Yararlı Bilgiler

Bebeklerin binde 1 ile 6'sı doğuştan işitme kaybıyla ve yarısı genetik faktörle doğuyor. İşitme kaybı olan bebeklerin tanısındaki olası gecikmeler, bu çocukların iletişim gelişiminde ve eğitiminde ciddi sorunlara yol açıyor. Bu nedenle, işitme kayıplı yenidoğan bebeğin belirlenmesi ve tedavisinin erken dönemde başlaması hayati önem taşıyor.

Erişkinlerde görülen başlıca işitme kayıpları:

•İdiyopatik (nedeni bilinmeyen) ani işitme kayıpları.

•Enfeksiyonlara bağlı işitme kayıpları.

•Gürültüye bağlı işitme kayıpları.

•Posttravmatik (travma sonrası) işitme kayıpları.

•Erişkinlerde 65 yaşından sonra başlayan presbikuzi yaşa bağlı işitme kaybı.

İşitme kayıpları üçe ayrılır:

1. Sensorinöral tip (Sinirsel Tip) işitme kayıpları:

Bu tip işitme kayıplarında, problemin cerrahi olarak düzeltilmesi olası değildir. Hastanın işitme cihazı ya da protezle işitmesi sağlanabilir.

2. İletim tipi işitme kayıpları:

Orta kulağın kulak zarı ya da kemik zincir kusurları gibi nedenlerden kaynaklanıyor. Ses dalgalarının dış ve orta kulak içinden iç kulağa geçmesini engelleyen bir durum. Cerrahi olarak düzeltilmesi mümkündür.

3. Mikst (Karışık) tip işitme kayıpları:

Mikst tip işitme kaybı, Sensorinöral Tip (Sinirsel Tip) ve iletim Tipi işitme Kayıpları'nın bileşimi olduğundan; hem dış kulakta ya da orta kulakta, hem de iç kulakta hasar söz konusudur.

İşitmeye Yardımcı Cihazlar Nelerdir?

Klasik işitme cihazları ve implante edilebilir cihazlar olarak iki ana gruba ayrılır.

1- Klasik işitme cihazları:

Bir hoparlör yardımıyla sesi kulak zarına ileten cihazlardır. Bu tip cihazları kullanabilmesi için, hastanın iç kulağının kısmen hasarlı olması gerekli. Optimum sonuç için hastanın KBB hekimince muayenesi sonrası ideal olarak odyoloji uzmanı tarafından odyolojik testlerinin yapılması, işitme eğrisine uygun cihaz seçimi ve cihazın hastanın işitmesine göre programlanması gerekli.

2- İmplante edilebilir işitmeye yardımcı cihazları:

BAHA: Orta kulağın ağır hasarlı olduğu durumlarda (konjenital aural atrezi, mastoidektomi kavitesi gibi) kafatasına vidalanan ve kemik yolundan direkt iç kulağı uyaran cihazdır.

Parsiyel sensorinöral işitme kayıplarında kullanılan implante edilebilen cihazlar:

a.Vibrant soundbridge, TICA. Vibrant Soundbridge: Biyonik kulak gibi iç ve dış parçadan oluşur. İç parça operasyonla yerleştirilir Dış parça ise kulak arkası işitme cihazına benzer. Gelen sesleri alan mikrofon, cilt üzerinden sinyalleri iç parçaya gönderir. Örs kemikçiği uzun koluna bağlı oluşum, kemik zincirin daha güçlü titreşimini ve amplifikasyonu sağlar.

b.TICA (Totally impantable communication assistance): Cihazın özelliği tam implante edilebilir olması, yani dışarıdan görünen hiçbir parçasının bulunmamasıdır. Mikrofon, dış kulak yolu derisinin altına yerleştirilir.

Biyonik kulak: Bilateral total işitme kayıplı hastalarda, mekanik ses enerjisini elektrik sinyallerine çevirerek cochlear sinire ulaştıran cihazlardır. Biyonik kulak adayı hastanın çok ileri seviyede işitme kaybının olması ve diğer işitme cihazlarından yarar görmemiş olması gerekir.

Biyonik kulak sayesinde insanoğlu ilk kez beş özel duyudan birini restore etme olanağını yakalamıştır. Ancak, doğumsal işitme kayıplı hastaların ilk 6 ay içinde işitme kaybı tanısının konulması, 1 yaş dolmadan işitme cihazı kullanmaya başlaması ve 2 yaş civarında biyonik kulak uygulanarak rehabilitasyon programına alınması çok önemlidir.

