Kronik Myeloid Lösemi (KML)

Kronik myeloid lösemi (KML) diğer adıyla Kronik Granülositik Lösemi genellikle orta yaştan sonra görülen kan ve kemik iliğinin yavaş seyreden kanseridir. Genellikle tesadüfen rutin yapılan kan tetkikleriyle tanı konulur ve tüm lösemilerin dörtte birini oluşturur. Çoğunlukla orta yaştan sonra görülen yavaş seyirli bir kemik iliği  kanseridir. 

Kronik Myeloid Lösemi Nedir?

Vücudumuzdaki kan hücreleri hematopoetik kök hücreler denilen kemik iliğindeki öncü hücrelerden gelişir. Akyuvarlar ve beyaz kan hücreleri de denilen lökositler granülosit, lenfosit ve monosit adı verilen hücrelerden oluşur.

KML özellikle granülosit tipindeki hücrelerin artışıyla karakterize bir kanser türüdür. Aşırı çoğalan granülositler yapılarındaki bozukluk nedeniyle normal granülosit fonksiyonlarını yerine getiremezler. Bu hücrelere lösemik hücreler adı verilir. Lösemik hücrelerin normal beyaz kürelere yer bırakmayacak şekilde kanda artmasıyla hastalarda şikayetler başgöstermeye başlar. Erkeklerde kadınlara göre biraz daha fazla görülen KML'de kan pulcukları denilen ve kanın pıhtılaşmasını sağlayan trombositlerin de artışı mevcuttur. Hem lösemik hücreler hem de trombositler kanın yanı sıra özellikle dalak gibi diğer dokularda da artarlar ve bu hastalıkta en sık görülen bulgu dalak büyümesidir. 

Kronik miyeloid löseminin sebepleri nelerdir?

Vücudumuzdaki normal hücreler 23 çift kromozomdan oluşurlar. KML'li hastaların çoğunda kalıtsal olmayan yani nesilden nesile geçmeyen bir kormozom anomalisi saptanmıştır. Bu hastalarda 9 ve 22. kromozomlar arasında sonradan gelişen bir mutasyon ile kromozom translokasyonu (resiprokaltranslokasyon) izlenmektedir.

Buna “Philadelphia kromozomu” denir ve sadece KML hastalarında izlenir. Bazı hastalarda ise Philadelphia kromozomu olmadan da KML görülebilir. Philadelphia kormozomu pozitif olan hastalar tedaviye daha iyi yanıt vermektedirler. Atom bombası sonrasında o bölgelerde KML insidansının belirgin olarak artması hastalığın gelişiminde radyasyonun etki ettiğini düşündürmektedir, fakat çeşitli sebeplerle radyoterapi alan hastalarda KML sıklığında artış saptanmaz. 

KML belirtileri nelerdir?

Hastalık erken dönemlerde genellikle belirti vermez. Hastaların hemen hemen yarısında başka nedenlerle yapılan kan testlerinde lökosit düzeyinin tesadüfen yüksek saptanması ile tanı konur. Hastalık ilerledikçe şu belirtiler ortaya çıkar.
  • Normal günlük aktivitelerde yorgunluk, halsizlik hissi
  • Ateş yüksekliği ve kilo kaybı
  • Gece terlemesi
  • Dalak büyümesine bağlı sol tarafta kaburgalar altında dolgunluk ve ağrı
Fakat bu şikayetlerin özellikle KML'ye ait olmayabileceği başka birçok hastalıkta da görülebileceği unutulmamalıdır. 

KML teşhisi nasıl konur?

Hastalarda bahsedilen şikayetlerle birlikte kan sayımında lökosit artışı KML'yi düşündürebilir. KML'den şüphelenilen hastalarda öncelikle hastanın ayrıntılı anamnezi alınarak fizik muayenesi yapılır. Dalak muayenesi fizik muayenenin en önemli parçasıdır. Hastaların %90'ında dalakta büyüme saptanır. Bundan sonra hastaların tam kan sayımı yapılarak beyaz kan hücreleri (lökosit), kırmızı kan hücreleri (eritrosit), trombosit sayısı ve hemoglobin miktarı ölçülür. İlk tanı anında lökosit sayısı genellikle milimetreküpte 1000000'in üstünde ölçülür. Trombosit sayısı ise hastalığın evresine göre artmış ya da azalmış olarak saptanabilir. Periferik yayma kanın bazı boyalarla boyanarak hücrelerin boyanması temeline dayanan bir yöntemdir. Periferik yayma yapılarak kan hücrelerinin sayıları ve şekilleri incelenir. Normalde kanda görülmemesi gereken olgunlaşmamış genç hücreler (blast veya promyelosit) izlenir. Tüm kan kanserlerinde olduğu gibi KML'de de kemik iliği biyopsisi yapılmalıdır.

Kemik iliği biyopsisi leğen kemiğinden lokal anestezi altında yapılır. Özel bir iğne yardımıyla girilerek kemik iliği aspire edilir. Bu işlem ağrısız bir işlemdir. Biyopsi numuleri mikroskop altında incelenir. Ayrıca genetik testler yapılarak kemik iliğindeki kromozom anomalileri de araştırılır. Lökosit alkalen fosfataz düzeyi KML'de düşük olarak saptanır. Yine sitogenetik ve moleküler genetik yöntemleriyle kromozomlardaki genetik değişiklikler araştırılır. KML'li hastalarda 9. kromozomdan bir parça ile 22. kromozomdan bir parçanın karşılıklı olarak yer değiştirmesiyle oluşan resiprokal kromozom anomalisine Philadelphia kromozomu denir. Bu hatalı kromozomla oluşan gene bcr-abl geni adı verilir. KML'li hastaların %90'ında Philadelphia kromozomu pozitif çıkmaktadır. 

KML hastalığının evreleri nelerdir?

KML hastalığı sınıflandırılırken evreleme değil, faz denilen aşama sistemi kullanılır. Tedavi hastalığın hangi fazda olduğuna ve yaşına göre değiştiği için bu fazları belirlemek önem arz etmektedir. 
  • Kronik Faz: Hastaların %85’i bu aşamada teşhis edilir. Hastaların şikayetleri yok ya da yok denecek kadar azdır. Kemik iliği ve kanda %10'dan daha az blast hücresi izlenir. Hastalar tedavilerini ayaktan alırlar, hastaneye yatmaları gerekmez. Bu fazın süresi hastadan hastaya değişmekle birlikte genellikle 3-4 yıl sürer. Hastalık yavaş ilerler, hastalar normal hayatlarını sürdürürler, hastaneye yatmaya gerek kalmadan tedavilerini ayaktan alırlar. 
  • Akselere (Hızlanmış) Faz: Blast hücresi sayısı %10-19 arasındadır. Hastalarda ateş, kilo kaybı, kemik ağrıları gibi şikayetleri ortaya çıkmıştır. Dalak büyümeye başlamıştır. Hastaların %10'u bu evrede tanı alır. 
  • Blastik Faz: Blast hücreleri kanda %20 oranını geçmiştir. Bu evrede hastalık artık akut lösemiye dönüşür. Hastalarda yorgunluk, halsizlik, ateş belirtileriyle ortaya çıkan blast krizi baş gösterir. Ciltte morluklar ve çok ciddi kemik ağrıları gelişir. Bu evrede artık tedaviye yanıt oranı düşüktür.

Kronik Myeloid Lösemi Tedavisi 

Genellikle kronik fazda tanı alan hastaların bazı durumlarda kandaki lökosit sayıları o kadar yüksektir ki kanın normal akışı sağlanamaz hale gelir. Aşırı artmış hücreler dokulara sızarak hayati risk oluştururlar. Bu durumlarda lökoferez denilen bir işlem uygulanır. Hastanın kanı bir filtreden geçirilerek içindeki artmış lökositler temizlenir ve hastaya geri verilir. Hastanın lökosit seviyesi kritik değeri geçmemişse lökoferez uygulanmaz, diğer tedavi yöntemlerine başvurulur. 
KML'de en çok kullanılan yöntem hedefe yönelik tedavidir. Bu hastalarda lökositlerin aşırı artışından sorumlu olan yapı Philadelphia kromozomudur. Oluşan bcr-abl geni tirozin kinaz enziminin aktivitesini arttırır. Normal hücrelere zarar vermeden artmış tirozin kinaz aktivitesini engelleyen tirozin kinaz inhibitörleri lökositlerin aşırı çoğalmasını da engellemektedir. Hedefe yönelik tedavi olarak adlandırılan bu ilaçlardan ilk seçenek olan İmatinib özellikle kronik fazda hastaların büyük çoğunluğunda kan değerlerini normale döndürmektedir. Bu ilaç hastaların %65' inde ise Philadelphia kromozomunun kaybolmasını sağlar. Kemik iliğindeki kanser hücrelerini öldürmek için ise kemoterapötik ilaçlar kullanılır. Hedefe yönelik tedavi bulunmadan önce KML tedavisinde ilk seçenek kemoterapi tedavisiyken, günümüzde bazı durumlarda destek tedavisi olarak kullanılmaktadır. Biyolojik tedaviler hastaların bozulmuş olan bağışıklık sistemini onararak hastalıkla ve dışarından gelen mikroorganizmalarla savaşmasına yardımcı olur. İnterferon tedavisi vücudun kanser hücrelerine karşı gelişen bağışıklık mekanizmasını arttırarak etki göstermektedir.

Hastalığın ilerlediği akut faza geçtiği hastalarda hedefe yönelik tedavi etki etmiyorsa yüksek doz kenmoterapi uygulanır. Bu tedavi sadece kanserli hücreleri değil normal hücreleri de hedef aldığı için hastalarda ciddi bir kemik iliği baskılanması ve buna bağlı olarak tüm hücre serilerinde azalma izlenir. Bu hastalara ya hastanın kendi kök hücreleri önceden alınıp dondurulur ve daha sonra tekrar geri verilir (otolog kök hücre nakli) ya da kardeşlerinden ya da doku uyumlu başka bir bireyden alınan allojenik kök hücreler nakledilir. Özellikle ileri derecede büyüyen ve diğer tedavi yöntemlerine cevap vermeyen hastalarda dalağın cerrahi olarak çıkarılması gündeme gelebilir. 


Kronik Myeloid Lösemi hastalığı ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak ve tüm sorularınız için Florence Nightingale Hastaneler Grubu bünyesinde çalışan Hematoloji, Onkoloji branş kadromuzla iletişime geçmeyi ihmal etmeyiniz.