Kadın Doğum

Gebelik Öncesi Hazırlık

Çocuk sahibi olmak dünyanın en güzel ama bir o kadar da en zor görevlerinden. Bir çocuğun tüm sorumluluklarını almak ve onu hayata hazırlamak...Çok büyük ve zorlu bir macera gibi görünen bu süreç bebeğin dünyaya gelmesinden çok daha önce başlar. Gebelik kararı alındığı ya da gebe kalındığı andan itibaren yaptıklarınız ya da yapmadıklarınız bebeğinize yansır. 

Gebeliğe hazırlık, planlama süreci

Gebelik tanısı geriye dönük olarak konur. Yani kanda gebelik testi pozitif saptandığında, aslında yaklaşık 2-3 hafta önce gebelik oluştuğu anlamına gelir. Dolayısıyla gebelik testi pozitif saptanana kadar ki dönemde gebelik dış etkenlere hassas olacağı için korunma bırakıldıktan sonra aşağıda işaret edilen bazı konulara dikkat edilmesi gerekir.

• Folik asit kullanmaya başlayın

Gebelik öncesi kullanılan folik asit, Nöral tüp defekti- Spina Bifida (omurilik omurga anomalisi) ve boş gebelik gibi komplikasyonlu gebeliklerin görülme oranını düşürür. Bu nedenle gebelik oluşumundan üz ay öncesinde günlük 400 mikrogram folik asit kullanılmaya başlanmalı ve gebeliğin 12. haftasına kadar devam edilmelidir. Plansız gebe kalanların daha öncesinde folik asit kullanmadıkları için endişe etmeden, gebeliği öğrendikleri anda başlamaları yeterli olacaktır.
 
• Tarama testlerinizi yaptırın

Gebelik öncesi rutin jinekolojik muayene  ve pap smear ( servikal kanser tarama testi) yapılması gerekir. Aynı zamanda, kan sayımı, tiroid fonksiyon testleri, kan şekeri ve TORCH-S ( Toxoplasma, Rubella, Herpes virüs, Sitomegalovirus, Sifiliz), Hepatit ve HIV testlerini yaptırmakta yarar var. Test sonuçlarına göre, gerekli tedavilerin gebelik öncesi planlanarak olası risklerin belirlenmelidir.
 
• Sigara ve alkol kullanmayın

Gebelik sırasında sigara kullanmanın erken doğumdan, düşük doğum ağırlığına ve bebekte solunum yolu sorunlarına kadar birçok sağlık sorununa yol açabileceği unutulmalı. Bu nedenle gebelik boyunca sigara kullanılmamalı ve sigara dumanına maruz kalınacak ortamlardan kaçınılmalıdır. Gebelikte alınacak alkolün bebeğe geçme ve uzun dönemde bazı sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalı ve bu süreçte alkol almamaya özen gösterilmelidir.

• Görüntüleme yöntemleri

Gebelik boyunca röntgen , tomografi, sintigrafi gibi radyolojik incelemelere girilmemesi, mutlaka gerekiyorsa korunma olmadığının doktora bildirilmesi gerekir. Ultrasonografik incelemeler ve magnetik rezonans görüntüleme (MR) yapılmasının gebelik üzerine olumsuz etkileri yoktur. 

• İlaç kullanımına ve enfeksiyonlara dikkat edin

Korunma bırakıldıktan sonra rastgele ilaç alınmamalı, gerekli ise  mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır. Ayrıca, gebelikte geçirilen kızamık, suçiçeği gibi bulaşıcı hastalıkların bebeğe zarar verme riski olduğu için döküntülü hastalık geçiren çocuklarla temastan kaçınılmalıdır. Korunma ve aşılar konusunda hekiminizden bilgi alabilirsiniz. 

Gebelik 

Gebe kalmak için en uygun zaman

Gebelik, ovulasyon (yumurtlama) döneminde sağlıklı bir sperm ve sağlıklı bir oositin (yumurta) uygun zamanda bir araya gelmesiyle oluşur. Yumurtanın canlılık süresi 48 saat iken spermin ömrü 72 saattir. Ortalama 28-30 günde bir adet gören bir kadında yumurtlama dönemi adetin ilk gününden itibaren 14 - 15. gündür.  Sperm ve yumurtanın yaşam süreleri de göze alındığında;  adetin 11 - 18. günleri arası gebelik için uygun zamandır ve bu yedi günlük dönemde  günaşırı cinsel ilişkiye girmek gebelik şansını artıracaktır. Ancak adet döngüsü farklı olan kadınlarda yumurtlama süresi değişkenlik gösterebileceği için  bu konuda gerekirse ovulasyon kitleri kullanılabilir.

Ne kadar sürede gebe kalabilirim?

35 yaşının altında kadınlarda, bir yıllık korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik olmaması durumunda mutlaka bir kadın doğum uzmanına başvurulması gerekir. 35 yaşın üzerindeki kadınlarda bu süre altı aydır. 

Gebelik belirtileri nelerdir?

