen kişilerde uygun yöntem belirlenerek taramaya daha erken yaşta başlanır. Yakın akrabalarında meme, yumurtalık, erkek meme kanseri gibi kanserler varsa kadınların, yaş gözetmeksizin, bir meme cerrahına başvurarak risk analizi yaptırması ve takipte nasıl bir yol izleneceğinin belirlenmesi uygundur.

Üç boyutlu mamografi olarak bilinen tomosentez cihazının genetik meme kanseri için yapılan taramalarda bir yararı var mıdır?

Üst üste binen yoğun meme dokusunun lezyonu örtmesi ve lezyonun görünürlüğünü ortadan kaldırması mamografide yaşanan bir problemdir. "3D mamografi" yani "Digital Meme Tomosentez" de rutin mamografi tetkikine ek olarak 1 mm ara ile elde edilen görüntüler ekranda birleştirilir ve memenin üç boyutlu görüntülerine ulaşılır. Katlanan dokuların birbirinden ayrışması ve memenin tüm sahalarının daha detaylı ve net bir şekilde görüntülenmesi ile memede daha çok lezyon tanınabilir ve iyi huylu/kötü huylu ayrımı daha kolay yapılabilir. Dolayısıyla Digital Meme Tomosentezi, taramada mamografiye ek yararlar sağlar. Genetik meme kanserinin daha genç yaştaki ve yoğun meme yapısındaki kadınlarda daha sık görüldüğü düşünülürse tomosentez, bu grubun taranmasında da çok faydalıdır.

Son on yıl içinde meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser hastalığı durumuna gelmiştir. 70 yaşına kadar yaşayan kadın popülasyonu incelendiğinde insidansı yedi kadında bir olarak saptanmıştır.

Meme kanseri ve GENETİK riskErtelememeli endişenmemeli

Bir kadının aile hikayesi incelendiğinde anne, teyze ve kız kardeşlerde hastalığın olup olmadığına bakılır. Fakat meme kanserlerinin sadece yüzde 12'si aile hikayesine bağlıdır. Yani meme kanseri vakalarının çoğunda aile hikayesi yoktur. Bu nedenle kadının “Ailemde yok" diyerek kendini güvende hissetmesi, en büyük yanılgıdır. Her kadının meme kanseri hakkında bilinçlendirilmesi, kadın sağlığı ve huzuru açısından çok önemlidir.

Kalıtsal meme kanseri birinci derece akrabaların en az ikisinde görüldüğünde, 50 yaş altında teşhis edildiğinde, iki memede aynı anda görüldüğünde, baba veya erkek kardeşlerde görüldüğünde araştırılmalıdır. Genetik tarama BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyona bakılarak yapılır. İdeali hastalığı geçiren kişiden bakılmasıdır.

Genetik mutasyonu olmayan bir kadının meme kanseri riski yüzde 12 iken, bu oran BRCA1 gen hasarı olanlarda yüzde 55-60, BRCA2 gen hasarı olanlarda yüzde 45 civarındadır.

Meme kanseri TEŞHİSİ ve takibi

Günümüzde meme kanseri, gelişen teknoloji ve medikal tecrübe ile çok erken safhalarda teşhis edilip, tamama yakın tedavi edilebilmektedir. Düzenli olarak mamografi ve USG tetkiklerini yaptıran kadınlarda meme kanseri artık 3-4 mm boyutlarında, lezyon tam olarak kansere dönüşmeden tespit edilebilmektedir. Bu kadar erken yakalanabilen bir lezyon, tetkikler yapılmadığı takdirde doğası gereği giderek büyüyerek, zamanla elle hissedilebilecek bir kitle haline gelir. Milimetrik boyutlardan elle hissedilecek hale gelmesi için geçen süre ortalama 5 senedir.