 

 

 

 

Ses teli nodülü nedir?

Sesin kötü veya aşırı kullanılması sonucu ses tellerinin serbest kenarlarında ortaya çıkan kitlesel oluşumlardır. Bu hastaların birçoğunda, aynı zamanda gastroözofageal reflünün de söz konusu olduğu ortaya çıkmıştır. Hem çocuklarda hem de yetişkinlerde görülebilir. 

Ses teli nodüllerinin tedavisinde anahtar nokta; ses terapisi olup cerrahinin rolü tartışmalı olarak kalmıştır. 6 haftalık ses terapisi sonrası gerilemeyen ve nasırlaşan (keratinize lezyonlar) olgular cerrahi ile tedavi edilebilmektedir.

 Başlangıçta ses istirahatı ile başlayan tedavi ,ses terapisi rejimi ile devam eder ve uygun şarkı söyleme egzersizleri ile tamamlanır.Zararlı şarkı söyleme ve konuşma şekillerinin düzeltilmesi zorunludur.Şarkıcı veya konuşmacı, eski konuşma alışkanlıklarına dönerse nasıl tedavi edilirse edilsin ses telindeki nodül tekrar oluşacaktır.

Ses teli nodüllerinin oluşması önlenebilir mi?

Uygun ses tekniği, nefes açıcı egzersizler ve sağlıklı bir diyet içeren makul bir yaşam tarzı, ses teli nodülünü önlemek için yeterlidir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar, ses eğitimi alan şarkıcılarda, gırtlaktaki aşırı kas gerginliğinin, ses eğitimi almayanlara göre, önemli derecede azaldığını göstermektedir. Dolayısıyla şarkıcıların seslerini kullanırken, nasıl hem gevşemiş ve hem de enerjik ve güçlü olabileceklerini öğrenmeleri gerekmektedir.

Tüm provalarda ve şarkı söyleme eylemlerinden önce dikkatli ısınma gereklidir . Belirli bazı şarkı söyleme tipleri (rock, jazz, ve bazı popüler stiller) ses teli nodülü için daha müsaittirler.Bunlardaki teknik bağırmayı gerektirir ki buda ses tellerinde aşırı titreşime ve yüklemeye sebep olur.Gece kulüplerinin sigara dumanlı,tozlu ve gürültülü ortamında şarkı söylemek, ses tellerine aşırı yüklenmeye neden olur. Pop şarkıcılarının ses telindeki nodül kendini, tipik boğuk ses tonu ile belli eder. Ses teli nodülü tanısı konan çoğu pop sanatçısı, kendilerine özgü ses özelliklerini kaybedeceklerinden korktukları için tedavi olmak istemeyebimektedir.

Çoğu ses hastalığının, gastroözofageal reflünün (yemek borusu ve yutağa mide muhtevasının gelmesi) yarattığı ses teli tahrişinden kaynaklandığını bilindiği için uygun bir diyet önemlidir. Aşırı çay, kahve ve alkol tüketiminin ses teli üzerindeki kurutucu etkisi sesi olumsuz etkiler. Pasif içiciliğin de dahil olduğu sigaranın zararlı etkileri iyi bilinmektedir. 

Antialerjik ilaçların kullanımı gırtlağı kurutabilir, aspirin ise kanama eğilimini artırabilmektedir.Bu ilaçlar kullanılırken dikkatli olunmalıdır.

Son olarak rutin nefes egzersizlerinin, yoganın ve/veya meditasyonunun (derin düşünme), stresi ve gerginliği gidermede yardımcı olarak şarkıcının durumunu güçlendireceğini söylemekte yarar vardır.

Hormonal bozukluklar ses değişikliği yapar mı?

Evet yapar. Guatr bezinin az çalışması ve adet öncesi dönemde östrojen hormonların etkisiyle ses tellerinde ortaya çıkan ödem, ses kısıklığına neden olabilir. Büyüme hormonunun fazla salgılanması, gırtlağın aşırı büyümesine bağlı olarak ses tellerinin uzamasına sebep olduğu için ses değişikliğine yol açabilir.

Gırtlak iltihabı ses kısıklığı yapar mı?

Akut gırtlak iltihabı, grip ya da nezle gibi enfeksiyon, sesin aşırı kullanılması (bağırma, şarkı söyleme vs.) ve sigara dumanının neden olduğu tahriş sonucu ortaya çıkabilmektedir.