Adet döngüsü düzenli olan kadınlar için gebeliğin varlığını gösteren en önemli işaret adet gecikmesidir. Ancak bazı kadınların gebelik döneminde de az da olsa kanama yaşadığı görülür. Bu nedenle gebeliği gösteren aşağıdaki işaretler dikkate alınmalı ve gerekli testler yapılmalıdır. Aynı zamanda gebelik belirtilerinin tüm kadınlarda görülmeyebileceği de unutulmalıdır.
 
• Adet gecikmesi,
• Göğüslerde gerginlik hassasiyet, 
• Bulantı, kusma, kokulara hassasiyet, 
• Yorgunluk ve uyku hali,
• Duygu durum değişiklikleri,
• Adet öncesi döneme benzer kasık ağrısı,
• Karın şişliği.

Bu belirtileri gösteren kadınların gebelik testi yaptırmasında yarar var. İdrarda yapılan gebelik testleri genelde doğru sonuç vermekle birlikte, gebeliğin kesin tanısı kanda yapılan  Beta HCG ölçümü ile konulabilir. 

Gebeliğin evreleri

Gerekli testler sonrasında gebeliği kesinleşen kadın ilk dönemlerde hormonların da verdiği etkiyle kendini karışık bir ruh hali içinde hissedebilir. Her kadının çok farklı ve kendine özel geçireceği bu dönemi sağlıklı geçirmek için bazı konulara dikkat etmek gerekir. Gebelik , dikkat edilmesi gerekenler, sorunlar ve riskler açısından‘’Trimester’’ olarak adlandırılan 3 evrede değerlendirilir. 

1.Trimester (İlk 14 hafta)

Gebeliğin ilk 14 haftasını kapsayan bu dönem gebelik tanısının konulması ve gebelikle ilgili sorunlar ve riskler açısından en önemli dönemdir. Genellikle 8-9. gebelik haftalarında maksimum seviyeye ulaşan ve genelde 12. haftada ortadan kaybolan belirtiler şöyledir:

• Özellikle ilk haftalarda gebelik hormonlarının çok hızlı artmasına bağlı olarak annede, halsizlik, yorgunluk, genel uyku hali, duygu durum değişiklikleri gibi fiziksel ve duygusal belirtiler gözlenir. 
• Vücutta sıvı tutulumuna bağlı ödem, sıcak basmaları, çarpıntı, hava açlığı hissedilebilir.
• Daha çok sabahları olmak üzere bulantı, kokulara hassasiyet, kusma özellikle 6-10. haftalar arasında görülebilir. 
• İlk 10 hafta hormonlar sürekli artar ancak daha sonra belli bir noktada durur. Bu nedenle 10. haftadan sonrasında mide sorunları azalır. Bu dönemde mide bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına bağlı olarak, karın şişliği ve gaz sorunları gibi sindirim problemleri yaşanabilir.
• Göğüslerdeki hassasiyetin de arttığı bu dönemde göğüslerden süt gelmesi gözlenebilir. Bu nedenle yumuşak kumaşlı balensiz sütyen tercih edilmesi anneye rahatlık sağlayacaktır.
• Gebeliğin başlangıcından itibaren rahim büyümeye başlayacağı için kasık bölgesinde adet öncesi döneme benzer ağrı gözlenebilir. Özellikle sağ tarafta daha belirgin olabilen bu ağrılar normaldir, yaşandığında paniğe kapılmamak gerekir.  
• Rahim ve mesanenin anatomik olarak yakın komşuluğundan dolayı sık sık idrara çıkma ihtiyacı duyulabilir. 
• Gebeliğin 5. haftasında hafif lekelenme tarzı kanamalar olabilmekle beraber ilk trimesterde kanamalar hiçbir zaman normal kabul edilmemeli ve böyle bir durumla karşılaşıldığında mutlaka doktorunuzla iletişime geçmeniz önemlidir. Vajinal kanamalar düşük tehdidi olarak değerlendirilmeli ve gebelik kontrol edildikten sonra gerekli tedaviler yapılmalıdır.  

1.Trimesterde nelere dikkat edilmeli?

İlk trimester embriyogenez yani tüm organ taslaklarının oluştuğu dönemdir ve özellikle gebeliğin 11. ve 52. günleri arası embriyo dışardan gelen zararlı etkilere  karşı duyarlıdır. Bu nedenle ilk trimester içinde aşağıda işaret edilen noktalara özellikle dikkat edilmesi gerekir. 

