Merkezimizi Yakından Tanıyın

Grup Florence Nightingale Hastaneleri kalp ve damar cerrahisi merkezinde bir yıl boyunca 100’lerce  Koroner arter by-pass cerrahisi yapılmaktadır. Ülkemizdeki en eski Koroner arter by-pass cerrahisi ameliyatlarının yapılamaya başlandığı merkezlerden biri olarak günyadaki en son gelişmeleri, yenilikleri yakından takip ediyoruz ve tam bir ekip çalışması yapmanın verdiği gururu yaşıyoruz. 

Koroner arter by-pass cerrahisi nedir?

Koroner arter by-pass cerrahisi  bir açık kalp ameliyatı olup, bu ameliyatta vücudun başka bir bölgesinden alınan atar damar (arteriyel)  veya toplardamar (venöz) greftler  kalbi yeterince besleyemeyen  koroner damarlara kan akımını sağlamak için kullanılır. 

Ameliyat sırasında arteryel ve venöz greftler kalbin yüzeyinde seyreden koroner damarlara direkt olarak birleştirilir. Böylece greftler köprü vazifesi görüp darlığın ilerisine kan akımı sağlarlar.

Böylece kalbin yeniden  yeterince beslenmesi mümkün olabilir.

Koroner arter by-pass ameliyatları genelde, kalp akciğer makinesi kullanılarak gerçekleştirilir. Bu makine kanı oksijenlendirir ve vücuda belirli bir basınçta kan akımı sağlayarak kalbi durdurmayı mümkün kılar. Böylece koroner damarlara by-pass ameliyatı gerçekleştirilir.

Koroner arter by-pass cerrahisi nde greft nedir ne işe yarar?

Koroner arter by-pass cerrahisinde koroner damarlara kan akımını sağlamak için vücudun diğer bölgelerindeki  atar damar veya toplar damarlar kullanılır. Vücudun diğer bölgelerinden alınıp koroner arterleri beslemek için kullanılan damarlara  greft adı verilir.

Koroner arter by-pass cerrahisinde koroner damarlara kan akımı sağlayan greftler nerden alınır?

Vücudun diğer bölgelerinden alınan  damarlar(greftler)  bulundukları bölgelerden kolaylıkla serbestleştirilebilen ve çıkarıldıkları vücut bölgesinde kan akımını bozmayan damarlardır.

Koroner arter by-pass cerrahisinde kullanılan  toplar damar grefte  örnek  olarak  bacak iç kısmında ayak bileğinden kasığa kadar derinin hemen altında seyreden safen ven verilebilir.  Bazen gerekli durumlarda bacak arkasından veya koldan da venöz greftler hazırlanabilir.

Yine Koroner arter by-pass cerrahisinde kullanılan atardamar grefte  örnek olarak da  göğüs duvarının iç kısmında aşağıya doğru seyreden göğüs damarı  verileblir. Daha nadiren de ön koldan radial arter (atardamar) veya  karın içinden mide arteri (atardmarı) arterial greft olarak kullanılabilir.

Koroner arter by-pass cerrahisi ne sağlar?

Koroner arter by-pass cerrahisi kalp kasına gelen azalmış olan kan akımını arttırır. Bu fazla miktarda gelen kan akımı göğüs ağrısını (angina) ortadan kaldırır. Ayrıca yorgunluk ve çok ilaç kullanımını azaltır, hastaların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlar. Böylece hastaların hayat kalitesi artmış olur. Ağır koroner arter hastalığı olan kişilerde by-pass cerrahisi hastanın yaşamını uzatır.

Çalışan kalpte koroner by-pass mümkün müdür?

Günümüzde özellikle kalp cerrahisi konusunda “referans hastane” olan Florence Nightingale Hastanesi’ne başvuran hastalar arasında yüksek riskli olguların oranı giderek artmaktadır. Bu hastaların birçoğu başka hastanelerde ameliyat edilemedikleri için bize başvurmaktadırlar. Kalp – akciğer makinesi kullanmadan, yani kalp ve akciğeri durdurmadan gerçekleştirilen koroner by-pass ameliyatları akciğer, beyin, böbrekler yönünden riskli hastalarda bu riski önemli ölçüde azaltmaktadır. 

