Rahim Kanseri (Endometrial Kanser)

Endometrium kanseri gelişmiş ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanserdir. 

Dünya genelinde kadın üreme sisteminin en çok görülen kanser türü olan rahim kanseri, Türkiye’de de en sık görülen jinekolojik kanserdir. Kadında kanser görülme sıklığında da dördüncü sırada yer almaktadır. 

Rahim hücrelerinin kontrolsüz büyümesi sonucu ortaya çıkan rahim kanserinin diğer organlara metastaz yapma eğilimi ve birçok faktöre bağlı olması önemini ortaya çıkarmaktadır. 

Rahim hücrelerindeki değişimle kendini gösteren rahim kanserlerinin iki ana tipi bulunmaktadır. İlki rahim içi mukozası yani endometriyumdan kaynaklanan kanserler, ikincisi rahim içi kaslarında ortaya çıkan sorkom denilen kanserler. Sarkomlar çok daha nadir olarak görüldüğü için rahim kanserleri dendiğinde, tüm rahim kanserlerinin yüzde 95’inden sorumlu olan endometriyal kanserlerden bahsedilmektedir. 


Endometrium Kanseri Tanısı, pelvik muayene, ultrasonografi, endometrial biyopsi ile konur.  En önemli bulgu anormal vajinal kanamadır.

Fizik muayene: Tanı öncelikle fizik muayene ile başlayacaktır. Rahim kanserinde de diğer kanser türlerinde olduğu gibi bazı belirtiler farklı hastalıklara işaret edebilmektedir. Bu nedenle ayrıntılı tıbbi geçmiş değerlendirilmesi, var olan hastalıklar, adet düzeni gibi birçok faktör bir arada değerlendirilecektir. Aynı zamanda jinekolojik muayene yapılarak rahim, vajina ve yakınındaki dokular kontrol edilmektedir. Jinekolojik sorunu olan kadınlarda vajinanın içine yerleştirilen küçük bir ultrason probu yardımıyla rahim içi ultrasonu çekilir. Bu işlemde, rahim içinde herhangi bir kitle olup olmadığı, endometriyum kalınlığı, rahim kası tabası ve bu bölgelerde herhangi bir kitlenin gelişip gelişmediği araştırılır. 

Biyopsi: Rahim kanseri tanısını kesinleştirmede kullanılan en önemli yöntemlerden biri, rahim içi zarından parça alınıp mikroskop altında incelenmesidir. Patolog tarafından yapılan mikroskobik inceleme sonrasında kanserin hücre tipi ve yapısı da ortaya konabilmektedir. Anestezi gerektirmeyen bu işlem sonrasında hasta kramp sonrasında ağrılar yaşayabilmekte ancak bu durumu ağrı kesicilerle gidermek mümkün olabilmektedir. 
Alınan biyopsi miktarı hekimlere kesin kanser tanısı koyabilmek için yeterli olmadığı durumlarda ise, Dilatasyon ve küretaj (D&C)  işlemi yapılır. Bu işlemde rahim ağzı genişletilerek özel aletlerle rahim içi doku kazınarak örnek alınmaktadır. 

Histeroskopi: Özellikle anormal vajinal kanamalı hastalarda kullanılan bir yöntemdir. Hekime rahim içerisine bakma olanağı veren bu yöntemde, ince bir teleskopla rahim içerisine girilir. Bu sırada rahim içerisini tuzlu suyla doldurarak anormal kanamaya neyin sebep olduğu bulunmaya çalışılır ve eğer gerekirse biyopsi yapılabilmektedir. 
Hastanın durumuna ve tedavi yaklaşımına göre ihtiyaç duyulduğunda bilgisayarlı tomografi (BT), pozitron emisyon tomografi (PET), akciğer grafisi, tam kan sayımı ve Ca 125 kan testi yapılmaktadır. Kanserin mesane ya da rektuma yayılıp yayılmadığı ise sistoskopi ve proktoskopi denilen işlemlerle araştırılır. 