• Röntgen, tomografi, sintigrafi gibi radyolojik incelemelere girilmemeli, zorunlu olduğu durumlarda da doktor kontrolünde olmalıdır. Ultrasonografik incelemeler ve magnetik rezonans görüntüleme (MR) yapılmasının gebelik üzerine olumsuz etkileri yoktur.
• Rastgele ilaç kullanılmamalı, ilaç kullanımı gerektiği durumlarda kadın doğum uzmanının uygun bulduğu ilaçlar tercih edilmelidir. İlk trimester boyunca günlük 400 mikrogram folik asit kullanımına devam edilmelidir. 
• Kızamık, suçiçeği gibi döküntülü hastalık geçiren çocuklarla temastan kaçınılmalıdır. Eğer gebelik öncesi bu enfeksiyonlarla ilgili testler yapılmamış ise TORCH-S testleri yapılmalıdır. 
• Alkol, sigara tüketiminden kaçınılmalıdır. 
• Çamaşır suyu, tuz gibi temizlik maddeli ve saç boyası gibi kimyasallarla temas edilmemelidir. Saç boyama gebeliğin 12. haftasından sonraya ertelenmelidir. Makyaj yapılması, nemlendirici kullanımı, oje, ruj, güneş koruyucu kremlerin  kullanımının sakıncası yoktur. 
• Gebelik boyunca hamam, sauna gibi sıcak ortamlarda bulunmamalı, vücut ısısını yükseltecek ağır spor aktivitelerinden özellikle ilk trimesterda kaçınılmalıdır. 
• Çalışmak, tatile, seyahate çıkmanın, uçak veya araba yolculuğu yapmanın, yükseğe uzanmanın, havuza yada denize girmenin bir sakıncası yoktur. 
• İlk trimesterda gebelikle ilgili ve genel sağlıkla ilgili, kan grubu tayini,  TORCH-S, hepatit virüsleri, tiroit fonksiyon testleri, kan şekeri, demir ve vitamin eksiklikleri için gerekli testler gözden geçirilmeli ve sonuçlara göre uygun tedaviler planlanmalıdır. 
• İlk trimesterda mide ve bağırsaklar hassas olduğundan sık sık ve az miktarda beslenilmelidir. Tuzlu krakerler, peynir, beyaz leblebi, meyve, zencefilli gazoz ve sakızlar genelde bulantının bastırılmasında etkilidir. Ancak yoğun kusmalarda mutlaka doktora danışılmalıdır.
• Vajinal kanama durumunda mutlaka doktorunuzla iletişime geçmeniz  gerekir. 

2.Trimester (14-28 . haftalar) 

Gebeliğin ‘’altın periyodu’’ olarak adlandırılan bu dönemde gebeliğe ait birçok sorun ortadan kaybolur ve gebelik öncesi kadar rahat hissedilir. Bebeğin cinsiyetinin de belli olduğu 2. Trimesterda bebek hareketleri de hissedilmeye başlar, karın büyür. Beslenme disiplinine da dikkat edilmesi gereken bu dönemde aşağıdaki önerileri dikkat edilmesi gerekir.

• Demir takviyesi için uygun tedavi başlanmalıdır. 
• Uyurken ya da dinlenirken sol yan pozisyonunda yatış tavsiye edilir.
• Gebeliğin yaklaşık 20. haftasından itibaren göbek büyümeye başladığı için gebeliğe uygun bol kıyafetlerin tercih edilmesi konfor sağlayacaktır. Ayrıca vücudun denge merkezi değiştiği için topuklu ayakkabılar yerine düz tabanlı rahat ayakkabılar tercih edilmeli. 
• Diş etleri gebelik hormonları etkisiyle büyür ve kolay kanar hale gelir. Bu nedenle yumuşak diş fırçaları kullanılmalı.
• Bu dönem içinde saç boyanması veya kesiminin sakıncası yoktur.
• Özellikle 20-28. haftalar arası fetüse yoğun kalsiyum akışı nedeniyle bacaklarda ağrılı kramplar ve parmaklarda ağrılar olabilir. Kramplar sırasında masaj yapılması rahatlatacaktır. Aynı zamanda kalsiyumdan zengin süt ürünleri bolca tüketilmeli gerekliyse doktorunuz kontrolünde kalsiyum takviye edici ilaçlar başlanmalıdır. 
• Bu dönemde spor için mutlaka zaman ayırılmalıdır. Fiziksel performansın artması ve kilo kontrolü için haftada en az iki gün bir saatlik tempolu yürüyüşler, yüzme, gebeliğe özel yoga ve plates gibi spor aktiviteleri son derece önemlidir.
• Bu dönem içinde doktorunuz aksi bir şey söylemediği sürece, seyahate çıkmanın ve cinsel ilişkiye girmenin sakıncası yoktur.
• Gebelik boyunca kilo kontrolünü sağlamak son derece önemlidir.  1. ve 2. trimesterde aylık ortalama 1-1,5 kg alınması normaldir. Son trimesterde aylık ortalama 2 kg alınır. İdeal kilosunda bir kadının gebelik süresince ortalama 11-14 kg kilo alımı normaldir. Fazla veya az kilo alınması gebelik ve doğumla ilgili riskleri arttırabilir.   

3.Trimester (28. hafta ile doğum arası)

Gebeliğin 3. trimesteri ‘’gümüş dönemdir’’. Fetüsün kilo alımına bağlı olarak annenin fiziksel olarak sorunlar yaşayabilir. Özellikle kilo kontrolü sağlayamayıp fazla kilo olan anne adayları fiziksel olarak biraz daha sıkıntı yaşayabilir. Doğuma hazırlık evresi olan ve doğum ile son bulan bu dönemde aşağıdaki konulara dikkat etmek gerekir. 