Gırtlak iltihabında; hasta konuşmakta güçlük çeker,sesi kısılır,hatta bazen tümüyle sesi çıkmaz. Gırtlakta ağrı ve duyarlılık hisseder.Bu rahatsız edici ama tehlikeli olmayan bir durumdur.Ses istirahatına önem verip içine yumuşatıcı maddeler eklenmiş buhar solunması tedavide iyi gelebilmektedir.

Reflü hastalığının ses kısıklığı üzerinde etkisi nedir?

Bazı insanlarda mide asidi anormal bir biçimde yemek borusuna ulaşır. Buna “gastroözofageal reflü hastalığı" denir.Şayet reflü üst kısma kadar çıkar ve gırtlağın arka kısmına kadar ulaşırsa buna “larengofarengeal reflü hastalığı" adı verilir. Yutak,gırtlak ve akciğerler mide asidine karşı çok duyarlıdırlar. Ses telleri de reflüden olumsuz olarak etkilenebilmektedir.

Hastalarda göğüs ağrısı ya da mide şikayetleri her zaman bulunmayabilir. Bu, hastalar tarafından sıklıkla sorulan bir sorudur.Aslında larengofarengeal reflüsü olan hastaların pek azında ciddi göğüs ağrısı,göğüs kemiği arkasında yanma hissi bulunur.Göğüste yanma hissi, yemek borusu dokuları tahriş olduğunda ortaya çıkar. Reflü ataklarının çoğu hasta farkında değilken boğaza zarar verebilir.

Larengofarengeal reflü; ses kısıklığı ,kronik öksürük,sık boğaz temizleme ihtiyacı,boğazda ağrı ya da rahatsızlık hissi veya kitle hissi,yutkunma problemleri,ağızda kötü/acı tat duyusu (özellikle sabahları),geniz akıntısı,kulağa vuran ağrı,astım benzeri semptomlar,şarkı söylerken zorlanma gibi şikayetlere yol açabilmektedir.

Larengofarengeal reflü nasıl tedavi edilir?

Reflü tedavisinde; ilaç kullanımı ve yaşam tarzı değişiklikleri yer alır.Hastaların günlük yaşantılarında dikkat etmesi gereken konular ise şöyle sıralanabilir:

Stresten Kaçınılması: Orta şiddette stres bile reflü miktarını önemli ölçüde arttıracağından, profesyonel ve gündelik yaşam tarzında stresle başa çıkmaya yönelik ciddi adımların atılması gerekir.

Beslenme Özelliklerine Dikkat edilmesi: Hasta sindirim sisteminin çeşitli besinlere karşı nasıl reaksiyon gösterdiğini gözlemlemelidir. Bazı besinlerin, insanların çoğunda reflüyü arttırdığı belirlenmiştir. Bunlar arasında: Meksika ve İtalyan yemekleri gibi baharatlı, asitli ve domates içiren yemekler, portakal, greyfurt suyu gibi asitli meyve suları, fast food ürünleri gibi yağ içeriği yüksek yiyecekler,kahve çay gibi içecekler,nane şekeri ve çikolata sayılabilir.

Öğün Zamanlarının Düzenlenmesi: Öğünler sırasında mide aşırı doldurulmamalı,öğünden hemen sonra egzersiz yapılmamalı,uykudan birkaç saat önce yemek yememeli ve yatakta uzanarak bir şeyler yeme alışkanlığından kaçınılmalıdır.

Kiloya Dikkat Edilmesi:Vücut yapısına uygun kilonun korunması önemlidir. Çünkü şişmanlık reflüyü önemli derecede arttırır.

Uyku Esnasında Reflünün Önlenmesi: Uyku sırasında baş yükseltilmelidir. Bir kaç yastık kullanılarak başın yükseltilmesinden kaçınılmalıdır zira bu, mideyi sıkıştırarak reflüyü arttırır. Son çalışmalarda reflü ataklarının gündüz ayaktayken daha fazla meydana geldiği gösterilmiştir. Bu yüzden bu öneriler daha önceleri önerildiğinden daha az önem taşır.

Bunların yanı sıra beli çok sıkan kemer ve elbiselerin kullanılmaması, sigaranın bırakılması, aspirin gibi reflüyü şiddetlendiren ilaçların kullanılmaması da önemlidir.


Evet !Ses kısıklığı ciddi bir hastalığın belirtisi olabilmektedir.