Risk faktörleri kanser olma riskini artırır ve birçok kanser yine bu risk faktörünün varlığı sonucu ortaya çıkar. Ancak rahim kanseri tanısı almış birçok kadında risk faktörlerine rastlanmamaktadır. Dolayısıyla bir ya da birden fazla risk faktörüne sahip olmak rahim kanserine yakalanılacağı anlamına gelmemekle birlikte, bunun tam tersi olarak hiçbir risk faktörü bulunmayan bir kadına da rahim  kanseri tanısı konabilmektedir. Ancak risk faktörlerinin hastalığa yakalanma ihtimalini artıran unsurlar olduğu ve değiştirilebilir faktörlerin değiştirilmesi gerektiği de unutulmamalıdır.
45-70 yaş arası ve menopoz sonrası kadınların rahim kanserine yakalanma ihtimali daha yüksektir. İstatistikler özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa’da yaşayan kadınlarda rahim kanserinin daha sık olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda yüksek gelir grubunda yer alan kadınların da düşük gelir grubunda yer alanlara nazaran rahim kanserine yakalanma eğilimin daha yüksek olduğu görülmektedir. İstatistikler böyle konuşurken, bu sonuçların ortaya çıkmasına neyin sebep olduğu kesin olarak bilinmemektedir. 

Rahim kanserinde, ileri yaş, östrojen içeren ve progesteronla karşılanmamış hormon tedavisi, obezite, hiç doğum yapmamış olmak ya da kısırlık, meme kanseri tedavisi amaçlı tomoksifen kullanımı, polikistik over sendromu, yumurtalık tümörleri öyküsü, daha önce radyasyon tedavisi görmek gibi bazı risk faktörlerinin etkinliği araştırmalarla kesinlik kazanmış durumdadır. Bununla birlikte, aile geçmişi, hareketsiz yaşam, yüksek tansiyon gibi faktörlerle rahim kanseri arasında ilişki gösterilmiş olsa da kesinliğini ortaya koymak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. 

• Obezite: Kilo fazlası ya da obez olan kadınların rahim kanserine yakalanma riskinin normal kilodaki kadınlara oranla 2-4 kat daha yüksek olduğu bilinmektedir. Kilo fazlalığı ve beden kitle indeksi yükseldikçe risk artmaktadır. Vücuttaki fazla yağ dokusu diğer hormonları östrojene çevirmekte ve böylece vücuttaki östrojen seviyesinin yükselmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla östrojen seviyesindeki yükselme rahim kanseri riskini artırmaktadır. Obezitenin bazı tümörlerin büyümesine yardımcı olduğu da bilinmektedir. 

• Adetin erken başlaması: Adet döngüsünün 12 yaşından önce başlaması ve geç menopoza girme kadının yaşamı boyunca daha fazla östrojene maruz kalmasına neden olacağından rahim kanseri riskini artırmaktadır. Erken adet gören ve erken menopoza giren kadınlarla, geç adet gören ve geç menopoza giren kadınlarda risk artışı görülmemektedir. 

• Hormon replasman tedavisi: Sıcak basması, vajinal kuruluk ya da ruh hali değişikleri gibi menopoz semptomlarını gidermeye yönelik kullanılan östrojenin progesteron olmaksızın tek başına kullanılması riski artırmaktadır. Ancak progesteron ve östrojenin kombine kullanılması riski artırmaz. Ayrıca, meme kanseri hastalarında kullanılan tamoksifen tedavisinin beş yıl ve daha fazla sürmesi rahim kanseri riskini artırabilmektedir. 

• Hiç doğum yapmamak: Gebelik sırasında östrojen hormon seviyesi düşer ve progesteron seviyesi yükselir. Bu durum, kadını rahim kanserinden koruyucu etki gösterir. Sonuç olarak hiç gebelik yaşamamış kadınların en az bir gebelik yaşayanlara oranla rahim kanserine yakalanma riski iki kat daha fazladır. 