Erken teşhis için her kadının 40 yaşından itibaren her sene mamografi, meme USG tetkikleri ile birlikte meme cerrahı tarafından görülmesi ve kendi kendini muayene metotları hakkında bilgilendirilmesi gereklidir. 65 yaş sonrası takipler iki seneye çıkarılabilir. Son yıllarda 40 yaş altı meme kanserlerinde görülen artış nedeni ile aile hikayesine bakılmaksızın her kadına 35 yaşında bir kez mamografi önerilmektedir.

Mamografi tetkiki tümör büyüme hızının bilinmesi nedeni ile senede bir yapılmaktadır ve senelik mamografi radyasyonunun meme dokusu üzerinde kanserojen etkisi yoktur.

Meme kanserinin BELİRTİLERİ nelerdir?

Memede ve koltuk altında ele gelen sertlik, meme başında sonradan oluşan içe çekilme, meme başında yara ve kanlı akıntı, meme derisinde kalınlaşma ve renk değişikliği. Günümüzde amaç; bu belirtilerin hiçbiri oluşmadan hastalığı teşhis edebilmektir.

Meme kanserinde CERRAHİ TEDAVİ

Hastalığın safhası, hastanın yaşı, sağlık durumu, meme boyutunun tümöre olan oranı, lezyonun adedi ve meme başına olan yakınlığı gibi faktörler değerlendirilerek hastaya göre planlanır. Erken teşhis edildiğinde sadece kanser dokusunun meme kozmetiğini koruyarak, etrafından sağlıklı meme dokusu çıkarılmasının yeterli olduğu meme koruyucu cerrahi uygulanabilir. Bu durumda korunan meme dokusuna önlem amaçlı radyoterapi uygulanır.

Mastektomi, meme dokusunun tamamının alınması durumudur. Genellikle gecikmiş vakalarda, ileri yaşlarda ve radyoterapi uygulanamayacak hastalarda uygulanır.

Günümüzde belli kriterler sağlandığında mastektomi meme başı ve meme derisinin tamamı korunarak ve aynı anda meme rekonstrüksiyonu gerçekleştirilerek yapılabilmektedir. Protez duruma göre tek aşamada ya da doku genişletici sonrası iki aşamada uygulanabilir. Rekonstrüksiyon hastanın kendi dokusu kullanılarak flep şeklinde de yapılabilir. Meme başı alınmak zorunda olduğu durumlarda ise deri grefti ve tatuaj yolu ile tekrar oluşturulabilmektedir. Mastektomi sonrası aynı ameliyatta memenin oluşturulmasının hastanın psikolojisine ve iyileşme dönemine pozitif katkısı yadsınamaz.

Günümüzde koltuk altı sentinel lenf nodu biyopsi yöntemi ile inceleme amaçlı tek bir lenf nodu çıkarılarak, erken teşhislerde lenf nodlarının gereksiz yere alınması da önlenebilmektedir.

Kemoterapi ve hormonal tedavi uygulanması hasta bazında medikal onkoloji tarafından değerlendirilir. Erken teşhis edilen vakaların çoğunda kemoterapi tedavisine gerek duyulmamaktadır.

Sonuç olarak meme kanseri günümüzde çok sık görülmesi¬ne rağmen erken teşhis edildiğinde minimum cerrahi ile kemoterapiye gerek kalmadan, hayat kalitesini etkilemeden tedavi edilebilmektedir. Kendisine ve çevresindekilere değer veren her kadının bilinçlendirilmesi görevimizdir. Kadınlarının sağlıksız ve huzursuz olması o toplumun utancıdır.


Grup Florence Nightingale Hastaneleri I Kadıköy Life Dergisi

Kasım - Aralık 2016

Bu dönemde meme dokusu daha az şiş ve hassastır. Menopozdaki bayanların ise her ay aynı günlerde meme muayenesi yapmaları uygundur.

  • Öncelikle aynanın önünde, ay ayakta, kollarınız serbest durumdayken her iki memenizde daha önce fark etmediğiniz bir değişiklik olup olmadığına bakın (şişlik, çekinti, renk değişikliği, şekil bozukluğu)

  • Her iki elinizi başınızın arkasına birleştirerek dirseklerinizi arkaya doğru açın ve birinci şıktaki değişikliklere dikkat edin.

