Yararlı Bilgiler

K vitamininden zengin yiyeceklerle beslenme Coumadin'in etkisini azaltabilir.K vitamini içeren gıdaların diyetten tamamen çıkarılması da mümkün değildir.Bu gıdaların alınması sağlıklı beslenme için gerekli olduğundan Coumadin kullanımı sırasında uyguladığınız diyeti devam ettirmeniz,değişiklik yapmamanız, hangi besinin K vitamini içerdiğinden daha önemlidir.

Önemli diyet değişikliği yapmadan önce (örneğin kilo kaybetmek veya kazanmak için) doktorunuza danışınız.Her zaman düzenli ve dengeli beslenip, K vitamini içeren besinleri bazen az bazen çok yemediğiniz takdirde Coumadin ayarında bir değişiklik olmayacaktır.

Eğer INR/PT takipleriniz dengesiz gidiyorsa doktorunuz lahana,pazı,ıspanak,Brüksel lahanası,kara lahana,brokoli,şalgam gibi K vitamini yüksek olan gıdaları almanızı tamamen yasaklayabilir.

Herhangi bir sağlık sorunu nedeniyle doktora başvurduğunuzda warfarin kullandığınızı söylemeyi unutmayın!

Özellikle cerrahi bir girişim (ameliyat) olmanız gerektiğinde coumadinin kesilmesi zorunludur. Kalp doktorunuza haber verin ve ne yapmanız gerektiğini öğrenin.

Acil durumlar için cüzdanınızda coumadin kullandığınızı belirten bir not bulundurmanızı önermekteyiz.

Şu ana kadar belirttiğimiz farklılıklar dışında , yeni nesil pıhtı önleyici ilaçları kullanırken dikkat etmemiz gereken hususlar warfarin kullanımıyla tamamen aynıdır.

Warfarin etken maddeli antikoagülan ilaç eczanelerde 5 ve 10 mg lık tabletleri vardır,ancak doz ayarlama kolaylığı nedeniyle çoğunlukla 5 mg'lık formu tercih edilmektedir.Warfarin damarlarınızda veya kalbinizde pıhtı oluşmasını önleyen,ağızdan kullanılan bir ilaçtır.Pıhtının büyümesine,kopmasına ve pıhtının damarlarınızı tıkamasına engel olur.

Warfarin nasıl etkili olur?

Warfarin karaciğerde K vitaminine bağımlı pıhtılaşma faktörlerinin yapımını engeller,kanın pıhtılaşmasını geciktirir.Pıhtılaşmayı önleyici etkinin başlaması için en az 48 saat gereklidir.Etki ortalama 5 gün içerisinde istenilen düzeye gelecektir.

Warfarin etkisi nasıl anlaşılır?

Warfarin pıhtılaşma sisteminin fonksiyonunu gösteren Protrombin Zamanı (PT) testini uzatır.Bu testin değeri INR isimli birimle ifade edilmektedir. Normal insanlarda INR değeri 1 civarındadır.Warfarin içtikçe kan pıhtılaşması zorlaşacak ve INR değeri o şiddette yükselecektir.Warfarin kullanan kişide bu değerin ne olması gerektiği doktoru tarafından belirlenmektedir. Warfarin dozu ve hedef ınr değeri mutlaka doktorunuz tarafından belirlenmelidir.

Warfarin nasıl muhafaza edilir?

Sıcak ve nem ilacın bozulmasına neden olur.Bu yüzden banyo gibi nemli yerlerde saklanmamalı,ışıktan korunmalı,oda ısısında yada buzdolabı kapak rafında +4 derecede saklanmalıdır.

Kimler Warfarin Kullanamaz?

Kanama eğilimi olan hastalar,yakın zamanda mide- barsak kanaması geçirmiş olanlar,kontrolsuz hipertansiyonu olanlar,beyinde anevrizma saptanan kişiler.

Aşağıdaki Durumlarda Warfarin Dikkatle Kullanılmalıdır!

Karaciğer yetersizliği, böbrek yetersizliğ, gebelik(bebekte ciddi sakatlıklar gelişebilir).

Warfarin Nasıl Kullanılır?