İleri teknoloji ürünü olan bazı malzemelerin kullanımı, bu ameliyatların güvenli bir şekilde yapılmasını sağlamaktadır. Kliniğimizde 300’ü aşkın hasta bu yöntemle başarılı bir şekilde ameliyat edimlilerdir. Ayrıca bu operasyonlar sonrası hastaların iyileşme ve hastanede kalma süresi kısalmaktadır.

Tüm dünyada da ülkemizde de kapak değişimi kararı verildiğinde kullanılan iki tür kapak vardır: Biyolojik kapak ve mekanik kapak. 

Biyolojik kapakların en büyük avantajı, kan sulandırıcı ilaç kullanılması gerektirmeyişleridir. Buna karşılık ortalama ömürleri 7-10 sene arasında sınırlıdır. Mekanik kapaklar ise çok uzun ömürlüdürler. Ancak metalden yapılmış olduklarından dolayı, üzerlerinde pıhtı oluşmasını engelleyebilmek için hastanın hayatı boyunca kan sulandırıcı ilaç kullanması zorunludur.

Sizin için en uygun olan kapağı seçmeden önce birçok etken göz önünde bulundurulmalıdır: Bunların başında yaşınız, kapak hastalığınızın cinsi, kan sulandırıcı ilaçları hayat boyu kullanıp kullanamayacağınız, çocuk sahibi olup olmamak gibi istekleriniz sıralanabilir.Tüm bu maddeler detaylı olarak değerlendirilerek kalp ve damar cerrahisi merkezimizde kapak seçimine her hastamız için özel bir değerlendirme sürecinden sonra karar verilir.

Kapak Tamiri nasıl yapılır?

Grup Florence Nightingale Hastanelerinde mitral kapak tamiri halk arasında açık veya kapalı yöntemle diye bilinen port-akses veya robotik cerrahi ile gerçekleştirilmektedir. 

Grup Florence Nightingale Hastaneleri kalp ve damar cerrahisi merkezi olarak önemli bulduğumuz bir konu atriyal fibrilasyonun  ameliyatla tedavisinin iki grupta incelenmesi gerektiği konusudur. 

Atrial fibrilasyona yol açan, cerrahi tedavi gerektiren, başka bir hastalığı olan hastalar.

Başka bir kalp hastalığı olmaksızın yalnızca atrial fibrilasyonu olan hastalardır.

Atrial fibrilasyona yol açan, cerrahi tedavi gerektiren, başka bir hastalığı olan hastalarda yaklaşımımız: Bu grup hastalara mevcut atriyal fibrilasyon sorununa yönelik kalp ameliyatı ile birlikte (koroner by-pass cerrahisi, kalp kapak hastalıklarına yönelik cerrahi)  yada atriyal fibrilasyonu  tedavi amaçlı “Ablasyon” cerrahisi uygulanabilir. Bu tip operasyonarın sinüs ritmine döndürmede başarı oranı 2 yıl için yaklaşık %85 civarındadır.

Başka bir kalp hastalığı olmaksızın yalnızca atrial fibrilasyonu olan hastalarda yaklaşımımız:

Bu grup hasta; başka bir kalp hastalığı olmaksızın yalnızca atriyal fibrilasyonu  olan hastalardır. Bu grup hastalarda sinüs ritminin temini ve atriyal fibrilasyonu nun tedavisi amacıyla daha küçük cerrahi kesilerle (minimal invazif yöntemlerle) “Ablasyon” cerrahisi uygulayabiliyoruz.  Kliniğimizde bu hastalara, dünyada sayılı merkezlerde gerçekleştirilen, sağ ve sol göğüs altından yaklaşık 3’er santimetrelik cerrahi kesilerle bu tip ritm ameliyatları gerçekleştirilebilmektedir.