  • Her iki elinizi belinizin yanına dayayın ve hafifçe omuzlarınızı öne doğru itin. Daha sonra bu hareket esnasında hafifçe öne doğru eğilin ve birinci şıktaki değişikliklere dikkat edin

  • Bir kolunuzu yukarı doğru kaldırın. Muayene için öteki elinizi 2,3 ve 4. Parmaklarınızın iç yüzleri kullanın. Parmaklarınızı birbirine bitişik tutun. Cildinize hafifçe bastırarak, tüm meme ve koltuk altı bölgenizi kontrol edin. Böylece meme üst dış kadrandaki yoğunlukları daha kolay fark edebilirsiniz.

  • Meme kanserinin yaklaşık yarısı bu alanda görülür. Muayene esnasında aşağıdaki doğrultudan birini kullanarak olağan dışı kitle veya sertlik olup olmadığına bakın. Daha sonra aynı işlemi diğer memeye uygulayın (muayene esnasında elin daha rahat kayması için krem türü sıvılar kullanılabilir. Bu muayene duş alırken de yapılabilir)

  • Koltuk altından başlayarak, memenin dışından büyük bir daire çizin. Gittikçe daireleri küçülterek meme başına doğru tüm bölgeyi muayene edin.

  • Koltuk altınızdan başlayarak parmaklarınızı yukarı aşağı hareket ettirin. Hareketleri içe doğru kaydırarak devam edin. Hareketlerde memenin alt sınırına kadar geldiğinizden emin olun.

  • Meme dış sınırından meme başına doğru parmaklarınızı yıldız şeklinde hareket ettirerek tüm meme dokusunu kontrol edin. Sonra koltuk altını tekrar kontrol edin.

  • Dördüncü şıktaki muayeneyi yatar durumda tekrar edin. Muayene ettiğiniz tarafın omuz altına ince bir yastık yerleştirmeniz muayenenin daha etkili olmasına yardımcı olur. Saptanan her kitle sertlik veya değişiklik kanser değildir. Ancak saptanan her değişikliğin uzman doktorlarca değerlendirilmesi gereklidir.

  • Dikkatli ve yumuşak bir şekilde meme başlarınızı sıkarak herhangi bir akıntı olup olmadığını kontrol edin. Akıntı varsa vakit geçirmeden doktorunuza haber verin. Genelde sıkma ile meme başında akıntı olmaz. Ancak bazı normal memelerde de zaman zaman veya sürekli akıntı olabilmektedir. Meme başından gelen akıntının rengi, geliş sıklığı ve yoğunluğunda olabilecek değişiklikler önemlidir.

Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Meme kanseri ise süt yapan meme dokusu ve daha sık olarak süt taşıyan süt kanallarından kaynaklanan bir kanser türüdür.

  • Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanserdir.
  • Dünya Sağlık Örgütü, 2012 yılında tüm dünyada 1.670.00 yeni teşhis konulan meme kanserli kadın olduğunu, meme kanserinin kadınlarda görülen kanserlerin dörtte birini teşkil ettiğini belirtmiştir.
  • Gelişmiş ülkelerde her 7 kadından birinde meme kanseri görüldüğü bilinmektedir.
  • Meme kanseri gelişmiş ülkelerde azalmakta olup, gelişmekte olan ülkelerde artmaktadır. 2030 yılında tüm meme kanserlerinin %75’inin gelişmekte olan ülkelerde görüleceği hesaplanmaktadır.

Türkiye’de MEME KANSERİ sıklığı

Yaptığımız araştırmalarda, ülkemizde meme kanseri sıklığını son 20 yılda iki katından fazla arttığını göstermiştir. Bu artışın giderek daha fazla olacağı ve yılda yaklaşık 25.000 kadına meme kanseri teşhisi koyulacağı ve her 8 kadından birinin meme kanserine yakalanacağı hesap edilmektedir.