Ses kısıklığı ile birlikte aşağıdaki belirtiler varsa ihmal etmeden kulak burun boğaz uzmanına başvurmalısınız: 

- Soğuk algınlığı gibi belirli bir neden yokken ağrı olması, 

- Öksürükle kan gelmesi,

- Yutma güçlüğü,

- Boyunda şişlik,

- Birkaç günden uzun süren tam ses kaybı 

Özellikle sigara içen bir kişide bu belirtiler gırtlak kanserinin ilk belirtisi olabilir.Gırtlak kanseri erken teşhis konulduğunda tedavi oranı yüksek bir hastalıktır.Teşhisinde gecikilmiş olgularda, gırtlağı tümüyle almak gerekir ama erken teşhis konulan olgularda, kısmi ameliyat veya radyoterapi ile tedavi mümkündür.

Genel sağlık durumunuzu, en iyi halde tutmak için elinizden geleni yapın. Dinlenmeye zaman ayırın. Kendinizi kötü hissettiğinizde veya gribal enfeksiyon geçirdiğinizde sesinizi zorlamayın ve şarkı söylemeyin. Bununla birlikte aşağıdakilere dikkat edin;

- Düzenli olarak egzersiz yapın

- Dengeli ve düzenli beslenin

- Susuz kalmamaya dikkat edin

- Havası kuru ve kirli ortamlarda bulunmamaya dikkat edin

- Aşırı konuşmayın, sesinizi mümkün olduğu kadar az kullanın ve sık aralıklarla ses istirahati uygulayın

- Bağırmaktan, çığlık atmaktan, yüksek sesle gülmek ve konuşmaktan kaçının

- Gürültülü ortamlarda (kalabalık restoran ,partiler vs .gibi) sesinizi mümkün oldukça az kullanın

- Hasta olduğunuzda fısıldayarak konuşmayın. Fısıldamak,normal konuşmaktan daha zararlıdır

- Birinin dikkatini çekmek yerine el çırpma veya ıslık çalmak gibi nonvokal eylemlerden faydalanın

- Sesinizi zorlamamak için yüzünüzü konuştuğunuz kişiye dönün ve ona mümkün olduğunca yaklaşın

- Gerektiğinde amplifikasyon cihazlarından yararlanın

- Uzun cümlelerle konuşurken sık sık nefes alın

- Şarkı söylemeden önce ısınmayı, söyledikten sonra gevşeme gevşeme egzersizleri yapmayı alışkanlık haline getirin

- Sesinizi mümkün olduğu kadar az efor ve gerginliğe yol açacak şekilde kullanmayı öğrenin

Bol su içmek: Ses tellerinin yeterli titreşebilmesi için üzerinde ince bir mukus tabakası ile kayganlaştırılması gereklidir. Bunun için altın kural mümkün oldukça su içmektir. Kahve ,çay ve içkilerin içerdiği kafein ve alkol suyu vücuttan uzaklaştırarak ses tellerinin kurumasına neden olabilmektedir. Bu içecekler az miktarda alınmalı ve alındığında denge sağlamak için bol su içilmelidir.

Kuru hava: Ses tellerinin nemliliğini bozan diğer bir faktör kuru havadır. Gaz, elektrik sobaları, klimalı ortamlar ve iklimi kuru olan bölgelerde bulunmak ses tellerini olumsuz etkiler. Böyle bir durumda geceleri hava nemlendirici kullanılması yarar sağlayabilir.

Boğaz temizleme ve şiddetli öksürme: Boğaz temizleme ve şiddetli öksürme ses tellerini zedelemektedir. Mümkün olduğunca bu eylemlerden kaçınılması gereklidir.Boğaz temizleme ihtiyacının ve öksürüğün en sık sebeplerinden biri, ses telleri seviyesinin altında koyu veya aşırı mukus (balgam) sekresyonunun bulunmasıdır. Bunu temizlemek için, derin nefes alıp nefesinizi bir an için tutun. Göğsünüzü ve karnınızı içeri çekip ve ciğerlerinizdeki havayı dışarı verirken yumuşak ve hafif bir “H “ sesi çıkarın.

Sağlıklı beslenme: Dengeli beslenmeniz genel vücut sağlığına yararlı olduğu gibi ses telleriniz için de gereklidir. Bol sebze meyve tüketmek, yağ, şeker, tuz alımını sınırlamak, bol sıvı tüketmek, abur cuburdan ve katkı maddeleri besinlerden uzak durmak önemlidir.

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.