Yararlı Bilgiler

Kalp ameliyatı sonrası yoğun bakımda bir süre tutulmak durumunda olan hastalarımız için geçici davranış farklılıkları olabilir. 24 saat devamlı faaliyet içinde olan, sürekli ışıkların yandığı yoğun bakım ortamında hastalarımız zamanı takip edemeyebilir, ortama uyum sağlamakta güçlük çekebilirler. His ve bilincin bu şekilde yanlış yönlenmesinden dolayı duyular bozulup, zihin bulanıklaşabilir. Bu durum özellikle geceleri belirginleşir.

Hasta yakınlarına tavsiyemiz bu süre zarfında hastada görülen geçici davranış farklılıkları konusunda endişe etmemeleridir. Bu durumun geçici olduğu her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle hasta, daha sakin ve sessiz olan odasına geçtikten sonra, bir kaç gün içinde tamamen düzelme gösterecektir. Hasta dinlendikçe ve normal uyku temposuna girdikçe halsizliği kaybolur ve kendini daha dinç hisseder.

Kalbe ulaşmak için kesi yapılan yerde bir miktar rahatsızlık olacaktır (genellikle kesi göğüs kemiğinin ortasında ve yukarıdan aşağıya bir hat şeklindedir). Genellikle ven greft veya greftler hazırlanmış ise, ayaklarda da bir veya birkaç tane kesi olabilir. Bu bölgelerde de ağrı hissedilebilir. Ama ağrıyı gidermek için mutlaka ilaç verilecektir.

Hasta ameliyat sonrası yoğun bakım ünitesine alınır. Burada anastezik maddelerin etkisi yavaş yavaş kaybolur ve hastalar tekrar bilinçlerini kazanırlar. Bazı hastalar ilk uyandıklarında ellerini ve ayaklarını oynatamayabilirler. Ama bu durum kısa sürede düzelecek ve vücut hareketleri normale dönecektir. Ameliyat sonrasında hastalar yoğun bakım ünitesinde genellikle 1 veya 3 gün kalırlar. Bu dönemde yoğun bakım doktoru ve hemşiresinden bilgi alabilirsiniz. Hastanın ziyareti hijyen koşulları nedeniyle yasaklanmıştır. Burada uzun süreli kalması gereken hastaların ziyaretine ancak hemşire nezaretinde ve kısa süreli izin verilmektedir.

Hastanelerimizde hasta yakınlarının ameliyat sırasında bekleyebilecekleri belirli yerler mevcuttur. Cerrah ve diger ekip üyeleri hasta yakınlarının nerede olduğunu bilirler ve onlara gerektiğinde kolayca ulaşabilirler.

Koroner by-pass veya kapak ameliyatı genellikle 3-6 saat kadar sürer. Sürenin uzunluğu yapılacak olan işleme bağlıdır ve bu nedenle ancak tahmin edilebilir, önceden kesin belirlenemez.

Kalp ameliyatı olacak hastanın gerekli tahlillerinin yapılması için, ameliyattan yeteri kadar önce hastaneye başvurulması gerekmektedir. Bu tahliller rutin olup kan, idrar testleri ve elektrokardiyogram (EKG), röntgen filmi gibi tetkiklerdir.

Kapak hastaları için ameliyat öncesi dişlerin kontrolü ve gerekiyorsa tedavisi gereklidir.

Daha önceden yapılmamış ise, koroner anjiogramın ameliyat öncesinde yapılması şarttır

Testler hazır olduktan sonra bazen hasta direkt olarak ameliyat için aynı gün hastaneye gelebilir. Ama genel uygulama, hastanın hastaneye ameliyattan bir gün önce kabul edilmesi şeklindedir.

Ameliyatınızı gerçekleştirecek olan cerrah sizi muayene edip ameliyatın detayları hakkında sizinle görüşecek ve sorularınızı cevaplandıracaktır.

Sizinle ilgilenen hemşire ihtiyaçlarınızı belirleyip rahat etmenizi sağlayacaktır.

Ayrıca bir anestezi uzmanı hekim sizinle görüşüp durumunuzu değerlendirecek ve ameliyat sırasında dikkat edilmesi gereken durumları belirleyecektir. Yine ameliyat öncesi sizden kan alınacak, kol damarı içine kanül yerleştirilecek (damar içine ilaç vermek için), ameliyat sonrası yoğun bakımda nasıl nefes alıp vermeniz gerektiği öğretilecek ve ameliyatın ne zaman gerçekleştirileceği hakkında bilgi verilecektir.