Türkiye’de meme kanseri ortalama 25 yaşından itibaren görülmeye başlar ve görülme sıklığı yaşa göre artar. 45-49 yaş grubunda ise pik yaparak tüm meme kanserlerinin %16,7’sini oluşturur.. Yaygın toplum tabanlı tarama programımızın olmaması, ülkemizde evre 0 meme kanseri oranının %5 civarında, evre I meme kanserinin %27, evre II meme kanseri oranının ise % 44 olmasına, yani ileri evrede tanı konulmasına neden olmaktadır. Gelişmiş ülkelerde evre 0 meme kanseri oranı bizden 4-5 kat, evre I (erken evre) meme kanseri oranı ise 2 kat daha fazladır.

Meme kanserinden korunmak konusunda çeşitli önemli çalışmalar sürmektedir. Şişmanlık, vücut kitle endeksi, kilo ve meme kanseri arasındaki ilişki öne çıkmaktadır. Özellikle menopoz dönemindeki kadınların şişmanlaması önemli bir risk faktördür. Çünkü yağ dokusunun artması östrojen sentezinin de artmasına neden olmaktadır ve östrojen artışı meme kanseri riskini yükseltir. Bu nedenle şişmanlığı önlemek için düzenli egzersiz yapılması (haftada toplam 5-6 saat) ve kalori alımını kısıtlayıcı diyet uygulanması şarttır.

Bu koruyucu önlemlere ek olarak 12 aydan daha uzun süre emzirmek, hormonlu besinleri kullanmamak, alkolden uzak durmak, östrojen hormonlu ilaçların uzun süre kullanılmaması önemlidir.

Meme kanserinden koruyucu ilaçları düzenli olarak kullanmak da meme kanserinden korumaktadır. Bu ilaçlar meme kanserinin tedavisinde de kullanılan tamoksifen ve aromataz inhibitörleridir. Meme kanserine yakalanma riski yüksek olan hastalarda (doğum yapmayan, süt veremeyen, ailesinde meme kanseri olan, erken adet gören, geç menopoza giren vs) kadınlarda bu ilaçların meme kanserini başarı ile önlediği bilinmektedir.

Bir diğer yöntem de riski yüksek olan kadınlara yapılan koruyucu mastektomi ameliyatıdır. Profilaktik mastektomi, her iki memenin kanser olmadan boşaltılması ve içerisinin protezle doldurulmasıdır. (Ünlü sanatçı Angelina Jolie, anne ve anneannesinde meme ve yumurta kanseri olduğu, kanında meme kanseri genleri BRCA 1 ve 2 geni bulunduğu için bu prosedürü tercih etmiştir)

Meme ameliyatı sırasında, doktor gerekli gördüğünde koltuk altındaki lenf bezlerini de çıkarabilir. Bu işlem koltukaltı lenflerin çıkarılması (aksiller diseksiyon) adını almaktadır. Vücudumuzda kan dolaşımına ilave olarak lenf dolaşımı adı verilen beyaz lenf sıvısı dolaşımı vardır. Bu sıvı, lenf kanalları ile taşınırken lenf bezlerine uğrar. Koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması, lenf sıvısının taşınmasını zorlaştırır, lenf kanallarının yollarını değiştirir ve koldaki sıvının genel dolaşıma ulaşmasını engeller. Ameliyattan dolayı, ameliyat tarafındaki elde ve kolda şişkinlik (lenfödem) riski artmaktadır. Bu risk, aynı memeye radyoterapi (ışın tedavisi) alındığında ciddi olarak artmaktadır. Bu nedenle meme ameliyatları sonrası hastaların el, ön-kol ve kollarının, her türlü kesik, yanık gibi travmalardan korunması büyük önem taşımaktadır.

  • Meme ameliyatında etkilenmiş kolun bakımı ve temizliği oldukça önemlidir. pH nötr sabunlarla temizlenmeli ve iyice kurulanmalı, nemli bırakılmamalıdır.

  • Cilt bakımı ve esnekliğine dikkat edilmeli, nemlendirilmesi için yağsız kremler, vücut sütü, vücut losyonu gibi yağ içeriği çok az olan nemlendiriciler kullanılmalıdır. 