• Polikistik over sendromu (PCOS): Kadınlarda normal ovulasyon sürecinde ve hormon döngüsünde değişikliklere neden olan metabolik bir sorun olan PCOS rahim kanseri riskini artırmaktadır. Bu sorun aynı zamanda kadının gebe kalmasını da olumsuz yönde etkilemektedir. 

• Daha önce radyasyon tedavisi görmek: Radyasyon tedavisi hücrelerin DNA yapısında bozulmaya neden olabilmektedir. Bu nedenle özellikle pelvis bölgesine farklı nedenlerden dolayı radyasyon almış kişilerin riski yükselmektedir. 

• Diyabet, hipertansiyon hikayesi: Kadınlarda diyabet, hipertansiyon gibi metabolik hastalıkların olması rahim kanseri riskini artırmaktadır. Bu hastalıkların obeziteyle birlikte yaşanması riskin yükselmesine neden olmaktadır. 

• Yumurtalık tümörleri: Özellikle östrojen salgılayan belli bir tür yumurtalık tümörleri östrojen oranının artmasına neden olduğu için rahim kanseri açısından risk oluşturmaktadır. Hatta bazı durumlarda bu tümörlere bağlı ortaya çıkan vajinal kanamalar, rahim kanserinin ilk belirtilerini oluşturabilmektedir. 

• Hayvansal yağdan zengin beslenme ve hareketsizlik: Sebze ve meyveden uzak, yağlı gıdalar ağırlıklı ve kalorisi yüksek beslenmenin birçok kanserde risk oluşturduğu bilinmektedir. Bu tarz beslenme rahim kanserinde risk olan obeziteye neden olabilmektedir. Bazı araştırmacılar ise, yağlı beslenmenin direkt olarak östrojen metabolizması üzerinde olumsuz etki yarattığını düşünmektedir. Aktif bir yaşam ve düzenli fiziksel aktivitenin rahim kanseri riskini düşürdüğü yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Bu doğrultuda daha fazla oturarak çalışmak durumunda kalan ve egzersiz yapmayan kadınlarda risk artmaktadır. 

Yaşam süresi endometrium kanser evresi ile yakın ilişkilidir. Evre I % 90,  Evre II % 80, Evre III %50,  Evre IV %15 yaşam şansı vardır.. 
Endometrium kanseri genelde menapoz sonrası görülürse de %5-10’u menapoz öncesi dönemde tanı alır. Bu hastalarda kanser erken evrede ise ve rahim alınmadan özel tedaviler ile hastaların gebe kalmaları sağlanabilir. 
Rahim kanserini önlemek mümkün olmamakla birlikte alınabilecek önlemlerle riski azaltmak mümkün olabilmektedir. 

Sağlıklı beslenin: Obeziteyi önlemek için sağlıklı beslenme ve egzersiz yapmaya dikkat edilmeli. Zira obez kadınlarda sağlıklı kiloda olanlara nazaran rahim kanseri riskinin arttığı bilinmekte. Kilo sorunu olan kadınların da bir uzman desteği ile sağlıklı kiloya inmesi sağlanmalı. Obezitenin önüne geçerek diyabet, hipertansiyon gibi diğer metabolik hastalıklar açısından da önlem alınmış olacaktır. 

Fiziksel olarak aktif olmaya çalışın: Araştırmalar, egzersiz yapma ile rahim kanseri riskini azaltmak arasında direkt bağlantı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle rahim kanseri riskini azaltmak için mümkün olduğunca hareketli bir yaşam sürmek ve düzenli egzersiz yapmak gerekmektedir. Egzersiz kilo kontrolü, diyabet ve hipertansiyon kontrolü açısından da yarar sağlamaktadır. 