Sonuçta Atriyal Fibrilasyon çeşitli kalp hastalıklarıyla birlikte olan bazen de tek başına seyreden hayat kalitesini bozan, hayati komplikasyonları olan bir ritim bozukluğudur. İlaçlarla ve anjiografik tedavileri olabildiği gibi tedavi başarı oranları çok yüksek değildir. Atriyal Fibrilasyon, çeşitli kalp hastalıklarıyla beraber olsun tek başına olsun, cerrahi tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bu tip kalp operasyonları hastanemizde beş yıldan uzun süredir başarıyla sürdürülmektedir.


Kalp ve Damar Cerrahisi Merkezimizde 2000 yılından itibaren pek çok kalp ameliyatı göğüs kafesinde minik kesilerle gerçekleştirilmekte olup göğüs duvarı açılmamamıştır. Şu ana kadar 1014 vaka minimal (rakam güncel mi? ) invaziv kalp ameliyatı ile tedavi edilmiştir.

Grup Florence Nightingale Hastaneleri Kalp ve Damar cerrahisi merkezi bu prensipten haraketle, 2004 yılından bu yana robotik kalp amelyatını başarıyla uygulamaktadır.

Türkiye'de ilk Robotik kalp amelyatı hastanemizde Prof. Dr. Belhhan Akpınar ve ekibi tarafından gerçekleştirilmiştir. Şu ana kadar 310 robotik kalp amelyatı(güncel rakam nedir?) merkezimizde başarıyla gerçekleştirilmiştir. Merkezimiz gerek minimal invazif, gerekse robotik kalp ameliyatları için yurt dışından gelen hekimlere eğitim verilen bir merkez durumundadır.

Kardiyak Robotik Cerrahi Nedir?

Kardiyak cerrahide robot ile operasyonlar çok daha ufak kesilerden, kalbi durdurmadan gerçekleştirilmekte, ve hastalara gerek kozmetik bakımdan gerekse nekahat döneminde büyük avantaj sağlamaktadır. Herhangi bir kemik ya da kas kesisi olmadığı için hastalar ameliyat sonrasında çok daha çabuk ayağa kalkmakta, yara çok ufak olduğu için ameliyat sonrası dönemde ağrı en aza inmekte, yara ile ilgili problemler de büyük ölçüde engellenmektedir.

Kardiyak Robotik Cerrahi Nasıl Yapılır?

Robot yardımıyla gerçekleştirilen ameliyatlarda, cerrah, hastanın uzağında bulunan üç boyutlu görüntüleme sistemine sahip ana konsola (master ünite) oturur ve göğüs içindeki robotun kolları (slave ünite) cerrahın el hareketlerini aynı anda takip ederek cerrahi işlemi gerçekleştirir. Hasta başında bulunan ikinci bir cerrah ise robotun kollarının ucunda bulunan cerrahi aletlerin değiştirilmesi ve diğer işlemleri üstlenir. Robotik  cerrahi sistemde aletler göğüs duvarı içinde insan bileğinin yaptığı bütün hareketleri yapabilmektedir.

Kardiyak Robotik Cerrahi Kimlere Uygulanabilir?

Kardiyak robotik cerrahi çoğunlukla koroner by-pass, mitral kapak tamiri ve aritmi cerrahisinde kullanılmaktadır. Ancak robotik cerrahi her hastaya uygulanamamaktadır.

Mevcut tekniklerde iki damarın üstünde by-pass operasyonlarında tercih edilmemektedir.

Robotik Cerrahi ile Kalp Ameliyatlarının tarihi geçmişi:

Kalp cerrahisinin daha az invazif tekniklerle tanışması ve bu tekniklerin  kabul görmesi diğer cerrahi branşlara göre daha geç ve yavaş olmuştur. Bunda kalp cerrahlarının standart ve klasik teknikleri ile kendilerini rahat hissetmeleri ve kalp cerrahisinin bu standart teknolojiyle fevkalade başarılı olarak gerçekleştirilebilmesi etkili olmuştur. Ancak 1990 lardan itibaren perkütan  tekniklerdeki(stent,balon) gelişmeler ve ortaya çıkan rekabet  cerrahları bu mükemmel sonuçları daha az invazif yöntemlerle  gerçekleştirme çabalarına yöneltmiştir.