  • Sıcak günlerde terlemeyi ve ciltte mantar oluşumunu engellemek için mantar önleyici kremler kullanılabilir.

  • Meme ameliyatından sonra duş alırken çok sıcak suyla duş almayınız. Ameliyatlı kolunuzu liflemeyiniz ve keselemeyiniz. Banyodan sonra saç kurutma
    makinesini kullanırken omuzlarınızı sıcağın etkisinden koruyunuz (Saçınızı baş aşağı pozisyonda kurutunuz).

  • Yanan bir soba veya şöminenin ısısından uzak durunuz.

  • Güneş ışınları zararlı olabilir. Özellikle güneş yanığından kaçınınız. Güneşlenirken yüksek koruma faktörü olan koruyucular kullanınız. Kolunuzu uzun süre güneşe maruz bırakmayınız. Güneşli havalarda gezinirken uzun kollu açık renkli ve bol giysiler kullanınız.

  • Çok sıcak su ile elinizde bulaşık veya çamaşır yıkamayınız.

  • Ütü yaparken yanıklara karşı dikkatli olunuz.

  • Özel bir diyet uygulamanıza gerek yoktur. Dengeli ve yeterli besleniniz.

  • Tuz oranı düşük, lifli gıdalardan zengin bir beslenmeyle ile ideal kilonuzu koruyunuz. Gereksiz kilo alımından kaçınınız. Şişmanlık ödem üzerine olumsuz etki yapar.

  • Kolay sindirilebilen proteinleri içeren besinleri(balık ve tavuk) almaya özen gösteriniz. (Protein alımına dikkat etmek şartıyla.)

  • Alkol ve sigaradan kaçınınız.

  • Meme ameliyatı sonrası yüzme, yoga, suda aerobik ve ritmik yürüyüşler faydalıdır.

  • Ameliyattan sonra uçak veya otobüs ile seyahat ederken mutlaka hekiminize danışınız. Gerekiyor ise mutlaka kolunuza bandaj yapınız veya kolluğunuzu kullanınız.

Ameliyattan sonra YAPILMASI ÖNERİLEN egzersizler:

  • Omuz ve kol eklemlerindeki kireçlenmeyi önler veya giderir,

  • Kola ameliyat öncesi hareketliliğini kazandırır,

  • El, ön-kol ve kol kaslarını güçlendirir,

  • Ameliyat ve radyoterapiye bağlı gelişen sırt, bel, boyun, baş ve omuz ağrılarının giderilmesine yardımcı olur,

  • Çarpık duruşu/ duruş bozukluğunu önler,

  • Elinizin, ön-kol ve kolunuzun şişmesini (lenfödemi) engeller,

  • Bu ekstremitenin normale dönüşü ve iyileşmesinin hızlanmasına yardımcı olur.

(Drenler -yaradan dışarı verilen hortumlar- çıkmadan önce; ameliyat sonrası ilk 24 saat içinde egzersizlere sınırlı hareketlerle başlanır.)

Meme Kanserinde CERRAHİ TEDAVİ Nasıl Yapılır?

Tümörü değil memeyi korumaya çalışıyoruz. Meme cerrahı hastayı muayene ettikten sonra cerrahi öncesi bazı tetkikler isteyebilir. Daha önce çekilen ancak iyi bir görüntü vermeyen veya deneyimli bir meme radyolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmeyen mamografi, ultrasonografi veya emar görüntüleme yeniden istenebilir veya istenmemiş ise istenebilir. Dijital mamografi yöntemi ile hastaya verilen radyasyon dozu daha az olup, daha kaliteli bir görüntü elde edilmektedir. Yapılan muayene ve radyolojik tetkiklerle kanser olma ihtimali yüksek ise, bu kitle ameliyat sırasında çıkarılarak o esnada patolog tarafından değerlendirilebilir. Ancak, kanser olduğu konusunda az bir şüphe var ise, o zaman kalın iğne biyopsisi yapılarak patoloji uzmanına gönderilir. Bazı çok küçük ve ele gelmeyen şüpheli tümörlerden mamografi, ultrason veya emar yardımı ile biyopsi yapılabilir. Bazen bunlar ultrason veya mamografi yardımı ile işaretlenerek ameliyathanede çıkarılırlar.

