Uyku apnesi

Çoğu zaman horlamayı bir şikayet olarak görmez; gün içi yorgunluklarımıza, işimizin yoğunluğuna bağlar ve bu durumu doktora gitme nedeni olarak düşünmeyiz. Her gece düzenli horluyorsanız ve gün içinde kendinizi uykulu ve yorgun hissediyorsanız, sizde “uyku apnesi” olabilir. Uyku apne durumu toplumda astım ve şeker hastalığı kadar sık görülen bir hastalık olmasına rağmen tanısı konulmadığı için gizli kalmıştır. Doktorlar da bu konuda deneyimsiz olduklarından hastalarını yönlendiremezler. Ne yazık ki uyku apne hastalığı, son 20 sene içinde tanımlanıp geliştiğinden doktorlar arasında da yeterli derecede bilinmemektedir.

Uyku apne sendromu, uykuda solunum yollarının açık tutulamaması sonucu gelişen bir hastalıktır.  Uyku apne sendromu olan hastalarda uykudayken sağlıklı insanlara göre solunum kaslarındaki oluşan gevşeme daha belirgin hale gelir ve solunum yolları yeterince açık tutulamaz. Bunun sonucunda; soluk alıp vermek güçleşir, kandaki oksijen seviyesinin düşmesi sonucu dokulara oksijen alımı yetersiz kalır, oksijen yetersizliği hastanın uyanmasına neden olur ve bu seviye ancak hasta uyandıktan sonra normale döner. Kan oksijen düzeylerindeki iniş-çıkışlar hastalığın karakteristik özelliğidir.

Uyku apnesinde ortaya çıkan bu süreç sonunda vücutta bazı zararlı maddeler salınarak damar duvarında hasara neden olarak birçok hastalığın (hipertansiyon, kalp krizi, diyabet, hiperlipidemi, obezite) oluşmasında rol oynayabilmektedir.

Uyku apne sendromlu hastaların çoğu geceleri şiddetli horlar. Hastalar kendileri fark etmeseler bile eşleri tarafından nefes almada zorlanma, zaman zaman nefeslerinin durması ve sonrasında şiddetli horlama ile tekrar nefes alma yakınmalarının olduğu ifade edilir. Bu solunum olayları gece içinde defalarca tekrarlar ancak hastalar bu durumun farkında olmaz. Soluk alıp vermede yaşanan bu zorluklar hastaların boyun, baş ve enselerinde terleme olmasına ve sıklıkla gece tuvalete kalkmalarına neden olur. Gece tuvalete kalma sıklığı hastalığın şiddetinin belirlenmesinde yardımcı faktörlerden biridir.

Kötü ve kalitesiz bir gece uykusunun ardından hastalar sabah dinlendirici olmayan bir uykudan uyanırlar ve genellikle baş ağrısı, reflü yakınmaları olur. Konsantrasyonları azalan, dikkati bozulan hastaların iş performansları ciddi olarak düşer. Gün içinde otururken, yemek sonrasında, toplantıda, gazete okurken uyuklamaya başlarlar. Şiddetli uyku apnesi sorunu olan kişilerin çeşitli aktiviteler sırasında; örneğin arabada trafik ışığında beklerken, direksiyon başındayken veya bir makineyi kullanırken bile uyuklayabilmeleri söz konusudur.

Uyku apne sendromu, hipertansiyon, diyabet, hiperlipidemi ve obeziteye zemin hazırlar, kalp krizi ve inme gibi hastalıklar için bağımsız risk faktörü olan uyku apne sendromu mutlaka tedavi edilmelidir.
En önemli risk faktörü obezitedir. Vücut kitle indeksi, boyun çevresi artışı ile uyku apne sendromu riski artar.  Burun boğaz çene yapısındaki bozukluklar, bazı endokrin bozukluklar (hipotiroidi, akromegali…) ve genetik yatkınlık diğer risk faktörleri arasındadır.