Neden kardiyak robotik cerrahiye ihtiyaç duyulmaktadır?

ABD’de koroner arterlerin yeniden kanlandırılmasında koroner baypas ve anjiografi ile stent uygulamaları  karşılaştırıldığında stent lehine olan bir artış görülmüş. Bu durumda klasik yaklaşımla göğüs kesisi yapılarak ve kalp-akciğer makinesi kullanılarak gerçekleştirilen kalp cerrahisi yerine daha küçük kesilerle aynı operasyonu gerçekleştirme kalp cerrahisini daha az invazif hale getirmeye çalışma çabaları donucu robotik kalp cerrahisi gelişmiştir.

Göğüs duvarının kesilerek yapılan kalp cerrahisi geniş bir cerrahi alanda hakimiyet avantajı sağlayan ancak göğüs bütünlüğünün bozulması, uzun bir iyileşme süreci gerektirmesi gibi dezavantajları da olan bir kesidir. Tüm bunlar bir araya gelince kardiyak robotik cerrahi stent yerine robotik cerrahi ile daha çok koroner baypas operasyonun üstelik göğüs duvarında küçük bir kesi ile mümkün olabilmesi adına bir ümit ışığı olmuştur.

Minimal invaziv cerrahi nedir?

Kalp cerrahisinde son on yıldır çok hızlı gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmelere bağlı olarak, ameliyat sonuçları giderek daha iyiye gitmekte ve daha geniş bir hasta kitlesine ulaşmak mümkün olmaktadır.

Açık kalp ameliyatı geçiren bir hasta, ortalama 8-10 gün hastanede yatmakta, daha sonra da yaklaşık bir aylık nekahat dönemi geçirmekte, dolayısıyla önemli bir işgücü kaybı ortaya çıkmaktadır. Yeni gelişmelerle bu işlemin daha kansız, daha ufak deliklerden, kalbi durdurmadan yapılabilmesi fikirleri ortaya çıkmıştır.

İlk önce kalbi durdurmadan, çalışan kalpte by-pass operasyonları başarıyla gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Daha sonra bu operasyonun çok daha küçük bir insizyondan yapılabileceği ortaya kondu ve buna “Pencere Ameliyatı” adı verildi. Sonraki yıllarda, kapak operasyonları da bu yöntemle yani ufak bir delikten yapılmaya başlanmıştır.

Bu yöntemin en belirgin avantajları hastanın daha az ağrı hissetmesi ve daha çabuk ayağa kalkabilmesidir. Normal bir açık kalp ameliyatında, ortalama on gün hastanede kalan bir hasta, bu yöntemle, 4-5 gün içerisinde taburcu olup kısa sürede işine dönebilmektedir.

Kalp ve Damar Cerrahisi Merkezimizde robotik kardiyak cerrahi nasıl başladı?
Robotik cerrahi dönem öncesinde merkezimizde 600’un üzerinde   olguda endoskopik (port akses) mitral kapak,  ASD kapatılması ve mixoma rezeksiyonu gerçekleştirilmiştir. Robotik cerrahinin daha a gelişmiş versiyonu olan endoskopik tekniklere  olan alışkanlığımız ve tecrübelerimizle robotik teknoloji ile kardiyak cerrahide daha kolay yol alan merkezlerden biri olduk. Robotik cerrahi kardiyak cerrahiye çok önemli avantajlar getirmektedir. Görüntünün 3 boyutlu olması  kalp ve damar cerrahları için bir avantaj olmuştur. El bileğinin yapabildiği tüm hareketlerin robot tarafından yapılabiliyor olması da bir başka büyük avantaj olmuştur. ABD de yıllık ortalama 1700 kardiyak robotik operasyon gerçekleştirilmektedir. Yıllık % 25’lik bir artışla bu sayı her yıl ortalama 400 kadar artmaktadır. Ülkemizde ise ilk robotik sistem 2004 yılında Florence Nightingale hastanesinde kurulmuş olup şu ana kadar 300’ün (güncel rakam?) üzerinde kalp hastası başarı ile  opere edilmiştir.

Robot hangi kalp ameliyatlarında kullanılmaktadır?

• Mitral kapak tamir ve değişimi
• Koroner baypas(tek veya iki damar hastaları)
• ASD kapatılması
• Aritmi amelyatları
• Kalp tümörleri      

Robot kardiyak cerrahide en sık hangi durumda kullanılıyor?

Kardiyak cerrahide robot kullanımında dünyada olduğu gibi kliniğimizde de  mitral kapak tamiri ve koroner arter cerrahisi en sık kullanım alanını oluşturmaktadır. Sürekli geliştirilen teknolojisi ve özellikle son yıllarda geliştirilen dördüncü kol ve otomatik mitral ekartörü operasyonu daha kolay hale getirmiştir


Kardiyak robotik cerrahinin avantajları nelerdir?

• Operasyon esnasında daha az kan kullanımı ihtiyacı
• Ameliyat sonrası hastanede daha kısa yatış suresi
• Ameliyat sonrası daha az ağrı
• Düşük enfeksiyon oranı
• Estetik  üstünlük ve erken işe dönme 

Robot teknolojisi ile kalp cerrahisinde en kritik karar nedir?

Robotik kalp cerrahisi devam etmekte olan bir gelişme sürecindedir. Gerekli alt yapı ve eğitim hazırlığına sahip merkezimizde edinilen tecrübeler sistemi multi-disipliner olarak kullana prensibimiz, sabır ve zorlu  eğitim süreçlerinden geçmiş olmamız hepsi bier avantaj.
Ancak robot teknoloji ile kardiyak cerrahide öğrenme eğrisinin en önemli faktörlerinden birisi de ne zaman açık cerrahiye dönülmesi(Conversion) kararı olduğu hiç unutulmamalıdır.
Robotikteknoloji ile başlayıp gerekli durumda doğru zamanda açık cerrahiye dönmek asla bir başarısızlık olarak düşünülmemelidir, çünkü hiçbir şey hastaya zarar vermemek ilkesi kadar önemli olamaz.

Grup Florence Nightingale Hastaneleri Kalp Nakli Merkezimizde; Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı "Kalp Nakli ve Yapay Kalp Destek Sistemleri Programı" yürütülmektedir. Detaylı bilgi için tıklayınız


Damar cerrahisinin alanına kalbin kendi damarları haricindeki diğer atar ve toplar damarlara ait hastalıklar girmektedir. Damar hastalıkları artan yaş ortalaması ile birlikte giderek artmaktadır. Türkiye’de 65 yaş üzeri nüfus 1985 de %3.5 iken 2005 yılında %7 oranına ulaşmıştır. Ayrıca günümüzde insanlarda yaşam beklentisi de uzadığı için damar hastalıkları, yaşlı nüfusun yaşam süresi ve yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etki yapmaktadır.

Ülkemizde damar cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi şeklinde birleşik olmasına rağmen AB ülkelerinin birçoğunda ve ABD de ayrı bir ihtisas dalı olarak işlev görmektedir. Bu ülkelerde kalp cerrahları ile damar cerrahları ayrıdır. Özellikle son yıllarda endovasküler cerrahinin (Balon ve stentlerle damarların açılması) yaygınlaşmasıyla, damar cerrahisinin bir bölümü bu yolla yapılır olmuştur. Bazı durumlarda ise hem açık cerrahi hem de endovasküler cerrahi kombine edildiğinde sonuçlar daha iyi olmaktadır.

Anevrizmaların ve diğer damar hastalıklarının cerrahisi kliniğimizde açık ve kapalı (endovasküler stent) yöntemlerle yapılmaktadır.


Kısaca toplar damarların belirginleşip, genişlemesi olarak tarif edilebilen varis hastalığının günümüzde görülme sıklığı giderek artmaktadır.

Varis; hem genetik hem de çevresel faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Özellikle hareketsiz yaşam, sürekli ayakta sabit olarak durma varis hastalığının görülme sıklıklını arttırmaktadır.

Varis bacaklarda/ ayaklarda pek hoşa gitmeyen görüntülere neden olabilmekle birlikte; 

• Şiddetli ağrı
• Kaşıntı
• Şişlik
• Yanma gibi şikayetlere de yol açabilmektedir. 

Hatta tedavi edilmeyen bazı varis hastalıkları; "varis ülseri" denilen bacaklarda zor iyileşen yaralara neden olabilir. Varis ülseri nedeni ile hastalar yatağa mahkum kalabilmektedir.

Varis tedavisi varisin evresine göre; ilaç tedavisi, koruyucu önlemler ve cerrahi operasyon ile gerçekleştirilebilir. 
Grup Florence Nightingale Hastaneleri Varis Kliniğimizde; alanında uzman hekimlerimiz,  kişiye özel tedavi planı ve yaklaşımı ile hastalarımızın en doğru ve en etkin tedaviyi alması için hizmet vermektedir. Tıptaki son yenilikleri ve teknolojileri kullanarak varis tedavileri başarı ile gerçekleştirilebilmektedir.


Varis nedir?

Vücuttaki hücrelerin ihtiyacı olan besinleri ve bunların kullanılabilmesi için gerekli olan oksijeni içeren kan kalpten atardamarlar aracılığı ile dokulara gönderilir. 
Dokular bu maddeleri ve oksijeni kullanırlar ve atık maddeler açığa çıkar. Bu atık maddeleri içeren kan (halk arasında kirli kan da denir) bu sefer toplar damarlar aracılığıyla temizlenmek üzere kalbe taşınır.
Vücudumuzdaki toplar damarların belirgin hale gelip, genişlemesine; "varis" adı verilir.


Varis nasıl oluşur?

Vücudumuzdaki toplar damarlar yüzeysel ve derin olarak iki ana grupta incelenebilir. 
Yüzeysel toplar damarlar hemen cilt altında yer alır ve gözle görülebilir. Derin toplar damarlar ise kaslar arasında atardamar ve sinirlerin yanında yer alır ve bu nedenle gözle görülmez.
Toplar damarlar vücudumuzun her yerini sarar ve kanı yer çekiminin aksi yönüne doğru (uzuvlarımızdan kalbe doğru) taşırlar. Bacaklarda bulunan toplar damarlarımızda, 10-15 adet kapakçık bulunur.  Bu kapakçıklar sayesinde yer çekiminin etkisi ile kanın bacaklarda birikmesi önlenerek, kan akımının hep kalbe doğru olması sağlanır. Toplar damarlarımızda bulunan kapakçıklar tam kapanamazsa, yukarı kalbe gitmesi gereken kan aşağıya kalıp birikir ve toplar damarların genişlemesine dolayısıyla varis oluşumuna neden olur.


Kimler varis hastalığında risk altındadır?

Varis, çoğunlukla genetik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilen bir rahatsızlıktır.
Ancak çevresel faktörler de görülme oranını arttırmaktadır. Özellikle fazla hareket edemeyen, sabit olarak uzun süre ayakta kalan kişilerde (öğretmen, hemşire, doktor, garson vs.) görülme sıklığı daha fazladır. 
Bununla birlikte kadınlarda erkeklere göre daha sıkça ortaya çıktığı  ve yaş ilerledikçe varis oluşma olasılığının arttığı bilinmektedir.
Varisin belirtileri nelerdir? 
Varis hastalığının evrelerine göre belirtileri şiddetlenebilmektedir.
Hastalığın erken evresinde daha çok görüntü ile ilgili sıkıntılar ortaya çıkar, hastalık ilerledikçe ağrı, şişlik gibi şikayetler gözlenir. Çok şiddetli vakalarda "varis ülseri" denilen ve çok zor iyileşen yaralar oluşur.
• Bacak damarlarında belirginleşme, gözle görülür hale gelmesi
• Damarların kabarıklaşarak kıvrımlı bir hal alması
• Kaşıntı
• Ağrı
• Yanma
• Kramp
• Şişkinlik/ödem
• Bacaklarda zor iyileşen yaralar


Varisin tanısı nasıl konur?

Yüzeysel (cilt altındaki) damarlarda ortaya çıkan varis tanısı doktor muayenesi sırasında rahatlıkla konulabilmektedir. Ancak derin damarlardaki (kasların içinde yer alan) varis tanısında görüntüleme yöntemlerinden yararlanmak gerekir. 
Gözle görülmeyen derinlikteki toplar damarlarda kapak yetmezliği olup olmadığını anlamak için venografi ya da renkli doppler ultrasonografiden yararlanılabilmektedir. 
Venografide ayak bileği seviyesinde toplar damarın içine özel bir boyar madde verilerek filmler çekilir. Günümüz modern ultrasonografi aletleri sayesinde venografinin kullanım alanı oldukça azalmıştır. Renkli doppler ultrasonografi ağrısız, iğne kullanılması gerekmeyen basit bir yöntemdir.
Varis ülseri (varis yaraları) nedir?
Varis hastalığı ilerler ve tedavi edilmezse, bacaklarda (özellikle alt kısımlarında) yara oluşumu gözlenir. Bu yaralara "varis ülseri" ya da varis yarası adı verilir.
Varis; toplar damarlarda bulunan, kanın yer çekiminin aksi yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıkların hasar görmesi/ bozulması sonucu ile ya da toplar damarın pıhtı ya da bası ile tıkanmasına bağlı olarak kan  akışının  düzgün bir biçimde yukarı doğru olmaması sonucunda ortaya çıkar. Yıllarca tedavi edilmeyen varisler ise sürekli genişleyerek dokularda özellikle bacak derisinde bozulmalara neden olur. Bunun sonucunda da yaralar ortaya çıkar.
Varis ülserine;  sıklıkla bacağın alt kısımlarında (ayak bileği ve diz arasında) rastlanır. Cilt rengi koyulaşmış, cilt yapısı kalınlaşmıştır. Aynı anda birden fazla yara oluşumu söz konusu olabilmektedir.


Varis ülseri (varis yaraları) tedavi edilmezse ne olur?

Varis ülseri düzenli takip ve tedavi edilmezse iyileşmesi çok güç hatta bazı durumlarda imkansız gelebilir.
Tedavi edilmeyen yaralar çeşitli enfeksiyonların gelişmesine neden olur. Enfeksiyon yumuşak dokulardan kemik dokuya kadar ilerleyebilir. Bu durumda da istenmeyen pek çok komplikasyon ortaya çıkar. Hatta sonucunda hasta ayağını bile kaybedebilir.
Ayrıca oluşan bu yaralar, ciddi ağrılara, hareket kısıtlığına neden olur.


Varis nasıl tedavi edilir? 

Tedavi hastaya ve hastalığın evresine göre yapılmalıdır.
Erken Evre varis tedavisi 
Erken evre varis hastalığında ve ameliyat riski olan yaşlı hastalarda sadece varis çorabı kullanılarak hastalığın ilerlemesi önlenebilmektedir. Dizaltı varis çorabı genelde yeterli olmaktadır. 
Doppler ultrasonografide kapak yetmezliği saptanmayan 1-3 milimetre arası küçük varislerde; "skleroterapi" denilen yöntem uygulanabilmektedir. 
Skleroterapide; ince iğnelerle damarın içine girilip özel maddeler verilerek damarın kapanması sağlanır. Bu yöntem ayrıca elektrokoagülasyon, radyofrekans ve lazer gibi özel aletlerle de yapılabilmektedir. 
Hastalığın yaygınlığına göre birkaç seans uygulanır. Hasta işlem sonrası yürüyerek evine gidebilir, yatak istirahati gerekmez. 1-3 gün boyunca elastik bandaj ya da varis çorabı giymesi yeterlidir.
İleri evre varis tedavisi
İleri evre  varis tedavisinde uygulanabilecek seçenekler şöyle sıralanabilir;
• Standart ameliyat
• Köpük skleroterapi
• Radyofrekans
• Lazer ablasyon yöntemleri 