• 32-36. haftalar arası iki haftalık aralıklarla kontrole gidilmeli.
• Bu dönemde bebek hareketleri dikkatli takip edilmeli, azalma hissedilirse hemen doktora başvurulmalı. 
• Bebeğin iyilik halinin değerlendirilmesi için 34-36. haftalardan itibaren NST (non stress test) yapılmalı. 
• Bu dönemde Brakston- Hicks kontraksiyonları olarak tanımlanan rahim kasılmalarına bağlı önemsiz yalancı doğum sancıları yaşanabilir. Ancak bu kasılmalar 10-15 dakika aralıkla geliyor yaklaşık iki sürerse doktorunuzun bilgilendirilmesi ve ihtiyaç duyulursa da hastaneye başvurulmalı.
• Bu dönemde ayaklarda ödem (şişme) olması normaldir. Ödemi azaltmak için sık sık hareket edilmeli, uzun süreli oturarak çalışılması gerekiyorsa da belirli aralıklarla küçük yürüyüşler yapılmalı ve rahat ayakkabılar tercih edilmeli. Ancak eller ve yüzde ödem gelişmesi durumunda doktora başvurulmalı.
• Bu dönemde tansiyon değerleri de önem kazanır. En az haftada bir kez tansiyon ölçümü yapılmalı ve 140/90 mmhg ve üzeri değerlerde acilen doktorunuzla iletişime geçilmeli.
• Beslenme aynı 2. trimesterdeki gibi disiplinli olmalı ve spor aktivitelerine devam edilmelidir. 
• Yeşil renkli vajinal akıntı, kaşıntı veya koku olması durumunda, genital bölgede siğil veya benzeri lezyonlar görüldüğünde mutlaka doktora bilgi verilmelidir. Enfeksiyon tedavisinin yapılması vajinal doğum için önemlidir. 
• Normal doğum süresi 37- 40 haftalar arasında olduğu için 37. haftadan itibaren doğum çantasının hazırda bulundurulmasında yarar var. 
• 37. haftadan sonra sümüksü kanlı bir akıntı olabilir ki ‘’nişan’’ olarak tanımlanan bu akıntı ilerleyen günlerde doğum eyleminin başlayacağının habercisidir. 
• Bebek hareketlerinde azalma, su gelmesi, vajinal kanama veya düzenli kasılmalar durumunda hastaneye başvurulmalı.

Gebelikte tarama testleri 

İkili tarama testi: Gebeliğin 11-14. haftaları arasında yapılan bu test gebeliğin ilk bölümünün en önemli testidir. Bebekte, Down Sendromu ve kromozomal anomalilerin belirlenmesi amacıyla yapılır. Ultrasonografi ile bebeğin ense kalınlığı ve baş popo mesafesine bakılır. Anneden alınan kanda da  PAPP- A ve Free Beta-HCG parametrelerine bakılır. Test yüzde 80 güvenilirdir. 

Dörtlü tarama testi: Gebeliğin 16-20. haftaları arasında anne adayına yapılan kan testidir.  Başta Down Sendromu olmak üzere kromozom anomalileri ve genetik problem açısından riskler belirlenir. Anne kanında HCG, MSAFP, E3 ve inhibin hormonlarına bakılır. Aynı zamanda ultrasonografi ile fetal ölçümler yapılır. Testin güvenirliği % 60-70 civarındadır
     
Cell free fetal DNA- Non ınvaziv prenatal test: Anne kanında fetal DNA bulunması ve çoğaltılması ile fetusda down sendromu basta olmak uzere birçok kromozomal anomaliyi tespit için yapılan testtir. Fetus için hiçbir risk oluşturmaz Down  sendromu için yüzde 99,9 gibi yüksek bir saptama hassasiyetine sahip olup diğer pek çok kromozomal bozukluk tespit edilebilir gebeliğin 10. haftasından itibaren yapılabilir.

İleri düzey ultrasonografi: 20-22. haftalar arasında yapılan ileri düzey ultrasonografi ile fetal anomali taraması ve kromozomal anomali için riskler değerlendirilir. Ultrasonografi ile yapılır gerekirse fetal ekokardiografi ile fetal kalp değerlendirilmesi yapılır.

Oral glukoz tolerans testi: Tüm gebelere yapılması gereken bu testle gebeliğe bağlı diyabet varlığı araştırılır. 24-28. haftalar arasında yapılan bu test anne ya da bebek için herhangi bir risk teşkil etmez.

Doğum

Doğum şeklinin belirlenmesi

Doğum 37-42. haftalar arasında beklenir, gebeliklerin yüzde 90’nında 40. haftaya kadar doğum gerçekleşir. Doğum şeklinin belirlenmesinde, 3 faktör vardır (3P); doğum kanalı (Pelvis), fetüs (Passanger) ve rahim kasılmaları (Power). Bu üç faktör arasında uyum varsa vajinal doğum kesinlikle ilk tercih olmalı. Pelvise ait sorunlar, fetüs ait faktörler, rahime bağlı sorunların varlığında, ayrıca genital bölgede aktif herpes enfeksiyonu, aktif kondilom varlığı ve annenin

HIV taşıyıcısı olduğu durumlarda ise sezaryen doğum tercih edilmelidir. 