Warfarin ağızdan günde tek doz olarak alınır.İlacı hergün aynı saatte almak önemlidir,akşam saatlerinde aç veya tok alınabilir.

İlaca başlamadan önce vücudunuzun normal (bazal) INR değeri belirlenir.Hastalığın özelliğine göre doktorunuz PT/INR değerinin 2-4 arasında tutulmasını isteyebilir.Bu etkiyi yaratacak ilaç dozu kişiden kişiye değişebilir.Bazen yarım veya çeyrek tablet ile bu etki sağlanabilirken başka bir kişide 2 tablet ilaç alınması ile bu etki sağlanabilmektedir.Başlangıçta istenen INR değerine ulaşana kadar sık aralıklarla düzenli PT/INR kontrolü yapılr.Warfarinin etkisi istenilen düzeye ulaştıktan sonra doktor önerisiyle belirlenen günlerde 3-4 haftada bir kontrol yapılr. Warfarin başlamadan önce bilinen tüm hastalıklarınızı doktorunuza anlatın

Ritim bozukluğu tedavisinde kullanılan kan sulandırıcı warfarin ile ortaya çıkabilecek yan etkiler nelerdir?

Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi ve konuşma bozukluğu bir beyin kanamasının habercisi olabilir, acilen doktorunuza haber verin.

Warfarin'in en önemli yan etkisi kanamadır. İlaç dozu kişi için fazla ise INR değeri yükselir ve kanamalar görülebilir.Bu ilaç kullanılırken mümkün olduğunca vücutta yaralanma oluşturabilecek aktivitelerden kaçınmak gerekir.Aşağıdaki durumlarda hemen Warfarin kullanımını durdurun ve doktorunuza başvurun:

Kusma ile ağızdan kahve telvesi gibi veya kırmızı renkte kanama,

Öksürükle ağızdan pembe köpüklü kanama

Dışkıda kan gelmesi veya katran rengi dışkılama

İdrarda kan

Diş eti,burun kanaması

Kadınlarda aşırı miktarda,içinde çok miktarda pıhtılar olan uzun süren adet kanaması veya adet dışı kanama

Vücudunuzda çarpma olmadan geniş morlukların ve şişliklerin oluşması

Nadir görülen bir diğer yan etki de warfarin aldıktan sonra dilde ve boğazda şişlik,nefes darlığı ve vücudunuzda alerjik döküntüler oluşmasıdır. Hemen ilacı kesip doktorunuza haber verin.

Warfarin (Coumadin )Alırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

İlacınızı günde bir seferde belirtilen dozda alınız.

İlacınızı tarif edildiği şekilde ve hergün aynı saatte alınız.Tavsiyemiz saat 16.00 yada yakın saatlerde almanızdır.Bunun nedeni gün içinde yapılan INR kan testi sonucuna göre ilaç dozunuzu değiştirme imkanı olmasıdır.

İlacınızı almadığınızı gece yarısından önce hatırlarsanız alabilirsiniz.Unutulan tableti daha geç hatırladığınızda ertesi günü bekleyerek sadece o günün ilacını alınız.

Telafi amaçlı da olsa 2 günlük dozu bir seferde almayınız.Eğer iki ya da daha fazla gün ilacınızı almayı unutursanız doktorunuza başvurmalısınız,çünki doz değişimi gerekebilir.

Eğer ınr 5 veya üstü ise; hemen coumadin'i kesip doktorunuzu arayınız.

Herhangi bir olağan dışı kanama varsa ilacı  kesip en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.

Warfarin etkisinin artması PT veya INR değerinin artmasına,kanın pıhtılaşmamasına ve dolayısıyla kanamalara yol açabilir.

Warfarin'in etkisinin azalması ise; PT/INR değerinin azalmasına, kalp boşlukları ve yapay kalp kapaklarında pıhtı oluşmasına neden olur.

Günlük aktiviteler sırasında kanamaya neden olacak yaralanmalardan kaçınmak gerekir.

Tıraş bıçağı kullanırken dikkat ediniz,mümkünse elektrikli tıraş makinesi kullanınız.

Tüylerden kurtulmak istediğinizde tüy dökücü kremler kullanılmalıdır.

