Kanseri Nasıl Yendiler...

Sırtında şiddetli ağrılar duymaya başlayan DEĞİRMENCİOĞLU, yaşadığı sıkıntının kas ağrısı olduğunu düşünerek üzerinde durmadı. Ağrıları artınca 15 seans fizik tedavi alan Değirmencioğlu, bir yandan da sabahları ağrı kesici iğne olmaya başladı. Akupuntur yöntemine başvuran ancak ağrıları bir türlü dinmeyen Değirmencioğlu, gittiği Ortopedi doktorunun istediği tahlil ve tetkiklerin sonunda akciğer kanseri olduğunu öğrendi.

Omurga bölgesine bitişik olan tümör, yaşadığı dayanılmaz ağrıların nedeniydi. Kanserden korkmadığını dile getiren Değirmencioğlu, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

45 yıl boyunca sigara içtim. Teşhis konulduktan sonra apar topar Florence Nightingale Hastanesinde Medikal Onkoloji uzmanı Prof. Dr. Coşkun Tecimer hocanın kapısını çaldım. Ardından çok iyi geçen bir ameliyat…

Bir yılın sonunda kanserden tamamen kurtuldum. 3 ayda bir kontrole giriyorum. Tedavi sonrası dayanılmaz ağrılardan da kurtuldum. Kanseri gerçekten de umursamadım. Sürekli olarak hastalığı yenerim diye düşündüm. Pozitif düşünce tedavide çok önemli…

Hem kemoterapi, hem radyoterapiyi aynı anda gördüm. Biri biterken diğeri başlıyordu. Her kemoterapi tedavisinden sonra uzunca bir süre yemek yiyemiyordum.

Kanser yaşamın ne kadar değerli olduğunu anlamamı sağladı. Yediğimin içtiğimin kıymetini biliyorum. Sigara artık düşman!.. Hayata sımsıkı bağlanırsanız her şeyin üstesinden gelirsiniz.

Doktor ve hemşirelerin özverili çalışmaları beni duygulandırıyor… Onların emekleri de bizi hayata bağlıyor.

Alıntı: Milliyet - 17 Kasım 2016

Emekli asker 75 yaşındaki ERDİNÇ DEMİRBİLEK, 2008’de prostat kanseri olduğunu öğrendi. Gecikmiş bir periyodik kontrol esnasında hastalığı ile yüzleşen Demirbilek, doktorların ‘kansersin’ dedikleri anda hayatının bir film şeridi gibi gözünden önünden geçtiğini söylüyor. Ancak karamsarlığa kapılmayan Demirbilek, yaşadığı süreci şöyle anlattı:

“Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi’nde Doç. Dr. Şefik İğdem ile tanışarak tedavinin tüm aşamalarını kendisinden öğrendim. Ardından hormon tedavi sürecine başladı. Çok yüksek olan değerlerim normale dönmeye başlayınca 39 seanslık radyoterapiye başladım.

Her gün kendi aracımla, umut içerisinde hastaneye gidiyordum. Tedavim çok olumlu geçti. Eşimin desteği ve olumlu bakış açımla bu süreci rahat atlattım. 

Hastalığı ilk öğrendiğim günden bu yana 7 yıl geçti. Tedavim gördüğüm dönemde aynı hastanede torunum dünyaya geldi. Şu an 7 yaşında olan torunum beni hayata bağladı.

Hastalığı atlattım. Her 3 ayda bir rutin kontrollerim oluyor. Kanser çağımızın hastalığı… Önemli olan iyi doktorlarla, doğru teşhis, gözetim ve pozitif bir bakış açısıyla tedavi sürecine devam etmek. Hiçbir zaman pozitif düşünceyi bırakmamak gerekiyor. Spor yapmayı, Kitap okumayı insanlarla iletişim içinde olmayı da tavsiye ediyorum. Bu hastalığın en büyük ilacı pozitif düşünce... Kanser çözümsüz bir hastalık değil.” 

Alıntı: Milliyet - 8 Nisan 2015

 



Kanserle İlgili Uzmanlarımıza Sorun
Güvenlik Kodunu Giriniz
Captcha
CaptchaResart