Uygulanacak yöntem hastaya ve hastalığın evresine göre seçilmelidir. Bu yöntemlerin hepsindeki ortak amaç kapak yetmezliği olan yüzeyel toplar damarın çıkarılması veya içinin kapatılması sağlanarak venöz yükün ve göllenmenin engellemesidir. 

Zaten kapakları çalışmayan bu damarların çıkarılması ya da kapatılmasının vücut için herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Derinde bulunan diğer toplar damarlar, alınan  ya da kapatılan yüzeyel toplar damarların görevini üstlenmektedir.
Bu yöntemlerin hepsinde hastanın bir gece hastanede yatması yeterli olmaktadır.
Hastalarımız ortalama 7-10 gün içinde normal yaşamlarına geri dönebilmektedirler.
Standart varis ameliyatı nasıl yapılır?
Standart varis ameliyatında kasık çizgisinde 1-2 santimetrelik bir kesi yapılır. Yüzeyel damarın derin sisteme döküldüğü yerdeki dalları bağlanır. 
Özel bir tel yardımıyla yüzeyel toplar damar diz seviyesine kadar çıkarılır. 
Genişlemiş olan varisler üzerine de 5-7 milimetrelik küçük kesiler yapılarak damarlar çıkarılır.


Varis tedavisinde radyofrekans ve lazer ablasyon teknikleri nasıl uygulanır?

Diz ya da ayak bileği seviyesinde açık olarak ya da doppler ultrasonografi eşliğinde yüzeyel damarın içine girilir.Özel kateterle, damar içine yüksek ısı verilir. Yüksek ısı sayesinde damarın kapanması sağlanır.

Varis tedavisinde köpük skleroterapisi nasıl uygulanır?

Köpük skleroterapisinde radyofrekans ve lazer ablasyon yöntemlerinde de olduğu gibi diz ya da ayak bileği seviyesinde açık olarak ya da doppler ultrasonografi eşliğinde yüzeyel damarın içine girilmesi söz konusudur.
Köpük skleroterapisinde hava ile karıştırılıp köpük haline getirilmiş ilaç, damarın içine verilerek damarın kapanması sağlanır.


Varisi olan hastaların dikkat etmesi gerekenler nelerdir? 

Varis; ameliyat, skleroterapi, radyofrekans, lazer ablasyon ile tedavi edilebilmektedir. Ancak varisin tekrarlamaması  ya da yenilerinin oluşmaması için hastaların günlük hayatlarında dikkat etmesi gereken bazı konular bulunur. Bunlar şöyle sıralanabilir:
• Düzenli egzersiz ve yürüyüş yapılması
• Günde en az 3-4 defa 15-20 dakika boyunca bacakların yukarı kaldırılması
• Düzenli olarak varis çorabının kullanılması
• Dengeli beslenme ile fazla kiloların verilmesi
• Sigara içiliyorsa bırakılması
• Ayakta sabit durmaktan kaçınılması 
• Otururken bacakların aşağı doğru sarkıtılmaması, yüksekte tutulmasına özen gösterilmesi
• Otururken bacak bacak üstüne atılmaması
• Dolaşımı etkileyecek çok dar giysilerden uzak durulması
• Yolculuklarda dolaşımı düzenlemek adına her 30-40 dakikada bir ayağa kalkmalı ve mümkünse yürünmesi
• Her gün bir kaç defa bacaklara soğuk duş yapılması
• Aşırı sıcaktan kaçınılması

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.