Dişlerin yumuşak bir fırçayla ve nazikçe fırçalanması gerekir.Sert darbeler kolay kanamaya neden olabilir.Diş ipi kullanımında da özenli olunmalıdır.Diş tedavisi ve özellikle diş çekimi öncesi diş hekimine Warfarin kullandığınızı mutlaka söyleyiniz.Warfarin altında diş çekimi veya kanamaya sebep olacak diş tedavileri yapılması uygun değildir.

Warfarin kullanırken kanama riski olan aktivitelerin ve sporların (boks ve karate gibi) yapılması sakıncalıdır.

Eğer bir yeriniz kesilirse ve kesi küçük ise kanama durana kadar üstüne bastırınız.10 dk baskı uygulamnıza rağmen kanama durmuyorsa kesik üzerine basma koşuluyla en yakın sağlık kuruluşunun acil polikliniğine başvurunuz.Kesik büyük ise,yine üstüne baskı uygulayarak en yakın acile başvurunuz.

Doktorunuz alkol almanıza izin vermişse 24 saatte 14 gramdan (%40 alkol içeren içkilerde 35 cc) fazla tüketmeyiniz.Alkol Warfarin'in etkinliğini değiştirebileceği gibi,dengenizi bozarak düşme sonucu yaralanarak kanama geçirme riskinizi arttırabilir.

Kolonoskopi gibi tıbbi girişimlerden önce Warfarin'e ara verip vermeyeceğiniz konusunda doktorunuza danışın.

Her zaman yanınızda Warfarin kullandığınızı belirten bir belge bulundurunuz.Acil durumlarda bunu açıklayacak durumda olmayabilirsiniz.

Warfarin kullanırken kas içi enjeksiyon şeklinde yapılan iğne tedavilerinden kaçınılmalıdır.Tıbbi açıdan uygun ilaçlar deri altı veya damar yoluyla enjeksiyon şeklinde uygulanabilir.

İlacınızı aldığınız veya almadığınız dozları size verilen deftere not ediniz.

İlaç ve bitkisel takviyeler Coumadin'e etki yaparak kan pıhtılaşmanızı değiştirip tehlikeli sonuçlar verebilir.Doktorunuzun haberi olmadan ilaç ve bitkisel takviye almayınız.

İlacınız bitmeden 1 ay önce reçetenizi yenileyerek ilaçsız kalmamaya özen gösteriniz.Uzun bir seyahate gitmeden önce doktorunuza danışın,kan testinizi tekrarlamak ve ilaç dozunuzu ayarlamak gerekebilir.İlacınızı bagaja vermeyiniz,her zaman yanınızda bulundurun.

Kalp yaşamımız için çok önemli bir organımızdır. Vücudumuzdaki kanın damarlar içerisinde dolaşması ve dokuların beslenmesi kalbimizin düzenli çalışmasına bağlıdır.

Kalbin düzenli olarak kasılması ve gevşemesi ile kan vücudumuzda dolaşmaktadır. Kalbin kasılması (=Sistol) sırasında kalbin içerisindeki kan atar damarlara pompalanır. Kasılmanın ardından kalbin gevşemesi ve genişlemesi(=diastol) sırasında ise kan toplar damarlar vasıtası ile kalbe geri döner. Kalbin kasılması ile kanın damarlara pompalanması kalp vurusu (nabız) olarak adlandırılır.

Kalp dakikada 60-80 kez kasılarak 5-6 litre kanı damarlara pompalamakta ve kasılma ve gevşeme hareketi ile kanın sürekli olarak damarlar içerisinde dolaşmasını sağlamaktadir. Dolaşım hızı vücudumuzun ihtiyaçlarına göre yine kalp tarafından sağlanmaktadır.

Kalp kasının fonksiyonlarını yapabilmesi yani kasılıp gevşemesi için bir uyarıya (stimulusa) ihtiyacı vardır. Bu uyarı da kalbin özel iletim (=elektrik) sistem tarafından sağlanır. Bu sistem tarafından elektrik üretilir ve özel yollarla kalbin her tarafına yayılır ve uyarıyı alan kalp adalesi kasılıp gevşeyerek fonksiyonlarını yerine getirir. Kalp uyarısı sağ kulakçıkta bulunan Sinüs Düğümünden başlar. Bu düğüm kalbimizin doğal jeneratörüdür.