Son yapılan araştırmalar, horlama ve uyku apnesinin çok önemli bir çok hastalıkla ilişkili olduğunu göstermiştir Uyku apnesi tedavi edilmezse aşağıdaki sorunlara yol açabilir:

  • Düzensiz kalp atışları
  • Kalp büyümesi
  • Kalp krizi riskinin artması
  • Yüksek tansiyon
  • İnme
  • Aşırı yorgunluk ve gündüz uyku hali
  • Trafik kazaları(direksiyonda uyku gelmesi)
  • Cinsel arzuların azalması (iktidarsızlık)
  • Kontrol edilemeyen şişmanlama
  • Uykuda terleme, sık çişe kalkma
  • Aşırı sinirlilik, depresyon,canlılığın kaybolması
  • Uykuda ölüm
  • Hekim tarafından değerlendirilen hastanın öyküsü alınır, hava yolu değerlendirmesi yapılır ve metabolik risk faktörleri saptanır. Uyku laboratuvarında hasta bir gece yatırılarak tetkik edilir. 
  • Gün içinde uyku hali, dinlendirici olmayan uyku, uykusuzluk ve aşırı yorgunluk olması
  • Hasta boğulma hissi nefes açlığı ile uyanması (ya da bu bulguların eşi tarafından söylenmesi)
  • Yapılan uyku testi sonucunda gece uykudaki solunum bozukluk skorları patolojik düzeyde olması ile hastalığın tanısı konulmaktadır.

Hesaplanan anormal solunum olaylarının kabul edilebilir değerin üstünde olan hastalara “Uyku Apne Sendromu” tanısı konur.
Evet! Uyku apnesi kesin olarak çok etkili bir şekilde tedavi olur. Dünyada en yaygın kullanılan uyku apne tedavisi “Kesintisiz Pozitif Nazal Basınç” tedavisidir. Uykuda baş ucuna konulan küçük bir cihaz ile burun yoluyla yansıtılan çok hassas pozitif basınç oluşturulur. Bu pozitif basınç, sanki bir hava yastığı yerleştirilmiş gibi hava yollarının ve gırtlağın uykuda sürekli açık kalmasını sağlar ve apne ve horlamaları ortadan kaldırır.

Bu tedavide ilaç kullanılmaz ve cerrahi işlem yapılmaz. Düzelmenin etkileri, tedaviden hemen sonra, ertesi günü görülür. Horlamalar kesilir, uykuluk hali düzelir, kendinizi dinç ve yeniden doğmuş gibi hissedersiniz.

Kilo verme ile bazen hastanın yakınmaları hafiflese de çoğunlukla kesin çözüm değildir. Hastaların metabolizmalarında oluşan bozukluklar sonucunda kilo vermeleri ve verilen kiloyu korumaları zorlaşır. Hava yolunu açmak için geçirilen operasyonlar solunum düzensizliğini bir miktar ortadan kaldırabilse de her zaman fayda sağlayamayabilir. 

Cerrahi tedavi ancak küçük bir grup hastada tavsiye edilir. Özellikle yüz-çene bozukluğu ve anormal boğaz yapısı olan hastalar dikkatte seçilmelidir. Çünkü operasyondan bir süre sonra hastalık tekrarlayabilir. Yapılan cerrahi girişimler sonrasında horlamanın kaybolması hastalığın geçtiği anlamına gelmeyebilir.

Solunum yoluna pozitif basınçla hava verilme tedavisi günümüzde uyku apne sendromunun en etkili ve tavsiye edilen tedavi yöntemleri arasındadır. Bu tedavi, buruna bir maske takılarak, hastanın uykuda sağlayamadığı hava yolu açıklığının belli basınçta hava vererek sağlanmasıdır. Gerekli görülen hastada uygun basıncın bulunabilmesi için basınç ayar gecesi yatışı yapılır. Basınç ayarı yapılıp, solunum bozukluğu düzelen hasta dinlendirici bir uyku uyur. Birçok kişi uykuda maske kullanma konusunda önyargılıdır. Ancak bir gece bile kullandıktan sonra vazgeçemeyeceği cihaz haline gelir.