Meme kanserinde cerrahi tedavi YÖNTEMLERİ nelerdir?

  • Parsiyel Mastektomi: Memenin kanserli dokusunun etrafındaki ince bir sağlam meme dokusu ile birlikte alınması ameliyatı.
  • Mastektomi: Memenin meme başı, halkası ve derisi ile alınmasıdır.
  • Subkutan mastektomi ve protezle tamir (rekonstrüksüyon) Meme başı, halkası ve meme derisin korunarak içindeki meme dokusunun tamamen alınması söz konusudur. Ortaya çıkan boşluk silikon bir protezle doldurulur.
  • Bekçi (Sentinel) lenf bezi biyopsisi: Mavi boya veya radyoaktif maddeyi meme içerisine vererek koltuk altındaki mavi boyalı ve radyoaktif maddeyi tutan lenf bezinin çıkarılması işlemidir. Bu lenf bezinde kanser hücresi yok ise, bu kesilen yer kapatılır ve kol ödemi riski azalır.
  • Koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması: Bekçi lenf bezinde kanser var ise, veya muayene ve radyolojik bulgular koltuk altında kanser olduğunu gösterirse, koltuk altından 10-15 tane lenf bezi çıkarılır. Memenin alındığı durumlarda meme derisinin altına, lenf bezlerinin çıkarıldığı durumlarda ise, koltuk altına bir negatif basınçlı (vakumlu) diren konularak burada biriken sıvının dışarı çıkması sağlanır. Bu drenaj işlemi bazen 5-7 gün bazen daha uzun sürebilir.


Meme HANGİ DURUMLARDA alınıyor?

Hastalığın memede birden fazla yerde ve yaygın olarak olması, tümörün büyük memenin küçük olması, bazı durumlarda memeye radyasyon verilememesi durumunda memenizin alınmasına karar verebilir. Öncelikle önemli olan şeyin sizin sağlıklı ve uzun yaşamanız olduğunu unutmayınız. Ayrıca size meme alındıktan hemen sonra yeni bir meme de yapılabilir.

Koltuk altına yayılan tümör NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Meme kanserinde tümör hücrelerinin genellikle ilk ulaştıkları yer, aynı taraftaki koltuk altı lenf bezleridir. Ameliyattan önce yapılan değerlendirmelerde bu bölgede büyümüş lenf bezi var ise bunun biyopsisi yapılarak içerisinde kanser hücrelerinin olup olmadığı araştırılır. Şayet lenf bezinde de tümör olduğu saptanır ise, memedeki tümör çıkarıldıktan sonra lenf bezleri de buraya yapılan ayrı bir kesi ile çıkarılırlar. Değerlendirilmesi için patoloji uzmanına gönderilir. Şayet, muayene ve radyoloji bu lenf bezlerine yayılım tespit etmemiş ise, o zaman yukarıda belirtildiği gibi bekçi lenf bezi biyopsisi yapılır. Bu lenf bezlerine mikroskopik olarak yayılım var ise aksiller lenflerin çıkarılması hastalığın tedavi şeklini belirlememize yardımcı olur. Lenf bezlerinin çıkarıldığı boşluğa burada birikecek lenf sıvısı, serum ve kanı dışarıya akıtacak bir silikon tüp konularak ucu dışarıya alınır ve toplanacağı negatif basınç uygulanabilecek bir torbaya bağlanabilir. Hastalar bu direnle taburcu edilirler. Hastayı evinde takip edebilecek yakınına biriken sıvıyı 24 saatte ölçerek dökmesi öğretilir. Bu miktar 24 saat içerisinde 30 mililitrenin altına düştüğünde hasta doktoruna gelir ve diren çıkarılır. Diren pansumanı üzerine bir koruyucu yapıştırılır ve hastalar ameliyatlarının ertesi günü duş alabilirler.