Bu düğümden üretilen elektrik özel iletim dokusu tarafından önce sağ atrium daha sonra sol atriuma yayılır ve atriumlarla ventriküller arasında bulunan ikinci bir düğüme ulaşır. Bu düğüm Atrio-Ventriküler düğüm olarak adlandırılır. Daha sonra Hiss demeti ve sağ sol ön ve sol arka dal olarak bilinen dallara ve Purkinje olarak adlandırılan özel liflerle tüm ventriküllere yani kalp kasına ulaşır.

Elektrik uyarının atriumlara yayılması sonucu atriumlar kasılır ve kanı ventriküllere pompalar. Daha sonra uyarı ventriküllere yayılır ve bu defa ventriküller kasılır.

Bu düzen durmaksızın devam ederek yaşamımızı sağlar. Kalbin iletim sisteminin bozulmasına yol açan sebepler arasında;

Koroner arter hastalığı,
Kalp krizi, hipertansiyon,
Aort ve mitral kapak hastalıkları,
Kalıtsal hastalıklar,
Açık kalp ameliyatı sonrası,
Bazı ilaçlar
Yaşlılık sayılabilir.

Bazende Kalp ileti sistemi hastalıklarının sebebi kesin olarak bilinemez.

Kalp ileti sistemi hastalıklarının hastalıklarına “kalp ritim bozuklukları” da diyebiliriz.

İleti yollarındaki bozuluklarda yani elektrik sistemindeki kesintiler ve duraklamalarda kalbin düzenli çalışması bozulur. Kalbin atım sayısı azalır. BRADİKARDİ veya atım sayısı hızlanır TAŞİKARDİ ortaya çıkar

Kalp adelesini besleyen koroner damarlarda kan akımı tamamen kesildiği veya çok azaldığı durumlarda kap beslenemeyeceği için kas hücrelerinde hasar oluşur ki buna toplumda kalp krizi (myokard infarktüsü) ismi verilmiştir.

Kalp damarlarının içinde oluşan yağ tabakaları zaman zaman çeşitli faktörlerin etkisiyle yumuşayıp üzerinde çatlaklar oluşabilmekte,bu durumda vücudunuz kendini tamir etme refleksi yoluyla bu bölgede damar içinde akan kandaki trombosit denilen pıhtılaşma hücrelerinin yapışmasını sağlamaktadır.Kalp damarı içindeki çatlak bölgeye yapışan trombositler gittikçe artarak sonunda damarı tıkayacak büyüklükte bir pıhtı oluşturup kalp adelesine giden kan akımını durdururlar.

Stentler ise kalp damarlarında oluşmuş darlıklara yerleştirilen, balonla şişirilebilen tüp şeklinde borular olup bu vasıtayla kan geçişi sağlanır. Stentin yapısını oluşturan malzeme kanla temas edip trombosit isimli pıhtılaşma hücrelerinin buraya yapışmasına sebep vermekte ve yine pıhtı oluşma riski ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle trombositlerin yüzeye yapışarak pıhtı oluşturmalarını ve bu şekilde kalp krizi ya da stent tıkanmasını önledikleri kanıtlanmış antiagregan ilaçlarınızın düzenli kullanılması oldukça önemlidir.

Kalp krizi geçirenler ömür boyu düşük doz aspirin,stent takılanlar ise ömür boyu aspirinin yanı sıra stentin tipine göre değişen bir süre boyunca aspirine ek bir anti-agregan almak zorundadır.

Anti-agregan ilaçlar uzun yıllar boyu güvenli bir şekilde kullanlabilirlerse de, bu dönemde kanama geçirme ihtimaliniz kullanmayan kişilere göre daha fazla olacaktır.Bu nedenle daha önce mide veya onikiparmak barsağında ülseri olanlar, mide-barsak sisteminden kanama geçirenler,beyin kanaması geçirenler bunu doktorlarına bildirmelidir.

Alkol alımı günde 40 gramı (yani 40 derecelik içkilerde 100 cc'yi) aşması halinde mide kanaması riskinin artacağı bilinmelidir.

Doktorunuzun haberi olmadan ağrı kesiciler de dahil hiç bir ilaç,vitamin yada bitkisel ilaç kullanmayınız.

Doktorunuzla konuşmadan anti-agregan ilacınızı kesmeyin. Cerrahi bir müdahele yada diş çekiminden 5-7 gün önce ilacınızı kesmek gerekebilir,bu durumda da kesmeden önce doktorunuza danışın.

Gebe kalmayı düşünüyorsanız ya da gebe veya emziriyorsanız anti-agregan başlamadan önce doktorunuza danışınız.

Ağızdan alınarak pıhtı oluşumunu engelleyen ilaçlar günümüzde 2 ana başlıkta toplanır;

Pıhtılaşmayı sağlayan kan hücrelerine yani trombositlere etki eden antiagregan ilaçlar.

Kandaki pıhtılaşma faktörlerine etki eden antikoagulan ilaçlar.

Antiagregan ilaçlar daha çok kalp krizi gibi koroner damar hastalığına ait durumlarda kullanılmaktadır. Aspirin ve klopidogrel örnek bunlara örnek verilebilir.

Antikoagulan ilaçlar ise atriyal fibrillasyon gibi kalp ritim bozukluklarında, kalp kulakcığı içinde ,kalpte anevrizma gibi durumlarda kalp karıncığında,akciğer embolisinde akciğer ve bacak toplardamarlarında,protez (yapay)kalp kapağı ameliyatları sonrası yapay kapaklarda pıhtı oluşumunu engellemek için kullanılırlar. Bu gurupta en bilinen ve uzun yıllardır kullanılan ilaç warfarin etken maddeli ilaçlardır.Son yıllarda warfarinden  farklı mekanizmalarla kandaki pıhtılaşma faktörlerine etki ederek görev yapan yeni ilaçlar kullanılmaya başlanmıştır.

Son yıllarda pıhtılaşma faktörlerine etki eden antikoagülan  ilaç olarak warfarin'den farklı mekanizmalarla etki yaparak pıhtılaşmayı önleyen ilaçlar kullanılmaktadır. Bu yeni nesil ilaçlar Coumadin gibi akciğer atardamarının pıhtı ile tıkanmasını önlemede ve kapak hastalığına bağlı olmayan atriyal fibrillasyon isimli ritim bozukluğunda kalp içinde pıhtı oluşumunu engellemekte kullanılmaktadır. Ancak suni kalp kapaklarında pıhtı oluşumunu engellemede ve kapak hastalığıyla beraber olan atriyal fibrillasyonda halen önerilmemektedir.

Halen kapak hastalığına bağlı olmayan atriyal fibrillasyonda pıhtı oluşumunun engellenmesi yeni nesil pıhtı önleyicilerin en yaygın kullanım alanını oluşturmaktadır.Dünyada bu amaçla coumadin yerine ilk seçenek olarak kullanılmalarını önerenler varsa da,çoğunlukla coumadin ile PT/INR ayarının dengesiz olmasına bağlı kanama veya pıhtı yaşayan kişilerde tercih edilmektedirler.

Avantajları

Coumadin gibi kanın pıhtılaşma derecesini gösteren PT/INR testine gerek yoktur.

Ağızdan alınan K vitamininden etkilenmediği için gıdalarla belirgin uyumsuzluğu bulunmaz.

Pıhtı önlemede coumadin kadar etkilidirler.

Dezavantajları

Haklarında Coumadin kadar tecrübe ve araştırma yoktur.

Hepsi değişen derecelerde böbrek yoluyla atıldığı için 3 ayda bir kan tahlili ile böbrek fonksiyonlarının kontrolu gereklidir.İleri böbrek yetersizliğinde kullanılamazlar.

Kısa etkilidirler,bu nedenle ardışık 2 dozun atlanması ilacın etkisinin azalmasına ve pıhtı oluşumunun kolaylaşmasına sebep verebilir.

Kanamalarda yada acil cerrahi girişim gereken durumlarda etkilerini yok eden yerleşik bir tedavi (antidot) yoktur.Yine aynı durumda ilacın pıhtılaşma sistemindeki etkisini takip edebileceğimiz (Coumadin'de INR/PT testi gibi) onaylanmış bir test bulunmamaktadır.Kanamalı bir girişim yapılacağı zaman halen mevcut bilgilere göre böbrek fonksiyonu normal olan kişilerde 24-48 saat önce kesilmeleri önerilmektedir.

Fiyatları yüksektir.

Yeni nesil antikoagülan ilaçlarla ilgili bilgi almak için lütfen doktorunuza danışınız.

Doktorunuz bu konuda sizi detaylı olarak bilgilendirecektir. Ancak genel olarak takip edilmesi önerilen adımlar şöyledir:
Fazla kilolarınız varsa, onlardan kurtulun. Aşırı kilo yüksek tansiyona neden olur.
Düzenli egzersiz yapın
Dengeli beslenin. Taze meyve ve sebzeleri, potasyumu bol tüketin. Düşük tuz yağ ve kolesterol alımına dikkat edin.
Alkol tüketiminize dikkat edin, aşırı alkol almaktan kaçının.
Öfkenizi kontrol edin, stresten uzak durun
Sigara ve tütün ürünleri kullanmayın
Eğer doktorunuz reçete ederse ilaçlarınızı düzenli kullanmayı ihmal etmeyin. Asla doktorunuza sormadan ilaç almayın ya da doktorunuzun verdiği ilacı kendi kendinize bırakmayın.
Doktorunuz kalp sağlığınızı düzenleyecek diğer yaşam tarzı değişiklikleri ve uygulamaları önerebilir: HDL kolesterol seviyenizin yükseltilmesi, LDL kolesterol ve trigliserit seviyenizin düşürülmesi, diyabet gibi diğer sağlık sorunlarının iyileştirilmesi gibi.
Yüksek tansiyon (hipertansiyon) kalp damar hastalıklarına neden olan risk faktörlerinden biridir. Bu nedenle yüksek tansiyon (hipertansiyon) ihmal edilmemesi gereken ciddi bir durumdur.

Yüksek tansiyon (hipertansiyon ) genellikle “sessiz hastalık” olarak adlandırılır. Çünkü pek çok kişide bir belirtiye neden olmaz.

Tanı konulmamış ve tedavi edilmemiş yüksek tansiyon; kalp hastalıklarına, inmeye, dolaşım bozukluklarına ya da böbrek yetmezliklerine neden olabilir. Bu nedenle, tansiyonunuzun normal sınırlar içinde olduğundan emin olmak için yapılan düzenli doktor muayenesi büyük önem taşır. Özellikle ailesinde yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet gözlenen kişiler ve aşırı kilolu olanlar için bu kontroller çok önemlidir.

Ne zaman doktora gitmeniz gerektiği ile ilgili genel bazı durumlar şöyledir:

Hipertansiyon tedavisi görüyorsanız ve doktorunuzun verdiği ilaçlara rağmen tansiyonunuz hala yüksekse (örneğin; ardışık olarak 2-3 defa tansiyonunuz yüksek çıktıysa) hemen doktorunuza başvurmalısınız. Böyle bir durumda tansiyonunuzun yükselmesine neden olabilecek diğer sorunların (böbrek hastalıkları, hormonal sorunlar, damar tıkanıklığı ya da tiroid sorunları..)varlığı araştırılabilir.

Halsizlik, bulantı, nefes darlığı, sersemlik, aşırı terleme, görme sorunları ya da kafa karışıklığı gibi belirtiler ile karşılaşırsanız hemen doktorunuzu arayın. Bu belirtiler aynı zamanda ilaçların da yan etkisi olabilmektedir. Doktorunuz ilaç dozunuzu y ada ilacınızı değiştirerek tedavinize devam edebilir.

Tansiyon; kanın damarlara uyguladığı basınçtır. Kalpten pompalanan kan atardamarlar (arterler) aracılığı ile tüm vücuda taşınır. Yüksek tansiyon bir diğer adı ile hipertansiyon, arterlerdeki kan basıncının normal seviyenin üzerinde olduğunu anlamına gelmektedir. Ne yediğiniz tansiyonunuzu (kan basıncınızı) etkiler)

Belirli bazı gıdalar tansiyonun yükselmesine neden olur.

Yine belirli bazı gıdalar ise tansiyonun düşmesine neden olur.

Kilo almak tansiyonu yükseltirken

Kilo vermek tansiyonu düşürür

Yüksek tansiyonu (hipertansiyonu) kontrol altına almak için neler yemeliyim?

Daha az tuz, yağ ve kalori içeren besinleri tercih edin

Tuz yerine yemeğe tat vermesi için baharatlar, kurutulmuş sebzeler, limon ya da bazı meyve sularını kullanmayı deneyin.

Yemeklerde daha az margarin ve katı yağ kullanın.

Yüksek tansiyon hastasıyım, Neleri yemeliyim?

Yağsız ya da %1 yağlı süt, yoğurt, (kalsiyum açısından zengin besinler tansiyonunuzun düşmesine yardımcı olmaktadır)

Yağsız et

Derisiz tavuk ya da hindi

Az tuzlu, kepekli tahıllar

Az yağlı az tuzlu peynirler

Taze meyve

Taze yeşil sebze

Tuzsuz tohumlar (kabak, kabak, ayçiçeği) ve tuzsuz fındık kan basıncını düşürmek mineral bakımından zengin gıdalardır.

Yüksek tansiyon hastasıyım. Hangi gıdalardan daha az yemeliyim?

Tereyağı ve margarin

Salata sosları

Yağlı etler

Tam yağlı süt, süt ürünleri

Kızartılmış gıdalar

Tuzlu atıştırmalıklar

Konserve çorbalar

Fast-food lar

Fazla tuz tansiyonun yükselmesine neden olur mu ? Tuzun içinde sodyum bulunur. Eğer çok fazla tuz tüketirseniz, vücudunuz fazla sodyumu bedeninizden uzaklaştırabilmek için fazladan su tutmaya başlar. Bazı kişilerde fazla sodyumun neden olduğu bu ödem kalp ve damarlar üzerindeki stresi arttırarak tansiyonun yükselmesine neden olabilir.

Günde en fazla ne kadar tuz tüketebilirim? Sağlık Bakanlığı tarafından önerilen maksimum tuz miktarı 6 gramdır (2,4 gram Sodyum).

Doktorunuz size günün hangi saatinde ve hangi sıklıkta tansiyonunuzu ölçmeniz gerektiği ile ilgili bilgilendirmede bulunacaktır. Tansiyonunuzu takip ederken bu talimatları göz önünde bulundurmanız gerekir.

Bazı faktörler tansiyonunuzu geçici olarak yükseltebilmektedir. Bunlardan bazıları şöyledir:

Stres

Sigara

Soğuk hava

Egzersiz

Dolu mide

Dolu idrar kesesi (mesane)

Kafein (çay, kahve, bazı asitli içecekler, çikolata .. kafein içerir)

Bazı ilaçlar

Tansiyonuzu ölçmeden önce belirtilen bu maddelerden uzak durmalısınız. Aksi halde tansiyonunuz geçici olarak yüksek çıkabilir. Günün hep aynı saatinde tansiyonunuzu ölçmeniz daha sağlıklı sonuçlar verecektir.

Yüksek tansiyonun (hipertansiyonun) tedavisinde kullanılan pek çok çeşit ilaç bulunmaktadır.

Doktorunuz size en uygun ilaç protokolünü kullanmanızı önerecektir.

İlaç kullanırken doktorunuzun belirttiği talimatlara uymanız oldukça önemlidir.

İlaçların bazı yan etkileri olabilir. Mutlaka bu yan etkileri doktorunuza danışın.

Asla kendi başınıza herhangi bir ilaca başlamayın ve yine asla kullandığınız ilacı doktorunuzdan habersiz kendi kendinize bırakmayın

Öncelikle doktorunuza günlük fiziksek aktivitelerinizi arttırmak için hangi tür egzersizlerin sizin için uygun olduğunu danışın.

Yürüyüş, bisiklete binmek, yüzmek oldukça yararlı aktivitelerdir.

Birden bire çok yüklenmeyin, egzersizleri adım adım arttırın.

Haftada 3-5 sefer 30-45 dakikalık egzersiz yapmaya çalışın.

Düşük yağ ve tuz oranına sahip yiyecekleri tüketin. Taze meyve ve sebzeleri daha bol tüketmeye özen gösterin. ( Doktorunuzdan, az tuz oranına sahip olan yiyeceklerin detaylı listesini öğrenebilirsiniz)

Yiyeceklerinizi tatlandırmak için tuz yerine baharatlar kullanabilirsiniz.

Katı yağ ve margarinden, kızarmış yiyeceklerden, aşırı yağlı soslardan ve tuzlu abur cuburlardan uzak durun.

Doktorunuza potasyum takviyesi alıp almamanız gerektiğini danışın.

Eğer size hipertansiyon tanısı konulmuş ise doktorunuz ile tansiyonunuzu normal seviyede tutmak için ne yapmanız gerektiğini konuşmalısınız. Yeni çıkan tıbbi rehberler;

Eğer 60 yaşından genç iseniz; tansiyonunuzun 140/90’dan daha az olmasını

Eğer 60 yaşından büyük ya da diyabet ya da böbrek rahatsızlıklarınız varsa tansiyonunuzun

130/90’dan daha düşük olmasını önermektedir.

Önerildiği şekilde evde düzenli olarak tansiyonunuzu ölçün

Az tuzlu, az yağlı yiyecekler tüketin

Daha fazla egzersiz yapın

Sigara kullanıyorsanız bırakın

İdeal kilonuzu koruyun

Aşırı alkol tüketmemeye özen gösterin

Öfkenizi kontrol edin, stresten uzak durun

Eğer doktorunuz ilaç kullanmanızı önerdiyse, ilaçlarınızı aksatmadan düzenli olarak alın.

Düzenli hekim kontrolünüzü aksatmayın

Bu ön yargı kesinlikle doğru değildir. Hatta yapılan klinik çalışmalar göstermiştir ki yaşlı hastaların tansiyonları genç hipertansiflere göre daha iyi kontrol altında tutulabilmiştir.

Maalesef bir zamanlar var küçük tansiyonun yükselmesi daha tehlikeli olarak anlatıldı ve tüm tedaviler küçük tansiyona göre düzenlendi. Ancak günümüzde kanıta dayalı klinik çalışmalar gösterdi ki büyük tansiyon yüksekliği de aynen küçük tansiyon yüksekliği gibi önemli ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Hatta bugün biliyoruz ki büyük tansiyonun yüksekliği inme, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi kardiyovasküler risk faktörleri için daha iyi bir yol göstericidir.

Maalesef bir zamanlar var olan yaşınıza 100 ekleyerek tansiyonunuzun normal değerini bulabilirsiniz gibi söylemler yapılmış olmakla birlikte bugün için kanıta dayalı klinik çalışmalar gösterdi ki bu bilgi kesinlikle yanlıştır. 140/90 mmHg nın üzerindeki tansiyon değerler artık yüksek tansiyon olarak adlandırılmaktadır. Hatta eşlik eden diyabet veya böbrek hastalığınız varsa mutlaka daha yakından takip edilerek sıkı kan basıncı kontrolü yaptırmanız önerilmektedir.

Genellikle yüksek tansiyon (hipertansiyon) tanısı erken dönemde konulamamaktadır. Çünkü hipertansiyon sessiz katil gibidir yani hastalığın erken döneminde bir belirtisi olmayabilir.

Yüksek tansiyon (hipertansiyon) kan damarlarında ilerleyici zarara yol açmaktadır. Tedavi edilmeyen ya da yeteri kadar tedavi edilmeyen yüksek tansiyonun ilk belirtisi, inme ya da kalp krizi olabilir. İlerlemiş kalp yetmezliği de tedavi edilmeyen hipertansiyonun sonucu gözlenebilmektedir.

Pek çok yüksek tansiyon ( hipertansiyon) hastası için bu ciddi kalp damar hastalıkları optimal tedavi ve uzun dönemli kontrol ile önlenebilmektedir.

Bu nedenle tansiyonu yüksek seyredip hipertansiyon tanısı kesinleşmiş herkesin rutin kardiyolojik kontrollerini yaptırması önerilir.

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.