Vajinal doğum: En az 2 saattir devam eden 10 dakika aralıklarla gelen düzenli ağrılı kasılmaların olması, su gelmesi veya kanama durumlarında hastaneye başvurulmalıdır.

Sezaryen doğum: Uygun vakalar yapıldığında anne ve bebek için hayat kurtarıcı bir cerrahi müdahaledir. Ancak sezaryen ihtiyacı yoksa ilk tercih vajinal doğum olmalıdır. Genel anestezi veya epidural anestezi  ile yapılır.
 
Epidural-Spinal anestezi nedir? 

Gerek sezaryende gerekse vajinal doğum sırasında uygulanan bu yöntem bel bölgesinden uygun aralıktan girilerek karın bölgesi ve alt seviyelerinin duyu lifleri bloke edilerek ağrı algısının ortadan kaldırılması amaçlanır. Sezaryen esnasında bilinç acık ve uyanık olup bebeğin doğumunu ilk anlarını görebilirsiniz. Sezaryen sonrası bel bölgesinde yerleştirilen kateterden ağrı kesici yapılmaya devam edilir ve rahat ağrısız bir ameliyat sonrası dönem geçirilir. Vajinal doğumun aktif fazında ağrıların azaltılmasında da son derece faydalıdır. 

Gebelikte beslenme

Gebelik asla sınırsız yemek değildir, kaliteli ve dengeli beslenme hem rahat bir gebelik süreci hem de sağlıklı bir doğum sağlar. Gebelikte 3. aydan itibaren bu beslenme disiplinine uyulması annenin sağlıklı bir gebelik geçirmesi ve sağlıklı bebek gelişimi acısından son derece önemlidir. Gebeliğe başlangıç kilosuna göre değişmekle beraber, tüm gebelikte ortalama 11-14 kg kilo alımı gerçekleşmesi ideal kabul edilir. Gebeliğin ilk 6 ayında ayda bir kilogram, 6. aydan itibaren ayda iki kilogram alınması dengelidir.  Gebelik boyunca beslenme açısından aşağıdaki noktalara dikkat etmekte yarar var. 

İlk üç ay az miktarlarda ama sık beslenin: İlk üç ayda, anne sık aralıkla az miktarlarda beslenmelidir. Yağsız, kokusuz, baharatsız ve tuzlu yiyecekler ile kraker, beyaz leblebi gibi atıştırmalıklar bulantının bastırılmasında faydalı olacaktır.  Bu dönemde anne adayı, istediği her şeyi yiyebilir ancak istemediği gıdayı yemek için gereksiz bir çaba içinde olmamalı. Sağlıklı bir genetik yapıya sahip bebek, bu dönemde annenin beslenmesinden olumsuz olarak etkilenmez. Bu dönemde balık, yumurta, süt- süt ürünleri ve et ürünleri tüketilebilir. Raf ömrü uzun olan, katkı maddesi içeren gıdalar (sosis, salam, hazır meyve suyu vs.) tüketiminden kaçınılmalıdır. 

3. aydan sonraki beslenmede dikkatli olun: Gebeliğin 3. ayından sonra hormonların daha sabit seyretmesi nedeniyle, anne hem fiziksel hem de psikolojik açıdan rahatlamış olacaktır. 3. aydan doğuma kadar ki süreçte beslenme, anne ve bebek açısından, çok önemlidir ve ilk 3 ayın tersine çok sıkı bir disiplin gerektirir.

Gebeliğin bu periyodunda, günlük 1600 kcal olan enerji tüketimi 2200 kcal düzeylerine çıkar. Bu nedenle, beslenme düzeninin  3 ana öğün yanında mutlaka 3 ara öğün şeklinde düzenlenmesi gerekir. 

Süt ve süt ürünleri tüketin: Günlük diyette mutlaka süt ve süt ürünlerinden, günde en az 1 bardak süt, bir kâse yoğurt, peynir olmalı ve her gün düzenli olarak tüketilmelidir. Süt ve ürünleri, protein ve kalsiyum kaynağı olduğu için bolca tüketilmelidir. 

Haftada en az iki öğün kırmızı et tüketin : Özellikle et ve et ürünlerinin iyi pişmiş olmasına dikkat edilmeli, raf ömrü uzun olan katkı maddeleri içeren gıdaların tüketilmemesine özen gösterilmelidir.
 
Haftada en az 3 gün yumurta tüketin : Yumurta çok kaliteli protein içerir ve hatta mümkünse daha sık tüketilmelidir.
 
Haftada bir öğün balığı sofranızdan eksik etmeyin: Midye, istiridye, kılıçbalığı, köpek balığı ve kral uskumru türü balıklar yüksek düzeyde cıva içerebileceğinden, bu balıkların tüketimi sakıncalıdır. Levrek, çipura, somon gibi büyük balıklar tüketilmelidir. Bununla beraber dikkat edilmesi gereken diğer bir husus da haftada 350 gramdan fazla balık tüketilmemesi ve suşi gibi çiğ balık içeren Uzakdoğu yemeklerinden uzak durulmasıdır.
 
Akşam yemeklerinde Akdeniz mutfağını tercih edin : Akşam yemeklerinde herhangi bir hastalık ya da gebeliğe bağlı diyabet yoksa meyveler ve yeşil sebzeler bolca tüketilmelidir. Zeytinyağlı yeşil salata tüketimi vitamin kaynağı olmasının yanında bağırsaklar acısından da sağlıklıdır.
 
Ceviz, badem, kuru inciri sofranızdan eksik etmeyin: Omega yağ asitlerinden zengin olan, ceviz, badem ve lif kaynağı olan kuru incir, kuru kayısı gibi gıdaların tüketimi  önemlidir. Ancak miktarına dikkat etmek gerekir. Kilo kontrolü açısından tatlı, pasta, hamur işi, çikolata gibi gıdalardan uzak durmakta yarar var. 

Günde 3 litre sıvı tüketmeye önem verin: Gebelik boyunca ve sonrasında günde iki litre su içilmelidir. Ayrıca soda ve maden suyu yoğun mineral içerir ve tüketilmesi faydalı içecekler arasındadır. Asitli ve gazlı içecekler midede rahatsızlık yaratabileceği için sık olarak tüketilmemelidir ancak haftada 1-2 kez tüketilebilir. Günde 3-4 bardak açık çay, 1 fincan kahve (tercihen filtre kahve) tüketilmesinde sakınca yoktur.

Gebeliğin 3. ayından itibaren, dengeli ve disiplinli beslenmeye mutlaka düzenli egzersiz programı eklenmelidir. Haftada en az 2 gün birer saat yürüme, yüzme, gebeliğe özel yoga, pilates yapılabilir. Ancak tehlikeli sporlar, ağırlık içeren egzersizler, bisiklet, paten gibi aktivitelerden kaçınılmalı.

Gebelikte sık rastlanan sorunlar ve çözümleri
 
1- Kramplarla nasıl mücadele edilmeli?

Gebeliğin özellikle 24-28 haftalarında, bebeğin kemiklerinin için ciddi oranda kalsiyum geçişi olduğu için bu dönemde bacaklar ve ellerde ağrılı kramplar olabilir. Kramplar sırasında masaj yapılması faydalı olacaktır. Gebeliğin başından itibaren kalsiyumdan zengin olan süt ve süt ürünlerinin (özellikle yoğurt, peynir, ayran, kefir gibi) bol miktarda tüketilmesi önemlidir. Gebeliğin 20. haftasından sonra yoğurt tüketiminin arttırılması krampların oluşmasını engeller. Süt ve süt ürünleri tüketimine rağmen kramplar varsa, kalsiyum veya magnezyum kullanılması krampları önlemede etkili olabilir. Gebelikte orta parmaklarda hissizlik, ağrı olabilir. Genellikle ele masaj yapılması ve el bileğinin dinlendirilmesi faydalı olsa da gebelik sonrasında genelde tedavi gerekmeksizin düzelecektir.

2- Mide bulantılarına karşı ne yapılmalı?

Gebeliğin ilk üç ayında artan hormonların etkisi ile özellikle sabah olmak üzere mide bulantısı ve kusmalar olabilir. Genellikle 12. gebelik haftasından itibaren bulantı ve kusma hızla azalır ve 16. haftada bulantı sorunu kalmaz. Özellikle ilk üç ayda, yağsız, kokusuz, baharatsız, katı gıdaların tüketilmesi bulantıyı azaltmakta etkili olacaktır. Sık aralıkla ve az miktarlarda beslenilmeli  Kusmak rahatlatma yaşatmayacağı için bulantı sırasında, kusmak için kendinizi zorlamayın. Bulantı sırasında tuzlu katı gıdalar  açık alanda derin nefes almak rahatlatıcı olabilir. Tüm önlemlere rağmen bulantı-kusma devam ediyorsa doktor kontrolünde bazı ilaçlar kullanılması, bu süreci atlatmaya yardımcı olacaktır.

3- Gebelik şekeri (gestasyonel diyabet)  için ne yapılmalı?

20. haftadan sonra artan hormonlar etkisiyle gebelikte kan şekeri sorunları olabilir. Gebeliğe yüksek kiloyla başlamak ve gebelik sürecinde de aşırı kilo almak riski arttırır. Tarama amacıyla tüm gebelere 24 ile 28. gebelik haftaları arasında şeker yükleme testi yapılmalıdır. Gestasyonel diyabet tanısı alınırsa da öncelikle uygun diyet programı ile kan şekeri düzenlenir, eğer diyet ile yeterli kan şekeri düzenlenmesi sağlanamaz ise insülin başlanması gerekebilir. Gebelik sonrası genellikle kan şekeri normal seviyelere döner.
 
4- Gebelikteki tansiyon yüksekliğinin önemi nedir? 

Gebeliğin ilk üç ayında, hormonların etkisi ile kan damarları genişlediğinden dolayı, kan basıncı yani tansiyon daha düşük seviyelerdedir. Ancak 24-28. haftalardan itibaren kan basıncı yükselir. Kan basıncı yüksekliği ve idrarda protein atılımın artması ile gebelik toksemisi gelişebilir. Bu durum anne ve bebeği tehdit eden önemli bir sorundun ve yakın takibi gerekir.
 
5- Reflü- gastrit- kabızlık gibi sindirim problemlerine karşı ne yapılmalı?

Gebelikte mide ve barsak hareketleri yavaşlar ve mide ile yemek borusu arasındaki kapakçığın gevşemesi nedeniyle reflüye eğilim artar. Reflüyü önlemek için, yemekten hemen sonra yatar pozisyona geçilmemeli, yatarken yüksek yastık kullanılmalı. Gebelikte mide asidinde azalma nedeniyle gastrit şikayetleri azalır. Bağırsak hareketlerinin yavaşlaması nedeniyle tüm gebelik boyunca kabızlık sorunu artabilir. Gebelikte kullanılan demir ve vitamin ilaçları kabızlık sorununu arttırabilir. Kabızlığı önlemek için, bol sıvı alınmalı, posalı ve lifli gıda tüketilmeli, meyve tüketilmeli, günde birkaç adet kuru kayısı bu sorunun önlenmesine yardımcı olabilir.

6- Tarama testleri yaptırılmalı mı?

Gebelik tanısıyla birlikte, anne ve bebek için riskleri ortaya koymak için; tiroid fonksiyon testleri, kan sayımı, idrar analizi, hepatit, demir- B12 vitamini seviyeleri ve bebekte anomalilere yol açabilecek enfeksiyonlar için tarama yapılmalıdır. Gebeliğin 11-14 haftaları arasında Down Sendromu tarama testi olan ‘İkili test’, bebeğin ense kalınlığı ve burun kemiği incelemeleri yapılmalıdır. 16-18. haftalarda yine Down Sendromu tarama testi olan ‘dörtlü test’, 18-22. haftalar arasında ‘ikinci düzey detaylı ultrasonografik tarama’ yapılmalıdır. 24-28. gebelik haftaları arasında ise, şeker yükleme testi tüm gebelere uygulanmalıdır.

7- Gebelik sürecinde egzersiz yapılabilir mi?

Gebeliğin ilk üç ayından sonra, tıbbi açıdan bir sakınca yoksa gebelerin egzersiz yapmaları ve bu konuda cesaretlendirilmeleri gerekir. Aerobik egzersizler ve kardio egzersizleri yapılabilir. Haftada  2-3 gün, 45-60 dakika yürüme, yüzme, gebeliğe özel yoga veya pilates tercih edilebilecek yöntemlerdir. Kilo kontrolü ve rahat bir gebelik açısından doğuma birkaç hafta kalana dek egzersizler sürdürülmelidir. 

8- Kanama durumunda ne yapılmalı?

Gebelik süresince, vajinal kanama hiçbir zaman normal olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle gebeliğin ilk günlerinde, embriyonun yerleşmesi esnasında lekelenme tarzı kanamalar soruna neden olmaz ancak kanama durumunda mutlaka ultrasonografi ile kontrol edilmelidir. Gebeliğin son 3 aylık dönemindeki plasenta kaynaklı kanamalar son derece önemlidir ve anne ile bebeğin hayatını riske atmamak için mutlaka doktorunuza bilgi vermek gerekir.

9- Gebelikte cinsel ilişki doğru mudur?

Tıbbi olarak yasaklanmadığı sürece son gebeliğin son üç haftasına kadar cinsel ilişkiye girmekte sakınca yoktur.

10- Karın çatlaklarından kurtulmak mümkün mü?

Gebelik ilerledikçe ciltte artan gerilim sonucunda karın, bacaklar ve göğüslerde çatlaklar oluşabilir. Çatlak oluşumunu önlemek için, gebelikte kilo alımına dikkat edilmeli, dengeli ve özellikle C vitamininden zengin diyet ile beslenilmeli ve 20. gebelik haftasından sonra cildi nemlendirmek için gebeliğe özel kremler, zeytinyağı, badem yağı, kakao yağı yada susam yağı her gün cilt üzerine uygulanmalı.
 
11- Ultrason bebeğe zarar verir mi?

Gebelikte 2 boyutlu (siyah beyaz) ultrasonografi, 3 ve 4 boyutlu ultrasonografi uygulanmasının bebek ve anne açısından herhangi bir sakınca yoktur, güvenle yapılabilir.

12- Hangi sıklıkta muayene olunmalı?

Gebelikte 32. haftaya kadar dört haftada bir, 32-36. haftalar arası iki haftada bir, 36. haftadan doğuma kadar haftada bir muayene olunmalı.

13- Bebeğin hareketleri nasıl takip edilmeli?

Bebek hareketleri ilk olarak 18-20 haftada hissedilmeye başlanır. Daha önce doğum yapmış olan kadınlar 16. haftadan itibaren hareketleri hissedebilir. Bebek hareketleri, bebeğin iyilik halini gösteren en önemli parametrelerden biridir. Herhangi bir sorun olduğunda bebek hareketlerinde azalma olacaktır. 20. haftadan sonra bebek hareketlerinde azalma hissedilirse hemen doktora başvurulmalıdır.

14- Gebelik boyunca ortalama kaç kilo alınmalı?

Tüm gebelikte 11-14 kg alması normaldir. Gebeliğin ilk altı ayında, ayda 1 kg, sonraki üç ayda ise ayda 2 kg alınması normal kabul edilebilir. Aşırı kilo alımı diyabet, hipertansiyon ve normal doğumun engellenmesi gibi sorunlara yol açabilirken yetersiz kilo alımı düşük doğum ağırlıklı bebek ya da erken doğuma sebep olabilir.

15- Gebelikte eşin rolü nedir?

Gebelik, anne adayında fiziksel değişimlerin yanı sıra psikolojik olarak da bir takım değişiklere yola açabilir. Hüzün, endişe, alınganlık gibi duygu durum değişiklikleri yaşayan anne adayına karşı baba adaylarının da  her zaman anlayışlı ve destekleyici olmalıdır. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında koku hassasiyeti nedeniyle mutfak ve yemek işlerini ele almalıdır. Gebelik sürecinde, gebelik ile ilgili aktiviteler ve muayenelere katılmalıdır. Doğum, gebelik ve bebek bakımı ile ilgili kurslara katılarak veya ilgili kitapları okuyarak bu  sürece her aşamada aktif olarak katılmalıdır.

Doğum sonrası dönemini rahat geçirmenizi sağlayacak öneriler

Doğum sonrası dönemde anne adaylarının duygusal iniş çıkışlar yaşaması ve kendilerini zaman zaman yorgun, çaresiz ve endişeli hissetmeleri doğaldır. Böyle anlarda kişinin yakın çevresinden destek görmesi onun bu duygusal tepkilerle baş etmesini kolaylaştıracaktır. 

Duygularınızı gizlemeyin. Bu süreçte mutluluk kadar bazen kaygı, mutsuzluk ve öfke duygularını da yaşayabileceğinizi unutmayın ve duygularınızı gizlemeyin. ‘Mükemmel anne’ olmaya çalışmayın. “Yeteri kadar iyi anne” olmanız yeterli. Kendinize de zaman ayırmaya çalışın. Kendinizi arkadaş çevrenizden ve yapmaktan keyif aldığınız aktivitelerden uzak tutmayın. Mümkün olduğunca bebek uyuduğunda siz de uyuyun ya da dinlenin. Anneliğe ilk adımlarınızı attığınız bu dönemde, siz bebeğinizi, bebeğinizin de sizi tanımaya çalışmakta olduğunu ve birbirinize alışma döneminde olduğunuzu kendinize hatırlatın.

Doğum sonrası görülebilen psikolojik sorunlar

Annelik hüznü (lohusa sendromu) Annelik hüznü doğum sonrası ilk birkaç gün içinde başlayan, 7-10 gün içinde kendiliğinden düzelen; bunaltı, sıkıntı, sinirlilik, ağlama ve unutkanlıkla kendini gösteren bir süreçtir. Bu durumun ilk 1-3 ay arasında zamanla azalması beklenir, sürecin uzaması durumunda profesyonel yardım alınması oldukça önemlidir.

Doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon) Doğum sonrası depresyonun gelişmesinde fiziksel, duygusal ve sosyal değişimlerin rol oynadığı düşünülür.  Doğumun kadın vücudu üzerinde yarattığı etkiye ek olarak düzensiz ve yetersiz uyku ve fiziksel yorgunluk da depresyonun oluşmasında etkili olabilir. Duygusal etkenlere bakıldığında; doğum yapan kadınların tümünde benzer hormonal değişikliklerinin olmasına rağmen, psikolojik rahatsızlıkların kadınların ancak bir kısmında geliştiği görülür. Bu nedenle doğum sonrasında ortaya çıkabilen psikolojik rahatsızlıklardan korunmak için, öncelikle eş ve aile desteğinin, sosyal destek sistemlerinin ve kişilerarası ilişkilerin oldukça önemli olduğu unutulmamalı.

Gebelik depresyonun tedavisi

Anne adayı gebelikte maruz kaldığı depresyon ile mücadele edebilmek için  destek almalı. Gebelik döneminde eş desteği de çok önemlidir. Eğer gebelik döneminde eş desteği eksik olursa ve çevresiyle iyi bir iletişim sağlayamazsa depresyon olasılığı daha fazla artar. Eş ve çevrenin desteği, anne adayının stresini, kaygı ve korkularını azaltacak, annelik rolüne adapte olmayı kolaylaştıracaktır. Sorunlardan uzak ve güvenli bir gebelik geçirmek için anne adaylarının mutlaka bir uzmana başvurması gerekir.