Düzenli sağlık kontrollerini yaptırın: Diyabet, hipertansiyon ve obezite gibi metabolik sorunları olanlar, düzenli sağlık kontrolleriyle hastalıklarını kontrol altında tutmalı. 

Endometrial sorunları olanlar ve yüksek risk grubunda olanlar düzenli hekim kontrolünde olmalı: Hekiminizle konuşup gerekli kontrolleri yaparak risk analizinizi yaptırılmalı. Polikistik over hastalığı olanlar gerekli tedavileri alın. Meme kanseri için hormon tedavisi gören kişilerin düzenli olarak endometriyal biyopsi yaptırmasında yarar görülmektedir. 

Rahim kanserinde, hiçbir şikayeti olmayan ya da belirgin bir risk faktörü olmayan kadınlara yönelik olarak erken tespit amacıyla kullanılacak tarama yöntemi bulunmamaktadır. Ancak bununla birlikte bazı belirtiler kadında endometriyum kanserinin işaretçileridir. Anormal vajinal kanama, akıntı, lekelenme, rahim kanseri olan kadınlardaki en önemli belirtidir. Tanı alan kadınların yaklaşık yüzde 90’ında menopoz sonrası dönemde kanama, menopoz öncesi dönemde hala adet gören kadınlarda adet döngüsündeki düzensizlik gözlenmektedir. Bu belirti kanser olmayan farklı sağlık sorunlarında da ortaya çıkabildiği için, ayırıcı tanı için mutlaka hekime başvurulmalıdır.

Özellikle menopoz sonrasında ortaya çıkacak vajinal kanama ve lekelenmeler mutlaka dikkate alınmalıdır. Bu durumda kanamanın ne zaman olduğu ya da miktarı önemli değildir. Vajinal kanamalar her zaman kan şeklinde olmaz,  olağandışı vajinal akıntı koyu, kötü kokulu olabilmektedir. Bazı durumlarda anormal akıntı da görülebilmektedir. Bu nedenle akıntıda kanın olmaması rahim kanseri olmadığı anlamına gelmemektedir. 

Pelvik bölgesinde ağrı ve bası hissi de rahim kanserinde karşılaşılan diğer belirtiler arasındadır. Özellikle hastalığın daha ileri aşamalarında ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, karnın alt bölgesinde ağrı ve bası hissi, cinsel ilişki sırasında ağrı, kilo kaybı, iştahsızlık rahim kanserinde ortaya çıkabilecek diğer belirtiler arasındadır. 

Rahim kanserinde, cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hormonal tedavi yöntemleri veya bunların kombinasyonları kullanılmaktadır. Kanser tanısı alınmasının ardından tedavi seçenekleri, tümörün tipi, yapısı, yayılım durumu, kanserin evresi, hastanın genel sağlık durumu, yaşı ve çocuk beklentisi gibi kişisel tercihler değerlendirerek belirlenmektedir. 

Cerrahi tedavi: Rahim kanseri tedavisinde ana tedavi yöntemi cerrahidir. Kanserin yayılım alanına göre çıkarılan bölge genişleyebilmektedir. Cerrahi sırasında kanserin evrelemesi de yapılır. Daha az kesi ile gerçekleştirilen laparoskopi ya da robotik cerrahi gibi minimal invaziv cerrahi yöntemleri kullanılabilmektedir. Cerrahi işlem sırasında alınan doku örnekleri ve lenf düğümleri ile birlikte çıkarılarak patolojik incelemeye alınır. 
Rahim kanserinin cerrahi tedavisinde yaygın olarak kullanılan yöntem, rahim ve serviksin (rahim ağzı) tamamın alındığı histerektomidir. İşlem sırasında rahim ve serviksle birlikte çevre dokulardaki lenf düğümleri alınmasına “total histerektomi” denir. 
Kanser rahim ağzı veya rahim ağzındaki bölgeye yayılması durumunda radikal histerektomi yapılmaktadır. İşlem sırasında, rahimin tamamı, çevre dokular ve vajinanın üst bölümü de alınarak kanserden temizlenir. Radikal histerektomi ağırlıklı olarak anestezi altında ve karın bölgesinden küçük bir kesi ile yapılmakla birlikte vajina yoluyla da gerçekleştirilmektedir. 
Rahim kanserinin cerrahi tedavisinde total ya da radikal histerektomi uygulanan hastalarda aynı zamanda yumurtalıklar ve yumurtalık kanalları da çıkarılmaktadır. Bu işleme bilateral salpingoooferektomi denilmektedir. 

Radyoterapi: Kanser hücrelerini öldürmek için güçlü enerji ışınlarının kullanılması esasına dayanan radyoterapi tedavisi rahim kanseri hastalarında da kullanılmaktadır. Bazı durumlarda ameliyat sonrası hastalığın tekrarlama ihtimalinin önüne geçmek için kullanılan radyoterapi, bazı durumlarda cerrahi öncesinde tümörü küçültmek için de kullanılmaktadır. Hastanın ameliyat edilebilecek kadar sağlıklı olmadığı durumlarda da radyoterapiden yararlanılmaktadır. Radyoterapi, vücut dışından cihaz yardımıyla uygulanabileceği gibi (external radyoterapi), radyoaktif maddenin tümör dokusunun hemen yanında yerleştirilmesi (barakiterapi) şeklinde uygulanabilmektedir. 

Kemoterapi: Kanser hücrelerinin kimyasal ilaçlarla öldürülmesinin hedeflendiği kemoterapi tedavisinde tek bir ilaç ya da birden fazla ilaç kombine şekilde kullanılabilmektedir. Rahim kanseri tedavisinde, özellikle gelişmiş ve tekrarlayan kanser hastaları ile kanserin rahim dışına yayıldığı hastalarda kemoterapi başlıca tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Ayrıca bazı hastalarda ameliyat sonrası kemoterapi tedavisi uygulanabilmektedir. 

Hormon tedavisi: İlaçlar hastanın vücudundaki progesteron miktarını artırmak ve östrojen miktarını azaltmak için kullanılmaktadır. Rahim kanseri tedavisinin bazı aşamalarında ameliyattan sonra kullanılmaktadır. Vücuttaki hormon seviyelerini etkileyen ilaçların kullanılmasına dayanan bu tedavi, gelişmiş veya tekrarlayan rahim kanserinin tedavisinde yer almaktadır. 

Rahim kanseri tedavi sonrası takipler özellikle nükslerin erken fark edilmesi açısından çok önemlidir. Nükslerin yaklaşık yüzde 75’i ilk üç yıl içinde yapılan takipler sırasında ortaya çıktığı için bu dönem içinde kontroller 3 ve 6 aylık periyodlar halinde yapılmalıdır. Kontroller arasında, vajina, mesane veya rektum kanaması, karında ve bacaklarda şişlik, karın ve pelvik bölgesinde ağrı, nefes darlığı ya da öksürük gibi belirtiler gözlenirse vakit geçirmeden hekime başvurulmalıdır.

Rutin kontroller sırasında genel ve jinekolojik muayene yapılmakta ve PAP smear testi ile vajinanın üst kısımlarındaki olası kanser hücreleri kontrol edilmektedir. Kontroller sırasında hekim kanserin tekrarladığına dair işaretleri gözlerse, bilgisayarlı tomografi (BT), ultrasonografi, CA125, kan sayımı veya biyopsi ile incelemeler devam etmektedir. 

İleri Tıbbi Uygulama Merkezlerimiz ve Bölümlerimiz

Bizden haberdar olmak
ister misiniz?
florence nightingale hastanesi çağrı merkezi
florence nightingale hastanesi

Copyright 2016 Florence Nightingale. Tüm hakları saklıdır.

Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız.