Ürtiker (kurdeşen)

Halk arasında kurdeşen olarak bilenen ürtiker alerjik deri döküntüsü olarak tanımlanabilir.
Ürtiker  akut ve kronik olarak ikiye ayrılır. Altı haftaya kadar devam eden ürtikere akut; 6 haftayı geçenlere ise kronik ürtiker adı verilir. Ancak yıllar içinde zaman zaman akut ataklar da ortaya çıkabilmektedir. 

Ürtikerde deri belirtileri, vücudun her yerinde görülebilen kırmızı, sert kabarıklıklardır. Büyüklükleri çok değişkendir, 1-2 mm veya geniş alanları kaplayan plaklar şeklinde olabilir.  Kabarıklıklar çoğunlukla kaşıntılıdır, kaşıntı geceleri artar. Klinik tablo akşamları ve adet döneminde şiddetlenebilir. Nadiren de olsa üzerlerinde su toplamaları görülebilir. Lezyonlar genellikle hiç iz bırakmadan 24 saat içinde kaybolur.
Dudaklar ve göz kapaklarında şiddetli şişlikler ortaya çıkabilir. 
Ürtikere kusma, halsizlik, baş ağrısı, karın ağrısı, ishal, eklem ağrısı (artralji), baş dönmesi, bayılma (senkop) gibi tüm vücudu etkileyen belirtiler de gözlenebilmektedir.

Akut ürtikerlerin % 50'sinde neden bulunamayabilir. İlaçlar, gıdalar, gıda katkı maddeleri, implantlar, kontakt alerjenler (temas yolu ile alınan)ve inhalan alerjenler (solunum yolu ile alınan)  sorumlu olabilir. Reaksiyon dakikalar içinde gelişir. 
• İlaçlara karşı ortaya  çıkan akut ürtikerde genellikle belirtiler ilaç alındıktan sonra 36 saat içinde görülür. En sık rastlanan ilaç antibiyotiklerdir (özellikle penisilin, sefalosporin, tetrasiklin, ve sulfonamidler) Bununla birlikte asetil salisilik asit, non-steroid antiinflamatuar ilaçlar, radiokontrast maddeler, plazma genişleticiler, lokal ve sistemik anestezikler de akut ürtikere neden olabilmektedir. İlaçla önceden karşılaşma, ailevi yatkınlık, aralıklı ve birden fazla ilaç ile tedavi akut ürtiker riskini arttıran faktörler arasındadır.
• Gıdalara karşı gelişen akut ürtiker sıktır ve çoğu bildirilmemektedir. Gıda alerjilerinde besin maddesi tek başına sorumlu olabilir veya ilave edilen baharatlar katkıda bulunabilirler. Balık, et, süt, peynir, yumurta, fıstık,domates,  patates, baklagiller, kereviz, maydanoz, havuç, baharatlar, pirinç, çilek, muz, elma portakal, ananas, avokado alerjen olabilmektedir. Genellikle dakikalar içinde ürtiker tablosu gelişir, ancak besin sindirildikten sonra da ürtiker lezyonlarının ortaya çıktığı durumlar vardır. Nadiren de alındıktan hemen sonra egzersiz yapıldığında ürtikere neden olan gıdalar vardır. Bunlar; buğday, fındık ve kabuklu deniz hayvanları olarak sıralanabilir.
• Arı sokmaları, aşılar, kan ürünleri de akut ürtiker için tetikleyiciler arasında sayılır.
• Epstein-Barr, Hepatitis B virüs, streptokokal üst solunum yolu enfeksiyonlarının ardından non-alerjik ürtiker gelişebilir. 

Ürtiker belirtilerinin 6 haftadan fazla devam ettiği durumlara kronik ürtiker adı verilir. Kronik ürtikere neden olan faktör nadiren saptanmakla birlikte, tetikleyici ajanlar araştırılır. 
Kronik ürtikerde potansiyel tetikleyiciler şöyle sıralanabilir:
• İlaçlar; penislinler, salisilatlar ve diğer non steroid antienflamatuarlar 
• Besinler ve besin katkı maddeleri; besinlere bağlı kronik ürtiker ancak %3.5 oranında     saptanmıştır.  Besin katkı maddeleri (tartrazin, azo boyları, sodyum benzoat gibi) ise kronik ürtikerin %10'undan  sorumludur.
• Enfeksiyon ve enfestasyonlar (parazitlerin neden olduğu enfeksiyonlar); viral enfeksiyonlar, diş apseleri, üriner enfeksiyonlar, safra kesesi enfeksiyonları, sinüzit, bağırsak parazitleri, kist hidatik, helikobakter pilori
• İnhalan (solunum ile alınan) alerjenler; çayır otu polenleri, küf sporları, hayvan tüyleri, ev tozu akarları, sigara dumanı, kimyasal alerjenler
• Sistemik hastalıklar; lupus eritematozus, Sjögren sendromu, IgM makroglobulinemi, daha ender olarak da tiroid hastalıkları ve lenfoma
• Menstrüel siklus (adet dönemi)ve gebelik; ürtiker adet dönemi öncesi  dönemde alevlenebilir. Eğer sadece adet sırasında ortaya çıkıyorsa progesteron veya östrojen duyarlılığından şüphe edilmektedir.
• İmplantlar: uyluk kemiğine yerleştirilen metaller, metal diş protezler, diş dolgusunda kullanılan amalgam
• Psikolojik nedenler; depresyon ve anksiyete (kaygı bozuklukları) 

Tüm ürtiker tiplerinde klinik tanı yöntemleri aynıdır. Eğer kırmızı, ödemli döküntüler görülemezse, hasta öyküsü tanıya yardım eder. 
Döküntülerin süresi, sistemik (genel vücudu etkileyen) şikayetlerin varlığı ve olası etyolojik faktörler araştırılır. 
Tam kan sayımı, hemogram, eritrosit sedimantasyon hızı, tiroid fonksiyon testleri, kan biyokimyası, kompleman düzeyleri, serum immunoglobulinleri, serum proteinleri ve elektroforez, otoantikorlar, total IgE ve RAST gibi ürtiker tanısında çeşitli testler uygulanabilmektedir. Ayrıca  deri testleri ve infeksiyon odağı araştırması da yapılabilir. Tedaviye dirençli olgularda ise biyopsi alınması söz konusu olabilmektedir. 
Fiziksel uyarılar, basınç, sıcak, soğuk, su, güneş ışınları olabilir. Hepsinin saptanması için özel testler mevcuttur ancak risk taşıdığından mutlaka tam donanımlı bir hastanede yapılmalıdırlar.

Tedavi aşamasında hastaya önce hastalığı ile ilgili detaylı bilgi verilmelidir. Tedavide ilk sırayı H1 antihistaminikler almaktadır.
Tedavide başarılı olmanın koşulları; hasta ile konuşarak nedene yönelik sorgulama, iyi bir hasta-hekim ilişkisi ve iyi bir izlemdir.

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.