Uykudaki solunum bozukluklarının giderilmesiyle ilk olarak gece uykusu düzelir. Hastaların gece terlemesi ve tuvalete kalkması ortadan kalkar. Sabah uykusunu almış ve dinlenmiş olarak uyanır. Gün içi uyku hali, dikkat bozukluğu, unutkanlık ve depresif yakınmalar kaybolur. Hastaların kilo vermesi kolaylaşarak tansiyon, şeker ve hiperlipidemi tedavilerinde başarı artar. Daha da önemlisi kalp damar hastalığı ve inme riski düşer. Gün içi uyuklamayan hastanın iş performansı artar, araç kullanımı esnasında gelişebilen ani uyku ataklarına bağlı trafik kazası riski kaybolur. Hastaların ifadesi ile “Kendilerini yeniden doğmuş gibi” hissederler.

Yukarıda anlatılan belirtilerden birkaç tanesi sizde varsa uyku hastalıkları konusunda uzman bir hekime başvurmanızı öneririz.

Beden ve ruh sağlığınızı korumak sizin elinizde…
  • Horladığınızı söylerler mi?                                          
  • Siz horladığınızı fark ediyor musunuz?                   
  • Horlarken nefesinizin durduğunu söylerler mi?     
  • Uykunuzdan nefes açlığı ile uyanır mısınız?          
  • Geceleri terler misiniz?                                            
  • Terlemeniz özellikle ense, baş ve göğsünüzde midir? 
  • Geceleri tuvalete kalkar mısınız? 
  • Geceleri kaç defa tuvalete kalkarsınız? 1-2 defa    2-3 defa    3-4 defa   4 defadan fazla
  • Gece midenizde yanma hissi ile uyanır mısınız? 
  • Sabahlar yorgun mu kalkarsınız? 
  • Sabahları başınızda ağırlık hissi olur mu? 
  • Sabahları baş ağrınız olur mu?   
  • Sabah ağız kuruluğu olur mu? 
  • Gün içinde yorgun olur musunuz? 
  • Gün içinde boş kaldığınızda uykululuk hisseder misiniz? 
  • Öğlen saatlerinde uyuklamalarınız olur mu? 
  • Akşam TV karşısında uyuyakalır mısınız? 
  • Yolculuk sırasında uyuyakalır mısınız? 
  • İş başında uyuyakalır mısınız? 
  • Birisiyle konuşurken uyuyakaldınız mı?
  • Araba kullanırken uykululuk hisseder misiniz? 
  • Uykululuk nedeniyle tatsız olaylarla karşılaştınız mı? 
  • Unutkanlıktan şikâyetçi misiniz? 
  • Dikkatinizde azalma hissediyor musunuz? 
  • Kolay sinirleniyor musunuz? 

Üstteki değerlendirme testinde  EVET yanıtlarınız var ise Uyku Bozuklukları Polikliniği’ne başvurmanız önerilmektedir
Apne: nefessiz kalmak anlamına gelmektedir. Uyku apnesi ise uykuda nefessiz kalmayı tarif eden bir rahatsızlıktır ve uyku bozukluklarının başlıca nedenidir. 

Apne: 10 saniyeden uzun süren nefes durması

Hipopne:  Nefes almadaki bozukluk nedeni ile kanda yeteri miktarda oksijenin olmamasına neden olan durum

Horlama: Uykuda nefes alımı sırasında, havanın  dar alandan geçerken  yumuşak dokularda titreşime neden olmasıyla oluşan ses

Somnolans: Uyuklama durumu 

Apne indeksi (Aİ): Apne sayısının uyku saatine bölünmesi. Bu sayede apne sıklığı hesaplanır.

Apne-hipopne indeksi (AHİ): Apne ve hipopnelerin toplamının uyku saatine bölünmesi.

Basit horlama: Horlama sorunun gözlenmesi ancak apne-hipopne indeksinin (AHİ) 5’in altında olması durumu. (Basit horlama yaşayan kişilerde; uyku apnesinin başlıca belirtisi olan gündüz aşırı uyku hali gözlenmemektedir)

Üst havayolu direnç sendromu: AHİ 5'in altında olmakla birlikte, saat başı 5 kereden fazla uyanılması durumu. Hastalar genellikle bu uyanmaların hepsini fark edemez ve  gündüz uyku halinden şikayetçidirler

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz