Kalın bağırsak kanseri (Kolorektal kanserler)

Kalın bağırsak, son 15-20 cm’lik bölümü rektum ve geriye kalan bölüm kolon olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Kolon ve rektumda görülen kanserler birlikte ‘kolorektal kanserler’ olarak adlandırılır.

Kalın bağırsak kanserleri dünya genelinde en yaygın üçüncü kanserdir. Aynı zamanda kadınlarda ve erkeklerde kansere bağlı ölümlerde her iki cinsiyette te üçüncü sıra yer almaktadır. İstatistikler dünyada sorunun önemini ortaya koysa da, kalın bağırsak kanserlerinde erken tanı ve tedaviyle yüz güldürücü sonuçlara ulaşmak mümkün olabilmektedir. Araştırmalar, kolon bölgesindeki kanser erken evrede yakalanıp tedavi edildiği taktirde, 5 yıllık sağ kalım oranlarının yüzde 90 seviyesinde olduğunu göstermektedir.

Kalın bağırsak kanserler yaygınlığı fazla olmakla birlikte gelişmiş tarama yöntemlerinin yaygınlaşması ve tarama konusunda farkındalığın artmasıyla ölüm oranlarında düzenli gerileme görülmektedir.

En iyi sonuç erken saptandığında alınıyor.

Kalın bağırsak kanserlerinin çok büyük bölümü bağırsağı kaplayan mukozada meydana gelen poliplerden gelişmektedir. Özellikle 50 yaşından sonra kalın bağırsakta sıklıkla rastlanan poliplerin büyük çoğunluğu iyi huylu olmakla birlikte bazıları zaman içinde kansere dönüşebilmektedir. Bilim adamları, kanser ve polip gelişmesine neden olan bu dönüşümü, kolonun iç yüzünü kaplayan yapıların DNA’sında zaman içinde meydana gelen değişimlere bağlamaktadır. Ortaya çıkan bu değişiklerin büyük çoğunluğu da yaşlanmaya ve çevresel faktörlere bağlanmaktadır. Bazı kalıtsak özellikler gösteren bağırsak kanseri tipleri de bulunmaktadır.

Kalın bağırsak kanserinde risk faktörleri

Bağırsak kanserleri toplumda bu denli yaygın görülmekle birlikte ortaya çıkış nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Birçok kanser türünde olduğu gibi bağırsak kanserinde de yaş önemli risk faktörüdür. Araştırmalara göre, kolon kanserine yakalanma riski açısından kadın ve erkeklerde eşit olasılık söz konusu. Ancak, kadınlarda rektum, erkekler ise kolon kanseri riskinin daha yüksektir. Genel olarak bakıldığında, yaş, daha önce geçirilmiş kanser öyküsü, birinci derece yakınlarında kanser görülmüş olması, yaşam biçimi ve beslenme alışkanlıkları kolon kanserinde risk faktörleri olarak sıralanmaktadır.

Yaş: Tanı konmuş bağırsak kanseri hastalarının yüzde 90’ı, 50 yaşın üzerindedir. Bununla birlikte, genetik faktörler ya da kronik inflamatuvar barsak hastalığı söz konusu değilse bağırsak kanseri gençleri çok fazla etkilememektedir.

Ailede kolorektal kanser öyküsü: Kolorektal kanserlerde yüzde 15 oranında kalıtsal faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Özellikle, anne, baba, kardeşler gibi birinci derece yakınlarında kolorektal kanser bulunması riskin artmasına neden olmaktadır. Bu kişilerin kansere 60 yaşından önce yakalanması durumunda ise genç yaşta kolorektal kansere yakalanma riski yükselmektedir. Ailede adenomatöz polip ve endometrial kanser, mide ya da mesane kanseri öyküsü olması da riski artırmaktadır. Bu nedende, özellikle ailesinde kolorektal kanser geçmişi olan kişilerde, sık tarama hayati önem taşımaktadır.

Tıbbi geçmiş: Polip ya da farklı bağırsak hastalıklarının varlığı; Kalın bağırsak kanserlerinin çoğunluğunun poliplerden kaynaklandığı bilinmektedir. Polip sayısı arttıkça kansere yakalanma riski de artmaktadır. Her ne kadar bu poliplerin büyük kısmı iyi huylu olarak kalmaya devam etse de, adenomatöz polipler, yani adenomların prekanseröz olma ve kansere dönüşme ihtimali yüksektir. Kolerektal kanserlerin yaklaşık yüzde 95’i adenomlardan geliştiği için bazı iyi huylu tümörlerin de kansere dönüşebileceği düşünülmektedir. Bu nedenle korunma ve önleme amacıyla tüm poliplerin alınması önerilmektedir. Ayrıca, ülseratif kolit ve Crohn gibi inflamatuar bağırsak hastalıklarının varlığı bağırsak kanseri riskini artırmaktadır.

Geçirilmiş kanser öyküsü: Daha önce kalın bağırsak kanser tanısı almış kişilerde, kanserin tekrarlama ihtimali yüksektir. Kadınlarda yumurtalık, rahim ve meme kanseri geçirmek de riski artırıcı etkenler arasındadır.

Yaşam biçimi ve beslenme alışkanlıkları: Kalın bağırsak kanserlerinde bazı beslenme alışkanlıkları ile yaşam şekillerinin ilişkili olduğu bilinmektedir. Hareketsiz yaşam, obezite, aşırı alkol tüketimi, hayvansal yağlardan zengin, lifli gıdalardan ve sebze ve meyveden uzak beslenme, fazla miktarda işlenmiş gıda tüketimi kansere yakalanma ihtimalini artırmaktadır. Sigara kullanımı da kolorektal kanserlerde önemli bir risk faktörüdür. Bazı ırksal özelliklerden dolayı yaşanılan bölgenin de kansere yakalanma ihtimalini artırdığı bilinmektedir.

Kalın bağırsak kanseri belirtileri

Kalın bağırsak kanserlerine özgü belirtiler bulunmamakla birlikte genellikte hiç belirti vermeden ilerler. Ortaya çıkan bazı belirtiler ise çoğunlukla başka hastalıklarla karıştırılmaktadır. Bu nedenle özellikle risk grubunda yer alan kişilerin aşağıda sıralanan şikayetleri varsa, vakit kaybetmeden hekime başvurmaları gerekir.

  • Tuvalete çıkma alışkanlıklarında değişiklik, uzun süreli ishal, kabızlık yaşanması
  • Bir haftayı aşan dışkılayamama hissi
  • Dışkının görünümünde değişiklik, çapında incelme
  • Dışkıda parlak kırmızı ya da siyah kan görülmesi. Kan, rektum ya da bağırsakta kanamayı işaret eder.
  • Dışkılama sonrasında bağırsaklarda tam boşalamama hissi
  • Karın bölgesinde şişkinlik, kramp ve ağrı
  • İştahsızlık ve nedensiz kilo kaybı
  • Kusma, geçmeyen yorgunluk hissi, kalp çarpıntısı

Tarama yöntemleri

Kalın bağırsak kanserleri erken tanı aldığında önleme ve tedaviyle oldukça başarılı sonuçlara ulaşılabilmektedir. Bu nedenle, gelişmesi 5-10 yıl arasında yavaş seyreden kalın bağırsak kanserinde tarama yöntemleri hayat kurtarır niteliğindedir. Belirtiler ortaya çıkmadan tümörün tespit edilmesi, poliplerin çıkarılmasıyla kanserin önüne geçmek mümkün olabilmektedir.

Hangi tarama testinin kime ve ne zaman yapılacağı, kişinin yaşı, aile öyküsü ve risk değerlendirilmesine göre hekim tarafından belirlenecektir. Ancak, herhangi bir risk grubunda olmasa bile 50 yaşını geçmiş herkesin kolon kanseri açısından düzenli kontrollerini yaptırması gerekmektedir. Yıllık fizik muayeneleri hem riskin değerlendirilmesi hem de alınabilecek önlemlerin tespit edilmesinde yardımcı olacaktır.

Dışkıda kan testi: Herhangi bir girişim gerektirmeyen bu testte, dışkıda kan bulaşıklığı aranmaktadır. Tümörlerde ve poliplerde dışkının geçişi az miktarda da olsa kanamaya neden olabilmektedir. Testin pozitifliği mutlaka kanser olduğunun göstergesi değildir. Hemoroid gibi bazı bağırsak sorunları da testin pozitif sonuçlanmasına neden olabileceği gibi bazı polipler kanamaya neden olmayacağı için sonuç negatif çıkabilmektedir. Bu nedenle elde verilere göre hekim tarafından daha ayrıntılı sonuca ulaştıracak tanı yöntemlerine yönlendirilir.

Sigmoidoskopi: Bu testle bağırsağın rektum ve sigmoid kolon denen üçte birlik bölümü görüntülenmektedir. Endoskopik bir aletle incelenen bu bölgedeki polip ve kanserlerin tamamı tespit edilebilmektedir. İşlem sırasında görülen polipler alınabilmektedir.

Kolonoskopi: Kalın bağırsak kanserinin tanısında kolonoskopi hala altın standart olarak kabul edilmektedir. Bağırsağın tüm duvarının görüntülenebildiği kolonoskopi işlemi sırasında tespit edilen tüm polipler temizlenebilmekte, ihtiyaç duyulduğunda biyopsi yapılabilmektedir. Kolonoskopi işlemi 30-90 dakika aralığında sürmektedir.

Sanal kolonoskopi: Bilgisayarlı tomografi (BT) eşliğinde yapılan girişimsel olmayan bir yöntemdir. Yeni bir uygulama olan sanal kolonoskopide görüntüler vücudun dışından alınır ve kalın bağırsağın tamamı bilgisayarlı tomografi ile görüntülenir. Sanal kolonoskopide polip saptanması durumunda yeni bir endoskopik işlemle polibin alınması gerekmektedir.

Kalın bağırsak kanserinde tanı nasıl konulur?

Hastada görülen belirtiler ve laboratuvar test sonuçları hekimde kanser şüphesi yaratıyorsa tanıya yönelik daha ayrıntılı testlere başvurulmaktadır. Kanser saptandıysa da evresini, derecesini belirlemeye ve metastaz olup olmadığı araştırılmaktadır. Tanı koymada kolonoskopi, biyopsi, kan testleri ve manyetik rezonans (MR), bilgisayarlı tomografi (BT), pozitron emisyon tomografisi (PET-BT veya PET-MR) gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır.

Kalın bağırsak kanserinde tedavi

Tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde artık kolorektal kanserlerin her evresine uygun tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Uygun tedavi yöntemini belirlerken kanserin evresi, yerleşim bölgesi, hastanın genel sağlık durumu, başka bir hastalığın ya da kanserin olup olmaması, yaşı gibi birçok etken bir arada değerlendirilerek karar verilmektedir. Tedaviyle, hastanın kanserden tamamen kurtulması mümkün olmasa da yaşam kalitesi düşmeden uzun bir ömür amaçlanmaktadır.

Kalın bağırsak kanserinin tedavi seçeneklerinde cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi yer almaktadır. Hekimin vereceği tedavi planı çerçevesinde bu yöntemler tek tek ya da bir arada kullanılabilmektedir.

Kalın bağırsak kanserlerin tedavisinde ilk seçenek cerrahi ile tümör ya da tümörleri çıkarmaktır. Uygulanan cerrahide tümörün bulunduğu kısımla birlikte her iki yanındaki sağlam dokulardan da bir parça alınmaktadır. Aynı zamanda yayılma ihtimali olan mezenter doku ve lenf nodları da alınır.

Kalın bağırsak kanseri ameliyatlarında kanserli doku karından yapılan ameliyatlarla çıkarılabileceği gibi minimal invazif yöntemler da kullanılmaktadır. Laparoskopik ameliyatlarda hastanın iyileşme süresi karından yapılan ameliyatlara oranla çok daha kısa olmaktadır.

Tümör rektum bölgesinde ise tümör kalın bağırsağın sol tarafının bir kısmı ile birlikte alınır ve iki uç birbirine birleştirilir. Birleştirmenin mümkün olmadığı durumlarda cerrah, sağlam bağırsağın ucunu karın duvarına ağızlaştırır, diğer ucu kapatılır. Kolostomi denen bu işlemden sonra dışkı özel kolostomi torbaları aracılığı ile dışarı alınır. Bu durum birçok hasta için geçici olmakla birlikte, rektum alt bölgelerinde makata çok yakın kısımlarda tümörü olan hastalarda kolostomi kalıcı olabilmektedir.

Kalın barsak kanserlerinde evreye göre cerrahi öncesinde ya da sonrasında kemoterapi uygulanabilmektedir. Aynı şekilde yine kanserin evresine ve tedavide gerekliliğine göre radyoterapi de yapılabilmektedir.

Hastanın takibi ve kontroller

Kalın bağırsak kanser tanısı almış ve tedavi görmüş kişilerde kanserin tekrarlama riski her zaman bulunmaktadır. Kanserin yıllar sonra da tekrarlayabileceği düşünülerek hastanın dikkatli şekilde takip edilmesi gerekmektedir. Her hasta için hekimi düzenli takip programı oluşturacaklardır. Genel takip programlarına göre, ilk iki yıl üç ayda bir, sonraki üç yıl altı ayda bir kan testleri ve CEA testleri yapılır.

Yine ilk üç yıl boyunca altı ayda bir, sonraki iki yıl boyunca yılda bir kez olmak üzere görüntüleme yöntemleri ile herhangi bir yayılım olup olmadığı kontrol edilir. Tedavinin tamamlanmasından bir yıl sonra kolonoskopi yapılır ve elde edilen sonuçlara bağlı olarak da her üç yılda bir tekrarlanır.

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz

Kanserle İlgili Uzmanlarımıza Sorun
Güvenlik Kodunu Giriniz
Captcha
CaptchaResart
/* */