Ameliyat zamanı önceden belirlenir ve zamanında da gerçekleştirilir. Ama ameliyat olması gereken acil bir hasta nedeniyle geciktirilme zorunluluğu doğarsa, mümkün olan en kısa zaman için tekrar planlanacaktır.

Sağlıklı kişilerde oruç tutulması ile iyi huylu diye bilinen yararlı kolesterol HDL' nin arttığı, kötü huylu kolesterol LDL ile trigliserid düzeylerinin de dengede kaldığı,ayrıca koroner kalp hastalığı için bir risk faktörü olan homosistein'in oruç tutanlarda düşük düzeylere gerilediği gösterilmiştir. Ancak bu yararlı etkilerin görülebilmesi için iftardan sonra beslenme düzenine dikkat edilmesi ve hafif tempolu yürüyüş gibi hem metabolizmayı hızlandırıcak hem de sindirime faydalı olacak egzersiz yapılması gereklidir.

Ramazanda iftar sofraları çok çeşitli ve miktar olarak fazla olmaktadır. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. Kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan önemli yanlışlardan birisi de hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir.

KALP HASTALARI ORUÇ TUTABİLİR Mİ?

Kalp damarlarında ciddi darlıklar olan koroner kalp hastaları, kalbin kanı pompalama gücünün zayıf olduğu kalp yetersizliği hastaları, kan basıncının kontrolünün iyi olmadığı yüksek tansiyon hastaları, kalp kapaklarında önemli seviyede sorun olan hastalar, insulin kullanan ya da şeker düşüklüğü yaşama riski olan diyabet hastalarının oruç tutması sakıncalı olabilir. Bu hastaların mutlaka doktorları ile görüşmeleri gerekir.

Özellikle bol yağlı, kalorili ve hızlı yenilen iftar yemeklerinden sonra koroner kalp hastalarının kalp krizi geçirme riskleri yüksektir. Kalp yetersizliği olan kişiler, vücutlarında artan tuz ve suyu azaltmak için idrar söktürücü ilaçlar kullanır. İlaçların etkisiyle oruç zamanı aşırı tuz ve su kayıpları olur. Bu durum, bayılmalara hatta şoklara neden olabilir.

İftarda, vücuda yüklenen aşırı su ve tuz, zaten sınırda pompalama gücü olan kalbi aşırı çalışmaya zorlar. Bunun yanında hızlı ve bol yemek sonrası, sindirim mide bağırsak sisteminin kan dolaşım hızı artar. Bu da kalbe ek yük getirir. Aşırı yük, kalp yetersizliğine yol açabilir. İftarda aşırı miktarda, yağlı, kalorili yemek tüketimi, gündüz içilemeyen sigaraların iftar sonrası ardı ardına içilmesi hastalar için risk faktörleridir. Ramazan ayında hastanelerin acil servislerine, iftar ile sahur arasında tokluk süresinde başvuru olmaktadır. Eğer, iftarda kısa sürede aşırı yeme alışkanlığı olmazsa, ramazanda kalp krizleri büyük ölçüde azalacaktır.

Kalp ve tansiyon hastaları oruç tutuyorlarsa ilaçlarını iftarda ve sahurda alabilecekleri şekilde doktorlarına sormalıdırlar. Günümüzde çoğu ilacın uzun etkili olup günde bir ya da iki kez alınabilmesi eksiksiz ilaç alımını kolaylaştırmaktadır.

ORUÇ TUTARAK ZAYIFLANABİLİR Mİ?

Sadece oruç tutarak zayıflamaya çalışmak yanlış bir düşüncedir. Tam aksine hareket azlığı ve gün boyu aç kalmak, metabolizmayı yavaşlatmakta, bu da ramazanda özellikle yediklerimize dikkat etmediğimizde kilo alımına bile neden olmaktadır. Bu nedenle Ramazan ayı boyunca iftarda yavaş ve abartmadan yemek,gece hafif üçüncü bir öğün planlamak ve iftardan sonra biraz dinlenerek yürüyüş yapmak yavaşlayan metabolizmanın hızlanmasına neden olacaktır.

RAMAZANDA NASIL BESLENMELİYİZ?

Ağır yemeklerden kaçınılması, tatlı ihtiyacının hamur işi tatlılar yerine meyve ya da sık olmamak kaydıyla sütlü tatlılardan karşılanması önemlidir. Kalp ve böbrek sorunları gibi nedenlerle doktor başka bir şekilde önermediği sürece günde 2-2.5 litre sıvı alınması, hatta sıcak yaz aylarında bunun biraz daha artırılması gerekir. Sıvı tüketiminin ağırlıklı olarak su olması önerilir. Ayran, maden suyu ve şeker hastalığı yoksa taze sıkılmış meyve suları ya da komposto tüketilebilir.

İftar, ideal olarak bir çorba ile açılmalı ve bir süre ara verildikten sonra mümkünse sulu bir sebze yemeği ile devam edilmelidir. Oruç süresince, midenin uzun süre boş kalmasından sonra bir anda çok yiyecek tüketilmesi sonucu mide ve kalp sorunları ortaya çıkabilmektedir. Bunu önlemek için iftarda yavaş yavaş ve az miktarda yemek yenilmesi gerekmektedir.

Sahurda ya kahvaltı yapılmalı ya da çorba, zeytinyağlı veya sulu yemekler gibi ağır olmayan tarzda besinler tüketilmelidir.Yumurta tok tutucu, iyi bir protein kaynağı olması nedeniyle sahurda tercih edilebilir. Bir ya da iki tane yumurta yağda ya da muz, karpuz, kavun gibi lifli meyveler tüketilebilir. Yoğurt özellikle tarçın ile karıştırılıp yendiğinde hem barsaklar için yararlı hem de acıkmayı engelleyici etkisi ile oruç sürecine destek olabilir. Ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişler de sahurda yenilebilir. Sahurda tuzlu gıdalardan kaçınılmalıdır.

Profesör Belhhan Akpınar ülkemizin en önemli kalp-damar cerrahlarından, İstanbul Florence Nightingale Hastanesi-Kalp ve damar cerrahisinin yıldızı. Şimdiye kadar 5 bin kalp ameliyatı yapmış. Bu demektir ki 5 bin kişinin kalbine dokunmuş. Onu iki ameliyat yaptığı bir günün akşamında yakaladım; sanki güne yeni başlamış gibi enerjik bir şekilde ve gülümseyerek sorularımı yanıtladı.

Herkes en çok kanserden korkuyor ama istatistiklere göre insanlar en fazla kalp-damar hastalığından ölüyorlar. Önlemek için ne yapalım?

Kalp ve damar hastalıkları en önemli ölüm sebebi, kanserden önce geliyor. Kanser kelimesi haklı olarak insanlara daha ürkütücü gelebilir. Ancak bilinmelidir ki; kalp ve damar hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir rahatsızlıklar. Kalp ve damar hastalıklarında genetik faktörlere değiştirilemeyen faktörler var diyoruz. Bir de değiştirebileceğimiz faktörler.

NEDİR BU FAKTÖRLER?

Hipertansiyon

Yüksek kolesterol

Sigara

Şişmanlık

Diyabet

Egzersiz eksikliği

Bu maddelerin hepsi baş etmemiz gereken en önemli düşmanlar...

Her gün en az 2-3 kişinin hayatını kurtarıyorsunuz. Kalplerine dokunduğunuzda ne hissediyorsunuz?

Ne kadar çok ameliyat yapmış olursanız olun, bu hiçbir zaman alışamayacağınız bir durum! Belki de öyle olması lazım! O anda başka bir kişinin hayatının sizin ellerinizde olması değişik ve karmaşık bir duygu. Kalbi elinize aldığınızda aklınıza gelen tek şey o hasta için elinizden gelenin en iyisini yapma isteği...

Şişman insanın kalbi, damarları nasıl görünüyor?

Kalbe ulaşmak cilt altı ve diğer tabakalardaki yağ dokusundan dolayı daha zor.

KALBE EN İYİ GELEN YİYECEKLER

-Zeytinyağı

- Omega-3’ten zengin balıklar (Somon, ton, uskumru, sardalya, hamsi gibi)

-Koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak,semizotu, maydanoz, brokoli gibi);

- Ceviz

- Baklagiller

- Böğürtlen

-Yeşil çay

KALBE ZARARLI YİYECEKLER

- Doymuş yağ (oda sıcaklığında katı olan yağlar; margarin gibi)

- Transyağlar

- Aşırı şeker

- İşlemden geçmiş etler (sosis, salam vs.)

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.