Koltuk altı lenf bezleri ALINDIKTAN SONRA komplikasyon görülebilir mi? 

Koltuk altı lenf bezleri çıkarıldıktan sonra, kol iç kısmında uyuşukluk, his azalması, uyuşukluk ve duyu kaybı omuzda hareket kısıtlığı ve kolda ödem (lenfödem) ortaya çıkabilir. Bu komplikasyonlar, bekçi lenf bezi biyopsisi yapıldığında daha azdır.

Ameliyattan hemen sonra o taraftaki kolunuzu saç tarama, yemek yeme, su içme gibi günlük ihtiyaçlarınız için kullanabilirsiniz. Ameliyatlı taraftaki kol ve omuz hareketlerinizi koltuk altına konulan diren alındıktan sonra size önerdiğimiz şekilde yapabilirsiniz. En pratik ve kolay egzersiz, o taraftaki parmaklarınızın duvarda ulaştığı en üst noktaya çizdiğiniz bir çizginin üzerine ulaşması için merdivene tırmanır gibi hareket ettirmeniz ve elinize alacağınız bir lastik topu günde 5-6 defa ve 4-5 dakika süreyle sıkıp gevşetmenizdir. Ayrıca, omzunuzu öne veya arkaya doğru çevirerek hareket ettiriniz. Kol ve omuz hareketlerinizin eski düzeyine kavuşması için düzenli egzersiz yapınız. Yüzme bu amaçla yapılabilecek en iyi spordur. Bu konuda size hazırlamış olduğumuz kitapçık ve Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanımız yardımcı olacaktır.

Koltuk altındaki lenflerin ALINMAMASI mümkün mü?

Yukarıda belirttiğimiz gibi, eğer tanı konulmuş bir kişinin tetkiklerinde ve muayenesinde koltuk altı lenf bezlerinde büyüme saptanmamış ise bu hastalara deneyim gerektiren bekçi lenf bezi biyopsisi uygulanmaktadır.

MEME KANSERİ ile aile hikayesi arasında ilişki var mıdır? AİLESİNDE meme kanseri olan kişi yüksek RİSKLİ MİDİR?

Özellikle birinci derece akrabasında (anne, kız kardeş, kız) meme kanseri tanısı konulmuş olan bir kadında meme kanserine yakalanma riski artar. İkinci derece akrabalarda (teyze, hala, anneanne, babaanne) meme kanseri olması da riski artırır, ancak bu daha düşük bir düzeydedir. Yakın akrabaların meme kanseri tanı yaşından 10 yıl önce (yani annesi 40 yaşında meme kanseri olan bir kadının 30 yaşında), düzenli olarak ultrasonografi ve dijital mamografi çektirmeye başlanmalıdır. Olağan dışı belirtiler (memede kitle, meme başı kanlı akıntısı, deride veya meme başında çekilme vs.) ortaya çıktığında doktora başvurulmalıdır.

Adetler meme kanserini ETKİLER Mİ?

İlk adeti 12 yaşından önce gören, 55 yaşından sonra menopoza girmiş kadınlar yüksek risk grubundadır.

SAĞLIKLI BESLENME, kişiyi meme kanserinden KORUR MU?

Yüksek yağ oranlı beslenme ve kırmızı et, meme kanseri riskini arttırır. Yağ, östrojen hormonunu tetikler, yani tümörün büyümesine katkıda bulunur. Mümkün olduğunca çok sebze ve meyve yemek çok yararlıdır Özellikle menopoz döneminde kilo almanın meme kanseri riskini arttırdığı bilinmektedir.

SİGARA meme kanserine yol açar mı?

Bir çok çalışmada sigaranın doğrudan meme kanserine yol açtığına ilişkin bir sonuca ulaşılmamıştır. Meme kanseri ile sigara içenler ve pasif içiciler arasındaki ilişki halen araştırılmaktadır. Ancak sigara meme kanseri tanısı konmasından sonra tedavideki başarı oranını düşürür.

ALKOL meme kanseri riskini arttırır mı?

Günde 2 kadehten fazla alkol tüketimi meme kanseri riskini arttırır.

Fiziksel etkinlik meme kanseri RİSKİNİ azaltır mı?

Haftada toplam 5-6 saat egzersiz yapan bir kadının meme kanseri riski yaklaşık %30 azalır. Egzersiz, mutluluk hormonunun salgılanmasını sağlar, stresi azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir ve östrojen düzeyini düşürür.

DOĞUM KONTROL HAPLARI meme kanseri ile ilişkili midir?

35 yaşın altında ve 10 yıldan uzun süreyle doğum kontrol hapı kullanan kadınların meme kanseri riski daha yüksektir.

Kendi kendini muayene NE SIKLIKLA yapılmalıdır?

Kendi kendini muayene 20 yaşından itibaren yaşam boyu ayda bir kez yapılmalıdır. Meme dokusunda kitle, ya da çökme olup olmadığı ve meme başından akıntı gelip gelmediği kontrol edilmelidir. Kitle fark edildiğinde paniğe kapılmadan bir cerrahi uzmanına müracaat edilmelidir. Unutmayınız ki muayene sırasında bulunan her 10 kitleden 8’i kanserli değildir.

Mamografi ACI VERİR Mİ?

Mamografi memeleri sıkıştırarak yapılan bit tetkiktir. Bazen kısa süreli bir acı verebilir. Mümkünse dijital mamografi tercih edilmelidir. Mamografi acil durumlar dışında, adet döneminden 1 hafta sonra yani memelerin daha az gergin ve hassas olduğu dönemlerde çektirilmelidir.

Meme kanserinde ERKEN TANI için doktora NE SIKLIKTA gidilmelidir?

Meme muayenesi için kadınlar 20-40 yaş arası 3 yılda bir defa, 40 yaşından sonra yılda bir defa tercihan genel cerrahi uzmanına muayene olmalıdır.

Menopozda HORMON YERİNE KOYMA TEDAVİSİ (Hormon Replasman Tedavisi- HRT) ve meme kanserinin ilişkisi var mıdır?

Hormon yerine koyma tedavisi (HRT); meme kanseri riskinin artmasına, geç teşhis konulmasına ve memedeki yoğunluğu arttırarak mamografideki görüntünün bozulmasına neden olmaktadır. Amerikan Tıp Dergisi JAMA’da yayınlanan araştırmada; menopozdaki 16 bin 608 kadında hormon replasman tedavisi yapılanlarla plasebo (içerisinde ilaç olmayan ancak hastanın ilaç sandığı tablet) karşılaştırılmıştır. Araştırmacılar, hormon replasman tedavisinin tüm meme kanserlerini ve invaziv (yayılabilir) meme kanserini arttırdığını görmüştür. Aynı zamanda araştırmacılar 1 yıl sonra HRT grubundaki anormal mamograma sahip kadınların yüzdesinin plasebo grubundakilerle karşılaştırınca daha fazla olduğunu bulmuşlardır. Bu sonuçlar yayılabilen (invaziv) meme kanserinin östrojen ve progesteron tedavisi uygulanan kadınlarda istenmeyen bir hastalık sürecine neden olabileceği fikrini vermiştir. Sonuç olarak “Herhangi bir süreyle östrojen ve progestin hormonunu kullanan” yani hormon replasman tedavisi alan menopozdaki kadınlar, bu hormonların yararlarını ve yaratabileceği riskleri bilmelidirler. Makaleye göre, bir çok çalışma hormon replasman tedavisinin yüksek meme kanseri riskiyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar sadece östrojen hormon tedavisini 25 yıl ve daha fazla uygulayan kadınlarda belirgin bir meme kanseri risk artışı bulmamışlardır. Ancak östrojen ve progesteronu birlikte uygulamanın (kombine hormon replasman tedavisi) meme kanseri riskini 1,7 kat artırdığını saptamışlardır.